Keşan’da kadınlardan şiddete karşı tek ses

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesinde Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi.

Keşan’da, kadına şiddete karşı Şehitlik Parkı önünde toplanan kadınlar, ellerinde taşıdıkları pankart ve dövizlerle sloganlar atarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşe erkekler de destek verdi. Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklamasını okuyan Keşan Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Saliha Kafalı, 25 Kasım 1960 yılında Mirabel kardeşlerin katledilmesinden bugüne kadar kadına yönelik şiddetin azalmadan artarak devam ettiğini söyledi.

‘İSTEĞİMİZ; GÜVENCELİ VE İNSANCA YAŞAM’
Açıklamada kadınların, güvenceli ve insanca yaşam istediğini belirten Kafalı, “Hele ki son yıllarda her sabah uyandığımızda 3-4 kadının katledilmesine şahit oluyoruz. Artık yeter diyoruz. Kadınlar olarak isteğimiz; güvenceli ve insanca yaşam. Çok şey mi istiyoruz? Tüm zorluklara rağmen eşit, özgür ve güvenceli yaşam için mücadele ediyoruz. Lütfen bizi duyun artık. Çalmaya çalıştığınız bu hayat bizim, tahakküm altına almaya çalıştığınız bu beden bizim, karartmaya çalıştığınız bu umut bizim” dedi.

‘KADINLAR TOPLUMU HAYATTA TUTAN GİZLİ KAHRAMANLARDIR’
Kadınların kazanılmış haklarının gaspına ve nefretin yasalaştırılmasına karşı olduklarını dile getiren Kafalı, “Katledilen, güvencesiz koşullarda, iş cinayetlerinde öldürdüğünüz kız kardeşlerimizin, geleceğini çaldığınız kadınların, çocukların hesabını sormak için meydanlardayız. Bilsinler ki ne korkumuz ne suskunluğumuz var. Öfkemizi örgütlemeye, meydanlarda isyanımızı haykırmaya devam edeceğiz. Kazanılmış haklarımızın gaspına ve nefretin yasalaştırılmasına karşıyız. Bizler erkek egemen zihniyetin karanlığına karşı birbirimizin ışığı olacağız. Bu ülkede tüm kadınlarımız, güvende, özgür, eşit bireyler olarak tüm haklarını kullanana dek mücadelemize devam edeceğiz. Bizler, günün hangi saati olursa olsun, evlerimize rahatça yürümek istiyoruz. Unutmayın ki kadınlar, toplumu hayatta tutan gizli kahramanlardır. Şiddet ve kadın kelimesinin yan yana gelmediği bir dünya dileğiyle” diye konuştu.

Süt üreticisine ‘erken teşhis’ cihazı!

Olgay GÜLER

Edirne’de süt üreticiliği yapan büyükbaş hayvan sahiplerine, ineklerde süt sağım aşamasında görülen ve verimin büyük ölçüde düşmesine sebep olan Mastitis hastalığını tespit edebilen cihaz dağıtıldı.
Süt veren canlılarda meme dokusunun enfeksiyon sonucu iltihaplanmasıyla ortaya çıkan Mastitis hastalığına karşı harekete geçen Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilerin süt verim kaybı ve ilaç masraflarının azaltılması için çalışma başlattı. Çalışma kapsamında bir firmayla anlaşan müdürlük, Mastitis’i sağım aşamasında tespit edebilen cihaz temin etti. Cihazlar, başvurular sonucunda seçilen 52 süt üreticisine törenle dağıtıldı. Dağıtım törenine Edirne Valisi Yunus Sezer ile İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse de katıldı.


‘VERİM KAYIPLARININ AZALMASINI AMAÇLIYORUZ’
Törende konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, cihazın üreticiye katma değer ve fayda sağladığına dikkat çekerek, “Özellikle hayvanların meme hastalıkları kapsamında mastitise yakalanmadan önce bu cihaz vasıtasıyla erken tespitlerini sağlayıp, erken müdahale imkanı sağlamakta, süt verimi kaybı azalmakta, antibiyotik ve tedavi masrafları düşmekte. Hayvan hastalıktan korunarak, meme sağlığının ekonomik ömrü uzamakta. Yılda ortalama 20 vakayı erken tespit etmesi halinde; 5 yılda cihaz başına yaklaşık 612 bin TL’lik de bir katma değer, bir gelir elde edeceğini düşünüyoruz. 52 cihazın toplam katkısı olarak da 31 milyon 824 bin TL tasarruf öngörülmekte. Proje ilimizde süt sağıcılığı yapan yetiştiricilerin Mastitis kaynaklı verim kayıplarının azaltılması ve işletmelerde sağlık yönteminin iyileştirilmesi amacıyla hazırlandı. Cihazların dağıtımıyla birlikte erken teşhis uygulamalarını yaygınlaşması ve ekonomik kayıpların azaltmasını öngörüyoruz” diye konuştu.


‘SAĞIM AŞAMASINDA TESPİT EDİLİYOR’
Firma Sorumlusu Ender Koç da, cihazla ilgili bilgi verdi. Koç, cihazın mikrobu erken aşamada tespit ederek bilgi verdiğini söyleyerek, “Her sağımda başka bir hayvana geçme durumunu engellemiş olur. Mikrobu tespit ettiği için erken aşamada müdahale etmenize sebep olur. Hayvanın memesi körelmeden, sütten zarar etmeden, işletmeye zararı uğratmadan hayvanınızı kurtarmış olursunuz. Hayvanınıza çocuklarınız gibi bakıyorsunuz. Dolayısıyla onları hastalığın erken aşamada tespit etmek sizler için çok büyük önem arz ediyor. Normalde bu cihaz olmadan önce işte bu CMT testi dediğimiz testlerle sıvılar dökülerek yapılıyordu. Bu hem bir zaman kaybı, hem sürekli tekrarlanması gereken bir durum. Cihazımız böyle değil. Cihazımız süt hattına takılı olduğu sürece, içinden süt geçmeye başladığı sürece, otomatik olarak çalışan her sağımda hayvanlarla otomatik olarak test alan bir cihaz konumunda” dedi.
Konuşmaların ardından Vali Sezer ve İl Müdürü Köse, üreticilere Mastitis tespit cihazını dağıttı.

‘Kadınları öldüren; erkek egemen zihniyet’

Olgay GÜLER
Cumhuriyet Halk Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, kadına şiddette Türkiye’nin yüzde 38 ile OECD ülkeleri arasında birinci olduğunu belirterek, “Bu düzenin sahipleri kadınları hâlâ güçsüz, hâlâ itaatkâr, hâlâ kontrol edebilecekleri bir varlık sanıyor. Ama biz biliyoruz: bu ülkede kadınları öldüren, bireysel bahaneler değil; erkek egemen zihniyetin bizzat kendisidir” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Kadın Kolları tarafından, 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında, Saraçlar Caddesi’nde basın açıklaması gerçekleştirildi. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın da katılarak destek verdiği açıklamanın ardından, kadınlara şiddetle mücadele konusunda bilgilendirici broşürler dağıtıldı.


‘KADINLARI ÖLDÜREN, ERKEK EGEMEN ZİHNİYET’
Basın açıklamasını okuyan CHP İl Kadın Kolları Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, kadına şiddette Türkiye’nin yüzde 38 ile OECD ülkeleri arasında birinci olduğunu belirterek, “Türkiye’de kadınlar sadece öldürülmüyor; yok sayılıyor, susturuluyor, yalnız bırakılıyor. Tecavüzler örtbas ediliyor, cinayetlere intihar süsü veriliyor, failler korunuyor. Neden? Çünkü bu düzenin sahipleri kadınları hâlâ güçsüz, hâlâ itaatkâr, hâlâ kontrol edebilecekleri bir varlık sanıyor. Ama biz biliyoruz: bu ülkede kadınları öldüren, bireysel bahaneler değil; erkek egemen zihniyetin bizzat kendisidir. Ekonomik krizmiş, kıskançlıkmış, psikolojik sorunmuş. Aynı sözleri her dosyada duyuyoruz. Peki bu “cinnet geçiren” erkekler neden komutanlarını, patronlarını, babalarını öldürmüyor da kadınlara yöneliyor? Çünkü kadını kendilerinden güçsüz zannediyorlar. İşte vahşetin kaynağı tam olarak budur. Ama şunu herkes duysun: Biz kadınlar o güçsüzlük masalını paramparça ettik. Sokakta, evde, işte, Meclis’te geri adım atmadık, atmayacağız” dedi.


‘ONLAR SUSACAK, BİZ BAĞIRACAĞIZ’
Katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar mücadelelerinin süreceğini dile getiren Gegeoğlu, “Çünkü bu ülkede kadın cinayetlerinin sebebi çok açık: İstanbul Sözleşmesi’ni bir gecede fesih ettiler. 6284’ü etkin uygulamıyorlar. Devlet mekanizmalarını her geçen gün daha da çürütüyorlar. En önemlisi: Bu iktidarın dili kadın düşmanı. Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak siyah mektuplar çalışmamızda binlerce kadın yaşadıklarını anlattı. Bir kadının değil, bir halkın çığlığı var o mektuplarda. Siyah Mektuplar bu iktidarın yüzüne tutulmuş aynadır. Ya o aynaya bakıp gerçekleri görecekler, ya da kadınların dayanışmasının altında ezilecekler. Ve herkes şunu bilsin: Hiçbir kadın çığlığı artık bir erkeğin iki dudağı arasında kaybolmayacak. Biz duyuyoruz. Duymayanlara da duyuracağız. Onlar kaçacak, biz konuşacağız. Onlar saklayacak, biz ortaya çıkaracağız. Onlar susacak, biz bağıracağız” diye konuştu.

HAK-İŞ: ‘Şiddetsiz gelecek mümkün’

Olgay GÜLER
HAK-İŞ Konfederasyonu İl Başkanı Emre Promet, kadına yönelik şiddetin en acımasız boyutunun savaş ve çatışma ortamında görüldüğünü dile getirerek, “Şiddetsiz bir geleceğin mümkün olduğuna; toplumsal dayanışma, ortak bilinç ve kararlı bir mücadele ile kadınların, çocukların ve tüm insanların güven içinde yaşayabileceği adil bir dünyanın mutlaka inşa edileceğine yürekten inanıyoruz” dedi…
HAK-İŞ Konfederasyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi. Edirne’deki açıklama, konfederasyonun il başkanlığında yapıldı. Konfederasyon adına açıklamayı, il başkanı Emre Promet okudu.


‘ŞİDDET EN FAZLA KADINLARI HEDEF ALIYOR’
Şiddetin tüm biçimlerine karşı olduklarını söyleyen Promet, “Günümüzde şiddet; fiziksel, cinsel, psikolojik, dijital, ekonomik ve ısrarlı takip gibi farklı boyutlarıyla hayatın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Araştırmalar, şiddetin en fazla kadınları hedef aldığını açıkça göstermektedir. Kadın cinayetlerine, istismara, eşitsizliğe, ayrımcılığa, yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı sesimizi yükseltiyoruz. HAK-İŞ 50 yıllık onurlu mücadelesinin birikimiyle bugün de kadına yönelik şiddetin karşısında dimdik durmaktadır. Yarım asırlık sendikal tecrübe, bu konuda sözümüzü daha güçlü, duruşumuzu daha kararlı kılmaktadır” dedi.
‘KADINA ŞİDDET KÜRESEL İNSANLIK KRİZİNE DÖNÜŞTÜ’
Kadına yönelik şiddetin en acımasız boyutunun savaş ve çatışma ortamında görüldüğünü dile getiren Promet, “Dünya genelinde, özellikle Filistin/Gazze, Doğu Türkistan, Sudan, Yemen, Lübnan ve Myanmar gibi bölgelerde; savaş, işgal ve sistematik baskı politikalarının en ağır bedelini kadınlar ve çocuklar ödemektedir. Bu tablo, kadına yönelik şiddetin artık sadece bireysel bir suç değil, küresel bir insanlık krizine dönüştüğünü göstermektedir. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, Uluslararası kuruluşları; sivillerin korunması, kadınların güvenliği, yerinden edilenlerin korunması ve uluslararası hukukun eksiksiz uygulanması konusunda acil sorumluluk almaya çağırıyoruz. Çalışma hayatının her alanında öncü bir konfederasyon olan HAK-İŞ, kadın çalışanların örgütlü gücünün adresidir. Toplumsal şiddetin çözümünü yalnızca kadınların omuzlarına bırakamayız. Kadın–erkek birlikte haykırıyoruz: Şiddet son bulmalıdır. Sendikal örgütlenmenin güçlenmesiyle toplumun bu yarasının iyileşeceğine inanıyoruz. Şiddetsiz bir geleceğin mümkün olduğuna; toplumsal dayanışma, ortak bilinç ve kararlı bir mücadele ile kadınların, çocukların ve tüm insanların güven içinde yaşayabileceği adil bir dünyanın mutlaka inşa edileceğine yürekten inanıyoruz” diye konuştu.
‘HER TÜRLÜ ŞİDDET VE AYRIMCILIKLA MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ’
HAK-İŞ olarak, etkin bir “Şiddeti Önleme ve İzleme Komitesi” kurulmasını ve bu yapının sivil toplumla güçlü iş birliği yürütmesini talep ettiklerini de belirten Promet, “Tüm emekçi kadınları, “Emekçilerin Güvenli Limanı” HAK-İŞ çatısı altında dayanışmaya davet ediyoruz. Gelin eşitsizliğe, adaletsizliğe, istismara ve şiddete karşı haklarımız için birlikte mücadele edelim. Yarım asırlık mücadelesiyle HAK-İŞ; birlik, mücadele ve dayanışmanın savunucusu olmayı sürdürmektedir. HAK-İŞ olarak, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle, dünya genelinde zulme uğrayan ve şiddete maruz kalan kadınlara, çocuklara ve tüm canlılara yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılıkla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz” şeklinde konuştu.

Kadın dayanışmasından ‘farkındalık’ mesajı

Olgay GÜLER
Edirne’de kadın hakları savunucusu sivil toplum kuruluşlarından oluşan Edirne Kadın Dayanışması, Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın da katılımıyla, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında yürüyüş gerçekleştirip, basın açıklaması yaptı.


Kentte, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında, Edirne Kadın Dayanışması tarafından yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi. Kentteki kadın hakları savunucusu sivil toplum kuruluşlarından oluşan dayanışmanın etkinliğine, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da katılarak destek verdi. Edirne Belediyesi’nin tarihi binası önünden başlayan yürüyüşte kadınlar, günün simgesel rengi olan mor renkli atkılar takıp, balonlar taşıdı.


‘ŞİDDET KADER DEĞİLDİR’
Atatürk anıtında sona eren yürüyüşün ardından Edirne Kadın Dayanışması adına basın açıklamasını okuyan Edirne Barosu avukatlarından Ayşenur Çalışkanlar Aşılıoğlu, 25 Kasım’ın kadınların yaşam mücadelesinin, eşitlik talebinin ve adalet arayışının yüksek sesle haykırıldığı gün olduğunu söyledi. Aşılıoğlu, “Kadına yönelik şiddet; bireysel bir sorun değil, toplumun tüm dokusunu zedeleyen ciddi bir insan hakları ihlalidir. Kadınlara yönelen fiziksel, psikolojik, ekonomik ve dijital şiddet, erkek egemen zihniyetin, cezasızlık kültürünün ve sistematik eşitsizliklerin bir sonucudur. Kadınlar hâlâ en yakınları tarafından şiddete uğruyor, en güvende hissetmeleri gereken yerde tehdit ediliyor, ekonomik bağımsızlıkları zayıflatılıyor, toplumsal baskılara maruz bırakılıyor: Bugün hâlâ kadınlar en çok “evlerinde”, en çok “tanıdıkları” tarafından öldürülüyor. Kadınlar; boşanmak istedikleri için, ayrılmak istedikleri için, hayallerinin peşinden gitmek istedikleri için hedef haline getiriliyor. Kadınlar yaşamak, eğitim görmek, çalışmak, istemedikleri bir hayata zorlanmamak istiyor. Bir kadın öldürüldüğünde; sadece bir hayat değil, bir annenin, bir kız kardeşin, bir kız çocuğunun geleceği de yok ediliyor. Şiddet kader değildir, önlenebilir bir toplamsal sorundur. Biz kadınlar biliyoruz ki: Bir kadın öldürüldüğünde yalnızca bir hayat değil, bir gelecek yok ediliyor” dedi.


‘TOPLUMSAL FARKINDALIK, HUKUKİ MEKANİZMALAR KADAR ÖNEMLİ’
Anayasa hükümlerinin, Türk Ceza Kanunu ve 6284 sayılı Kanunun; kadınların yaşamı hakkını, güvenliğini ve korunmasını açıkça güvence altına aldığını hatırlatan Aşılıoğlu, “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler de kadınların her türlü ayrımcılıktan ve şiddetten korunmasını temel bir insan hakkı olarak tanımlar. Ancak yalnızca yasaların varlığı yeterli değildir; bu düzenlemelerin etkin, erişilebilir ve kararlı bir şekilde uygulanması hayati önem taşır. Şiddetin önlenebilmesi için toplumsal farkındalık, duyarlılık ve dayanışma da en az hukuki mekanizmalar kadar gereklidir. Edirne Kadın Dayanışması olarak hedefimiz; kadınların her alanda daha güçlü, daha görünür ve daha güvende olduğu bir toplumsal düzeni birlikte inşa etmektir. Şiddetin hiçbir türünün kabul edilmediği, her kadının ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşabildiği, haklarını özgürce kullanabildiği bir bilinç oluşturmak için çalışıyoruz. Hiçbir kadın, maruz kaldığı şiddet karşısında yalnız değildir; kadınların yaşam hakkı ve insan onuru her koşulda korunması gereken temel değerlerdir. Kadına yönelik şiddetin önlenebilmesi için tüm mekanizmaların etkin işlemesi hayati önem taşır” diye konuştu.

Süloğlu’nda Toplu Sünnet Şöleni

Süloğlu Kaymakamlığı ve Süloğlu Belediyesi tarafından düzenlenen Toplu Sünnet Şöleni büyük bir coşkuya gerçekleştirildi.


19 çocuğun sünnet heyecanına ortak olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran yaptığı açıklamada; “İlçe olarak büyük bir gurur ve mutluluk yaşıyoruz. Öncelikle bu toplu sünnet şölenine ilk olarak vekil olarak ilçemize Kaymakam olarak görev yapan sayın Oğuzhan Aksoy başta olmak üzere İlçe Kaymakamımız Sayın Emin Cevat Tutar’a, İl Sağlık Müdürümüz İshâk Bey’e ve Destek veren herkese çocuklarımız adına teşekkür ederim. Uzun yıllar sonra böyle anlamlı bir organizasyonu gerçekleşmek bizleri mutlu etti. Allah çocuklarımızın damatlığını da göstersin” dedi.


İlçe Kaymakamı Emin Cevat Tutar da yaptığı açıklamada;”Kaymakamlığımız ve İlçemiz Belediye Başkanlığı işbirliği ve ailelerinin izniyle toplu sünnet etkinliği düzenlendik. Sünnet olan çocuklarımızı tebrik eder, ailelerine de hayırlı olsun dileklerinde bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

Kaymakam Emin Cevat Tutar ve Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran hediyelerini takdim ettikten sonra Hakan Boz eşliğinde sünnet çocukları doyasıya eğlendi.

“Eşit ve özgür bir dünya için kadına şiddete hayır”

Eğitim-İş Edirne Şubesi Örgütlenme Sekreteri Reyhan Kaplan, “Eşit ve özgür bir dünya için kadına şiddete hayır” dedi.

25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle açıklama yapan Kaplan, “25 Kasım 1960, Dominik Cumhuriyeti’nde faşist Trujillo Hükümeti’ne karşı mücadele veren Mirabel kardeşlerin vahşice katledildiği karanlık bir gün olarak tarihe geçmiştir. Birleşmiş Milletler, bu acı olayı unutturmamak ve kadın hakları mücadelesine dikkat çekmek amacıyla 1999 yılında bugünü “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü” ilan etmiştir” hatırlatmasını yaptı.

Eğitim-İş Edirne Şubesi Örgütlenme Sekreteri Reyhan Kaplan, açıklamasında şunlara yer Verdi:

Kadına yönelik şiddetle mücadele, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda, devletin birincil sorumluluklarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesi, “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığını” güvence altına alırken, hiçbir bireyin “insan onuruyla bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağını” açıkça belirtmektedir. Ancak kadına yönelik şiddetin artışı, bu anayasal güvencelerin kâğıt üzerinde kaldığını göstermektedir. OECD ülkeleri arasında Türkiye, kadınların erkekler tarafından en fazla şiddete maruz kaldığı ülkedir. Buna rağmen herhangi bir yasal düzenlemenin yapılmaması ya da var olan yasal düzenlemelerin etkin biçimde uygulanmaması kadına yönelik şiddetin her geçen gün katlanarak artmasını beraberinde getirmektedir.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2025 yılının ilk 10 ayında Türkiye’de 235 kadın öldürülmüştür. Bu tablo, iktidarın kadınları değersizleştiren, cinsiyet eşitliğini hedef alan ve kadını ikinci cinsiyet olarak gören politikaların doğrudan sonucudur.

Türkiye, 2011’de İstanbul’da imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan ilk ülke olmasına rağmen 2021 yılında sözleşmeden çekilerek, kadınların yasal ve sosyal güvencelerini ciddi biçimde zayıflatmıştır. İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddeti önlemede uluslararası bir rehber niteliğindeyken ve devletlere bağlayıcı yükümlülükler getirirken, bu sözleşmeden çıkılması, şiddet gören kadınların başvurabileceği mekanizmaları etkisizleştirmiş, kadın cinayetlerinin artışına zemin hazırlamıştır. Bu adım, kadınların can güvenliğini hiçe sayan bir anlayışın yansımasıdır ve toplumsal eşitlik mücadelesine vurulmuş bir darbedir.

Bugün Türkiye’de kadınlar; evde, sokakta, iş hayatında, kampüslerde ve toplumsal hayatın her alanında şiddetin, tacizin, mobbingin ve ayrımcılığın çeşitli biçimleriyle karşı karşıyadır. Bu durum açıkça bir insan hakları ihlalidir ve devletin birincil sorumluluğunu ihmal ettiğinin açık göstergesidir.

Eğitim-İş olarak taleplerimiz nettir;

•⁠  ⁠Toplumun her alanında kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin son bulması için derhal İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmelidir.

•⁠  ⁠6284 sayılı kanun tavizsiz ve etkin şekilde uygulanmalıdır.

•⁠  ⁠Çalışma yaşamında psikolojik ve fiziksel şiddetin önlenmesi için ILO C190 sözleşmesi imzalanmalıdır.

Biliyoruz ki şiddeti durdurmanın yolu suçluların caydırıcı cezalar alması ve mağdurların korunmasıdır. Bu da ancak etkin hukuki düzenlemeler ve uygulamalar ile mümkündür.

ADD’den kurtuluş kutlaması

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Yönetim Kurulu, Edirne’nin kurutuluşunun yıldönümü nedeniyle açıklama yaptı.

ADD Edirne Şubesi’nin açıklamasında şunlara yer verildi:

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının ülkemizi düşman işgalinden kurtarmak için yaktığı kurtuluş meşalesiyle Edirne, 25 Kasım 1922 tarihinde tekrar bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuşmuştur.

Kurtuluş Savaşı; I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu’nun İtilaf Devletleri’nce işgal edilmesi sonucunda Mîsâk-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğü ve bağımsızlığını korumak için 1919-1922 yılları arasında gerçekleştirilen siyasi ve askeri mücadelenin adıdır. Kısaca “Bağımsızlığını Kazanma” mücadelesidir.

19 Mayıs da M. Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla başlayan bu hareket ülke sathına yayılmış, birçok cephede verilen mücadeleler sonunda kazanılmıştır.

23 Ağustos – 13 Eylül arasında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi ile Yunan taarruzu püskürtülmüş 30 Ağustos’taki Dumlupınar Meydan Muharebesiyle de Yunan ordusunu kesin yenilgiye uğratılmıştır. Kazanılan bu zaferlerin ardından 9 Eylül’de Türk orduları İzmir’e girerek Yunan işgaline son vermiştir. Büyük Taarruz’un zaferle sonuçlanmasıyla 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesine göre Yunanlılar, Meriç’in batısına dek bütün Doğu Trakya’dan çekilecek, yerlerine geçen itilaf birlikleri bu bölgeyi, en çok bir ay içinde Türk Birliklerine bırakacaklardı.

Mudanya Mütarekesi, 14 Ekim 1922’den başlayarak yürürlüğe girdi. Trakya’yı terk etmesi gereken Yunanlılar ve Yunanlıların olası taşkınlıklarını önlemek için burada bulunan Fransız askerleri 25 Kasım’da Edirne’yi Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusuna teslim ettiler. 25 Kasım 1922’de birliklerimiz Edirne’ye girdi. Lozan Konferansı uyarınca, Karaağaç’ın 15 Eylül 1923’te boşaltılmasından sonra, Trakya tam olarak işgalden kurtulmuş oldu ve bugünkü sınırlarımıza ulaşıldı. Böylece Edirne Türkiye Cumhuriyeti’nin sınır kenti, serhat şehri oldu.

“Lozan antlaşması, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr antlaşmasıyla tamamlandığı zannedilmiş, büyük bir suikastin yıkılışını ifade eden bir belgedir. Osmanlı devrine ait tarihe eşi geçmemiş bir siyasi zafer eseridir.” (Atatürk: 24.07.1933)

Bağımsızlık savaşının kazanılmasından sonra Mudanya Ateşkesi gereğince 25 Kasım 1922 tarihinde TBMM kuvvetlerince teslim alınması sonucu 25 Kasım tarihi “Edirne’nin Kurtuluşu” olarak kutlanmaktadır.

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde doğan güneşin ışığı, cumhuriyetin değerleri ve devrimleriyle yüzüç yıldır ülkemizi aydınlatmayı sürdürmektedir.

Bizlere bu vatanı emanet eden başta M. Kemal Atatürk ve Arkadaşları ile tüm şehitlerimizi, saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.

Kentimizin düşman işgalinden kurtuluşunun 103. Yılı kutlu olsun.

Kurtuluş töreninde hediye yarışı!

Olgay GÜLER
Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 103’üncü yıldönümü, düzenlenen törenlerle kutlandı.


Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 103’üncü yılı dolayısıyla düzenlenen törenlere Vali Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yüksel Kolcu, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, kurum ve kuruluş temsilcileriyle vatandaşlar katıldı.

Atatürk Anıtı’na çelenk konulmasıyla başlayan törende saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı okundu. Kutlamalar daha sonra, Atatürk Bulvarı’ndaki geçiş töreniyle devam etti.


Geçiş töreninden önce, Edirne’nin kurtuluşunun temsilini sergiledi.

Törende konuşan Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Edirne’nin Trak’lardan Roma’ya, Roma’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan her dönemde yalnızca bir şehir değil devlet hattının askeri merkezi olduğunu söyledi. Gencan, “Edirne’nin kurtuluşu bu yüzden bir takvim yaprağından ibaret değildir. Bugün bir şehrin karakterinin, onurunun, direncinin adıdır. Bu şehir hiçbir zaman umutsuzluğun kenti olmadı. Anadolu’da yükselen direniş ve bağımsızlık iradesi takviye ulaştığında Edirne yeniden ayağa kalktı. Bu ayağa kalkış yalnızca bir moral yükselişi değil, örgütlü bir milli bilinçti. 25 Kasım bir kurtuluşun ötesindedir. Bugün bir hatırlatma günüdür. Bir şehrin nasıl direnebileceğinin, bir halkın nasıl ayakta durabileceğinin, bir milletin kaderi söz konusu olduğunda nasıl birleşebileceğinin hatırlatmasıdır. Bizler bugün Edirne’de görev yaparken bu tarihi sorumluluğun ve ağırlığı hissederek çalışıyoruz” dedi.


Edirne Belediyesi Halk Dansları Topluluğu’nun gösterisiyle devam eden programda, okullar, kurumlar ve 54’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’na bağlı birlik de geçiş yaptı.

Törende, Edirne esnafının geçişi sırasında vatandaşlara badem ezmesi, süpürge, şekerleme, Ayçiçek yağı gibi çeşitli hediyeler dağıtıldı.

ESNAFTAN CİĞER İKRAMI
Kentteki ciğerci esnafı ise geçiş sırasında protokole ve halka meşhur Edirne tava ciğeri dağıttı. Ekmek arası dağıtılan tava ciğeri almak için vatandaşlar birbiriyle yarıştı. Edirne’nin kurtuluşu törenleri, esnafın geçişinin ardından sona erdi.

’25 Kasım resmi tatil olmalı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, Edirne’nin kurtuluşunun kutlandığı 25 Kasım’ın resmi tatil ilan edilmesini istedi.

25 Kasım Kurtuluş Günü’nü resmi tatil ilan edilmemesi nedeniyle açıklama yapan Balkanlı “Edirne’mizin düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıldönümünü büyük bir gururla kutladığımız bugün, ne yazık ki kutlamalar hak ettiği coşku ve katılımla kutlanmaması bir öğretmen olarak içimi acıttı. Bunun en temel nedeni, 25 Kasım’ın Edirne’de resmî tatil ilan edilmemesi ve okulların açık olması nedeniyle öğrencilerimizin ve halkımızın törenlere katılımının düşük olmasına neden olmuştur” dedi.
Balkanlı açıklamasında şunlara yer verdi:

Dünyanın birçok ülkesinde bir kentin kurtuluşu, kuruluş yılı, özgürlük ya da bağımsızlık günü resmî tatil olarak kabul edilir. Çünkü bu tür günler sadece tarihsel bir anma değil, aynı zamanda toplumun ortak hafızasını, birlik beraberlik duygusunun ve coşkusunun gelecek nesillere aktarılmasını ifade eder.
Edirne gibi köklü bir tarihe sahip bir şehirde, kurtuluş gününün resmi tatil olmaması; , katılımın sınırlı, gençlerin ve çocukların töreni görmedikleri için bilinci yaşayamaz halde kalmasına yol açmaktadır.
Yıllarını eğitime vermiş emekli bir öğretmen olarak gözlemim şudur:
Öğrenciler tarih bilincine sahip olacaksa, o tarihi yaşayarak öğrenmelidir.
Sınıf içinde anlatılan bir tarih ile meydanda yaşanan bir tarih aynı değildir. Bugün Edirne’nin çocukları ve gençleri, kendi şehirlerinin kurtuluşunu yaşayan bir nesil olma fırsatını kaybetmiştir.
Bu durum, Edirne’nin değerlerine ve tarihine yakışmamaktadır.
Edirne’nin kurtuluş günü, Edirne’de bir bayramdır; bayram ise halkla, çocuklarla, gençlerle, meydanlarda yaşanır. Bu nedenle 25 Kasım’ın resmî tatil olması artık bir tercih değil, tarihimize saygıdan dolayı resmi tatil ilan edilmelidir.
Bu şehrin evlatları kendi kurtuluşunu yaşayarak öğrenmelidir.
Edirne’nin kurtuluş yılları, dar programlara sıkıştırılmış değil, geniş katılımlı, coşkulu bir şehir bayramı olarak kutlanmalıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Edirne’nin tarihine ve değerlerine sahip çıkmaya devam edecek; 25 Kasım’ın resmî tatil olması için her platformda mücadelemizi sürdüreceğiz.Bu vesileyle tekrar tüm halkımızın bayramı kutlu olsun.