ZENGİNLİK

Zenginlik herkesin özleminde olan konudur. Tabi bu zenginlik ekonomik parasal değeri olan zenginliktir. Yoksa bu kadar gazoz kapağı, kibrit kutusu biriktirmişim bunların hiç bir değeri yoktur. Nakit para olduğu gibi gayrimenkulde olabilir. Kıymetli madenler, sanat değeri yüksek yapıtlar, bunlar hep zenginlik alametidir.
Niye herkes zengin olmak ister? Çünkü zenginlik bir güçtür, her kapıyı açmasa da birçok kapıyı açar. Gücün yanında itibar sağlar, birçok kimsenin ulaşamadığı yerlere ulaşmak için kolaylık sağlar, en önemlisi geçim sıkıntısı çekilmez.
Peki nasıl zengin olunur? Zengin olmak için her şeyden önce içimizde de zengin olma hırsı olmalı, para nedir bilmeliyiz, aklını kullanmasını becereceksin. Zengin olmanın yolları şansla, piyango, kumar, gömü, kayıp bulmak, buna benzer konular, zengin bir kapı bulup o kapıdan zengin bir kadınla veya erkekle evlilik yapmak, fırsatları değerlendirip bir mal ucuzken alıp pahalıyken satmak, elinde para varken ilerde değerlenecek yerlerden arazi kapatmak, yirmi otuz yıl sonra değerlenir. Teknolojik, bilimsel buluşlar yapıp bunların patentini alıp pahalıya satmak, şehrin işlek yerinde dükkan, market açıp ticaret yapmak, aranan bir sanatçı, bilim adamı olup hünerini marifetini satmak, para ticareti yapmak — Tefecilik –, daha başka zengin olmanın yollarıdır. Ticarette zengin olmanın prensibi ucuza alıp pahalıya satmaktır.
Peki zengin oldun ne oldu, bir kere geçim sıkıntın olmaz, en iyi doktorlara tedavi olur, sağlık sorununu da halledersin. İtibarın olur ama bütün mesele zenginliğini koruyabilmek Bunun içinde bir mali danışmanın olmalı. Ülkemizde birçok türedi zenginler zenginliklerini koruyamıyorlar, toz olup kayboluyorlar. Buna sebep kendi akılları ile hareket etmeleri, olmayacak konulara yatırımlar yapmaları, beceremeyecekleri işlere kalkışmaları.
Zenginlerin içinde en tehlikeli olanı da yeni zengin olmuş türedi zenginlerdir. Bu tip zenginler, zengin olunca kendilerini çok akıllı sanırlar, ona buna akıl verirler. Sahibi tarafından manevi değeri olan malları satın almaya kalkarlar, satın alamadıklarında da — parasıyla değil mi — diyerek magandalık yaparlar, yeni türedi zenginler.
Zenginlik konusunda Türkiye’nin bu günkü durumu iyidir. Bir çok zengin türemiştir, bir çok yatırımlar yapılmaktadır. İşsize istihdam yaratıp, iş sahaları, ekmek kapıları açılmaktadır. Rahmetli Adnan Menderes seçim propagandası konuşmaları yaparken şu sloganı söylerdi — Her mahallede bir milyoner yaratacağım — Ömrü bugüne gelseydi çok mutlu olurdu ama bu gün milyonun da değeri kalmadı, çok milyonerler var.
Zengin olmak için yaptığın işte beceri gerektirir. Peki sen zenginliğini hayır işlerinde de böyle kullanmalısın. Öyle zenginler var ki kendini devlet içinde devlet sanır, bir çok yasa dışı işlere kalkarlar. Başı belaya girince de ne olduğunu anlarlar. Bunlar türedi, maganda zenginlerdir, kendilerini çok güçlü sanırlar, her zaman potansiyel suçludurlar, bunlardan uzak durulmalı. Eskiden zenginler beyler, ağalar hanelerinde gariban kimsesiz çocuk beslermiş bunlara da — Besleme – derlermiş. Evlerinde bir çok işi yaptırırlarmış, bunların içinde okuyup adam olanlarda var. Acaba Edirne’mizde üniversitede, lisede başka okullarda zengin desteği gören kaç öğrenci var? Halkın zenginliği devletin zenginliğidir ve ZENGİNLİK…

Üreticiden ‘destek’ çığlığı

Olgay GÜLER

Edirne merkez ve ilçelerin ziraat odaları başkanları, Ortadoğu’da devam eden savaş nedeniyle fiyatlarında önlenemez yükselişin sürdüğü mazot ve gübrede, 2024’a ait desteklemelerin bir an önce ödenmesi gerektiğini söyledi.

ABD ve İsrail’in ile İran arasında süren savaş nedeniyle artan enerji maliyetleri tüm sektörleri etkilediği gibi, tarımda da girdilerin artmasına neden oluyor. Özellikle mazot ve gübre gibi girdi kalemlerinde yaşanan yükseliş nedeniyle zor durumda olan üreticiler, 2024 yılına ait desteklemelerin ödenmesini bekliyor. Edirne’de merkez ve ilçelere bağlı ziraat odaları başkanları, konuya ilişkin basın açıklaması yaparak, bakanlığa çağrıda bulundu. Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) toplantı salonunda gerçekleştirilen açıklamaya Lalapaşa Ziraat Odası Başkanı Taner Öztürk, Uzunköprü Ziraat Odası Başkanı Cemal Durmaz, Keşan Ziraat Odası Başkanı Hasan Şen, Meriç Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Türkan, Enez Ziraat Odası Başkanı Mehmet Oskan katıldı.

‘SAVAŞLA BİRLİKTE BAŞLAYAN YÜKSELİŞ ÇİFTÇİ İÇİN KABUS OLDU’

Basın açıklamasını okuyan Lalapaşa Ziraat Odası Başkanı Öztürk, “2024 ve 2025 sezonu iklim değişikliği sebebiyle tüm üreticilerimiz zor bir dönemden geçmiştir. bazı ürünlerde sıfır veya sıfıra yakın verim almıştır. Bu dönemde de sattığı ürünlerini yasal enflasyonun altında bir artışla satmıştır. Zor sürecin ardından bu sezona ümitle başlamış ekim ve kasım ayında aldığımız yağışlarla birlikte buğday ekimini gerçekleştirmiş devamında gelen yağışlar kuraklık riskini ortadan kaldırmıştır. 2025 eylül ayı ile 2026 şubat ayında ki mazot ve gübrede mazotta % 9 gübrede ki % 22 artış çiftçimizi düşündürürken orta doğu da başlayan savaş petrol ve gübre fiyatlarını öngörülemez bir şekilde tüm dünyada mazot ve gübrenin önlenemez yükselişi çiftçiler için kabus olmuştur. Çiftçilerimizin tam tarlaya inip kışlık bitkilerin ikinci gübre ve ilaç yazlık bitkilerinde tarla hazırlıklarına gelmesi sahada ki çiftçiye maliyet olarak kötü yansımıştır” dedi.

‘DESTEKLEMELERİN TAMAMI ÖDENMELİ’

Son iki sezonunu zor şartlarda geçiren çiftçilerin 2024 yılı mazot ve gübre fiyatları ile belirlenen desteklemeleri nisan ayı olmasına karşı tam olarak alamadığını belirten Öztürk, “T.C numarasına göre yatan paralar T.C. sıfır olanlar 6 Mart’ta ilk ödemeyi almıştır. Bu arada mazot ve gübre ye aşırı zam gelince desteklemeleri alamayanlar arasında haksızlık olmuştur. Sadece şubat ayı ile bu ay ki değer kaybı bile % 20 yaklaşmış. Bir ailede T.C. numarası 0 olanla 8 olan arasında bile haksızlık olmuştur. Çiftçilerimizin üretime devam etmesi için desteklemelerin tamamı bir an önce ödenmeli ayrıca 2024 Ağustos ayı ile bugünkü fiyat aralığında fark hesaplanarak ek destek olarak çiftçimize en yakın zamanda ödenmesini ziraat odaları olarak talep ediyoruz. Üretimin devam etmesi ve ilerleyen günlerde sofraya yansıyacak zamların önüne geçmek için bu elzemdir. Savaş bize bir kez daha  göstermiştir ki olağan üstü hallerde en değerli şey gıdadır. Beş ziraat odası olarak görevimizi yapıyor ve ileriki sorunları şimdiden söylüyoruz. Biz üretmezsek Türkiye aç kalır” diye konuştu.

Otomobilin yayaya çarptığı anlar kamerada!

Olgay GÜLER

Edirne’de yaya geçini kullanarak karşıya geçmek isteyen N.N., otomobil çarpması sonucu yaralandı, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

Kaza, Atatürk Bulvarı’nın Ayşekadın mevkisinde meydana geldi.  Yaya geçidini kullanarak karşıya geçmeye çalışan N.N.’ye, Z.D.’nin kullandığı  39 ADR 031 plakalı otomobil çarptı. Çarpmanın şiddetiyle savrulup yaralanan N.N.’ye ilk yardımı çevrede bulunan vatandaşlar yaptı. İhbarla kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan N.N. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Polis, otomobil sürücüsü N.N.’yi gözaltına alarak kazayla ilgili soruşturma başlattı.

Kaza anı çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.

‘Savunulacak bir şey yapmadım’

Olgay GÜLER

Edirne’de tartıştığı eşi Didem Örs (38) ve oğulları Doruk Kaan Alacı’yı (10) boğup, ardından bıçakla intihara kalkışan Ömer Gökhan Alacı (41), ikinci duruşmada hakim karşısına çıktı.

Olay, 4 Ağustos 2025’te Cumhuriyet Mahallesi 3043’üncü Sokak’taki bir apartmanda meydana geldi. Muhasebecilik yapan Ömer Gökhan Alacı, çağrı merkezinde çalışan eşi Didem Örs Alacı ile maddi sorunlar nedeniyle tartışma yaşadı. Evde çıkan tartışmada Ömer Gökhan Alacı, önce eşini ardından da oğlu Doruk Kaan Alacı’yı boğdu. Ertesi sabah, anne Meliha Örs, kızı Didem’i akşam yemeğine davet etmek için telefonla aradı ancak ulaşamadı. Daha sonra damadını arayan Örs, kızına ulaşamadığını belirterek, onunla konuşmak istediğini söyledi. Eşi ve çocuğunun uyuduğunu söyleyen Ömer Gökhan Alacı, telefonu kapattı.

Kızlarına ulaşamayan aile, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi, adrese polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler girdikleri evde Didem Örs Alacı ile oğlu Doruk Kaan Alacı’nın cansız bedeniyle bileklerinde bıçakla kesik izleri bulunan Ömer Gökhan Alacı’yı yaralı halde buldu. Alacı, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılıp tedaviye alındı.

YASA DIŞI BAHİS

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ömer Gökhan Alacı hakkında ‘Canavarca hisle kasten öldürme’ suçundan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi. İddianamede olay yerinde, üzerinde kan lekeleri bulunan 1 falçata ve 1 sap kısmı siyah renkli bıçak ve bunların yanında zemine kanla yazılan ‘Beni affedin’ şeklinde yazı bulunduğuna yer verildi. Öte yandan Ömer Gökhan Alacı’nın yasa dışı kumar sitesinde oğlunun Doruk Kaan’ın adıyla ‘Kaan6722’ rumuzlu hesap açtığı da ifade edildi.

İKİNCİ DURUŞMA GÖRÜLDÜ

Sanık Alacı’nın yargılanmasına Edirne 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. İkinci duruşmaya sanık Ömer Gökhan Alacı, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmaya ayrıca Didem Örs Alacı’nın annesi Meliha ve babası Ahmet Örs ile taraf avukatları katıldı.

‘SAVUNULACAK BİR ŞEY YAPMADIM’

İlk duruşmada, sağlık problemleri nedeniyle hastanede olduğu için katılamayan sanık Alacı’nın ifadesi ikinci duruşmada alındı. Hakimin söz verip, savunmasını sorduğu Alacı, “Savunulacak bir şey yapmadım, suçlamaları kabul ediyorum. Söz konusu olayı psikolojik durumumdan dolayı yaptım. Arkamda yetim bir çocuk bırakmak istemedim” dedi.

İNTERNETTEN ‘NAFTALİN İNSANI BAYILTIR MI?’ DİYE ARATMIŞ

Duruşmada hakim Alacı’ya, telefondan elde edilen verilerde, olay öncesi internetten; ‘Naftalin insanı bayıltır mı?’ şeklinde aratma yaptığını, bunun nedenini sordu. Alacı, kendi canına kıymak için bu aratmayı yaptığını, olayı tasarlamadığını iddia etti.

Duruşma, savcılığın mütalaasının hazırlanarak sunulması amacıyla 8 Mayıs’a ertelendi. Bu duruşmada, kararın çıkması bekleniyor.

Kırsal kalkınmaya hibe paketi

AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2026/9 sayılı yeni tebliğ ile kırsal kalkınmada dijital ve teknolojik dönüşüm dönemi başlayacağını söyledi.

AK Parti İl Başkanı İba, yaptığı yazılı açıklamada, “Edirne’mizin ve ülkemizin tarımını modernize edecek, üreticimizin gücüne güç katacak dev bir hibe paketini hayata geçiriyoruz” dediği açıklamasında şunlara yer verdi:

“Tarımsal üretimde verimliliği artırmak ve dijitalleşmeyi teşvik etmek amacıyla hazırlanan bu program kapsamında;

Yapay zekâ, sensör sistemleri, IoT (Nesnelerin İnterneti) ve robotik uygulamalar gibi ileri teknoloji yatırımları,

Soğuk hava depoları, çelik silolar, bitkisel ve hayvansal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik tesisler,

Güneş ve rüzgar enerjisi sistemleri, yağmur hasadı göletleri ile arıcılık, ipek böcekçiliği ve su ürünleri gibi çeşitlendirilmiş üretim modelleri destek kapsamına alınmıştır.

Birinci derece tarımsal amaçlı örgütler ve eğitimli gençlerimiz için %70; kadın ve genç girişimcilerimiz ile köy/belde yatırımları için %60 hibe desteği sağlanacaktır.

Ayrıca yenilenebilir enerji veya akıllı tarım teknolojileri içeren projelere +%5 ilave hibe verilecektir.

Hibeye esas proje tutarı alt limiti 100.000 TL iken üst limiti 30.000.000 TL, küçük ölçekli aile işletmeleri için ise 8.000.000 TL olarak belirlenmiştir.

Uygulama rehberinin yayımlanmasıyla birlikte başlayacak olan ve Edirne’mizin bereketli topraklarını teknolojiyle harmanlayacak bu stratejik adımın; toprağa emek veren tüm çiftçilerimize, girişimci kadınlarımıza ve vizyoner gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”

Üretim Alanlarında Pvc Şerit Perdeler Kullanarak İzolasyonu Sağlayabilirsiniz

Gıda imalathanelerinde ortam sıcaklığının sabit kalması, ürün kalitesini doğrudan etkileyen en hassas dengelerden biridir. Dışarıdan sızabilecek ufak bir rüzgar veya toz zerresi, büyük emeklerle hazırlanan tüm partinin bozulmasına yol açma potansiyeli taşır. Üretim bandında çalışan personelin konforunu bozmadan ve geçiş yollarını tıkamadan bu hassas dengeyi kurmak zorundasın.

Sürekli açılıp kapanan standart kapılar, elleri dolu olan veya hızlı hareket etmesi gereken çalışanlar için büyük bir zaman kaybı yaratır. Yüksek tempolu tesislerde personelin hiçbir yere dokunmadan kolayca geçip gidebildiği Şeffaf PVC Perde uygulamaları, ortamın ısısını içeride hapsederken dışarıdan gelen partiküllerin de önünü keser. Işığı kesmediği için de içerideki ferah atmosferi sonuna kadar destekler. İnsan gücüne dayalı süreçleri daha akıcı hale getirdiğinde, ekibinin sadece kendi sorumluluklarına odaklanmasını sağlarsın.

Soğuk Hava Depolarında Enerji Tüketimini Kontrol Altında Tutmanın Yolları Nelerdir?

İklimlendirme cihazlarının gün boyu tam kapasite çalışması, ay sonunda karşına çıkacak yüksek elektrik faturalarının en büyük sorumlusudur. Özellikle derin dondurucu odaları ile normal sıcaklıktaki koridorlar arasındaki ısı farkı, kapıların açık kaldığı saniyeler içinde devasa bir enerji transferine sebep olur. Ortamdaki soğuk havanın hızla dışarı kaçmasını engellemek, cihazların motor ömrünü uzatırken gereksiz çalışma döngülerini de ortadan kaldırır. İki alan arasında esnek bir bariyer kurduğunda, sadece geçen kişinin veya aracın ebadı kadar bir açıklık oluşur ve geçiş tamamlandığında sistem anında eski kapalı formuna döner. Mekanın fiziki yapısına uygun tasarlanan bu izolasyon katmanı, içerideki havayı koruyarak bütçeni güvence altına almana yardımcı olur. İzolasyonun kusursuz bir şekilde işlemesi, tesisin genel operasyon maliyetlerinde gözle görülür bir rahatlama yaratır.

Farklı Departmanlar Arasında Görünürlüğü Bozmadan Nasıl Sınır Çizebilirsin?

Geniş bir üretim tesisinde alanları birbirinden ayırmak istediğinde tuğla duvarlar örmek veya devasa demir kapılar taktırmak ortamın bütünlüğünü zedeleyen bir adımdır. Çalışanların birbiriyle olan görsel iletişimini kesmek, olası iş kazalarına davetiye çıkarmanın yanı sıra içerideki aydınlık hissini de yok eder. İş makinalarının hareket ettiği güzergahlarda kör noktalar oluşturmamak adına, karşı tarafı net bir biçimde gösteren esnek donanımlara yönelmelisin. Fabrikanın yoğun temposuna ayak uyduran ve esnek yapısıyla darbelere karşı üstün direnç gösteren pvc şerit perde tasarımları, görünürlüğü maksimize ederek güvenli bir çalışma ortamı yaratır. Sınırları belirlerken aynı zamanda bütünleşik bir tesis atmosferi oluşturmanın rahatlığını yaşarsın. Bölümler arasındaki bu şeffaf köprü, çalışma kültürünü de daha entegre bir yapıya kavuşturur.

İhtiyaçlarına En Uygun Donanımı Belirlerken Maliyetleri Nasıl Optimize Edersin?

Tesisin için planladığın her yenilik, arka planda detaylı bir bütçe analizi yapmanı gerektiren önemli bir operasyondur. Kullanılacak malzemenin metrajından, kapıların yüksekliğine ve günlük kullanım senaryosuna kadar pek çok detay harcama kalemlerini şekillendiren temel faktörler arasında yer alır. Her işletmenin fiziki şartları ve izolasyon ihtiyacı kendine özgü olduğundan, uygulanacak projenin detayları da bu beklentiler doğrultusunda özel olarak şekillenir. Piyasada karşına çıkan pvc şerit perde fiyatları, talep ettiğin şeffaflık oranına, malzemenin kalınlığına ve uygulanacak alanın genişliğine göre değişkenlik gösterir. Başlangıçta yapacağın doğru projelendirme sayesinde ısıtma ve soğutma giderlerinden edeceğin tasarruf, bu kurulumun kendi maliyetini kısa zaman diliminde fazlasıyla çıkarmasını garantiler. İşletmenin kapılarından içeri giren her malzemenin aslında geleceğe yapılmış sağlam bir yatırım olduğunu kendi gözlerinle deneyimleyebilirsin.

Mimar Sinan Resim Çalıştayı

Edirne Belediyesi, Mimar Sinan Haftası kapsamında Plastik Sanatlar Topluluğu iş birliğinde çalıştay düzenledi. Edirne Belediyesi Kent Müzesi bahçesinde sanatçılar ve sanatseverler 8-11 Nisan tarihleri arasında bir araya gelecek.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Selimiye Camii’nin mimarı, Osmanlı mimarlığının zirve ismi Mimar Sinan’ın eşsiz dehası, Edirne’nin tarihi kimliğiyle bütünleşmeye devam edecek. “Ustalık eserim” olarak nitelendirdiği Selimiye ile kente silinmez bir iz bırakan büyük usta, bu etkinlik kapsamında çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumlanacak.

Edirne’nin kültürel hafızasını yaşatan önemli mekânlardan biri olan Edirne Belediyesi Kent Müzesi, geçmiş ile geleceği buluşturan yapısıyla bu özel etkinliğe ev sahipliği yapacak. Kentin tarihini, yaşam kültürünü ve sanatsal birikimini yansıtan müze, aynı zamanda üretim ve paylaşım odaklı etkinliklere sunduğu olanaklarla kültür-sanat hayatının önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürecek.

Mimar Sinan’ın eserlerinden ilham alınarak gerçekleştirilecek çalıştaya 10 sanatçı katılacak. Dört gün sürecek etkinlik boyunca sanatçılar, üretim süreçlerini izleyicilerle paylaşacak ve tarihi ile sanatı buluşturan özgün eserler ortaya koyacak.

Çalıştaya katılacak sanatçılar; Kerem İscanoğlu, Enes Çamlıbel, Alperen Şahinoğlu, İzlemnur Ekim, Elif Umut, Fahrettin Berber, Sude Sucu, Nehir Dağlı, Beyza Özkan ve Eren Altuntop olacak.

Çalıştay süresince üretilecek toplam 10 eser, 12 Nisan Pazar günü saat 14.00’te Edirne Belediyesi Kent Müzesi’nde düzenlenecek sergi ile sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Mimar Sinan’ın mimari mirasını çağdaş sanat perspektifiyle yeniden yorumlamayı amaçlayan etkinliğe tüm hemşehrilerini davet eden Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Mimar Sinan’ın mirasını ve Edirne’nin kültürel zenginliğini sanatla buluşturacak bu özel çalıştaya tüm hemşehrilerimizi ve sanatseverleri davet ediyorum. Kent Müzemiz, geçmişi ve geleceği bir araya getiren bir mekan olarak, bu buluşmayı daha da anlamlı kılacak” ifadelerini kullandı.

‘Mevcut program hastalığı tedavi edemiyor’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, yapısal reformlar yapılmadan, üretim ekonomisine geçilmeden ve gelir dağılımı düzeltilmeden enflasyonun kalıcı olarak düşmeyeceğini bildirdi.

Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, Türkiye İstatistik Kurumu’nun Mart 2026 dönemine ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi’ni (TÜFE) açıklamasının ardından “Mevcut program hastalığı tedavi edememektedir” başlığı altında gerçekleştirdiği paylaşımında şunlara yer verdi:

“Açıklanan verilerde yıllık enflasyonun düşmesi olumlu gibi sunulsa da bu tabloyu sadece ‘başarı hikayesi’ olarak okumak gerçekçi değildir. Zafer Partisi ve iktisat perspektifinden bakıldığında temel sorunlar hâlâ yerinde durmaktadır:

1. Öncelikle %30,9 seviyesindeki enflasyon, ‘düşüş’ söylemine rağmen hâlâ yüksek ve yapısal bir soruna işaret etmektedir. Baz etkisiyle gerileyen oranlar, vatandaşın hissettiği hayat pahalılığını ortadan kaldırmaz. Enflasyonun seviyesi değil, kalıcılığı ve gelirler üzerindeki etkisi esastır.

2. Gıda enflasyonundaki iyileşmenin iklim koşullarına bağlanması, tarım politikasındaki zafiyetin itirafıdır. İktisadi görüş açıkça şunu söyler: Gıda fiyatları doğa koşullarına bırakılmaz; planlama, destekleme ve kamu müdahalesiyle istikrara kavuşturulur.

Türkiye’de ise üretici korunmadığı için fiyatlar hâlâ kırılgandır.

3. Hizmet enflasyonundaki düşüşün kira ve arz politikalarına bağlanması da tartışmalıdır.

Çünkü kira artışlarının temel nedeni maliyet değil, rant odaklı konut piyasası ve finansallaşmadır. Konut bir yatırım aracı olmaktan çıkarılmadan kalıcı düşüş mümkün değildir.

4. Eşel mobil gibi araçların yeniden gündeme gelmesi ise aslında programın kendi içinde çeliştiğini gösterir. Bir yandan ‘piyasa mekanizması’ denilirken, diğer yandan fiyatlara doğrudan müdahale ihtiyacı doğmaktadır. Bu da mevcut modelin sürdürülebilir olmadığını ortaya koyar.

Zafer Partisi’nin yaklaşımı nettir: Türkiye’de enflasyonun temel nedeni talep fazlası değil; maliyet enflasyonu, kur bağımlılığı ve üretim zafiyetidir. Çözüm ise faiz artırmak değil; üretimi, özellikle tarım ve sanayiyi güçlendirmek, planlı üretime geçmek, stratejik sektörlerde kamucu planlamayı devreye almaktır.

Sonuç olarak, açıklanan veriler ‘başarı hikayesi’ sunsa da; yapısal reformlar yapılmadan, üretim ekonomisine geçilmeden ve gelir dağılımı düzeltilmeden enflasyon kalıcı olarak düşmez. Bu nedenle mevcut program, semptomları yönetmekte; ancak hastalığı tedavi edememektedir.”

TRAKYAKA Sezer’in başkanlığında toplandı

Trakya Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Nisan ayı olağan toplantısı Edirne Valisi ve Trakya Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Sezer’in başkanlığında Tekirdağ’da yapıldı.

Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya Kırklareli Valisi Uğur Turan, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Edirne Belediye Başkanı Av. Filiz Gencan, Kırklareli Belediye Başkanı Derya Bulut, Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Günay, Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Soner Ilık, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı H. Sezai Irmak ve Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin katıldı.

Toplantı, bir önceki toplantıda alınan kararların tekrar görüşülmesiyle başladı. Ardından Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek Trakya Kariyer Fuarı (Trakya KAF 2026) hakkında görüşme gerçekleştirildi.

Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, üyelere ajansın devam eden AB proje başvurularını anlattı ve Gıda Sanayinde Yenilikçilik ve Katma Değer Artırımı Alternatif Destek Programı ile Çocukların Doğru Büyümesi İçin Pozisyonlama ve Yaşama Katılım Gereçleri Üretimi Projesi (SERÇEV) hakkında bilgi verdi. Yönetim Kurulu Üyeleri “Anadoludakiler: 81 İl 81 Ürün Programı” hakkında bilgi ve görüş alışverişinde bulundu.

Hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından toplantı sona erdi.

“İspinoz” birinciliğe uçtu

Anıl Topçu

Kartopu Enez Gönüllüleri ve Enez Sahil Sakinleri ile Dayanışma Derneği’nin birlikte düzenledikleri 2025 yılı Enez Öyküleri Yarışması sonuçlandı. 78 Eserin katıldığı yarışmada “İspinoz” rumuzu ile katılan Anıl Topçu’nun “Lodosun Hizasında” başlıklı öyküsü birinciliğe layık görüldü.

“Haziran” rumuzu ile katılan Emin Mete Öztürk’ün “Yusufçuğun Dört Kanadı” isimli eseri ikinciliğe layık görüldü. Yarışmaya “Poetika rumuzu” ile katılan Ebru Asya ise “Balık Çorbası” eseri ile yarışmanın üçüncüsü olarak belirlendi..

Seçici Kurul görevini Zerrin Boratav, Sanatçı Suavi, ve geçen yılın birincisi Nur İpek Önder’in üstlendiği yarışmanın plaket ve ödülleri temmuz sonu ya da Ağustos başında düzenlenmesi planlanan Günbatımı Gecesi’nde verilecek. Ödül alan eserler ve ödül almasa da jürinin önerdiği ve Yönetimler Ortak Grubu’nun uygun gördüğü eserler bastırılacak olan “Enez Öyküleri Antolojisi”nde yer alacak…

YARIŞMA BİRİNCİSİ / ANIL TOPÇU

​1991 yılında Edirne/Uzunköprü’de doğdu. 2014 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Ayrıca İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe, Anadolu Üniversitesi’nde Radyo ve Televizyon Programcılığı eğitimleri aldı.

​Bir dönem eğitim yayıncılığı alanında yazar ve editör olarak çalıştı. Üniversite yıllarından itibaren kaleme aldığı öykü, şiir ve denemeleri; Hece Öykü, Dil ve Edebiyat, Mahal, Okapi, Darağacı Sanat ve Karnaval başta olmak üzere çeşitli dergilerde yayımlandı.

Ulukuş Yayınları tarafından yayımlanan “Viraneler” adlı bir romanı bulunmaktadır.

​2024 yılında 3. Ulusal Sait Faik Abasıyanık Hikâye Yarışması’nda üçüncülük, 2025 yılında “Bir Masal Kocaeli” yarışmasında mansiyon ödülü kazandı. Hâlen Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapmakta ve yazı çalışmalarını sürdürmektedir.

YARIŞMA İKİNCİSİ / EMİN METE ÖZTÜRK

1978 yılında Erzurum’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. İstanbul’da İnşaat Mühendisliği dalında sırasıyla Yıldız Teknik Üniversitesi Lisans ve İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Lisans programlarını tamamlayarak çalışma hayatına atıldı. Bu zaman boyunca edebiyat alanında eser verme gayreti içinde oldu. Yayımlanmış 4 adet romanı bulunmaktadır. 2024 yılı itibari ile profesyonel çalışma hayatına son verdi. Kendini tamamen edebiyata ve yazmaya adadı. Bugüne kadar çeşitli kurum ve kuruluşların düzenlemiş olduğu yarışmalarda layık görüldüğü dereceler şöyle:

2023 yılı, 2. Tomris Uyar Öykü Yarışması – Dördüncülük

2024 yılı, Osmangazi Belediyesi tarafından Hasan Âli Yücel anısına düzenlenen Öykü Yarışması – Birincilik

2025 yılı,KKM Yayınları Öykü Yarışması – Üçüncülük

2025 yılı, 8. Güzel Ordu Öykü Yarışması – Finalist

YARIŞMA 3 NCÜSÜ / EBRU ASYA

İstanbul doğumludur. Sosyoloji eğitimi ve felsefe öğretmenliği geçmişi, edebi çalışmalarına insanı bireysel ve toplumsal yönleriyle ele alan bir perspektif kazandırmıştır.

Şiir, öykü, deneme ve inceleme türlerinde yazdığı metinler çeşitli basılı ve dijital mecralarda yayımlanmıştır. Ayrıca şiir-deneme türündeki bir kitabın editörlüğünü yapmış; editörlüğünü üstlendiği iki farklı eserin ise yayıma hazırlık süreci devam etmektedir.

Edebiyatı, insanı anlama ve anlatma biçimi olarak görür; şiiri ise bu arayışın en yalın ve mahrem durağı kabul eder.