‘Yüzde 30,9’a inanan var mı?’

CHP önceki dönem Edirne Milletvekili, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi.

TÜİK’in yıllık enflasyonu yüzde 30,9 olarak açıklamasını eleştiren Gaytancıoğlu, bu rakamların toplumun gerçek yaşam koşullarını yansıtmadığını savundu. Açıklanan verilerin özellikle emekli ve memurların maaş artışlarını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Gaytancıoğlu, “Ne kadar düşük enflasyon açıklanırsa, o kadar az zam yapılacak. Bunun bedelini ise emekliler ödüyor” ifadelerini kullandı.

“ÇARŞI PAZARA ÇIKAN HERKES GERÇEĞİ GÖRÜYOR”

Gıda enflasyonunun da gerilediği yönündeki açıklamaların inandırıcı olmadığını vurgulayan Gaytancıoğlu, vatandaşın günlük hayatında bambaşka bir tabloyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Çarşı, pazar ve market fiyatlarına işaret eden Gaytancıoğlu, gıda fiyatlarındaki yıllık artışın yüzde 100’lere yaklaştığının herkes tarafından görüldüğünü dile getirdi.

Paylaşımında, resmi veriler ile vatandaşın hissettiği enflasyon arasındaki farkın her geçen gün daha da açıldığına dikkat çeken Gaytancıoğlu, emekli ve dar gelirli kesimlerin insanca yaşam koşullarından uzaklaştığını belirterek şunları aktardı:

ENFLASYON %30.9 İMİŞ İNANAN VAR MI?

“Bugün TÜİK enflasyon rakamlarını açıkladı yıllık enflasyon %30.9’a gerilemiş, tabii ki kimse inanmadı. Çünkü emekli ve memurlara enflasyona göre artış yapılacak, o nedenle ne kadar düşük enflasyon olursa o kadar az yapılacak mantığı ile özellikle emekliler insanca yaşayamayacaklar. Ayrıca gıda enflasyonu da gerilemişmiş. Biraz çarşı-pazar-market-bakkal dolaşırsanız gıda fiyatlarının yıllık artışının %100’lere yaklaştığını herkes görüyor.”

VATANDAŞLAR: “RAKAMLAR BAŞKA, MUTFAK BAŞKA”

Açıklanan enflasyon rakamlarına vatandaşlar da tepki gösterdi. Emekli olduğunu belirten bir vatandaş, “Ben pazara her hafta çıkıyorum. Geçen yıl 500 liraya doldurduğum poşet, şimdi bin lirayı geçiyor. Enflasyon düşmüş diyorlar ama bizim mutfakta hiç düşmedi” dedi.

Bir başka vatandaş ise özellikle gıda fiyatlarına dikkat çekerek, “Peynir, yağ, et… Hangisine yaklaşsak cep yanıyor. Market fişlerine bakıyorum, TÜİK’in açıkladığı rakamlarla bizim yaşadıklarımız aynı değil” diye konuştu.

Çocuk okutan bir yurttaş da artan hayat pahalılığının aile bütçesini zorladığını belirterek, “Okul masrafı, mutfak masrafı, faturalar derken maaş ayın ortasında bitiyor. Enflasyon yüzde 30’sa biz niye bu haldeyiz?”

Keşan Belediye Meclisi’nde gergin kapanış!

Keşan Belediye Meclisi toplantısı sonrası gündem dışı söz alan AK Partili Nuriye Yıldız, hükümetin icraatlarını anlatmaya başlayınca, Belediye Başkanı Mehmet Özcan ve CHP’li Meclis Üyeleri duruma tepki göstererek salonu terk etti.

Keşan Belediye Meclisi’nin 2026 Yılı Ocak Ayı Toplantısı’nda  ilçeye içme suyu sağlayan iki kaynaktan biri olan Kadıköy Barajı’nda aşırı kuraklık sebebi ile sadece ölü hacmin kalmasından dolayı Kumdere ve Sarpdere bölgelerinde toplam 5 adet derin su sondajı yapılması kararlaştırıldı. Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan başkanlık yaptığı toplantıda İzzetiye-Keşan arası sivil 35 TL, öğrenci 25 TL ve Paşayiğit-Keşan arası için ise sivil 55 TL ve öğrenci için ise 30 TL olması oybirliği ile kabul edildi.

Zabıta ve İtfaiye personellerine 2026 yılında aylık olarak 2.580 TL fazla çalışma ücreti teklifinin oy birliği ile kabul edildiği toplantıda, Keşan Belediyesi ile Keşan Ticaret Borsası ve Keşan Ticaret ve Sanayi Odası arasında karşılıklı görüşme ve anlaşma sonucu düzenlenen Ortak İş Birliği Protokolü gereğince “2026 Yılı Büyükbaş- Küçükbaş Hayvan Kesim Ücretleri” görüşüldü. Plan ve Bütçe Komisyonu’nca, büyükbaş iç kesim 2.078 TL+KDV, büyükbaş dış kesim 1.953 TL+KDV, kuzu, koyun ve keçi kesim ücretleri 414 TL+KDV, 100 kg altı kesim ücreti 1.036 TL+KDV, oğlak kesim ücreti 205 TL+KDV olarak belirlenen ücretler oybirliği ile kabul edildi.

Keşan’a içme suyu sağlayan 2 (iki) kaynaktan biri olan Kadıköy Barajı’nda aşırı kuraklık sebebi ile sadece ölü hacmin kalmasından dolayı Kadıköy Barajı’ndan ilçeye su verilemediği ve bu sebeple İpsala İlçesi Kumdere Köyünde yer alan kuyulara ek olarak Kumdere ve Sarpdere bölgelerinde açılacak 5 adet derin su sondajı yapılması, yer tahsisi, arama ve kullanma belgelerinin alınması için Belediye Başkanı Opr. Dr. Mehmet Özcan’a yetki verilmesi hususunun Meclis tarafından görüşmeye açıldı. Konu hakkında açıklama yapan Başkan Özcan, konuşmasında şunlara yer verdi:

“Kumdere bölgesinde şu an itibariyle yeterli suyumuz var. Kaynaklarımız yeterlidir. Ancak son birkaç gündür elektrik kurumunun bölgede yürüttüğü yenileme çalışmaları sırasında, yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle sıkıntılar yaşanmıştır. Belediyemizin yaklaşık 400 kilometrelik bir su şebekesi hattı bulunmaktadır. Elektrik kesintileri 5-6 saati bulduğunda, depolarımızın yeniden dolması için belli bir süreye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle özellikle tabiat şartları dışında gerçekleşen, programlı elektrik kesintilerinin önceden tarafımıza bildirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Öte yandan mevsim şartları itibariyle ciddi bir kuraklık sürecinden geçiyoruz. Türkiye’nin birçok şehrinde su problemi yaşandığını hepimiz biliyoruz. Bizim iki ana su kaynağımız bulunuyor. Kumdere, tek başına bile ilçemize yetecek kapasiteye sahiptir. Ancak su temininde yedekli sistemle çalışmak zorundayız. Önümüzdeki kış mevsiminin nasıl geçeceği belirsizdir. Kar yağışı olmayabilir ya da çok sınırlı kalabilir. Yaşanan kısa süreli ve düzensiz yağışlar, ne barajları doldurmaya ne de gölcük oluşumuna yeterli olmaktadır. Bu nedenle bugünden tedbir almak zorundayız. Bu kapsamda, Kumdere bölgesinde 5 adet derin su sondajı yapılması konusu meclis gündemimize gelmiştir. Ancak, gündemde yer alan ada ve parsellerin hazine arazisi olması nedeniyle, bu alanlardan ruhsat alınması zaman almaktadır. Bu süreci hızlandırmak ve su güvenliğimizi artırmak adına; sadece Kumdere ile sınırlı kalmayarak İpsala, Kumdere ve Sarpdere bölgelerinde toplam 5 adet derin su sondajı yapılması ve bu konuda Belediye Başkanına yetki verilmesi şeklinde gündem maddesinin değiştirilmesini talep edeceğim.”

Keşan Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürü Bedri Karada söz alarak, “Planlı elektrik kesintileri, önceden vatandaşlarımıza duyurulmaktadır. Ancak zaman zaman, elde olmayan nedenlerle plan dışı aksaklıklar da yaşanabilmektedir. Son günlerde TREDAŞ tarafından yürütülen yenileme çalışmaları sırasında bu tür olumsuzluklarla karşılaştık. Yaşanan arızalar giderildi, ancak buna rağmen bazı bölgelerde yeniden elektrik kesintileri meydana geldi. Elektrik kesintileri, sadece elektriği değil; su hizmetlerini de doğrudan etkilemektedir. Elektrikte arıza giderildiğinde düğmeye basıldığı anda enerji sağlanabiliyor. Ancak su sistemimizde durum ne yazık ki aynı şekilde işlemiyor. Şebeke hattımızda depolar boşaldıktan sonra, suyun yeniden evlere ulaşması saatler alıyor. Yarım saatlik bir elektrik kesintisi dahi, maalesef 3–4 saatlik su kesintisine yol açabiliyor. Son günlerde bu tür olumsuzlukları daha sık yaşamaya başladık. İnşallah düzelecektir” diye konuştu.

Son olarak meclise gündem dışı olarak gelen “Keşan Merkezi İş Alanları Bölgesinde kalan İsmet İnönü Caddesi, İsmail Saraç Caddesi, Mercan Sokak ve Sebat Sokak Üzerinde bulunan yol üstü araç park alanlarından vatandaşlarımızın eşit ve adil şekilde yararlanması, uzun süreli araç parklarından kaynaklanan tartışmaların bertaraf edilmesi, esnafa yük getiren tedarikçilerin yük indirme esnasında zorluk yaşamaması, hatalı parkların azaltılması, trafik yoğunluğunun azaltılması ve trafik güvenliğinin arttırılması ve benzeri nedenler ile belirtilen cadde ve sokaklarda park sürelerinin 15 dakika ile sınırlandırılması oybirliği ile kabul edildi.

TEPKİ

Keşan Belediye Meclisi toplantısı sonrası gündem dışı söz alan AK Partili Nuriye Yıldız, hükümetin icraatlarını anlatmaya başlayınca, Belediye Başkanı Mehmet Özcan ve CHP’li Meclis Üyeleri duruma tepki göstererek salonu terk etti.

Keşanlı gazeteci Necdet Uybaş, gelişmeyi sosyal medya hesabından “Keşan Belediye Meclisi’nde, ancak Keşan’ın sorunları görüşülür. Gündem dışı da olsa, Ak Parti’nin icraatlarının anlatılacağı yer burası değildir….!” diyerek paylaştı. Söz konusu paylaşımın altına yapılan bazı yorumlarda da şunlara yer verildi:

Orkun Ö.: Cumhurbaşkanının Hatay’da açılışına gittiği toplu konut için yapılmayan inşaat halindeki binalara resimli brandalar astılar. Kendilerini kandırıyorlar. Hatay’da hala konteynerda yaşayan insanlar varken böyle bir açıklama yapması çok ironik. Gerçi o kağıt tutuşturulmuş böyle bir görev verilmiş hanımefendiye galiba.Terketmek değil de tepkiyi sözlü olarak vermek daha iyi olurdu sanki.

Esen A.Ş.: Terk etmek değil buna müsaade etmemek gerekiyor.

Ayhan B: Birileri sokağa insinde emekli ve işçinin kirasını nasıl ödeyebildiğini sorsun da ondan sonra konuşsunlar sonra kalkıp ben bunu yaptım şunu yaptım diye konuşsun. Halkın arasına girip konuşamayanlar şimdi kalkıp ülkenin halini görmezden gelip boş boş ben şunu yaptım bunu yaptım diye konuşamaz.

Sedat Ş. : Cumhuriyet Halk Parti terk etmeyecek AKP meclis üyeleri terk edecek doğru olan budur.

Yüksel H.: Nuriye hanım hükümetin işçiye emekliye yaptığı zamları açıklasaydın.

İbrahim D.: Bence; olması gereken olmuş terk etmekle.

Komşu kapılarda AB giriş-çıkış sistemi

Bulgaristan–Türkiye sınırındaki Kapitan Andreevo, Lesovo ve Malko Tırnovo başta olmak üzere Sırbistan ve Kuzey Makedonya sınırlarındaki gümrük kapılarında Avrupa Birliği’nin Giriş/Çıkış Sistemi (EES) uygulanmaya başlandı.

Bulgaristan, Avrupa Birliği’nin dış sınır güvenliğini güçlendirmeye yönelik önemli bir adım daha attı. Komşu ülkede dün saat 10.00’dan başlayarak Giriş/Çıkış Sistemi (Entry/Exit System – EES), üm karayolu sınır kapılarında resmen uygulamaya alındı.

Kırcaali Haber Gazetesi EES’nin daha önce 12 Ekim 2025 tarihinde Bulgaristan’ın Kalotina karayolu sınır kapısında pilot uygulama kapsamında devreye sokulduğunu, aynı tarihten itibaren ülkenin tüm dış hava, nehir ve deniz sınırlarında da kullanılmaya başlandığını hatılatarak şunları yazdı:

“Yeni uygulamayla birlikte sistem, Bulgaristan’ın kara sınırlarının tamamında aktif hale gelmiş olacak.

Sistem, Avrupa Birliği üyesi olmayan ülke vatandaşlarını kapsıyor. Buna göre, 180 günlük bir dönem içerisinde 90 güne kadar kısa süreli kalış amacıyla Şengen Bölgesi’ne seyahat eden üçüncü ülke vatandaşlarının giriş ve çıkış bilgileri elektronik ortamda kayıt altına alınacak.

Sınır geçişleri sırasında yolcuların biyografik bilgileri (ad-soyad, doğum tarihi, seyahat belgesi bilgileri gibi) EES üzerinden kaydedilirken, aynı zamanda fotoğraf ve parmak izi gibi biyometrik veriler de sistemde tutulacak. Bu uygulama ile birlikte, pasaportlara manuel damga vurulması uygulamasının kademeli olarak sona erdirilmesi hedefleniyor.

Yetkililer, Giriş/Çıkış Sistemi’nin temel amacının yasa dışı göçle mücadeleye katkı sağlamak, vize ihlallerini tespit etmek ve Şengen Bölgesi genelinde güvenliği artırmak olduğunu vurguluyor. EES sayesinde, kişilerin izin verilen kalış sürelerini aşıp aşmadığı daha hızlı ve doğru bir şekilde tespit edilebilecek.

Uygulamanın hayata geçirilmesiyle birlikte, özellikle yoğun dönemlerde sınır kapılarında ilk aşamada geçiş sürelerinde kısmi uzamalar yaşanabileceği belirtilirken, sistemin tam kapasiteyle çalışmaya başlamasıyla süreçlerin daha hızlı ve etkin hale gelmesi bekleniyor.”

Keşan Kent Müzesi’nde 34 bin 325 ziyaretçi

Keşan Kent Müzesi Koordinatörü Arkeolog Aslı Avcı, yıl boyunca her yaş grubundan 34.325 ziyaretçiyi ağırladıklarını, yaz döneminde Saros Körfezi’ne gelen turistlerin ilgi odağı olduğunu, bölgede turizm açısından bir destinasyon noktası haline geldiklerini vurguladı.

Sömestr tatili, Müzeler Haftası, resmi bayramlar, yılbaşı gibi dönemlerde, yogadan kaligrafi atölyesine; İngilizce konuşma kulübünden el işi atölyelerine çocuklara farklı deneyimler sunduklarını belirten Avcı, yalnızca müze atölyeleri ile değil, okullarla iş birliği yaparak müze turuyla da yüzlerce çocuğa ulaşarak Keşan’ın tarihini, kültürünü anlattıklarını belirtti. Öğrencilerin projelerine ve ders içi etkinliklerine de katkı sunduklarını anlatan Avcı, “Bize gelen her öğrenciyle tek tek ilgileniyoruz. Ödevleri ve projeleri için araştırma ve materyal ihtiyaçlarına elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz. Bizi umutlandıran ve çok da mutlu eden önemli ayrıntılardan biri de boş derslerini müzeye gelerek değerlendiren öğrencilerimiz. Onları gördükçe hedefimize ulaştığımızı bir kez daha anlıyoruz” dedi.

Kentteki Trakya Üniversitesi’ne bağlı birimlerle  iş birliklerinin de artarak devam ettiğini belirten Avcı, “Yusuf Çapraz Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu ve Keşan Hakkı Yörük Sağlık Yüksek Okulu’nun oryantasyon programlarına dahil olduk. “Benim Şehrim” konusu kapsamında, Keşan’a yeni gelen gençlerimize Keşan’ı anlattık. Bunun yanı sıra öğrenci topluluklarının etkinliklerine ev sahipliği yaptık. Her fırsatta gençlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyuyoruz. Onların fikirleri ve görüşleri bizim için çok önemli. Müzeyi geliştirecek ve ileriye taşıyacak tavsiyeler gençlerden geliyor” dedi.

Üniversite ve okullar dışında TEMA, Türkü Dostları Derneği, İlçe Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Tarihi Kentler Birliği gibi STK ve kamu kurumları ile de çalışmalar yapıldığını belirten Avcı, farklı kurum, kuruluş ve kişilerle yapılan çalışmaların dışında Edirne İl Kültür Müdürlüğü Kültür Varlıkları ve Müzeler Şubesi tarafından düzenlenen Doğal Afetlerde Müze Envanterinde Yer Alan Eserlerin Korunması, Türkiye Belediyeler Birliği’nin düzenlediği kişisel gelişim ve kurum içi eğitimlere katılım sağlanarak müze personelinin mesleki gelişimine katkı sunulduğunu belirtti. Kültürel mirasımızın korunması adına yeni projeler için de çalışıldığını açıklayan Avcı, Belediyemize bağışlanan tescilli yapı ile ilgili Tarihi Kentler Birliği’ne “Keşan Kültür Evi” olarak yapılan destek başvurusunun kabul edildiğini, önümüzdeki süreçte avan proje çalışması için teknik ekip ziyaretinin gerçekleşeceğini sonrasında da projeyi adım adım ilerleteceklerini anlattı. 

Keşan Kent Müzesi Koordinatörü Arkeolog Aslı Avcı sözlerini, “Keşan Kent Müzesi olarak, eğitim-kültür-sanat kampüsü olma iddiamızı destekleyen ve geliştiren projelerimizi hayata geçirmekten son derece mutluyuz. 2026 yılında da hedeflerimiz doğrultusunda çalışmaya, kentimizi, Belediyemizi ve müzemizi ulusal ve uluslararası düzeyde temsil etmek için projeler geliştirmeye, kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmaya devam edeceğiz.“diye tamamladı.

Aramızdan Ayrılanlar

BİRSEN GİRAY VEFAT ETTİ
Küçükpazar semti sakinlerinden Birsen Giray, 86 yaşında vefat etti.
Küçükpazar semti sakinlerinden Merhum Nihat Giray’ın eşi, Nilgün, Birgül ve Aziz’in anneleri, İhsan, İbrahim ve Hafize’nin kayınvalidesi Ersan, Gökhan, Nur ve Naz’ın anneanneleri, Çiğdem, Yasemin ve Yasin’in babaanneleri Birsen Giray için dün Sarı Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Birsen Giray’ın cenazesi Acı Çeşme Mezarlığı’nda toprağa verildi.
ŞEVKİ AVCU VEFAT ETTİ
DSİ’den emekeli Şevki Avcu, 79 yaşında vefat etti.
Adviye Avcu’nun eşi, Gürkan ve Neslihan Avcu’nun babaları, Serkan Hüseyinca ve Gülçin Avcu’nun kayınpederi, DSİ’den emekli Şevki Avcu için dün Kıyak Baba Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi.
Öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Şevki Avcu’nun cenazesi Yeni Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.
HALUK GAZİOĞLU VEFAT ETTİ
Türk Telekom’dan emekli Yüksek Makine Mühendisi Haluk Gazioğlu, 66 yaşında vefat etti.
Merhum Şefik Gazioğlu ve Hürrem Gazioğlu’nun oğulları, emekli Vakıflar Bankası Müdür Yardımcısı Nurhayat Gazioğlu’nun eşi, Haluk Gazioğlu için dün Eski Cami’de cenaze töreni düzenlendi.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Haluk Gazioğlu’nun cenazesi Yeni Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.

U18’e 10, U15’e 17 Ocak’ta start

Edirne’de 10 Ocak 2026 Cumartesi günü başlayacak 2025-2026 Sezonu U18 Futbol Ligi için geri sayım sürerken, 17 Ocak 2026 Cumartesi günü start alacak U15 Ligi’nin kura çekimi  Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Tesisleri’nde yapıldı.

U18 FUTBOL LİGİ

Edirne U18 Futbol Ligi’nde yeni sezon 5 takımın katılımıyla 10 Ocak 2026 Cumartesi günü başlayacak. Edirne merkez ve Uzunköprü’den 1, Keşan ilçesinden ise 3 takımın yer alacağı ligde ilk hafta programı şöyle:

Keşan İdman – Uz. Dereköy

Keşan Sen. – 13.00

Keşan – K. Arda

Keşan Sen. – 15.30

Anafartalar (bay)

U15 FUTBOL LİGİ

2025-2026 Sezonu U15 Futbol Ligi’nin kura çekimi İl Tertip Komitesi tarafından Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Tesisleri’nde yapıldı.

9 takımın mücadele edeceği ligde maçlar 5 takımlı A Grubu’nda 17 Ocak 2026 Cumartesi günü, 4 takımlı B Grubu’nda ise 31 Ocak 2026 Cumartesi günü başlayacak.

Ligde A Grubu’nda İpsala, Uz. Veteranlar, Keşan Genç Ordu, Uzunköprü ve Keşan Gençlerbirliği, B Grubu’nda ise Havsa, Subaşı, Sancaktar ve Aslantepe bulunuyor.

Ligde ilk hafta programı şöyle:

A Grubu:

İpsala – Uzunköprü

Keşan Genç Ordu – Uz. Veteranlar

Keşan Gençlerbirliği (bay)

B Grubu:

Havsa -Aslantepe

Subaşı –  Sancaktar

SÜPER VE 1. AMATÖR

Edirne’de 26 Ekim 2025 Pazar günü start alan ve ilk yarısı 21 Aralık 2025 Pazar günü tamamlanan Süper Amatör Futbol Ligi’nde ikinci yarı 8 Şubat 2026 tarihinde başlayacak.

İlk yarısı 9 Kasım 2025 Pazar start alan ve 21 Aralık 2025 Pazar günü sona eren 1. Amatör Futbol Ligi’nde ise ikinci yarı maratonu 15 Şubat 2026 tarihinde başlayacak.

Edirne’de voleybol rüzgarı

İsmail DEMİRAY

Okul Sporları A Genç Kız- /A Erkek Voleybol Marmara Bölgesi Şampiyonası Edirne’de başladı. Üç gün sürecek olan müsabakalar sonunda dereceye girecek olan okul takımları Türkiye Şampiyonası’na katılmaya hak kazanacak.

Okul Sporları Voleybol Marmara Bölgesi Şampiyonası’nda kızlar Mimar Sinan Spor Salonu’nda, erkekler ise Yeni Salon’da mücadele ediyor. Kızlarda 10, erkeklerde 9 takımın mücadele ettiği müsabakalar 3 grup üzerinden gerçekleştiriliyor.

Açılış töreni dün saat 12.00’de düzenlenen  turnuvada Edirne’yi kızlarda İlhami Ertem  Anadolu Lisesi, Edirne’yi Uzunköprü’den Muzaffer Atasoy Anadolu Lisesi temsil ediyor.

KIZLAR:

A Grubu:

Özel Çorlu Merkez Uğur Anadolu Lisesi (Tekirdağ), Özel Çekmeköy Okyanus Anadolu Lisesi (İstanbul), Özel Başiskele Uğur Anadolu Lisesi(Kocaeli), İlhami Ertem Anadolu Lisesi (Edirne)

B Grubu:

Özel Çekmece Halkalı Okyanus Anadolu Lisesi (İstanbul), Özel Lüleburgaz Akım Anadolu Lisesi (Kırklareli), Özel Bursa Büyük Koleji (Bursa)

Kırklareli Özel Lüleburgaz

C Grubu:

Çan İbrahim Bodur Anadolu Lisesi (Çanakkale), Çiftlikköy Atatürk Anadolu Lisesi (Yalova), Özel Başiskele Evrensel Matematik Köyü Koleji Anadolu Lisesi (Kocaeli).

ERKEKLER:

A Grubu;

Aziz Sancar Anadolu Lisesi (Tekirdağ), Yücel Boru Fen Lisesi (Kocaeli), Prof.Dr. Halil İnalcık Anadolu Lisesi (Yalova)

B Grubu:

Kırklareli Atatürk Anadolu Lisesi (Kırklareli), İnönü Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi (İstanbul), Başiskele Anadolu Lisesi (Kocaeli)

C Grubu:

Muzaffer Atasoy Anadolu Lisesi (Edirne), İnegöl Spor Lisesi (Bursa), Galatasaray Üniversitesi Galatasaray Lisesi (İstanbul)

İnegöl Spor Lisesi

İLK GÜN İLK SONUÇLAR

Kızlar:

Özel Bursa Büyük Koleji (Bursa) 3-0 Özel Lüleburgaz Akım Anadolu Lisesi (Kırklareli)

Özel Çekmeköy Okyanus Anadolu Lisesi (İstanbul) 3-0 Özel Başiskele Uğur Anadolu Lisesi(Kocaeli)

Erkekler:

Aziz Sancar Anadolu Lisesi (Tekirdağ) 3-0 Yücel Boru Fen Lisesi (Kocaeli)

Kırklareli Atatürk Anadolu Lisesi (Kırklareli) 0-3 İnönü Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi (İstanbul)

Bursa Özel Büyük Koleji

BUGÜNKÜ PROGRAM:

Kızlar:

Mimar Sinan Spor Salonu

11,00 Özel Bursa Büyük Koleji (Bursa) – Özel Çekmece Halkalı Okyanus Anadolu Lisesi (İstanbul)

13.00 Özel Başiskele Evrensel Matematik Köyü Koleji Anadolu Lisesi (Kocaeli) – Çan İbrahim Bodur Anadolu Lisesi (Çanakkale)

15.00 Özel Çorlu Merkez Uğur Anadolu Lisesi (Tekirdağ) – Özel Başiskele Uğur Anadolu Lisesi(Kocaeli)

17.00 İlhami Ertem Anadolu Lisesi (Edirne) – Özel Çekmeköy Okyanus Anadolu Lisesi (İstanbul)

Erkekler:

Edirne Spor Salonu

11.00 Başiskele Anadolu Lisesi (Kocaeli) – Kırklareli Atatürk Anadolu Lisesi (Kırklareli)

13.00 Galatasaray Üniversitesi Galatasaray Lisesi (İstanbul) – Muzaffer Atasoy Anadolu Lisesi (Edirne)

15.00 Prof.Dr. Halil İnalcık Anadolu Lisesi (Yalova) – Aziz Sancar Anadolu Lisesi (Tekirdağ)

– Çorba arkası ne vereyim ‘Abi’me?

Kızmayın ‘Abi’me lütfen; ne yapsa yeridir zira görevlidir.

Kendisine deli muamelesi yapanları ise esefle kınıyorum.

Neymiş efendim, dünya bu hayduttan kurtulmalıymış yoksa başımıza çok kötü şeyler gelecekmiş…

Trump; Venezuella’nın ardından Kolombiya, Küba, Panama’ya çökecekmiş. Kanada’yı ABD eyaleti yapacakmış. Meksika ve İran da hedef tahtasındaymış. Grönland zaten küçük lokmaymış;  Danimarka haddini bilmeyecek de ne yapacakmış…

Putin de zaten ne zamandır kafasını bozuyormuş. Çin de haddini bilmeliymiş…

Ne denilse nafile Beyaz Saray ‘Abi’me yol vermiş bir kere; X hesabından yaptığı “No Games, FAFO” paylaşımı da bunun kanıtı…

Argo bir ifade FAFO: “Fuck Around, Find Out” demekmiş. Türkçe karşılığı: “Bulaşırsan görürsün gününü (bilmem neyi), eden bulur” şeklinde söylenebilir.

Beyaz Saray’ın diplomasi dili yerine sokak dili tercihi de uluslararası ilişkilerde yeni bir sayfa.   

Trump’ın yemin töreni münasebetiyle, 11 ay önce, mevzuyu bakın nasıl ele almışız:                           

(Siz yoksa sorun Trump’ta mı sanıyorsunuz? https://hudutgazetesi.com/yazarlar/siz-yoksa-sorun-donald-trumpta-mi-saniyorsunuz)

//Küreselleşme, Soğuk Savaş sonrası türetilen bir kavramdır. Doğu Bloku’nun dağılması sonucu, ABD’nin tek kutuplu dünya stratejisinin tezahürü olarak 1990’dan itibaren küreselleşen dünya hikâyesinin somut yansımaları görünür oldu.

1989’da Berlin Duvarı’nın çöküşünü tarihin sonu geldi artık liberal dünyanın değerleri geçerlidir diyen küreselleşme tasarımcısı ülkeler, aslında ekonomik açıdan parsayı toplayacaklarını iyi biliyorlardı. Teknolojideki gelişmeler de çevre ülkelerden kaynak aktarılmasını kolaylaştırmış, “gelişmiş ülke” coğrafyasında refahı yükseltmiştir. Madalyonun diğer yüzünde ise: çevre ülkelerde -onlara da başka bir komiklik ifadesi “gelişmekte olan ülkeler” denmektedir – yaşayan yoksul yığınlar vardır.

Kabaca üçayak üzerinden yürüyen küreselleşme mavrası: sermayenin,  mal ve hizmetlerin, işgücünün dünya üzerinde serbestçe dolaşımını ifade eder. Üçüncü ayak yani işgücünün serbest dolaşımına ise yol verilmemiştir. Küreselleşen sermaye, ucuz işgücü sunan ülkelere üretim potansiyelini kaydırarak çevreden merkeze nüfus göçünü önlemiştir. Bu, hem üretim maliyeti hem de merkez ülkelerin demografik yapı hassasiyeti ile ilgilidir. Oyun kurucu ülkelerin bugünkü mülteci alerjisi de bunu gösteriyor. Popülist sağ partilerin, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının batı ülkelerinde artması da bundandır. Diğer bir ifadeyle, küreselleşme mavrasının iflasını da gözler önüne sermektedir.

Küreselleşme kavramının içindeki nüve siyaset felsefesi, neoliberalizmdir, finans kapitalin etkisinde bir düzendir ve emperyalizmin yeni yüzüdür.

Küreselleşen dünyanın cazibelerinin çevre ülke insanlarına allanıp pullanarak anlatıldığı dönemleri hatırlamak hiç güç değil. Liberal medya maymunları ve akademisyenlerin öncülüğünü yaptığı beyin yıkama ayinlerinde hep küreselleşmenin geri çevrilemez bir gerçeklik sayılmasına vurgu yapıldı. Küreselleşmenin iyi yanlarından yararlanmayı bilmek gerektiğini, kötü yanlarına karşı yağmurdan korunmak gibi şemsiye açılmasını öneren şarlatanlara bile tanık olduk. O şemsiye acaba nerede şimdi?

Organik aydın ve sistem borazanları savundukları küresellleşmiş neoliberal kapitalizmin dinamiklerini, çelişkilerini elbette iyi biliyorlardı; kiralanmış beyinlerden meslek ahlakı beklemenin naifliği de düpedüz ortada tabii…

Bugün benzeri görülmemiş bir kriz çağındayız.  Bu kriz, daha önce yaşanan kapitalizmin döngüsel krizlerinden farklıdır; sermaye sisteminin derin bir yapısal kriziyle karşı karşıyayız.  Ve bu kriz, belki de ilk kez bu kadar tüm insanlığı etkilemekte ve insanlığın yaşamda kalabilmesi için ciddi bir mücadeleyi, değişikliği elzem kılmaktadır. Nasıl olacağı, ayrı bir tartışma konusudur.

Evet, sermayenin yapısal krizinin sistemin kendi içsel sınırlarından kaynaklandığını kabul etmek gerektiği apaçık ortadadır.

ABD’nin kurmak istediği yeni dünya düzenine yıllar önce dikkat çekti Henry Kissinger; küreselleşme adı altında ABD’nin bir imparatorluk düzeni kurma hevesini konu etti.   

ABD ile Çin’in soğuk savaşın eşiğinde bulunduğu ve sonuçlarının Birinci Dünya Savaşı’ndan daha ağır olacağı uyarısı da gelmişti Kissinger’den.

Gelişmeler de bu yönde değil mi?

Güney Kore ile diğer Asya Kaplanları ve büyük lokma Çin dünya ticaretinde pek çok alanda ön aldı. Özellikle Çin’in ekonomik büyüklüğü ve teknolojide gerçekleştirdiği sıçrama sadece ABD’nin değil başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin korkulu rüyası.

Amerika’nın imparatorluk hevesini kursakta bırakan Çin’e karşı 2018’den itibaren uygulanan tedbirlerin Trump’ın gelişiyle artması, sıkışmışlığın bariz ifadesidir.

Rusya’nın ekonomik açıdan güçlenmesi ve BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti) olgusu da hesaba katılınca Amerika’nın İmparatorluk rüyasının, dünya düzeni kurucu misyonunun suya düştüğü yadsınamaz bir gerçek.

Aslında emperyalizmin bir aşaması ve sanki ‘bütün dünya bir olacak hayat bayram olacak’ gibi pazarlanan, allanıp pullanan küreselleşmenin bizzat oyun kurucu merkez ülkeler tarafından resmen terk edildiğini, ulus devlet reflekslerine geri dönüldüğünü de yaşayarak görüyoruz.

Daha dün Trump, AB’den ABD’ye daha çok araç satıldığından hayıflanarak tedbir uygulamaktan bahsetmedi mi, küreselleşme kavramını yerle bir etmedi mi?

Göreve gelir gelmez Kanada ve Meksika’ya yaptırımdan söz eden, Panama kanalına -Çin’in oradaki limanlarda artan nüfuzundan ötürü- el koyacağını açıklayan, Grönland’a sulanan şu bizim Trump değil mi?

Evet, Trump tabii ama derin ABD’yi ihmal ederseniz asıl fotoğrafı gözden kaçırırsınız.

Trump, ABD’nin dünya üzerindeki hegemonyasının sarsılmasına koşut göreve getirilmiş ve üstelik ikinci kez seçtirilmiş bir taşıyıcıdır.

Sadece kulağına bir çizik atacak kadar keskin bir nişancı üzerinden seçmeni etkilemek ve Trump lehine sandığa yönlendirmek, planlı programlı olamaz mı?

ABD’yi başkanlar mı yönetiyor yoksa güç odakları mı?

Bu sorunun cevabı için ABD başkanlarına yapılan suikastlar yeterince ipucu veriyor.

Önce suikast sonucu öldürülenlere bakalım…

Abraham Lincoln, 14 Nisan 1865’te suikasta uğradı. Saldırıdan bir gün sonra hayatını kaybeden Lincoln, öldürülen ilk ABD başkanı oldu. Suikasttan iki yıl önce İç Savaş sırasında Lincoln, Konfederasyon içindeki kölelere özgürlük tanıyan Özgürlük Bildirgesi’ni yayınlarken, siyahların haklarına verdiği destek öldürülme sebebi olarak gösterildi.

ABD’de suikasta uğrayan ikinci başkan, görevinin 6’ncı ayında, 1881’de James Garfield oldu.

Üçüncü suikast ise 6 Eylül 1901’de William MCKinley’e yapıldı.                                       

ABD’de ölümle sonuçlanan son suikast ise Kasım 1963’te John F. Kennedy’ye düzenlendi.

Theodore Roosevelt 1912’de, Gerald Ford 1975’te, Ronald Reagan1981’de, George W. Bush 2005’te, Donald Trump 2024’te suikasta uğrayan fakat hayatta kalan başkanlar.

Evet, ilginç ve komplo teorisi üretmeye müsait bir tablo değil mi?

Küreselleşmenin ters tepmesiyle dünyaya düzen veren ABD’nin imtiyaz kaybına uğramasının sonuçları yaşanmaktadır.

Kapitalizmin döngüsel değil yapısal kriz kaynaklı bir debelenme yaşaması da otoriter devlet yönetim tarzına tekrar ihtiyaç duyulduğunu ve ancak böyle sistem mağduru sessiz yığınların hareketlenmesinin önüne geçilebileceği, sermaye sisteminin tarihsel hafızasında mevcuttur.

Melania Trump’ın 20 Ocak’taki yemin töreninde siyah kıyafeti, kafasındaki şapkanın gözleri saklaması çok dikkat çekti. ‘First Lady’nin stilini zarafetin yansıması, giysi tasarım becerisi görenlerin yanı sıra klasik bir mafya kıyafeti benzetmesinde bulunanlar da olmuştur.

Semboller üzerinden yürüyen siyasete dayalı bir okuma yapacak olursak Musk’ın siyah düşkünlüğü, Hitler selamı, Melania Trump’ın şapkası, karanlık ve gizemli küresel bir döneme mi işaret ediyor yoksa?//

ABD’nin Venezuela’nın kaynaklarına mafyöz bir operasyonla çökme teşebbüsü, 11 ay önce altını çizdiğimiz gibi, Trump’ın ikinci dönem yemin töreninde eşi Melania’nın şapkasıyla verdiği mesajın (benzetmede hata aranmaz) sonuçlarındandır.

Uluslararası hukuk, insan hakları, demokrasi gibi evrensel olduğu söylenegelen değerlerin de iflasıdır.

Sanıldığı gibi dünyanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi 5 ülkeden büyük değil, ABD coğrafyası kadar olduğu da görülmüştür. 

Kasabanın şerifi silaha sarılmış, düzenimi bozana sıkarım demektedir.

Olan biteni kavramak için de sadece emperyalizme değil sermaye sistemine yani kapitalizme  odaklanmak gerekir. 

Kapitalizm, emek ve sermaye çelişkisinden de ibaret değildir. Bir dünya sistemi zemininde oluşan işbölümüdür, toplumsal düzendir. Sermaye birikimine, ekonomik büyümeye, genişlemeye muhtaç bir yapıdır.

İşte bu nedenle sömürgecilik onun doğasında vardır. Eşitsizlik yaratır. Toplumun geniş kesimleri yoksullaşırken, küçük bir zümre zenginleşir.                                                                                

Yoksa siz hala sorun Trump’ta mı sanıyorsunuz?