
13 Mart 2026 Cuma


“İran savaşı” nedeniyle uluslararası politikadaki öngörülmezlik artmıştır, düzen zedelenmektedir. Ne büyük laf. Halbuki uluslararası politika alanında yetkin kişilerden ders alabilen her birinci sınıf öğrencisi bilir ki; uluslararası politika anarşiktir. Yani bir düzen olmadığı gibi bir öngörülebilirlik de bu minvalde mümkün değildir. Bu temel bilginin üzerine gelelim başlığa…
Herkes adına “İran Savaşı” denen şu füze saldırıları ile oluşan küçük çatışma konseptini konuşuyor. Hoş neyi konuştuğunu da bilmeden konuşuyor ama olsun uluslararası politikada yeni bir düzen lazım, öngörülmezlik arttı falan deyince çok havalı duruyor. Gelelim şu öngörülmezlik arttı meselesine. Yani denmek isteniyor ki; bu çatışmalar yayılırsa 3. Dünya Savaşı çıkar. Yahu 3. nedir ki? Bize yakışan 5.yi hatta 35.yi falan çıkarmak. Elinizi korkak alıştırmayın derim. Öngörülmezlikten kasıt bu.
Gelelim uluslararası politikanın anarşik yapısında bir öngörüde bulunulup bulunulmayacağına? Yukarıdaki öngörülmezlik yani çatışmaların yayılması meselesi değil bir öngörü. Evet belli bir seviyede bulunulabilir. Zaten bilimin derdi falcılık olmadığı için bu da çok önemli bir ölçek değildir ama uluslararası politika teorilerinin doğru değerlendirilmesi bir öngörü de beraberinde getirebilir.
Bu noktada başlıktaki soruyu tekrar sorayım: Rusya ve Çin ABD’ye neden saldırmadı? Öyle ya söylem BRICS var yeni dünya düzeninde yeniden düzen oluşuyordu. Burada da özellikle Esad rejimi döneminde Rusya, Çin ve İran’ın yeni dünya düzeninin muhteşem üçlüsü olduğu yönünde bir söylemdi. Bu köşede çok sık hatırlatırım, Rusya, ABD ve İsrail yetkilileri İran’ın Golan bölgesindeki milis faaliyetlerini (muhtemelen Devrim Muhafızlarının Kudüs Gücü) engellenmesi için Telaviv’de bir toplantıya katılmış ve İran’ı bu hususta kısıtlamıştı. Elbette bu hususu hiçbir göz görmek istemedi.
Üzerinden zaman geçti şimdi İran’a füze saldırıları içeren kısıtlı bir operasyon düzenleniyor, adına da savaş deniyor. Neyse savaş nedir tartışması bir yana bu saldırılar sonucu Rusya ve Çin ABD’ne neden hiç saldırmadı? Yoksa bilmediğimiz şeyler var ve bunun gerçekleşmesini mi bekliyoruz. Lütfen komik olmayın!
Çin’in yatırımları ile ABD yatırımları karşılıklı olarak birbirlerinin topraklarında bulunuyor. Buna mücadeleci iş birliği demeyi tercih ediyorum. Bunun yanı sıra Rusya da Ukrayna meselesi başta olmak üzere uluslararası politik sorunların çözümü için ABD ile masaya oturuyor. Bu ilişkiler bir şeyi göstermeli. Ancak görmek istemeyince ve bu hususta rasyonel okuma yapamayınca konu bambaşka sosyal medya gösterileriyle ve içi boş kocaman kocaman cümlelerle süslenmeye çalışılıyor.
Yazımı Putin’in İran’lı yetkililer ondan yardım istediğinde verdiği bir cevapla bitireyim “biz itfaiyeci değiliz, her yangını söndüremeyiz.” İran yangınını da ne Rusya ne de Çin söndürecek. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları. Bu yazıları eskiden rahmetlik babacığıma okur, onunla müzakere eder ve sonra gönderirdim. Umuyorum O’na da malûm olur, mekanın cennet olsun Paşam.


Edirne Belediyesi, halk sağlığını korumak ve yaz aylarında artış gösterebilecek haşere popülasyonunu kaynağında önlemek amacıyla yürüttüğü vektörle mücadele çalışmalarını planlanan takvim doğrultusunda sürdürüyor.
Edirne Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, kış mücadelesi kapsamında şehir genelinde eş zamanlı çalışmalar gerçekleştiriyor. Modern yöntemler ve çevre dostu ilaçlarla yürütülen uygulamalarda haşerelerin üreme alanları tek tek tespit edilerek müdahale ediliyor.

Kaynakta Müdahale: Kanalizasyonlar ve Ahırlar İlaçlandı
Çalışmaların ilk aşamasında, vektörlerin kışlak olarak kullandığı kapalı alanlara odaklanıldı. Bu kapsamda şehir genelindeki kanalizasyon hatları ile mücavir alan sınırları içerisinde bulunan besi ve hayvan ahırlarında detaylı ilaçlama çalışmaları gerçekleştirildi.
Atık Lastikler Tek Tek Kontrol Edildi
Larva oluşumu açısından risk taşıyan alanlardan biri olan atık lastikler de ekipler tarafından mercek altına alındı. Lastiklerde biriken durgun suların binlerce larvaya ev sahipliği yapabildiğine dikkat çeken ekipler, bu alanlarda özel solüsyonlarla ilaçlama yaparak üreme döngüsünü kırmayı hedefliyor.
Taşkın Sonrası Artan Risklere Karşı Önlem
Şehirde son dönemde yaşanan taşkınların ardından durgun su alanlarının genişlediği ve buna bağlı olarak larva popülasyonunda artış riski oluştuğu değerlendirildi. Bu nedenle ekipler çalışmalarını yoğunlaştırdı.
Taşkın sonrası suyun çekildiği alanlarda yapılan incelemelerde, larva oluşumunun önüne geçmek amacıyla larvasit uygulamaları iki katına çıkarıldı.
“Daha Sağlıklı Bir Yaz İçin Çalışıyoruz”
Edirne Belediyesi yetkilileri, vatandaşların yaz aylarını daha sağlıklı ve konforlu geçirebilmesi için çalışmaların aralıksız sürdürüleceğini belirtti.
Edirne Belediyesi, teknik ekipmanları ve uzman personeliyle vektörle mücadele çalışmalarına şehir genelinde devam ediyor.


Olgay GÜLER
Ülke genelinde modifiye araçlara ağır yaptırımlar getiren yeni düzenlemeye karşı Selimiye Camisi meydanında toplanan Edirne Sanayi Sitesi esnafları, işlerinin durma noktasına geldiğini belirtip düzenlemenin yeniden gözden geçirilmesini talep etti.
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni trafik düzenlemesi kapsamında araç üzerinde mevzuata aykırı değişiklik yapan, yüksek sesli sistem kullanan ve trafikte yarış düzenleyen sürücülere ağır yaptırımlar getirildi. Düzenlemeyle birlikte modifiye araçlar trafikten men edilecek, bazı durumlarda ehliyetlere el konulacak. Düzenlemenin ardından işlerinin durma noktasına geldiğini savunan Edirne Sanayi Sitesi’ndeki esnaflar, Selimiye Camisi önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.

‘ÇOK GENİŞ BİR SEKTÖR’
Açıklamada konuşan kaporta ustası ve Cadde Edirne grubu başkanı Onurcan Aksoy, modifiye araç işinden geçinen çok kişi olduğunu belirterek, “27 Şubat’ta yürürlüğe giren trafik cezalarıyla ilgili tepkimizi göstermek amacıyla buraya toplandık. Burada toplanan arkadaşlarımın çoğu sanayi esnafı. Bu işten ekmek yiyen; kaportacı, boyacı, motorcu, ses sistemci olmak üzere bir çok kişi mağdur oldu. Bu sektör gerçekten geniş bir sektör. Bu işten ekmek yiyen binlerce insan var. Biz kamu düzeninin yanındayız, aksi cezalara zaten karşıyız” dedi.

‘BUNLAR TRAFİĞİ TEHLİKEYE ATACAK ŞEYLER DEĞİL’
Motor ustası Uğur Çakır da, yeni düzenlemenin işlerini çok etkilediğini söyleyerek, “Esnaf olarak çok etkilendik çünkü araçlarda bazı farklı şeyler yapılıyor. Bunlar trafiği tehlikeye atacak şeyler değil. Ama bazı cezalar çok etkiledi. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz, saygımız da var. Yaptığımız şeylerin ne trafiğe ne de vatandaşlara hiçbir zararı yok. Olduğunda zaten biz önüne geçmeye çalışıyoruz. Bununla ilgili devletimizin elini taşına altına koyup, bize yardımcı olmasını istiyoruz” diye konuştu.

‘TÜM ESNAFI KAPSAYAN BİR MAĞDURİYET VAR’
Trakya Modifiye Araçlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Dobranyalı da, düzenlemenin çok sayıda sanayi esnafını mağdur ettiğini kaydederek, “Biz bu derneği kurarken öncelikli amacımız, gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak durmalarını düşünerek kurmuştuk. Arabaya olan ilgilerini resmi kanallar çerçevesinde yürütmek adına kurmuştuk ama şu anki geldiğimiz noktada, 27’sinde resmi gazetede yayınlanan kanunda hükümet bir karar aldı tamam ama geceden sabaha kanun çıkmaz. Arkadaşlarımızın şu anda elinde çokça ürün var. Ürünlerini satamıyorlar, satamadıkları gibi de sökmeye başladı. Bu esnaf kirasını ödeyecek, vergisini ödeyecek, yanında çalışanın maaşını ödeyecek. Bu esnaf bu işin içerisinden nasıl çıkacak? Bu insanlar kime iş yapacaklar? Sadece bireysel araç modifiyesi olarak bakmayalım buna. Burada motorcusu, elektrikçisi, lastikçisi, jantçısı, ses sistemi, baktığınızda sanayi sitesi içerisinde bulunan tüm esnafları kapsayan bir mağduriyet var. Bunun diğer ülkelerde örnekleri var. Gerekiyorsa bunu ruhsatlandıralım, belgelendirelim. Yapacak olan, merakı olan parasını versin, ruhsatını alsın. Buraya bir yasal düzenleme getirilsin. Ne gençler ne de esnaf üzülsün” şeklinde konuştu.


Olgay GÜLER
Türk kahramanlığı ve bağımsızlığının sembolü İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci yılı ve Mehmet Akif Ersoy’u anma günü, Trakya Üniversitesi (TÜ) Devlet Konservatuarı’nda düzenlenen törenle kutlandı.

Edirne Valiliği koordinasyonunda Edirne Lisesi tarafından düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa; Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yüksel Kolcu, TÜ Rektörü Prof.Dr. Mustafa Hatipler, kurum ve kuruluş temsilcileriyle davetliler katıldı.

Açılışta konuşan Edirne Lisesi Müdürü Recep Şentürk, marş karşılığında Mehmet Akif Ersoy’un 500 liralık para ödülünü kabul etmediğine dikkat çekerek, “O günlerde büyük maddi sıkıntılar çekmesine rağmen 500 liralık ödülü yoksul kadın ve çocuklara iş öğreten Darülmesai’ye bağışlaması onun karakterinin ve vatan sevgisinin en somut nişanesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle; ‘Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu yansıtır.’ Akif ise ömrünün son demlerinde o günleri hatırlarken şöyle der; ‘O şiir bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O milletimin malıdır.’ İstiklal Marşı’nın safahatını almamasının sebebi de işte bu tevazudur; ‘Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm’ demiştir. Bu duygusu ve düşündüğü gibi yaşayan, yaşadıklarını yazan, yüksek ahlak timsali büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u saygı ve rahmetle anıyorum” dedi.

Şentürk’ün konuşmasının ardından İstiklal Marşı’nı güzel okuma, resim ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. İstiklal Marşı’nı güzel okuma yarışmasında dereceye giren öğrenci Elif Fatma Özkan, büyük eseri tekrardan okudu.

Program, 105 Edirne Lisesi öğrencisi tarafından hazırlanan oratoryonun sahnelenmesiyle sona erdi.







Olgay GÜLER
Edirne Dayanışması tarafından ‘Laiklik’ temasıyla düzenlenen toplantıda, Av.Dr. Ulaş Çam’ın Edirne Belediyesi ve CHP’yi, iftar etkinlikleri üzerinden ‘rakibine benzeyerek din yarışı yapmakla ve ‘kaynakları verimsiz kullanmakla’ eleştirmesi gündem konusu oldu.

Sivil toplum kuruluşu ve siyasi partilerden oluşan Edirne Dayanışması tarafından, Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde “laiklik” temalı toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden, CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz, siyasi parti temsilcileri, STK üyeleri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. Toplantıda divan kurulu heyeti Yılmaz Eren, Zeynep Birdal ve Ahmet Ziya Yaz’dan oluştu . Divan Kurulu Üyesi Yılmaz Eren’in laiklik konulu sunumunun ardından geçilen ‘serbest kürsü’ bölümünde, katılımcılar söz aldı

‘RAKİBİNE BENZEYEN BİR ANA MUHALEFET PRATİĞİ VAR’
Söz alan isimlerden Av. Dr. Ulaş Çam, özellikle Ramazan ayında CHP’yi rakibi AK Parti’ye benzemekle eleştirerek, “Ramazan sürecinde Edirne’de şöyle bir tabloyla karşılaştık: ‘Biz rakibimizden daha Müslümanız’ anlayışını ispatlamaya çalışan bir pratik gördük. Bu durum gerçekten dikkat çekiciydi. Nevzat abinin söylediği noktayı biraz açmak istiyorum. Rakibine benzeyen bir ana muhalefet pratiği var. Ya da rakibine benzeyerek büyüyeceğini sanan bir ana muhalefet anlayışı. Ama bu anlayış aslında ana muhalefeti büyütmüyor; tam tersine yıkıma götürüyor. Ne yazık ki bunun farkında değiliz. Bu böyle olmaz. Bir de muhalefetin uyguladığı bu dinci pratik meselesi var. Bunun yanında kamusal görevlerin de zayıflaması, hatta ortadan kalkması gibi bir durum ortaya çıkıyor” dedi.

‘AYNI KAYNAKLARLA DAHA KAMUSAL İŞLER YAPILABİLİR’
Belediyenin iftar yemekleri vererek, kaynakları verimsiz kullandığını savunan Çam, “Şimdi soruyorum: Belediyenin görevi her gün iftar vermek midir? Elbette sosyal dayanışma önemlidir ama belediye aynı kaynaklarla çok daha kamusal işler yapabilir. Mesela üniversite öğrencilerine burs verebilir. Eğitimle ilgili projeler geliştirebilir. Başka birçok kamusal hizmet yapılabilir. Biz sürekli şunu söylüyoruz: “Belediyemiz ekonomik olarak zor durumda.” Bunu çok dile getiriyoruz. Ama sonra dönüp bakıyoruz, ‘En Müslüman biziz’ yarışına giriyoruz. Karşımızdaki rakibe benzemeye çalışıyoruz. Bu gerçekten bizi yıkıma götüren bir süreçtir. Hükümetin yaptığı bazı uygulamalara da çok dikkatli bakmamız gerekiyor. Bu tür genelgelerle aslında toplumda bir şeytanlaştırma mekanizması kuruluyor. Mesela oruç tutmayanlar hedef haline getiriliyor. Ramazan ayında okullarda bu tür uygulamalar devreye girdiğinde, oruç tutmayan bir kesim hemen zorbalığın muhatabı olabiliyor. İşte burada laikliği savunacak olanlar yine laikliği savunanlar olmak zorunda” diye konuştu.

‘KİMSEYLE DİN YARIŞINA GİRMİYORUZ’
CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör de, CHP’nin kimseye din yarışına girmediğini belirterek, “Cumhuriyet Halk Partisi kimseyle bir din yarışına girmez. Çünkü her şeyden önce aynı dine mensubuz. İnsanların büyük çoğunluğu, hangi dine mensup olursa olsun, inançlarını yerine getirmekten kaçınmaz. Ben şahsım adına söylüyorum; biz Müslümanlığımızı inkâr etmiyoruz. Müslümanlığın gerektirdiği ne varsa bu partideki insanlar da elbette bunu yerine getirir. Belediyemizle aynı partiye ve aynı yol arkadaşlığına sahip olmamızdan dolayı yapılan yardımlar gerçekten sıkı bir şekilde, ince eleyip sık dokunarak yapılıyor. Yani rastgele ya da gelişigüzel yapılan işler değil bunlar. Şu anda sosyal etkinlikler ve sosyal belediyecilik anlamında başkanımız birçok yeni uygulamayı hayata geçirdi. Daha önce insanların eline ulaşmayan pek çok hizmeti vatandaşlarla buluşturdu. Bu konularda da adım adım ilerlemeye çalışıyor, imkânlar ölçüsünde her yere dokunmaya gayret ediyor” şeklinde konuştu.

‘MESELE PAYLAŞILMAYAN LOKMA MESELESİ’
Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Cenk Ergüden de, belediyenin sosyal yardım konusunda görünür kılmadan faaliyetlerini yürüttüğünün altını çizerek, “Bence mesele lokma dağıtmak meselesi değildir. Mesele, halkla lokmasını paylaşmayanların meselesidir; yani paylaşılmayan lokmanın meselesidir. Paylaşılan lokma değil, paylaşılmayan lokma asıl sorundur. Sosyal yardım konusunda da belediyenin şu anda çok görünür kılmadığımız, hatta görünür kılmamak için özellikle hassasiyet gösterdiğimiz bir sosyal yardım eli bulunmaktadır. Bununla ilgili kurumsal bir yapı vardır ve bu yapı sosyal yardımlarını sürdürmektedir. Elbette tüm bunlar bütçenin el verdiği ölçüde yapılabilmektedir” ifadelerini kullandı.
‘SİYASET ÜSTÜ BİR KONUDUR’
Belediyenin iftar vermesinin eleştirisine katılmadığını da ekleyen Ergüden, “Ancak bir noktaya da katılmıyorum. ‘Belediyeler iftar verir mi, vermeli mi?’ sorusu soruluyor. Benim düşüncem şudur: Belediyeler iftar vermelidir. Geçmişte olduğu gibi bugün de, gelecekte de bu tür buluşmaların olması gerektiğini düşünüyorum. Toplumumuzun meselelerini siyasal bir tartışmaya dönüştürmek istemem. Bu konu siyaset üstü bir konudur. Ama şunu da söylemek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı, anayasamızda açıkça yer bulan laik, sosyal ve hukuk devleti ilkesidir. Seçilmiş tüm yöneticiler de, atanmış tüm yöneticiler de bu ilkelere sahip çıkmak ve onları temsil etmek durumundadır. Cumhurbaşkanından başlayarak tüm kademelerde, muhtarına kadar herkes bu sorumluluğu taşımak zorundadır” dedi.