Ünlü şefler Gastro Akademi’de

Olgay GÜLER

Edirne Valiliği öncülüğünde kurulan Edirne Gastronomi Akademisi’nin konuğu olan ünlü şefler Esra Tokelli, Yıldöz Öz Samaha, Ceyda Özdemirli ve Ayvaz Karabacak, akademide eğitim gören aşçı adayı öğrencilerle bir araya gelerek, yemek yaptı.

Kentte geçtiğimiz Mayıs ayında kapılarını açan Edirne Gastronomi Akademisi, Cumartesi günü ünlü şefler Esra Tokelli, Yıldöz Öz Samaha, Ceyda Özdemirli ve Ayvaz Karabacak’ı konuk etti. Karaağaç Mahallesi’ndeki akademide gerçekleştirilen programa katılan şefler, eğitim gören aşçı adaylarının da katıldığı etkinlikte, yemek yaparak hünerlerini sergiledi. Program kapsamında ciğerli iç pilav, karpuz pastası, süt helvası ve levrek baklava yapıldı.

‘EDİRNE’NİN BÖYLE BİR AKADEMİYE İHTİYACI VARDI’

Etkinlikte konuşan Edirneli şef Gökhan Çekver, Edirne Gastronomi Akademisi’nin kentin gastronomi kültürüne önemli katkılar sunduğunu söyledi. Çekver, “Edirne’nin böyle bir akademiye gerçekten ihtiyacı vardı ve biz de bu ihtiyacı en iyi şekilde karşılamaya çalışıyoruz. Akademimizde birçok farklı içerikte workshoplar düzenliyoruz. Hemen karşıda, aynı anda 20 kişiye hizmet verebilen bir eğitim sınıfımız var. Haftanın beş günü, iki-üç saatlik amatör eğitimler gerçekleştiriyoruz. Anne-çocuk atölyeleri, suşi yapımı, Ege mutfağı, saray mutfağı gibi birçok konuda eğitim veriyoruz” dedi.

Akademi olarak sosyal medya için tarifler ve lezzet içerikleri üreteceklerini açıklayan şef Çekver; “Bugün bizim için özel bir gün. YouTube kanalımızın ilk videosunu çekiyoruz. İstanbul’dan gelen çok değerli şeflerimiz Esra, Yıldız, Ceyda ve Ayvaz Şefimiz bizleri kırmayıp buraya geldiler. İlk videomuzda yanımızda olmaları bizim için çok kıymetli. Artık Edirne Gastronomi Akademisi YouTube kanalında hem tarifler hem sohbetler paylaşacağız. Sürdürülebilirlik, gastronomi eğitimi, yerel lezzetler üzerine içerikler üretmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

CİĞERLİ İÇ PİLAV

Etkinliğe katılan şef Esra Tokelli, kendisinin alaylı yetişip şef olduğunu belirterek, “İstanbul’dan geldim ama böyle hijyenik, düzenli ve profesyonel bir akademide olmak gerçekten çok keyifli. Ben alaylı yetişmiş biriyim. Bizim dönemimizde bu tarz akademiler, gastronomi bölümleri yoktu. Şimdiki gençler çok şanslı. Bugün sizler için ‘Esra usulü’ ciğerli iç pilav yapacağım. Edirne’nin meşhur ciğerini biraz farklı bir yorumla sunmak istedim. Akademiye başarılar diliyor, kıymetinin bilinmesini umuyorum” şeklinde konuştu.

KARPUZ PASTASI

Şef Yıldız Öz Samaha da, Edirne Gastronomi Akademi’nin kurulmasının mutluluk verici olduğunu kaydederek, “Ben Yıldız Özsama, gastronomi yazarıyım ve sosyal medyada içerik üretiyorum. Böyle güzel bir yapının kurulmuş olması beni çok mutlu etti. Yerel ürünleri tanıtabileceğimiz ve halka sunabileceğimiz bir mekânın olması çok önemli. Bugün sizlere ferahlatıcı bir karpuz pastası hazırlayacağım. Hafif, yazlık bir tatlı olsun istedik. Hep birlikte keyifli bir gün geçireceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Mega Genç artık ‘Edirne 1922’

Olgay GÜLER

Süper Amatör Lig’de geçtiğimiz sezon namağlup lider olarak Bölgesel Amatör Lig’e (BAL) yükselen Mega Genç Spor Kulübü, ismini Edirne 1922 Spor Kulübü olarak değiştirerek, yeni sezon hazırlıklarını sürdürmeye devam ediyor.

Süper Amatör’ün geçtiğimiz sezon namağlup şampiyonu Edirne Mega Genç Spor Kulübü, isim değişikliğine giderek, BAL’da Edirne 1922 Spor Kulübü adıyla mücadele etmeye karar verdi. Yönetim kurulu üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenleyen kulüp başkanı İlker Güçsüz, yeni sezon hedeflerini, yönetim yapısını ve Edirnespor’un içinde bulunduğu sürece yönelik görüşlerini anlattı.

‘HEDEFİMİZ LİGİ TANIYIP, LİGDE KALMAK’

Edirne’nin tanınmış işletmelerinden çok değerli isimlerle bir araya gelerek yeni yönetimlerini oluşturduklarını, salı günü sahaya ineceklerini söyleyen Güçsüz, “Bu sezon BAL Ligi’nde çok yüksek bütçeli takımlarla karşılaşacağız. Bazı rakiplerimiz 50 milyon TL’nin üzerinde harcama yaptı. Biz ise Edirne’nin gençlerine, yetenekli futbolcularına ve daha önce farklı liglerde Edirne’yi temsil etmiş isimlere güveniyoruz. Geçen yılki kadromuzu koruduk ve üzerine takviyeler yaptık. Hedefimiz, ligi tanımak ve ligde kalmak. Hayal satmıyoruz; gerçekçi adımlarla ilerleyeceğiz” dedi.

‘BİZE YÖN VERECEK BİR KADRO OLUŞTURDUK’

Yeni yönetim yapısı hakkında da konuşan Güçsüz, “Yönetim kadromuzu 15 kişiye çıkardık, birkaç ismin daha aramıza katılmasıyla bu sayı artacak. Edirne’nin sosyal, ticari ve kültürel olarak tanınmış isimleriyle yola devam ediyoruz. Gerçekten işinde başarılı, diyalogları güçlü, saygı duyduğumuz büyüklerimizle aynı çatı altındayız. Kulübümüzün hayati fonksiyonlarında bize yön verecek bir kadro oluşturduk” diye konuştu.

“EDİRNESPOR KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”

Edirnespor’la ilgili yaşanan sürecin amatör kulüplerin önünü tıkadığını ifade eden Güçsüz, “Geçtiğimiz yıl Edirnespor’a elimizden gelen desteği vermeye çalıştık. Edirnespor profesyonel ligde mücadele eden şehrin tek takımıydı ve bizim onlardan destek beklememiz gerekirken, biz destek olmaya çalıştık. Başkan dostumdur, çok emek verdi. Ama artık ortada bir kaos var. Edirne’nin gündemi sürekli Edirnespor. Bu durum bizim de yolumuzu etkiliyor. Transfer sürecimizi, destek arayışlarımızı olumsuz etkiliyor. Bu kaosun sona ermesi gerekiyor. Edirnespor yıllarca BAL’da mücadele etti ve sonunda 3. Lig’e yükseldi. Biz şu anda o seviyedeyiz. Edirne’nin mevcut durumu bu süreci bilmeli. Ancak tekrar söylüyorum; Edirnespor bizim kırmızı çizgimizdir. Edirne’nin profesyonel bir takımı olması, alttan gelen gençlerin gelişimi açısından çok önemli. Edirne halkından ve iş dünyasından önce Edirnespor’a, sonra da bizler gibi amatör kulüplere destek bekliyoruz. Umarız Edirnespor en kısa sürede belirsizliği aşar” ifadelerini kullandı.

Açıklamaların ardından kulüp başkanı İlker Güçsüz, yönetimini de tanıttı. Edirne 1922 Spor Kulübü’nün yönetim kurulunda şu isimler yer aldı:

İlker Güçsüz

Umut Güçsüz

Ecrin Ahmet Saylan

Yunus Emre Kesgin

Yiğit Kerimler

Mehmetcan Altuğ

Selim Kaya

Mustafa Toprak

Şeref Hasır

Alihan Kayhan

Cem Leylek

Tolga Şendurur

Davud Baraj

Burak Özkaranlık

Mertcan Çanak

Meriç Nehri’nde Fenerbahçe damgası!

Olgay GÜLER
Edirne’de Meriç Nehri’nde gerçekleştirilen Gençler Türkiye Kürek Şampiyonası’nda 19 ve 17 yaş altı kategorilerinde Fenerbahçe şampiyon olurken, 15 yaş altında erkeklerde Beşiktaş, kadınlarda Fenerbahçe birinciliği paylaştı.


Türkiye Kürek Federasyonu’nun tarafından düzenlenen Gençler Türkiye Kürek Şampiyonası, 22-24 Ağustos tarihleri arasında, Meriç Nehri’nde gerçekleştirildi. 3 gün süren yarışların son gününde, 30 kulüpten 400’e yakın sporcu dereceye girebilmek için ter döktü. Şampiyonanın son günüyse birbirinden çekişmeli yarışlara ev sahipliği yaptı.


19 VE 17 YAŞ ALTINDA ŞAMPİYON FENERBAHÇE OLDU
Yarışlar sonunda Fenerbahçe 19 ile 17 yaş altı erkek ve kadınlarda birinci olurken, 15 yaş altında erkeklerde Beşiktaş, kadınlarda Fenerbahçe birinciliği paylaştı.


ÖDÜLLER VERİLDİ
Şampiyonada dereceye giren kulüp ve sporcuları ödül ve kupaları, Edirne Valisi Yunus Sezer, Trakya Üniversitesi Rektörü Mustafa Hatipler, Edirne Emniyet Müdürü Onur Karaburun ve Türkiye Kürek Federasyonu Başkanı Erhan Ertürk tarafından verildi.

‘Su kaynaklarını korumak milli mesele’

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Meriç ve Ergene gibi başlıca akarsuların yanında irili ufaklı birçok doğal ve yapay göl bulunduğunu, bu kaynakları korumanın milli bir mesele olduğunu belirterek, “Kuraklık yaşadığımız ve suya olan ihtiyacımızın her geçen gün arttığı bu dönemde mevcut su kaynaklarımızın korunması hayati önem taşıyor“ dedi.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, iklim değişikliği, kuraklık ve çevre kirliliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Bayraktar, artan kirliliğin ve azalan yağışların tarımsal üretim ve canlı yaşamı tehdit ettiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“İklim değişikliğinin en önemli etkisinin su döngüsü üzerinde olacağı ve önümüzdeki yıllarda 3 milyardan fazla insanın su kıtlığı yaşayacağını bilimsel çalışmalar ortaya koyuyor.Her geçen yıl nüfus artışının etkisiyle kişi başına düşen kullanılabilir su miktarımız azalıyor. Diğer taraftan küresel iklim değişikliğinin sonucu olarak dünyanın birçok bölgesinde artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, kuraklık afetinin sıklığını ve şiddetini artırıyor.

Ülkemizde insan eliyle su kaynaklarımıza zarar veriliyor. Kuraklık yaşadığımız ve suya olan ihtiyacımızın her geçen gün arttığı bu dönemde mevcut su kaynaklarımızın korunması hayati önem taşıyor. Ne yazık ki arıtılmadan veya yetersiz şekilde arıtılarak doğaya bırakılan sanayi atıkları akarsu ve yeraltı sularımızı kirletiyor.

Mudurnu Çayı’nın zehirli suları nedeniyle hayvanlar zehirlenmiş, tarım topraklarımız kirlenmiştir

Geçtiğimiz günlerde Mudurnu Çayı’nın zehirli fabrika atıklarıyla kirletilmesi olayı bizleri derinden üzmüştür. Mudurnu Çayı’nın zehirli sularınedeniyle hayvanlar zehirlenmiş, tarım topraklarımız kirlenmiştir. Diğer yandan Sakarya Nehri üzerinden denize ulaşan zehirli sular, deniz yaşamındaki canlılara da zarar vermiştir. Bölge halkının ve Sakarya basınının duyarlılığı sayesinde konu gündeme gelmiş ve tehlikenin boyutu gözler önüne serilmiştir.

Halkın eylem yapmasına neden olan bu olay sonrasında Sayın Sakarya Valimiz tarafından gerekli adli ve idari işlemler başlatılmış olup bölgeye zehirli atıklarını bırakan bir firma yasal şartları sağlayana kadar kapatılırken başka bir firmaya da idari para cezası uygulanmıştır. Bunun yanında konu ile ilgili inceleme ve denetimlerin daha kapsamlı yürütülmesi amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından iki müfettiş talep edilmiştir.

Doğanın katledilmesine izin vermeyen, tüm gücüyle karşı çıkan bölge halkına, Sakarya basınına ve sorunun çözümü adına gösterdikleri gayretlerden dolayı Sayın Sakarya Valimize teşekkürlerimizi sunuyor, yürekten kutluyoruz.

81 İlin 75’înde görülen su kirliliği yaşamı ve tarım sektörünü tehdit ediyor

Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemiz, akarsu bakımından da oldukça zengin bir coğrafyaya sahiptir. Sanayi tesislerin yoğun olarak bulunduğu Marmara Bölgesinde  Sakarya, Meriç, Ergene, Susurluk ve Biga Çayı gibi başlıca akarsuların yanında irili ufaklı birçok doğal ve yapay göl bulunmaktadır. Bu kaynakları korumak milli bir meseledir. Ancak yapılan çalışmalar su kirliliğinin ülkemizde 81 ilin 75’inde öncelikli veya önemli bir sorun olarak tespit edildiğini gösteriyor.Bu illerde su kirliliği yaşamı ve tarım sektörünü tehdit ediyor.Buradan kirlilik riski taşıyan akarsularımızın olduğu iller başta olmak üzere 81 ildeki Valilerimizi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızı göreve davet ediyorum.

Mudurnu Çayı’nda yaşanan bu üzücü olayın bir daha tekrarlanmaması için bu sorunu kalıcı olarak çözmek zorundayız. Sahip olduğumuz doğal zenginlikleri korumak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakmak istiyorsak, çevre sorunlarını öncelikli ve ulusal bir mesele haline getirmemiz gerekiyor.

Temiz bir çevre için milli seferberlik başlatalım.Kirlenen hava, su ve toprak artık sadece çevreyi değil, tüm canlı yaşamını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bu konuda denetimleri sıkılaştıralım. İçtiğimiz suya, solduğumuz havaya kadar karışan zehirli atıklarını çevreye bırakanlara karşı ağır yaptırımlar ve caydırıcı cezalar uygulayalım. Unutmayalım ki çevreyi korumak yaşamı korumaktır. Bu sorunu Sayın Cumhurbaşkanımıza bir mektupla ilettik, kalıcı yaptırımlar talep ettik. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde de girişimlerimiz devam ediyor.”

Eskikadın’da Felsefe Kampı

Edirne Belediyesi’nin Tuna Art Akademi ve Uygulamalı Felsefe Derneği iş birliğiyle Eskikadın Köyü’nde düzenlenecek Felsefe ve Sosyal Bilimler Eğitim Kampı, bugün start alacak.

Edirne Belediyesi Kültür Etkinlikleri kapsamında, Tuna Art Akademi ve Uygulamalı Felsefe Derneği’nin iş birliğiyle 25–30 Ağustos 2025 tarihleri arasında Eskikadın Köyü’nde “1. Felsefe ve Sosyal Bilimler Eğitim Kampı” düzenlenecek.

Altı gün sürecek kamp, köy yaşamı ve doğayla iç içe bir ortamda felsefe, sosyoloji, tarih, edebiyat, tiyatro ve müzik buluşmalarına sahne olacak. Etkinlik alanları arasında Eskikadın Köyü İlkokulu, köy kahvesi, çay bahçesi, Edirne Merkez Chapel Cafe ve Eski Belediye Başkanlık Binası bulunuyor.

Çadırını kap ve gel sloganıyla duyurulan etkinlik ücretsiz olacak; katılımcılar kamp süresince kendi çadırlarıyla konaklayacak.

AKADEMİSYENLER VE SANATÇILAR BİR ARADA

Kampın akademik kadrosunda İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nedim Yıldız, Yalova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cengiz Çakmak, Kırklareli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Can Karaböcek ve Doç. Dr. Elife Kılıç, Trakya Üniversitesi’nden Dr. Ali Sertan Beşer ve Doç. Dr. Şaban Cem Tüysüz gibi akademisyenler yer alıyor. Ayrıca tiyatro ve drama sanatçıları Cem Bursalı, Mert Urdal, pandomim sanatçısı Levent Özbozkurt, müzisyen Bülent Örs, film yönetmeni Batuhan Kurt, Tiyatro Eğitmeni Salih Hakan Coşkuntuna ve Edirneli sanatçılar da atölye ve gösterilerle katılacak.

TİYATRO, FELSEFE, MÜZİK

Kamp boyunca sabah yürüyüşleri, şiir atölyeleri, yaratıcı yazarlık çalışmaları, felsefe panelleri, tiyatro ve stand-up gösterileri, müzik dinletileri ve film gösterimleri gerçekleştirilecek. Uzunköprü Kasaba Tiyatrosu’nun sahneleyeceği “İhtiyar Delikanlı” oyunu ile “Antigone ve Ahlak” tiyatro gösterisi programın dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Ayrıca Batuhan Kurt’un yönettiği “Kurbağa Avcıları” adlı belgesel de kamp süresince izleyiciyle buluşacak.

Organizatörler, Eskikadın Köyü’nde ilk kez düzenlenen bu kampın hem bilim hem de sanat dünyasını bir araya getirmesinin Edirne’nin kültür hayatına farklı bir soluk getireceğini ifade etti.

‘Halk siyasetten soğudu’

Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, Türk siyasetinde yaşanan güven kaybına dikkat çekerek sert açıklamalarda bulundu. Ağırbasan, “Halk siyasetten soğumuş durumda. Liderler dün ‘ak’ dediğine bugün ‘kara’ derse, halk size neden güvensin? Her şeyden önce bir çizginiz, bir duruşunuz olmalı!” dedi.

“ÇELİŞKİLER HALKI SOĞUTUYOR”

Ağırbasan, son yıllarda halkın siyasete ilgisinin azalmasının nedenini liderlerin tutarsızlığına bağladı:

“Bugün kol kola yürüyorsunuz, ertesi gün ayrılıyorsunuz. 8-10 parti bir araya geliyor, adına ‘ittifak’ diyorsunuz, sonuç fiyasko oluyor. Birlikte miting düzenliyorsunuz, ertesi gün zıt açıklamalar yapıyorsunuz. Halk neden soğumasın? Her gün farklı beyanatlar veren, sürekli çelişki içinde bulunan liderlere siz güvenebilir misiniz? Halkın güvenini kazanamayan hiçbir Genel Başkan, gerçek anlamda lider olamaz.”

“YERLİ VE MİLLİ PARTİ’NİN DURUŞU NETTİR”

Mesut Ağırbasan, Yerli ve Milli Parti’nin kurulduğu günden bu yana çizgisini bozmadığını vurguladı:

“Seçimden önce ‘ittifak boş iştir’ dedik. Çünkü ittifak seçimden önce yapılmaz, önce herkesin ne olduğu belli olur, ardından ittifak yapılır. Özgür Özel dün ‘seçime gerek yok’ derken bugün bir anda seçim çağrısı yapıyorsa, bu ciddiyetsizliktir ve halk bunu kabul etmez. Ümit Hoca örneğinde olduğu gibi, herkesle kol kola girip sonra tek başına devam ederseniz, halk size güvenmez.”

“TEOMAN MUTLU EN GENÇ VE İLKELİ LİDER”

Ağırbasan, Yerli ve Milli Parti Genel Başkanı Teoman Mutlu’ya özel bir parantez açarak övgü dolu sözler söyledi:

“En genç Genel Başkan olarak Teoman Mutlu, 2 yıldır yalnızca doğruları söyledi. Hiçbir lideri düşman görmedi, herkesin vatansever olduğuna inandı. Doğruyu yapan rakip de olsa destekledi, yanlış yapan yakın da olsa eleştirdi. İşte bu dürüstlüktür, işte bu ilkeli siyasettir. Teoman Mutlu, bilgi birikimi, cesareti ve samimiyetiyle Türk siyasetinde geleceğe damga vuracak liderdir.”

“HALK ARTIK BOŞ NUTUKLARA PRİM VERMİYOR”

Ağırbasan, açıklamasının sonunda şu ifadeleri kullandı:

“Bakın, sadece 2 yılda %2’lere, %3’lere ulaştık. Kağıttan kaplanlar yok oldu. Benden uyarması; halkımız artık çelişkilere, boş nutuklara prim vermiyor. Halkımız, ilkeli ve tutarlı siyaset istiyor.”

Stimac’tan protestoculara destek!

Basketbolda Türkiye kariyerine 2011-2012 sezonunda Olin Edirne formasıyla başlayan, ardından Türkiye’de Banvit, Beşiktaş, Anadolu Efes, Türk Telekom, Fenerbahçe ve Bahçeşehir Koleji gibi önemli takımlarda forma giyen  Sırp basketbolcu Vladimir Stimac,  ülkesinde eylemcilere sert müdahale eden polise kafa tuttu.

Olin Edirne’deki performansıyla tüm dikkatleri üzerine çeken Vladimir Stimac’in bu tavrı internet sitelerinde özetle şunlara yer verildi:

trendbasket:

“ Vladimir Stimac, Sırbistan’da iktidar karşıtı eylemlerde görüntülendi.

Polisle yaşadığı tartışmada Stimac, şu sözleri söyledi:

‘Buradan gitmeyeceğim. Ya beni hapse atarsınız ya da burada kalırım. İnsanları ve çocukları dövmenize izin vermeyeceğim.

Vladimir Stimac; ülkemizde 2012-13 sezonunda Banvit, 2016-17 sezonunda Beşiktaş, 2017-18 sezonunda Anadolu Efes, 2018-19 sezonunda Türk Telekom, 2019-20 sezonunda Fenerbahçe, 2020-21 sezonunda Bahçeşehir Koleji, 2022-23 sezonunda Sigortam.net formalarını terletmişti.”

Bundle:

“Sırp Basketbolcu Vladimir Stimac, Eylemcilere Sert Müdahale Eden Polise Kafa Tuttu

Sırbistan’daki protestolar, geçen kasım Novi Sad tren istasyonu çatısının çökmesiyle başladı. 16 kişinin hayatını kaybettiği facianın ardından halk, hükümeti altyapı projelerinde yolsuzlukla suçladı. Başta öğrenciler olmak üzere yüz binlerce kişi sokaklara çıktı.

Kasım ayından bu yana süren eylemler Vucic destekçilerini de sokağa döktü ve muhalif halka paramiliter güçler saldırmaya başladı. Polis de muhaliflere sert müdahalelerde bulunmayı sürdürüyor.

Böyle bir akşamda ülkemizde birçok takımın formasını giyen Stimac da sokaktaydı ve polislere karşı öğrencileri savundu.”

onedio.com:

“Stimac sokakta halkla birlikte protesto eylemlerine katıldı ve polisler karşısında öğrencileri korudu.

Stimac ülkemizde Banvit, Beşiktaş, Efes, Türk Telekom ve Fenerbahçe formaları giymişti. Sırbistan’daki eylemlerde de halkla iç içeydi. Polislerle tartışan Stimac, öğrencilerin gözaltına alınmasını engellemeye çalıştı.

Stimac polislere hitaben şunları söyledi:

‘Komutana, Vučić’e, kardeşi Andrej’e ve Dačić’e yazıklar olsun; hepinize yazıklar olsun! Buradan ayrılacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz, asla gitmeyeceğim. Ya beni hapse atarsınız ya da burada kalırım. İnsanları ya da çocukları dövmenize izin vermeyeceğim. Umarım mesajımı açıkça anlamışsınızdır. O silahları ve saçmalıkları derhal bırakın!:

OLİN EDİRNE SEZONU

eurohoops.net.tr

“İlk olarak 2011-12 sezonunda Olin Edirne formasıyla başladı Stimac’ın Türkiye kariyeri. Henüz 24 yaşında yeni yeni yükselen bir pivot olarak geldiği ülkemizde Edirne şimdilerde Basketbol Süper Ligi seviyesinde bir basketbol takımına sahip değil fakat Stimac, Edirne kariyerini çok güzel hatırlarla anıyor.

Kendisine orada geçirdiği günleri sorduğumuz Stimac, “Edirne muhteşemdi. Oradaki insanlar basketbolu çok seviyor. Orada olduğum için mutluydum. Benim için koç Gökhan Taştimuır ve tüm takımla harika bir deneyim oldu. Tüm şehir, basketbola odaklanmıştı. Antrenmanlarımızı bile izlemeye geliyordu insanlar. Harikaydı ve çok iyi vakit geçirdim” şeklinde konuşuyor ve Gökhan Taştimur’un da kendisi için ne kadar önemli bir isim olduğunu şöyle anlatıyor:

‘Gökhan’ın ayrılığı ilginçti ama sonra geri döndü ve çok seviliyordu. Keza beni Türkiye’ye getiren de o’ydu. Bana çok yardımı oldu.’

Taştimur’un ayrıldığı dönemde takımın başına geçen isimlerden biri de şimdilerde Utah Jazz‘de yardımcı antrenörlük yapan Erdem Can olmuştu. Daha sonra başarılı koç ile Fenerbahçe‘de de kısa bir süre beraber çalışma fırsatı yakalayan Stimac’a göre Erdem Can’ın kariyerinde yakaladığı bu çıkış, hiç şaşırtıcı değil:

‘Erdem Can o dönemde çok genç bir koçtu. Basketbolu biliyordu tabii ama yeni yeni başlıyordu. Daha sonra Fenerbahçe‘de Zeljko Obradovic‘in yardımcılığını da yaptı. Gerçekten iyi iş çıkarıyor. Orada da kendisiyle çalışma fırsatım oldu. Bence çok daha deneyimli artık. İş ahlakı, eşsiz. Tabii ki NBA’de çalışabileceğini bekliyordum.’

Olin Edirne ile sezonu 14.8 sayı, 9.9 ribaund gibi gösterişli istatistiklerle tamamlayan Stimac, ertesi sezon öncesinde uzun yıllar ülke basketbolumuzda çok önemli bir yer edinmiş Banvit’in yolunu tuttu.

Burada Orhun Ene yönetimindeki takımla çok başarılı bir performans sergileyen Stimac’ın takımı, Basketbol Süper Ligi’nde finale kadar yükseldi. Bandırma ekibi finalde Galatasaray‘a kaybetse de o sezon, Banvit tarihinde tek lig finali olarak hatıralara kazındı.

O kadronun temel parçalarından biri olan Stimac, o günleri şöyle anlatıyor:

‘Normalde benim gibi uzun oyuncular, ilerleyen yaşlarda daha etkili oynuyor. Ben o dönemde çok gençtim. Her antrenmanda yeni bir şey öğreniyordum. Orhun Ene ile harika bir deneyim oldu. Harika bir yıl geçirdik. Birçok galibiyet aldık. Finale de çıktık ama Galatasaray‘ı yenemedik. O dönem çok pahalı bir takımları ve çok iyi oyuncuları vardı. Onları yenmek çok zordu. Carlos Arroyo, Gordon ve Markoishvili gibi oyuncuları vardı. Keza Erceg de oradaydı. Çok güçlü bir takımdı. Savaştık ama çok zordu.’

O dönem birlikte oynadığı isimlerden Sammy Mejia ve Chuck Davis’i daha sonraları da ülkemizde izledik ve bilhassa Mejia, Türkiye basketbolunda efsanevi bir isim hâline gelirken basketbolu bıraktığı güne kadar Türkiye’de forma giymeye devam etti. Bu iki oyuncu ile ilgili insanların hoş hatıralara sahip olduğunu hatırlattığımız tecrübeli pivot, ‘Benden de hiç farklı bir şey duymayacaksınız. İkisi de harika insanlar ve iyi oyuncular. Çok iyi bir karakterleri var. Onları tanıdığım için çok mutluyum. Sammy ile daha sonra da görüştük’  diyor.”

TAVŞAN – KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ YASAK

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, orman yangınlarının ardından geçtiğimiz günlerde bir karar açıkladı:

“Yangından etkilenen alanlarda 2025–2026 av döneminde avlanmanın yasaklanmasına karar verilmiştir.”

**

İlk bakışta yerinde bir karar gibi duruyor.

Ama biraz düşününce akla şu soru geliyor:

Yanmış, kül olmuş bir alanda hangi hayvanı avlayacaksınız?

**

Oysa gerçek başka.

Ormanın içinde yaşayan canlılar çoktan kendi yasaklarını yaşadılar.

Kaçamayan, saklanamayan, göğe kanat açamayan her biri ateşin hükmüne boyun eğdi.

**

Geçen haftaki yazımda bir kaplumbağanın yangın ortasında hissettiklerini anlatmaya çalışmıştım.

Bugün ise sözü bir tavşana bırakıyorum:

**

“Ben bir tavşanım.

Adımı bilmezsiniz, bilmenize de gerek yok.

Kulaklarım o gün birden yükselen çıtırtıyı duyar duymaz dikildi.

Koştum, zıpladım, bildiğim her patikadan kaçtım.

Hızlıyım ya, gururluydum hep bundan.

Ama o gün ateş benden hızlıydı.

Arkamdan gelen alevin uğultusuna yetişemedim.

Şimdi bana diyorsunuz ki:

‘Avlanmak yasaklandı.’

Teşekkür ederim ama artık çok geç.

Benim ormanım gitti, yuvalarım kül oldu.

Avcıdan değil, ateşten kaçamadım.

Külün içinde hangi avdan, hangi yasağın faydasından söz ediyorsunuz?”

**

Yangını söndüremedik ama yasağı ilan etmekte gecikmedik.

Ne garip bir çelişki:

Ormanı ve içindekileri koruyamadık, ama şimdi “avlanmayı yasakladık” diye gururlanıyoruz.

**

Oysa gerçek yasak kâğıtta değil, vicdanda başlamalı.

Asıl yasak, doğayı hoyratça yakmak, yok etmek olmalı.

**

Ormanı koruyamadık, avı yasakladık.

Ne garip bir teselli…

Kaplumbağanın sessizliği, tavşanın çığlığı hâlâ kulaklarımızda.

Maalesef biz onları duymadık.

Şimdi ise kâğıt üstünde yasaklarla kendimizi avutuyoruz.

Ama unutmayalım:

Doğayı kaybettiğimiz her an, aslında kendimizi kaybediyoruz.

Enez’i yazmamız, konuşmamız lazım!

Sürekli yazmak, gündemde tutmak gerekiyor bence.
Çünkü; Enez, daha doğrusu Saros Körfezi sadece Edirne için değil, ülkemiz içinde büyük bir kazanç aslında.
Ben böyle düşünüyorum.
Ve biliyorum ki buranın havasını soluyan herkes benim gibi düşünüyordur.
Sorunları bir an önce çözülmeli, daha fazla tanıtılması lazım.
Çünkü, dünyada böylesi güzel bir denizin, kumun ve tarihi değerlerin bir arada olduğu başka bir yer yok bana göre!
Ülkemizde; Avrupa’ya, Avrupalıya bu kadar yakın olan başka bir turizm cenneti de yok!
Buna rağmen, yeterince ilgilenilmiyor nedense.
Bir türlü el atıldığı yok.
Görünen o ki; Enez Belediyesi’nin de bir şeyler yapacağı yok.
Dolayısıyla Turizm Bakanlığı’nın da sahip çıkması gerekiyor demek ki.
Bunu yüzlerce defa yazmış olsam da duyuramadım maalesef.
İşte bir kez daha yazıyorum bugün.
Bir şeyler yapılana kadar da yazacağım kısmet olursa.
Bıkmadan, usanmadan yazacağım inşallah.