DOLAR 44,4868 0.08%
EURO 51,0862 0.19%
ALTIN 6.518,491,10
BIST %
BITCOIN 2992121-0,08%
Edirne
11°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

31 Mart 2026 Salı Hudut Gazetesi

31 Mart 2026 Salı Hudut Gazetesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Devamını Oku

Ot yakma yasağı

Ot yakma yasağı
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: aniz-yakma.jpg

Birçok ülkede bahçe atığı ve ot yakımı yasak

Gülseven OKALANER

Anız yangınları ülkemizde tamamen engellenemezken Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde on yılı aşkın bir süreden bu yana bahçe atıkları ve ot yakanlara Mart ayının sonu itibarıyla ağır cezalar uygulanmaya başlıyor. Bu ülkelerde 31 Mart tarihi, bahçe atıkları ve otlarını yakmak için son tarih. Nisan ayından itibaren bu yasağı delenlere ağır para cezaları ve çevre dostu kompost zorunluluğu getiriliyor.

Örneğin Almanya genelinde bahçe atıklarının yakılması; Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi Yasası kapsamında 2015 yılından bu yana yasak. Bazı bölgelerde yerel yönetimlerin tanıdığı geçici istisnaların süresi de 31 Mart itibarıyla sona erdi. Yerel yönetimler bu tarihten sonra ateş yakan bahçe sahiplerine ciddi oranda para cezası uyguluyor.

Yasayı delene ağır para cezası ve çevre dostu kompost zorunluluğu var.

ÖRNEK ALINMALI

Geri Dönüşüm ve Atık Yasası uyarınca hayata geçirilen bu uygulamanın benzeri ülkemizde geçerli. Anız yakımları cezayı gerektiriyor. Ancak bazı üreticiler ısrarla bu uygulamayı sürdürüyor. Sadece anızları değil toprağın verimli tabakalarını ve çok türde hayvanın yanmasına, hatta evlere köylere zarar vermesine yol açıyor.

Birçok ülke Mart sonu gelen yasakla toprağı, atıkları, havayı, suyu korumanın çarelerini ararken, bizim ülkemizde; öncelikli olarak üreticinin, çiftçinin köylünün yaktıkları ateşin nelere yol açacağı konusunda bilgilendirilip bilinçlendirilmesi gerektiği konusuna vurgu yapılıyor.

Devamını Oku

Yağışlar güzel ama…!

Yağışlar güzel ama…!
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: WhatsApp-Image-2026-03-30-at-12.27.51-1.jpeg

Olgay GÜLER

Trakya Üniversitesi (TÜ) Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Musa Uludağ, şubat ayında metrekareye 145 kilogram yağış alan Edirne’de, yağışların belli bir periyoda sıkışmasının sağlıklı olmadığını söyledi.

Yüksek sıcaklık ve yağışsız hava nedeniyle son 2 yıldır kuraklık yaşanan Edirne’de, içme suyu ve tarımsal sulamada kullanılan su kaynakları, kuruma noktasına geldi. Ekim ayından bu yana bölgeye ortalama metrekareye 450 kilogram yağış düştü. Bölgede tarımsal sulamada kullanılan Meriç ve Tunca nehirleri, son yağışlar ve Bulgaristan’ın barajlardan su salımı yapması sonucu taşarken, yağışlar ile bölgedeki barajlarda da doluluk oranı arttı. Kentin içme suyunun karşılandığı Süloğlu Barajı’nda tam kapasite doluluk oranına ulaşılırken, en çok yağışı metrekareye 145 kilogramla şubat ayında kaydedildi.

‘UZUN SÜREDE BEKLENEN YAĞIŞ, BİR AYDA MEYDANA GELDİ’

TÜ Eğitim Fakültesi Jeomorfoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Musa Uludağ, kurak geçen dönemin ardından, nemli periyodun beklenen bir durum olduğunu belirterek, “Esasında daha önce bunun bir kurak periyot olduğunu ve bunu nemli bir periyodun takip edeceğini her zaman söylemiştim. Şimdi o periyoda girmiş bulunuyoruz. Bu doğal bir olay, iklimin kendi içerisinde salınımlarının bir sonucu. Eğer 2025-2026 yağış verilerine bakarsak astronomik bir yağış yok. Örneğin sonbaharda çok fazla Edirne’ye yağış almadı. Son 20 günde yağış aldık. Uzun sürede düşmesi gereken yağış bir aylık sürede meydana geldi. Bir de Bulgaristan’ın özellikle yüksek kesimlerine yoğun kar yağışı ve bunun arkasından yağmur ve kar erimeleri su artışını sağladı. Bu esasında bir afet değil, bir doğal olay. Hatta yerel halkla görüştüğümde çeltikçiler şu an çok memnunlar. Çiftçiler de çok memnun. Hatta yerel yönetimler de memnun. Barajlar belli bir seviyenin üzerine çıktı. Biliyorsunuz Kayalı Barajı yazın kuruma noktasına gelmişti. Yüzde 4’lerin altına düşmüştü su seviyesi. Şu an en son ben belediyeyle yaptığım görüşmeler ve DSİ’den görüşmede yüzde 56 seviyesine geçmiş durumda. Bu sevindirici bir olay” dedi.

‘YAĞIŞLARIN BELLİ PERİYODA SIKIŞMASI SAĞLIKLI DEĞİL’

Yağışların bir periyoda sıkışmış olmasının sağlıklı olmadığını söyleyen Uludağ, “Yağışın belli bir periyoda sıkışmış olması da iklim değişikliğinin bir sonucu olarak düşünülmesi gereken ve buna göre de tedbirlerin, su yönetiminin buna göre planlanması gereken bir durum. Bu sağlıklı bir durum değil. Planlama açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Taşkınlar önümüzdeki yıllarda yine olacak. Kurak periyot yine olacak. Önemli olan biz toplum olarak, şehir olarak buna hazır mıyız? Burada şehirde ciddi bir algı problemi var barajlarla ilgili. Barajlar Bulgaristan’ın barajları ve bu barajlar Bulgaristan’ın sel ve taşkın önleme amaçlı yaptığı barajlar değil. Bunlar içme suyu, elektrik üretimi ve özellikle de sulama amaçlı yaptığı barajlar. Bunun için devamlı dolu tutmak zorunda, taşkın seviyesi bırakmıyor. Bu da şunu beraberinde getiriyor; özellikle sınır açan suların ülkeler arası su oldukça problemli ve sorunlu bir durum. Bu da ayrıca düşünülmesi gereken bir konu” diye konuştu.

Devamını Oku

Şimşek’ten Suakacağı Barajı çağrısı

Şimşek’ten Suakacağı Barajı çağrısı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, Edirne’de su sorununun artık göz ardı edilemeyecek bir noktaya geldiğine dikkat çekerek, Suakacağı Barajı’nın bu ihtiyaca cevap verebilecek önemli bir proje olduğunu bildirdi.

Eski milletvekili Şimşek, yaptığı yazılı açıklamada, Edirne’nin giderek büyüyen su ihtiyacını karşılamak için tekrar gündeme gelen Suakacağı Barajı projesinin kentin geleceği için önemli bir adım olduğunu belirterek unları söyledi:

“Bu projenin Avrupa Birliği fonlarıyla hayata geçirilmesi ise hem ekonomik hem de sürdürülebilirlik açısından büyük bir fırsattır. Türkiye’de su kaynaklarının yönetimi ve altyapı projeleri (baraj, arıtma vb.) AB Su Çerçeve Direktifi’ne uyum kapsamında IPA fonları ile desteklenmektedir EEAS.

Bugün Edirne’de su sorunu artık göz ardı edilemeyecek bir noktaya gelmiştir. Nüfus artıyor, su tüketimi yükseliyor, kuraklık riski her geçen yıl daha fazla hissediliyor ve yeraltı sularımız hızla azalıyor. Tüm bunlar, yeni ve kalıcı su kaynaklarına olan ihtiyacı açıkça ortaya koyuyor.

Suakacağı Barajı bu ihtiyaca cevap verebilecek önemli bir projedir. Ancak aradan geçen zamana rağmen projenin yeterince ilerlememesi ve kamuoyuna net bilgiler verilmemesi endişe yaratmaktadır.

Bizler bu projenin bir an önce hayata geçirilmesini istiyoruz. Özellikle Avrupa Birliği fonlarının değerlendirilmesi, hem Edirne’nin bütçesine yük getirmeden hem de modern ve çevreye duyarlı bir yatırım yapılmasını mümkün kılacaktır.

Bu noktada yetkililere çağrımdır; Proje süreci hızlandırılmalıdır. Barajın maliyeti, kapasitesi ve yapım takvimi açıkça paylaşılmalıdır. Çevresel etkiler dikkate alınarak planlama yapılmalıdır

Unutulmamalıdır ki bu baraj tek başına yeterli değildir. Su tasarrufu konusunda hem tarımda hem de şehir yaşamında daha bilinçli adımlar atılmalıdır.

Açıkça ifade etmek gerekir ki; bu proje gecikirse Edirne gelecekte ciddi su sıkıntılarıyla karşı karşıya kalabilir. Ancak doğru adımlar atılırsa Suakacağı Barajı, şehrimiz için büyük bir kazanca dönüşecektir.

Edirne’nin su sorunu ertelenemez. Tüm yetkilileri daha hızlı, daha açık ve daha planlı hareket etmeye davet ediyorum.”

Devamını Oku

‘Trafikte cezalar katlandı, sorunlar aynı kaldı’

‘Trafikte cezalar katlandı, sorunlar aynı kaldı’
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: sinan-tekin-4.jpg

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan “Karayolları Trafik Kanunu Değişiklikleri Uygulama Sonrası Değerlendirme” konusunun ele alındığı raporda, yürürlüğe giren düzenlemelerin sahadaki etkileri, sosyal ve ekonomik sonuçları ile çözüm önerileri değerlendirildi.

Raporda; trafik cezalarındaki yüksek oranlı artışların kapsamı ve uygulama süreci, ceza artışlarının caydırıcılık üzerindeki sınırlı etkisi, dar ve orta gelirli vatandaşlar üzerindeki ekonomik yük ve sosyal adalet boyutu, denetim, altyapı ve eğitim eksikliklerinin devam eden sorunlara etkisi,kamuoyunda oluşan güven ve gelir odaklı algı sorunları, daha adil ve etkili bir trafik politikası için çözüm önerileri başlıkları altında önemli tespit ve değerlendirmeler yer alıyor.

Söz konusu rapora ilaveten “Cezalar katlandı, sorunlar aynı kaldı: Fatura vatandaşa çıktı” başlığı altında yapılan yazılı açıklamada ise şunlara yer verildi:

“Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan son değişiklikler kapsamında trafik cezalarında çok yüksek oranlarda artışa gidilmiş, bu düzenlemeler 27 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yapılan artışların temel gerekçesi olarak trafik güvenliğinin sağlanması ve can kayıplarının azaltılması gösterilmiştir.

Ancak uygulama süreci, bu yaklaşımın beklenen sonuçları üretmediğini açıkça ortaya koymuştur. Bazı trafik cezalarında yüzde 100’ü aşan, hatta yüzde 3.600’e varan artışlar yapılmış olmasına rağmen, trafik ihlallerinde ve kazalarda kayda değer bir düşüş sağlanamamıştır.

Öte yandan, bu denli yüksek ceza artışları özellikle dar ve orta gelirli vatandaşlarımız üzerinde ağır bir ekonomik yük oluşturmuş, cezaların caydırıcılıktan uzaklaşarak bir tür mali baskı aracına dönüştüğü yönündeki eleştirileri artırmıştır. Trafik cezalarından elde edilen kamu gelirlerindeki ciddi artış da kamuoyunda düzenlemenin amacına ilişkin soru işaretleri doğurmuştur.

Uygulamada ortaya çıkan belirsizlikler, farklı yorumlara açık düzenlemeler ve yürütme organı tarafından yapılan çelişkili açıklamalar ise hukuk devleti ilkesine olan güveni zedelemiştir.

Açıktır ki trafik güvenliği yalnızca cezaları artırarak sağlanamaz. Etkili bir trafik politikası; güçlü denetim mekanizmaları, nitelikli eğitim, güvenli altyapı ve toplumsal bilinç ile birlikte ele alınmalıdır.

Bu çerçevede, yapılan düzenlemelerin tüm yönleriyle yeniden değerlendirilmesi, ortaya çıkan etkilerin bilimsel veriler ışığında incelenmesi ve daha adil, dengeli ve sürdürülebilir bir trafik güvenliği politikası oluşturulması büyük önem taşımaktadır.”

Devamını Oku
Özhanlar Mobilya