‘Türkiye’de yalnız yaşayanlar artıyor’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Türkiye’de Yalnız Yaşayanlar Artıyor” konusu ele alındı.

Tek kişilik hanelerdeki artış, değişen aile yapısı, nüfusun yaşlanması, evlilik ve boşanma eğilimleri ile ekonomik şartların bu dönüşüm üzerindeki etkileri kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiş; özellikle yalnız yaşayan yaşlıların karşı karşıya bulunduğu sosyal risklere dikkat çekilmiştir. Aile kurumunun güçlendirilmesi, yaşlılara yönelik bakım ve sosyal destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması, gençlerin evlilik ve barınma sorunlarının hafifletilmesi ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik çözüm önerilerine yer verilen raporda, “Türkiye’de aile yapısı son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirmektedir. TÜİK verilerine göre 2025 yılı itibarıyla tek kişilik hane sayısı 5,5 milyonu aşmış, toplam haneler içindeki payı ise yüzde 20,5’e yükselmiştir. Ancak bu artış, yaygın kanaatin aksine büyük ölçüde bireyselleşen gençlerden değil; eşini kaybetmiş ve tek başına yaşayan yaşlı insanlardan kaynaklanmaktadır. Nüfusun yaşlanması, evlilik yaşının yükselmesi, boşanmaların artması, kentleşme ve ekonomik koşullar bu değişimi hızlandıran temel unsurlar arasında yer almaktadır.

Tek kişilik hanelerin artışı, yalnızca demografik bir değişim değil; aynı zamanda yaşlı bakımı, sosyal destek hizmetleri, aile politikaları ve yerel yönetimler açısından yeni ihtiyaçları ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle aile kurumunu güçlendiren, yalnız yaşayan yaşlıları destekleyen, gençlerin evlilik ve barınma sorunlarını hafifleten ve mahalle-akraba temelli sosyal dayanışmayı geliştiren politikaların hayata geçirilmesi, Türkiye’nin sosyal geleceği açısından büyük önem taşımaktadır” denildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan “Türkiye’de yalnız yaşayanlar artıyor: Aileyi güçlendirecek politikalara ihtiyaç var” başlıklı basın açıklamasında da şunlara yer verildi:

“Aile, milletimizin en güçlü dayanağı; sevginin, merhametin, dayanışmanın ve toplumsal huzurun temelidir. Güçlü bir toplum ancak güçlü ailelerle ayakta kalabilir. Bu nedenle aile yapısında meydana gelen her değişim, yalnızca bireyleri değil, toplumun geleceğini de yakından ilgilendirmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu verileri, ülkemizde tek kişilik hanelerin hızla arttığını göstermektedir. Bugün her beş haneden biri tek kişiden oluşmaktadır. Ancak bu tabloyu yalnızca bireyselleşme eğilimi olarak değerlendirmek doğru değildir. Veriler, tek başına yaşayanların önemli bir bölümünü eşini kaybetmiş yaşlı kadınların oluşturduğunu ortaya koymaktadır.

Nüfusun yaşlanması, evlilik yaşının yükselmesi, boşanmaların artması, ekonomik zorluklar ve değişen yaşam koşulları aile yapısını dönüştürmektedir. Özellikle yüksek konut maliyetleri, geçim sıkıntısı ve iş güvencesindeki belirsizlikler gençlerin evlilik kararlarını ertelemelerine neden olmakta; bu durum aile kurumunu da olumsuz etkilemektedir.

Yalnız yaşayan yaşlılarımız ise sağlık, bakım, güvenlik ve sosyal destek bakımından daha kırılgan bir hayat sürmektedir. Hiçbir büyüğümüz kendisini yalnız ve sahipsiz hissetmemelidir. Medeniyetimiz, büyüklerine sahip çıkmayı ve komşusunun hâlini gözetmeyi esas alan bir dayanışma anlayışına sahiptir.

Milli Görüş hareketi olarak aileyi yalnızca aynı çatı altında yaşayan bireylerden oluşan bir yapı değil, toplumun temel taşı olarak görüyoruz. Aileyi koruyan, gençlerin yuva kurmasını kolaylaştıran, yaşlılarımızın onurlu bir hayat sürmesini sağlayan ve sosyal dayanışmayı güçlendiren politikalar güçlü Türkiye’nin vazgeçilmez şartıdır.

Bu doğrultuda; • Evde bakım ve yaşlı destek hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Belediyeler yalnız yaşayan yaşlılara yönelik düzenli takip ve sosyal destek mekanizmaları oluşturmalıdır. Gençlerin evlilik ve barınma sorunlarını hafifletecek ekonomik destekler hayata geçirilmelidir. Aile danışmanlığı hizmetleri güçlendirilmeli, aile kurumunu destekleyen sosyal politikalar yaygınlaştırılmalıdır. Mahalle kültürünü ve komşuluk ilişkilerini güçlendirecek sosyal projeler teşvik edilmelidir.

Saadet Partisi olarak inanıyoruz ki güçlü ekonomi kadar güçlü aile de güçlü Türkiye’nin temelidir. İnsanı merkeze alan, adaleti önceleyen ve sosyal dayanışmayı esas alan bir anlayışla hareket edildiğinde, yalnızlık yerine paylaşmanın, umutsuzluk yerine dayanışmanın hâkim olduğu bir toplum inşa etmek mümkündür. Aileyi korumak yalnız bugünün değil, geleceğimizin de meselesidir. Çünkü güçlü aile; güçlü toplumun, güçlü toplum ise adil ve huzurlu bir Türkiye’nin en sağlam teminatıdır”

TÜ heyeti Kosova’da

Trakya Üniversitesi’nin Balkan vizyonu çerçevesinde uyguladığı “Kardeşlik Köprüleri Projesi” kapsamında çeşitli temas ve incelemelerde bulunmak üzere Kosova’ya giden Rektör Prof. Dr. Mustafa Hatipler başkanlığındaki Trakya Üniversitesi heyeti, Kosova Başbakan Yardımcısı ve Kosova Demokratik Türk Partisi Genel Başkanı Fikrim Damka’yı ziyaret etti.

Ziyarette, Trakya Üniversitesi ile Kosova’daki yükseköğretim ve sağlık kurumları arasında eğitim ve sağlık alanlarında geliştirilebilecek iş birliği imkânları ele alındı.

Bilimsel araştırma, öğrenci ve akademisyen hareketliliği ile ortak projeler başta olmak üzere farklı alanlarda geliştirilebilecek çalışmaların değerlendirildiği görüşmede, mevcut ilişkilerin güçlendirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.

Ziyaret, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

Heyette, Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı ve Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Ali Yılmaz, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Prof. Dr. Cenk Mısırlı, Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik ile Rektör Danışmanı ve Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali İhsan Meşe yer aldı.

Minibüste 19 kaçak göçmen!

Olgay GÜLER

Edirne’de polisin şüphe üzerine durduğu minibüste yaptığı aramada; Etiyopya uyruklu 19 kaçak göçmen yakalandı, sürücü gözaltına alındı.

Edirne Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin Kırklareli kavşağında yaptığı rutin kontroller sırasında şüphe üzerine durdurulan bir minibüs kontrol edildi. Minibüste yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen aralarında kadınların da bulunduğu 19 kaçak göçmen yakalandı, araç sürücüsü gözaltına alındı.

Etiyopya uyruklu oldukları belirlenen göçmenler ile minibüs sürücüsü Sultan 1’inci Murat Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra işlemlerinin yürütüleceği emniyete götürüldü.

SON MODEL JİP

Elinde hortumu veriyordu suyu bahçenin her yerine. Yetmedi yola, bahçenin duvarlarına. Hayattaki nefretini hortumdan akan sudan çıkarırcasına, sıkarak, tazyik vererek, her yeri, her yeri ıslayarak rahatladığını hissediyordu. Arka kapıdan siteye girmek isteyen sakinlerin önlerine de inadına sıkıyordu suyu, yolu tıkamak istercesine. Nasılsa bedavaydı su sitede, umurunda mıydı boşa akan su?

Önünden geçen son model jipi görmedi hortumcu.

Son model jip aşağıya doğru inerken köşeden döndüğünde Kafe’de oturmuş taş oynayan “oyun bende kalmasın da kimde kalırsa kalsın” diyen emekliler de, site de canı sıkıldığı için masalara yancı gelmiş bir çayın hesabını yapan var yemez toprak ağası da görmedi son model jipi.

Aşağılara sahile doğru indi son model jip. Karanlık camları kapalıydı, içinde kimler var görünmüyordu. Küçük Kafe’nin önünden geçerken müşterileriyle karavancıların, alt yapının kavgasını yapan hep muhalif mekancı da görmedi o son model jipi.

Sahilde bir tur atıp aşağıya köprünün hemen ilerisine park etti son model jip. İçinden önce şoför, yanında iri yarı bir koruma, arka kapıyı özenle açtılar. Göbekli kel kafalı, pahalı gözlükleri, boynunda kolyesi, kolunda altın künyesi, parmaklarında yüzükleri koca suratlı birisiyle birlikte elinde çantasıyla Karadenizli bir müteahhit hemen yanında yerini aldı kel kafalı göbeklinin.

Ağır adımlarla sahil yolundan izleyerek, tarayarak gözlemlediler çevreyi. Sahil yolundan orman içlerine kadar yukarılara doğru yürüdüler önce. Sonra sahile biraz daha yakın köprüye kadar tekrar. Bakınarak kendi aralarında konuştular, koruma ve şoförün duyamayacağı uzaklıklarda. Tekrarladılar aynı turu.

Yakınlarda olanların duyabildikleri sadece; “Orman mı yukarısı?” “Evet, geçen yıl yandı, imkanlar bizden yana.” “Sahilde çok güzelmiş” “Evet efendim, Saros’un en bakir yerleri” “İmar durumundan ne haber” “Yakında çıkacak efendim” “Kat veriyorlar mı” “Orası kolay efendim” “Alt yapı durumu” “Çözüldü efendim.”

Ormandan sesler geldi aniden tüm sahilin duyduğu. Çakallar ulumaya, tavşanlar kaçışmaya, kaplumbağalar ve kirpiler yavaş yavaş yer değiştirmeye, kuşlar havalanıp çığlık çığlığa ötmeye başladılar. Ormanda son kalan ağaçlar ani bir rüzgar çıkmış gibi yalpalamaya başladılar. Deniz bile daha dalgalı esmeye başladı ormandan gelen sesleri duyunca.

Sonrası duyulmadı, neler konuşuldu. Ayakta içilen sigaralar, müteahhitle göbekli kel kafalının heyecanlı sohbetleri, baş sallamaları bitince son model jipe binerek geldikleri yoldan geri döndüler.

Önlerinden geçtikleri sitelerin sakinleri de balkonlarına çıkmışlar kayıtsızca şöyle bir baktılar son model jipe görmek istemez gibisinden.

Kafede taş oynayanlar biraz daha artmış, hortumcu elinde hortumla kurumaya başlayan yerleri yeniden sulamaya başlamıştı.

Görmediler yanlarından geçen son model jipi.

Koltuk sarhoşluğu!

Sarhoşluk derken, alkolden bahsetmiyorum elbette.

Hiç kuşkusuz sigara ve alkol sağlığa zararlıdır.

Hiç kimseye de tavsiye etmem.

Başlıkta anlatmak istediğim koltuk sarhoşluğu; bir kişinin elde ettiği mevki ile birlikte; gücün, unvanın ve aldığı yetkinin rüzgarına kapılarak kendini kaybetmesi,çevresine karşı kibirli ve adaletsiz davranmasıdır.

Hatta bütün bunlarla birlikte sorumluluğunu da unutması durumudur.

Maalesef ki bu sarhoşlukla birlikte bazı insanlarda nemalanma dürtüleri de baş gösterebiliyor.

Birazcık, ucundan ucundan derken bir pisliğin içine bulaşıveriyorlar.

Günümüzde dürüst insanların yanı sıra bunlar da var maalesef.

Az da değiller hani!

Neler neler okuyor, duyuyoruz.

Rabbim hiç kimseyi şaşırtmasın!

SAROS’DA, ENEZ SAHİLİNDE YAŞAMANIN BEDELİ OLMALI…

Karavanlar ve çadırlı kamplar sahil sakinlerini rahatsız ediyor. Enez sahilinde de bu şikayetler var. Karavanların, çadırların gelişi güzel hem de kumsala konuşlanması elbette çevre kirliliği açısından bazı sorunlar yaratıyor. İyi ama bunun çaresi karavan ve çadırları kaldırmak mı?

***

Sultaniçe – Gülçavuş Sahil Sakinleri, “Karavanları kaldırdı” diye Vali Bey’e tam sayfa bir teşekkür mesajı yayınlamış… Vali Bey belki ilk önlem olarak bunu düşünmüş olabilir ama bunun çözümü asla bu değil… Vali Bey’in bu kararına karavancıların ve ancak bu ekonomik çöküş döneminde çadırla en ucuz tatili yapma imkanını bulanların isyan etmesi gerekir… Valilik karavanları çadırları kaldırmak yerine, onlar için en uygun, en cazip yerlerde, en uygun koşullarda kamp yerleri hazırlamanın turizme olan, yöreye olan katkılarını ve gerekliliğini önceliğine almalıdır.

Bu fırsattan istifade bir hatırlatma yapayım. Enez Belediyesi’nin birkaç yıl önce önerdiği çadır ve karavan kamp yeri tahsis talebine bugüne kadar Edirne Valiliği’nce bir yanıt verilmemiştir.

***

Sultaniçe – Gülçavuş Sakinlerinin ve tüm Saros kıyı sakinlerinin ve özellikle yazlıkçıların sorunları elbette bu kadar da değil. Sevgili Bülent Ayan bunları tek tek sıralamış. Ama ne var ki bu yazdıklarının pek çoğu hatta hemen hemen hepsi çözümsüz kalmaya mahkumdur. Sorunlar artık kronikleşmiştir. İçinden çıkılamaz hale gelmiştir. Nedeni de, ne yazık ki Saros sahillerinde, zamanında ucuz yazlık kapmak hevesi ile yapılan talandır. İmarsız ya da rezil imar planları ile gelinen noktada her gün tam sayfa ilan verseniz de artık çözüm yoktur.

***

Örneğin Enez Sahilleri’ndeki 1984 sonrası yapılan imar planı ve 1989 sonrası yapılan 18’inci madde uygulamaları öylesine bilimsellikten uzaktır ki bu imar alanlarında yeşil alan, hastane, günübirlik tesis, otel alanları, karavan ve çadır kamp yerleri için ayrılmış 1 m2 yer bile yoktur. Sahillerimiz tamamen ikinci / yazlık konutlar için planlanmıştır. Böylece bu güzelim sahiller, yol, su, elektik, kanalizasyon vs. gibi hiçbir yeterli alt yapı olmadan satılmış, kapanın elinde kalmıştır. Hatta kooperatif zenginleri yaratılmıştır. O nedenle bugün şikayet etmenin artık çok da yararlı olduğu söylenemez.

***

Ülkenin pek çok yerinde olduğu gibi yazlık konutlar kıyıların, Saros cennetinin katilidir. Turizme de yöreye de önemli hiçbir katkısı yoktur. Aslında bu körfez; oteller, karavan ve çadır yerleri, günübirlik tesisler, alt yapısı yapılmış tek katlı bahçeli villalarla donatılabilirdi. Alt yapısı olmadan alınan, oturulan konut sakinlerinin zaten kendisine yetmeyen, personelinin maaşını ödemekte zorlanan Belediyelerden himmet, hizmet ve görev beklemeleri gerçekçi değildir.

***

Aslında 2’nci konut sahibi ve deniz kenarında villa sahibi olanlardan çeşitli yollarla alınan harçların, vergilerin çokluğundan söz etmek de tartışılması gereken bir konudur. Sevgili emeklilerimiz villa sahibi olmuşlarsa burada yaşamanın bir bedeli olduğunu da düşünmelidirler. Kendi sitesi için bile ayda sadece 1000 TL ödemekten şikayetçi olup hizmet isteyen ya da her şeyi devletten, belediyeden bekleyen anlayış sizlerde sadece stres yaratır.

***

ÇÖZÜM: Yazlık site ve köyleri belediye statüsüne kavuşturulmalıdır. Bunun için sahil sakinleri ikametgahlarını kaldıkları sahil Belediyesi bölgesine aldırmalıdırlar. Ya da güçlü kooperatifler, şirketler oluşturmalılardır. Kendi ödedikleri yerel vergileri kendileri harcamalıdır. Kendi imar planlarını kendileri revize etmelidir. Kendi hazırlayacakları alt yapı projeleri ile sorunlarını çözmenin yollarını kendi platformlarında, derneklerinde, kuracakları şirketlerde aramalıdırlar. Sahilde ev/ villa sahibi olmanın bedelini, yaşamında hiç Saros’u görmemiş kişilere ödetmek doğru olmaz.

***

Yazın Enez Sahilinde 7500 konutta oturan yaklaşık 40 bin kişiden Enez’de oy kullanan sayısı, 700…

Sahilin sorunlarını daha yüksek sesle dile getirmek için kurduğumuz Derneğin üye sayısı 110…

O zaman böyle başa böyle tıraş..

ÇOCUK İKEN

Ne zaman bir bebek veya üç, beş yaşlarında bir çocuk görsem, gözüm gönlüm açılır. Mubareklerin gözleri ışıl ışıl, bir damla su gibi saf ve temizler. Ama sonra bir kahır kaplar içimi.
“O su gibi güzellik nasıl bir ana, baba ve çevre içinde büyüyecek acaba?” derim.
Sonra, saf tertemiz çocukken, nelere nelere dönüşmüş büyüklerin halleri gelir aklıma, hüzünle dolar içim…
Çocuğun İçinde doğduğu aileden, yakın çevreden neler neler sinmişse üzerine, çoğunda o saflık ve temizlikten eser kalmıyor maalesef!..
ÇOĞUNLUKLA, O su gibi tertemiz yüzlü, ışıl ışıl gözlü çocuklara ailalerinden ve yakın çevreden bulaşan negatiflikler neler?.. dersek:
Lüks ve israf tutkuları,
Ego, hırs, ihtiras duyguları,
Yalan, dolanlar,
Şımarıklıklar,
Tembellik, umursamazlık,
Vicdan yoksunluğu,
Beslenme bozuklukları,
Barınma, giyinme bozuklukları,
İki yüzlülükler,
Çıkarcı ilişkiler, sevgiler saygılar,
Sevgisizlik, saygısızlık,
Umursamazlık, “Bana ne” cilik,
“Hep bana, hep bana!..” demek,
İnkârlar, yobazlıklar, zalimlikler,
Höt höt aşağılanmaları ile kompleksler,
Düşünmekten, sorgulamaktan korkmak,
Çeşit çeşit omurgasızlıklar,
Cesurluk yerine korkaklığı tercih etmek,
Bencillik, cimrilik, aç gözlülük, talancılık,küfürbazlık, yüzsüzlük, hainlik, kalleşlik,,,,
Siz de ilave edebilirsiniz…

ÇOĞUNLUKLA, Bu negatifliklerin o su gibi tertemiz çocuğun üzerine sine sine büyüyeceğini düşününce, gözyaşlarım sel olup, içime akıyor!..

Kuran’ı Kerim. Sure 28/Ayet 87, 88:
Allah’ın ayetleri sana indirildikten sonra, artık sakın onlar seni bu ayetlerden alıkoymasınlar. Rabbine davet et; asla müşriklerden olma! Tek Allah’tan başka bir Allah’a tapıp yalvarma! O’ndan başka Tanrı yoktur. O’ nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm O’nundur ve siz O’na döndürüleceksiniz.

Gencan: Kaleiçi’nde yüzde 75 seviyesindeyiz

Olgay GÜLER

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, içme suyu hattında altyapı çalışmaları sona eren Kaleiçi’nde, asfaltlama, parke taşı döşeme ve kaldırım yenileme işlerinin de olduğu üst yapı çalışmalarında sona yaklaşıldığını söyledi.

Belediye Başkanı Gencan, kentin Dilaverbey ve Mihtatpaşa Mahalleleri’ni kapsayan Kaleiçi semtinde geçtiğimiz 25 Ekim’de başlayan içme suyu hattı yenileme çalışmalarında sona geldiklerini söyledi. Konuyla ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Gencan, altyapı işlerinin bittiğini, asfaltlama, parke taşı döşeme ve kaldırım yenileme işlerinin de olduğu üst yapı çalışmalarında sona yaklaştıklarını belirtti.

‘YÜZDE 75 SEVİYESİNDEYİZ’

Kaleiçi’ndeki çalışmaların yüzde 75’inin tamamlandığını dile getiren Gencan, “Kaleiçi’nde tüm su bağlantılarımızı, altyapısını, abone bağlantılarını tamamladık. Asfaltlama çalışmalarımızı büyük ölçekte tamamladık. Diğer taraftan parke taş döşeme işlemlerimizi tamamlıyoruz ve bir taraftan da kaldırımlara devam ediyoruz. Şu anda yüzde 75 seviyesindeyiz. Ekipler de hızlı bir şekilde çalışmaya devam ediyorlar. Büyük olan işleri aslında tamamlamış olduk ama bundan sonrasını da tamamlayacağız. Vatandaşlarımız haklı olarak toz ve topraktan çok etkilendiler. Biz bu anlamda da özellikle parke taşı döşediğimiz yerlerde yıkama ve temizlik faaliyetlerini hemen yapamıyoruz. Önce oranın bir oturmasını bekliyoruz. Bu işlemleri tamamladıktan sonra bütün sokaklarımızda ayrıca büyük bir temizlik çalışması da başlatacağız” dedi.

‘OKYANUSLARI AŞTIK, ÖNÜMÜZDE KÜÇÜK DALGALAR VAR’

Geride kalan sürecin çok zorlu olduğunu anlatan Gencan, “Zorlu bir süreçti. Gerçekten okyanusları aştık, küçük dalgalar var önümüzde. İnşallah onları da en kısa zamanda tamamlayacağız. Ben oradaki hemşerilerime sabır ve anlayışları için çok teşekkür ediyorum. Gerçekten büyük bir anlayışla, bu süreci büyük bir sabırla tamamlıyoruz. Muhtarlarımıza çok teşekkür ederim. Gerçekten mesai arkadaşlarım kadar en az orada mesai sarf ettiler. Her zaman işin başındaydılar. Çok az bir süre kaldı ama oradaki memnuniyeti de görüyorum. Çok uzun yıllardan beri devam eden büyük bir sorunu halletmiş oluyoruz. Hem o vatandaşımıza o hizmeti götürmüş oluyoruz ama bir taraftan şehrimizin hemen merkezinde çok önemli bir turizm destinasyonunu da yeniden hayata kazandırmış oluyoruz. O yüzden çok az bir süre sonra istiyorum ki orası tam bittikten sonra temizlik çalışması yapılmış, asfaltlara yol çizgileri çekilmiş, kaldırımları bitmiş olsun” diye konuştu.

Belediyeden 5 bin kandil simidi

Olgay GÜLER

Edirne Belediyesi tarafından, Mevlit Kandili dolayısıyla kentin farklı noktalarında toplam 5 bin kandil simidi dağıtıldı.

Edirne Belediyesi, Mevlit Kandili dolayısıyla Saraçlar Caddesi ve Eski Cami önünde kandil simidi dağıttı. Etkinliğe, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ile Belediye Başkan Yardımcıları Cenk Ergüden ve Savaş Çerkez de katıldı. Gencan, Mevlit Kandili dolayısıyla toplam 5 bin kandil simidi dağıttıklarını söyledi.

Gencan, burada yaptığı açıklamada, tüm İslam aleminin kandilini kutlayarak, “Tüm hemşerilerimin ve İslam aleminin kandili mübarek olsun diyorum. Bugün çok özel, çok anlamlı bir gün. Hem peygamber efendimizin doğumunu anarken, aynı zamanda peygamber efendimizin bizlere emanet ettiği, merhameti, adalet duygusunu, vicdanı, iyi ahlakı da aslında bugün anımsıyoruz. Kandil simidi dağıtırken de özellikle bu kandil günlerinde komşularımızla, hemşerilerimizle paylaşma ruhunu tekrar birlikte yaşattığımızı düşünüyorum ve çok mutlu oluyorum. O yüzden tekrar tüm İslam aleminin ve hemşerilerimin Mevlit Kandilini kutluyorum. Bu gece ettiğimiz tüm duaların kabul olmasını, öncelikle ülkemize, şehrimize, tüm dünyaya barış, huzur ve adalet temenni ediyorum. Dualarımız bu gece bu iyi dileklerle olacak. Allah hayırlı tüm dualarımızı kabul etsin” diye konuştu.

Yayla Sahili’nin atık su arıtma tesisi yeniden devrede

Yayla Sahili’nde uzun zamandır kullanılmaz durumda bulunan atık su arıtma tesisi, Keşan Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalar ve alınan teknik destekle yeniden faaliyete geçirildi.

Yayla Sahili’nin çevre sağlığının korunması, altyapı hizmetlerinin güçlendirilmesi ve özellikle yaz mevsiminde artan nüfusun oluşturduğu atık su yükünün sağlıklı şekilde yönetilebilmesi açısından büyük önem taşıyan tesis, gerçekleştirilen bakım, onarım ve teknik çalışmaların ardından yeniden hizmet verebilir hale getirildi.

Çalışmaların tamamlanmasının ardından tesiste incelemelerde bulunuldu. İncelemeye; AK Parti Edirne Milletvekili Dr. Fatma Aksal, Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, Keşan Belediye Başkan Yardımcısı Bilgin Atlı ve Keşan Belediyesi yetkilileri katıldı.

Yapılan çalışmalar kapsamında tesisin mevcut sistemleri elden geçirilirken, uzun süredir kullanılmayan ekipmanların bakım ve kontrolleri gerçekleştirildi. Gerekli teknik müdahalelerin yapılmasıyla birlikte arıtma tesisinin tam kapasite ve tam otomatik olarak çalışabilecek seviyeye getirildiği belirtildi.

Yenilenen sistemle birlikte tesisin yalnızca mevcut ihtiyacı karşılamakla kalmayacağı, gerekli yatırımlar ve kapasite artırımıyla birlikte önemli ölçüde daha fazla atık suyu arıtabileceği ifade edildi. Tesisin ihtiyaç halinde, mevcut kapasitesine ek olarak neredeyse bir Yayla Sahili daha kadar atık suyu arıtabilecek kapasiteye ulaşabileceği belirtildi.

Özellikle yaz mevsiminde nüfusu önemli ölçüde artan Yayla Sahili’nde atık su yönetiminin daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale getirilmesi hedeflenirken, yeniden devreye alınan tesisin bölgenin çevresel altyapısına önemli katkı sağlaması bekleniyor.

İncelemeler sırasında kısa bir açıklama yapan Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, tesisin yeniden çalışır hale getirilmesinin Yayla Sahili açısından önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Yayla Sahili’nde uzun süredir kullanılmayan bu tesisimizi ekiplerimizin çalışmaları ve aldığımız teknik destekle yeniden faaliyete geçirdik. Amacımız, yaz mevsiminde artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabilecek güçlü ve sürdürülebilir bir altyapı oluşturmaktır. Tesisimizi tam kapasite ve otomatik çalışabilecek hale getirdik. Yayla’mıza ve Keşan’ımıza hayırlı olsun.”

“BÖLGEMİZE HAYIRLI OLSUN”

Fatma Aksal ise, tesisin yeniden faaliyete geçirilmesinin Yayla Sahili açısından önemli olduğunu belirterek,“Yayla Sahili için önemli bir altyapı hizmetini yeniden hayata geçiriyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, tesisin bölgemize hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.