DOLAR 32,8409 0.06%
EURO 35,2040 -0.09%
ALTIN 2.491,750,10
BIST 10.739,942,57%
BITCOIN 21232860,14%
Edirne
33°

PARÇALI AZ BULUTLU

13:11

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Mehmet ŞELECİ

Mehmet ŞELECİ

20 Haziran 2024 Perşembe

    1 çini 450 bin lira!

    1 çini 450 bin lira!
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Sultan Mehmet’in babası Sultan II’nci Murad’ın Osmanlı Devleti’nin ikinci başkenti Edirne’ye armağanı olan Muradiye Camisi’nden çalınan mavi-beyaz İznik Çinileri ile birlikte 2000 yılı sonrasında artış gösteren tarihi cami soygunlarından pekçok eserden çalınan çiniler Avrupa ülkelerindeki müzayedelerde binlerce İngiliz Sterlin’i, Euro ve Dolar’a satılıyor. . Vakıflar Genel Müdürlüğü; Muradiye’den çalınan 50 civarındaki çiniden mavi-beyaz altıgen olanların 22.5 x 26 cm, üçgen firuze olanların ise 13 x 13 x 11 cm boyutlarında olduğunu belirtirken, Avrupa ülkelerinde bunlara ilişkin müzayedelerde fiyatlar 6 bin ila 12 bin İngiliz Sterlin’i arasında değişiyor.


    Muradiye Camisi’nin mavi-beyaz İznik Çinileri günümüzden 22 yıl önce, yapıya ağır tahribat verilerek çalındı. Padişah İkinci Murat’ın 1436 yılında Sarayiçi mevkisine hakim bir tepeye yaptırdığı, zaviyeli camilerin en güzel örneklerinden olan Muradiye Camisi, ihtişamını iç ve dış yapısıyla korumaya devam etse de bir gece bilinmeyen bir şekilde bilinmeyen kişiler tarafından çalınan dünyaca ünlü İznik çinilerinden hala bir haber yok! Öte yandan Avrupa Müzayede salonlarında nereden bulunduğu belli olmayan dünyaca ünlü İznik çinilerinin tek bir adedi 200 ile 400 bin TL karşılığı İngiliz Sterlini üzerinden açık artırmaya sunuluyor.


    Muradiye Camisi içinde bulunan 15’nci yüzyıla ait çinilerin akıbeti belli olmasa da Avrupa ülkelerindeki müzayedelerde çeşitli camilerden çalınan İznik çinilerinin adedi binlerce Euro ve Dolar’a satılıyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü; Muradiye’den çalınan 50 civarındaki çiniden mavi-beyaz altıgen olanların 22.5 x 26 cm, üçgen firuze olanların ise 13 x 13 x 11 cm boyutlarında olduğunu bildiriyor. Sosyal medyasında bu konuda paylaşım yapan bir duyarlı vatandaş, 2000’li yıllarla birlikte giderek artan cami ve çini soygunlarına dikkat çekerek, “Tahribat 2000’li yılların başlarında diye hatırlıyorum. Kültürel miras için toplumda dertlenmezsek maalesef müzayede takip etmek zorunda kalırız” diyor.


    ÇİNİLERİ ÇALINAN CAMİ LİSTESİ HAYLİ KABARIK
    Ülkemizde çok sayıda Osmanlı dönemi eseri cami ve türbelerden, İznik çinilerinin ça-lınması olayı 2000 yılı sonrasında artış göster-miş. Tarihi cami soy-gunlarından 5 Ağustos 1998’de Üsküdar Cedit Valide Camisi, Edirne Muradiye Camisi, 6 Aralık 2002 Adana Seyhan Ulu Cami, 17 Mayıs 2005 Fatih Mesih Mehmet Paşa Camisi, 25 Nisan 2014 İstanbul Fatih He-kimoğlu Ali Paşa Ca-misinden yapılan hır-sızlıkların tarihleri bili-niyor. Öte yandan, çe-şitli tarihlerde Aya-sofya Müzesi’nin Çini bordürleri, Kütahya Küpecik Camisinden top çini, Bursa Sinan Paşa Camisi, İstanbul Eminönü Yeni Cami, İstanbul Kasımpaşa Büyük Piyale Paşa Camisi, İznik Eşref-zade Camisi de çinileri çalınan camiler ara-sında yer alıyor.
    Geniş bir avlunun içine kesme taşlarla yapılan tek minareli Muradiye Camisi, dış görünüşünün yalınlığına karşın iç süslemesi yönünden 15. yüzyıl Osmanlı çini sanatının erken dönemlerini temsil ediyor. Beyaz zemin üzerine mavi desenli duvar çinilerinin en güzel örnekleri en önemli yapıtları arasında bu cami bulunuyor. Mihrap ve duvarlarda doğal çiçek motifleri ile işlenmiş altıgen çini levhalar ve bunların arasında firuze renkli düz üçgen levhalar çini sanatımızın çok önemli örnekleri arasında yer alıyor. Caminin mihrabındaki bitkisel ve geometrik süslemeler yazıyla bütünleşiyor. Suriye ve Mısır’daki aynı dönem yapılarında da rastladığımız stilize bitkisel kompozisyonlar ve geometrik geçmeler uzun yıllar boyunca doğuyla batı arasındaki ticaretin en değerli parçaları olan Çin porselenlerindeki motiflerin İslami zevke göre uyarlanmış formlarını gösteriyor.


    MURADİYE ÇİNİLERİ NEDEN BAŞYAPIT!?
    Muradiye Camisinde, İranlı gezici ustaların, Çin, Suriye, Mısır ve İran’dan getirdikleri motifler Türk ustaların Anadolu motiflerine karışmış, Bursa, Edirne ve İstanbul yapılarının duvarlarına, mihraplarına süs olmuş. ‘Çok renkli sır’ tekniği, 15’nci yüzyıl başından 16’ncı yüzyılın ortalarına kadar varlığını sürdürür. Muradiye Camisi çinileri de bu tekniğin ve kültürler arası etkileşimin en değerli örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Muradiye Camisinin sır altı mavi-beyaz çinilerinin benzerleri, Suriye’deki Memluk yapılarında da görülüyor. Mihrabında ise mavi, beyaz, firuze ve sarı renklerin kullanıldığı, kabartma levha ve mukarnaslardan oluşan zengin bir bezeme anlayışı söz konusu. Bitkisel ve geometrik geçmeler, yazı levhalarını kuşatan bordürler halinde. Muradiye Camii mihrabında; “Cuerda seca” da denilen “çok renkli sır” tekniği büyük bir başarıyla uygulanmış, bitkisel ve geometrik kompozisyonlar bu başyapıtta yazıyla bütünleşmiş.
    NOT: (Muradiye Camii,1426 tarihinde ilk olarak Mevlevihane olarak inşa edildiği için Mevlevihane Camii olarak da anılıyor.)