DOLAR 43,4805 -0.04%
EURO 51,2917 -0.61%
ALTIN 6.526,47-3,85
BIST 13.620,95-1,57%
BITCOIN 33904611,31%
Edirne
-1°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

‘Trakya sözün değil, suyun bittiği yer!’

‘Trakya sözün değil, suyun bittiği yer!’
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: 87ae01a2-77a2-43da-8c38-d55174c39811.jpg

DOKU Derneği Başkanı Göksal Çidem, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Trakya’da su bittiğini, bölgede obruklar oluşmaya başladığına dikkat çekerek, “Ergene kaynakları mutlak koruma altına alınmadan yapılan her yatırım beyhudedir” dedi.

Çidem, 2 Şubat 1971 yılında imzaya açılan Sulak Alanların Korunması Sözleşmesini Türkiye’nin 17 Mayıs 1994 tarihinde imzaladığını anımsatarak, “2 Şubat  kutlama değil, kaybettiğimiz sulak alanlardan ders alma, kalanlar için ise, nasıl kurtarırız diye hesap yapma  günüdür. Ülkemiz de son 50 yılda Marmara Denizi kadar bir sulak alanı kaybettik. Hani  Doğada her canlının yaşama hakkı vardı? Yaklaşık 40 yıldır, günlük çıkarlar uğruna  milyonlarca canı yok ettik. Bölgemizdeki en çarpıcı örnek Ergene’dir” ifadelerini kullandı. Çidek açıklamasında şunlara yer verdi:

ERGENE ÖRNEĞİ

Yaşı yarım asrı devirenler, doğaya  çıktıklarında ‘ bizim zamanımızda şurada pınar, şurada kaynak vardı, pırıl pırılsu akardı’ diye söze başlarlar. Ergene de tutulan yayın ve sazan balıklarını anlatırlar. Yüzmeyi orada öğrendik derler. Peki şimdi neden balık yok? Neden yüzemiyorsunuz dediğinizde. Verilen cevap ‘çok kirli’, ‘çok kötü kokuyor’.  Çünkü Ergene’den su değil, sıvı akıyor..

İyi de, temiz olan su ve içinde ki yaşam  neden yok oldu? Kim yok etti?  Asıl sorun da burada.

Ergene yok edilirken, herkes  temizlenecek diyor. Ergene kurtulacaksa  kurtarmaya önce kaynaklarından başlanmalı. Ergene kaynaklarının bulunduğu Istrancalar’da yüzlerce taş ocağı, binlerce RES var.

Ergene kaynakları mutlak koruma altına alınmadan yapılan her yatırım beyhudedirPlanlama doğru olmalı. Bilimsel olmalı.

Doğal varlıkların yok  olmasındaki en büyük etken yanlış planlamalar ve bu planları yapanlar ve onaylayanlardır. Yanlış planlara dava açınca da ‘Bunlar her şeye karşı çıkıyor’ hemen bir uyduruk yafta takıyorlar. Yatırım düşmanı, bölücü, marjinal guruplar v.b. diyorlar. Bizler sadece ‘yaşamı savunuyoruz’. Yaşam için de milyonlarca yıldır, yaşam kaynağı olan doğal varlıklarımızı korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir Dünya  bırakma derdindeyiz.

Geçerli görselin alternatif metni yok. Dosya adı: 55355314-ae72-46ef-a2e9-a6c7ed5fc418.jpg

RAMSAR

Dünyanın en  önemli sulak alanlarından İğneada Longozu’nun 2012 yılında RAMSAR kapsamına alınacağı ilan edilmiş, ancak daha sonra  İğneada unutulmuş, yok sayılmış ve yok sayılmaya devam etmektedir. 2012’den sonra, termik, nükleer, liman ve barajlar ile gündeme gelmektedir. İğneada RAMSAR kapsamına alınmalı, tüm Dünyaya tanıtılmalıdır. Çünkü, Dünya’da Amazon ve Afrika Kongo’sundan sonra bu ölçekte en büyük subasar (longoz) ormanı,  ülkemizde, İğneada beldemizdedir.

İğneada bölgesinde Küresel Çevre Fonu ve AB katkılarıyla milyon dolarlık projeler yapıldı. Hazırlanan dosyalar UNESCO ya sunulacaktı. Sunulmadı. Yıllardır  sunulmuyor. Sorduk, Neyi bekliyoruz? Cevap. ‘Proje sahasının biyosfer alan olarak kabul edilmesine yönelik bir Biyosfer Alan Adaylık Dosyası hazırlanmış ancak UNESCO MAB Komisyonuna sunulmamıştır’ deniyor. Gerekçe ne?

ISTRANCALAR’IN HER TARAFI PARAMPARÇA

Ülkemizin koruma değeri olan sahalarının etkin korunması yönetimi gereken etki ve yetkiyi sağladığından UNESCO’ya sunup Biyosfer Rezervi statüsü verilmesine gerek duyulmamış.

Buna gerek duyulmadığı için Istrancalar’ın her tarafı paramparça oldu. 1/3 Bulgaristan’da olan Istrancalar bir bütün olarak korunurken, Bizim 2/3 Istrancalar talan ediliyor.

İğneada longoz ormanları için de verilen cevaplarda RAMSAR kapsamına alınma çalışması devam ediyor muş..

Yıllar geçti. Geçmeye devam ediyor. Yok edildikten sonra, Ergene misali nasıl temizleriz, nasıl kurtarırız için milyonlar harcamak gerekiyor. Aslında korumanın maliyeti sıfır. Hiçbir şey yapma. Doğayı kendi haline bırak.

Turizm bölge planı, Doğa Turizm Master Plan, Biyosfer Rezev Alan projesi, İğneada longoz Ramsar projesi akıbeti? Bilmiyoruz.

Şimdi bir daha sormak gerekiyor.. O halde bu projeler  kapsamındaki dosyalar neden hazırlandı.? Neden sunulmuyor..?

Trakya’da su bitti. Trakya topraklarında Çorlu ve Malkara’da obruklar oluşmaya başladı. Su, bulunduğu havzaya ve oradaki canlılara aittir. Doğal bir varlıktır. Su, tüm canlılar için yaşamın temel koşuludur. Yerin altında da, üstünde de su kalmadı. Su bitti. Söz bitti. Tuz koktu. Trakya sözün bittiği yer değil, suyun bittiği yer. “

Özhanlar Mobilya