NE BEKLENİR Kİ

Yaşlıların, bir odaya veya camiye kapanıp sabahtan akşama kadar, elleri ile tesbih çekip, Arapça anlamadan bir şeyler mırıldandıklarını görür, bir türlü aklım almazdı, hem de yedi, sekiz yaşlarımda ki çocuk aklımla bile!..
Kendi kendime derdim ki, “Şimdi bunların ne kendilerine, ne de başkalarına ne faydaları var?..”
Ben bunlar yüzünden elli yıl Kuran’dan uzak durdum. Çünkü bunların yaptıklarını yazıyor sandım.
Meğerse benim bahanem hiç de haklı değilmiş. Okuyunca tam tersini emrettiğini öğrendim, şükür.
Allah’ı tesbih etmek:
“HER İŞİNE BAŞLARKEN, YARATAN’I ŞÜKÜRLE HATIRLAMAK VE O’NUN RAZI OLACAĞINI GÖZETİP, ARAYIP, BULUP HEMEN FAYDAYI YAPMAKTIR ” bir anlamda da.
Bazıları, Yaratan’ın o güzelim masum ayetlerini, bahçesinde, sokağında gördüğünde, bir kap su mama koyacağı yerde, onları taşlayıp, aşağılayıp, açlıktan susuzluktan, hastalıktan acılar içinde ölmeye kovuyorlar.
Yani O MASUM CANLARIN ALLAH’IN BEREKET AYETLERİ OLDUKLARININ BİLE FARKINDA DEĞİLLER, MAALESEF!..
Allah’ın canlı ayetlerinden faydayı alacakları yerde, onları kovuyorlar!..

Kendilerini daima gören Allah, bu yaptıklarına “RAZI OLUR MU?.” diye, hiç akıllarına da gelmiyor!..

Kuran’ı Kerim. Sure 94/Ayet 5,6,7,8:

Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır. Boş kaldın mı hemen işe koyul ve yalnız Rabbine yönel!

Yukarda ki nurlu ayet de ki:
“Boş kaldın mı hemen işe koyul, Rabbine yönel!” emrini “Boş durma, hemen muhtaçların faydasına hizmete koş!..
Oku, yaz, çiz; yani, inanç yorumlama bilimi, fiziki bilim ve sanatla ilgilen; hem kendini geliştir hem de cümle alemi!..” diye ANLAMAK ve ÇALIŞMAK yerine, kolaylarına geldiği gibi, camide, evde, kapanıp, tesbih çekmeyi ALLAH’A YÖNELMEK SANMIŞLAR, maalesef.

Edirne Kitap Günleri 13-19 Ekim’de

Edirne Kitap Günleri 13–19 Ekim 2025 tarihleri arasında Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarında açılacak.

Edirne Belediyesi’nden yapılan paylaşımda şunlara yer verildi:

Sözcüklerin büyüsü, kitapların ışığı bu yıl da Edirne’de buluşuyor. Edebiyatın kalbi, bir hafta boyunca şehrimizde atacak!

13–19 Ekim 2025
Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi ve Belediye Konservatuvarı
09.30 – 20.00

50’yi aşkın yazar, şair ve yayınevi; söyleşiler, imza günleri ve dopdolu etkinliklerle Edirne’de okurlarla bir araya geliyor.

Tüm hemşehrilerimizi bu güzel kültür şölenine, kitap kokusunun ve kelimelerin büyüsünün bir araya geldiği bu özel buluşmaya davet ediyoruz.

Vali Sezer: ‘9 ayda 287 örgüt üyesi yakalandı

Olgay GÜLER
Edirne Valisi Yunus Sezer, geride kalan 9 aylık dönemde, kentte yasadışı yollardan yurtdışında çıkmayan 287 örgüt üyesinin yakalandığını söyledi.
Vali Sezer, kolluk kuvvetleri temsilcileri, kaymakamlar ve kurum temsilcileriyle gerçekleştirdiği Eylül ayı olağan asayiş toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Vali Sezer, Edirne’nin sınır ili olması nedeniyle özellikle suç örgütü üyelerinin yurtdışına kaçmak istediği bir nokta olduğunu belirtti. Vali Sezer ayrıca kentteki asayiş ve narkotik olaylarına yönelik de açıklamalarda bulundu.


‘9 AYDA 287 ÖRGÜT MENSUBU YAKALANDI’
Sezer, geride kalan 9 aylık dönemde Edirne’den yurtdışına kaçmak isteyen 287 örgüt mensubunun yakalandığını belirterek, “Malumunuz ilimiz sınır ili olması hasebiyle özellikle suç örgütlerinin ve yine adi suçlar dahi olsa, uyuşturucuyla ilgili suçlar dahi olsa hüküm giyenlerin bir vesileyle yurt dışına kaçmak istedikleri ve bu noktada da çaba içerisinde olduklarını biliyorsunuz. Zaman zaman da basına da bunlar yansıyor. Hem ilimizde suç işleyip aranan, hem de hapis cezasıyla aranan, hem de başka illerde suç işleyip ilimizde yakalanan kişi sayısı 1166 kişi geride bıraktığımız 9 ayda. Bunlar da 287’si örgüt mensubu olup yine bir şekilde yurt dışına çıkmaya çalışan örgüt mensupları bu geride bıraktığımız 9 ayın içerisinde yakalanmış durumda” dedi.
‘HIRSIZLIKTA YÜZDE 21 AZALMA’
Mala karşı işlenen suçlarda olay sayısında geçen yılın ilk 9 aylık dönemine göre yaklaşık yüzde 2 azalma olduğunu belirten Sezer, “Evden hırsızlık özellikle takip ettiğimiz konular arasında. Geçen aya göre evden hırsızlıkta yüzde 16 azalmamız var. İl genelde toplamda bir ay içerisinde 16 hırsızlık olay meydana gelmiş durumda. Yine aynı şekilde iş yerinden hırsızlıkta yüzde 21 azalmamız söz konusu. Dolandırıcılık özellikle üzerinde durduğumuz ve sizler vesilesiyle de sürekli uyarıda bulunduğumuz, vatandaşlarımızın canını yakan bir konu. Bu noktada da 9 aylık dönemde, geçen yılın 9 ayına göre yüzde 25’lik azalmamız var ama yine maalesef hem internet alışverişleri yoluyla, hem de yine aynı şekilde kimliklerin taklit edilmesiyle, vatandaşlarımızı polis ve jandarma olarak dolandırma olayları söz konusu” diye konuştu.
TOPLAM 7.5 MİLYAR LİRA DEĞERİNDE UYUŞTURUCU VE KAÇAK EŞYA
Kaçakçılıkla ilgili yoğun çalışma yaptıklarını anlatan Vali Sezer, “Hem kapılarımızda, hem de emniyet ve jandarma noktalarımızda yine arkadaşlarımız planlı çalışmalarını devam ettiriyorlar. Bu noktada da kaçakçılık suçundan yakaladığımız ve suçlu bulunan 27 kişi bu geride bıraktığımız dönemde tutuklandı. Yine narkotik suçlarıyla ilgili olarak da 126 kişi bu geride bıraktığımız dönemde tutuklandı. Yakaladığımız miktar da uyuşturucu ve kaçakçılık malzemesi geçen yılın aynı dönemine yüzde 123 oranında artmış bulunuyor. 5 milyar piyasa değeri olan uyuşturucu madde yakaladık, 2.5 milyar piyasa değeri olan da yine kaçakçılık, gümrük kaçağı malzemeler yakalamış durumdayız. Esrar noktasında 3031 bir kilogram, skank 2241 bir kilogram, kokain 100 kilogram, ekstazi 98 bin 252 adet, yine sentetik ecza da 61 bin 682 adet yakalamış durumdayız. Bunlar gerçekten de büyük rakamlar. Buradan da hem emniyetimizi, hem jandarmamızı, hem de gümrük personelimize bu olağanüstü gayretlerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
‘SINIR KAPILARINDA 9 AYDA 10 MİLYON YOLCU GİRİŞ VE ÇIKIŞ YAPTI’
Gurbetçi sezonunun geride kaldığını dile getiren Vali Sezer, “Şimdi de TIR ve ticaretle ilgili yoğunluğumuz var. Geride bıraktığımız 9 ayda toplamda 4 milyon 497 bin araç ve 10 milyon 723 bin yolcu giriş ve çıkışı dört kapımızdan mevcut ve buralarla ilgili de herhangi bir TIR kuyrukları ve yolcularla ilgili yolcuların bekleme sürelerini azaltmayla ilgili tedbirlerimiz de devam ediyor. Şu an itibariyle ilimizde de bu yönde herhangi bir sıkıntının olmadığını da belirtmek istiyorum. Bir diğer noktamız göçmen kaçakçılığı. Göçmen kaçakçılığıyla ilgili olarak da ilimizin alınan tedbirlerle sınırdaki tedbirlerle yine ilçe ve yaklaşma mesafelerinde yollarda yapılan uygulamalarla, yürütülen özel projeli, takipli işlerle beraber ilimiz büyük oranda yüzde 90’a yakın göçmen rotası olmaktan çıkmış durumda. Bunu her toplantıda dile getiriyoruz ve bu noktada da kararlılığımızı ve alınan tedbirleri de artırarak devam ediyoruz. Bu noktada biraz daha bu sene yoğunlaşmamız daha çok organizatörlere yönelik olduğunu daha önce belirtmiştik. Bu sene 573 organizatör yakaladık. 290 tane araç bu göçmen kaçakçılığına karışan araçları ele geçirmiş durumdayız” ifadelerini kullandı.
TRAFİK KAZALARINA YÖNELİK UYARDI
Trafik kazalarıyla ilgili vatandaşları uyaran Vali Sezer, “Kış ayına giriyoruz. Kış dolayısıyla yağışlar artıyor. Buradan vatandaşlarımıza uyarımız; tedbirli olmaları, hem kendi güvenlikleri, hem de yolcu güvenliği açısından hem de yaya güvenliği açısından tedbirli olmalarını özellikle istirham ediyoruz. Yağışlı havalarda özellikle motosiklet sürücülerimizin tedbirlerini artırmalarını buradan istirham ediyoruz. Bununla ilgili olarak da yine genelge, kara yolları ve İçişleri Bakanlığımızın bizlere gönderdiği genelgeyi de biz duyuracağız ve bununla ilgili olarak da alınan tedbirleri de paylaşmış olacağız. Yüzde 8 ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarımızda da geride bıraktığımız dönemde bir azalışımız var. Ama bunu biz yeterli bulmuyoruz. Yine tedbirlerimizi arttırarak, uygulamalarımızı arttırarak hiçbir vatandaşımızın burnunun dahi kanamasına izin vermeden bu çalışmalarımızı devam ettirmek istiyoruz” dedi.

Amatör Spor Haftası başladı

Olgay GÜLER

Edirne’de 6-10 Ekim Amatör Spor Haftası, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün düzenlediği kortej yürüyüşü ve çelenk sunma töreniyle başladı.

Amatör Spor Haftası kapsamında 25 Kasım Stadı önünde bir araya gelen sporcular, öğrenciler, antrenörler ve kurum temsilcilerinden oluşan kortej, Edirne Belediye Bandosu eşliğinde Saraçlar Caddesi üzerinden Atatürk Anıtı’na yürüdü. Sporcuların ellerinde Türk bayrakları ve flamalarla vatandaşları selamladığı yürüyüş, renkli görüntülere sahne oldu.

Atatürk Anıtı’nda düzenlenen törene; Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürü Selim Ak, Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (ASKF) Başkanı Muzaffer Yıldırım, Gençlik ve Spor Şube Müdürleri, antrenörler, öğrenciler ve çok sayıda sporcu katıldı. Tören, İl Müdürü Ak’ın anıta çelenk sunumuyla başladı. Ardından Edirne Belediye Bandosu eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

“SPOR, TOPLUMU BİR ARAYA GETİREN ORTAK BİR TUTKUDUR”

Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürü Selim Ak, törende yaptığı konuşmada sporun birleştirici gücüne vurgu yaptı. Ak, “Bakanlığımız, sporu teşvik etmeyi, sevdirmeyi ve yaygınlaştırmayı temel politika haline getirmiştir. Toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren spor, aynı zamanda farklı sosyal, ekonomik ve kültürel geçmişlere sahip insanları ortak bir tutku etrafında birleştirerek toplum barışına da katkı sunar. Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin bedenen, ruhen ve sosyal yönden gelişmesi ve kötü alışkanlıklardan uzak tutulması ancak spor bilincinin ve kültürünün oluşturulmasıyla mümkündür. Bunu da gerçekleştirecek olan amatör spor ruhudur. Amatör spor, yalnızca bir branşın yapılması değil; dostluk, kardeşlik, paylaşma ve birlikte başarma duygusudur. Spor, bireylere disiplin kazandırırken, sağlıklı nesillerin yetişmesine, toplumumuzun birlik ve beraberliğine de katkı sunmaktadır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceği için emek veriyoruz. Daha zeki, çevik ve ahlaklı bir gençlik yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. İl merkezinde ve tüm ilçelerimizde spora yönelik yatırımlarımızı, bakanlığımızın politikaları doğrultusunda ve valiliğimizin desteğiyle sürdürüyoruz. Bu hafta boyunca farklı branşlarda düzenlenecek etkinliklerle sporun birleştirici gücünü hep beraber yaşayacağız. İnancımız odur ki, bu etkinliklerde yer alan her sporcumuz, amatör ruhla çıktığı bu yolda geleceğin milli sporcuları arasına katılacaktır” dedi.

HAFTA BOYU ETKİNLİK

Amatör Spor Haftası kapsamında Edirne genelinde çeşitli branşlarda gösteriler, müsabakalar ve turnuvalar düzenlenecek. Sporun her yaşta yaşam biçimi haline gelmesini amaçlayan etkinlikler hafta boyunca devam edecek. Program, 10 Ekim Cuma günü gerçekleştirilecek olan “Yılın Enleri Ödül Töreni” ile sona erecek.

TÜ Gazze için yürüdü

Trakya Üniversitesi’nde, Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığına bağlı Trakya’dan Geçerken Topluluğu tarafından “Gazze İçin Umut, İnsanlık İçin Onur Yürüyüşü” gerçekleştirildi.

Yürüyüşe, Rektör Yardımcısı ve Genel Sekreter Prof. Dr. Mustafa Tan, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı.

Katılımcılar, Balkan Yerleşkesi Bolca Ana Yemekhanesi önünden başlayarak Delta Yaşam Merkezi önüne kadar yürüdü.

Etkinlikte, Gazze’de yaşanan insani drama dikkat çekilmesi ve barış çağrısında bulunulması amaçlandı. Yürüyüş sonunda katılımcılar, dayanışma ve insanlık onuru vurgusu yaptı.

‘Maziden Atiye’de 4’üncü buluşma

Türkiye Yüzyılında Maziden Atiye” öğrenci programının Edirne’deki dördüncü etabı, Türkiye’nin farklı illerinden ve Bulgaristan’dan gelen öğrencileri buluşturdu.

Ahlat’tan sonra Edirne’de başlatılan “Maziden Atiye” kamp programının Musabeyli Korusu’nda gerçekleştirilen dördüncü buluşmasının açılış programına  Edirne Valisi Yunus Sezer, Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Tan, İl Milli Eğitim Müdürü Ferhat Yılmaz, Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semiha Kartal, il protokolü ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Açılış konuşmalarını İl Milli Eğitim Müdürü Ferhat Yılmaz ve Vali Yunus Sezer yaptı.

Vali Sezer insanı yaşatmanın önemine vurgu yaptığı konuşmasında, günümüz toplumlarının medeniyet anlayışına ve değişen değerlere değindi. Dünyada baş gösteren tüm olumsuzluklarla başa çıkmanın ancak teknoloji ile mümkün olacağını belirten Sezer, eğitim-öğretimle birlikte geçmişi bilmenin önemine dikkat çekti.

Ankara, Antalya, Bolu, Burdur, Çankırı, Karabük, Konya, Afyon, Isparta ve Bulgaristan’ın Ruscuk ile Sumnu kentlerinden gelen 89 öğrenci ve 11 öğretmen, program kapsamında Edirne’nin tarihî ve kültürel zenginliklerini keşfedecek; çeşitli kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklere katılacak.

Öğrenciler; şehrin simgesel mekânlarını ziyaret ederek Edirne’nin köklü mirasını yakından tanıyacak, Çanakkale gezisiyle millî mücadelenin izlerine tanıklık edecek. Ayrıca spor müsabakaları, atölye çalışmaları, müze gezileri ve kültürel paylaşımlar sayesinde hem bilgi hem dostluk kazanacak.

Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, Millî Eğitim Bakanlığımızın koordinasyonunda, Edirne Valiliğimizin destekleriyle, İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve ilgili kurumların iş birliğiyle hayata geçirilen program; gençlerin millî ve manevi değerlerle buluşmasını, farklı şehirlerden gelen öğrenciler arasında kalıcı dostlukların kurulmasını ve kültürel etkileşimin güçlenmesini hedefliyor” denildi.

TÜ’DEN BİLİMSEL DESTEK

Kampın ilk dersini Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semiha Kartal verdi. Kartal, “Geçmişten Günümüze Mimari Yaklaşımlar” başlıklı dersiyle katılımcılara mimarinin tarihsel gelişimini aktardı. Öğleden sonraki programda ise Edebiyat Fakültesinden Doç. Dr. Hakan Şallı, “Balkan Savaşları ve Serhaddimiz Edirne Müdafaası” konulu dersiyle öğrencilere Edirne’nin tarihi direnişini anlattı.

Program kapsamında 5 Ekim Pazar günü Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav, “93 Harbinden Balkan Savaşlarına Balkan Coğrafyası ve Plevne Müdafaası” konulu dersiyle öğrencilere tarihî perspektif kazandırmıştı.

Önümüzdeki günlerde ise Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Ateş, 9 Ekim Perşembe günü “Kuruluştan Yükselişe Osmanlı Sultanları” başlıklı dersiyle; Mimarlık Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Tuba Hatipler Çibik ise 7 Ekim Salı günü “Yakın Tarihimizden Bugüne Balkanlarda Müslümanlar, Rumeli Türkleri ve Varlık Mücadelesi” dersiyle programa katkı sunacak.

5-10 Ekim 2025 tarihleri arasında sürecek olan kamp, hafta boyunca çeşitli etkinliklerle devam edecek.

Kuvvetli yağışa dikkat!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü İstanbul Bölge Tahmin ve Erkan Uyarı Merkezi, bölgede 10 Ekim akşamına kadar kuvvetli sağanak yağış uyarısında bulundu.

Yapılan açıklamada, “Beklenen Hadise: Gökgürültülü Sağanak Yağış – Hadisenin Şiddeti: Kuvvetli Yağış” başlığı altında şunlara yer verildi:

“Yapılan son değerlendirmelere göre; bugün (Pazartesi) akşam saatlerinden itibaren Edirne, Çanakkale ve Kırklareli’nin batısında; yarın (Salı) Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli ve Yalova’da  kuvvetli (21-50 kg/m2) sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiğinden sel, su baskını, yıldırım, yağış anında kuvvetli rüzgar, yerel küçük çaplı dolu riski gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.”

ADD’den Bahriye Üçok’a anma

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, Atatürkçü Düşünce Derneği kurucu üyesi, devrim ve demokrasi şehidi Doç. Dr. Bahriye Üçok’u alçakça katledilişinin 35. yılında bir kez daha saygı ve şükranla andı.
ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu adına başkan Celil Özcan yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
“Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde çalışan Doçent Dr. Bahriye Üçok, Laiklik, kadın hakları ve irtica tehlikesi üzerinde durmuştur. “Kız öğrencilerin başörtü takmalarının İslam dini ile ilgisinin bulunmadığını, türban ve başörtünün birtakım tarikatların bayrağı gibi kullanıldığını” söyleyen Üçok, İslamiyet’e ılımlı yaklaşımlarda bulunmuş, yobazlığın önüne geçmeye çalışmıştır. 6 Ekim 1990 günü Kuran’ın Türkçe açıklamasını ve Kuran’da türbanın bulunmadığını anlatmaya çalıştığı için katledildi.
1919 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Doçent Dr. Bahriye Üçok, 1953’te Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde ilk kadın öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Üçok, 1964 yılında “İslam Devletleri’nde Kadın Hükümdarlarla” adlı tez çalışmasıyla doçent ünvanını aldı. İyi derecede Fransızca, Farsça ve Arapça bildiği için İslam dini üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda Kur’an-ı Kerim’e bağlı kalarak İslamiyet’i çağdaş, gerçekçi ve dinin özünde bulunan hoşgörüyle yorumladı. Bu nedenle radikal gruplardan tehditler almaya başladı. Tehditler artınca akademik çalışmalarına bir süre ara vermek zorunda kaldı.
‘İslamdan Dönenler ve Yalancı Peygamberler’, ‘İslam Devletinde Kadın Hükümdarlar’, ‘İslam Tarihi’, ‘Emeviler-Abbasiler’ ve ‘Atatürk’ün İzinde Bir Arpa Boyu’ adlı yapıtları bulunan Üçok, birçok makale ve araştırma yazısı kaleme aldı. Aly Mazahéri’nin “Ortaçağ’da Müslümanların Günlük Yaşayışları“ adlı ilginç yapıtını da Türkçe’ye kazandırdı.
Doçent Dr. Bahriye Üçok, Türk siyaseti için oldukça önemli çalışmalar yapmış değerli bir politikacı olarak ta tanınmaktadır. 1971 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından kontenjan senatörü seçilen Üçok, 5 yıl Cumhuriyet Senatosu divan üyeliği yaptıktan sonra 1977’de CHP’ye katıldı. 1983 yılında Halkçı Parti’nin kurucu üyesi oldu. 1984’te yapılan genel seçimlerde bu partiden Ordu milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi.
1986 yılında SHP’ye geçen Üçok, Yaşamı boyu laik Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkelerine bağlı kalarak Atatürk aydınlanması ışığı içinde Kadın Haklarının savunucusu oldu. 1989 da televizyonda yapılan bir açık oturumda, “İslamda Örtünmenin Zorunlu Olmadığını” açıklamasından sonra, gericilerin, şeriatçıların yoğun tehditlerini almaya başladı. Yılmadı, açıklamalara her fırsatta devam etti. 6 Ekim 1990 günü evine gönderilen kitap paketini kapısının önünde açmaya çalışırken içine yerleştirilen bombanın patlamasıyla yaşamını yitirdi. Bahriye Üçok o dönemde partisi SHP için bir laiklik raporu hazırlıyordu. Türkiye’nin yetiştirdiği çok önemli bir isim olan Bahriye Üçok’un ölümünün ardından adı İzmir’de bir meydana, Artvin ve Ankara’da da bir caddeye verildi.
Ertesi gün, yani 7 Ekim 1990 Pazar günkü Cumhuriyet Gazetesi’nin haberi şöyleydi: ”Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun’dan sonra türbana karşı tavrı ve laikliği savunmasıyla tanınan SHP Parti Meclisi Üyesi Bahriye Üçok da suikast sonucu öldürüldü. İstanbul’dan Ankara Çankaya’daki evine özel bir kargo şirketiyle yollanan kitap paketini açan Üçok, içindeki bombanın patlaması sonucu ağır yaralandı. İki kolu ve bir bacağı kopan Üçok kaldırıldığı hastanede ameliyata alınamadan öldü. Bu alçakça cinayeti “İslami Hareket” üstlendi. Cumhuriyet Gazetesini telefonla arayarak İslami Hareket Örgütü adına konuştuğunu bildiren bir kişi Üçok’u “tesettür konusundaki düşünceleri yüzünden” cezalandırdıklarını söyledi. Aynı kişi “İslama sınır koyanları idam etmeyi borç bildiklerini” belirtti. Aslında bu gerici, irticacı gelişmelerin hiçbiri birdenbire olmadı;”
Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu olarak, ‘Kız öğrencilerin başörtü takmalarının İslam dini ile ilgisinin bulunmadığını, türban ve başörtünün birtakım tarikatların bayrağı gibi kullanıldığını”’kanıtlayan Doçent Dr. Bahriye Üçok’a yapılan hain suikasti şiddetle kınıyoruz. 35 yıl önce yapılan bu suikastin yıldönümünde Turan Dursun, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy gibi ulusumuzun aydınlanması adına kendi canlarını feda eden bütün Devrim Şehitlerimizi saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.”

“Bir Arpa Boyu” Mücadelenin İzinde

29 Ekim Kadınları Derneği Edirne Şubesi Başkanı Kezban Buyruk, aydınlanma mücadelemizin kadın önderlerinden Doç. Dr. Bahriye Üçok’un, katledilişinin 35. yıl dönümünde laikliğin ve demokrasinin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu günlerden geçildiğine dikkat çekerek, “Kazanımlarımız tırpanlanmak isteniyor. Ancak yılgın değiliz. Ekilen her tohumun, mutlaka güneşe doğru boy vereceği inancıyla mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
29 Ekim Kadınları Derneği Şube Başkanı Buyruk, “Bahriye Üçok’tan Bugüne Bir Arpa Boyu Mücadelenin İzinde” başlıklı açıklamasında, Bahriye Üçok’un “Benim yaşamım mücadeledir” sözünü anımsatarak şunları söyledi:
“Aydınlanma mücadelemizin kadın önderlerinden İslam Tarihçisi Doç. Dr. Bahriye Üçok’un, katledilişinin yıl dönümündeyiz. 31 Ocak 1990 da Muammer Aksoy’un katli ile başlayan aydın cinayetleri, 04.09.1990 tarihinde Turan Dursun, 07.03.1990 Çetin Emeç, 06.10.1990’da da Bahriye Üçok’u aramızdan aldı. Bu cinayetler, kimi kez bireyleri , kimi kez de toplulukları hedef alarak hep sürdü. Maraş, Çorum, Sivas- Madımak, Suruç, Gar, Merasim Sokak gibi yer adları ile alınan toplu katliamlar da yüzlerce insanımızı aramızdan aldı. Ve ne yazık ki, bu cinayetlerin eylemcileri ve arkasındaki örgüt ya da örgütler, hala tam olarak ortaya çıkarılmadı.
Gerici örgütler, bu katliamları neden gerçekleştirdiler? Hedef alınan aydınların ya da toplulukların istemi neydi sorunun yanıtında biliyoruz: Onlar, laik ve demokratik bir toplumun inşasını savundular. Okullarında, meclis kürsülerinde, kitaplarında, gazetelerinde yaşamlarının her anında aydınlık bir Türkiye kurma sorumluluğu ile hareket ettiler. Çünkü laiklik; demokrasinin temel taşlarından biridir. Laiklik ile demokrasi arasında kopmaz bağ vardır. Laiklik, ‘ümmeti yurttaş- halk’ yapan unsurdur. Ortaçağ ilişkilerinden, kulluktan arınmaktır. Anti- feodal devrim sorunudur. Bu nedenle de ortaçağdan köklü bir kopuş gerçekleşmedikçe, gericiliğin, iktidara yönelişini ve hakimiyetini engellemek olanaklı değildir. ‘Laiklik ve demokrasi de doğru orantılıdır. Laiklik güçlendikçe demokrasi gelişir. Demokrasi tahrip edildiği ölçüde ise, gericilik güçlenir. Bu nedenle, Kurtuluş Savaşı Meclisi’nin ilk çıkardığı yasalardan biri, 2 Şubat 1921 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 2 Sayılı Hiyanet-i Vataniye Kanunu’ olmuştur.
Anılan kanunda; ‘Dini ve mukaddesatı , dünyevi, siyasi gayelere esas ve alet ittihazı maksadıyla cemiyetler teşkili memnudur. Bu kabil cemiyetleri teşkil edenler ve bu cemiyetlere dahil olanlar Hayin-i vatan addolunur’ denilerek bu tür eylemler, çok ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. Ne var ki bu kanun, 12 Nisan 1991 tarihinde Terörle Mücadele Yasası düzenlemesi ile yürürlükten kaldırıldı! Laikliğe aykırılık, ‘Anayasa’nın temel nitelikleri aleyhine işlenen suçlar’ kapsamında dolaylı bir koruma altına alınmış bulunuyorsa da bunun yeterli olmadığı çok açık. bugün özellikle kadın haklarını dinci bir bakışla geriye çeken uygulama ve girişimler ve toplumsal yaşama nerede ise hakim olan tarikatlar ve örgütlenmeler, aydınlanma şehitlerinin verdikleri mücadeleni geriye çekildiği gerçeğini gözler önüne seriyor.
Sevgili Bahriye Üçok, Siz hep ‘Benim yaşamım mücadeledir’ dediniz. Bugün, üzgün ve mahcubuz. Laikliğin ve demokrasinin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu günlerdeyiz. Kazanımlarımız tırpanlanmak isteniyor. Ancak yılgın değiliz. Biz ve bizden sonrakiler, insanlık lehine olan her kazanımı korumak ve geliştirmek gibi bir görevimiz olduğunun bilincindeyiz. Laikliğin, bütün bir toplum için ama öncelikle kadınlar için yaşamsal bir değeri olduğunun bilincindeyiz. Ekilen her tohumun, mutlaka güneşe doğru boy vereceği inancıyla mücadeleye devam edeceğiz.
Anıların önünde saygıyla eğiliyor, savunduğun değerlerin yol göstericiliğine inanıyoruz. “

‘Barış kadınla mümkün’

Olgay GÜLER

AK Parti İl Kadın Kolları Başkanlığı tarafından, İsrail tarafından soykırımın devam ettiği Filistin halkına destek amaçlı ‘Gazze İçin Sessiz Çığlık’ sloganıyla basın açıklaması gerçekleştirildi.

AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanlığı tarafından ‘Gazze İçin Sessiz Çığlık’ sloganıyla 81 ilde eş zamanlı basın açıklamaları organize edildi. Edirne’de düzenlenen basın açıklaması, Saraçlar Caddesi’ndeki PTT önünde gerçekleştirildi. Açıklamaya AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, AK Parti İl Başkanı Belgin İba, İl Kadın Kolları Başkanı Yıldız Yeşilkurt ve çok sayıda partili kadın katıldı.

‘BARIŞ KADINLA MÜMKÜN’

Yeşilkurt, Gazze’nin sessiz çığlığına ses olmak için el ele verdiklerini tüm dünyaya göstermek adına meydanlarda olduklarını belirterek, “Bugün 81 ilde kurduğumuz bu zincir, Gazze’de evlatlarını kaybeden anne-babaların zinciridir. Öksüz-yetim bırakılan çocukların zinciridir.

Ve insanlığını kaybetmeyen herkesin zinciridir. Biz; ‘Yaralıları mı kurtaracaktım, şehitleri mi taşıyacaktım ya da bir torba un mu bulmaya çalışacaktım? Yemin ederim eve tek bir torba un getirip, çocuklarımın karnının doyacağını bilsem, ölüme razı olurum’ diyen Gazzeli annenin sesi olmak için, bu sesi dünyaya duyurmak için buradayız. Bu zulmü görmezden gelen herkese soruyorum: Kalbiniz nerede? Yüce Rabbimiz mealen ‘Bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Bir canı yaşatan, bütün insanlığı yaşatmış gibidir.’ (Maide, 32) buyuruyor. Gazze, bu ilahi kelamın sarsıcı bir imtihanıdır. Bizler İstanbul’dan, Hakkari’den, Trabzon’dan, Erzurum’dan ve Türkiye’nin 81 ilinden dünyanın dört bir yanındaki kadınlara, kız kardeşlerimize sesleniyoruz: Barış kadınla mümkün” diye konuştu.

‘UMUT SÖZLERİ BU MEYDANDA YANKILANIYOR’

Barışçıl bir şekilde yola çıkan ve uluslararası sularda haydut İsrail’in hukuksuz müdahalesine uğrayan Küresel Sumud Filosu’nu dünyanın öylece seyrettiğini dile getiren Yeşilkurt, “Hamdolsun, Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığıyla bu adaletsizlik karşısında da sessiz kalmadı. Sadece kendi ülkesinin vatandaşlarını değil, 13 ülkeden 101 vicdan sahibi gönüllünün de ülkelerine güvenle dönmelerini sağladı. Bizler de ablukayı delmek ve insanlık onurunu korumak için mücadele eden kahramanların ülkemize dönüşlerinde oradaydık. Hepsinin dilinde aynı temenni vardı: “Biz elimizden geleni yaptık, umarım Gazze’ye bir umut ışığı olabilmişizdir.” İşte bugün o umut sözleri de bu meydanda yankılanıyor” dedi.

‘SESSİZLİĞİMİZ GAZZE’NİN EN GÜR ÇIĞLIĞI OLACAKTIR’

Sadece kadın kimlikleriyle meydanda olduklarını belirten Yeşilkurt, “Çünkü bu mesele ne dünyadaki rollerimizle, ne taşıdığımız unvanlarla, ne de sahip olduklarımızla ilgilidir;

bu mesele insanlık meselesidir. Bugün Türkiye’den tüm dünyaya tek bir şey söylüyoruz: Barış kadınla mümkündür. Slogan atmıyoruz; vicdanlarımızla haykırıyoruz. Çünkü bazı sessizlikler vardır ki, arşı yere indirir. Ve bizim sessizliğimiz, Gazze’nin en gür çığlığı olacaktır. Ve şimdi, sizleri de sessiz çığlık zincirimize davet ediyorum” şeklinde konuştu.