Edirne’de Balkan Ülkeleri Dostluk Grubu Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’nce (BÜDDER), Selimiye’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınışın 15’inci yılı anısına düzenlenecek ‘Selimiye Farkındalık Koşusu’ yarın gerçekleştirilecek.
BÜDDER tarafından, bu yıl 6 Eylül’de yapılacak Edirne Maratonu tanıtım çalışmaları kapsamında, ‘Selimiye Farkındalık Koşusu’ gerçekleştirilecek. Tarihi caminin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınışının 15’inci yılında düzenlenen koşuda, 50 atlet Selimiye Camisi etrafında 15 tur atacak.
BÜDDER Başkanı Önder Akdağ, Pazar günü saat 8’de Selimiye Meydanı’nda toplanarak saat 09’da start vereceklerini belirtti. Derneğin tura ilişkin duyurusunda, “Mirasımıza koşuyoruz. Geleceğe taşıyoruz. Koş, farkında ol, koru, yaşat!” ifadelerine yer verildi.
2025/2026 Futbol sezonu Edirne 2.Amatör Lig Enver Fırtın sezonu play-off müsabakalarının sonuncu yarın yapılarak 1. Amatör Lig’e yükselecek 4. takım belli olacak.
Edirne 2.Amatör Lig A, B ve C gruplarında 2’nci olan takımların katıldığı tek devreli lig usulüne göre oynanan play off müsabakalarında birinci olacak takım yarın Havsasspor – İstasyonspor arasındaki son maçta belli olacak. Havsaspor ile oynadığı ilk maçta 1-1 berabere kalan Beyendikspor, İstasyonspor’a yenilmesi nedeniyle saf dışı kalmış oldu.
Edirne U11 Futbol Ligi’nde Haziran ayının başında start alan 2025-2026 sezonu 23 günlük maratonun ardından sona ererken, Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (ASKF) tarafındantüm kulüplerin sporcuları için madalya töreni düzenlendi.
A Grubu merkezden 6, B Grubu merkezden 5, Havsa’dan 1, C grubu ise Keşan’dan 3, Uzunköprü’den 2 ve İpsala’dan 1 takımdan oluşan ligde 18 takım mücadele etti.
Edirne U11 Futbol Ligi’nin sonun gününde A ve B gruplarındaki 6 karşılaşma Saraçhane sahasında oynanırken, C Grubu’ndaki 2 karşılaşma Uzunköprü ve 1 karşılaşma da İpsala’da yapıldı. Son gün A Grubu’nda 16, B Grubu’nda 12 ve C Grubu’nda 17 olmak üzere fileler tam 45 kez havalandı.
ASKF’DEN MADALYA
2025–2026 Futbol Sezonu U11 Ligi’nde mücadele eden tüm spor kulüplerinin sporcuları için, sezonun son müsabakalarının ardından Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (ASKF) tarafından madalya töreni düzenlendi.
Madalya törenine Edirne ASKF Başkanı Muzaffer Yıldırım, Futbol İl Temsilcisi Yavuz Çiroz, İpsala Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Fatih Yakıt ile ASKF Yönetim Kurulu Üyeleri Hamza Erhan, Özkan Arsu ve Emre Tezcan katılarak sporculara madalyalarını takdim etti. ASKF’nin konuya ilişkin paylaşımında şunlara yer verildi:
“Sezon boyunca büyük bir heyecan, centilmenlik ve mücadele örneği sergileyen geleceğimizin yıldız sporcularını gönülden tebrik ediyoruz.
Sahada gösterdikleri azim, disiplin ve takım ruhuyla bizlere gurur yaşatan tüm sporcularımıza spor yaşamlarında başarılarının devamını diliyoruz.
Ayrıca çocuklarımızın gelişimi için özveriyle çalışan kıymetli antrenörlerimize, desteklerini her zaman hissettiren kulüp yöneticilerimize ve sporcularımızın en büyük gücü olan ailelerine teşekkür ediyoruz.
Sizlerin katkıları sayesinde çocuklarımız yalnızca sportif başarılar elde etmekle kalmıyor; dostluk, kardeşlik, saygı ve fair-play anlayışıyla da yetişiyor.
Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (ASKF) olarak altyapı sporuna destek vermeye, çocuklarımızın sporla büyümesine katkı sağlamaya ve geleceğin başarılı sporcularını yetiştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.
Katılım sağlayan tüm kulüplerimizi, sporcularımızı, antrenörlerimizi, yöneticilerimizi ve ailelerimizi bir kez daha tebrik ediyor; yeni sezonda sağlık, başarı ve centilmenlik ruhunun ön planda olduğu bir sezon diliyoruz. “
Edirne’de 11 Haziran Perşembe günü başlayan Edirne Valiliği himayesinde Edirne Voleybol İl Temsilciliği’nce düzenlenen “2026 Yılı Kurum ve Kuruluşlar Voleybol Turnuvası”nda 24 maç geride kaldı.
Turnuvaya 30 Haziran 2026 Salı gününden itibaren devam edilecek. Aynı gün Edirne Spor Salonu’nda oynanacak 3 karşılaşmanın ardından turnuvaya Mimar Sinan Spor Salonu’nda devam edilecek.
1.SONUÇLAR
11 Haziran 2026
Çevre ve Şehircilik 2-0 Keşan DOÇEK
Tarım İl Müdürlüğü 2–0 Özel Harekat
Karadenizliler Derneği 2–0 DSİ (2)
2.SONUÇLAR
16 Haziran 2026
T.Ü. Hastane 0–2 Şehir Gönüllüleri Derneği
Öz Trakya 0–2 Yenimuhacir
Veteranlar 2–1 Emniyet Müdürlüğü
3.SONUÇLAR
17 Haziran 2026
DSİ (1) 2-0 Sosyal Hizmetler
Hasköylüler Derneği 2-1 Balkan Akademi
L Tipi Cezaevi 2-1 F Tipi Cezaevi
4.SONUÇLAR
18 Haziran 2026
Açık Cezaevi 0–2 Özel Harekat
İl Milli Eğitim Müdürlüğü 2–0 Zirai Karantina Müdürlüğü
Nihayet ABD-İran savaşı İsviçre’nin Cenevre kentinde Donald Trump ve İran’ın temsilcisi tarafından atılan imzalarla barış yapıldı. Ama, bu barış Ortadoğu’da savaş bitti anlamına gelmiyor. Dünyanın petrol rezervinin % 25’i Ortadoğu da anlayacağınız bu konjonktür daha başka savaşlara da neden olabilir, çünkü çözülmesi gereken çok sorun var. Bundan sonrası altmış günlük sürede ABD ve İran delegeleri bir araya gelip çözülmesi gereken sorunların çözümü için uğraşacaklar. Hadi bakalım kolay gelsin. En büyük sorun Hürmüz Boğazı, sonra zenginleştirilmiş uranyum konusu, savaş tazminatı, daha başka konular çözüm bekliyor.
Bu savaş her iki taraf içinde iyi olmadı. İran bir çok mali yönden zarara uğradı. Bu zarar 300 milyar dolar. Savaş Amerika’ya da yük getirdi; 100 milyar dolar. İran’ın insan kaybı 600 bin, yıkılan binalar, yok olan varlıklar, Hürmüz Boğazından elde edilen gelir, petrol satışları durdu. İran’ın maddi kaybı çok daha fazla. Asıl sorun zenginleştirilmiş uranyum, bir yerde emanet olarak saklama meselesi, bir yerde saklanıp kullanılmayacak. Bunu hangi devlet yapar. Sorunlar gittikçe büyüyor, konu çok bilinmeyenli denklem oluşturuyor. Anlayacağınız bundan sonraki görüşmeler ne olacak…
Bu savaşta kazanan kim, bence İran saldırıya uğrayan İran’dır. Sebep İran petrolleri. Amerika’nın amacı İran petrolleri üzerinde hegemonya kurmak. Çünkü bugünün dünyası petrol üzerine dönüyor, petrole hakim olan dünyaya hakim olur. Amerika’da petrol kalmamıştır, Amerika petrol sıkıntısı çekiyor. Amerika bu savaşı kaybetmiştir. Buna da sebep Çin’den, İran’daki Kürt toplumundan gereken desteği görememiştir. Zaten dünya kamuoyu böyle bir savaşa karşıdır. Bu savaş petrol fiyatlarını zirveye çıkarmıştır, piyasalar alt üst olup bir çok zararlar oluşmuştur. En önemlisi de Amerika itibar kaybetmiştir. Donald Trump sevilmeyen kimsedir. Bundan sonra ne olur bakalım göreceğiz. Trump anlaşmayı beğenmesem tekrar bombalarım diyor, el insaf.
Barış yapıldı iyimi oldu, hem de çok iyi, petrol fiyatları epey geriledi. Hürmüz Boğazı açıldı, gemi trafiği işliyor, en önemli sorun zenginleştirilmiş uranyum meselesi. Hangi devlet bunu korumayı ister? Bu savaşta Amerika’nın burnu epey sürttü, tabi Trump’ında. Türkiye açısından savaş ne getirdi, ne götürdü. İran’ın komşusu her ülke gibi savaş yüzünden huzursuz oldu. Hiç yoktan iki füze atıldı, havada imha edildi, petrol fiyatlarının yükselmesi Türkiye’yi de etkiledi. Ulaşım dahil bir çok ürünün fiyatı arttı, dar gelirliler için hayat pahalılandı. Bakalım göreceğiz bundan sonra neler olacak? Barış anlaşmasında önemli bir konuda savaş sırasında Trump, İran’ın Amerika’daki banka varlıklarına el koydu, bu konu nasıl çözülecek, İran bunları geri alabilecek mi, buda bir sorun.
Bu savaşta bir kaybeden daha var o da İsrail Başbakanı Netanyahu. Savaş başladığından beri hep Amerikan taraftarlısı olmuş, hep Trump’ın yanında yer almıştır. Trump kaybedince o da kaybetmiştir. Eh politika bu, insana bazen kavun yedirir, bazen de kelek. Kim dedi Netanyahu’ya Amerikan yanlısı ol. Ama İsral’in varlığı Amerikan desteği ile oluyor. Bugün Amerika’da genel seçim yapılsa Trump’ın partisi kaybeder. Ekim ayında İsrail’de genel seçim varmış, şimdiden Netanyahu’ya gidici gözü ile bakılıyor.
Yapılan barış pek sağlam değil, bir yerde pamuk ipliğine bağlı. Anlaşma olmaz ise her an kopabilir. Ortadoğu daha başka savaşlar da görür, çünkü orada petrol var. Daha ilerki yıllarda belki su içinde savaş olur. Barış istiyorsak savaşa hazır olalım, sonu NİHAYET BARIŞ AMA…
İnsanlar, insan formunda kendini deneyimleyen, ilahi bir haikaktin bir parçası olduklarını gerçekten bilselerdi… Hayatlarını sıradan bir TESADÜFLER ZİNCİRİ gibi görmekten vaz geçerlerdi. Sabah uyandıklarında yeni bir günün YÜKÜNÜ değil, İLÂHİ BİR DENEYİMİN devamını karşıladıklarını HİSSEDERLERDİ!.. Yaşadıkları her olayın, her karşılaşmanın, her zorluğun ve her sevincin ruhlarının gelişmesi için tasarlanmış birer ilâhi mesaj olduğunu FARK EDERLERDİ. O zaman başarısızlık bir son değil, bilincin gelişmesine açılan bir kapı olurdu. Kızgınlıklar bir caza değil, kalbi arındıran bir öğretmen olurdu. Kaybettiklerini sandıkları anlarda bile, aslında özlerine biraz daha yaklaştıklarını görürlerdi. Çünkü bilirlerdi ki, deneyimleyen yalnız beden değil, BEDEN ARACILIĞIYLA KENDİNİ TANIYAN SONSUZ BİR RUHSAL HAKİKATTİR. Bu idrak geldiğinde, kıyas biterdi; yıkıcı rekabet yerini, daha da gelişmek için iş birliğine bırakırdı. Sade, sakin, mütevazi, en az şeye ihtiyaç duyarak, en sağlıklı ve huzurlu yaşam tarzından ödün verilmezdi. Aşırı hevesler değil, denge ve tam kararında yaşamak seçilirdi. İnsan başkasına, (İnsan, hayvan, bitki, ağaç) baktığında, ayrı bir varlık değil, aynı özün farklı bir yansımasını görürdü.
“SEVGİ,” ARTIK ÇARPITILMIŞ EGO HEVESLERİYLE İLGİLİ DEĞİL, VARLIĞIN BİR OLUŞUNUN, DOĞAL BİR HALİ OLURDU.
Kuran’ı Kerim. Sure 7/Ayet 85: Medyen kavmine de kardeşleri Şuayb’ı gönderdik. Onlar şöyle dedi:
“Allah’a ibadet ve itaat edin. O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. İşte size Rabbiniz tarafından bir mucize geldi. Artık ölçüyü ve teraziyi tam tutun; insanların eşyasına haksızlık etmeyin; yeryüzünü ıslahından sonra bozmayın. Eğer bana inanırsanız, şu söylediklerim sizin için hayırlıdır.
Bir yorumla: Allah’a ibadet etmek: POZİTİF BÜTÜN DAVRANIŞLAR. CÜMLE ALEME FAYDA ETMEK.
Olgay GÜLER Edirne’de, tartıştığı eşi Didem Örs Alacı (38) ile oğulları Doruk Kaan Alacı’yı (9) boğup, ardından bıçakla intihara kalkışan Ömer Gökhan Alacı (41), tutuklu yargılandığı davada; ‘Eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘alt soya ve çocuğa karşı kasten öldürme’ suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı.
Olay, 4 Ağustos 2025’te Cumhuriyet Mahallesi 3043’üncü Sokak’taki bir apartmanda meydana geldi. Muhasebecilik yapan Ömer Gökhan Alacı, çağrı merkezinde çalışan eşi Didem Örs Alacı ile maddi sorunlar nedeniyle tartışma yaşadı. Evde çıkan tartışmada Ömer Gökhan Alacı, önce eşini ardından da oğlu Doruk Kaan Alacı’yı boğdu. Ertesi sabah, Meliha Örs, kızı Didem’i akşam yemeğine davet etmek için telefonla aradı ancak ulaşamadı. Daha sonra damadını arayan Örs, kızına ulaşamadığını belirterek, onunla konuşmak istediğini söyledi. Eşi ve çocuğunun uyuduğunu söyleyen Ömer Gökhan Alacı, telefonu kapattı. Kızlarına ulaşamayan aile, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi, adrese polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler girdikleri evde Didem Örs Alacı ile oğlu Doruk Kaan Alacı’nın cansız bedenleriyle karşılaştı. Bileklerinde bıçak kesikleriyle yaralı bulunan Ömer Gökhan Alacı ise Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Alacı, tedavisinin ardından tutuklandı.
YASA DIŞI BAHİS Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ömer Gökhan Alacı hakkında ‘Canavarca hisle kasten öldürme’ suçundan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi. İddianamede olay yerinde, üzerinde kan lekeleri bulunan 1 falçata ve 1 sap kısmı siyah renkli bıçak ve bunların yanında zemine kanla yazılan ‘Beni affedin’ şeklinde yazı bulunduğuna yer verildi. Öte yandan Ömer Gökhan Alacı’nın yasa dışı kumar sitesinde oğlunun Doruk Kaan’ın adıyla ‘Kaan6722’ rumuzlu hesap açtığı da ifade edildi. KARAR DURUŞMASI GÖRÜLDÜ Sanık Alacı’nın yargılanmasına bugün Edirne 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Karar duruşmasında sanık Ömer Gökhan Alacı, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmaya ayrıca Didem Örs Alacı’nın annesi Meliha ve babası Ahmet Örs ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada konuşan anne Meliha ve Ahmet Örs, sanığın en ağır cezayı almasını talep etti. Son sözleri sorulan sanık Ömer Gökhan Alacı da, ‘Söyleyecek bir şeyim yoktur’ şeklinde konuştu.
2 KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS Duruşmada, verilen aranın ardından karar açıklandı. Sanık Ömer Gökhan Alacı, ‘Eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘alt soya ve çocuğa karşı kasten öldürme’ suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı.
‘ADALET YERİNİ BULDU’ Duruşma sonrası konuşan, Örs ailesinin avukatı Erdi Ertek, adaletin yerini bulduğunu söyleyerek, “Didem’le Doruk’un bugün karar duruşmaları vardı. Yüce mahkememiz gereken cezayı verdi, adalet yerini buldu. Kişi iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis aldı. Artık ömür boyu hapishanede; başka kimseye zarar verme imkanı kalmadı. Adalet yerini buldu” dedi.
‘YAŞASIN TÜRK ADALETİ’ Baba Ahmet Örs de, çıkan karardan mutluluk duyduklarını dile getirdi. Örs, “Yaşasın Türk adaleti. Bugün bizim bayramımız diyelim. Artık karar kesinleşti. Başta avukatlarımız olmak üzere tüm destek veren herkese teşekkür ederim. Bundan sonra acımız dindi mi? Dinmedi. Ama en azından çıkan bu karar sonrasında mutlu olduk” diye konuştu.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Marmara Belediyeler Birliği Yerel Yönetim Akademisi koordinasyonunda yürütülen “Sokaklar Dönüşüyor Programı” kapsamında hayata geçirilen ilk geçici sokak uygulamasında karne heyecanı yaşayan çocuklarla bir araya geldi.
Atatürk Mahallesi’nde bulunan ve yaklaşık 900 öğrencinin eğitim gördüğü Vali Fahri Yücel İlkokulu ile Zübeyde Hanım Anaokulu çevresindeki Şerif Bilgen Caddesi’nin bir bölümü, 26 Haziran Cuma günü 07.30-14.00 saatleri arasında araç trafiğine kapatılarak çocuklar ve yayalar için güvenli bir yaşam alanına dönüştürüldü.
Karne gününde gerçekleştirilen etkinliğe katılan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, çocukların sevincine ortak oldu. Etkinlik alanını gezen Başkan Gencan, öğrenciler ve aileleriyle sohbet ederek çocukların oyunlarına eşlik etti. Gün boyunca düzenlenen oyunlar, eğlenceli etkinlikler ve çeşitli ikramlarla çocuklar karne sevincini güvenli bir sokak ortamında doyasıya yaşadı.
Uygulamanın yalnızca bir gün süren etkinlikten ibaret olmadığını, çocuk dostu kent anlayışının önemli bir adımı olduğunu belirten Başkan Filiz Gencan, “Çocuklarımızın güvenle yürüyebildiği, oynayabildiği ve sosyalleşebildiği kamusal alanlar oluşturmak yerel yönetimlerin en önemli sorumluluklarından biridir. Sokaklarımız sadece araçların değil, çocuklarımızın da yaşam alanıdır. Karne gününde onların mutluluğunu paylaşırken, güvenli sokakların ne kadar değerli olduğunu bir kez daha görmüş olduk” dedi.
Marmara Belediyeler Birliği Yerel Yönetim Akademisi koordinasyonunda yürütülen “Sokaklar Dönüşüyor Programı” kapsamında gerçekleştirilen pop-up uygulamasıyla okul çevresinde yaya önceliği sağlanırken, çocukların güvenli, sağlıklı ve sosyal bir ortamda vakit geçirmeleri sağlandı.
Öğrenci Velileri Derneği (Veli-Der), 2025-2026 eğitim öğretim yılına ilişkin hazırladığı değerlendirme raporunda, eğitim sisteminde yaşanan sorunların ağırlaştığını belirterek çocukların eğitim hakkının giderek daha fazla piyasa koşullarına terk edildiğini savundu.
Raporda, kamusal eğitimin geriletildiği, eğitimde fırsat eşitliğinin zayıfladığı ve artan eğitim maliyetlerinin milyonlarca aile üzerinde ciddi ekonomik yük oluşturduğu ifade edildi.
Veli-Der, ekonomik kriz ve yoksulluğun çocukların eğitim yaşamını doğrudan etkilediğine dikkat çekerek, UNICEF verilerine göre Türkiye’de çocukların yüzde 38,9’unun yoksulluk, sosyal dışlanma ve temel haklara erişememe riski altında bulunduğunu belirtti. Aynı raporda, en yüksek gelir grubundaki ailelerin eğitim harcamalarının en düşük gelir grubundaki ailelerin yaklaşık 28 katına ulaştığı vurgulandı.
Raporda, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamalarının çocukları erken yaşta iş gücü piyasasına yönlendirdiği öne sürülerek, yaklaşık 1,5 milyon çocuğun örgün eğitim dışında kaldığı, devamsızlık oranlarının da her eğitim kademesinde arttığı ifade edildi.
Veli-Der değerlendirmesinde, okul öncesi eğitime erişimde yaşanan eşitsizliklere de dikkat çekildi. Resmi anaokullarındaki öğrenci sayısının azalırken özel ve alternatif eğitim modellerinin yaygınlaştığı belirtilen raporda, okul öncesi eğitimin kamusal bir hak olarak ücretsiz ve erişilebilir hale getirilmesi gerektiği savunuldu.
Raporda ayrıca okullarda temizlik ve güvenlik hizmetlerindeki yetersizlikler, öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik uygulaması ve ücretsiz okul yemeği uygulamasının hayata geçirilememesi de eğitim sisteminin temel sorunları arasında gösterildi.
Kamusal eğitim çağrısı
Raporun sonuç bölümünde ise kamusal, parasız, laik ve bilimsel eğitimin güvence altına alınması, ücretsiz okul yemeği uygulamasının başlatılması, öğretmen açığının giderilmesi, eğitim bütçesinin artırılması ve çocuk emeğini teşvik ettiği belirtilen MESEM uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulunuldu. Veli-Der, “Eğitim bir hak, devletin yerine getirmesi gereken kamusal bir sorumluluktur” değerlendirmesine yer verdi.
TALEPLER
Raporun “Sonuç ve taleplerimiz” başlıklı son bölümünde ise şunlara yer verildi:
2025-2026 eğitim-öğretim yılı bir kez daha göstermiştir ki eğitim alanında yaşanan sorunlar birbirinden bağımsız değildir. Yoksulluk, piyasalaşma, çocuk emeği sömürüsü, eğitime erişim engelleri, kamusal eğitimin tasfiyesi ve laik eğitimdeki aşınma aynı politik tercihlerin ürünüdür.
Bugün çocukların eğitim hakkı; ekonomik kriz, derinleşen eşitsizlikler ve eğitimin piyasaya açılması nedeniyle ciddi bir tehdit altındadır. Kamusal eğitim sistemine yeterli kaynak ayrılmazken, eğitim giderek ailelerin omuzlarına yüklenen ağır bir maliyet alanına dönüştürülmektedir. Sonuç olarak çocuklar; yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik sarmalına mahkûm edilmektedir.
Veli-Der olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Kamusal, parasız, laik, bilimsel ve nitelikli eğitim herkes için güvence altına alınmalıdır.
MEB’in sorumluluğunda, zorunlu, ücretsiz, laik ve bilimsel okul öncesi eğitim hayata geçirilmelidir.
Çocuk emeği sömürüsüne son verilmeli, MESEM uygulamaları kaldırılmalıdır.
Tüm çocuklar için eşit ve erişilebilir eğitim olanakları sağlanmalıdır.
Okullarda ücretsiz yemek, temiz su ve sağlık hizmeti sunulmalıdır.
Eğitim bütçesi artırılmalı, kamu okullarının tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır.
Temizlik ve güvenlik hizmetleri için yeterli sayıda kadrolu personel istihdam edilmelidir.
Öğretmen açığı derhal giderilmeli, ücretli öğretmenlik uygulamalarına son verilmeli, tüm öğretmenler güvenceli çalışma koşullarına kavuşturulmalıdır.
Demokratik ve katılımcı okul işleyişi güçlendirilmelidir.
Tarikat ve cemaatlerin eğitim alanındaki tüm faaliyetlerine son verilmelidir.
Eğitim bir hak, devletin yerine getirmesi gereken kamusal bir sorumluluktur. Çocukların geleceği piyasaya, yoksulluğa, çocuk emeği sömürüsüne ve ideolojik kuşatmaya terk edilemez.
Hiçbir çocuk yoksulluk nedeniyle eğitimden kopmamalı, hiçbir çocuk çalışmak zorunda bırakılmamalıdır. Her çocuk eşit, özgür, laik, bilimsel ve nitelikli eğitim hakkına sahip olmalıdır.”
Edirne Emekliler Derneği Başkanı Ahmet Ziya Yaz, Türkiye’de ekonomik krizin, derinleşen gelir adaletsizliği ve yüksek enflasyonun ağır yükünü emeklilerin taşıdığını söyleyerek, yılbaşında verilen zammın 3 aylık süreçte eriyip gittiğini belirtti.
Ülke genelinde milyonlarca emekli, Temmuz ayında açıklanacak 6 aylık zam enflasyon verilerini beklerken, Edirne Emekliler Derneği, konu hakkında basın açıklaması gerçekleştirdi. Edirne Kent Konseyi toplantı salonunda düzenlenen toplantıya dernek başkanı Ahmet Ziya Yaz ve dernek üyesi çok sayıda emekli katıldı. Açıklamayı, dernek başkanı Yaz okudu.
Dernek Başkanı Yaz, Türkiye’de ekonomik krizin, derinleşen gelir adaletsizliği ve yüksek enflasyonun ağır yükünü emeklilerin taşıdığını söyleyerek, “Milyonlarca emekli günümüzde açlık sınırı altında yaşam mücadelesi verirken insanca yaşam koşulları da giderek daha fazla aşınıyor. Öncelikle biz emekliler bu ülkenin yükü değiliz, biz bu ülkenin emeğiyiz, birikimiyiz ve tarihiyiz. Bu ülkede emeklilerin %85’i açlık sınırı olan 35.174 Liranın altında ve ortalama emekli maaşı 23.000 lira. Bu ülkede emeklilerin %65’i ya çalışıyor ya da iş arıyor, 17 milyon emekliden 11 milyonu, bu ülkede çalışanların %71’i asgari ücretle çalışıyor. Bizler sosyal yardım veya sadaka istemiyoruz, yıllarca ödediğimiz primlerin karşılığı olan ücretleri talep ediyoruz. Ödediğimiz primlerin yıllarca kötü yönetilmesinden, başka alanlarda kaynak olarak kullanılmasından bizler sorumlu değiliz, aksine mağduruyuz” dedi.
‘TÜİK ELİYLE HAKKIMIZ OLANLAR ÇALINIYOR’
TÜİK verilerinden örnekler vererek iktidara yüklenen Yaz, “TÜİK verilerine göre; Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 3 yıllık bakanlığında, yükseköğretim %683, köprü-otoyol geçiş ücretleri %554, kira %464, domates, biber, salatalık %459 ve şans oyunları %429, okul servisi %360 artmış. Geldiğimiz noktada 3 ayda verilen zam eriyip gitmiştir. 6 ayda bir zam değil 3 ayda bir gerçek enflasyon rakamlarına göre zam yapılmalıdır. TÜİK’in şu anki verilerine göre de SSK ve BAĞKUR emeklisine %18 memur ve memur emeklisine %14 zam yapılacak gibi görünüyor. En düşük emekli maaşının 23.000-25.000 lira arası olması bekleniyor. TÜİK eliyle hakkımız olanlar çalınıyor. Halbuki ENAG’a göre yıllık enflasyon %54 olduğuna göre verilmesi gereken zammın en az %38 olması gerekir. İyileştirme ile en düşük emekli maaşının Temmuz ayında 35.000 Lira olması gerekir” diye konuştu.
Emeklilerin artık bahane dinlemek istemediğini dile getiren Yaz, “Biz artık bahane dinlemek de istemiyoruz. Hakkımızı istiyoruz. Bizleri yönetenler, ülkemizdeki ekonomik krizleri, savaşları bahane ederek, açlık sınırı 35.174 lira, yoksulluk sınırı ise 115.576 lira iken, emeklilerden 20.000 lira gibi onur kırıcı düşük maaşla yaşamasının istemesi insanlık dışıdır. Bu arada bekar bir çalışanın yaşam maliyeti 45.488 TL’dir. Emeklilere insanca yaşayacağı maaşı vermek için kaynak yok diyenler 2026 bütçesinde. Patronlara 3 trilyon 597 milyar vergi affı, tüm yıl için öngörülen faiz ödemesi için 2 trilyon 742 milyar lira. 6 Ayda bütçeden 640,1 milyar faiz ödemesi yapıldı. Müteahhitlere garanti ödemeler için 238 milyar lira kaynak ayırmışlardır. 2026 bütçesinde sermayeye teşvik, faiz ödemesi, vergi affı olarak 7 trilyon yandaşlara dağıtılacak. Kötü yönetimlerin tercih edilen önceliklerin yarattığı ekonomik krizin faturasının emeklilere kesilmesine asla razı olmayacağız. Şunu unutmayın ve unutturmayacağız da; biz emekliler örgütlü gücümüzle, yerelde il siyasetini, genelde ülke siyasetini belirleyebileceğimizin farkındayız. Ve seçim dönemlerinde verilen vaatlere kanmayacağız” şeklinde konuştu.
‘BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ’
Emeklilerin örgütlü, kitlesel bir hareketi olmayı ilk sıraya koymalarının önemine vurgu yapan Yaz, “Sendika fikrinde ısrar etmek ancak koşullara göre farklı teknik formları kullanmak mümkündür. Kitlesel ve geniş bir güce sahip bir emekliler platformu, birliği veya federasyonu ile konfederasyonu neden sendikanın işlevlerini görmesin? Dolayısıyla örgüt formu tabu değildir. Esas olan toplumsal etki ve güçtür. Biz sadece ekonomik haklarımız için mücadele etmiyoruz, Yaşamımızı etkileyen her toplumsal sorun bizim sorunumuzdur. Madencinin, Tekstil işçisinin sorunu, nükleer santral kurulma projesi, kadın cinayetleri, çocuk şiddeti, bağımlılık, atanamayan, sözleşmeli çalışan ve özel sektörde ki öğretmenlerin sorunları, asgari ücretle geçinmek zorunda kalan emekçilerin sorunları, üniversite öğrencilerin sorunları, çevre sorunları, eğitimde yaşanan sorunlar, başta tarımda yaşanan üretim sorunları olmak üzere, sanayide yaşanan üretim sorunları, adil gelir ve vergi adaleti, hukuk, adalet ve demokrasi ve benzeri.. Acil demokrasi diyoruz, birlikte daha güçlüyüz. Hakkımızı almak, Adil bir gelir dağılımı yaratmak ve dayanışma içinde olmak için örgütlenin, sesinizi yükseltin” ifadelerini kullandı.