MARİKA VE TORUNU

Saraçlar Caddesi, öğlen yoğunluğu başlamamış daha, bir çok mekan yeni yeni açılıyor.

İşletmeciliğini yaptığım Gideros Pizza’nın önünde sandalyeleri çıkardıktan sonra sade kahvemi içiyorum.

Oldukça yaşlı, giyimi özenli, genç bir erkeğin koluna girmiş aşağıdan çevrelerini dikkatle gözlemleyerek gelip tam önümde durdular. Ayağı kalkarak buyur ettim. Yabancı olduklarını düşünmüştüm, Yunanistan’dan gelmişler. Torunuyla gezmeye çıkmışlar. Derdini anlatacak kadar Türkçe’ye de hakim yaşlı kadın.

Kahvelerini yaptıktan sonra tekrar yanlarına oturdum, sohbet etmeye çalışıyoruz.

Marika’ymış ismi. Babasının ilk ve tek kızı. 1940 doğumlu, babasının anılarının peşine düşmüş, tek torunuyla birlikte. Kendisini dinliyorum:

“Edirne’de 1905 yılında doğmuş babam, iki ablası varmış. Evlenen ablaları kocalarıyla birlikte savaştan önce gitmişler Yunanistan’a. Babası ve annesi inat etmiş, bırakmamışlar Kaleiçi’ndeki evlerini. Kıyamazlarmış tek erkek oğullarına, istemezlermiş çalışmasını ama babam meraklıymış meyhaneciliğe, küçük yaşta başlamış bir Yahudi’nin yanında çalışmaya. Çalıştığı dükkan tarif ettiğine göre şu karşıdaki Çalgılı Meyhane’nin olduğu yer veya bir üstündeki dükkan olmalı babamın o yıllarda.

1922 yılında mübadele de 17 yaşındaymış babam Yunanistan’a geçtiğinde. ‘Türk tohumu’ diyerek aşağılarlarmış yerliler gelenleri. Az kavga etmemiş babam ilk geldiği yıllarda.

Yokluk, yoksulluk diz boyu. Savaştan yeni çıkmış Yunanistan, karın tokluğuna çalışmak için bile iş yok. Beklese askere alacaklar, binmiş bir gemiye kaçak olarak kaçmış babam Amerika’ya. Yıllarca gemilerde çalışmış, Avrupa’da savaş başlayınca yıllardır görmediği ana babasının özlemiyle dönmüş tekrar Yunanistan’a. Şarapçılık yapan babasının yanında kazandıklarını da ekleyerek işleri büyütmüşler bir yıl içinde. Komşu kızını almışlar babama, senesine ben doğmuşum.

Kırkını çıkamamışım babam ayrılmak zorunda kalmış evden. Almanlar saldırmış, işgal etmişler yaşadıkları sahil kasabasını. Dağlara çıkmış babam arkadaşlarıyla birlikte. Yıllarca süren savaş, açlık, yokluk ve ölümlerin kol gezdiği memleketimde babamdan yıllarca haber alamamış annem. Tam umudunu kestiği zaman savaşın bitmesiyle soğuk bir ekim gecesi babam dayanmış gece yarısı kapıya; ‘Aç mare kapıyı, Marika’mı çok özledim’ diyerek.

Babam geldiği gibi sıvamış kolları ve çok sevdiği meyhaneciliğe başlamış hemen. Birkaç ay içinde kasabanın en sevilen mekanı haline gelmiş meyhanesi. İşleri her gün biraz daha iyi olmaya başlamış. Tam işler oturmuş, huzur gelmiş evimize derken bu sefer de Yunanistan’da iç savaş başlamış. Okul hazırlıklarım başlamıştı, annemin bana özene bezene aldığı önlüğümle okula başlamaya hazırlandığım yıldı. Annemle babam her gün tartışmaya başlamışlardı. Babam kralcılardan nefret ederdi. Kralcılar da ondan. Bir gece babamın meyhanesini yakmaya kalkmış kralcılar, annesi ve babasıyla sabah oturup konuşmuşlar ve ortak karar vermişler.

Bir sabah uyandığımda annemi ağlarken buldum. Gitmişti babam, demokratların safında savaşmaya. Savaşta ‘Kapetan Kemal’le tanışmışlar. Türkiye’den gelen Mihri Belli ile omuz omuza çarpışmışlar. Defalarca ölümden dönmüş babam.

Babam geri geldiğinde savaş bitmiş ama nefret bitmemişti memleketimizde. Bağcılıkla geçindik, başka kardeşim olmadı.

Çocukluğum ve gençliğimde babamın anılarını çok dinledim. En çok da Edirne’de geçen çocukluk anıları ve Saraçlar Caddesi’nde meyhanede çalıştığı yılları özlüyordu. Çok isterdi bir gün tekrar Edirne’ye gelsin, buralarda gezsin, anılarını yad etsin. Olmadı bir türlü, gelemedi, faşist albaylar iktidara gelince kahrından öldü babam.”

Marika’nın önünde yarım kahvesi soğumuş, susmuştu. Gözleri karşıda, sanki babasının çocukluğunu arıyordu. Birden aklıma geldi. Tarihçi arkadaşım Cengiz Bulut’un gönderisini çıkardım telefonda gösterdim Marika’ya ve torununa.

Belge 1922 yılında Yunanlıların Edirne’yi terk ederken çekilmiş bir fotoğraftı. Marika dakikalarca inceledi fotoyu, gözlerinin sulandığını görebiliyordum. Torununa kendi dillerinde bir şeyler söyledi sessizce biraz daha baktılar fotoğrafa, torununun istemesi üzerine telefonumdan kendi telefonuna aktırdı belgeyi.

Israrlarına karşın almadım kahve parasını komşularımızdan. Defalarca teşekkür ederek, el sallayarak Saraçlar Caddesi’nin yukarılarına doğru yavaşça yürüyerek anılarının peşinden gittiler.

Meğerse her yerde varmış!

Elbette doğru olan, olması gereken ticarette hile yapılmaması.

Ama görüyor, duyuyoruz ki buna teşebbüs ve tenezzül edenler var.

Taklit ve tağşiş yapılan gıdalar, son kullanım tarihleri değiştirilen ürünler, gramajlarla  oynama gibi türlü türlü hilelere başvuranlar var maalesef.

Pek çok üründe 5-10 gün önce fiyat yükseltip, sonra da indirim diyerek bindirim yapanlar da!

Kuşkusuz burada bütün iş biz tüketicilere düşüyor.

Doğru yerlerden, doğru insanlardan alışveriş yaparak türlü hilelere başvuranları da dürüst ticaret yapmaya mecbur bırakmalıyız.

Peki ya hile, daha yumuşak bir ifadeyle aldatmaca sadece ülkemizde mi var?

Tabii ki de hayır.

Örneğin Avusturya’da yayımlanan bir gazetenin haberine göre; Viyana’da bazı marketlerde satılan 270 üründe yapılan denetimlerde 200 üründe gramaj eksikliği tespit edilmiş. Avusturya Perakende Birliği Başkanı Rainer Will, bu iddiaları “abartılı” olarak nitelendirmiş ve verilerin medyaya erken sızdırıldığını, işletmelere henüz resmi bilgi verilmediğini belirtmiş.

Will, “9400 mağaza ve 20.000’den fazla ürün arasında bu tür hatalar olabilir, ancak kasıtlı bir yanlışlık yok” demiş.

Bu gibi hataların olması normalmiş anladığım kadarıyla!

Hem sonra bir kasıtta yokmuş.

O halde; halimize şükretmeli miyiz acaba?

Bilemedim doğrusu!

 **

Bugün rahmetli babamın ölüm yıl dönümü.

Rahmet ve özlemle anıyorum bir kez daha.

Nur içinde yatsın inşallah.

EDİRNE BELEDİYE BAŞKANLIĞI

YOL İŞLERİ YAPTIRILACAKTIR



Şehrimiz Şükrü Paşa, Fatih ve Kocasinan Mahallelerinde bulunan beton parke yol ve kaldırımların tamirlerinin yapılması yapım işi 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecek olup, teklifler sadece elektronik ortamda EKAP üzerinden alınacaktır.
 İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:

İhale Kayıt Numarası (İKN):2025/2218690
1- İdarenin
1.1. Adı:FEN İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ
1.2. Adresi:EDİRNE MERKEZ İLÇE EDİRNE MERKEZ/EDİRNE
1.3. Telefon numarası:02842252216
1.4. İhale dokümanının görülebileceği ve indirilebileceği internet sayfası:https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/

2- İhalenin

2.1. Tarih ve Saati:02.01.2026 – 10:00
2.2. Yapılacağı (e-tekliflerin açılacağı) adres:EDİRNE BELEDİYE BAŞKANLIĞI FEN İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ Tekke Kapı Cad. 22100 – Saraçhane/EDİRNE

3- İhale konusu yapım işinin

3.1. Adı:Şehrimiz Şükrü Paşa, Fatih ve Kocasinan Mahallelerinde bulunan beton parke yol ve kaldırımların tamirlerinin yapılması
3.2. Niteliği, türü ve miktarı:Beton Parke taşının temini, nakli ve döşenmesi (6cm) : 3.400 m2 Beton Parke taşının temini, nakli ve döşenmesi (8cm) : 25.800 m2 İdare malı Beton Parke taşının döşenmesi : 15.500 m2 Beton Bordür ( 75 x 30x serbest boy) döşenmesi: 2.000mt İdare Malı Beton Bordür döşenmesi: 1.000mt
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
3.3. Yapılacağı/teslim edileceği yer:Edirne Merkez Şükrü Paşa, Fatih ve Kocasinan Mahallesi
3.4. Süresi/teslim tarihi:Yer tesliminden itibaren 150 (YüzElli) takvim günüdür.
3.5. İşe başlama tarihi:Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 gün içinde
yer teslimi yapılarak işe başlanacaktır.

4- Katılım ve yeterlik kriterleri:
4.1. Katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin istekliler tarafından e-teklif kapsamında sunulması gereken bilgi ve belgeler ile fiyat dışı unsurlara ilişkin bilgi ve belgelere aşağıda yer verilmiştir:
4.1.1. Teklif mektubu.
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olunduğunu gösteren bilgi ve belgeler:
4.1.2.1. Tüzel kişilerde; isteklilerin yönetimindeki görevliler ile ilgisine göre, ortaklar ve ortaklık oranlarına (halka arz edilen hisseler hariç)/üyelerine/kurucularına ilişkin bilgi ve belgeler.
4.1.2.2. Vekâleten ihaleye katılma halinde vekile ilişkin bilgi ve belgeler.
4.1.3. Geçici teminat.
4.1.4 İsteklinin iş ortaklığı olması halinde iş ortaklığı beyannamesi.

4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin bilgi ve belgeler ile bunların taşıması gereken kriterler:
Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin bilgi, belge veya kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin bilgi ve belgeler ile bunların taşıması gereken kriterler:
4.3.1. Son on beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında taahhüt edilen ve teklif edilen bedelin % 50 oranından az olmamak üzere ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler.
4.3.1.1. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere kullanılan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip ve 4734 sayılı Kanuna göre yapılacak ihalelere ilişkin sözleşmelerin yürütülmesi konusunda temsile ve yönetime yetkili olan ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan ticaret sicili müdürlükleri veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu şartların korunduğunu gösteren, e-forma uygun belgenin kullanılması zorunludur.
4.3.1.2. 4734 sayılı Kanun kapsamındaki idarelere taahhüt edilenler dışında yurt dışında gerçekleştirilen işlerden elde edilen iş deneyiminin 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 195 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince pay çoğunluğuna dayanarak kurulan şirketler topluluğu ilişkisi içinde kullanılması halinde bu hukuki ilişkiyi ve bu ilişkinin süresini tevsik eden belgelerin sunulması zorunludur.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler ve benzer işe denk sayılacak mühendislik ve mimarlık bölümleri:
4.4.1. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
Yapım İşlerinde Benzer İş Grupları Tebliğinde Yer Alan A-V Grubu Karayolu İşleri Benzer İş Olarak Kabul Edilecektir.
4.4.2. Bu ihalede benzer işe denk sayılacak mühendislik ve mimarlık bölümleri:
İnşaat Mühendisliği
Mimarlık

5- Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6- İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7- İhaleye teklif verecek olanların, EKAP hesabına giriş yaparak ihale dokümanını indirmeleri zorunludur.
8-Teklifler, EKAP üzerinden teklif mektubu ile ihaleye katılım belgesi ve diğer ekler kullanılarak hazırlanacak ve e-imza ile imzalanarak ihale tarih ve saatine kadar EKAP üzerinden gönderilecektir.
9- İstekliler tekliflerini, her bir iş kaleminin miktarı ile bu iş kalemleri için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden teklif birim fiyat şeklinde vereceklerdir. İhale sonucunda, üzerine ihale yapılan istekliyle birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
10- Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
11- İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.
12- Bu ihalede elektronik eksiltme yapılmayacaktır.
13- Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 30 (Otuz) takvim günüdür.
14- Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
15- Diğer hususlar:

İhalede Uygulanacak Sınır Değer Katsayısı (N) : 1,20
Sınır değerin altında teklif sunan isteklilerin teklifleri açıklama istenilmeksizin reddedilecektir.

Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr’de (Basın: 2353734)

Çeltiğe ithal darbe!

Olgay GÜLER

Edirne Belediye Meclisi Tarım Komisyonu Başkanı İsmail Sancakçavuşu, Türkiye’nin çeltik ambarı Edirne’de kuraklığa rağmen bin bir güçlükle üretilen çeltikte, ithalat yolunun açılmasıyla düşen fiyatlar karşısında üreticinin zor günler yaşadığını söyledi.

Komisyonu Başkanı Sancakçavuşu, hasat dönemi sona eren çeltik üreticisinin yaşadığı sorunlara değindi. Hükümetin uyguladığı ithalat politikalarının piyasaya etkisini eleştiren Sancakçavuşu artan maliyetlere de dikkat çekti. Sancakçavuşu, kuraklıkla mücadele ederek yüksek verim elde eden üreticinin, yanlış tarım politikaları nedeniyle zarar eder hale geldiğini söyledi.

Edirne Belediye Meclisi Tarım Komisyonu Başkanı İsmail Sancakçavuşu

‘VERİMDE YÜZÜ GÜLDÜ, FİYATLAR GERİLEDİ’

Üreticinin bu yıl kuraklığa rağmen ekim yaparak yüksek verim aldığını söyleyen Sancakçavuşu, “Bu yıl adeta bir mucize gerçekleşti; çiftçi susuz tarım yaptı. Kuruyan kaynaklara, su altı rezervlerinin çekilmesine, barajlardaki su seviyelerinin düşmesine, nehirlerde zaman zaman suyun akmamasına rağmen kademeli sulamayla kendi ustalığını ve kabiliyetini ortaya koydu, belki de son beş senenin en yüksek verimini aldı. Bu bizim de beklemediğimiz bir durumdu. Verimler yüzümüzü güldürdü. Ancak zaman içinde çeltik fiyatlarında ciddi gerilemeler yaşandı. Sezonun ilk başında fiyatlar tatmin ediciydi. Örnek vereyim: İri taneli, baldo diye tabir edilen tür 40–45 bin lira bandından satılıyordu. Orta taneli çeltik 27–32 bin lira civarında seyrediyordu. İnce taneler her ne kadar piyasada çok rağbet görmese de yine de üreticiyi tatmin eden 23–26 TL bandındaydı. Eğer fiyatlar bu seviyelerde devam etseydi, çeltik üreticisi bu sene verdiği aşırı eforun ve borçlanmanın karşılığını alacaktı” dedi.

‘İTHALAT ÜRETİCİYİ EZİYOR’

Sancakçavuşu, hükümetin tarım politikalarını eleştirerek yeniden ithalata dönülmesinin piyasa dengesini bozduğunu belirtti. Sancakçavuşu, “Susuz tarım yapmak aynı zamanda ot popülasyonunu artırdığı için daha fazla sulama, daha fazla enerji ihtiyacı doğurdu. Bu da maliyetleri neredeyse bir buçuk katına çıkardı. Fakat tarım politikalarının kötü yönetilmesi nedeniyle yeniden ithalata dönüldü. Birkaç kişiyi zengin etmeye yönelik bu uygulama yüzünden Hindistan’dan 15–17 TL’ye çeltik ithal edilmeye başlandı. Bu ithalat piyasadaki çeltik fiyatlarını iyice düşürdü ve üreticiyi zarar eder hale getirdi. Bugün üretici ‘Malımı ucuza satmaya razıyım’ dediği halde bile karşısına 2-3 ay vadeler çıkıyor. Fabrikacıların da kendince haklı yanları var; bir fabrikayı çevirmek kolay değil. Fakat hükümetin yanlış tarım ve sanayi politikaları nedeniyle sanayici de nakitte zorlanıyor, sıcak para akmıyor. Bu durumda çiftçi ne yapacağını kara kara düşünmeye başladı” diye konuştu.

‘ÜRETİCİ MÜCADELESİNİN KARŞILIĞINI ALAMIYOR’

Piyasadaki fiyatların düştüğünü, üreticinin verdiği mücadelenin karşılığını alamadığını dile getiren Sancakçavuşu, “26 TL olan çeltik 21–22 TL’ye kadar indi. Baldoda 42–43 TL olan fiyatlar 34–35 TL’ye düştü; yani 7–8 TL’lik bir kayıp var. Küçük taneli ürünlerde de durum benzer; daha önce 22–23 TL’ye alınan ince taneli ürünler şu an 17–18 TL bandında. Bir de vade sorunu var. Eskiden çiftçi malını fabrikaya götürür, birkaç gün sonra parasını alırdı. Şimdi ortada para yok; bankalar sıkıştırıyor, faizler yüksek, kurumlar beklemiyor. Her şey kilitlenmiş durumda. Bu politikalarla çiftçinin verdiği mücadelenin karşılığını alamaması sürdürülebilir değil. Çok acil bir şekilde ‘çiftçi kalkınma destek programı’ açıklanması lazım. En azından çiftçi bir yıl sonra ürününü ortalama hangi fiyattan satabileceğini bilmeli. Biz mazotu 40 TL’den almaya başlıyoruz, sezon sonunda 60 TL’yi görüyoruz. Gübreyi 18 TL’den alıyoruz, bir bakıyoruz 26 TL olmuş. Üzerine yüzde 40–50 zam geliyor, 30–35 TL olarak bize yansıyor. Çiftçinin önünü görebilmesi, topraklarını kaybetmemesi için; böyle kurak bir yılda bile çeltik çıkarabilen kaliteli üreticilerin heba olmaması için devletin acilen önlem alması gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘İTHALATÇININ ELİNE BIRAKILDIK’

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) taban fiyatı açıklamayarak, piyasayı serbest bıraktığını da kaydeden Sancakçavuşu, “Burada yine devlet politikası, yani Toprak Mahsulleri Ofisi devreye giriyor. Devlet taban fiyatı ve alım fiyatını sezon başlamadan önce açıklasaydı, bugün fiyatlar bu kadar gerilemezdi. Devlet, fabrikacının ve ithalatçının insafına bırakılmaması için burada bir koruyucu sigorta görevi görmeliydi. Tarım bakanımızdan İpsala’daki programı sırasında çeltik fiyatını açıklamasını bekledim ama açıklamadı. Piyasa tamamen serbest bırakıldı. İthalatçının eline bırakıldık. Şu an Hindistan’dan ürün alıyoruz. Oradaki bir insanın yediği tabak pirinçle bizim tükettiğimiz pirinci karşılaştırmak lazım. Devletin acilen Toprak Mahsulleri Ofisi üzerinden bütün tarım ürünlerinde fiyatlarını bir yıl önceden açıklaması gerekiyor. Çünkü yeni ekim sezonu başlıyor, icar fiyatları yeniden belirlenecek ve çiftçi daha şimdiden gelecek yılın borcunu düşünmeye başladı. Ama ürününü kaça satacağını bilmeden nasıl plan yapacak” ifadelerini kullandı.

ADD’den o öğretmene tepki!

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Isparta’da öğrencisinin NUTUK okuması üzerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret eden “öğretmen” in meslekten ihraç edilmesi gerektiği düşüncesiyle Milli Eğitim Bakanlığı’nı göreve davet etti.

ADD Edirn Şubesi Başkanı Celil Özcan’ın paylaştığı dernek genel merkezinin açıklamasında şunlara yer verdi:

“Isparta Şehit Ali İhsan Kalmaz Anadolu Lisesi’nde Atatürk’ün NUTUK eserini okuyan öğrencisine ‘Kaldır o elindeki İngiliz Kemal’in kitabını’ diyerek vatanımızın kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu, değişmez önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret eden ‘Öğretmen’ kılıklı Atatürk ve Laik Cumhuriyet düşmanı gericinin başka bir okula atanarak adeta ödüllendirildiğini şaşkınlık ve esefle öğrendik.

Bir polis evladımızın milletimizin büyük çoğunluğunca paylaşılan sözlerinin siyasi konuşma olarak nitelenip devlet memurluğuyla bağdaşmaz bulunarak açığa alma ve disiplin soruşturması başlatma gerekçesi sayıldığı bir ortamda, öğretmenlik mesleğinin yüz karası bu hadsizin devlet memurluğuna ve çocuklarımıza zarar vermeye devam etmesine olanak sağlanması kabul edilemez.

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, bu “öğretmen” in meslekten ihraç edilmesi gerektiği düşüncesiyle Milli Eğitim Bakanlığı’nı göreve davet ediyoruz.”

Alkollü sürüş kaldırımda bitti

Olgay GÜLER

Edirne’de, direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobille refüjü aşıp karşı şeride geçen alkollü ve ehliyetsiz sürücü, kaldırıma çıktı.

Kaza, gece 02.00 sıralarında Atatürk Bulvarı üzerinde meydana geldi. Cadde üzerinde seyreden B.T. yönetimindeki 22 DS 659 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu orta refüjü aşarak karşı şeride geçti.

Otomobil bir süre ilerledikten sonra kaldırıma çıkarak durdu.

Yaralanan olmadığı kazada, ihbarla bölgeye gelen polis ekiplerinin yaptığı kontrolde sürücü B.T.’nin 3.85 promil alkollü olduğu ve ehliyetsiz araç kullandığı tespit edildi. Sürücüye ve araç sahibine toplam 44 bin 500 lira idari para cezası uygulandı. Sürücünün kontrolü kaybettiği, bir yayanın ise son anda kurtulduğu kaza anı güvenlik kamerasına yansıdı.

Kazayla ilgili inceleme sürüyor.

https://hudutgazetesi.com/wp-content/uploads/2025/12/WhatsApp-Video-2025-12-08-at-15.32.49.mp4

Kerem Üstev, matematikte en üstte!

Edirne’de geçmiş dönem Yeni Sanayi Sitesi Başkanı Fikret Üstev’in torunu Bahçeşehir Koleji 4. sınıf öğrencisi Kerem Üstev, katıldığı uluslararası matematik olimpiyatlarında gösterdiği performansla büyük dikkat çekti. Henüz ilkokul öğrencisi olmasına rağmen, yaklaşık bir ay gibi kısa bir sürede katıldığı üç farklı uluslararası olimpiyatta altın madalya kazanarak toplam madalya sayısını dörde çıkaran Kerem, Endonezya,  Tayland ve Singapur’da yapılacak finallerde Türkiye’yi temsil etme hakkı elde etti.

Kerem’in bu süreçteki başarı zinciri Ekim ayında düzenlenen Güneydoğu Asya Matematik Olimpiyatları (SEAMO) ile başladı. SEAMO’da altın madalya kazanan Kerem, bu derecesiyle Endonezya’nın Bali Adası’nda düzenlenecek büyük finalde Türkiye’yi temsil etme hakkı kazandı.

“Kerem’den Dünya çapında büyük başarı”

Kısa süre sonra bu kez Tayland merkezli, 115’e yakın ülke ve on binlerce öğrencinin katıldığı International Math Challenge (IMC) olimpiyatında üstün bir başarı elde ederek kendi kategorisinde Türkiye 2.’si ve Dünya 28.’si olmayı başardı. Bu yarışmadan da altın madalya kazanan Kerem, 27 Ocak–1 Şubat 2026 tarihleri arasında Bangkok’ta yapılacak final turuna davet edildi.

“Bir başarı da Amerikan Matematik Olimpiyatları’ndan…”

Son olarak American Mathematics Olympiad (AMO) sınavında da altın madalya elde eden Kerem, bu sonuçla birlikte 2026 Temmuz ayında Singapur’da gerçekleştirilecek SIMOC olimpiyatında ve 2026 Aralık ayında düzenlenecek STEAM AHEAD olimpiyatında Türkiye’yi temsilen yarışma hakkı kazandı.

“Madalyalarla dolu bir serüvenin başlangıcı..”

Kerem’in matematik yolculuğunun temeli ise geçtiğimiz yıl katıldığı Kanguru Matematik Yarışması ile atıldı. Uluslararası Kanguru Matematik Derneği Türkiye Temsilciliği tarafından düzenlenen sınavda Türkiye 2.’si olan Kerem, bu dereceyle hem özgüven kazandı hem de matematiğe olan ilgisini daha da derinleştirerek uluslararası olimpiyatlara yönelik düzenli ve disiplinli bir çalışma sürecine girdi.

SEAMO, International Math Challenge ve AMO’dan aldığı altın madalyalar, Kerem’in matematik yolculuğunu kısa sürede azim ve disiplinle yazılmış bir başarı hikayesine dönüştürdü.

Kerem, bu süreçle ilgili duygularını şöyle dile getirdi:

“Bu kadar kısa sürede üç farklı uluslararası olimpiyatta altın madalya kazanmış olmak beni gerçekten çok mutlu ediyor. Matematiği küçük yaşlarımdan beri çok seviyorum; problem çözmek ve yeni sorular denemek benim için her zaman çok keyifli oldu. Kanguru Matematik yarışmasına öğretmenim Nurefşan Yılmaz’ın rehberliğinde büyük bir motivasyonla hazırlandım. Oradaki Türkiye 2.’liği başarımın ardından, SEAMO olimpiyatlarına Bilsem Öğretmenim Hatice Davaz Daim rehberliğinde çok kısa sürede hazırlanarak dünyanın en başarılı %8 öğrencisinin arasına girdim. Bu süreçte Beylikdüzü Bahçeşehir Koleji’ndeki öğretmenlerimin ve yöneticilerimin desteğiyle daha da disiplinli çalışmaya başladım. Bana her anlamda yardımcı oldular, hep yanımda oldular. Ülkemi ve okulumu en iyi şekilde temsil edecek yeni başarılar kazanmak için disiplinli çalışmaya ve azimle ilerlemeye devam edeceğim; bu süreçte yanımda olan okuluma, tüm öğretmenlerime, anne ve babama yürekten teşekkür ediyorum.”

Dede Üstev: “Torunumla gurur duyuyorum”

Kerem Üstev’in dedesi Fikret Üstev de yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Dünya çapında büyük başarılar elde ederek ülkemizi temsil eden torunumla gurur duyuyorum. Azmi ve istikrarı ile finallerde de çok başarılı olacağına yürekten inanıyorum.”

Hudut Gazetesi olarak, bu önemli başarılarından dolayı Kerem Üstev’i, emeği geçen tüm öğretmenlerini ve ailesini tebrik ediyor, final yarışmalarında da aynı azim ve disiplinle yeni başarılara imza atarak ülkemizi en güzel şekilde temsil etmesini diliyoruz.

Öğretmen, odasından ses yükseltti!

Eğitim-İş, öğretmene yönelik şiddetin arkasında, yıllardır göz göre göre büyüyen ve siyasi iktidarla Milli Eğitim Bakanlığı’nın doğrudan sorumlusu olduğu sistematik bir ihmal zinciri yattığına dikkat çekerek, işyeri temsilcileri tarafından ülke genelinde öğretmen odalarında öğretmene şiddet konulu bildiri okundu. Öğretmenlik mesleğinin yeniden itibar kazanması, ekonomik, sosyal ve mesleki hakların güçlendirilmesi, okulların güvenli, saygılı ve nitelikli birer eğitim ortamına dönüştürülmesi talep edilen bildiride, “Artık Yeter! Öğretmene uzanan her el, geleceğimize uzanmaktadır! Öğretmene şiddet tesadüf değildir. Bu şiddet; öğretmeni hedef gösteren, mesleğin saygınlığını aşındıran, çalışma koşullarını güvencesizleştiren politikaların doğrudan ürünüdür. Biz bu düzeni kabul etmiyoruz!” ifadelerine yer verildi.

Eğitim İş temsilcileri tarafından öğretmen odalarında ikinci ders teneffüsünde okunan bildiride, şunlara yer verildi:

“Son yaşanan öğretmene yönelik saldırı, artık tahammül sınırlarımızı aşan bir tabloyu gözler önüne sermiştir. Öğretmenin sınıfta hedef haline geldiği, şiddetin sıradanlaştırıldığı, saygının yerle bir edildiği bu ortamın sorumlusu birkaç öğrenci değildir. Bu, yıllardır öğretmeni değersizleştiren, haklarını yok sayan ve eğitim sistemini içten çürüten politikaların doğrudan sonucudur.

Öğretmeni ekonomik olarak zorlayan, güvencesiz çalıştıran, mesleki itibarını zayıflatan, eğitimde nitelik yerine gösterişi ve propaganda amaçlı uygulamaları öne çıkaran politikaların faturası; bugün sınıflarda saygısızlık, şiddet, otorite krizi ve öğrenme ortamının bozulması olarak geri dönmektedir.

Ayrıca yıllardır uygulanan protokoller aracılığıyla eğitimle hiçbir ilgisi olmayan kişi ve yapıların okullara sokulması; pedagojik yetkinliği olmayan aktörlerin okul ortamlarına müdahil edilmesi, sınıf düzenini ve öğretmen otoritesini sistematik biçimde erozyona uğratmaktadır.

Yaklaşık bir milyon öğretmen atama beklerken, asgari ücretin altında yürütülen ücretli öğretmenlik sistemi hala sürdürülüyor. Bu durum, kamusal eğitimden sorumlu olanların öğretmeni ne kadar değersiz gördüğünün açık bir ifadesidir. Bu politikaların sonucunda öğretmenlik, gençler için umut veren bir meslek olmaktan çıkarılmış; meslektaşlarımız ekonomik baskı, güvencesizlik ve itibarsızlık nedeniyle tükenmişlik noktasına sürüklenmiştir.

Ankara’da yaşanan son olay, ‘geliyorum’ diyen bir çöküşün artık saklanamaz hale gelişidir. Bu yalnızca bir öğretmene saldırı değil; yıllardır yok sayılan bir mesleğin, bir kurumun ve bir geleceğin çığlığıdır.

EĞİTİM İŞ’İN ÇAĞRISI

Bugün buradan açık ve net bir çağrı yapıyoruz:

Ataması yapılmayan öğretmen bırakılmamalıdır — bu gecikmiş bir haktır.

Ücretli öğretmenlik adı verilen güvencesiz istihdam derhal sona ermelidir.

Tüm öğretmenler kadrolu olmalı, maaşlar yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır.

Okulların altyapısı, güvenliği ve fiziki koşulları hızla iyileştirilmelidir.  

Eğitim sistemi gençlere işsizlik ve belirsizlik değil; güvenli bir gelecek sunmalıdır.

Okullara eğitimle ilgisi olmayan yapıların müdahalesi tamamen bitirilmelidir.

Bu ülkenin geleceğini yetiştiren biz öğretmenler, yıllardır görmezden gelinen sorunların yükünü daha fazla taşımayacağız. Öğretmeni güçlendirmeyen, saygı göstermeyen, yaşam koşullarını iyileştirmeyen hiçbir anlayışla yol alınamaz.

Yaşananlar açık bir uyarıdır. Bu uyarıyı dikkate almayanlar, çok daha ağır sonuçların sorumluluğunu taşımak zorunda kalacaktır.

Eğitimin gerçek öznesi olan öğretmeni güçlendiren, itibarını koruyan ve kamusal eğitimi yaşatan politikaların hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.

Tekrar vurguluyoruz: Öğretmene şiddet, öğretmeni itibarsızlaştıran ve güvencesizleştiren politikaların sonucudur!”

EKK Çocuk Meclisi’nden ilk genel kurul!

Olgay GÜLER

Edirne’de geçtiğimiz 18 Nisan’da temelleri atılarak kurulan Edirne Kent Konseyi (EKK) Çocuk Meclisi, 1’inci olağan genel kurulunu gerçekleştirdi.

EKK Çocuk Meclisi, 1. Olağan Genel Kurulu’nu Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Toplantı, Edirne Kent Konseyi Çocuk Hakları Çalışma Grubu Başkanı İlayda Güder’in açılış konuşmasıyla başladı. Güder açılıştaki konuşmasında çocukların kent yaşamındaki söz hakkını güçlendirmek, katılım kültürünü yaygınlaştırmak ve geleceğe daha aktif şekilde yön verebilmek amacıyla iki gün sürecek bir çalışma programı yürütüldüğünü söyledi.

‘KENTİN GELECEĞİ, TÜM ÇOCUKLARIN SESİNİ DUYABİLDİĞİ ÖLÇÜDE GÜÇLENİR’

Çocuk Meclisi’nin, kurulduğu günden bu yana Edirne’de tüm çocukların düşüncelerini özgürce paylaşabildiği, karar süreçlerine katkı sunduğu demokratik bir yapıyı temsil ettiğini vurgulayan Güder, Edirne’nin tüm mahallelerinden çocukların meclise katılımının önemine dikkat çekerek, “Bir kentin geleceği, içinde yaşayan tüm çocukların sesini duyabildiği ölçüde güçlenir” dedi.

YÜRÜTME KURULU SEÇİLDİ

Divan seçimi, faaliyet raporunun değerlendirilmesi ve yeni yönetim organlarının belirlenmesiyle devam eden genel kurulda, meclisin yürütme kurulunda görev almak isteyen çocuklar kendilerini tanıtarak neden görev almak istediklerini açıklayan konuşmalar yaptı. Yapılan oylama sonucunda Edirne Kent Konseyi Çocuk Meclisi Yürütme Kurulu şu isimlerden oluştu:

Başkan: İlayda Güder

Başkan Yardımcısı: Ömer Can Tezcan

Sekreter: Mete Kaan Karakaş

Üye: Armina Özbay

Üye: Şöhret Asya Nuray

Üye: Ceylin Esila Tuna

Üye: Kuzey Efe Gül

EYBAL velilerinden durmak yok!

Olgay GÜLER

Edirne’de, eğitim binası depreme dayanıksız raporu verilerek geçici olarak 1’inci Murat Anadolu Lisesi binasına taşınan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi  (EYBAL) öğrenciler ve velileri, bu binada da yetersiz koşullar olduğu gerekçesiyle ses yükseltmeye devam ediyor.

Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkım kararı alınan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin (EYBAL) öğrenci ve velilerinin, tahliye sürecinin ardından yönlendirildikleri 1’inci Murat Anadolu Lisesi’nin fiziki şartlarının yetersizliğine tepkileri sürüyor. Yangın merdiveni ve alarm sistemi bulunmayan binada öğrencilerin sık sık yaralandığını, sağlık sorunu yaşayan çocukların durumunun kötüleştiğini belirten veliler, okul önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Veliler, kentte bölümleri aynı olan meslek liselerinin birleştirilmesini, EYBAL öğrencilerine ise Serhat Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin geçici eğitim binası olarak tahsis edilmesini talep etti.

‘BİNADA CİDDİ YAPISAL VE SAĞLIK RİSKLERİ BULUNMAKTA’

Veliler adına konuşan Nihan Aksoy, 1’inci Murat Anadolu Lisesi binasının öğrencilerin sayısına, eğitim standartlarına ve güvenlik yönetmeliğine uygun olmadığını belirterek, “Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi (EYBAL) binasının, hazırlanan teknik raporda “bina ömrünü tamamladığı” gerekçesiyle yıkım kararı alınması üzerine öğrenciler 1. Murat Anadolu Lisesi’nin tarihi binasına taşınmıştır. Ancak bu bina, mevcut öğrenci sayısına, eğitim standartlarına ve güvenlik yönetmeliklerine uygun değildir. Veliler olarak yaptığımız incelemeler ve öğrencilerden gelen geri bildirimler doğrultusunda binada ciddi yapısal ve sağlık riskleri bulunmaktadır. 1.Murat Anadolu Lisesi binasında yangın merdiveni, yangın alarm sistemi, yeterli havalandırma, uygun merdiven genişliği ve fiziki dayanım unsurları mevcut değildir. Kalabalık nedeniyle koridor ve merdivenlerde sık sık düşme ve yaralanma olayları yaşanmakta, okula neredeyse her gün ambulans gelmektedir. Astım ve solunum rahatsızlığı bulunan öğrencilerde kötüleşme görülmüş, eğitim öğretim süreci ciddi biçimde sekteye uğramıştır. Bu koşullar öğrencilerin hem can güvenliğini hem de eğitim hakkını açıkça ihlal etmektedir” dedi.

‘VALİLİĞE SOMUT ÖNERİ SUNDUK ANCAK KARŞILIK BULMADI’

Valiliğe ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yaptıkları başvurulardan sonuç alamadıklarını dile getiren Aksoy, “Veliler, Valilik makamı, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ilgili kurumlara çok sayıda yazılı başvuru yapmış; ancak tüm başvurulara benzer içerikte standart yanıtlar verilmiştir. Veliler bizzat Valilik makamına giderek Edirne’deki meslek liselerinde aynı alanların birleştirilmesiyle İMKB Serhat MTAL binasının geçici olarak EYBAL’a tahsis edilebileceğini içeren somut ve uygulanabilir çözüm önerisini sunmuştur. Buna rağmen Sayın Vali, yapılan görüşmede ‘yapılabilecek bir şey olmadığı, elde yalnızca mevcut binanın bulunduğu’ yönünde açıklama yapmış; böylece alternatif çözüm önerilerine kapalı bir tutum sergilemiştir. Bu yaklaşım, sürecin çözüm üretmek yerine mevcut durumda öğrencileri risk altında bırakacak şekilde yürütüldüğünü göstermektedir” diye konuştu.

‘SERHAD BORSA EYBAL’A TAHSİS EDİLSİN’

Aksoy, okulun yıkım kararının, kentte sosyal konut projeleri için arsa arayışının yoğunlaştığı döneme denk gelmesinin veliler arasında soru işaretleri oluşturduğuna dikkat çekerek, “Öte yandan, okulun yıkım kararının verildiği dönemin, kentte sosyal konut projeleri için arsa arayışının yoğunlaştığı döneme denk gelmesi veliler arasında soru işareti oluşturmuştur. Bu durumun açıklığa kavuşturulmaması, belirsizliği ve güven kaybını daha da artırmaktadır. Bu çerçevede; EYBAL öğrencilerinin acilen güvenli, mevzuata uygun bir eğitim kurumuna nakledilmesi, meslek liselerinde bölüm birleştirme önerimizin değerlendirilerek Serhat Borsa İMKB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi binasının tahsisi, 1. Murat Anadolu Lisesi’nin bağımsız uzmanlarca denetlenmesi ve risk raporlarının kamuoyuyla paylaşılması, velilere düzenli ve şeffaf bilgilendirme yapılması hususlarında gereğini arz ederim” şeklinde konuştu.