DOLAR 46,8629 0.16%
EURO 53,6121 0%
ALTIN 6.277,781,33
BIST 14.417,91-0,26%
BITCOIN 29544780,99%
Edirne
26°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

4 Temmuz 2026 Cumartesi Hudut Gazetesi

4 Temmuz 2026 Cumartesi Hudut Gazetesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Devamını Oku

Nöbetçi Eczaneler

Nöbetçi Eczaneler
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: ECZ-2.jpg
Devamını Oku

‘Gerçek enflasyon pazarda’

‘Gerçek enflasyon pazarda’
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: okan.jpg

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı enflasyonunu aylık yüzde 0,99, yıllık ise yüzde 32,11 olarak açıkladı. Açıklanan verilere göre memur ve memur emeklilerinin maaşlarına yaklaşık yüzde 13,5, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarına ise yaklaşık yüzde 18 oranında zam yapılması bekleniyor.

Enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından CHP önceki dönem Edirne Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda resmi verileri eleştirdi.

Gaytancıoğlu, TÜİK’in yıllık enflasyonu yüzde 32 olarak açıklarken, bağımsız araştırma grubu ENAG’ın aynı döneme ilişkin enflasyonu yüzde 52 olarak hesapladığını belirterek, “Hangisine inanalım?” sorusunu yöneltti.

Açıklanan enflasyon oranlarının maaş zamlarına doğrudan yansıdığına dikkat çeken Gaytancıoğlu, son günlerde birçok mal ve hizmete zam yapıldığını, buna karşın maaş artışlarının vatandaşın geçim sıkıntısını gidermekte yetersiz kalacağını savundu.

Konut kiralarındaki artış oranının yüzde 32 seviyesinde olacağını hatırlatan Gaytancıoğlu, özellikle emekliler ile memur ve diğer sabit gelirli vatandaşların enflasyon karşısında zorlanacağını ifade etti.

Vatandaşların gerçek enflasyonu günlük alışverişlerinde hissettiğini dile getiren Gaytancıoğlu, çarşı, pazar ve market fiyatlarının resmi verilerden farklı bir tablo ortaya koyduğunu öne sürdü. Yoksulluğun giderek derinleştiğini savunan Gaytancıoğlu, dar gelirli kesimlerin alım gücünün korunmasına yönelik adımlar atılması gerektiğini söyledi.

TÜİK, YURT İÇİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ, HAZİRAN 2026

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık %28,09 arttı, aylık %1,80 arttı

Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre %1,80 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %16,09 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %28,09 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %27,26 artış gösterdi.

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık %29,65 arttı

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %53,50 artış, imalatta %29,65 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %4,12 artış ve su temininde %29,26 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında %27,89 artış, dayanıklı tüketim mallarında %28,97 artış, dayanıksız tüketim mallarında %31,42 artış, enerjide %24,93 artış ve sermaye mallarında %23,01 artış olarak gerçekleşti.

Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde aylık %1,01 arttı

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında %8,30 artış, imalatta %1,01 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında %7,10 artış ve su temininde %1,97 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında %1,88 artış, dayanıklı tüketim mallarında %0,24 artış, dayanıksız tüketim mallarında %1,41 artış, enerjide %3,04 artış ve sermaye mallarında %1,66 artış olarak gerçekleşti.

Devamını Oku

‘Çiftçimiz karşılığını almalı’

‘Çiftçimiz karşılığını almalı’
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: namik.jpg

Cumhuriyet Halk Partisi 28. Dönem Edirne Milletvekili Aday Adayı. Uzunköprülü iş insanı Namık Kemal Oğuz, buğdaydan sonra şimdi gözlerin ayçiçeği hasadına çevrildiğini belirterek, “Buğdaydan istediğini alamayan çiftçimizin en büyük umudu, ayçiçeğinde açıklanacak alım fiyatıdır” dedi.

Oğuz yaptığı yazılı açıklamada, buğday hasadıyla birlikte açıklanan taban fiyatın üreticinin beklentilerini karşılamadığını, birçok çiftçiyi büyük bir hayal kırıklığına uğrattığını belirterek, “Bugün üreticimiz, maliyetlerin çok altında kalan fiyatlar nedeniyle buğdayını 12 lira 50 kuruş gibi seviyelerden satmak zorunda kalmaktadır. Bu tablo, tarımla geçimini sağlayan binlerce aile için ciddi bir ekonomik çıkmaz anlamına gelmektedir. Eğer üretici emeğinin karşılığını alamazsa, yarın tarlasını ekmekten vazgeçecek; bunun bedelini ise sadece çiftçimiz değil, ülkemiz de ödeyecektir” ifadelerini kullandı..

ŞİMDİ GÖZLER AYÇİÇEĞİ HASADINDA

Şimdi ise gözlerin ayçiçeği hasadına çevrilmiş durumda olduğunu kaydeden Oğuz, açıklamasında şunlara yer verdi:

Buğdaydan istediğini alamayan çiftçimizin en büyük umudu, ayçiçeğinde açıklanacak alım fiyatıdır. Temennimiz; üretim maliyetlerini karşılayan, çiftçimize hak ettiği kazancı sağlayan ve geleceğe güvenle bakmasını mümkün kılan bir taban fiyatın belirlenmesidir. Çünkü güçlü bir tarımın yolu, üreteni korumaktan geçer.

Edirne ve Trakya’nın bereketli topraklarında ayçiçeği ekili alanları gezerek üreticilerimizle bir araya geldim. Tarlalarda yaptığım incelemeler bana umut verdi. Bu yıl iklim şartları üreticimizin lehine seyrediyor. Eğer doğru fiyat politikaları uygulanırsa, çiftçimiz uzun yıllar sonra emeğinin gerçek karşılığını alabileceği bir sezon yaşayabilir.

Edirne ve Trakya, yalnızca Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da en önemli yağlık ayçiçeği üretim merkezleri arasında yer alıyor. Bu stratejik üretimin sürdürülebilirliği için çiftçimizin alın terini koruyan politikaların kararlılıkla uygulanması gerekiyor.

Edirne’de 1 milyon dekardan fazla, Trakya genelinde ise yaklaşık 3,5 milyon dekarlık alanda ayçiçeği ekimi yapılıyor. Ben de fırsat buldukça tarlaları ziyaret ediyor, ürünün gelişimini yerinde takip ediyor, üreticilerimizin görüşlerini dinliyorum.

ANIZA EKİM

Özellikle anıza ekim yapan çiftçilerimizi gönülden kutluyorum. Bu yöntem hem toprağın korunmasına katkı sağlıyor hem de modern ve sürdürülebilir tarım anlayışının başarılı bir örneğini oluşturuyor. Yağışların da zamanında gelmesiyle bu yıl verimli ve kaliteli bir hasat dönemi geçireceğimize inanıyorum.

Ancak hepimiz biliyoruz ki çiftçimizin yüzünü yalnızca yüksek verim güldürmez. Asıl kazanç, emeğinin hak ettiği değeri bulduğu zaman ortaya çıkar. Bu nedenle açıklanacak alım fiyatlarının üretim maliyetlerini karşılayan, çiftçimize makul bir gelir sağlayan ve üretime devam etmesini teşvik eden seviyede belirlenmesi büyük önem taşıyor.

İTHALAT POLİTİKASI

Bir diğer kritik konu ise ithalat politikasıdır. Hasat döneminde veya hasada kısa süre kala yapılacak kontrolsüz ayçiçeği ve ham yağ ithalatı, iç piyasada fiyatları baskılayarak üreticimizin emeğini değersizleştiriyor. Devletimizin önceliği, önce kendi üreticisini koruyan, ihtiyaç duyulduğunda ise planlı ve dengeli ithalat yapan bir anlayış olmalıdır. Çünkü güçlü bir tarımın temeli, üreten çiftçinin korunmasından geçer. Üreticisini koruyan ülkeler, gıda güvenliğini de güvence altına alır.

Mesleğim gereği bölgemizde faaliyet gösteren yağ fabrikalarını da düzenli olarak ziyaret ediyor, teknik altyapılarını ve modernizasyon çalışmalarını yakından takip ediyorum. Fabrikalarımızın büyük bölümü yeni sezona hazır. Görünen o ki 2026 ayçiçeği sezonuna hem sanayimiz hem de üreticimiz güçlü bir hazırlık süreciyle giriyor.

Şimdi en büyük beklentimiz, bereketli bir hasadın üreticimizi memnun edecek fiyat politikalarıyla taçlandırılmasıdır. Çiftçimizin alın teri hak ettiği değeri bulursa sadece üreticimiz değil; Edirne kazanır, Trakya kazanır, Türkiye kazanır.”

Devamını Oku

TÜRKİYE’DE TİYATRONUN ORTAYA ÇIKIŞI

TÜRKİYE’DE TİYATRONUN ORTAYA ÇIKIŞI
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: hakan.jpg

Salih Hakan COŞKUNTUNA

Nisan 2026

Türk Edebiyatı ve Türk Tiyatrosunda Batılı anlamda yazılan ilk tiyatro eseri/oyunu Şair Evlenmesi çeşitli gerekçelerle sahnelenememiş, Tercüman-ı Ahval gazetesinde (1868) tefrika edilmiş ve yayımlanarak kamusallaşmıştır (And, 1976, s. 97). Bu dönemde 1873 yılında sahnelenen ilk Türkçe eser olan Namık Kemal’in yazdığı Vatan Yahut Silistre (1872) adlı oyunu, tiyatro sanatının didaktik işlevini somut bir toplumsal etkiye dönüştürmüştür. Oyunun anlatım gücü, seyirci psikolojisini harekete geçirmiş; izleyicilerde o güne dek tecrübe edilmemiş bir coşku ve ortak tepki uyandırmıştır (Banarlı, 1983, s. 850). Uyanış, Osmanlı modernleşme sürecindeki “kolektif kimlik” inşasının ilk somut adımı olarak değerlendirilebilir. Oyunun kurgusal düzleminde “vatan” kavramı, soyut bir terim olmaktan çıkarak, sosyolojik temelle “milli” heyecanın bütünlüğü içerisinde fiziksel bir mevcudiyete bürünmüştür. Nutku’nun (2013, s. 163) ifadesiyle etkileşim, düşüncenin yaşanmışlık nedeniyle vücut bulmasını betimleyen yaratıcı bir dramatik süreci yansıtır. Eserin izleyici üzerinde yarattığı haz; dramatik çatışma ve duygusal salınım ile birleşerek, baskılanan hürriyet ve özgürlük taleplerini kahramanlık vurguları üzerinden toplumsal bir uyanış aksiyonuna dönüştürmüştür (Banarlı, 1983, s. 850-855). 1858-1893 döneminde Türk tiyatro evrimi, batılılaşmanın unsurlarını içermektedir. Vatan Yahut Silistre eseri, geleneksel yapının sorgulanmasına yol açmıştır. Şener’in vurguladığı üzere, “Tiyatro düşüncesinde geleneksel anlayışın aşılması, tiyatronun edebi ve görsel yanı ile değer kazanmasını sağlamıştır.” (Şener, 2012, s. 237).
Tanzimat tiyatrosunun diğer belirgin özelliği, siyasal ve toplumsal bir içerik taşımasıdır. Namık Kemal ve dönem yazarları, tiyatroyu fikir ve mücadele alanı olarak değerlendirmiş ve sahneyi kamusal tartışmanın bir parçası haline getirmişlerdir. Bu ilerlemeci vizyonun kurumsal ilk adımı, Osmanlı’nın son döneminde ortaya çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti tiyatrosu ve tiyatro sanatının erken dönemlerinde “Gelecekçilik” (Fütürizm) ekolü, Muhsin Ertuğrul (1892-1978) ve Nazım Hikmet’in (1902-1963) yazdıkları ve sahneledikleri oyunlarda dikkat çekici şekilde belirginleşmiştir (Nutku, 2018, s. 54, 107, 112). Gelecekçilik akımı ile Osmanlı son dönem tiyatrosu; yeni bir kurumsallaşma gerçekleşecektir: Darülbedayi. 1914 yılında Op. Dr. Cemil Paşa (Topuzlu -1866-1958- dönemin İstanbul Belediye Başkanı), Fransa’da Doğalcı Tiyatro’nun kurucusu André Antoine’ı (1858-1943) İstanbul’a davet ederek, “Güzellikler Evi” anlamındaki Darülbedayi’nin kuruluşuna öncülük etmiştir (Nutku, 2018, s. 154). Darülbedayi’nin kuruluş amacı tiyatro sanatını geliştirmek ve Fransız tiyatrosu ile kurumsal eşdeğerlik sağlamaktır. Antoine’ın hazırladığı kuruluş programına göre bu yapı; tiyatro oyuncusu yetiştirmek ve müzik eğitimi verecek şekilde bir sanat okulu olması planlanan bir eğitim-öğretim kurumu olacaktı. Ancak I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile, Antoine, otuz üç günlük çalışmanın ardından Fransa’ya dönmek zorunda kalmıştır. Antoine, İstanbul günlerini Georges Ancey’e yazdığı mektupta (28 Temmuz 1918) şöyle ifade edecektir:
“Bu saf kişiler benden bizim ‘Comédie-Française’ örneğinde bir ulusal oyunculuk okulu kurmamı istiyorlardı. Elbette ne oyuncuları, ne öğretmenleri, ne öğrencileri, ne dekorcuları ne de tiyatroları var. Bütün bunları 1 Ekim’de hazır edecek şekilde çalışıyorum.” (Nutku, 2018, s. 54).
Ancak gerçek, Antonie’nin belirttiği gibi değildir. Şener, Darülbedayi kadrosunu şöyle ifade eder:
“Müzik ve Tiyatro bölümü olan okula giriş için sınav açılır, öğrenci alınır, öğretmenler ve okutulacak dersler belirlenir. Yönetici kadro, genel yönetici Antonie, yardımcısı ve temsil konu yöneticisi Reşat Rıdvan (Tiyatrocu-Yazar), müzik bölümü başkanı Ali Rıfat’tan (Çağatay) oluşmuştur. Müzik bölümü Türk Müziği ve Batı Müziği olarak ikiye ayrılmıştır. Öğretmenleri Zekaizade Ahmet Efendi, Rauf Yekta Bey, Leon Hancıyan, Doktor Suphi, Şevket Geray, Zeki, Ahmet Kemali, Saadettin, Hafız Yusuf, İsmail Hakkı Beylerdir. Tiyatro bölümü öğretmenleri ise Mınıkyan, Burhanettin (kısa bir süre için), Ahmet Fehim, Rıza Tevfik, Şahap Rıza, Salih Fuat, Rioti Efendi, Sadık, Arif Hikmet, Kemal Emin; yardımcı öğretmenler Muhsin Ertuğrul, Halit Fahri Ozansoy, Celal Tahsin. Tiyatro bölümünde okutulacak dersler; 1.Kıraat-telaffuz-tecrit; 2,İnşat-takrir-aruz; 3,Tarih-edebiyat ve edebiyat tarihi; 4. Haile; 5. Dram; 6. Muhdike; 7. Raks-adab-ı muaşeret-eskrim-işmizaz(mimik) olarak belirlenmiştir.” (1999, s.37).
Bu noktada şu da ifade edilmeli ki: Antonie The New York Tımes’a 06 Ocak 1915’te yayınlanan röportajda şunları söylemiştir;
“Türk Hükümetinin çağrısı üzerine Fransız usulünde ve özellikle Fransız oyunları oynayacak ödenekli bir konservatuar ve tiyatro kurdum” (Nutku, 2018, 54).
(SÜRECEK)

Devamını Oku
Özhanlar Mobilya