
19 Ekim 2026 Pazartesi


Edirne Valiliği, 1150 kişilik okuma alanları, 200 bine yakın kitap, çocuk ve engelli bireylere özel alanlar, kent kitaplığı, 7/24 çalışma alanları, kafeteryası, cep sinemaları, konferans salonları ve atölyelerin yer aldığı İl Halk Kütüphanesi’nde sona gelindiği duyurdu.

Edirne Valiliği’nin sosyal medya hesabından “Edirne’mize yeni bir kültür kapısı açılıyor!” başlığı altında gerçekleştirilen paylaşımda şunlara yer verildi:

“Edirne’miz, bilgiyle, kitapla ve kültürle dolu yepyeni bir buluşma noktasına kavuşuyor!
Açılışı için gün saydığımız İl Halk Kütüphane’mizin hazırlıklarında sona geliniyor. 1150 kişinin aynı anda faydalanabileceği okuma alanları, 200 bine yakın kitabı, çocuklarımıza ve engelli bireylerimize özel alanları, kent kitaplığı, 7/24 çalışma alanları, kafeteryası, cep sinemaları, konferans salonları ve atölyeleriyle her yaştan hemşehrimize hitap edecek bu güzel eser, şehrimizin kültür ve eğitim hayatına değer katacak.

Her yaştan vatandaşımızı bilgiyle, kitapla ve kültürle buluşturacak bu kıymetli eser, Edirne’mizin kültür hayatına yeni bir soluk getirecek.

Bu önemli yatırımı şehrimize kazandırmamızda desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyoruz.”


Trakya Kalkınma Ajansı’nın 2026 yılı Teknik Destek Programı kapsamında, Edirne Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği tarafından hazırlanan ve hibe almaya hak kazanan “Dijitalleşme Eğitim Programı” isimli projenin sözleşmesi imzalandı.
Trakya Kalkınma Ajansı Yatırım Destek Ofisinde gerçekleşen imza töreninde imzaları Trakya Kalkınma Ajansı adına Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin Edirne Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği adına Başkan Harun Özen attılar.

Eğitim kapsamında Edirne ESOB’a bağlı esnaf odaları genel sekreterleri ve oda yöneticilerine dijitalleşme, online ticaret ve online sistemler hakkında eğitim düzenlenecek.
Edirne ESOB Başkanı Harun Özen Edirne ESOB’a Edirne Merkez İlçede 7000’e yakın esnaf ve sanatkarın kayıtlı olduğunu söyledi.
Başkan Özen “Edirne Merkez İlçede yaklaşık 7000 esnaf ve sanatkarımız Birliğimiz siciline kayıtlı faaliyet göstermekte. Bu kadar yüksek bir sayıya ulaşmak için bağlı oldukları oda genel sekreterlerimize ve yöneticilerimize eğitim vererek ihtiyaç duyan üyelerimizin dijitalleşme konusunda odalarından destek almalarını hedeflemekteyiz. Bu kapsamda hazırladığımız projeyi Trakya Kalkınma Ajansımıza sunduk, Ajansımız destekleme kararı aldı. Yapılacak eğitimlerin ve çalışmaların tüm esnaf ve sanatkarlarımıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.


Bir camide sesin güçlü duyulması, her noktada anlaşılır olduğu anlamına gelmez. Yüksek ses seviyesi yankıyı artırabilir; yanlış konumlandırılmış hoparlörler ise bazı bölgelerde sesin üst üste binmesine, başka noktalarda zayıf kalmasına yol açabilir. Bu nedenle ses sistemi planlanırken caminin mimarisi, kullanım biçimi ve dinleyici alanları birlikte değerlendirilmelidir.
Kubbe ve sert yüzeylerin ses üzerindeki etkisi
Kubbe, mermer ve geniş cam yüzeyler sesi yansıtabilir. Bu yansımalar konuşmanın doğrudan sesiyle birleştiğinde kelimelerin seçilmesi zorlaşır. Özellikle yüksek kubbeli ve geniş hacimli camilerde yankının süresi, hutbe ve vaaz sırasında anlaşılırlığı etkileyebilir.
Sorunu yalnızca amplifikatörün sesini yükselterek çözmeye çalışmak çoğu zaman yeterli olmaz. Ses seviyesi arttıkça yansımalar da daha belirgin hale gelebilir. Öncelikle sesin hangi alanlarda geciktiği, nerede zayıfladığı ve hangi yüzeylerden yansıdığı belirlenmelidir.
Hoparlör yerleşimi neden önem taşıyor?
Hoparlörlerin sayısı kadar yönü, kapsama açısı ve yerden yüksekliği de önemlidir. Amaç sesi tek bir noktadan çok yüksek vermek değil, cemaatin bulunduğu alanlara dengeli biçimde ulaştırmaktır. Yanlış açıyla yerleştirilen hoparlörler duvarlara veya kubbeye ses göndererek yankıyı artırabilir.
Geniş camilerde iç mekân, avlu ve minare gibi farklı kullanım alanları ayrı ayrı ele alınabilir. Bu bölgelerin her birinde ihtiyaç duyulan ses seviyesi ve hoparlör tipi değişebilir. Gerekli durumlarda bölgesel ses kontrolü ve gecikme ayarları kullanılarak sesin farklı noktalara daha uyumlu ulaşması sağlanabilir. Cami ses sistemi seçimi ve yerleşimi, bu nedenle yalnızca cihaz özelliklerine bakılarak değil, mekânın akustiği ve kullanım planı dikkate alınarak yapılmalıdır.
Mikrofon ve amplifikatör ayarları da sistemin parçası
Mikrofonun hassasiyeti ile amplifikatör kazancı birbiriyle uyumlu olmalıdır. Yanlış ayarlar uğultu ve geri besleme sorunlarına neden olabilir. Mikrofonun konuşmacıya uzaklığı, kullanım biçimi ve sistemdeki diğer ses kaynakları da sonucu etkiler.
Kurulumdan sonra yapılan deneme ve ayarlar bu açıdan önemlidir. Sesin farklı noktalardan dinlenmesi, yalnızca kürsü ya da kontrol masasındaki deneyime göre karar verilmesini önler. Hutbe, vaaz ve ezan gibi farklı kullanım senaryoları ayrı ayrı test edilerek gerekli seviyeler belirlenebilir.
Hoparlör fiyatı değerlendirilirken hangi kalemlere bakılmalı?
Ürün fiyatını tek başına karşılaştırmak, toplam kurulum maliyetini anlamak için yeterli değildir. Hoparlörün türü ve gücünün yanı sıra gerekli adet, montaj ekipmanları, kablolama, mikser, amplifikatör ve mevcut tesisatın durumu da maliyeti etkileyebilir. Büyük veya birden fazla ses bölgesi bulunan yapılarda proje ve işçilik kapsamı da değişebilir.
Bu nedenle cami hoparlör fiyatları araştırılırken teklifin hangi ürünleri ve hizmetleri kapsadığı kontrol edilmelidir. Yalnızca hoparlör bedelini içeren bir fiyat ile keşif, montaj ve sistem ayarlarını da kapsayan bir teklif aynı kapsamda olmayabilir. Caminin ölçülerine ve ihtiyaçlarına uygun olmayan standart bir paket, başlangıçta daha düşük maliyetli görünse de istenen ses kalitesini sağlamayabilir.
Yenileme öncesinde keşif yapılması
Mevcut sistem yenilenecekse önce hangi ekipmanların çalışır durumda olduğu, kabloların ve bağlantı noktalarının uygunluğu değerlendirilmelidir. Ardından iç mekân ve dış alanlar için ihtiyaçlar belirlenerek hoparlör yerleşimi planlanabilir. Bu hazırlık, gereksiz ekipman alımını ve kurulum sonrasında tekrarlanabilecek işleri azaltmaya yardımcı olur.
Cami seslendirmesinde anlaşılabilirlik; akustik koşulların, hoparlör yerleşiminin ve sistem ayarlarının birlikte ele alınmasına bağlıdır. İhtiyaca göre hazırlanmış bir plan, sesin yalnızca yüksek değil, caminin farklı bölümlerinde dengeli ve anlaşılır olmasını hedefler.


Mehmet ŞELECİ
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, şehrin değişik bölgelerinde peyzaj ve ağaçlandırma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
Başkan Gencan, yeşil bir Edirne yaratmak için çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün çalışmaları hakkında açıklamalarda bulunan Başkan Gencan, “Edirne’nin muhtelif yerlerinde son zamanardahem yeni peyzaj düzenlemeleri yapıyoruz hem de ağaçlandırma çalışmaları yapıyoruz” dedi.

Belediye Başkanı Filiz Gencan şunları söyledi:
Gördüğünüz gibi Ziraat bankası kavşağı bölgesinde çalışmalarımız devam ettiriyoruz. Çok yakında Atatürk anıtımızın bulunduğu pek kıymetli alanda çok güzel bir çalışmayı gerçekleştireceğiz. Tabii ki önemsiyoruz, öncelikliyoruz.
Diğer taraftan şehrimiz su krizi yaşıyor. Ben her konuşmamda hatırlatmaya devam edeceğim. Su krizi Edirne için halen devam ediyor. Bu tabii ki bir taraftan altyapı yatırım çalışmalarıyla bunu bertaraf edeceğiz. Ama diğer taraftan diğer bir önceliğimiz de daha yeşil bir Edirne’ye, daha ağacın yoğun olduğu bir şehre sahip olmak. O yüzden hızla Park Bahçeler Müdürlüğümüz çalışmalarını devam ettiriyor.
BALKAN PARKI PROJESİ
Önümüzdeki günlerde yine projesini tamamladığımız ancak hemşehrilerimiz de sunarak önerilerini alaağımız Balkan Parkı projemiz ile ilgili çalışmalarımız olacak. Burda da hem şehrimizin iklimine ve doğasına uygun hem de su krizini dikakte alarak burada büyük bir ağaçlandırma çalışması yapacağız. Sosyal tesisi, oyun ve spor alanları ile yepyeni bir alan yaratmış olacağız. Hemşehrilerimize de sorarak yapacağız. Edirne’nin daha yeşil görünmesi için çalışıyoruz.
Hız kesmeden şehrin her noktasında hem yeni yerleşimde hem eski yerleşimde çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Biz bu arada Cumhuriyet Parkımızın sonuna geldik. Diğer taraftan Yıldırım, Yıldırım Hacısarraf’ta çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmalarımız bittikten sonra da Ayşekadın Yıldız Parkı’mıza geçeceğiz. Şehrimizin her noktasında, ulaşabildiğimiz her yerinde ağaçlandırma ve kıymetli çocuklarımız için de farklı çalışmalarımızı devam ettireceğiz

Eski Cami kavşağındaki göbeğin alçaltma işlemi başlatıldı
AĞAÇLANDIRMA SÜRÜYOR
Edirne Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından yürüytülen çalışmalarla Kuvayi Milliye caddesinde orta refüje 188 adet tijli alev ağacı, kaldırımlara 149 adet akasya, 25 süs elması, 40 oya ağacı, Hilly otel Lalapaşa yolu orta refüje 100 adet tijli zakkum ağacı, Erasta kavşağı Tuğra market arası orta refüje 1000 kartopu, 100 çalı oya, 60 tijli alev ağacı, 4 vazo oya, Tümen önünde kaldırım kenarlerına 2500 çalı zakkum dikilirken Kıyık’ta da 45 tijli zakkum ağacı dikimi gerçekleştirildi.


Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenin tüm yaşamını kuşatan sorunlarına çözüm üretmek yerine, öğretmenin mesleki özerkliğini yok sayan, eğitim ve ölçme-değerlendirme sürecini merkezileştiren antidemokratik uygulamalarına devam ettiğini bildirdi.
Zobar yaptığı yazılı açıklamada, bakanlığın ‘yaptım oldu’ anlayışıyla hayata geçirdiği uygulamalarla önce karar vermeyi, sonra duyurmayı, en son da sahadaki öğretmenden itaat beklemeyi alışkanlık haline getirdiğini belirterek, “Ölçme-değerlendirme öğretmenin işidir, merkezden dayatılamaz” dedi. Zobar açıklamasında şunlara yer verdi:
“MEB, birinci dönem yazılı sınavlarına günler kala ‘Ortak Yazılı Sınav Sistemi’ uygulamasını duyurdu. Yapılan duyuruya göre ortaokul ve liselerde 16 branşı kapsayan sistem, sınavsorularını merkezi bir soru havuzuna bağlayacak. Bir kez daha eğitim sürecinin asıl öznesi olan öğretmenler, kendilerine doğrudan ilgilendiren bir değişikliği haberlerden öğrenmiştir.
Ölçme-değerlendirme sürecini standartlaştırmak ve öğrencilerin eksikliklerini tespit etmekgibi gerekçelerle duyurulan ve tepeden inme biçimde yürürlüğe konan sistem; öğretmenin ölçme-değerlendirme sürecindeki yetkisini kısıtlayan, eğitimdeki mevcut eşitsizlikleri göz ardı ederek derinleştiren ve öğretmenin iş yükünü artıran yeni bir dayatmadır.
Yeni sistemde yazılı sınavın yalnızca iki sorusu zümre öğretmenlerince hazırlanacak, geri kalan sorular Bakanlığın dijital soru havuzundan otomatik olarak seçilecektir. Öğretmenin anlattığı dersin sınav sorusunu Bakanlık soracaktır.
Öğretmen, Bakanlığın ideolojik ve merkezi talimatlarını sınıfa taşıyan bir aracı değildir. Öğretmen, öğrencisini tanıyan, öğrenme süreçlerini gözlemleyen ve planlayan, ölçme-değerlendirme araçlarını öğrencilerinin ihtiyaçlarına göre hazırlayan kişidir. Ölçme-değerlendirme süreci eğitimin olmazsa olmazıdır ve öğretme sürecinden koparılamaz. Müfredattan ders kitaplarına kadar her alanda söz hakkı kısılan öğretmenin elinden şimdi de öğrencisine soracağı soruyu hazırlama yetkisi alınmaktadır. Öğretme ve ölçme süreci teknik bir işleme indirgenemez.
Okulların fiziki koşulları, sınıf mevcutları, öğretmen kadrosu ve öğrencilerin sosyoekonomik olanakları birbirinden farklıdır. Özel okulla devlet okulu, büyükşehirdeki bir okulla taşımalı eğitime mahkûm edilen ilçe okulu; kadrolu öğretmeni bulunan sınıfla yıl boyu ücretliöğretmenle idare etmeye çalışan sınıf aynı imkânlara sahip değildir. Öğretmenler sınav sorularını hazırlarken tüm bu koşulları göz önünde bulundurmaktadır. Bu süreci merkezi denetim altına almak, var olan eşitsizlikleri derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır.
Bakanlık, uygulamanın öğrencilerin eksikliklerini tespit edeceğini ileri sürmektedir. Oysa okullarda görev yapan öğretmenler öğrencilerinin durumunu zaten bilmektedir. Sorun, öğretmenin öğrencisi hakkında bilgi sahibi olmaması değil; okulların bu eksiklikleri ve eşitsizlikleri giderecek mekanizmalardan bilinçli olarak mahrum bırakılmasıdır.
Ortak Yazılı Sınav Sistemi’nin tanıtım programında Bakan Yardımcısı, eğitim sisteminin en büyük sorunlarından birinin ‘sınav odaklı sistem’ olduğunu dile getirmiştir. Bakanlığın bu soruna çözümü ise dönem içi yazılıları merkezi sınava dönüştürmek olmuştur. Merkezi sınav dayatması, devlet okullarındaki nitelik kaybını artırırken, velileri ve öğrencileri özel etüt merkezlerine, merdiven altı kurslara ve piyasalaşmış eğitim sektörüne mahkûm etmektedir.
Öte yandan sistem, öğretmenin iş yükünü ciddi biçimde artırmaktadır. Ortalama 9 şubede derse giren bir branş öğretmeni, 300’ü aşkın öğrencinin cevaplarını tek tek puanlayıp sisteme girmekle yükümlü kılınmaktadır.
Soru yazımında ve açık uçlu cevapların puanlanmasında yapay zekâ ve algoritmaların kullanılacak olması da ciddi riskleri beraberinde getirmektedir.
Sorular hangi bilimsel ve pedagojik denetimden geçecektir? Yapay zekâ destekli soru yazımı ve puanlama sistemi nasıl denetlenecektir? Öğrenci, sınıf ve şube bazında oluşturulacak veri havuzu nasıl korunacaktır? Bu verilerin ileride öğretmenler üzerinde bir baskı ve denetim mekanizması olarak çalışmayacağının güvencesi var mıdır?
Eğitim-İş olarak, öğretmeni dışlayan, eşitsizliği derinleştiren ve eğitimi merkezi bir denetim mekanizmasına dönüştüren her uygulamanın karşısında olmaya; her bir çocuğumuzun laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız, karma ve nitelikli eğitim hakkı için mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”