
02 Nisan 2026 Perşembe


Soru: Son günlerde “IBAN mağdurları” düzenlemesi çok konuşuluyor. Bu tartışmanın merkezinde ne var?
Av. Enes Sencer: Tartışmanın merkezinde, hesabını başka birine kullandıran ya da kullandırdığı iddia edilen herkesin aynı şekilde değerlendirilmesi sorunu var. Uygulamada birçok kişi, olayın niteliği tam araştırılmadan doğrudan ağır ceza tehdidiyle karşı karşıya kalabiliyor. Oysa ceza hukukunda esas olan, herkesin kendi kastı, bilgisi, iradesi ve menfaat ilişkisi çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmesidir.
Soru: Sizce burada asıl hukuki problem nedir?
Av. Enes Sencer: Asıl problem, hesap sahibinin otomatik biçimde suç örgütünün bir parçası ya da dolandırıcılık failı gibi görülmesidir. Bir kişinin hesabını kullandırmış olması tek başına, onun nitelikli dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini göstermeyebilir. Hesabın ne şekilde kullanıldığı, kişinin bundan gelir elde edip etmediği, olayın içeriğini bilip bilmediği ve suç planına bilinçli katkı sunup sunmadığı somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Soru: Yani herkes aynı kefeye konulmamalı mı?
Av. Enes Sencer: Kesinlikle konulmamalı. Gerçekten örgütlü şekilde hareket eden, menfaat sağlayan ve dolandırıcılık planının parçası olan kişiyle; saflık, bilgisizlik, ekonomik zorluk ya da kandırılma nedeniyle hesabını kullandıran kişi aynı hukuki kategoride değerlendirilemez. Ceza adaletinin temel ilkesi budur: fiil ve fail bireyselleştirilerek ele alınmalıdır.
Soru: Kamuoyunda “300 bin kişiyi ilgilendiriyor” deniyor. Bu ne anlama geliyor?
Av. Enes Sencer: Bu ifade bize şunu gösteriyor: Karşımızda artık münferit birkaç dosya değil, kitlesel hale gelmiş bir ceza hukuku sorunu var. Bu kadar geniş bir kitleyi ilgilendiren bir meselede, hızlı ve toptancı değerlendirmeler ciddi mağduriyetlere yol açabilir. O nedenle yasal düzenleme hazırlanırken hem toplumsal gerçeklik hem de ceza hukukunun temel ilkeleri birlikte gözetilmelidir.
Soru: Beklenen düzenleme sizce neyi hedeflemeli?
Av. Enes Sencer: Beklenen düzenleme, öncelikle kast ayrımını netleştirmelidir. Kimin bilinçli şekilde suç organizasyonunun içinde yer aldığı, kimin ise olayın ağırlığını ve sonuçlarını bilmeden hareket ettiği ayrıştırılmalıdır. Ayrıca yalnızca hesap hareketine bakılarak değil; iletişim kayıtları, para akışındaki rol, komisyon alınıp alınmadığı, yönlendirme olup olmadığı ve suçtan elde edilen fayda gibi unsurlar birlikte değerlendirilmelidir.
Soru: Mevcut uygulamada en çok hangi hata yapılıyor?
Av. Enes Sencer: En sık yapılan hata, banka hesabının kullanılmış olmasını tek başına yeterli görmektir. Oysa hesap, suçta bir araç olarak kullanılmış olabilir; fakat hesabın sahibi her zaman suçun asli faili olmayabilir. Ceza hukukunda görünüşe değil, somut iradeye ve delile bakılır. Bu ayrım yapılmadığında, gerçek fail ile tali düzeyde kalan ya da hiç kastı bulunmayan kişi aynı yaptırımla karşı karşıya kalabiliyor.
Soru: Peki bu dosyalarda savunmanın merkezinde ne olmalı?
Av. Enes Sencer: Savunmanın merkezinde kastın yokluğu, menfaat ilişkisinin bulunmaması ve kişinin olayın bütünü üzerindeki bilgisizliği yer almalıdır. Ayrıca kişinin hesabı hangi koşullarda kullandırdığı, kimin yönlendirdiği, para üzerinde tasarrufunun bulunup bulunmadığı ve olaydan sonra gösterdiği tutum da önemlidir. Her dosya kendi delil yapısına göre incelenmelidir; ezberle hareket edilmemelidir.
Soru: Yeni düzenleme mağduriyetleri tamamen çözer mi?
Av. Enes Sencer: Tek başına bir düzenleme bütün sorunları çözmez; ancak doğru yazılmış bir düzenleme çok önemli bir başlangıç olur. Esas mesele, yargı pratiğinin de buna uygun şekilde değişmesidir. Yasa ne kadar doğru olursa olsun, uygulamada yine otomatik suçlama mantığı devam ederse mağduriyetler tam anlamıyla sona ermez. Bu nedenle hem norm hem uygulama birlikte düzeltilmelidir.
Soru: Son olarak kamuoyuna vermek istediğiniz temel mesaj nedir?
Av. Enes Sencer: Ceza hukukunda kolay genellemeler çok tehlikelidir. Her hesap sahibi dolandırıcı değildir. Her para transferi bilinçli suç ortaklığı anlamına gelmez. Adil olan, dosyaları tek tek incelemek; kastı, bilgiyi, iradeyi ve menfaati ayrı ayrı ortaya koymaktır. Beklenen düzenlemenin de tam olarak bu adalet ihtiyacına cevap vermesi gerekir.