Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezi, Trakya ile İstanbul’un Avrupa Yakası’nda bugün beklenen yerel kuvvetli yağışlar konusunda uyarıda bulundu.
Su sabah saatlerinden itibaren başlayarak saat 18.00’e kadar sürecek kuvvetli yağış konusunda şunlara yer verildi:
“Yapılan son değerlendirmelere göre; Perşembe kuzeybatı kesimlerde görülecek gök gürültülü sağanak yağışların, Trakya Kesimi (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ), Çanakkale’nin kuzey ve İstanbul’un Avrupa Yakası’nda yerel kuvvetli olması beklendiğinden ani sel, su baskını, yıldırım, yerel küçük çaplı dolu ve yağış anında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.”
Meteoroloji’nin 5 günlük hava tahmin raporuna göre bugün beklenen kuvvetli gökgürültülü sağanak yağışın ardından hava hafta sonuna kadar genellikle açık geçecek ve 13 Temmuz Pazartesi günü gökgürültülü sağanak yağış yeniden etkili olacak.
Trakya Üniversitesi Zeynep-Mustafa Taş Uygulama Anaokulu, bilimsel temellere dayanan eğitim anlayışıyla okul öncesi eğitimde örnek bir model ortaya koyuyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024 Okul Öncesi Eğitim Programı ile Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda geliştirilen eğitim modeli; çocukların bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimlerini bütüncül bir yaklaşımla desteklerken, öğrenmeyi sınıf ortamının ötesine taşıyan uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Hafta içi her gün 08.00-18.00 saatleri arasında eğitim veren anaokulu, çocuklara gün boyu nitelikli öğrenme ve gelişim ortamı sunuyor.
Anaokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Açar Günşen, modelin temelinde bütüncül eğitim anlayışının yer aldığını belirterek, öğrenme sürecini sınıfla sınırlandırmadıklarını, çocukların doğayla, bilimle ve evrensel değerlerle iç içe büyümesini hedeflediklerini söyledi.
Dünyaca Kabul Gören Yaklaşımlar Yerel Değerlerle Buluşuyor
Modelde; Piaget, Vygotsky, Bandura ve Bronfenbrenner’in gelişim kuramları, Montessori, ReggioEmilia ve High Scope eğitim yaklaşımlarıyla bir araya getirilerek millî ve yerel değerlerle bütünleştiriliyor. Böylece çocukların yalnızca akademik gelişimleri değil; çocukların bilişsel, dil, sosyal, duygusal, motor ve öz bakım gelişim alanları da dengeli biçimde destekleniyor.
Erken yaşta çok dilliliğe önem verilen modelde yabancı dil eğitimi doğal öğrenme süreçleri içerisinde sunulurken; STEAM, Çocuklar İçin Felsefe (P4C) ve bilim temelli atölyelerle çocukların araştıran, sorgulayan ve üreten bireyler olarak yetişmeleri hedefleniyor.
Doğayla İç İçe Öğrenme Ortamı
Doğadan ilham alınarak altıgen “kovan” mimarisiyle tasarlanan okulda her sınıfa ait hobi bahçesi ve oyun alanı bulunuyor. İç ve dış mekânın bütünleştiği bu yapı, çocukların doğayla sürekli etkileşim hâlinde öğrenmelerine imkân sağlıyor.
Tüm sınıfların açıldığı ortak yaşam alanı “Piazza” ise sosyal etkileşimin merkezi olarak öne çıkıyor. Öğrenme ortamını “üçüncü öğretmen” olarak tanımlayan Günşen, çocukların deneyimleyerek ve yaşayarak öğrenmelerini esas aldıklarını ifade etti.
Üniversitenin Akademik Gücü Eğitime Yansıyor
Trakya Üniversitesi Zeynep-Mustafa Taş Uygulama Anaokulu, Tıp, Diş Hekimliği ve Sağlık Bilimleri fakülteleriyle yürütülen iş birliği kapsamında öğrencilerin düzenli sağlık kontrollerini gerçekleştiriyor ve gelişimlerini uzmanlar eşliğinde takip ediyor.
Eğitim modelinin önemli unsurlarından biri aile katılımı çalışmalarıdır. Aile-okul iş birliğini esas alan anaokulunda, Anne-Çocuk ve Baba-Çocuk Şenlikleri ile Babalar Günü kapsamında düzenlenen Baba-Çocuk Futbol Maçı gibi etkinliklerle aileler eğitim sürecine aktif olarak katılıyor.
Anaokulu, çocuklara yönelik eğitimin yanı sıra yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen çalışmalarıyla da öne çıkıyor. “Anaokulu Aile Akademileri” ile ebeveynlere, “Anaokulu Öğretmen Akademileri” ile öğretmenler, öğretmen adayları ve akademisyenlere yönelik eğitim ve mesleki gelişim programları düzenlenerek üniversitenin akademik birikimi okul öncesi eğitime aktarılıyor.
Anaokulunda her yıl düzenlenen Trakya Minik Kaşifler 23 Nisan Bilim ve Oyun Şenliği ile yıl boyunca gerçekleştirilen sosyal, kültürel ve bilimsel etkinlikler çocukların çok yönlü gelişimini destekliyor.
Bilimsel temellere dayanan Trakya Üniversitesi Zeynep-Mustafa Taş Uygulama Anaokulu; bütüncül eğitim anlayışı, yenilikçi uygulamaları, güçlü aile katılımı ve akademik destek programlarıyla okul öncesi eğitimde örnek bir model olarak öne çıkıyor.
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, AKP Grup Başkanlığı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu teklifle en düşük emekli aylığının 23.552 TL olmasının öngörüldüğünü belirterek, “Biz, mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında en düşük emekli aylığının en az 45.000 TL olması gerektiğini savunuyoruz” dedi.
Eski milletvekili Şimşek, “Emekliyi yoksulluğa mahkûm edenler, bunu ‘müjde’ diye sunamaz!” başlı ile yaptığı yazılı açıklamada, “Buradan açıkça söylüyoruz: Bu rakam, emeklinin sorununu çözmez. Bu rakam, yoksulluğu yönetme anlayışının yeni bir örneğidir” diyerek şöyle devam etti:.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca emekli aynı soruyu soruyor: Bu maaşla nasıl yaşayacağız? Bu soruya cevap vermesi gerekenler, kürsülerden pembe tablolar çizenlerdir.
RAKAMLARLA ALGI
Markete hiç çıktınız mı? Pazar tezgâhındaki fiyatlara hiç baktınız mı? Bir emeklinin ay sonunu nasıl getirdiğini hiç gördünüz mü? Bugün emekli et alamıyor. Meyveyi gramla alıyor. İlacını erteliyor. Kombisini kısmak zorunda kalıyor.Torununa harçlık vermeyi değil, kendi mutfağını döndürmeyi düşünüyor. İşte Türkiye’nin gerçeği budur. Ama bu gerçeği görmek istemeyenler, rakamlarla algı oluşturmaya çalışıyor.
Bizim itirazımız tam da bunadır. Çünkü vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı ile açıklanan ekonomik göstergeler arasında büyük bir fark olduğunu milyonlarca insan her gün kendi cebinde hissediyor.
Emekli, istatistikle yaşamıyor. Emekli, market fişiyle yaşıyor. Emekli, elektrik faturasıyla yaşıyor. Emekli, kira sözleşmesiyle yaşıyor. Emekli, eczane fişiyle yaşıyor. Siz rakam anlatıyorsunuz. Vatandaş ise hayatı yaşıyor. Bir ömür çalışan, üreten, bu ülkeye hizmet eden insanlara reva görülen hayat bu olmamalıdır.
EMEKLİ, HAKKINI İSTİYOR
Emeklilik huzurun adı olmalıydı. Ne yazık ki bugün kaygının adı hâline getirildi.
Biz buradan çok net söylüyoruz: Emekli yardım istemiyor. Emekli sadaka istemiyor. Emekli seçimden seçime hatırlanmak istemiyor. Emekli, hakkını istiyor.
Biz, mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında en düşük emekli aylığının en az 45.000 TL olması gerektiğini savunuyoruz. Çünkü insan onurunun bir bedeli vardır. Çünkü sosyal devletin bir sorumluluğu vardır. Çünkü alın terinin bir karşılığı vardır.
MUTFAKTAKİ YANGIN
Buradan iktidara sesleniyoruz: Gerçeklerden kaçamazsınız. Mutfaktaki yangını rakamlarla söndüremezsiniz. Boş cüzdanları hamasetle dolduramazsınız. Emeklinin sesini kısmaya çalışabilirsiniz ama yaşadığı sıkıntıyı yok sayamazsınız.
Bu ülkenin emeklileri, yıllarca bu devlet için çalıştı. Şimdi sıra devlettedir. Devlet, emeklisine sırtını dönemez. Devlet, emeklisini yoksulluğa teslim edemez.
Biz bu mücadeleyi yalnızca emekliler için vermiyoruz. Bu mücadeleyi adalet için veriyoruz. Bu mücadeleyi sosyal devlet için veriyoruz. Bu mücadeleyi alın terinin hakkı için veriyoruz.
Ve söz veriyoruz: Emeklinin sesi olmaya devam edeceğiz. Haksızlığın karşısında durmaya devam edeceğiz. Yoksulluğu kader gibi gösteren anlayışa teslim olmayacağız.
Çünkü biliyoruz ki; Emeklinin hakkını teslim etmek, bir tercih değil, devlet olmanın gereğidir. Emeklinin yüzü gülmeden, Türkiye’nin yüzü gülmez.”
Bulgaristan Gümrük Ajansı ekipleri, Türkiye’den Bulgaristan üzerinden Romanya’ya gitmekte olan Türk plakalı bir yolcu otobüsünde gerçekleştirdikleri denetimde beyan edilmemiş 150 bin euroya el koydu.
Edinilen bilgiye göre olay, 7 Temmuz 2026 tarihinde gece saat 02.00 sıralarında Lesovo Sınır Kapısı’nda meydana geldi. Risk analizinin ardından ayrıntılı gümrük kontrolüne alınan otobüste görevli ekipler, yolculardan birinin şüpheli davranışları üzerine incelemeyi derinleştirdi.
Türk vatandaşı olduğu belirtilen yolcunun üst aramasında montu ve pantolonunun ceplerinde, her biri 500 euro değerinde toplam 300 banknot bulundu. Böylece beyan edilmediği belirlenen toplam 150 bin euroya el konuldu.
Olayla ilgili Burgaz Bölge Gümrük Müdürlüğü’nde görevli soruşturmacı gümrük müfettişi tarafından adli soruşturma başlatılırken, dosyanın Yambol Bölge Savcılığı’nın gözetiminde yürütüldüğü bildirildi.
Edirne Sporcu Eğitim Merkezi sporcuları Aydın’ın Söke ilçesinde düzenlenen ANALİG Kadınlar Türkiye Şampiyonası’nda önemli dereceler elde etti.
Edirne SEM) sporcuları 5-9 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen ANALİG Türkiye Şampiyonası’nda büyük başarı göstererek Türkiye ikincisi oldu.
Dereceye giren sporcular şöyle:
Selma Ceylin Alıçlı (33 kg) – Türkiye İkincisi
Serra Gül Yılmaz (39 kg) – Türkiye İkincisi
Elifnur Tunç (58 kg) – Türkiye Üçüncüsü
Derin Enginar (66 kg) – Türkiye Üçüncüsü
Güneş Zımba (50 kg) – Türkiye Beşincisi
Hamiyet Ömür Gümüş (54 kg) – Türkiye Beşincisi
Şirin Dilci (62 kg) – Türkiye Yedincisi
Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, konuya ilişkin paylaşımında, “Sporcularımızı, antrenörlerimizi ve emeği geçen herkesi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” ifadelerine yer verdi..
Edirne’nin Keşan-İpsala karayolu üzerinde iki otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen kazada; 1 kişi yaralandı.
Kaza, akşam saatlerinde Keşan-İpsala kara yolu üzerindeki Dörtyol Kavşağı’nda meydana geldi. Keşan’dan İpsala yönüne giden S.Ç. yönetimindeki 16 NHR 47 plakalı otomobil, Dörtyol Kavşağı’nda karşı istikametten gelerek dönüş yapmak isteyen C.B. idaresindeki 59 LC 160 plakalı otomobille çarpıştı. Kazada, sürücü C.B. yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine polis, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.
C.B., ambulansla kaldırıldığı Keşan Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı. C.B.’nin durumunun iyi olduğu bildirildi.
Kartopu Deneği’nce düzenlenen Enez lagün gölleri ve Enez su ve sulama sorunları konulu söyleşi 11.Temmuz 2026 Cumartesi günü yapılacak. Emekli DSİ Bölge Müdür Yardımcısı Mak. Yüksek Mühendisi Hüseyin Erkin’in yapacağı sunum soru yanıt şeklinde sürdürülecek.
Denek Toplantı Salonu’nda saat 12.00 de başlayacak toplantıda Enez Lagün Gölleri’nin dolmasının önlenmesi, derinleştirilmesi, konularına yanıt aranacak.. Toplantı ile ilgili bilgi veren Dernek Başkanı Hasan Akkuş, “Aslında ‘bir su cenneti’ olarak görülen Enez’de gittikçe büyüyen ve yaz aylarında yüzbinlere varan nüfusu ile suyun çok dikkatli kullanılması sürecine girildiğini belirterek “Bir yandan Enez’in gerdanlığı olarak kabul ettiğimiz lagün gölleri gitgide dolmakta, eski verimliliğini, güzelliğini ve ekonomik değerini de kaybetmektedir. Göllerimizin çığlığına kulak vermeliyiz. Diğer yandan bölgemizdeki yer altı sularının denetimsiz ve hoyratça kullanımı ile su sıkıntıları şimdiden gün yüzüne çıkmıştır. Enez / Yenice ovasının sulanması için yapılan projelerin tekrar gözden geçmesi zamanı gelmiştir. Yeni projeler gerekli midir, değil midir bu toplantının konuları arasındadır” dedi.
Başkan Akkuş, toplantıya köy muhtarları dahil tüm ilgililerin, konu ile ilgili söyleyecek sözü olanların davetli olduğunu sözlerine ekledi..
Edirne Valiliği himayesinde Edirne Voleybol İl Temsilciliği’nce düzenlenen “2026 Yılı Kurum ve Kuruluşlar Voleybol Turnuvası”nda 11 Haziran tarihinde başlayan grup maçları dün akşam oynanan karşılaşmalarla sona erdi.
Turnuvada dün akşam Hasköylüler Derneği – TÜ Dekanlık, Balkan Akademi – Sosyal Hizmetler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü – Meriç Kaymakamlık ve Zirai Karantina Müdürlüğü – F Tipi Cezaevi takımları arasındaki karşılaşmalar gazetemiz yayına hazırlandığı saatlerde oynanması sebebiyle sonuçlarını daha sonra vereceğiz.
Turnuva statüsü doğrultusunda, grup müsabakalarının tamamlanmasının ardından her grupta ilk 2 sırayı alan takımlar bir üst tura yükselecek.
Üst tura kalan 10 takım için grup birincileri ve grup ikincileri ayrı torbalara alınacak, bugün yapılacak kura çekimi sonucunda her eşleşme bir grup birincisi ile bir grup ikincisi arasında olacak şekilde belirlenecek.
Bu eşleşmeler sonucunda galip gelen 5 takım ise kendi aralarında oynayacakları müsabakalarla turnuva sıralamasını ve turnuva şampiyonunu belirleyecek.
1.SONUÇLAR
11 Haziran 2026
Çevre ve Şehircilik 2-0 Keşan DOÇEK
Tarım İl Müdürlüğü 2–0 Özel Harekat
Karadenizliler Derneği 2–0 DSİ (2)
2.SONUÇLAR
16 Haziran 2026
T.Ü. Hastane 0–2 Şehir Gönüllüleri Derneği
Öz Trakya 0–2 Yenimuhacir
Veteranlar 2–1 Emniyet Müdürlüğü
3.SONUÇLAR
17 Haziran 2026
DSİ (1) 2-0 Sosyal Hizmetler
Hasköylüler Derneği 2-1 Balkan Akademi
L Tipi Cezaevi 2-1 F Tipi Cezaevi
4.SONUÇLAR
18 Haziran 2026
Açık Cezaevi 0–2 Özel Harekat
İl Milli Eğitim Müdürlüğü 2–0 Zirai Karantina Müdürlüğü
Keşan DOÇEK 2–0 Tarım İl Müdürlüğü
5. SONUÇLAR
19 Haziran 2026
TED Koleji 0-2 Şehir Gönüllüleri Derneği
Karadenizliler Derneği 2-0 T.Ü. Hastane (H)
T.Ü. Aile Hekimliği 0-2 Emniyet Müdürlüğü
6. SONUÇLAR
23 Haziran 2026
Öz Trakya 0–2 Veteranlar
TÜ Dekanlık 0-2 Balkan Akademi
DSİ (1) 0-2 Hasköylüler Derneği
7. SONUÇLAR
24 Haziran 2026
Meriç Kaymakamlık 1-2 Zirai Karantina Müdürlüğü
L Tipi Cezaevi 1-2 İl Milli Eğitim Müdürlüğü
Çevre ve Şehircilik 0-2 Tarım İl Müdürlüğü
8. SONUÇLAR
25 Haziran 2026
Açık Cezaevi 0-2 Keşan DOÇEK
DSİ (2) 2-0 TÜ Hastane (H)
TED Koleji 0-2 Karadenizliler Derneği
9. SONUÇLAR
30 Haziran 2026
Yenimuhacir 2–1 Veteranlar
T.Ü. Aile Hekimliği 0-2 Öz Trakya (H)
Sosyal Hizmetler 0-2 Hasköylüler Derneği
10. SONUÇLAR
1 Temmuz 2026
F Tipi Cezaevi 2-0 İl Milli Eğitim Müdürlüğü
Meriç Kaymakamlık 2-0 L Tipi Cezaevi (H)
TÜ Dekanlık 2-1 DSİ (1)
11.SONUÇLAR
2 Temmuz 2026
Özel Harekat 0-2 Keşan DOÇEK
Çevre ve Şehircilik 2-0 Açık Cezaevi (H)
Şehir Gönüllüleri Derneği 2-1 Karadenizliler Derneği
Bazıları gülmeye ceza verse de gülmek yakışır insana. Gülmek birçok şekilde ve kişiye, zamana göre değişse de güzeldir. Gülme araçlarından en önemlisi ise komedidir. Komedi, temel amacı izleyiciyi veya okuyucuyu eğlendirmek, güldürmek ve genellikle güldürürken düşündürmek olan bir sanat ve edebiyat türüdür. İnsan doğasının kusurlarını, günlük yaşamın absürtlüklerini ve toplumsal aksaklıkları abartılı ve mizahi bir dille ele alır.
İlk olarak Eski Yunan döneminde bağ bozumu tanrısı olan Dionysos için yapılan törenlerde ortaya çıkmış. Bu törenlerde komos isimli eğlence alayları yapılmaktaymış. Farklı kılıklarda insanlar flüt çalan birinin arkasından çeşitli taşkınlıklar yaparak sokaklarda dolaşmaktaymış.
Komedi günlük yaşamdan esinlenerek yazılmaktadır.Karakterler de genellikle halktan insanlardır.Bu tür komediler insanları eğlendiriyor olsa da derinliğinde düşündürme, kendimizle alay ederek dersler çıkarma ön plandadır. Etliye sütlüye karışmayan komediler de vardır. Egemenin tepkisini çekmek yerine basit sarhoş esprileri, cahil görünümlü insan komedileri, şive yorumları, giyim ve cinsellik şakaları gibi komediler komedi yapılamayan zamanlarda öne çıkar.
Komedyen Ricky Gervais’n dediği gibi;“Komedi rahatsız edici olma hakkına sahiptir ve hatta çoğu zaman öyle olmalıdır. Sözler insanları incitmez insanlar ancak sözlere kendi verdikleri anlamla incinir.” Kısacası sorun, komediyi yapanda değil izleyendedir.
Bazı konuşmaları ba(ğ)zı insanlar sevmez ve ‘inancıma’ veya ‘kimliğime’ dil uzatıldı diyerek yasaklamayı savunur. İhbar ederler ve susturmaya çalışırlar. Maalesef sanatın fıtratında olan ceza alma komedide daha fazladır. Çünkü komedi aslında bir isyandır. Sosyal iklime göre değişse de egemen olanın fıtratımda cezalandırmak vardır. Kim adına? Toplum adına!
Son 45 yılın komedyenlerine baktığımızda, 1980 Kenan Evren darbesi öncesinden gelen Metin-Zeki veya Levent Kırca, Ferhan Şensoy politik hiciv olarak milyonlar tarafından her gün izlenmekte. AKP’nin başkanlık sistemi döneminde ise politik komedi yapan yok gibi. Cem Yılmaz, Ata Demirer, Yılmaz Erdoğan, Hasan Can Kaya, Tolga Çevik, Şahan Gökbakar (Recep İvedik) ilk akla gelenler. Son yıllarda öne çıkanlar. Yaptıkları basit gülmeceler, cinsellik muhabbetleri, skeç türü söz göndermeleri ile sınırlı. Bunun nedeni elbette sanatçının yetmezliği değil idarecilerin yetmezliği.
Komediyi seven bir toplumuz. Komedyen içi kan ağlayarak düğmeye iğne-iplik geçirir gibi sözcük ve mimik seçerken biz güleriz haklı olarak. O gülmeler bizi rahatsız etse de yasaklanmasını isteyemeyiz. Herkesin kimliği de inancı da kitabı da tercihleri de kendisini bağlar. Hepimizin bir uç siniri vardır belki. Ama bu başkalarının hayatını kısıtlamakla olmaz, olmamalıdır. Kim ne yaparsa yapsın Deniz’in dediği gibi ‘neşemizi çalamayacaklar’. Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere gülmemize yasak getirenler de bilmelidir ki; bizim neşemiz; Nasrettin Hocalardan Neyzen Tevifiklere, Sadri Alışıklardan Ferhan Şensoylara gider ki o ünlü gülüşüyle Adile Naşit’in ahahahahihihihilerindedir.
Deniz Göktaş adlı komedyenin ‘Ölü Deniz’ adlı bir gösterisi nedeniyle tutuklanması herkes gibi beni de üzdü ama gülmeyi unutan bizlerin de gülme umudunu tazeledi. Komediyi drama çevirmekte mahir idarecilerimiz dört yıldır değişik yerlerde oynayan ve sosyal medyada milyonlarca kez izlenen oyunu nedeniyle tutuklandı. Tanrılar komedyen bedel istemiş olmalı ki Deniz seçildi. Oysa Deniz yurt dışında idi. Geldi. İfade için emniyete gidecek iken hava alanında polisler aldı ve kayıtlara ‘yakalandı’ diye geçildi. Suçu kendi ifadesiyle; ‘kasten adam güldürmek!’
Bu tutuklamanın arkasındaki güç ve güçlünün hiçlik içinde olduğu bir hinlik var. Bizi güldürenlerin de tez gülebilmesini diliyorum.
Şöyle bir geçmişe bakıyorum da, otuz yıllık hocalığımda, bir taraftan da 30 dan fazla resim, heykel, seramik form sanatı sergileri açmışım!.. Har bir sergide, yepyeni fikirlerle, 40-50 eserden oluşmuş özgün, renk, biçim ve anlatım dili olarak, insanlık tarhinde eşi benzeri olmayan, herbiri, “BİRİCİK” ifade, “SANAT ESERİ”nden bahsediyorum, zanaat eseri değil!.. Ben bu yüzlerce eseri, onlarca sergi ile insanlara neden gösterdim?.. Öyle ya 30 yıldır her yıl, emek verip ürettiğim eserleri niçin sergileyip insanları topladım?.. İnsanlar eserlere bakıp ne gördü?.. Ben insanların bakıpta görmelerine şahit oldum mu?.. Eğitim, eğitim, eğitim de nasıl eğitim?.. Bir de bunu açıklayan olsa, bari!.. “Ne tecrübe ettim onca sanat eseri üretip, sergiyle insanlara göstermekle?..”diye soruyorum kendime!.. Cevabım: Otuz yılda otuz hata yaptığımla yüzleşiyorum, maalesef!.. Kimseyi suçlamak, kınamak değil maksadım. Asırlardır, eğitim noksanlığı var ortada.. Ne sanat, ne de sanat bilinci eğitimi öğreten çıkmamış; zaten okuma özürlülük de var!.. Sanat süs sayılıyor. Sanat eğitimi fakültesi kuruluyor, ilk adı “MEKTEBİ NEFİSİYE.” Sonradan, GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ koymuşlar adını!.. Yani “ŞAHANE SÜSLER EĞİTİMİ” deniyor!.. Sanat güzel, iç açıcı, ortamı süsleyici olmalıymış!.. Güzel sanat mış?.. Yani, DRAMA, TRAJEDİ DİYE BİR ŞEY YOKMUŞ HAYATIN İÇİNDE ANLATILACAK!.. Halâ bu abukluğu düzelten çıkmıyor, ya!.. Sadece “SANAT FAKÜLTESİ” demek, yetmiyor, illâ ŞİŞİRİP ABARTIP, ÇARPITACAKLAR, algıları. Demem o ki, onca sanat eseri sergiledim, “BAKMASINI BİLMEYENLERE, GÖRMESİNİ ÖĞRETEMEYECEĞİMİ ANLADIM!.. Yazık oldu, otuz yıllık emeklerime. İnsanlar sanıyor ki: Yetenekli birisi, şan, şöhret ve servet kazanmak için yapar sanat eserini. “RUHTAN BAKANA, İNSANLIK ŞUURU KAZANDIRMAK İÇİN ÜRETİLİR SANAT ESERİ!..” demezler.
“Ah keşke bu eserleri yapabilen ben olsaydım da, namım, şanım duyulsaydı, dönseydim köşeleri” deyip, izlerler. “RUHTAN GÖREYİM DE, İNSANLIK ŞUURUM ARTSIN” demek akıllara gelmez.
Kuran’ı Kerim. Sure 40/Ayet 54: Aklı selim sahiplerine bir yol gösterici, bir öğüttür. 40/58: Körle gören bir olmaz. İnanan ve iyi iler yapanlarla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz!