Türk Kadınlar Birliği (TKB) Edirne Şubesi tarafından, Öğretmenler Günü dolayısıyla yılın öğretmeni olarak seçilen emekli İngilizce Öğretmen Serpil Atay’a plaket verildi.
TKB’nin geleneksel olarak her yıl Öğretmenler Günü dolayısıyla düzenlediği etkinlikte, birlik üyesi kadınlar ve emekli öğretmenler kentte bir otelde kahvaltı etkinliğinde buluştu. Etkinlikte bu yılki yılın öğretmeni seçilen emekli İngilizce Öğretmeni Serpil Atay’a plaketi dernek Başkanı Ayşen Tamergil tarafından verildi. Etkinlik kapsamında 38 yıldır dernek başkanlığı görevini üstlenen Ayşen Tamergil de TKB Ankara Merkez’den gönderilen plaketle onurlandırıldı.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), ülke genelinde geniş yankı uyandıran bahis iddialarına ilişkin, aralarında Edirnespor’dan 10 futbolcunun da bulunduğu, PFDK’ya sevk edilen 3’üncü lig futbolcularıyla ilgili verilen cezaları açıkladı. TFF, 3. Lig sporcuları ve sevk tarihi itibariyle bir kulübe bağlı olmayan sporculardan 638 oyuncuya bahis nedeniyle 45 gün ila 12 ay arasında hak mahrumiyeti cezası verildiğini açıkladı. Federasyondan yapılan açıklamada, ”Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun 20.11.2025 tarih ve 30 sayılı toplantısında FDT’nin 57. maddesi uyarınca Kurulumuza sevk edilen 3. Lig sporcuları ve sevk tarihi itibariyle bir kulübe bağlı olmayan sporcular hakkındaki almış olduğu kararlar açıklanmıştır” denildi. Karara göre Edirnesporlu futbolcular ve aldıkları cezalar şu şekilde: Can Alp Fidanoğlu 6 ay, Ahmet Yağız Gençtürk 3 ay, Görkem Can Güner 3 ay, Sezer Kahraman 12 ay, Furkan Kara: 3 ay, Deniz Kodal 9 ay, Ahmet Efe Şimşek 3 ay, Ömer Faruk Yaylacı 12 ay, Efe Yüceer 3 ay, Cevat Can Ekinci: 3 ay
Olgay GÜLER Edirne Barosu Aile, Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu tarafından, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, çocukların hâlâ savaş, göç, iklim krizi ve eşitsizlikler nedeniyle ciddi hak ihlalleriyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Edirne Barosu hizmet binası önünde gerçekleştirilen basın açıklamasını Edirne Barosu Aile, Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu Üyesi Av. Özge Hazır okudu. Açıklamaya Edirne Barosu Başkan Vekili Av. Aygün Ulubey Ergüden, komisyon üyeleri ve avukatlar katıldı. ‘BUGÜN ÇOCUKLARIN HAKLARI İÇİN YÜKSELTİLEN EVRENSEL BİR SESTİR’ Günümüzde halen savaşın, göçün, iklim krizlerinin ve eşitsizliğin pençesindeki çocuklar, tıpkı geçmişteki akranları gibi benzer tehditler ve hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekilen açıklamada, “Çocuk haklarına giden bu yolculuk, bitmeyen bir sorumluluğu ve sürekli bir uyanıklığı gerekli kılmaktadır. Bugün, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Bu tarih, 1989 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin kabulünün yıl dönümü olmakla birlikte, bu gün bir imza töreninin çok ötesinde, insanlık vicdanının çocuklarımızın hakları için yükseltildiği evrensel bir sestir. Çocuklar, bu dünyanın en saf gerçeği, en değerli varlığı ve geleceğimizin tartışmasız tek umudu olarak kabul edilmelidir” dedi. ‘ÇOCUKLAR EN TEMEL HAKLARINDAN MAHRUM’ Dünyanın en parlak ışıkları olan çocukların, karanlık köşelerde acımasız ihlallerle mücadele etmek zorunda kaldığına yer verilen açıklamada, “Bu acı, bazen sokak ortasında şiddete maruz kalan bir çocuğun çaresizliğinde, bazen en güvendiği tarafından istismar edilen bir çocuğun gözlerinde, bazen de akran zorbalığıyla ömür boyu taşıyacağı yarayla bir çocuğun yüreğinde saklanmaktadır. Çocuklar, en güvende hissetmeleri gereken evlerinde ve okullarında dahi onarılamaz hasarlara maruz kalmakta, en temel haklarından mahrum bırakılmaktadır” şeklinde konuştu. ‘ÇOCUKLARIN SUÇA YÖNELİMİ, BAŞARISIZLIĞIN ESERİDİR’ Toplumun koruma mekanizmalarından yoksun kalan ve suça sürüklenen çocuklara özel önem verilmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, “Bu noktada, toplum olarak üstesinden gelmemiz gereken derin yapısal sorunlar bulunmaktadır. Toplumun koruma mekanizmalarından mahrum kalan ve suça sürüklenen çocuklar, kendilerine özgü sistem içerisinde koruma altına alınmayı, rehabilite edilmeyi ve toplumsal hayata yeniden kazandırılmayı hak etmektedir. Onların suça yönelimi, yetişkinlerin onlara güvenli bir çevre sunma yükümlülüğündeki başarısızlığının bir göstergesidir. Aynı hassasiyetle, suçun bizzat hedefi olmuş çocukların korunması, adalet sistemimizin en temel önceliği olmalıdır. Suç mağduru çocuklar, yeniden travmatize edilmeden, yaşlarına ve gelişim düzeylerine uygun, uzmanlar eşliğinde dinlenmeli ve yargı süreçlerinde özel olarak desteklenmelidir. Onların adalet arayışı, ikincil mağduriyetler yaratılmadan titizlikle yürütülmelidir” diye konuştu. ‘ÇOCUKLAR, AĞIR KOŞULLARDA İŞÇİLİĞE MECBUR BIRAKILIYOR’ Çocukların, ekonomik ve sosyal eşitsizlikler nedeniyle eğitim hakkından mahrum kalarak, ağır koşullarda çalışmak zorunda bırakıldığına da belirtilen açıklamada, “Ekonomik ve sosyal eşitsizlikler nedeniyle eğitim hakkından koparılan çocuklarımız, ağır koşullarda çocuk işçiliğine mecbur bırakılmaktadır. Bu durum, onların bedensel ve zihinsel gelişimlerini tehdit etmekle kalmayıp, geleceğe dair tüm umutlarını da çalmaktadır. Gelecek nesillerin potansiyeli sistematik olarak sömürülürken, buna kayıtsız kalmak, insanlık vicdanının kabul edebileceği bir durum değildir. Onların yaşam, gelişim ve onurlu bir hayat sürme başta olmak üzere tüm haklarını en güçlü şekilde savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna bildiriyoruz. Onlara sunduğumuz her güvenli alan ve eşit fırsat, bizi şiddetten ve sömürüden arınmış, daha merhametli bir geleceğe taşıyacaktır” şeklinde konuştu.
Edirne’de özel bir kreş ve gündüz bakımevinin minik öğrencileri, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla yürüyüş gerçekleştirdi.
Kentte, 20 Kasım Çocuk Hakları Günü kutlamaları kapsamında, özel bir kreş ve gündüz bakımevi, öğrencileriyle yürüyüş etkinliği düzenledi. Saraçlar Caddesi’nin 25 Kasım Stadı önünden başlayan yürüyüşte, kreşin minik öğrencileri, ellerinde pankartlarla, öğretmenleri eşliğinde yürüdü. Yürüyüşe Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü temsilcileri de katıldı.
Atatürk Anıtı’nda sona eren yürüyüşle ilgili konuşan okulun kurucusu Nazife Kaya geleceğin teminatı olan çocukların haklarını bilmesi gerektiğini belirterek, “Onlar geleceğimizin teminatları. Dünyada savaşların olduğu ve çocukların katliama uğradığı bir dönem içerisinde dünyanın geleceği için, geleceğin şekillenmesi için, çocukları doğru bir şekilde yetiştirebilmemiz için önce çocukların kendine haklarını bilmesi ve sonra da bu haklarını ne şekilde ve demokratik yollarla ya da en sağlıklı şekilde öğretmek gerekiyor. Çocuk, bir ülkenin gelişiminde çok önemli. Biz de zamanın birinde çocuktuk ve şu an bu dünyadaki şekillendiren yetkilileriz. Şu an bizim yetiştirdiğimiz bireyler de bizim geleceğimizi ve dünyanın geleceğini belirleyecekler. Onlar için önemli olan eğitimin, sağlığın, temel barınmanın, sevginin, saygının ve pozitif bir disiplinle yetişebilmesi” dedi.
Olgay GÜLER Edirne’de, mahkemenin yüzde 50’lik artışı iptal ettiği ekmek fiyatıyla ilgili harekete geçen fırıncı esnafı, 220 gramı 15 TL’ye satılan ekmeğin gramajının 200 grama düşürülerek aynı fiyattan satılmasını talep etti. Edirne’de fırıncı esnafı 210 gramı 10 liraya satılan ekmek fiyatının, maliyetleri karşılamadığı gerekçesiyle, ocak ayında ETSO ve EDESOB’a zam talebinde bulundu. İki kurum, kendi içlerinde kurdukları komisyonlarda zam kararını değerlendirdi. Değerlendirme sonucunda ilk olarak ETSO Meclisi ekmeğin 220 gramının 15 lira olmasına karar verdi. Ardından ETSO da aynı kararı aldı. Zam kararı kanun gereği Ticaret Bakanlığı’na bildirildi. Bakanlık, fiyatın yüksek olduğu gerekçesiyle ret kararı verirken, ETSO buna rağmen 20 Mart’ta kentte 220 gram ekmeğin 15 liraya satılmaya başlanacağını üyelerine duyurdu. Edirne Valiliği ise ETSO’nun zam uygulamasını hayata geçirmesinin ardından ekmek fiyatının yeniden görüşülmesi gerekçesiyle itiraz komisyonu kurdu. Komisyonda Edirne Valiliği’ni temsilen Ticaret İl Müdürlüğü görevlisi itirazın kabulü yönünde, ETSO, EDESOB ve Edirne Belediyesi temsilcileri ret oyu verdi. VALİLİK KONUYU YARGIYA TAŞIDI Yeni fiyata itirazı kabul olmayan valilik, konuyu yargıya taşıdı. Konuyu görüşen Edirne Asliye Mahkemesi Temmuz ayında, alınan zam kararını iptal etti. Gelişmenin ardından Edirne Valiliğiyle, oda ve birlik temsilcileri arasında yapılan görüşmede, kentte ekmeğin gramajının yükseltilip 15 TL’ye satılması yönünde ortak karar alındı. ESNAFTAN GRAMAJ DÜŞÜRÜLMESİ TALEBİ Aradan geçen 6 ayın ardından, kentteki fırıncı esnafı, artan buğday fiyatları ve giderleri neden göstererek, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’na gramajın düşürülüp, fiyatın aynı kalması yönünde talepte bulundu. Odada değerlendirmeye alınan talebin, bugün gerçekleştirilecek meclis gündemine alınması bekleniyor. Talebin mecliste kabulü halinde, kentteki ekmeğin gramajının 220 gram olan ekmeğin 200 grama düşürülerek, yeniden 15 TL’den satışa sunulması bekleniyor.
Bazı fırıncıların ise düşük gramajlı ekmek satışına başladığı bildirildi.
Olgay GÜLER Edirne – Lalapaşa karayolunun Sinanköy yakınlarında, seyir halindeyken alev alan otomobil, yanarak kullanılamaz hale geldi.
Olay, Edirne-Lalapaşa D100 karayolunun Sinanköy sapağı yakınlarında meydana geldi. Mehmet Gündoğan, 22 ACJ 836 plakalı otomobilindeki elektrik arızasını göstermek için Lalapaşa’dan Edirne’ye gelmek üzere yola çıktı. Gündoğan, Sinanköy sapağına geldiği sırada, motor kısmından çıkan dumanları fark ederek otomobilini yol kenarına çekti. Gündoğan, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirirken, otomobil bu sırada alev alarak yanmaya başladı. İhbarla bölgeye itfaiye, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. İtfaiye’nin müdahalesiyle otomobildeki yangın kontrol altına alınırken, polis ve jandarma ekipleri trafikte güvenlik önlem aldı.
Gündoğan, Edirne’ye aracımdaki elektrik arızasını göstermek için yola çıktığını belirterek, “Birden alev aldı. Alev almasıyla inmem bir oldu. Alev büyüdü ve ben de arabayı sağa çekip kendimi dışarı attım. Yoldan geçen bir araç yangın söndürme tüpüyle müdahale etmeye çalıştı ama o da fayda etmedi. Sonuçta araç kullanılamaz hale geldi” dedi.
Otomobil kullanılamaz hale gelirken, yangınla ilgili inceleme başlatıldı.
Mimari, boşlukları ve kütleleri organize etme sanatıdır. Aydınlatma ise bu sanatı görünür kılan, ona ruh ve karakter katan en güçlü araçtır. Başarılı bir aydınlatma tasarımı, sadece bir mekânı aydınlatmakla kalmaz; aynı zamanda mekânın atmosferini şekillendirir, kullanıcı deneyimini zenginleştirir ve mimari kimliği vurgular. Bu süreçte,aydınlatma sistemleri, estetik ve fonksiyonelliği bir araya getiren temel yapı taşları olarak öne çıkar.
Mimari Aydınlatma Nedir ve Neden Önemlidir?
Mimari aydınlatma, bir yapının iç ve dış mekânlarının estetik, fonksiyonel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak üzere ışığın bilinçli bir şekilde tasarlanması ve uygulanmasıdır. Bu disiplin, basitçe bir lamba seçip takmaktan çok daha fazlasını ifade eder; ışığı, mimari projenin ayrılmaz bir parçası olarak ele alır. Işığın rengi, yönü, yoğunluğu ve dağılımı gibi unsurlar, mekânın nasıl algılandığını kökten değiştirir.
Önemini üç temel ilke üzerinden açıklayabiliriz:
Estetik Vurgu: Aydınlatma, bir binanın dokusunu, formunu, renklerini ve hacmini ortaya çıkarır. Gündüz doğal ışıkla yaşayan mimari, gece doğru bir aydınlatma tasarımıyla bambaşka bir kimliğe bürünür. Gölgeler ve kontrastlar yaratarak dramatik etkiler oluşturabilir, odak noktaları belirleyebilir ve mekâna derinlik katabilir.
Fonksiyonel Gereklilik: Her mekânın bir amacı vardır. Bir ofiste verimliliği artırmak, bir mağazada ürünleri çekici kılmak veya bir otel lobisinde davetkâr bir atmosfer yaratmak… Aydınlatma, bu fonksiyonları destekleyen en kritik unsurdur. Görev aydınlatması, genel aydınlatma ve vurgu aydınlatması gibi katmanlı yaklaşımlar, mekânın işlevselliğini en üst düzeye çıkarır.
Kullanıcı Deneyimi ve Psikolojisi: Işık, insan psikolojisi üzerinde doğrudan etkilidir. Sıcak tonlardaki bir ışık rahatlatıcı ve samimi bir his yaratırken, soğuk tonlar daha enerjik ve odaklanmış bir ortam sağlar. Yanlış tasarlanmış bir aydınlatma ise göz yorgunluğuna, baş ağrısına ve genel bir rahatsızlık hissine yol açabilir. Bu nedenle, görsel konfor, mimari aydınlatmanın merkezinde yer alır.
Görsel Konforun Temel Direkleri: Başarılı Bir Aydınlatma Projesinin Kriterleri
Görsel konfor, bir aydınlatma ortamında kullanıcının göz sağlığını koruyan, görsel performansı artıran ve psikolojik olarak rahat hissetmesini sağlayan koşulların bütünüdür. Bu konforu sağlamak için aydınlatma tasarımcıları ve mimarlar, bir dizi teknik kritere dikkat ederler. Bu kriterler, aydınlatma sistemleri seçiminin temelini oluşturur.
Renk Sıcaklığı (CCT): Mekânın Duygusunu Belirlemek
İlişkili Renk Sıcaklığı (Correlated Color Temperature – CCT), bir ışık kaynağının yaydığı ışığın “;sıcak” mı yoksa “;soğuk” mu olduğunu belirten bir ölçümdür ve Kelvin (K) birimiyle ifade edilir. Düşük Kelvin değerleri (örneğin 2700K-3000K) sarımsı-kırmızı, sıcak bir ışık üretir. Bu ışık, konutlar, restoranlar ve otel odaları gibi rahat ve samimi bir atmosferin istendiği yerlerde tercih edilir. Yüksek Kelvin değerleri (örneğin 5000K-6500K) ise mavimsi-beyaz, soğuk bir ışık yayar. Bu da gün ışığına benzediği için ofisler, hastaneler ve çalışma alanları gibi dikkat ve uyanıklık gerektiren mekânlar için idealdir. 4000K civarındaki nötr beyaz ışık ise mağazacılık ve modern ofislerde dengeli bir seçenek olarak sıkça kullanılır.
Renksel Geriverim İndeksi (Color Rendering Index – CRI), bir yapay ışık kaynağının, aydınlattığı nesnelerin renklerini doğal gün ışığına kıyasla ne kadar doğru yansıttığını gösteren bir ölçüttür. 0 ile 100 arasında bir değere sahiptir ve 100, referans olarak kabul edilen gün ışığının mükemmel renk doğruluğunu temsil eder. Genel yaşam alanları ve ofisler için CRI > 80 kabul edilebilir bir değerken, renklerin kritik önem taşıdığı uygulamalarda bu değer yetersiz kalır. Örneğin, bir tekstil mağazasında kumaş renklerinin, bir sanat galerisinde tablonun orijinal tonlarının veya bir marketin manav reyonunda meyvelerin taze görünmesi için CRI >; 90, hatta 95 ve üzeri değerlere sahip aydınlatma sistemleri kullanılmalıdır. Düşük CRI, renklerin soluk, cansız veya olduğundan farklı görünmesine neden olarak hem estetik algıyı hem de ticari başarıyı olumsuz etkiler.
Kamaşma Kontrolü (UGR): Göz Konforunun Anahtarı
Kamaşma (Glare), görüş alanındaki aşırı parlaklık veya yüksek kontrast nedeniyle ortaya çıkan ve görsel rahatsızlığa veya görüş yeteneğinde azalmaya neden olan bir durumdur. Mimari aydınlatmada kamaşmayı kontrol etmek, görsel konforun en önemli adımlarından biridir. Bu kontrol için uluslararası standartlaşmış bir metrik olan Birleşik Kamaşma Derecesi (Unified Glare Rating – UGR) kullanılır. UGR değeri, 10 (kamaşma yok) ile 30 (çok rahatsız edici kamaşma) arasında değişir ve değer ne kadar düşükse, ortam o kadar konforludur. Özellikle bilgisayar ekranlarının yoğun olarak kullanıldığı ofis ortamları için Avrupa standardı EN 12464-1, UGR ≤ 19 değerini şart koşar. Bu değere ulaşmak için düşük kamaşmalı lenslere veya difüzörlere sahip armatürler, dolaylı aydınlatma teknikleri ve armatürlerin doğru konumlandırılması gibi stratejiler uygulanır.
Homojenlik: Işığın Dengeli Dağılımı
Homojenlik, bir yüzey veya mekân üzerindeki aydınlık seviyesinin ne kadar eşit dağıldığını ifade eder. Kötü planlanmış bir aydınlatma, rahatsız edici parlak noktalar ve karanlık gölgeler yaratarak mekânın kalitesiz ve kullanışsız algılanmasına neden olur. Özellikle geniş ofisler, koridorlar ve perakende alanları gibi yerlerde homojen bir ışık dağılımı, hem güvenlik hem de estetik açıdan kritiktir. Lineer aydınlatma armatürleri, geniş açılı downlight’lar veya endirekt aydınlatma çözümleri, homojenliği sağlamada sıkça kullanılan etkili aydınlatma sistemleri arasındadır.
Uygulamada Görsel Konfor: Ofis, Mağaza ve Otel Lobisi
Bu teknik kriterlerin pratikte nasıl birleştiğini anlamak için üç farklı senaryoyu inceleyelim:
Modern Bir Ofis Çalışma Alanı: Amaç, verimliliği ve çalışan konforunu en üst düzeye çıkarmaktır. Bu nedenle, 4000K nötr beyaz CCT, odaklanmayı destekler. Renklerin (örneğin sunumlarda) doğru görünmesi için CRI >; 80 (tercihen >90) gereklidir. En kritik faktör ise kamaşmadır; bilgisayar ekranlarındaki yansımaları önlemek ve göz yorgunluğunu azaltmak için kesinlikle UGR ≤ 19 hedeflenmelidir. Geniş alanlarda homojen bir aydınlık düzeyi sağlamak için lineer veya panel LED armatürler kullanılır.
Lüks Bir Giyim Mağazası: Burada amaç, ürünleri en çekici şekilde sergilemek ve müşteriyi satın almaya teşvik eden bir atmosfer yaratmaktır. Ürün renklerinin canlı ve doğru görünmesi hayati olduğu için CRI >; 90 bir zorunluluktur. Genel ambiyans için 3000K sıcak beyaz bir CCT tercih edilebilirken, ürünleri vurgulamak için ray spotlarda daha nötr (4000K) ışıklar kullanılabilir. Kamaşma, müşterinin gözünü rahatsız etmemeli ancak spotların yarattığı kontrast, ürünlere dikkat çekmelidir.
Bir Otel Lobisi: İlk izlenimin yaratıldığı bu mekânda amaç, davetkâr, sıcak ve prestijli bir ortam oluşturmaktır. Bu nedenle, 2700K-3000K sıcak beyaz CCT idealdir. Dekorasyondaki ahşap, mermer gibi malzemelerin zengin dokularını ortaya çıkarmak için CRI > 90 önemlidir. Aydınlatma katmanlı olmalıdır: Genel ambiyans için gizli ışık bantları veya dekoratif avizeler, resepsiyon bankosu gibi görev alanları için fonksiyonel downlight’lar ve mimari detayları veya sanat eserlerini vurgulamak için dar açılı spotlar kullanılabilir.
İç Mekândan Dış Cepheye: Mimari Aydınlatmanın Uygulama Alanları
Mimari aydınlatma, sadece iç mekânlarla sınırlı değildir. Bir yapının kimliği, dış cephesi ve çevresiyle bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Dış Cephe ve Peyzaj Aydınlatması
Dış cephe aydınlatması, bir binanın gece silüetini tanımlar, mimari karakterini vurgular ve bir güvenlik unsuru olarak hizmet eder. Doğru bir tasarımla, sıradan bir yapı geceleri ikonik bir simgeye dönüşebilir. Bu alanda kullanılan temel teknikler şunlardır:
Yıkama (Wall Washing): Geniş yüzeyleri homojen bir şekilde aydınlatarak binanın genel formunu ortaya çıkarır.
Sıyırma (Wall Grazing): Işık kaynağını duvara çok yakın konumlandırarak tuğla, taş gibi dokulu yüzeylerde dramatik gölgeler yaratır ve malzemenin karakterini vurgular.
Vurgu Aydınlatması: Kolonlar, kemerler veya heykeller gibi özel mimari öğeleri dar açılı projektörlerle (spotlarla) aydınlatarak dikkat çeker.
Peyzaj aydınlatması ise yapının çevresini, yürüme yollarını, ağaçları ve su öğelerini aydınlatarak hem estetik bir bütünlük sağlar hem de güvenli bir dolaşım imkânı sunar. Dış mekân aydınlatmasında dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri de ışık kirliliğini önlemektir. Işığın gökyüzüne kaçmasını engelleyen, doğru yönlendirilmiş ve ihtiyaç duyulan seviyede ışık üreten armatürler seçilmelidir.
Doğru Armatür Seçimi: Projenin Başarısı İçin Temel Kriterler
Tüm bu tasarım prensiplerini hayata geçirecek olan araçlar, aydınlatma armatürleridir. Projenin ihtiyaçlarına uygun armatürü seçmek, tasarımın başarısı için kritiktir. Seçim yaparken göz önünde bulundurulması gerekenler:
Işık Kaynağı Teknolojisi: Günümüzde LED teknolojisi, enerji verimliliği, uzun ömür, düşük bakım maliyeti, anında tam parlaklık ve CCT/CRI değerlerinde sunduğu esneklik sayesinde endüstri standardı haline gelmiştir.
Optik Performans: Armatürün lensi, reflektörü veya difüzörü, ışığı nasıl dağıtacağını belirler. Dar açılı bir spot mu, geniş açılı bir projektör mü, yoksa asimetrik bir wallwasher mı gerektiği, aydınlatma hedefine göre belirlenir.
Montaj Tipi ve Tasarımı: Sıva altı (ankastre), sıva üstü, sarkıt, ray spot gibi farklı montaj tipleri, mimari tasarıma entegrasyonu etkiler. Armatürün kendisi de bir tasarım nesnesi olabilir veya tavanla bütünleşerek görünmez hale gelebilir.
Dayanıklılık ve Koruma Sınıfı: Özellikle dış mekân veya banyo gibi ıslak hacimlerde kullanılacak armatürlerin toza ve suya karşı dayanıklılığını belirten IP (Ingress Protection) koruma sınıfı yüksek olmalıdır.
Kontrol Sistemleri ile Uyumluluk: Modern aydınlatma sistemleri, DALI, 0-10V gibi protokollerle veya kablosuz sistemlerle kontrol edilebilir. Dim etme (ışık seviyesini ayarlama), zamanlama veya sensörlerle entegrasyon gibi akıllı çözümler, hem esneklik hem de ek enerji tasarrufu sağlar.
Sonuç olarak, mimari aydınlatma, teknik bilgi ile sanatsal vizyonun kesişim noktasında yer alan karmaşık ve çok katmanlı bir disiplindir. Başarılı bir proje, sadece yeterli ışık sağlamakla kalmaz, aynı zamanda mekânın ruhunu yansıtır, kullanıcıların görsel konforunu temin eder ve mimariyi yüceltir. Bu süreçte, projenin özel ihtiyaçlarına yönelik doğru aydınlatma sistemleri ve armatürleri seçmek için korgonline gibi profesyonel platformlarda sunulan geniş ürün yelpazesini ve teknik özellikleri dikkatle incelemek, mimarlar ve proje sahipleri için en doğru adımlardan biri olacaktır. Işık, bir yapı malzemesidir ve doğru kullanıldığında en az beton veya çelik kadar güçlü bir etkiye sahiptir.
CHP Edirne il başkanı Yücel Balkanlı İpsala‘nın düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıldönümünde İpsala Belediye Başkanı’nın protokol konuşmasını siyasi şova dönüştürmesi ve protokolü terk etmesine tepki gösterdi. Balkanlı, “Milli bayramlarımız kimsenin siyasi şov alanı değildir” dedi. Balkanlı yaptığı açıklamada “İpsala’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 103. yıldönümünde, milletçe gurur duyduğumuz bu anlamlı günde, Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Başkanı olarak törenlere katıldım. Ancak ne yazık ki, törenin ruhuna ve milli değerlere tamamen aykırı bir tabloyla karşı karşıya kaldık” diyerek şunlara yer Verdi: İpsala Belediye Başkanı’nın protokol konuşmasını, milli bayramımızı gölgede bırakarak siyasi bir şova dönüştürmesi; kendi icraatlarını reklam ettiği bir platforma çevirmesi asla kabul edilemez. Milli bayramlar, hiç kimsenin kişisel propaganda alanı değildir. Bu sebeple, bu saygısız tutumu protesto etmek adına protokolü terk ettim. Çünkü bizim için milli bayramların kutsiyeti, herhangi bir siyasi gösteriden, herhangi bir kişisel reklamdan çok daha değerlidir. Şunun altını çizmek isterim: Kurtuluş günlerimiz seçim mitingi değildir.
Kahramanlarımızın hatırası siyasi şovların dekoru değildir.
Bu millet, milli günlerinde propaganda değil; ciddiyet, saygı ve birlik görmek ister. İpsala halkı; tarihine, kültürüne ve değerlerine sahip çıkan onurlu bir halktır. Bu tarz siyasi gösterilere mecbur bırakılacak, bunlara göz yumacak bir halk değildir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak milli bayramlarımızın anlamına uygun şekilde, her zaman olduğu gibi saygı, sorumluluk ve ciddiyetle milletimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Olgay GÜLER S.S.19 No’lu Serhad Birlik Etus Minibüsçüler, Otobüsçüler ve Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi’nden yapılan açıklamada, Sayıştay’ın 2024 raporu üzerinden kooperatife yöneltilen iddiaların asılsız olduğu belirtildi. Kooperatiften yapılan yazılı açıklamada, Sayıştay raporu üzerinden yöneltilen eleştirilen siyasi amaç taşıdığı, hiçbir somut bilgi ve günceli veriyle desteklenmediği belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur Sayıştay’ın 2024 yılı verilerine dayanılarak hazırlanmış raporun çarpıtılması sonucu ortaya atılan, gerçeği yansıtmayan, mesnetsiz ve tamamen siyasi amaç taşıyan iddialar; hiçbir somut bilgi ve güncel veriyle desteklenmeyen, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamalardır. Kooperatif yönetimi Haziran 2025 tarihinde tarafımızca devralınmış olup, o tarihten bu yana; şikayet oranları ciddi şekilde düşmüş, bazı günler hiç şikayet almadan hizmet verilmiştir. Sosyal medya ve WhatsApp üzerinden tarafımıza ulaşan tüm talep ve şikayetlere anında geri dönüş sağlanmış, hiçbir başvuru cevapsız bırakılmamıştır. Hizmet kalitesini yükseltmeye yönelik çalışmalar kararlılıkla ve kesintisiz şekilde sürdürülmektedir. Edirne Belediye Başkanımız Av. Filiz Gencan’ın da kamuoyuna açıkça belirttiği üzere, yeni yönetim döneminde hiç şikayet alınmayan günler yaşanmıştır. Bu gerçekler, söz konusu iddiaların ne kadar dayanaksız ve gerçeklikten uzak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Serhad Birlik Kooperatifi olarak; Kurumsal yapımızı ve hizmet anlayışımızı hedef alan asılsız açıklamalarla kurumumuzun itibarsızlaştırılmaya çalışılmasını asla kabul etmiyoruz.”
Olgay GÜLER Bulgaristan’daki bankalardan emekli maaşını alan fakat Türkiye’de yaşamını sürdüren çifte vatandaşlar için yaşam belgesi ibraz etme zorunluluğu nedeniyle, Edirne’deki muhtarlıklarda yoğunluk yaşanıyor. Bulgaristan, 2007 yılında Avrupa Birliği’ne (AB) girişinin ardından, 12 Aralık 2024’te de Romanya ile birlikte ‘Schengen Bölgesi’ne fiilen dahil oldu. Uyum sürecinin devam ettiği komşu ülke, 2026 ile birlikte resmi para birimi olarak levadan avroya geçmeye hazırlanıyor. En çok çifte vatandaşın yaşadığı sınır şehri Edirne’deki muhtarlıklardaysa 1 Kasım itibarıyla, emekli maaşını Bulgaristan’dan alan soydaşlardan istenen ‘yaşam belgesi’ mesaisi başladı.
‘SOYDAŞLAR EN YAKIN BİRİM OLAN MUHTARLIKLARI TERCİH EDİYOR’ Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevat Güneş, Bulgaristan’ın Avrupa Birliği mevzuatı gereği böyle bir karar aldığını belirterek, “Türkiye’de yaşayan, Bulgaristan’dan emekli olmuş ve Bulgaristan’dan banka veya postane yoluyla emekli maaşı alan soydaşlarımızın senede 1 defa olmak üzere yaşadığını ispatlayan 1 belge doldurmasını istediler. Bu vesileyle şu an 1 Kasım ve 31 Aralık arasında bu işlemin yapılması ve postane yoluyla, iadeli taahhütlü gönderilmesi gerekiyor tasdikli belgenin. Ya da şahsen ilgili, bağlı bulunduğu sigorta kurumu dediğimiz NOİ’ye, yani Bulgaristan’daki il bazında bulunan sigorta birimine başvurulması şahsen gerekiyor. Türkiye’de yaşayıp Bulgaristan’dan emekli aylığı alanlar, bağlı bulundukları başkonsolosluk, konsolosluk veya elçiliklerden ya da muhtarlıklar, belediyeler aracılığıyla bu belgeyi alabilirler. Vatandaşlarımızın alışık olduğu ve halka en yakın birim olan muhtarlıklar da bu işlemi yapıyorlar ve ücretsiz olduğu içinde buralarda yoğunluk oluşuyor. Yani buradaki tercih tabii ki soydaşımıza ait” dedi.
‘FORMUN ÖN YÜZÜNÜ DOLDURMALILAR’ Soydaşların belgeyi doldururken dikkat etmeleri gerekenleri de anlatan Güneş, “Bulgaristan’da emekli olan soydaşlarımızın, dediğimiz sigorta kurumundan aldıkları bir çıktı form var. O formun tek sayfa olması gerekiyor. Arkalı önlü şekilde olması gerekiyor. Ön sayfada kendi şahsi bilgilerini doldurması gerekiyor. Arka yüze de yine muhtarın kaşesinin, imzasını ve tarihin olması gerekiyor. Ön yüzde yapması gereken soydaşımızın kendi ismi baba adı, dede adını Bulgarca büyük harflerle yazması gerekiyor. Ayrıyeten oradaki EGN dediğimiz, kimlik numarasını ve doğum tarihini yazması gerekiyor. Bunun dışında belgeyi onayladığı tarih olan güncel tarihi yazıp imzasını atması yetiyor soydaşımızın” diye konuştu.
‘MAAŞINI TÜRKİYE’DEKİ BANKALARDAN ALANLAR İÇİN GEÇERLİ DEĞİL’ Güneş, söz konusu uygulamanın, Bulgaristan’dan emekli olup, maaşını Türkiye’deki bankalardan alanlar için geçerli olmadığını belirterek, “Türkiye’de yaşayıp Bulgaristan’dan emekli olanlar, fakat maaşını, emekli aylığını Ziraat Bankası üzerinden alanlar, bu işlemi şu aşamada yapmıyorlar. Onlar zaten daha önce yapmış oldukları ocak ve temmuz aylarında senede 2 defa yaşam belgesinin bildirimini yapıyorlardı. Bunu yapmaya devam edecekler. Bu dediğimiz uygulama Bulgaristan’dan emekli aylığı alan, Türkiye’de yaşayan ama maaşını Bulgar bankasından alanlar için geçerli. Yani Türkiye’de halihazırda Ziraat Bankası üzerinden maaş alanlar için geçerli bir durum değil. Onlar normal rutin yaptıkları işlemi devam ettirecekler. Bu çok önemli bir husus. Bunun altını çizmek istiyorum” diye konuştu.
‘YOĞUNLUK YAŞIYORUZ’ Edirne’deki soydaşların en çok yaşadığı mahallelerden Şükrüpaşa Mahallesi Muhtarı Esra Akgün Yılmaz, “Bu yoğunluk 31 Aralık’a kadar sürecek bir işlem olacak. Bulgaristan’da emekli olmuş vatandaşlarımız bulunduğu, ikamet ettiği mahallelerin muhtarlıklarına gelerek bunu imzalatıp, mühürletebilirler. Biz biliyorsunuz ilk eski göçmen evlerinin bulunduğu bir mahalleyiz. Göçmenlerin yoğun olduğu, ikamet ettiği bir mahalleyiz. Ciddi anlamda yoğunluk yaşıyoruz. Tabii burada ciddi anlamda kafa karıştırıcı bir işlem de yapıyoruz. Çünkü 6 ay önce imzaladıkları belgeyi tekrardan bize getirip imzalatmak istiyorlar. Fakat bu belge, o belge değil. Bir kereliğe mahsus olmak üzere yaşam belgelerini Avrupa Birliği’nden maaş alabilmeleri için mühürlediğimiz ve imzaladığımız bir belge” ifadelerini kullandı.
Türkiye’ye 1989’daki zorunlu göçle gelen soydaş Aliş Nazır (71), üzerlerine düşeni yapıp belgeyi doldurduklarını söyleyerek, “Bulgaristan’dan emekli olduk. Orada da yıllarımız vardı. Şimdi Bulgaristan’da yeni bir şart koşmuşlar yaşam belgesi için. Biz de Şükrüpaşa Muhtarlığı’nda o belgeyi doldurduk, mühürlettik. Şimdi postaneden göndereceğiz Bulgaristan’daki sosyal güvenlik kurumuna” dedi.
‘AB STANDARTLARINA GÖRE DÜZENLEMELER YAPILIYOR’ Gülten Nazır da (71), komşu ülkenin yasal olmayan durumların önüne geçmek için bu belgeleri istediğini kaydederek, “Bulgaristan, Avrupa Birliği’ne girdiği için, Avrupa Birliği standartlarına göre bazı düzenlemeler yapılıyor. Genel olarak emeklileri bir kontrol etmek için yaşam belgesi doldurması istediler, biz de bunu yaptık. Adımızı, soyadımızı, bulunduğumuz adresi, Bulgaristan vatandaşlık numaramızı istediler. Muhtarımız tarafından onaylandı ve göndereceğiz. Sanıyorum bazı yasal olmayan şeyleri önlemek için bu yapılıyor. Mesela vefat etmiş burada emekli kişi, yakınları maaşını almaya devam ediyorlar. Bunların önüne geçmek için yaşayıp yaşamadığımızı kontrol etmek amacıyla böyle bir belge doldurmamızı istiyorlar” diye konuştu.