Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde yaşayan Emirhan Şenyürek (30), boş zamanlarında bölgedeki ormanlara kurduğu fotokapanla, hem yaban hayatını kayıt altına alıyor, gem de doğal mirasın korunmasına yardımcı oluyor.
Uzunköprü Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde görevli Emirhan Şenyürek, 2 yıl önce sahiplendiği ‘Nova’ ismini verdiği köpeğiyle doğa yürüyüşlerine başladı. Köpeğiyle yaptığı yürüyüşler sırasında yaban hayvanları gören Şenyürek, daha yakından takip etmek için 6 ay önce fotokapanlar alıp, Edirne merkez, Uzunköprü, Keşan ve Enez ilçesinde ormanlık alanlara kurmaya başladı. Kurduğu fotokapanlarla, çakal, kızıl tilki, yaban tavşanları, orman fareleri ile kara leyleğin de olduğu yaban hayvanlarının görüntülerini yakalayan Şenyürek, bunu hobi haline getirdi.
‘SİZ GELMEDEN UZAKLAŞIRLAR’
Doğayı çok sevdiği için 10 yıldır doğa kampları ve yürüyüşler yaptığını dile getiren Şenyürek, “Doğada bir yaban canlısıyla karşılaşma ihtimaliniz çok düşük. Onlar siz daha gelmek üzereyken sesinizi ve kokunuzu çok uzaktan alıp sizden uzaklaşırlar. Göz göze gelme ihtimaliniz bile çok düşüktür; onlar sizi görürler, duyarlar ama siz onları çoğu zaman göremezsiniz. Ben de onları görmek istediğim için buna başladım” dedi.
‘DUYUM ALDIĞIM BÖLGELERE YOĞUNLAŞTIM’
Hobisini geliştirip, ormanın daha derinliklerine kapanlar kurduğunu belirten Şenyürek, “Bugüne kadar fotokapanıma çakal, kızıl tilki, yaban tavşanları, orman fareleri ve çok ilginç bir görüntü olan kara leylek yakalandı. Şimdi hedefim kurtlar ve domuzlar. Ormanın daha da derinliklerine girmeye başladım. Onların geldiğine dair duyum aldığım bölgelere yoğunlaştım. Yakın zamanda onları da daha yakından gözlemleyeceğimi düşünüyorum” diye konuştu.
‘DOĞADA YAŞAYAN HER CANLI BİZİM DEĞERİMİZ’
‘Emir ve Nova’ ismini verdiği Youtube kanalı ve sosyal medya hesabından, görüntüleri paylaşarak farkındalık oluşturmayı amaçlayan Şenyürek, “Amacım sadece bu hayvanların ormanlarda yaşadığının görülmesi ve yaban hayatına zarar verilmemesini sağlamak. Çünkü doğada yaşayan her canlı bizim bir değerimiz. Doğal hayatın devamını sağlamak hepimizin görevi. Bu yüzden hem bu bilinçle hareket ediyorum hem de bunu bir hobi haline dönüştürdüm. Şehir gürültüsünden ziyade kırsala çıktığınızda zihnin kalabalığından kurtuluyorsunuz. Günlük hayatın stresinden uzaklaşmak için çok iyi bir yöntem. Özellikle Edirne’miz genelinde çok güzel doğal alanlar var, buraların değerinin bilinmesini istiyorum” şeklinde konuştu.
Türkiye İstatistik Kurumu’nca “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” çerçevesinde çocuk nüfusa özel olarak hazırlanan basın bülteninde Edirne yüzde 16,9 ile Tunceli’den sonra çocuk nüfus oranı en düşük ikinci il oldu.
TÜİK tarafından yapılan açıklamada, kurumun 2012 yılından itibaren özel günlerde günün önemine atfen haber bülteni yayımlamaya başladığı anımsatılarak şunlara yer verildi:
“Türkiye nüfusunun %24,8’ini çocuk nüfus oluşturdu.
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, Türkiye nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi iken bunun 21 milyon 375 bin 930’unu çocuklar oluşturdu. Çocuk nüfusun %51,3’ünü erkek çocuklar, %48,7’sini kız çocuklar oluşturdu. Birleşmiş Milletler tanımına göre 0-17 yaş grubunu içeren çocuk nüfus, 1970 yılında toplam nüfusun %48,5’ini oluştururken bu oran 1990 yılında %41,8 ve 2025 yılında %24,8 oldu.
Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında %22,1, 2040 yılında %17,9, 2060 yılında %16,9, 2080 yılında %15,2 ve 2100 yılında %14,5 olacağı öngörüldü.
Türkiye’nin çocuk nüfus oranının Avrupa Birliği üye ülkelerinden yüksek olduğu görüldü.
Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında çocuk nüfus oranının AB ortalaması %17,6 oldu. AB üye ülkeleri içinde en fazla çocuk nüfus oranına sahip olan ülkelerin sırasıyla, %22,7 ile İrlanda, %20,4 ile Fransa ile İsveç olduğu görüldü. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla, %14,5 ile Malta, %14,9 ile İtalya, %15,5 ile Portekiz oldu. Türkiye’nin çocuk nüfus oranının %24,8 ile AB üye ülkelerinden daha yüksek olduğu görüldü.
Edirne %16,9 ile çocuk nüfus oranı en düşük ikinci il oldu.
Çocuk nüfus (0-17 yaş grubu) 2025 yılında ülkemizde 26 milyon 977 bin 795kişi olup çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %24,8 oldu. Edirne ilinde ise çocuk nüfus 71 bin 601 kişi olup, çocuk nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %16,9 olmuştur. ADNKS sonuçlarına göre illerin toplam nüfusları içindeki çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il, %43,3 ile Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa ilini %39,2 ile Şırnak, %36,7 ile Mardin ve %36,6 Ağrı izledi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu il, %15,9 ile Tunceli oldu. Tunceli ilini %16,9 ile Edirne ve %17,7 ile Kırklareli izledi.
Hudut Gazetesi’nde 31.03.2026 tarihinde yayımlanan “Memur-Sen Başkanı’na Sert Tepki!” başlıklı haberde yer alan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Edirne İl Başkanı Nedim Zobar’ın ifadelerine yönelik Memur Sendikaları Konfederasyonu’nca (Memur-Sen) tarafımıza gönderilen “Cevap ve Düzeltme Metni” şöyle:
CEVAP VE DÜZELTME METNİ
“Tekzibe konu haber içeriklerinde kullanılan;
“Memur-Sen Başkanı’na sert tepki! Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Edirne İl Başkanı Nedim Zobar, konfederasyon olarak, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın kamuoyuna yansıyan açıklamalarını ibretle takip ettiklerini belirterek, “Cumhuriyeti hedef alan her türlü söylemin karşısında durmaya, kamu emekçilerinin onurlu mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” dedi… S.2’de Birleşik Kamu-İş’ten Memur-Sen Başkanı’na sert tepki! Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Edirne İl Başkanı Nedim Zobar, konfederasyon olarak, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın kamuoyuna yansıyan açıklamalarımı ibretle takip ettiklerini belirterek, “Cumhuriyeti hedef alan her türlü söylemin karşısında durmaya, kamu emekçilerinin onurlu mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” dedi…. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Edirne İl Başkanı Nedim Zobar, konfederasyon olarak, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın kamuoyuna yansıyan açıklamalarını ibretle takip ettiklerini belirterek, “Cumhuriyet’i hedef alan her türlü söylemin karşısında durmaya, kamu emekçilerinin onurlu mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu İl Başkanı Zobar, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu cumhuriyetin hangi koşullarda, nasıl bir yokluk ve yoksulluk içinde, emperyalizme karşı verilmiş destansı bir mücadeleyle kurulduğunu bilerek çarpıtıyorsunuz. Bu ülke, Sevr’i dayatanların parçalamak istediği bir coğrafyadan, halkın kendi iradesiyle ayağa kalkarak var edilmiştir. Bugün Cumhuriyet’e “narkoz” diyen bir anlayış, bilinçli şekilde o gün bu millete Sevr’i reva görenlerle aynı zihinsel çizgiye düşmektedir. Bu duruş ne sendikacılıkla ne de kamu emekçisinin hakkını savunmakla bağdaşır” diyerek şunları kaydetti: “Kamu emekçilerinin haklarını savunmakla yükümlü bir Edirne İl Başkanı Nedim Zobar konfederasyonun başında bulunan bir kişinin, toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran ifadeler kullanması kabul edilemez. Anadolu 100 yıllık narkozdan çıkıyor’ şeklindeki sözler, Cumhuriyetimizin kuruluşunu ve onun aydınlanmacı değerlerini hedef almakta; Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen bağımsızlık mücadelesini yok saymaktadır. Bu ifadeler, sadece tarih bilincinden uzak değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in temel kazanımlarına açık bir saldırıdır. Türkiye Cumhuriyeti, bir ‘narkoz’ dönemi değil; aksine bağımsızlığın, laikliğin, çağdaşlaşmanın ve halk egemenliğinin tesis edildiği bir aydınlanma devrimidir. Bu gerçeği çarpıtanlar, ya tarih bilmemekte ya da bilinçli bir şekilde Cumhuriyet değerlerini hedef almaktadır. Sendikacılık; iktidara yakınlık yarışına girmek, toplumu ayrıştırmak ya da ideolojik dayatmalar yapmak değildir. Sendikacılık; emeğin hakkını savunmak, tüm kamu çalışanlarını ayrım gözetmeksizin temsil etmek ve demokratik değerleri korumaktır. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak altını çiziyoruz: Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; Cumhuriyet’in kurucu değerlerine sahip çıkan, toplumsal birliği güçlendiren ve emek mücadelesini büyüten bir anlayıştır. Bizler, Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz. Cumhuriyet’i hedef alan her türlü söylemin karşısında durmaya, kamu emekçilerinin onurlu mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” şeklindeki asılsız ve dayanaksız ifadelerle kamuoyu nezdinde apaçık müvekkillerin saygınlık ve itibarlarına kastedilmiş; kamu görevlileri ve tüm kamuoyunu kasten ve kötü niyetli olarak yanlış bilgilendirmek ve açıkça tahrik etmek suretiyle müvekkillerin hedef gösterilmesine sebep olunmuş; söz konusu asılsız haberlerin kamuoyunda çok fazla etkileşim almasıyla Müvekkillerin itibarının sarsılmasına, Memur-Sen’e ve Genel Başkan sıfatını taşıyan Ali Yalçın’a yönelik itibar suikastina, kamuoyu nezdinde karalamaya, kişilik haklarında zarar oluşmasına tevessül edilmiştir.
Müvekkilin, Memur-Sen 9. Türkiye Buluşması’nda kullandığı ifadeler; Vatanımızın bölünmezliğini, Milletimizin birliğini ve Ülkenin dirliğini kırmızı çizgisi kabul eden Konfederasyonumuzun, kurucu değerlere, Cumhuriyete veya Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik bir eleştirisi değil; tam aksine Ülkemizin gelişimini sekteye uğratan karanlık dönemlere yönelik bir hakikat ifşasıdır.
Söz konusu “narkoz” kelimesi ile kastedilen; 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat gibi darbelerle millet iradesinin engellendiği, kitlelerin uyuşturulduğu karanlık süreçlerdir. Bugün Türkiye’nin darbe döngüsünden çıkarılması ve savunma sanayiinde çağ atlayarak bağımsız politikalar üretmesi, açıkça bu narkozdan çıkıştır. İdeolojik saplantılarla ve istismar siyasetiyle hareket edenlerin, bu ifadeleri Atatürkçülük ve Cumhuriyet düşmanlığı gibi sunması olsa olsa akıl tutulmasıdır. Öte yandan, Müvekkilin malvarlığına yönelik asılsız ve kötü niyetli ifadeler gerçek dışı ve dayanaksızdır.
Doğruluk, dürüstlük ve etik ilkelere aykırı biçimde, gerçek dışı ithamlar barındıran bu haberleri interaktif mecralarda yayınlayanlar, Türk Patent Enstitüsü Markalar Daire Başkanlığı’nın K/02647 numarasıyla korunan marka statüsüne sahip olan Memur-Sen’e ve Genel Başkanına yönelik kamuoyunu kasten yanlış bilgilendirmek suretiyle haklarında karalama amaçlı, itibarlarını zedeleme kasıtlı ithamlarda bulunmuşlardır.
Haksız ve gerçek dışı haber açıkça kamuoyunun kasten yanlış bilgilendirilerek müvekkile yönelik itibar suikastı yapma maksatlıdır. Bu karalama kampanyasının kamu görevlileri sendikaları ve konfederasyonlarının üye sayılarının tespit edileceği döneme ve kamu görevlileri ile emeklilerin mali, sosyal ve özlük haklarına ilişkin yapılacak Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısı öncesi, dikkatlerin Memur-Sen üzerinde toplandığı kritik bir sürece denk getirilmesini kasıtlı bir saldırı, kötü niyetli bir çaba olarak görüyoruz.
Memur-Sen, 1 milyon 78 bin üyesiyle, suni fay hatlarından beslenenlerin karşısında Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek teminatıdır ve öyle olmaya devam edecektir. Tamamen soyut ve mesnetsiz ithamlarla, müvekkillerin şeref ve itibarına kast edilmesini sağlama amaçlı haberlerin yayıncılık etiğiyle ve basın özgürlüğüyle bağdaşmayacağını kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İşbu Cevap ve Düzeltme Metninin tarafınıza tebliğinden itibaren, hiçbir düzeltme ve ekleme yapılmaksızın, tekzibe konu haberlerin yayınlandığı tüm mecralarınızda, aynı sütunda, aynı puntolarla 3 (üç) gün içinde tavzihen yayınlanmasını, sosyal medya hesaplarınızda aynı içerikte yayınların varlığı hâlinde bahse konu yazıların kaldırılmasını, ayrıca hem imtiyaz sahibine, hem tüzel kişi temsilcisine, hem sorumlu yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmenine karşı maddi manevi tazminat haklarımızı saklı tuttuğumuzu, ilgililer hakkında ceza yargılamasına başvuracağımızın bilinmesini ihtaren bildiririz.13.04.2026”
AYTÜL KÖSELERDEN VEFAT ETTİ Tanınmış kasap esnaflarından Pınar Kasap’ın sahibi Erdinç Köselerden ve merhum Nevin Köselerden’in kızları, Arda, Betül, Onur ve Uğur Köselerden’in ablaları, Ardahan ve Asya Köselerden’in halaları Aytül Köselerden 53 yaşında vefat etti. Merhume; dün Eski Camide öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi. ŞIH AHMET UYAR VEFAT ETTİ Merhum Mustafa Uyar ve merhume Latife Uyar’ın oğulları, merhume Güler Uyar’ın eşi, Şıh Ahmet Uyar 79 yaşında vefat etti. Merhum; dün öğle namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi. ÖĞRETMEN HAYRÜNÜSA ARİFOĞLU VEFAT ETTİ Kırklareli’nin Babaeski ilçesi eski esnaflarından merhum Hasan ve merhume Fethiye Ekici’nin kızları, merhum Tarık Arifoğlu’nun eşi, merhum Hüseyin Ekici ve Gacal Mehmet Ekici’nin kardeşleri, Suat Ekici, Çiğdem Cin ve Kıvanç Ekici’nin halaları Emekli Öğretmen Hayrünüsa Arifoğlu 96 yaşında vefat etti. Merhume; dün Babaeski Büyük Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Babaeski Eski Mezarlık’ta toprağa verildi.
Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde (TKBL) 2025-2026 sezonu sona ererken, Samsun ekibi Zorlu Koleji şampiyonluğa ulaştı.
Edirne DSİ’nin İstanbul Gençlik Spor’a deplasmanda 108-74 yenildiği sezonun son haftasının ardından playoff çeyrek final eşleşmeleri belli oldu
Ligde normal sezonu 2 ve 9. sıralar arasında tamamlayan takımlar playoff oynamaya hak kazandı. Eşleşmelerde iki maç kazanan ekipler yarı finale yükselecek.
Halkbank TKBL’de playoff çeyrek final eşleşmeleri şu şekilde oluştu:
Turgutlu Belediyespor – Yalova VİP
İstanbul Gençlik Spor – Emlak Konut Gelişim
Kırklareli Belediyesi Kırklareli Fen Bilimleri – Aslan Yol Burhaniye Belediyespor
Fenerbahçe Gelişim – Mersin Gençlerbirliği
TKBL’DE SON HAFTA TOPLU SONUÇLAR
Bodrum Basketbol 68-75 Seçil Kauçuk Mersin Basketball
Emlak Konut Gelişim 67-61 Yalova Vip
Darıca Basketbol Feneri 78-80 Fenerbahçe Gelişim
İstanbul Gençlik Spor 108-74 Edirne Dsi
Turgutlu Belediyespor 79-66 Aslan Yol Burhaniye Belediyespor
Mersin Gençlerbirliği 70-97 Kırklareli Belediyesi Kırklareli Fen Bilimleri
Erkekler Bölgesel Basketbol Ligi’nde (EBBL) A Grubu’nda yer alan Edirne 1922, ligin 9. haftasında Çanakkalespor’u deplasmanda 63-69 yenerek sezondaki 3. galibiyetini alırken, Tekirdağ Namık Kemal sezonu grup 1. olarak tamamladı.
Edirne 1922 sezonun son haftasında 25 Nisan Cumartesi günü son sıradaki Ufukcan Aydın’ı konuk edecek.
Bölgesel Amatör Lig (BAL) 28. haftasında Edirne’nin ligdeki iki temsilcisinden Uzunköprüspor, evinde Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü’nü tek golle geçerken, 10. Grup’ta Bigaspor bitime 2 hafta kala 1. olmayı garantiledi.
10. GRUP 28. HAFTA SONUÇLAR
Ergene Velimeşe Spor 0-1 Bigaspor
Tekirdağspor 1-2 İstanbul Beylikdüzüspor
Çatalcaspor 0-2 İFA
Levent Futbol Spor Kulübü 0-2 Vefa Spor Kulübü
Uzunköprüspor 1-0 Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü
Ezinespor 0-2 Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü
Edirne 2.Amatör Lig’de 5 takımlı A Grubu’nda 2. hafta maçları oynanırken, 4’er takımdan oluşan B ve C Grubu’nda yer alan takımlar da sezonun ilk maçı için sahaya çıktı.
2.Amatör Lig’de 6 karşılaşmadan 2’si merkez, 2’si Uzunköprü ve diğer ikisi de Havsa ve Subaşı’da oynandı. 10 karşılaşmada fileler A Grubu’nda 7, B Grubu’nda 12 ve C Grubu’nda 9 olmak üzere toplam 28 kez havalandı.
Vaysal köyü kuzeyinde 8 adet RES tribünü, ardı ardına açılan taş ocakları ile çevrilmiş durumda.
Birbirlerine o kadar yakın ki taş ocaklarında çalışanlar tribünlerden gelen uğultuyu rüzgarın estiği her an hissedebilmelerinin yanında tribünlerin bakımı için gelenler de taş ocaklarında patlayan dinamitlerinin yaratmış olduğu sarsıntıyı bakım yaptıkları tribünlerde hissetmemeleri mümkün değil.
Taş ocaklarında sık sık yaşanan dinamit patlatmaları Vaysal köyünde küçük depremler gibi hissedilmeye devam ediyor yıllardır zaten.
Vaysal’da tribünlerden önce faaliyete başladı taş ocağı. Tribünler kurulmadan önce Bakacak tepesine dikilen firmanın test direği üzerindeki telefon numarasını aradığımda beni hemen dönemin yetkililerine bağlayarak bilgilendirdiler. Ben sorularımı sordum firma yetkilisi de yanıtladı beni. Firma yetkilisi taş ocağından endişe etmediğini zira taş ocaklarının onların olduğu yere yaklaşamayacağını belirtti açıklamasında.
Bir süre sonra o bölgede firma 8 adet rüzgar tribünü koydu, faaliyete geçerek enerji üretmeye başladı. Taş ocağı aşağıda, tribünler tepede faaliyetlerine yıllarca devam ettiler.
Geçtiğimiz iki yıl içinde Hızlı Tren yolu inşaatında faaliyetlerin hızlanmasıyla birlikte yola döşenecek sert ham madde ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan Vaysal’daki taş ocağı firması ihtiyaca yanıt verebilmek için yeni yerler talep etmeye başladı. Yeni yerler RES’lerin kuzeyinde yer alıyordu. RES’lerin yetkilileri taş ocaklarının onların olduğu yere yaklaşamayacaklarını belirtmelerine karşın yanlarında bir tane varken hemen kuzeylerine üstelik de çok yakınlarına ardı ardına taş ocakları açılıyordu.
Patlamalar her iki taş ocağında hızlı artarak devam etti bu iki yıl boyunca. Bu arada geçtiğimiz aylarda rüzgar tribünlerinin olduğu yere üç adet yeni direk geldi. Bu üç direk neden geldi bunu ancak firma yetkilileri biliyor.
Bu arada yerde belki de değişim için gelen üç direk beklerken diğer 8 tribünün çalışması ara vermeden devam etti. Taş ocaklarındaki dinamit patlamaları da.
Geçtiğimiz Cuma günü Edirne Valiliği’nin bir açıklaması vardı aşırı rüzgar nedeniyle dikkatli olunması için Edirne halkına.
Edirne’de kuvvetli esen rüzgarın Istranca’ların eteklerinde dörtyüz küsur metrelerde olan Vaysal’da çok daha kuvvetli hissedileceği muhakkaktı. Esti de deli rüzgar ve 3 numaralı rüzgar tribünü büyük bir gürültüyle parçalanarak yere düştü. Yaratmış olduğu ses ürkütücüydü Vaysal köyü ve civarında. Yakınlarda yaşayanların olmaması nedeniyle can kaybının yaşanmamış olması en büyük tesellisi oldu Vaysal köylüleri ve firma yetkilileri için.
İnternette yaptığım kısa bir aramada “Taş ocaklarında patlayan dinamitlerin RES’lere olası etkileri” yazdığımda daha ilk sayfada karşıma çıkanları aşağıda paylaşıyorum. Kaynak; ALL SCIENCEK PROCEEDINGS
“Taş ocaklarında yapılan patlatma işlemleri ve rüzgar enerji santralleri (RES) arasındaki ilişki, teknik açıdan hassas bir konudur. Patlatmaların yarattığı sismik ve atmosferik etkiler, RES türbinleri üzerinde fiziksel hasar, yapısal yorgunluk ve operasyonel aksaklıklara neden olabilir.
İşte taş ocaklarında patlayan dinamitlerin rüzgar türbinlerine başlıca etkileri ve zararları:
1. Sismik Titreşimler ve Temel Hasarları
Taş ocağı patlatmaları, yer sarsıntısı (sismik dalga) yaratır. Bu dalgalar toprak aracılığıyla rüzgar türbininin temel mekanizmasına ulaşır.
•Temel Çatlakları: Şiddetli ve sürekli sarsıntılar, türbinin devasa beton temelinde mikro çatlaklara neden olabilir.
•Beton-Çelik Bağlantısı: Temeldeki ankraj cıvataları ile beton arasındaki bağlantı zayıflayabilir.
•Rezonans Riski: Eğer patlatmanın yarattığı titreşim frekansı, türbinin doğal frekansı ile eşleşirse yapısal hasar riski artar.
2. Hava Şoku ve Yapısal Yorgunluk
Patlama sonucu oluşan ses dalgası (hava şoku), yer sarsıntısından daha geniş bir alana yayılabilir.
•Kule Yapısı: Hava şoku, rüzgar türbininin kulesi üzerinde ani basınç değişikliklerine (vuruş etkisi) neden olur.
•Yapısal Yorgunluk: Sürekli tekrarlayan bu şok dalgaları, kule metalinde yorgunluk çatlaklarına yol açabilir.
3. Kanat ve Mekanik Aksam Hasarları
Patlamalar sadece temeli değil, kulenin tepesindeki kanatları da etkileyebilir.
•Kanat Titreşimi: Hava şoku, rüzgar kanatlarında (rotor) şiddetli titreşimlere neden olabilir.
•Yataklama Hasarları: Ani sarsıntılar, türbinin içindeki yataklama (bearing) ve dişli kutusu (gearbox) gibi hassas mekanik parçaların aşınmasına veya zarar görmesine neden olabilir.
4. Operasyonel Güvenlik ve “Stop” Süreleri
Patlatma zamanlarında güvenlik nedeniyle türbinlerin durdurulması gerekebilir.
•Enerji Üretim Kaybı: Taş ocağı ve RES’in iç içe olması durumunda, sürekli dur-kalklar ciddi üretim kaybına (zarara) neden olur.
•Güvenlik Riski: Taş ocağından fırlayabilecek kaya parçaları rüzgar türbininin kanatlarına veya gövdesine isabet edebilir.
Koruyucu Önlemler
Bu iki faaliyetin aynı bölgede yürütülmesi durumunda teknik zorunluluklar vardır:
•Sismografik İzleme: Taş ocağı çevresine sismograflar yerleştirilerek titreşim hızı sürekli izlenmelidir.
•Patlatma Tasarımı: Patlamalar, enerji sönümlemesi yapacak şekilde ve düşük şarj miktarlarıyla tasarlanmalıdır.
•Mesafe Kriteri: Taş ocağı ile türbin arasında yönetmeliklere uygun güvenli mesafeler bırakılmalıdır.
Özetle, kontrolsüz patlatmalar, rüzgar türbinlerinin ömrünü kısaltan, bakım maliyetlerini artıran ve ciddi yapısal hasarlara yol açabilen bir unsurdur.”
Şimdi sorularımızı soralım;
Vaysal’da yıllardın patlayan dinamitler ve dökülen RES’ler.
Bu patlayan dinamitlerin dökülen RES’lerin birbirleriyle olası bir etkilenmeleri mümkün müdür?
Patlayan dinamitler RES’ler için tehlike oluşturuyorsa neden RES’lere izin verildi. Hadi RES’ler yapıldı, taş ocakları için bir tanesi varken neden sonra diğerleri de açıldı?Hem de RES’lerin dibine.