Kış lastiğine ‘tarih’ ayarı!

Olgay GÜLER

Türkiye genelinde 15 Kasım’da başlayacak kış lastiği uygulaması yaklaşırken, Edirneli lastikçi Ahmet Biçer, yoğunluk yaşanmaması için sürücüler son güne bırakmamaları konusunda uyardı.

Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre, şehirlerarası yollarda yolcu ve yük taşımacılığı yapan araçlarda kış lastiği zorunluluğu 1 Aralık’tan geriye çekilip, başlama tarihi 15 Kasım olarak belirlendi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yayımlanan tebliğe göre uygulama, takip eden yılın 15 Nisan’ına kadar devam edecek. Böylece kış lastiği zorunluluğu önceki yıllara kıyasla iki hafta öne çekilmiş oldu.

‘DEĞİŞİMİ SON ZAMANA BIRAKMAYALIM’

Edirneli oto lastikçi Ahmet Biçer, düzenlemeyle birlikte lastikçilerde yoğunluk oluşmaya başladığını, özellikle ticari araçlarda 15 Kasım tarihine kadar lastik değişimlerinin yapılması gerektiğinin söyledi. Biçer, “Havaların soğumasıyla birlikte kış lastiği uygulaması, devlet tarafından erken tarihe çekildi. Havaların da soğuk gitmesiyle, kış lastiği mesaisi başladı. Daha önceki yıllarda uygulama 1 Aralık’ta başlıyordu fakat devlet tarafından 15 Kasım’a çekilince, süre daraldı ve bu da yoğunluğa sebep oldu. Bundan dolayı 15 Kasım’a kadar özellikle ticari araçların lastik değişimi yapılması gerekmektedir. Lastik değişim işini kesinlikle son zamanlara bırakmayalım, çünkü yoğunluk oluyor. Bu kez haliyle lastikçiler olarak talebe cevap süremiz uzuyor. Şehir dışına çıkacak ticari araçlar için cezai işlem uygulanacak. Bu yüzden 15 Kasım tarihine kadar lastiklerin bir an önce değiştirilmesi gerekmektedir” dedi.

‘HUSUSİ ARAÇLARDA VALİLİK GENELGESİNE TABİİ’

Biçer, ticari olmayan araçlarda kış lastiği zorunluluğunun, Valilik genelgesiyle gelebileceğine dikkat çekerek, “Bireysel müşteriler için Valilik genelge yayınlarsa, şehir içinde tüm araçlar için zorunluluk oluyor. Ama genelge yayınlanmadığı zaman, yasal süre çerçevesinde haliyle 15 Kasım’da sadece ticari araçlarda kışlık lastik değişimi yapılmak zorunda. Burada şu kafa karışıklığı olmasın; 15 Kasım’da ruhsatında ticari yazan tüm araçlarda yapılmak zorunda. Hususi araçlarda, valilik genelge yayınlarsa yapılması gerekmekte” diye konuştu.

‘DÖRT LASTİK 130 BİN LİRAYA KADAR ÇIKABİLİYOR’

Lastik fiyatının kaliteye göre büyük değişkenlik gösterebildiğine dikkat çeken Biçer, “Lastik kalitesine göre fiyatlarda limit yok; çok değişken olmakla birlikte tek lastik 2 bin 500 liraya da var dört lastik değiştirmek istersen 40 bin liraya da 90 bin liraya da 120-130 bin liraya kadar bile çıkıyor” şeklinde konuştu.

,

Yarım asırlık özlem

Ayşe Öz oğlu torunu ve kardeşi Neşe Hudut Gazetesinde arkadaşı Gönül Uyanıktır ile buluştu.

Gülseven OKALANER
Edirne’nin Yeniimaret semtinde yaşarken, 50 yıl önce göç eden merhume Fatma ve merhum Hasan Öz’ün çocukları, bir zamanlar yaşadıkları semti ve şehri görmek amacıyla Edirne’ye geldi. Birkaç ay önce kardeşi ve ailesinin yaşadıkları yerleri ziyaret ettiğini belirten Ayşe Öz, çocukluk ve gençlik arkadaşı Gönül Uyanıktır ile de buluştu. Birbirine komşu evlerde yaşayan Ayşe Öz ve Gönül Uyanıktır eski günlere ait anılarını anlatıp özlem giderdi.

İki arkadaş yarım asırlık özlem giderdi.


Öz Ailesi, İkinci Beyazıt Camisinin minareleri, külliyesi, bahçe duvarlarının, köprülerin korkuluklarını, şimdiki Sağlık Müzesi ile İmarethane ve Mutfak kısımlarının taş işlerini yapmak için Edirne’ye gelen taş ustası ailelerinden biriydi. Yeniimaret semtinde bir arsa satın alarak ev yapan aile, semt sakinleri ile kısa sürede kaynaştı. 1960’lı ve 70’li yıllar boyunca Yeniimaret’te yaşayan aile, baba merhum Hasan Öz’ün başka bir restorasyon işi alması nedeniyle İstanbul’a taşındı.
Kız kardeşi Neşe, oğlu ve torunuyla birlikte; arkadaşını Hudut Gazetesinde bulan Ayşe Öz, Edirne yıllarını özlemle hatırladıklarını belirtti. Yeniimaret’te tanıdığı isimleri tek tek soran Ayşe ve kardeşi Neşe, “Edirne’yi çok değişmiş bulduk” dedi. Kardeşi Neşe’nin 5 yaşında Edirne’den ayrıldığını, İkinci Bayezit ve Yalnızgöz Köprüsü üzerinden bir kez daha yürüyerek geçmek istediğini belirterek şunları söyledi.
“Edirne benim ve kardeşlerim açısından çocukluğumuzun güzel günlerini yaşadığımız şehir. Nereye gidersek gidelim anılarımızı da yanımızda götürüyoruz. İlkokulu Mithat Paşa’da okudum. Küçük kardeşlerim burada doğdu, komşularımızla akraba gibiydik. Gönül’le her gün gazete ve dergiler alır sırayla okurduk. Mahalle arkadaşlarımı komşularımızı özlüyorum ve tek tek anıyorum. Tanıdığım ailelerin büyüklerinin vefatlarına da çok üzüldüm”

Ençok yağış Hamzabeyli ve merkeze


Meteoroloji’nin kuvvetli yağış uyarısının ardından Edirne il genelinde son 2 gün içerisinde en çok yağış metrekareye 79 kg. ile Hamzabeyli’de kaydedilirken merkeze düşen yağış ise 69,2 kg olarak hesaplandı. Edirne’de bugün de sağanak yağış etkili olması beklenirken, daha sonra Pazartesi günü dahil yağış tahmin edilmiyor.
5 GÜNLÜK HAVA TAHMİNİ
Meteoroloji’nin 5 günlük hava tahmin raporuna göre, Edirne’de bugün sağanak yağışlı bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 11°C, en yüksek 21°C, nem (%) 42-91 rüzgar (km/sa) batıdan 17
Yarın parçalı bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 8°C, en yüksek 21°C, nem (%) 44-82 rüzgar (km/sa) batıdan 14
Cumartesi günü az bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 11°C, en yüksek 19°C, nem (%) 45-87 rüzgar (km/sa) kuzeybatıdan 21
Pazar günü az bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 9°C, en yüksek 20°C, nem (%) 42-83 rüzgar (km/sa) kuzeybatıdan 8
Pazartesi günü de az bulutlu bir havayla birlikte en düşük sıcaklık 8°C, en yüksek 20°C, nem (%) 52-96 rüzgar (km/sa) güneydoğudan 7 olarak ölçülmesi bekleniyor.


SON 2 GÜNDE DÜŞEN YAĞIŞLAR
7 EKİM 2025
Enez 27,4
Havsa 49,3
İpsala 29,0
Keşan 29,0
Mecidiye 27,8
Lalapaşa 20,0
Hamzabeyli 53,1
Ömeroba 35,9
Meriç 48,6
Merkez 44,6
Kemal Köy 44,9
Süloğlu 41,0
Uzunköprü 42,8
8 EKİM 2025
Enez 7,5
Havsa 12,2
İpsala 7,4
Keşan 5,8
Mecidiye 6,6
Lalapaşa 8,8

‘8 Ekim resmi anma günü olsun’

“8 Ekim Rumeli ve Balkanlardan Anavatana Büyük Göçler ve Hayatlarını Kaybeden İnsanları Anma Günü”nde İstanbul Zeytinburnu’ndaki Balkan Şehirleri Parkı Barış Ağacı Anıtı’nda gerçekleştirilen etkinlikte, Rumeli ve Balkan kökenli dernekler, vakıflar, sivil toplum kuruluşları ve göçmen torunları bir araya gelerek  atalarını andı.

Anma etkinliğini yöneten ve sunuculuğunu Sinem Ocak yaptı. Anma töreni İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşuyla başladı. Düzenlenen törende, ”8 Ekim’in TBMM tarafından resmi anma günü olarak ilan edilmesi” için gerekli yasal sürecin başlatıldığı duyuruldu.

Rumeli Kanaat Önderleri adına Atilla Baykal yaptığı konuşmada 8 Ekim’in TBMM de yasalaşması için gerekli yasal süreci başlatacaklarını açıkladı. Katılımcılardan Soner Özimer yaptığı konuşmada şunları söyledi;

”Bunu gerçekleştirmede geç bile kaldık biran önce yasal bir anma günü haline getirmeliyiz çünkü Atalarımız bir gecede toplayabildikleri eşyalarla Türkiye’ye gelmişler bu göçler çok uzun ve zorlu olmuş. Bu acıların bir daha yaşanmaması için bugün burada bir aradayız, bundan sonra ki 8 Ekimlerde çok daha fazla olmalıyız ve bizlerin kim olduğunu bilmeliler, Türk toplumunun dağılmayacağını birleşeceğini ve aslında Rumeli’den göç eden mavi gözlü devi Mustafa Kemal Atatürk’ü yarattıklarını insanlara anlatmak gerekli. Bu anma etkinliğini düzenleyenlere ve bu etkinliğe katılanlara teşekkür ederim.”

Gülen Aksu Türker yaptığı konuşmada şunları ifade etti;

 ”Prof. Dr Necdet Tekin’in araştırması ile kanıtladığı 32 milyon Rumeli Balkan kökenli insanın kimliğini tanımlayan en önemli unsurlardan biri. Dürüstlüğünden ödün vermeden, saygıyla sevgiyle, kadınıyla, erkeği ile ayakta hayatı yeniden kurmuş, çocuklarını ele güne muhtaç olmadan yetiştirmiş büyüklerimizin gücünü ve yeniden var etme becerisini gördük ve iyi ki Rumeliliyim, iyi ki Balkanlıyım, iyi ki göçmenim, iyi ki macırım dedik.

Ortak bir güne neden ihtiyacımız var. Çünkü kayıplarımız anmaya, bizimle ortak geçmişi olanları duymaya, anlatmaya, belki birlikte ağlamaya, bazen gülmeye ihtiyacımız var. Biz Rumeli’yiz platformu tam da biz hepimiz diyen bir yapı, sahibi yok, başkanı yok. Rumeli kültürünü yaşatmanın ötesinde genetik olarak getirdiğimiz ve yaşadıklarımızla güçlenen iç güç ve motivasyonumuz ile top yekün ihtiyaç duyduğumuz kalkınmaya, farklı bakış açıları sunarak katkıda bulunmayı amaçlıyor.

İlk adımı en değerli hemşerimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda bu niyetle yola çıkıyoruz diye atmıştık. Bugün de bu iradeyi hep birlikte ortaya koyuyoruz. Tüm Sivil Toplum Kuruluşlarını ve herkesi bu anmaya sahip çıkmaya davet ediyoruz. Bu anmanın nasıl olması gerektiğine  birlikte karar vereceğiz. Bir yandan da yasal süreçler devam edecek. Resmi olarak kabul edilmesi için gerekli başvurular yapılacak.”

TARİHSEL BAĞLAM

8 Ekim 1912’de Karadağ Krallığı’nın Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmesiyle başlayan Balkan Savaşları, kısa sürede Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan’ın da katılımıyla tüm Rumeli coğrafyasını kapsayan bir felakete dönüştü.

Bu savaşlar sonucunda yaklaşık 5 milyon insan göç etmek zorunda kaldı, yüz binlercesi hayatını kaybetti ve yüzyıllar boyunca Osmanlı medeniyetinin parçası olan topraklar boşaldı.

Bu nedenle, 8 Ekim yalnızca bir savaşın değil; bir medeniyetin yerinden edilişinin, bir kimliğin yeniden doğuşunun sembolü olarak görülüyor.

ETKİNLİKTEN NOTLAR

Zeytinburnu’nda düzenlenen törende ”Barış Ağacı Anıtı” önünde yapılan saygı duruşu ve dua töreninin ardından, katılımcılar Rumeli göçmenlerinin Türkiye’nin kültürel, sosyal ve ekonomik yapısındaki belirleyici rolüne dikkat çekti.

Katılımcılar, Rumeli göçmenlerinin çalışkanlık, dürüstlük ve vatanseverlik mirasının bugün hâlâ Türkiye’nin dört bir yanında yaşadığını  ve son yapılan bilimsel çalışmalara göre Türkiye’de 2020 yılı itibari ile yaklaşık 32 milyon Rumeli-Balkan kökenli insan yaşadığı vurguladı. Etkinlik, ”Ben değil, biz diyerek yürüyoruz” mesajıyla sona erdi.

BİRLİK ÇAĞRISI

Katılımcılar, tüm Rumeli ve Balkan kökenli vatandaşları, göçmen torunlarını, akademisyenleri, sanatçıları ve sivil toplum temsilcilerini bu ortak hafıza etrafında birleşmeye ”8 Ekim, kaybettiklerimizi anma günü olduğu kadar, bizi biz yapan değerleri hatırlama günüdür” diyerek davet etti:

TÜ’de Mora İsyanı ve Tripoliçe Katliamı paneli

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü tarafından düzenlenen “204. Yılında 1821 Mora İsyanı ve Tripoliçe Katliamı” başlıklı panel Eczacılık Fakültesi Konferans salonunda gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Enstitü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav’ın üstlendiği panele, Rektör Yardımcısı ve Genel Sekreter Prof. Dr. Mustafa Tan, dekanlar, müdürler, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Trakya Üniversitesi, Balkan tarihinin en trajik dönemlerinden birini ele alan önemli bir panele ev sahipliği yaptı. Panelin açılış konuşmasını yapan Doç. Dr. Sannav, “Bugün burada, Balkan tarihinin en acı sayfalarından birini, fakat aynı zamanda Türk tarihinin en fazla unutturulmaya çalışılan hadiselerinden birini hatırlamak için toplandık,” diyerek panelin önemine dikkat çekti. Sannav, 1821 Mora İsyanı’nın yalnızca Osmanlı Devleti’nin bir bölgesinde çıkan bir ayaklanma değil, Batı’nın desteğiyle şekillenmiş ve Türk varlığını hedef alan bir hareket olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Mustafa Tan ise konuşmasında, Trakya Üniversitesi’nin Balkan tarihinin gerçekliklerini bilimsel bir çerçevede ele almayı ve bu alanda kalıcı bir akademik perspektif oluşturmayı hedeflediğini dile getirdi. Tarihî olayların yalnızca geçmişin değil, günümüzün toplumsal ve kültürel dinamiklerinin de anlaşılmasında önemli bir rol oynadığını vurguladı. Ayrıca, tarihî olayların bilimsel yöntemlerle incelenmesinin, toplumsal hafızanın güçlenmesine ve tarihsel gerçeklerin doğru bir biçimde aktarılmasına katkıda bulunduğunu söyledi.

Açılış konuşmalarının ardından panele geçildi. Prof. Dr. Levent Kayapınar, Prof. Dr. Ali Fuat Örenç ve Doç. Dr. Bülent Akyay’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde, panelistler Mora İsyanı ve Tripoliçe Katliamı’nı Osmanlı arşivleri ile Yunan ve Batı kaynaklarını karşılaştırarak bilimsel bir bakış açısıyla değerlendirdi.

BTTDD Keşan Şubesi’ne yeni ofis

Batı Trakya Türkleri Derneği Keşan Şubesi’nin, soydaşların birlik ve beraberlik içerisinde bir araya gelerek kültürel bağlarını yaşatabilecekleri yeni ofisinin açılışı yoğun katılımla  gerçekleştirildi.

BATI TRAKYA TÜRKLERİ DERNEĞİ KEŞAN ŞUBESİ AÇILDI

Başkanlığını Mehmet Mümin Lütfüoğlu ‘nun yaptığı Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Keşan Şubesi düzenlenen törenle yeni ofis açılışı yapıldı.

Açılışta Keşan Kaymakamı Aziz Mercan, Belediye Başkanı Mehmet Özcan ve Dernek Başkanı Mehmet Mümin Lütfüoğlu birer konuşma yaptı. Dualar eşliğinde  siyah – beyaz ve yeşil olmak üzere üç renkten oluşan kurdela kesimi ile dernek yeni binası hizmete girdi.

DERNEK BAŞKANI LÜTFÜOĞLU’NDAN TEŞEKKÜR

Dernek Başkanı Mümin Lütfüoğlu, açılıştaki konuşmasında çok anlamlı bir gün ve özel bir törenle  Keşan Şubesi’nin yeni ofisinin açılış törenini gerçekleştirdiklerini belirterek şunları söyledi:.

“Törene katılarak bizleri onurlandıran ; Keşan Kaymakamı Sayın Aziz Mercan’a, Keşan Belediye Başkanı Sayın Mehmet Özcan’a, CHP Keşan İlçe Başkanı Sayın Anıl Çakır ‘a, AK Parti Keşan İlçe Yöneticilerine, Zafer Partisi Keşan İlçe Başkanı Sayın Av.Turkay Gümülcineli’ye, Keşan Belediye Meclis Üyeleri Sayın Hüseyin Yavaş ve Sayın Yakup Balcı’ya, Keşan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın İsmail Şapçı’ya, Keşan Şubesi Kurucu Başkanı Sayın İsmail Beyli ve Ayhan Beyli’ye,  Yönetim Kurulu üyelerimiz Sayın Selen Beyli, Sayın Nedim İslek ve Sayın Cem İrcan’a, Keşan Sosyal Hizmet Merkezi Müdürü Sayın Nergis Mustafa Paşa ‘ya, BENDİS AVM sahibi İş Adamı Sayın Aydın İstek’e, Arıkan Turizm işletmecisi Sayın Cemal Arıkan’a, İspatcami Mahalle Muhtarı Sayın Yusuf Uzdilli’ye, ve diğer Mahalle Muhtarlarımıza, Dua ederek açılışımıza maneviyat veren Keşan Vaizimiz Mücahit Bey’e, Keşan Belediyesi Kültür İşleri Müdürü Mücahit Bey ve ekibine, Keşan Gümülcine Kahvecisi Hacı Ali Totu’ya, Lise Arkadaşım emekli müdür Sayın Ercan Caliskan’a, Batı Trakya Türklerin den olup ta Keşan ve çevresinde yaşayan hemşerilerimize, Keşanlı Batı Trakya sevdalısı dostlarımıza  Ekler Mini Fırın sahibi Hüseyin Bey’e ve törenimizi takip eden tüm basın mensuplarına,  Tekirdağ Destan Gazetesi imtiyaz sahibi Sayın Mustafa Öklük ve eşi hanımefendi Şennur Öklük’e çok teşekkür ederim. Hayırlı uğurlu olsun inşallah. Bat Trakya Türklerini yeni adresimizde misafir etmek bizlere mutluluk verecektir.”

Açılış sonrası Keşan Beledisi’nin sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulunuldu:

“Batı Trakya, tarih boyunca gönül bağımızın kopmadığı, aynı dilin, aynı inancın ve aynı kültürün paylaşıldığı kadim bir coğrafyadır. Soydaşlarımızla aramızdaki bu güçlü bağ, geçmişten bugüne kardeşlik duygularımızı pekiştiren en değerli mirasımızdır.

Yeni ofislerinin, Batı Trakya Türklerinin dayanışmasını ve kültürel varlığını güçlendirecek bir buluşma noktası olacağına inanıyor; Şube Başkanı Mümin Lütfüoğlu ve dernek yönetimine görevlerinde başarılar diliyoruz. Birlikten doğan gücümüz, kardeşlikten beslenen sevgimiz daim olsun.”

CHP İlçe Başkanlığı da şunları aktardı:

“Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Keşan Şubesi’nin yeni ofisinin açılışına İlçe Başkanımız Anıl Çakır ve Yönetim Kurulu üyelerimiz ile birlikte katıldık.

Batı Trakya’daki soydaşlarımızla gönül bağlarımızı güçlendiren bu anlamlı günde yer almaktan mutluluk duyduk. Dernek yöneticilerine çalışmalarında başarılar diliyoruz.”

Keşan TSO da Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Keşan Şubesi’nin yeni ofisinin dernek üyelerine ve yöneticilerine hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ederek, çalışmalarında kolaylıklar diledi.

Amatör liglerdeki hususlar açıklandı

Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu tarafından görüşülüp karara bağlanan 2025-2026 Futbol Sezonu Amatör Ligler’de uygulanacak hususlar açıklandı. Edirne’de spor kulüplerinden isim-renk değişikliği yapıldığında alınacak bedel 25 bin lira olarak belirlendi.

TFF Yönetim Kurulu’nun karırına göre, 2025-2026 futbol sezonunda 05 Ağustos 2025 tarihinde başlayan Birinci Transfer ve Tescil Dönemi 27 Kasım 2025 tarihinde sona erecek, İkinci Transfer ve Tescil Dönemi ise 5 Ocak 2026 tarihinde başlayıp, 26 Mart 2026 tarihinde bitecek.Söz konusu hususlar şöyle:

AMATÖR LİSANS İŞLEM BEDELLERİ

1-İlk Kez Çıkacak (Filiz) Lisanstan Alınacak Bedel Ücret

a)İlk kez lisans çıkartan 2004 ve daha küçük doğumluların (Filiz) Lisan Bedeli 150.TL

b)İlk kez lisans çıkartan 2000-2003 yılları arası doğumluların (Filiz) Lisans Bedeli 4.000.TL

c)İlk kez lisans çıkartan 1999 ve daha büyük doğumluların (Filiz) Lisans Bedeli 10.000.TL

d)Vize Bedeli 150.TL

2-Kayıp Lisans Bedeli (Antrenör-Yönetici-Futbolcu) 250.TL

3-Amatör Futbolcuların Transfer İşlemleri İçin Ödenecek Bedeller

a)Profesyonel ve Bölgesel Amatör Liglerdeki kulüplerin 2008 daha önceki doğumlu amatör futbolcuları için Federasyon hesabına yatırılacak bedeli 5.000.TL

b)Yerel Amatör kulüplerin 2008 ve daha önceki doğumlu amatör futbolcuları için Federasyon hesabına yatırılacak bedel 1.500.TL

c)Profesyonel kulüplerin, Yerel ve Bölgesel Amatör Liglerdeki kulüpler 2009-2014 yılları arası doğumlu futbolcuları için TFF hesabına yatırılacak bedel 750.TL

d)Profesyonel kulüplerin, Yerel ve Bölgesel Amatör Liglerdeki kulüplerin 2015 ve 2016 doğumlu futbolcuları için muvafakatname alınması halinde yatırılacak bedel 750.TL

4-Kulüp Muvafakatı Alınmadan Yapılacak Futbolcu Transferlerinde Yeni Kulübün Lisanslı Olduğu Eski Kulübe Ödeyeceği Bedel

 A)2015-2016 doğumlu  futbolcuların kulüp muvafakatı olmadan veli muvafakatıyla bir başka kulübe transferlerinde yeni kulüp tarafından eski kulübüne ödenecek bedel 10.000.TL

B)Yerel Lig Kulüplerine Transfer

a)2007,2006,2005,2004 ve 2003 doğumlu yerel lig futbolcularının bir başka yerel lig kulübüne transferlerinde yeni kulübü tarafından eski kulübüne ödenecek bedel 50.000.TL

b)2002,2001 ve 2000 doğumlu yerel lig futbolcularının, bir başka yerel lig kulübüne transferlerinde yeni kulübü tarafından eski kulübüne ödenecek bedel 30.000.TL

C)BAL Kulübüne Transfer

 a)2007,2006,2005,2004 ve 2003 doğumlu yerel ve BAL kulüplerindeki futbolcuların BAL’da yer alan kulübe transferlerinde yeni kulübü tarafından eski kulübüne ödenecek bedel 50.000.TL

b)2002,2001 ve 2000 doğumlu yerel lig ve BAL kulüplerindeki futbolcuların BAL’da yer alan kulübe transferlerinde yeni kulübü tarafından eski kulübüne ödenecek bedel 30.000.TL

c) Amatör’den Profesyonel takımlara, Amatör olarak transfer olan (2008 ve daha önce doğumlu futbolcular için ) 100.000.TL

5-İki (2) Sezondan Ve Fesihli Kulüpten Serbest Kalan Futbolcuların Yeniden Lisans İşlemi Yaptırdığında Ödenecek Bedel

 a)İki (2) sezondan ve fesihli kulüpten serbest kalan futbolcular yeniden lisans işlemi yaptırdıklarında 750.TL

6-Lige Katılma Vize-Referans Bedelleri

a)Yerel liglerdeki kulüplerin ASKF’den referans aldığı takdirde Federasyon hesabına yatıracakları bedel 2.500.TL

b)Yerel liglerdeki alt yapı kategorilerine katılacak profesyonel kulüplerin ve BAL’daki kulüplerin ASKF’den referans aldığı takdirde Federasyon hesabına yatıracakları bedel 5.000.TL

c)Gelişim liglerinde yer alacak profesyonel kulüplerin ASKF’den referans aldığı takdirde Federasyon hesabına yatıracakları bedel 5.000.TL

7-Yabancı Uyrukluların İlk Kez Çıkarttıkları (Filiz) Lisanstan Alınacak Bedel 750.TL

 a)İlk kez lisans çıkartan 2007 ve daha küçük doğumlu yabancı uyrukluların (Filiz) Lisans Bedeli 750.TL

b) İlk kez lisans çıkartan 2002-2006 doğumlu yabancı uyrukluların (Filiz) Lisans Bedeli 20.000.TL

c) İlk kez lisans çıkartan 2001 ve daha büyük doğumlu yabancı uyrukluların (Filiz) Lisans Bedeli 25.000.TL

8-Uluslararası Transfer Yapan Tc Uyruklu Futbolculardan Alınacak Lisans Bedelleri

a)Uluslararası transfer yapan 2007 ve daha küçük doğumlu TC uyruklu futbolculardan alınacak lisans bedeli 5.000.TL

b)Uluslararası transfer yapan 2006 ve daha büyük doğumlu TC uyruklu futbolculardan alınacak lisans bedeli 20.000.TL

9-Uluslararası Transfer Yapan Yabancı Uyruklu Futbolculardan Alınacak Lisans Bedelleri

a)Uluslararası transfer yapan 2007 ve daha küçük doğumlu yabancı uyruklu futbolculardan alınacak lisans bedeli 14.000.TL

b)Uluslararası transfer yapan 2006 ve daha büyük doğumlu yabancı uyruklu futbolculardan alınacak lisans bedeli 40.000.TL

10-Amatöre Dönüş Yapan Futbolcular

 a)2002 ve daha büyük doğumlu futbolculardan alınacak lisans bedeli 30.000.TL

b)2003 ve daha küçük doğumlu futbolculardan alınacak lisans bedeli 14.000.TL

11-Amatör Takım Antrenörlerinin Vize-Referans Bedeli

 a)Türkiye Futbol Antrenörleri Derneğinden Vize-Referans belgesi alınması halinde 400.TL 

b) Türkiye Futbol Antrenörleri Derneğinden Vize-Referans belgesi alınmaması halinde (Ek olarak 500.TL Kart bedeli alınacaktır.) 1.100.TL

c)Tüfad dernek referans ücreti 400.TL 1

2-Yönetici, Antrenör, Doktor, Sağlık Görevlisi Ve Masör Saha İçi Giriş Kartı 500.TL

13-Spor Kulüplerinden İsim-Renk Değişikliği Yapıldığında Alınacak Bedel

 a)Adana, Ankara, Antalya. Bursa, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Mersin illeri isim ve renk değişikliği bedeli 75.000.TL

b)Aydın, Balıkesir, Denizli, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Kayseri, Konya, Manisa, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Tekirdağ ve Trabzon illeri isim ve renk değişikliği bedeli  50.000.TL

c)Adıyaman, Afyon, Bilecik, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çorum, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Isparta, Kastamonu, Kırklareli, Kütahya, Malatya, K.Maraş, Rize, Sivas, Tokat, Uşak, Şanlıurfa, Van, Yozgat, Zonguldak, Aksaray, Osmaniye, Yalova ve Düzce illeri isim ve renk değişikliği bedeli 25.000.TL

d)Ağrı, Amasya, Ardahan, Artvin, Bartın, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Karabük, Karaman, Kars, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Mardin, Muş, Nevşehir, Niğde, Siirt, Sinop, Şırnak ve Tunceli illeri isim ve renk değişikliği bedeli 20.000.TL

Kadın futbol kategorisinde tescilli kulüplerin isim ve renk değişikliği için yukarıda belirtilen bedellerin yarısı alınır

Ücretler kulüplere tanımlanan TFF İBAN hesabına yatırılacaktır. Lige katılım için yatırılacak TFF payı kulüplere tanımlanan TFF İBAN hesabına yatırılacaktır.”

ZİLLER ÇALACAK

Bak bu çok önemli!

23 yıldır Milli’si bitirilen her eğitim bakanın defalarca yaptığı‘devrim!’lere günümüz Eğitim Bakanı da katkıdan kaçınmıyor! 2025-2026 döneminde “zilsiz okul” uygulaması başlattı! Amaç; öğrencilerde sorumluluk bilincini artırmak.‘Çocukların zaman yönetimini öğrenmeleri, içsel motivasyon sağlamaları, kendi öz disiplinlerini kazanmaları için…’

Bakanın bu buluşu benimde yıllardır, ‘neden bu kadar sorumsuzuz?’ soruma yanıt vermiş oldu! Zilli eğitim gördük ya, ondanmış! Artık olmayacak. Derse giriş çıkışlarda nöbetçinin ‘zzıııırrrrrrrrrrrrrr…’ diyen zil sesini duymayacağız. Hemen anımsadınız dii mi Hababam Sınıfını, Hafize Ana’yı? Hafize Ana rolündeki Adile Naşit’in o sevecen gülüşüyle elinde zil ile merdivenlerdeki görüntüsü unutulmaz bir anıdır.

Buluşlar ihtiyaçtan üretilir. Sayın bakan veya danışmanları ‘zilsiz okul’ buluşunu hangi ihtiyaç sonrasında buldular bilmiyorum. Ama zil olmayınca ilk günlerde sorun yaşayanlar kendi buluşlarını sergilediler! Bir idareci kurala bağlılığını kanıtlamış olmak adına elinde düdük ile bahçedeki öğrencileri derse yönlendiren bir video yayınladı. Bir başkası “haydi, haydi” diyerek topladı öğrencileri. Daha kibar olanı; ‘lütfen lütfen’ dedi. Benzeri uygulamalar ile öğrencileri derse çağıran buluşlar da oldu.

Sanırım Mart ayında zil sesinden rahatsız olan bir kişi okul basarak müdürün kafasını kesmiş. Herhalde bu tekil olay sonrasında yasaklanmadı zil sesi. Seslerden rahatsız olma hastalığı yani Misofonya toplumun %20’sinde var ama şiddete dönüşen tek tük.

Milli Eğitim Bakanlığı yapmış eğitimsiz bakanlar çok geldi geçti. Ama sonuncusu eğitimden en az anlayandır. Öğrencilerin %20’sini kendi çocuklarının da okuduğu özel okullarda geleceğe idareci olarak hazırlamak, kalanını da dini eğitim veren medrese tipi okullarda kul yapmak görevini iyi yapıyor.

Eğitim Bakanlığı’nın eğitimsiz bakanının bu önemli buluşuna katkı sunmak adına kendi buluşlarımı da önerebilirim.

Trafikte ışık, radar, hız sınırı veya kasis gibi kurallar olmasın ki sorumluluk kazanalım!

Camilerde ezan okunmasın ki Allah’ın evine gitme sorumluluğu kazanalım!

Depremde, savaşta sirenler çalmasın ki tehlikeyi önceden hissetme becerimiz gelişsin!

Gibi… Gibi… Binlerce kuralı yok saymalıyız ki kişiler sorumluluk kazansın!

1800’lü yıllarda tabutların içine zil mekanizması yerleştirilirmiş. Çünkü o yıllarda insanların ölüp ölmediği tam anlaşılamadığı için böyle bir sistem geliştirilmiş. Gömülen kişi eğer ölmemiş ise kendine geldikten sonra tabuttan çıkarılması için zili çalarmış.

Yani zil, ölü diye tabuta konulana bile gerekiyor! O halde bakan ne istiyor?

Zil sesini unutalım ki; tabuta her girenin ölü olduğunu kabul edelim.

Zil sesini unutalım ki; iktidarın aç bıraktığı midelerimizin sesini duymayalım.

Zil sesini unutalım ki; okullardaki paydos zili gibi “bu düzene paydos” diyemeyelim.

Bakan bilmelidir ki zil uyandırma aracıdır. Okullardan zil kaldırılsa da uyanmak için yeni araçlar bulunur. Ki işte o zaman dünyada ziller çalacak. İşte o zaman bizim eteklerimizde ziller çalarken onların beyinlerinde gong çalacak.O günler yakındır…

SANDIK TEK BAŞINA DEMOKRASİ VE LİYAKAT ÜRETMEZ

Edirne’de CHP ilçe Kongreleri tamamlandı. Şimdi sırada İl başkan ve yöneticilerinin seçimi var. İlçe Yönetimlerinin ardından nezaket gereği açıklamalar yapan partililer “Kaybeden yoktur, kazanan CHP’dir” dese de aslında bu abuk ve ucube sistemle kaybedenin CHP VE SOL  olduğunu görmek, görünce de dile getirmek gerekmektedir.

Blok sistemle yapılan seçimler sonucunda ortadan karpuz gibi ayrılan partinin, liyakatli ve çok önemli değerlerinin pek çoğu saf dışında kalmış ya da bu sistem içerisinde harcanmaya razı gelemeyecekleri için hiç ortaya çıkmayarak uzak durmayı yeğlemişlerdir..

***

Kazanmak için blok listeler oluşturulurken liyakat ölçütü gözardı edilmiş nitelik yerine sayısal gücü olan kişiler mecburen listelere alınarak kalitesizliğe prim verilmiştir. Bu sistemle parti içinde ideolojik farklılıklardan oluşmayan ama sayısal  gücü öbürünün gücüne yeten hoyrat, yıpratıcı, dışlayıcı, bölücü tavırlar sonunda ilçe kongreleri sonuçlanmış ve birlik, beraberlik görüntüsü verebilmek için kazananla kaybedenler, Kırkpınar pehlivanları gibi birlikte kollarını havaya kaldırarak “İşte demokrasi” mesajı vermişlerdir.. Bu ”Parti içi demokrasi” falan değildir. Bu parti içi kıran kırana savaştır, kavgadır..

***

Parti iç demokrasi bir pehlivan güreşine benzetilmemelidir. Ortaya bir sandık konarak, oradan çıkanın demokrasi adına yeterli görülmesi “Sol bir anlayış” değildir. Bu yıllar önce İsmail CEM’in vurguladığı gibi “Sağ kafa ile solculuk”tur.  Solcular için sandıktan çıkması gereken LİYAKATTİR.

Seçimlerin ilçe kongrelerinden itibaren çarşaf listelerle ve tüm üyelerin katılımı ile yapılması bile liyakat konusunda yeterli olmaz.. Üyelerin o sandıkta oylarını kullanabilmeyi hak etmeleri için en azından düzenli olarak ödentilerini kendi ceplerinden ödemeleri, parti tüzük ve programları konusunda eğitilmiş, sivil toplum kuruluşlarında, meslek odalarında belirli süre yönetici ya da aktif üye olarak görev yapmış olmaları gibi koşulları taşımaları gerekir.. Ama bu düşünceye, böyle bir sisteme belirli koltukları kapmış olan parti iktidarını elinde tutanlar elbette yanaşmazlar.

***

SOL bir anlayışla bakıldığında acaba bir İl Başkanı’nın nitelikleri ne olmalıdır? Edirne’de ortaya çıkan adayların hiç birini yakından tanımam. Ama sanırım pek çoğunun başkan olma niyeti bu makamı Milletvekilliğine bir sıçrama tahtası olarak görmelerindendir. Bu Edirne için de ve tüm iller için de böyledir.

Halbuki buraya seçilecek kişi her şeyden önce o ilde parti genel başkanını temsil edecek birikimde, yetenekte olabilmelidir. Parti tüzük ve programını, devlet mekanizmasını, adabını bilmelidir. Kendisini değil, hak edenleri bulup çıkarabilen, partiye değerli insanları kazandırabilen bir şövalye olmalıdır.

***

Tarifime uyan adaylar, her ilin önceki dönemlerinde millet vekilliği yapmış, ama artık delege seçimlerinin kargaşası arasına girmek istemeyen olgun, saygın kişilerdir. Bu kişiler, ya doğrudan Genel başkanlar tarafından atanmalı ya da ilde aday olan eski milletvekilleri arasından seçimle bu göreve getirilmelidir.

Bu birikimli insanlar ne yazık ki bu birikimlerini bir yere taşıyamadan, genç sayılabilecek yaşlarda CHP’ye uzaktan, buruk duygularla izlemenin ötesinde artık yaşlanmaya terk edilmiş olmanın kırgınlığını yaşamaktadırlar.. Bunu hak ettiklerini ben düşünemiyorum. Bu birikimden yararlanılması gerektiğini düşünüyorum. Böyle bir uygulama Belediye başkanlarının örgüt üzerindeki hegemonyasını da engelleyebilir. İl Başkanları Belediye Başkanlarının çantasını taşımak seviyesinden, layık oldukları seviyeye çıkabilirler.

Liyakati hakim kılmak, sandıktan çıkanla yetinerek olmaz…  Liyakat olmadan da SOL ÖRGÜT olmaz..