PAZAR YERLERİ

Geçen haftalarda Edirne’de çok önemli bir olay oldu, kırk yıldır elektrik fabrikasının yakınında kurulan pazar kapatıldı. Bu yer belediyenin SGK’na borçları dolayısı ile kuruma verilmiş. Bilemeyiz kurumun kararı ile mi başka bir nedenle mi.
Pazar yeri iki haftadır kapalı. Pazarlar satıcı ile alıcının buluştuğu, bir çok çeşit ürünün satıldığı alışveriş yerleridir. Pazar yerleri halk pazarlarıdır. Sosyete dediğimiz kalbur üstü tabaka buralara pek uğramaz. Pazar yerlerinde satılan ürünler biraz kalitesizse de ucuzdur. Çünkü pazarcılar az bir bedel öderse de tezgah kurulan yerler dükkan kiralarına göre daha ucuzdur. Bu nedenle alan memnundur, satan memnundur, bundan ötesi kime ne?
Oraya kurulan pazar yeri hem Pazartesi günleri Edirnelilerin giyecek, yiyecek, çiçek, fidan gibi ürünlerin satıldığı halk pazarıdır. Aynı yere Cuma günü de Ulus Pazarı kurulur. Bu pazarcıların bir kısmı İstanbul’dan gelirse de bir kısmı da Edirneli’dir. Ürünler iç, dış giysi, kap kaçak, halı, kilim, tekstil ürünü, havlu, ayakkabı, biblo ürünler, cam, seramik ürünler, plastik ürünler, ağaç ürünler pazarlanır satılır. Pazar yerinin giriş yerine de Edirnelilerin tezgah açtığı meyve, sebze, süt, yağ ürünleri satılır Halk bu pazarlardan alışveriş yaparak ihtiyacı olan malları daha ucuza alır. Pazar yerleri halk yerleridir. Ne alırsan markete, dükkana göre daha ucuzdur. Pazar yerleri halk için kurulur, halk için vardır.
Pazartesi pazarını kapatma kararı çıkmıştır, kimden çıkmışsa baltayı taşa vurmuştur, halkı saf dışı bırakmıştır. Pazar yerleri halk için kurulur, ucuza alış veriş yapılsın, halk bundan istifade etsin diye. Pazar yerini kapatmakla halkın ucuzluk ortamına set çekilmiştir. Yalnız o mu, satıcılarda satıştan mahrum edilmiştir. Pazar yerinin müşterileri kimlerdir, Edirneliler Bulgarlar, Yunanlılar. Bunlardan elde edilecek döviz kazancı kaybedilmiştir. Halk çeşit maldan mahrum bırakılmıştır, pazar yerini kapatmak hatadır.
Ama, bu hatadan dönüş yapılıyor. 26 Ocak Pazartesi günü ayni yerde eski ihtişamı olmasa da yine alış veriş yapacak bir faaliyet başlamıştır. Kesin konuşmak için erkense de inşallah bu hatadan dönüş olur ve Pazar yerimiz eski ihtişamına kavuşur.
Ticaret serbest bir meslektir. Bizler Türkiye olarak AB’ye girmek için çabalarken Ulus pazarına niye tahammül edemiyoruz. AB’ye girersen Fransız, Alman, İngiliz daha diğer satıcılara nasıl dayanacağız. Liberal ekonomide iş rekabete dayanır, kalkınmanın anahtarı rekabettir, buna kendimizi alıştırmalıyız.
Halk yönetimden hizmet bekler. Halk olmazsa devlet nasıl olacak? Türkiye Monarşi, Oligarşi değildir, Cumhuriyettir. Böyle bir yönetimde demokrasi olur, halk ön plandadır ve sarfınazar edilemez.
Trakya batı yöresinde olup Bulgaristan ve Yunanistan ile komşudur. Üç komşu anlaşıp üç sınırın kesiştiği yerde tahmini 300 dönümlük bir arazi üzerinde haftanın belirli bir günü, en uygunu Pazar günü olur, üç komşu müşterek bir pazar kurup bir birlerinden alış veriş yapmalılar. Her ülkenin bir birine satacak bir şeyleri vardır. Ne dersiniz, biraz utopikte olsa uygulanırsa Türkiye kazanır. Türkiye kadar ucuza satamazlar, halk bundan istifade eder. Zaten Halkındır PAZAR YERLERİ…

AH O EGOLAR

Nesilden nesle, kirlenerek geçen pis egolara dikkat!..
Bu egolar, her türlü maskeyi takabilir, her makamı işgal edebilir, etkili konuşup, ikna edici olabilir. Ancak yüz doğru, bir yanlışla sizi yakabilirler!..
Sakın her söylenene hemen inanmayın; sorgulayın, kolayına kaçmayın. Aile ve yakın çevresinde, nesilden nesle genlerle bulaşmış bu pis egolar, şeytanın en kolay, en hünerli kullandığı zaaflarımızdır.
Bu egoların en belirgin özellikleri, “Yanlış üslup, doğru sözün katilidir.” hatası içindedirler.
Yani, bir konuyu savunurken, kavgacı, saldırgan, suçlayıcı, aşağılayıcı, düşmanlaştırıcı bir tavır içindedirler.
Oysa, bir konunun doğrusunu, yanlışını, açıklarken, İSPATLI, HOŞGÖRÜLÜ olmak, ÖĞRETİCİDİR!..
Saldırgan tavır, düşmanlığa, yani şeytana hizmet eder!..
Sakın benim yazdığım her şeyi Akıl, mantıkla, bilgiyle değerlendirmeden, “Doğrudur” diye, kabul etmeyin!..
Yani, konuyu sorgulayın, doğrusunu öyle onaylayın, ne kadar titizlikle dikkat etsem de, ben de insanım, egoma gelir yanılabilirim!..

Sorgulamaya gücümüzün yetmeyeceği tek kitap Kuran’dır. Kuran, sorgulanamaz!..

Kuran’ı Kerim. Sure 17/Ayet 53:
Mümin kullarıma de ki:
“Müşriklere yumuşak söz söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şeytan insanın apaçık düşmanıdır.

‘Sorun yaşayan bölgemiz yok’

Olgay GÜLER

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, metrekareye yaklaşık 60 kilogram yağışın düştüğü kentte gece geç saatlere kadar sahada ekiplerin mesaisine katılırken, gündüz de altyapı çalışmalarının sürdüğü Kaleiçi semtinde incelemelerde bulunup yağışı değerlendirdi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi’nin uyarısının ardından kentte, Perşembe günü sabah başlayan sağanak, ilerleyen saatlerde etkisini artırdı. Kent merkezinde bazı cadde ve sokaklar suyla doldu. Sürücüler ilerlemekte güçlük çekerken, polis ekipleri önemli noktalarda önlem aldı. Gün boyu etkili olan kuvvetli sağanak nedeniyle ev ve iş yerlerini su bastı, Edirne Valiliği motosiklet ve motokuryelerin trafiğe çıkışını yasakladı. Meteoroloji tarafından yapılan ölçümlerde, Edirne’de metrekareye 60 kilogram yağış düştüğü belirlendi.

‘SORUN YAŞAYAN BÖLGEMİZ YOK’

Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, metrekareye yaklaşık 60 kilogram yağışın düştüğü kentte gece geç saatlere kadar sahada ekiplerin mesaisine katılırken, gündüz de altyapı çalışmalarının sürdüğü Kaleiçi semtinde incelemelerde bulunup yağışı değerlendirdi. Gencan, kentte beklenenin üzerinde bir yağış alındığını belirterek, şunları söyledi:

“Dün akşam itibariyle normalin epeyce üzerinde bir yağış aldık. Bazı mahallelerimiz de bundan etkilendi. Biz yağış başlamadan önce aslında çalışmalarımızı başlatıyoruz. Çünkü bu sürpriz olmuyor. Meteorolojiden aldığımız veriler doğrultusunda, arkadaşlar zaten sürekli sahadalar. Ama tabii beklenenin üzerinde bir yağış olunca etkilenen yerlerimiz oldu. Biz yağış başladığı andan itibaren de sahadaydık. Şu an için herhangi bir sıkıntı yaşayan bölgemiz yok. Hepsine hızlı bir şekilde müdahale ettik. Vatandaşlarımızın evlerinde birtakım su baskınları oldu. Tabii bu evlerdeki su baskınlarının da çeşitli gerekçeleri var ama biz burada yine mazeretlerin arkasına ya da ‘burada yapı kullanması yok, izni yok’ demiyoruz. Vatandaşımız ekonomi olarak zor günlerden geçiyor. Her anlamda onların yanında olmaya devam ediyoruz. Gece saatleri itibariyle sabah saatlerine kadar süren bir mesaimiz oldu ama şu an problem yaşayan herhangi bir bölgemiz bulunmamakta.”.

‘KALEİÇİ’Nİ TERTEMİZ TESLİM EDECEĞİZ’

Kaleiçi’ndeki altyapı çalışmalarına değinen Gencan, “Biz özellikle altyapı çalışmalarının devam ettirdiğimiz bölgelerdeyiz her gün. Hem Hilly kavşağında yapmış olduğumuz çalışmalarda Kıyık’tan aşağı doğru iniyoruz şu anda. Tabii bir de Kaleiçi bölgemiz var. Şimdi de muhtarımızla beraberiz. Hem burada problem yaşanan yollarla ilgili özellikle sorun yaşadığımız yerlere bakıyoruz. Biraz da hemşerilerimizi ziyaret edeceğiz, onları dinleyeceğiz. Tabii altyapı çalışmasına başlarken de hep şunu ifade etmiştik; ‘Burada birtakım sıkıntılar yaşanacak. Bu anlamda özellikle yollarla ilgili sorunlar yaşıyoruz. Burada hem esnafımız, hem oturan komşularımız problemler yaşıyorlar. Ama bu geçici süreli bir sorun.’ Nihayetinde biz burada problemi çözmüş olduğumuzda hem su kayıp kaçak oranımızın önüne geçmiş olacağız. Hem de diğer taraftan muhtarım çok iyi biliyor ki çok uzun yıllardan beri burada içme suyu ilgili çok ciddi bir sıkıntı yaşanıyordu. O problemlerin de bir daha yaşanmaması için bu mücadeleyi veriyoruz. Bu bir taraftan su kayıp kaçağı önlemek çok önemli. Özellikle yaşadığımız bu kuraklık zamanındaki önümüzdeki günlerde daha şiddetli yaşayacağız büyük ihtimalle. Diğer taraftan da mahalle sakinlerimizin bu konuda yaşamış olduğu sıkıntılar, aynı zamanda bu mahalleyi yapmakla beraber birçok üst kottaki mahallemize de rahatlıkla su verebilir konuma geleceğiz. Bu da bizim için önemli. Biz her zaman işimizin başındayız. Burada tabii ki dediğim gibi yolları şu anda görüyoruz ama sürekli arkadaşlar her yağış sonrasında buraya malzeme atmaya, büyük ölçekteki sorunları gidermeye çalışıyorlar. Biz dediğim gibi burada hızlıca ki çok az bir kilometre kaldı ama buradaki zemin tam oturduğunda, mevsim artık normalleştiğinde ve asfalt atma dönemine geldiğimizde Kaleiçi’ni tertemiz bir hale getirip muhtarımıza ve komşularımıza teslim etmiş olacağız” şeklinde konuştu.

Ramazan öncesi ‘fiyat’ denetimi

Olgay GÜLER

Edirne Ticaret İl Müdürlüğü tarafından, Ramazan ayına sayılı günler kala kentteki bir AVM’de market, kasap ve lokantalara yönelik fiyat ve etiket denetimi gerçekleştirildi.

İl Müdürlüğü ekiplerinin, Ramazan ayı öncesinde gerçekleştirdiği fahiş fiyat ve etiket denetimleri sürüyor. Denetimlerine kentte bir AVM’de devam eden ekiplere Ticaret il Müdürü Mustafa Kurt da katıldı. 10 ilde market, kasap ve lokantalarda eşzamanlı yapılan denetimlerde fahiş fiyat artışı, fiyat etiketi ve kasa raf etiket fiyatları karşılaştırıldı. Tespit edilen aykırılıklar hakkında idari para cezası uygulanması için işlem yapıldı. Aynı zamanda firmalara 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Fiyat Etiketi Yönetmeliği, indirimli satışlar, raf ve kasa fiyatı karşılaştırmalarında dikkat edilecek hususlar başta olmak üzere bilgilendirmeler yapıldı.

Ekipler denetimde, yeme içme hizmeti sunan işletmelere de fiyat listeleri ve gramajları hakkında yürürlüğe giren, uyulması gereken yasal düzenlemeleri içeren bilgiler verdi. İşletme yetkilileri ve vatandaşlar değişen mevzuatı da içeren Kanunlar ve Yönetmelikleri hakkında yapılan bilgilendirmelerin hem işletmeleri hem de müşterileri için büyük önemi olması nedeniyle memnun olduklarını söyledi.

Edirnespor’da son çıkış!

Olgay GÜLER

Nesine.com 3’üncü ligde son sıraya demirleyen Edirnespor’da gerçekleştirilen olağan genel kurulda, mevcut başkan Onur Yaren Ayaydın ve arkadaşları, başka aday çıkmayınca, yeniden yönetime seçildi.

Kentte geçtiğimiz hafta çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle kulüp tesislerinde, çoğunluk aranmadan genel kurul gerçekleştirildi. Genel kurula, mevcut yönetimin dışında başka katılan olmayınca, yeniden aynı kadroyla yola devam edildi. Konuyla ilgili basın açıklaması yapan Edirnespor yönetim kurulu üyesi ve basın sözcüsü Cesur Pakarda, maddi ve manevi açıdan takımın sahipsiz bırakıldığını söyledi.

‘TAKIM SEZON BAŞINDAN BERİ SAHİPSİZDİ’ 

Takımın sahipsiz kalmaması için yeniden ellerini taşın altına koyduklarını belirten Pakarda, “Biz burada ciddi mücadele vererek bu takımı hazırlayıp, müsabakalara çıkartmaya çalışıyoruz. Gönül isterdi ki şu an burada başka yönetimler olsun, gelsinler yönetimi teslim edelim, bayrağı onları teslim edelim. Maalesef böyle bir oluşum olmadığı için şu an 5-6 kişiyle bir kongre gerçekleştirildi. Sezon başından beri sahipsizdi takım. Aslında birkaç yıldan beri gelen bir süreçti. Bu yıl patlama noktası oldu. Sezon başında da bu mali tablonun böyle olacağı belliydi. Ticari anlamda da tüm esnafın sıkıntıları var. Edirnespor mu? İş yerlerini ayakta tutmak mı? Bu konularda geçinme sıkıntıları var. Ülke genelinde de sıkıntılar yaşanıyor aslında ekonomik anlamda. Ekonomisi düzgün olan kulüpler ayakta durup, koymuş oldukları hedefe kilitlenip oralarda mücadele edebiliyorlar. Ama maalesef Edirne’de böyle bir durum yok” diye konuştu. 

‘KİLİT VURMA NOKTASINA GELDİK’

Kenti, şehir dışında temsil eden 3 takımın da kötü durumda olduğuna dikkat çeken Pakarda, “Edirne’de üç tane şehir dışında kenti temsil eden takımımız var. Bir Devlet Su İşleri takımımız var salon sporlarında, galibiyeti olmadığını duyuyoruz, takip ediyoruz. Edirnespor aynı şekilde. BAL liginde de Edirne’yi temsil eden bir takımımız var, 1922. Onlar da küme düşmemek için mücadele veriyorlar. Edirne’nin spora olan sevgisi, sahiplenmesi dibe vurmuş durumdadır. Onun için böyle çok mücadele etmenin de bir anlamı yok. Yani burada Edirnespor’u ya da diğer takımlarımızı ayakta tutabilmek için buraya şehrimizi yöneten büyüklerimizin devreye girmesi gerekiyor. Yani bu şahısların yapacağı bir şey değil. Biz sadece bu kulübe askerlik yapabiliriz. Maça gideriz, antrenmana gideriz, tesisi boyayabiliriz ama büyüklerimizin, bu şehri yönetenlerin yani kulüplere sahip çıkmadığı sürece, bu kulüpler maalesef kilit vurma noktasına geliyor ve geldik de Edirnespor olarak” dedi.

‘BU YIL PROFESYONEL LİGE VEDA YILI GİBİ DURUYOR’

Takımın gidişatının iç açıcı olmadığına da vurgu yapan Pakarda, “Bu sene genç bir kadromuz var. Genç kadromuz çıkıp elinden gelen tüm mücadeleyi gösteriyorlar. Yani kümede kalır mıyız? Kalmaz mıyız? Ama şu anki puan cetveline baktığın zaman durumumuz önümüzdeki sene BAL ligini gösteriyor. Edirnespor bu sene profesyonel lige veda etme yılı gibi duruyor. Yani bir mucize gerçekleşmezse” şeklinde konuştu. 

‘STAT PROJESİ MERİÇ NEHRİ GİBİ, AKIP GİDİYOR’

Şehir stadının olmamasına da vurgu yapıp, verilen stat sözünü hatırlatan Pakarda, “Ben 25 yıldan beri bu kulübün içerisindeyim. Diğer statlara, illere gittiğiniz zaman insanlar devasa statlara sahip. Bizim burada stadımız yok. Yıllardan beri bir proje var, stat projesi. Yani stat projesi Meriç nehri gibi, akıp gidiyor devamlı, ve akıp gidecek. Hangi veli çoluk çocuğunu alıp da şu Edirne’deki statlarda maç izletebilir? Sosyal anlamda bir iyileştirme yok. Yani sade yeşil zemin yapıp dört tane tribün koyarak olmuyor. Tesis yok. Allah’tan şurasını zamanında yapanlara teşekkür etmek lazım. Yani şurada en azından bir tesisimiz var, sizleri misafir edeceğimiz bir odamız var” ifadelerini kullandı.

YÖNETİM VE DENETİM KURULU BELLİ OLDU

Öte yandan, genel kurul sonucunda kulübün yönetim ve denetim kurulu şu isimlerden oluştu:

Yönetim Kurulu (asil):

Onur Yaren Ayaydın, Cenk Benakman, Gökhan Çancık, İbrahim Turan, Cesur Pakarda

Yönetim Kurulu (yedek):

Ahmet Erginler, Engin Yağcılar, Tugay Ardaboylu, Refik Karişan, Orkan Işık

Denetleme Kurulu (asil):

Ersan Sivrikaya, Mehmet Emin Altuntaş, Yavuz Arslan

Denetleme Kurulu (yedek):

Alpcan Düblen, Mehmet Ali Asar, Levent Özkan

Keşan Belediyesi’ne indirimli elektrik

Keşan Belediyesi ile Trakya Elektrik Perakende Satış A.Ş. (TREPAŞ) arasında indirim protokolü imzalandı. İmzalanan protokol kapsamında, Keşan Belediyesi ödeyecek olduğu faturalardan yaklaşık 1.500.000 Türk Lirası indirim hakkı kazanarak tasarruf sağlayacak.

Protokol imza törenine Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, Keşan Belediyesi Mali İşler Müdürü Hasan Balcı, Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürü Bedri Kara ve Elektrik Mühendisi Bert Biçer ve TREPAŞ Bölge Satış Kıdemli Uzmanı İbrahim Aktuğ katıldı.

Keşan Belediyesi’nin elektrik giderleri konusunda önemli bir anlaşma yapıldığını kaydeden başkan Özcan, “Belediyemizin elektrik giderlerinde tasarruf sağlayacak bu protokol ile kamu kaynaklarını daha verimli kullanmayı amaçlıyoruz. 2026 yılı boyunca elde edeceğimiz bu avantaj, belediye bütçemize katkı sunarken, hizmetlerimizi de daha güçlü şekilde sürdürmemize imkân tanıyacak.” İfadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından protokol imzalandı.

Tunca’da ‘S.O.S’!

Olgay GÜLER

Edirne’de dün etkili olan kuvvetli sağanak nedeniyle metrekareye 60 kilogram yağış düşerken, tarımsal sulamada kullanılan Tunca Nehri’nde debi 8 metreküp/saniyeden 50 metreküp saniyeye çıktı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi’nin uyarısının ardından kentte, dün sabah saatlerinden itibaren başlayan sağanak, ilerleyen saatlerde etkisini artırdı. Kent merkezinde bazı cadde ve sokaklar suyla kaplandı. Sürücüler ilerlemekte güçlük çekerken, polis ekipleri önemli noktalarda önlem aldı. Gün boyu etkili olan kuvvetli sağanak nedeniyle ev ve iş yerlerini su bastı, Edirne Valiliği motosiklet ve motokuryelerin trafiğe çıkışını yasakladı. Meteoroloji tarafından yapılan ölçümlerde, Edirne’de metrekareye 60 kilogram yağış düştüğü belirlendi.

TUNCA NEHRİNDE KRİTİK ARTIŞ

Sağanak, bugün kentte etkisini kaybederken, tarımsal sulamada kullanılan Tunca Nehri’nde debi 8 metreküp/saniyeden 50 metreküp/saniyeye çıktı. Nehrin kent merkezinden geçen kısmında su kritik seviyelere ulaşırken, Tunca Köprüsü ve Sarayiçi’ndeki Yalnızgöz Köprüsü’nün gözleri yarı oranda kapandı.

Nehrin Edirne merkeze bağlı Avarız köyünden geçen kısmındaysa su yatağından taşıp, köy yolunu kapladı. Yolu kullanan sürücüler yolda ilerlerken güçlük çekerken, buğday ekili bazı tarlaları da su bastı. 

Kentte sağanak yağışın yarın da kuvvetli etkili olması, Pazar günüyse yerini kar yağışına bırakması bekleniyor.

NEHİRLERİN DEBİLERİ

DSİ’nin bölgedeki ölçüm istasyonlarında dün saat 08.00 ve 12.00 ölçümlerinde alınan değerler şöyle:

ARDA

İvoylovgrad                89-183

TUNCA:

Elhova – Bulgaristan    12-13

Suakacağı                    41-50

MERİÇ:

Harmanlı-Bulgaristan  190-215

Svilengrad-Bulgaristan            242-256

Kirişhane                    496-637

İpsala                          454-457

ERGENE

İnanlı                          2-2

Lüleburgaz                  3-3

Yenicegörece              29-37

EN FAZLA YAĞIŞ MERKEZE

Edirne’de önceki gün en fazla yağışın metrekareye 66,7 (mm) ile Lalapaşa ilçesine bağlı Ömeroba Köyü’ne düştüğü belirlenirken, merkeze düşen miktar ise 60,4 (mm) olarak ölçüldü. İl genelinde 1 günlük yağış (mm) miktarları şöyle

Enez                17,1

Havsa              15,5

İpsala               17,5

İpsala/Hacı      17,3

Keşan              12,8

Mecidiye         12,1

Lalapaşa          62,9

Hamzebeyli     51,7

Ömeroba         66,7

Meriç               29,2

Merkez                        60,4

Kemal Köyü    39,3

Süloğlu                        44,1

Uzunköprü      11,8

‘Sivillere yönelik şiddet suçtur’

İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu’nda ALDE Grubu adına yaptığı konuşmada Türkiye’nin çevre coğrafyasındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Akalın, bölgeye yönelik değerlendirmelerde sömürgeci dilin terk edilmesi gerektiğini vurgulayarak, her ülkenin kendi adıyla anılması ve dayatılmış kimliklerden kaçınılmasının önemine dikkat çekti. Her ülkenin kendine özgü koşulları bulunduğunu ifade eden Akalın, tartışmaya konu olan ülkelerin egemen devletler olduğunu belirtti.

Konuşmasında İran’a özel bir parantez açan Akalın, binlerce yıllık bir medeniyete sahip olan İran’ın insanlığa yaptığı katkıların, mevcut rejimin uygulamalarına rağmen göz ardı edilemeyeceğini söyledi. Ancak ülkede ciddi insan hakları ihlallerinin yaşandığını, protestoların şiddetle bastırıldığını ve göstericilerin öldürüldüğünü dile getiren Akalın, sivillere yönelik şiddetin kabul edilemez ve suç olduğunu vurguladı.

Suriye’de devlet kurumlarının zayıflamasıyla birlikte, dış aktörlerin de silah desteğiyle körüklediği rakip gruplar arasında bir silahlanma yarışının ortaya çıktığını ifade eden Akalın, zorla ele geçirilen toprakların sık sık farklı silahlı gruplar arasında el değiştirdiğini belirtti. Bu şiddet döngüsünde en büyük bedeli ise her zaman en küçük ve en savunmasız azınlıkların ödediğini söyledi.

Toprak bütünlüğü ve siyasi birliğin yalnızca istikrar için değil, insan haklarının etkin biçimde korunması açısından da vazgeçilmez olduğunu kaydeden Akalın, zayıf veya parçalanmış devlet yapılarının toplumun hiçbir kesimi için kalıcı güvenlik ya da hak güvencesi sağlayamayacağını ifade etti. Bölgede terör örgütleri ve silahlı grupların varlığının parçalanmayı derinleştirdiğini ve acıları uzattığını belirten Akalın, daha fazla silah sağlamanın koruma değil, daha fazla bölünme getirdiğini söyledi.

İsrail ile Filistin arasındaki çatışmaya da değinen Akalın, sürdürülebilir ve acil bir çözümün Gazze’nin bombalanmasının sona ermesi, iki devletli çözümün tanınması ve uluslararası hukuka tam saygı ile başlaması gerektiğini dile getirdi.

Bölgedeki istikrarsızlığın yalnızca ilgili ülkelerle sınırlı kalmadığını ifade eden Akalın, yerinden edilme, güvensizlik ve büyük ölçekli göç yoluyla komşu ülkeleri etkilediğini ve Avrupa’ya kadar ulaştığını belirtti.

Konuşmasının sonunda Akalın, azınlık haklarının ve İran, Irak, Suriye, İsrail ve Filistin halklarının gerçekten önemsenmesi halinde barışın, devlet bütünlüğünün, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve insan onurunun birlikte ve çifte standart olmadan savunulması gerektiğini vurguladı.

Minderin tozunu attılar!

Balıkesir’de gerçekleştirilen 5. Yasemin Adar Kadınlar Güreş Turnuvası’nda Edirne’yi temsil eden sporcular, takım olarak şampiyon olma başarısı göstererek önemli bir başarıya imza attı.

Yasemin Adar Kadınlar Güreş Turnuvası kapsamında bu yıl 5’incisi düzenlenen ve yaklaşık 300 sporcunun katılım sağladığı uluslararası organizasyonda, Edirne SEM ve Serhad Şehri Spor Kulübü Sporcuları takım olarak şampiyon olma başarısı gösterdi.

Bu önemli başarının ardından sporcular, Gençlik ve Spor İl Müdürü Selim Ak’ı ziyaret ederek sevinçlerini paylaştı. İl Müdürü Selim Ak, sporcuları ve antrenörlerini tebrik ederek başarılarının devamını diledi.

DERECE ALAN SPORCULARI

U13 Kategorisi

54 kg Güneş Zımba

58 kg Hamiyet Ömür Gümüş

66 kg Derin Enginar

33 kg Selma Ceylin Alıçlı

42 kg Samira Adıyaman

50 kg Kumsal Zımba

U15 KATEGORİSİ

39 kg Serra Gül Yılmaz

62 kg Şirin Dilci

ÖZEL TEŞVİK KATEGORİSİ

Defne Arslantürk

Kumsal Ada Ergül

Şenay Ceylin Delen

Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü konuya ilişkin paylaşımında, “ Edirne’yi gururla temsil eden sporcularımızı ve emeği geçen herkesi tebrik ediyoruz”  ifadelerini kullandı.

Uludağ, Kartalkaya veya Palandöken: Hangi Kayak Oteli Size Göre?

Kış tatili planı yaparken üç güçlü seçenek öne çıkar: Uludağ, Kartalkaya ve Palandöken. Hepsi kar, pist ve kış atmosferi sunar; ama tatilinin ruhu bambaşka şekillenir. Biri kısa kaçamaklarda parlayan “yakın ve hareketli” bir deneyim verirken, diğeri ormanın içine saklanmış daha dingin bir kış masalı yaşatır; bir diğeri ise uzun pistleri ve yüksek irtifasıyla “kayak performansı” odağını güçlendirir. Bu yüzden doğru seçimi yapmak için “en popüler hangisi?” sorusundan çok, “ben nasıl bir tatil istiyorum?” sorusuna cevap vermek gerekir.

Bu yazıda, her bölgeyi ayrı ayrı ele alarak kimler için daha uygun olduğunu anlatacağız. Ulaşım, pist karakteri, kalabalık yoğunluğu, konaklama ritmi ve tatilden beklentiler gibi detaylara bakarak kararını netleştirmeyi hedefleyeceğiz. Böylece sabah piste ilk çıkanlardan mısın, yoksa kar manzarasına karşı yavaş bir kahvaltıyla güne başlayıp günün geri kalanını dinlenmeyle dengeleyenlerden mi olduğunu kolayca görebilirsin.

Ulaşımın pratik, atmosferin canlı olduğu bir kış kaçamağı istiyorsan Uludağ’ın temposu seni mutlu eder

Uludağ’ın en belirgin avantajlarından biri, kısa süreli tatiller için bile erişilebilir bir seçenek olmasıdır. Bu pratiklik, bölgenin enerjisini de yükseltir: hafta sonu tatilcisi, arkadaş grupları ve kış eğlencesini sevenler aynı anda bölgede buluşur. Sonuç olarak Uludağ, “kar tatili sadece kayak değil” diyenler için daha canlı bir atmosfer sunar.

Uludağ’da konaklama seçerken, pist yakınlığının yanında otelin gün içi akışına da bakmak önemlidir. Çünkü burada tatil çoğu zaman iki parçalı yaşanır: gündüz pistte hareket, akşam ise daha sosyal bir tempo. Kalabalığı sevenler için bu dinamizm avantajdır; daha sakin bir tatil arayanlar içinse yoğunluk belirleyici olabilir. Eğer senin için tatilin keyfi biraz da “insanların içinde olmak”sa, Uludağ bu beklentiye iyi karşılık verir.

Çam ormanlarının içine saklanmış daha izole bir kış dünyası arıyorsan Kartalkaya’nın hissi daha farklı

Kartalkaya, “kış atmosferi” denince akla gelen o sahneyi yaşatır: karla kaplı çam ağaçları, daha sakin bir çevre ve doğayla daha yakın bir ilişki. Burada tatil, yalnızca pistten ibaret olmak zorunda değildir; hatta çoğu kişi için günün ritmi daha yavaş ve daha dengelidir. Bu yüzden Kartalkaya, kafa dinlemek ve şehir gürültüsünü geride bırakmak isteyenlerin tercihleri arasında öne çıkar.

Kartalkaya’da en önemli noktalardan biri, tesisin konfor alanlarıdır. Çünkü hava sertleştiğinde ya da gün içinde ara vermek istediğinde, içerideki deneyim tatilin ana parçasına dönüşür. Bu nedenle konaklama tercihini yaparken, “gün içinde otelde vakit geçirsem keyif alır mıyım?” sorusu özellikle işe yarar. Daha az koşturmaca, daha çok “kışın tadını çıkarma” planı istiyorsan, Kartalkaya güçlü bir adaydır.

Pistte daha uzun süre kalmak ve yüksek irtifanın avantajını yaşamak istiyorsan Palandöken tam performans odaklı bir seçenek

Palandöken’i öne çıkaran şey, çoğu kayak severin çok önemsediği iki kriterdir: uzun pist hissi ve yüksek irtifa avantajı. Burada tatil, daha çok “kayma süresini büyütmek” üzerine kurulur. Eğer sabah erkenden çıkıp gün boyu pistte kalmayı, iniş-çıkışlarla kendini geliştirmeyi seviyorsan Palandöken seni tatmin eder.

Palandöken, aynı zamanda “kayakta ilerlemek” isteyenler için de uygun bir zemine sahiptir. Kondisyonu test eden uzun inişler, temponu korumayı gerektiren parkurlar ve gün sonunda “gerçekten spor yaptım” hissi bu bölgeyle daha kolay ilişkilendirilir. Tatil anlayışın daha atletik ve hedef odaklıysa, Palandöken seçimi tatilin genel memnuniyetini belirgin biçimde artırabilir.

Konaklama seçimini netleştiren ana konu: Tatilin pist mi, dinlenme mi, yoksa denge mi?

Dağı seçmek önemli; ama tatil deneyimini asıl belirleyen çoğu zaman nerede ve nasıl konakladığındır. Çünkü iyi bir konaklama, hem pist günlerini kolaylaştırır hem de günün geri kalanını “tamamlayıcı” hale getirir. Bu yüzden yalnızca “güzel görünüyor” yaklaşımı yerine, ihtiyaçlarını madde madde netleştirmek daha doğru bir eşleşme sağlar.

Bir otel seçmeden önce kendine şu soruları sorman işini kolaylaştırır:

  • Tatilde ana motivasyonun daha çok pist mi, yoksa dinlenme mi?
  • Kalabalık seni besliyor mu, yoksa yavaş tempo mu arıyorsun?
  • Kısa ve yoğun bir kaçamak mı, yoksa daha uzun bir kış tatili mi planlıyorsun?
  • Gün içinde piste ara verdiğinde otelde vakit geçirmek seni mutlu eder mi?

Bu soruların cevapları, Uludağ–Kartalkaya–Palandöken arasında doğru yönü daha net gösterir. Konaklama alternatiflerini geniş çerçevede incelemek istersen, farklı konseptleri bir arada görmek için otel kategorisine göz atmak karar sürecini sadeleştirir.

Kayak tatiline sıcak bir “iyi hissetme” katmanı eklemek isteyenler için termal rahatlık ayrı bir dünya

Bazı tatillerin amacı sadece aktivite değildir; bedenin gevşemesi, zihnin yavaşlaması ve soğuk havada sıcak bir rahatlık bulmak da planın merkezinde olabilir. Bu noktada termal deneyim, kış tatiline bambaşka bir boyut katar. Pistten döndükten sonra sıcak suyla rahatlamak, günün yorgunluğunu daha hızlı atmana yardımcı olabilir ve tatilin temposunu daha dengeli hale getirebilir.

Eğer “kayak + toparlanma” ikilisini birlikte düşünüyorsan, termal konseptli seçenekleri incelemek doğru bir başlangıç olur. Farklı konaklama yaklaşımlarını değerlendirmek için termal oteller sayfasındaki seçeneklere bakarak beklentine en uygun tatil ritmini daha kolay kurabilirsin. Böylece tatil, sadece pistte geçen saatlerden değil, günün tamamındaki konfor hissinden beslenir.

Kararını hızlandıran kısa özet: Hangi dağ hangi tatil tipine daha yakın?

Üç bölgeyi tek bir cümleyle özetlemek gerekirse: Uludağ daha canlı ve hareketli; Kartalkaya daha izole ve doğa odaklı; Palandöken ise performans ve pist süresi odaklıdır. Doğru seçim, senin tatilden beklediğin duyguya bağlıdır. Kış tatilini “sosyallik” olarak mı yaşarsın, “dinginlik” olarak mı, yoksa “kayak sporu” olarak mı?

Bu noktada genel çerçeveyi görmek, farklı bölgeleri aynı zihinsel tabloda karşılaştırmayı kolaylaştırır. Konaklama tiplerini ve kayak odaklı seçenekleri daha bütünlüklü değerlendirmek için Kayak otelleri başlığı altında farklı konseptlere bakmak, senin için doğru eşleşmeyi hızlandırır.

Tatili gerçekten güzelleştiren küçük detaylar: Planın esnek, beklentin doğru olsun

Hangi bölgeyi seçersen seç, tatilinin kalitesi çoğu zaman küçük detaylardan etkilenir. Kış koşulları değişkendir; bazı günler güneşli ve yumuşak, bazı günler sert ve rüzgârlı olabilir. Bu yüzden planını “kusursuz gün” beklentisine değil, “doğru tempo” fikrine göre kurmak daha iyi hissettirir. Katmanlı giyinmek, kısa molaları planlamak ve gün içindeki enerjini dinlemek, tatilin sonuna daha mutlu gelmeni sağlar.

Sonuç olarak Uludağ, Kartalkaya ve Palandöken’in her biri doğru kişi için çok iyi bir seçim olabilir. Önemli olan, senin tatil stilini doğru okumak: daha canlı bir kış kaçamağı mı, doğa içinde daha sakin bir ritim mi, yoksa pistte daha uzun ve daha güçlü bir performans mı? Cevabın hangisiyse, doğru dağ da büyük ihtimalle orada seni bekliyordur.