Dijital dünyada şiddete dikkat!

İş ve Meslek Kadınlarından oluşan Edirne Tunca Soroptimist Kulübü Derneği’nin 1.Murat Anadolu Lisesi işbirliğiyle ‘Dijital Dünyada Şiddet’ konulu seminer düzenlendi. 1.Murat Anadolu Lisesi Konferans Salonunda düzenlenen seminere Edirne Barosu Aile-Kadın Hakları Komisyonu üyesi Av.Özge Hazır konuşmacı olarak katıldı.

Edirne Tunca Soroptimist Kulübü Derneği Üyeleri, 1.Murat Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Önder Çelik, öğretmenler ve öğrencilerin katıldığı seminerde Av Özge Hazır, dijital şiddetin ne olduğu, dijital şiddetin türleri ve böyle bir durumla karşılaşmaları halinde neler yapmaları gerektiği konusunda bilgi verdi. Av. Hazır, herkesin interneti, cep telefonu, bilgisayar ve sosyal medyayı yoğun olarak kullandığı bu dönemde dijital şiddet konusunda bilgi sahibi olması ve böyle bir durumla karşılaştığını fark ettiği anda ise güvendiği birinden muhakkak yardım talep etmesinin çok önemli olduğunu’ ifade etti

Edirne Tunca Soroptimist Kulübü Derneği Başkanı Melike Tatlı ise, gönüllü olarak çalışan iş ve meslek kadınları olarak seslerini bilinçlendirme, savunuculuk ve eylem yoluyla duyurmayı hedeflediklerini belirti. Dijital şiddetin genellikle yeni ortaya çıkan bir şiddet türü olarak tanımlandığını ve bu şiddetin de toplumsal cinsiyet boyutunun olduğunu belirten Tatlı, dijital şiddetin hem kadınları hem de erkekleri etkileyebilse de, araştırmaların kadınlar ve kız çocuklarının bu şiddete maruz kalma ve hedef alınma olasılığının daha yüksek olduğunu kanıtladığını ifade etti

Aramızdan ayrılanlar

NURETTİN YEZER VEFAT ETTİ
Merhum Bayram ve merhume Feride Yezer’in oğulları, Sadife Yezer’in eşi, Semih Yezer, Nurşen Kosnak ve Nuray Çancı’nın babaları Nurettin Yezer vefat etti. Merhumun cenazesi dün Alaca Mescit Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.
REFİA DERELİ VEFAT ETTİ
Hacı Danişment Köyü sakinlerinden Nazif Dereli’nin eşi Refia Dereli 85 yaşında vefat etti. Merhumenin cenazesi dün Hacı Danişment Köyü Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazı sonrası Köy Mezarlığında toprağa verildi.
NEVZAT TABAK VEFAT ETTİ
Kocasinan semti sakinlerinden Yüksel Tabak’ın eşi, Hayrani Tabak, Ayşe Türüdü, Hatice Karavelioğlu ve Yücel Yalın’ın babaları Nevzat Tabak 95 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Hacılar Ezanı Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.
LÜTFİ YAVUZ GAZİOĞLU VEFAT ETTİ
Nurhan Gazioğlu’nun eşi, Ahmet ve Tennure Gazioğlu’nun babaları, Edirne eşrafından İl Özel İdare Müdürlüğünden emekli Lütfi Yavuz Gazioğlu 85 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi dün Eski Camide ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.
HÜSNİYE ERSİN ERİTEN VEFAT ETTİ
Eski Gazeteci Atilla Eriten’in eşi, Sibel Eriten, Selmin Eriten Kaptan’ın anneleri, Akın Kaptan’ın kayınvalidesi, Volkan Can Aktaş’ın anneannesi Hüsniye Ersin Eriten 84 yaşında vefat etti. Merhumenin cenazesi dün Lala Şahin Paşa Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

BAL’da Çarşamba mesaisi

Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü ile Uzunköprüspor’un yer aldığı Bölgesel Amatör Lig’dei(BAL) 11. hafta programında yer alan 7 karşılaşma bugün oynanacak.

Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü – Tekirdağspor Saraçhane 1 Nolu Sentetik sahada bugün saat 15.00’te karşı karşıya gelecek. Karşılaşmayı Özge Tiraki, Hasan Çiftçi,  Furkan Alegöz ve Burak Kara yönetecek.

Kapaklıspor – Uzunköprüspor maçı da Kapaklı İlçe Stadı’nda aynı saatte oynanacak. Karşılaşmanın hakemleri şöyle: Mustafa Demir, Mustafa Poyraz,  Ferit Özdemir ve Mehmet Kaan Ertuğrul

BAL10.GRUP 11. HAFTA PROGRAMI

Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü – Tekirdağspor          

Bigaspor – Çatalcaspor

Ergene Velimeşe Spor – Büyükçekmece Tepecik Spor A.Ş.      

İstanbul Beylikdüzüspor – Küçükçekmece Spor

Vefa Spor Kulübü – Ezinespor 

İfa – Levent Futbol Spor Kulübü          

Kapaklıspor – Uzunköprüspor

BAL10.GRUP 10. HAFTA TOPLU SONUÇLAR

Uzunköprüspor 1-2 Bigaspor   

Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü 0-2 İstanbul Beylikdüzüspor

Çatalcaspor 1-2 Ergene Velimeşe Spor

Tekirdağspor 1-1 İfa

Küçükçekmece Spor 0-1 Vefa Spor Kulübü

Ezinespor 3-0 Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü

 Levent Futbol Spor Kulübü 2-1 Kapaklıspor

Haftanın programı açıklandı

Nesine 3. Lig 1. Grup’ta 13. hafta perdesi Edirnespor – Çorlu Spor 1947  maçı dahil 12 Aralık 2025 Cuma günü oynanacak 5 karşılaşma ile açılırken, diğer 3 karşılaşma ise 13 Aralık 2025 Cumartesi günü oynanacak.

Türkiye Futbol Federasyonu haftanın programını açıkladı. Buna göre, Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu 16. hafta müsabakaları 12, 13, 14 ve 15 Aralık’ta, Trendyol 1. Lig 17. hafta müsabakaları 12, 13, 14 ve 15 Aralık’ta, Nesine 2. Lig Kırmızı Grup 15. hafta müsabakaları 12 ve 13 Aralık’ta, Nesine 2. Lig Beyaz Grup 16. hafta müsabakaları 12 ve 13 Aralık’ta, Nesine 3. Lig 13. hafta müsabakaları 12 ve 13 Aralık’ta oynanacak

Edirnespor – Çorlu Spor 1947 karşılaşması 12 Aralık 2025 Cuma günü saat 15.00’te Tuncaspor tesislerinde yapılacak.

NESİNE 3. LİG 1. GRUP 13. HAFTA PROGRAMI

12 Aralık 2025 Cuma

Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü – İnkılap Futbol Spor Kulübü 

Osmanlı Stadı – 13.00

Edirnespor – Çorlu Spor 1947 

Edirne Şehir Stadı – 15.00

Yalova FK 77 Spor Kulübü – Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü 

Yalova Atatürk –  15.00

İnegöl Kafkas Spor Kulübü – Galata Spor Kulübü 

İnegöl İlçe Stadı – 15.00

Bursa Yıldırım Spor Kulübü – Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. 

Minareli Çavuş Spor Tesisleri –  15.00

13 Aralık 2025 Cumartesi

Bulvarspor- Bursa Nilüfer Futbol A.Ş. 

Alemdağ Stadyumu –  13.00

Silivrispor – Kestel Çilek Spor Kulübü 

Silivri Müjdat Gürsu –  15.00

Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. – Polatlı 1926 Spor Kulübü.

İBB 100.Yıl Stadı –  15.00

TKBL’de 12’nci hafta tamamlandı

Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin 12. haftası önceki akşam oynanan tek karşılaşma ile tamamlanırken, Edirne DSİ ligin 13. haftasında  Pazar günü Mimar Sinan Spor Salonu’nda konuk edeceği Turgutlu Belediyespor’a odaklandı…

TKBL’de 12’nci hafta tamamlandı

İsmail DEMİRAY

Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin (TKBL) 12. haftası önceki akşam oynanan tek karşılaşma ile tamamlanırken, Edirne DSİ ligin 13. haftasında  Pazar günü Mimar Sinan Spor Salonu’nda konuk edeceği Turgutlu Belediyespor’a odaklandı.

TKBL 12. haftasında en büyük sürprizi lider Zorlu Koleji Samsun Basketbol’a ilk mağlubiyeti 66-57’lik skorla tattıran İstanbul Gençlik Spor gerçekleştirdi.

Edirne DSİ, ligin 13. haftasında Pazar günü saat 17.00’deMimar Sinan Spor Salonu’nda ligin güçlü ekiplerinden Turgutlu Belediyespor’u konuk edecek.

Edirne DSİ puan sıralamasında sondan ikinci, Turgutlu Belediyespor ise baştan dördüncü basamakta yer alıyor.

TKBL’DE 12. HAFTA SONUÇLAR

İstanbul Gençlik Spor 66-57 Zorlu Koleji Samsun Basketbol

Kırklareli Belediyesi Kırklareli Fen Bilimleri 75-60 Edirne DSİ

Adana Nova Basketbol 78-85 Yalova Vip       

Menderes Spor Salonu –  17.00

Turgutlu Belediyespor  75-48 Fenerbahçe Gelişim      

Emlak Konut Gelişim 76-69 Bodrum Basketbol

Darıca Basketbol Feneri 87-79 Seçil Kauçuk Mersin Basketball

“Terörsüz Türkiye”

“Büyük Türkiye/Güçlü Türkiye/Yeni Türkiye” AKP sloganlarına bir yenisi eklendi.

Dördünün de ortak özelliği, geleceğe dair umut pompası slogan niteliğidir.

İlk üç sloganın artık vatandaşa hitap etmediği, uzay boşluğunda yankılandığı apaçık…                    

Vaat edilenlerin slogandan ibaret kalması yani ülkenin AKP ekonomi yönetiminde çok katmanlı ekonomik darboğaza girmesi ve düzlüğe çıkmanın hiç kolay gözükmemesi,  kolektif hafızada yer etmiş görünüyor.

PanoramaTR’nin geçen ayki anketine göre, ülkenin gidişatından memnun olmayanların oranı yüzde 70, ekonomiden memnuniyetsizlik ise yüzde 80 seviyesinde. Ekonomi ve terörün yanında adalet kavramı da seçmenin en acil çözüm beklediği alanlardan biri haline gelmiş. Yargıya güvensizlik, siyasi davalara ilişkin olumsuz algı, seçmenin rahatsızlık düzeyini artırmış.

Bahçeli’nin beklenmedik çıkışıyla yol alan “Çözüm/Barış” sürecine dair toplumda yüzde 70-75 oranında bir karşı duruş var PanoramaTR’nin anketine göre.

Haliyle “Terörsüz Türkiye” sloganı da şimdiden boşa düşmüş durumda.                              

Çünkü içinin doldurulması gereken, özenli kullanım ve inandırıcılık isteyen kavramları önemsemeyip algı yönetimine abanarak toplumu yönlendirmek, uzun soluklu olmuyor.

 “Terörsüz Türkiye” sloganın boşlukta kalması da diğer üç slogan gibi hem geleceğe dair bir temenni taşıması yani nasıl gerçekleşeceğinin çok faktörlü muhteviyatı, hem de AKP iktidarına karşı toplumdaki güvensizlikten ötürüdür.

Ülkeye saldıran, binlerce güvenlik görevlisi ve vatandaşın ölümünden sorumlu bir terör örgütünün silah bırakmasını tarihi bir fırsat addedenleri de yadırgamıyoruz.

Zira, PKK’nın silah bırakmasını: Türkiye’yi hedef alan terör eylemlerinden istenilen sonucu alamamasına bağlamak, bölge coğrafyasındaki gelişmeler, konjonktür bağlamında ele almak yerine bir lütufmuş gibi sunmanın, toplumu şartlandırmaktan öte bir anlamı olamaz.

“PKK ile son terörist kalana kadar mücadele edilecek…” türünden ifadelerin devlet refleksi yanını göz ardı edecek değiliz; fakat on yıllarca süren terör eylemlerinin durdurulamaması, durdurulmasının mümkün olmadığı da yaşanarak görülmüşken böylesi ifadelere yaslanmanın kolaycılığı da gözden kaçmamalı.

Neticede 1986’da kendini gösteren, Türkiye Cumhuriyeti ve vatandaşlarına tehdit PKK’nın silah bırakması, kendini lağvettiğini belirtmesi, tek taraflı bir irade beyanıdır; lütuf değildir, sürdürülebilirliğinin de garantisi yoktur.

Bunu da, çeşitli siyasal taleplerinin masaya sürülmesinden layıkıyla anlıyoruz.                       

Yani silah bırakmanın karşılığında siyasal talepler var ve pazarlık konusu yapılıyor.

Dolayısıyla, henüz açıkça ifade edilmeyen ya da “yarım ağızla” dillendirilen Kürt Siyasal Hareketi’nin talepleri karşılanmadığında PKK’nın tekrar silaha sarılmayacağının ya da Suriye’deki uzantısı YPG’yi göreve çağırmayacağının garantisi nedir?

Evet, “Terörsüz Türkiye” heyecanının altı ne kadar doludur?

“Tarihi fırsat”, “analar ağlasın mı istiyorsunuz”, “barış süreci” v. b. söylemler, toplumda rıza oluşturmak içindir; gerçeklerle bağdaşmamaktadır, duygulara hitap algı üretimidir.

Hele PKK’dan dolayı Türkiye’nin ekonomik kayıplarını gündeme getirerek ülke kalkınmasında sıçrama kaydedilemediğini ileri sürmek, sadece bilimsellikten uzak, ülkenin ekonomi tarihinden ders çıkaramamakla ilintili değerlendirilemez, basbayağı laf-ı güzaftır.

Terörün ülkeye maliyeti söz konusu 2 trilyon dolar kaybın geçmişte kaldığı ve bugüne bir faydası bulunmadığını kavramak için ne ekonomi eğitimi ne de mürekkep yalamak gerekir.

Terörün devam etmesinin ilerde ülke ekonomisine getireceği külfeti bahis konusu yapmak ise,  petrol, doğal gaz rezervi bulunmuş gibi sevinmeye benzer ki ülke kalkınması/gelişmesi başta ekonomi yönetimi olmak üzere çok çeşitli parametrelerin birbiriyle iç içe geçtiği, örgün bir alandır ve kolaycı yaklaşımları kaldırmaz.

Ülke ekonomisinde yaşanan kriz dönemleri, 24 Ocak Kararları, Kemal Derviş’in “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ve yanında “hediyesi bedava 15 Derviş Yasası” hatırlanmalı, gözümüzün önündeki 23 yıllık AKP iktidarı ekonomi yönetiminin sonuçları iyi kavranmalıdır. Görülecektir ki, sadece terörle mücadele nedeniyle harcanan 2 trilyon dolar değildir ülkenin ekonomi alanındaki acı gerçekleri.

Kaldı ki, silahlanmaya harcanan bütçe her ülkenin başına beladır ve artarak devam etmektedir. Bu açıdan bakıldığın da kapsamı geniş bir alanda ahkâm kesildiği fark edilecektir.

Sadede gelirsek, ortada bölgede etkin emperyal güç ABD’nin bir tasarı vardır ve Siyasal Kürt Hareketi, PKK/DEM de selden kütük kapmanın peşindedir.

Meclis komisyonundan AKP-MHP-DEM temsilcisi üç kişilik bir heyetin İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’a itibar kazandırması, 16 sayfalık görüşme tutanağının kamuoyuna sadece   4 sayfalık özetinin duyurulması, ‘temcit pilâvı süreç’ hakkında toplumdaki olumsuz yargıyı pekiştirmiş, terör nedeniyle yitirilen canların ailelerindeki acıları tazelemiştir.

Öyle sanıldığı gibi empati önererek yani karşısındakini anlamayı telkin ederek acıların unutturabileceği, geçmişin üzerine sünger çekilebileceği bir tarih kesitinden söz edilemez.

Arkasında emperyal güçlerin cirit attığı PKK’yı normalleştirmek, Apo’dan bir hak ve özgürlük savaşçısı çıkarmaya çalışmak, ciddi bir zorlamadır; toplumsal hafızadaki izlerin kolayca silinebileceğini zannetmektir.

Çünkü yalın mevzu, ülkede yaşayan Kürtler ve Türkler arasında bir husumet yaratarak siyasal hedefler peşinde koşan bir silahlı Hareket’tir.

Dikkate değerdir ki, ülkede yaşayan farklı etnik kökendeki vatandaşlar arasında bir iç çatışma: terör eylemlerine, tüm kışkırtmalara/zorlamalara rağmen karşılık bulmamıştır.

Bunun da, bir ulus devlet Türkiye Cumhuriyeti’nin çimentosundan ve yurttaşların ferasetinden kaynaklandığı şüphe kaldırmaz.

Cevabının açıkça belirtmesi gereken bir soru da şudur: “Terörsüz Türkiye”, “Barış Süreci” adı altında yürütülen görüşmelerin tarafları kimlerdir?

Öyle anlaşılıyor ki, PKK ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasındadır. DEM parti aracı bir siyasi kurumdur. PKK taleplerini duyurmakta, kamuoyu oluşturmakta ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile pazarlıkta ara yüzdür.

PKK’nın kamuoyuna doğrudan mesajları da yok değil.

Mesela…

Örgütün üst kuruluşu KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat’ın talepleri:                                   

“Af değil, demokratik siyaset ve özgürlük yasaları istiyoruz.”

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) sözcüsü Zagros Hiwa da net söylemiş: “Türkiye ile PKK arasında çözüm müzakerelerinin başlayabilmesi için Öcalan’ın serbest bırakılması önkoşul.”

PKK’nin üst düzey temsilcilerinden Amed Malazgirt de katılmış kervana: “Öcalan serbest kalana kadar başka bir adım atmayacaklarını” söylemiş.

DEM Parti’nin İmralı’da yaptığı son görüşmeye dair yaptığı açıklamada Öcalan’ın iktidara yaptığı çağrı da çok açık: “Özgün ve bütüncül hukuka dayalı bir barış yasasının hayata geçirilmesiyle, siyasi şiddet ve demokrasi dışı müdahale olgusu Türkiye gündeminden çıkacaktır.”

Satır aralarında mesaj çok da talepler yapılan pazarlığı anlamak için yeter de artar bile. İçeriğin netleşmeye, ayrıntıların bilinmesine muhtaç yanı ise hemen anlaşılıyor.

Öcalan ve KCK muktedirlerinin ülkede serbestçe siyaset yapabilmek için af yasası değil de barış, demokratik siyaset, özgürlük yasaları istemeleri, TBMM’ye işaret etmeleri, bir güç gösterisi; DEM Parti yönetici elitlerinin bugüne kadar taşeron sıfatıyla kendilerine çizilen dairede hareket ettiklerinin de ifadesi değil midir, değerli okur?

Bahçeli’nin durduk yerde, 22 Ekim 2024’te Öcalan’a yaptığı çağrıyla başlamıştı süreç: “PKK kendini kendisini feshetsin, silahları bıraksın, ‘umut hakkı’ yasasını konuşalım” dediğinde şaşkınlık yaratmıştı; ancak zaman içinde kanıksandı ve bugün buzdağının altındakiler de kısmen görünmeye başladı.

Doğuracağı sonuçları şimdiden kestirmek zor; sürecin nasıl şekilleneceği ve bilinmeyenlerin gün ışığına çıkması gerekiyor öncelikle.

Ancak, bugün için netleşen bir husus varsa o da ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürülen çaya çorbaya limon “Kürt Sorunu” kavramının artık tedavülden kalkma zamanının geldiğidir.

Tarihsel köklerinin devamı niteliğindeki günümüz Siyasal Kürt Hareketinin Türkiye Cumhuriyeti ile bir hesaplaşması, yanı sıra talepleri ve bölgede çıkarları bariz emperyal güçlere verdiği hizmet, aslında esası teşkil etmektedir.

Bu konuda köşemizin bakış açısını etraflı verme gayretindeki, 5 bölümden oluşan “DEM”lik” başlığı altındaki yazı dizisinin ilk bölümünün linkini, meramımızın daha iyi anlaşılmasına katkı babında hatırlatıyorum; ilgi duyanlar devamını getirebilir: https://hudutgazetesi.com/yazarlar/demlik-1/

Ülkede gerek demokratik siyaset,  gerekse hak ve hukuk alanlarında ilerleme kaydedebilmek için bölgedeki feodal düzene set çekebilmek, emperyalistlerin senaryolarına figüranlık yapmamak icap ettiği beyinlere nakşedilmeli öncelikle.

Selden kütük kapma anlayışında hareket etmenin Türkiye’ye demokrasi ve huzur getirmeyeceğini bilince çıkarmayı da ihmal etmemek lazım.

KONUKLARINIZIN SESİ 383

          EĞİTİM VE ÖĞRETİMLE İLGİLİ BAZI GENEL BİLGİLER oluşturmaya çalışırken önceliği ‘LGS ve TYT-AYT’ ye nasıl hazırlanırız?’a verdik. Çünkü çocuklarımız için en önemli sorun bu.

          Bugün uygulanan eğitim-öğretimi ise doldur-boşalt sistemi kullanan Kölelik Eğitimi diye özetliyor ve bu özetimizi yineleyip duruyoruz. Küçük bir örnekle bu yargımızı somutlaştıralım.

          Beşinci sınıfta Fen dersinde Güneş’in katmanları öğretiliyor. Yaşamda bizi ilgilendiren ise “Hava bugün güneşli mi, değil mi?” Güneşliyse havanın daha sıcak olacağının öğretilmesine ise gerek yok; bunu yaşıyoruz. Bu arada otobüs duraklarındaki iki katman: Kaldırım taşları ve sigara izmaritleri, eğitim konusu değil. Sonucu da lise ve üniversitelerimizde okuyan gençlerimizin ideallerinde, davranışlarında hatta konuşma konu ve biçimlerinde görüyoruz.

          Ülkemizde bugünkü eğitim-öğretimle ilgili bu özet eleştiri, sanırız yeterli. Hepimiz yaşıyoruz, görüyoruz. Kanımızca bulduğumuz çözümler de çocuklarımızı mutlu kılmıyor. Ama bu konuda da bir tartışmaya girişmeyeceğiz. Bundan sonra yazacaklarımız, çocuklarımızı üretken ve böylece mutlu kılan bir eğitim-öğretimle ilgili bizim öğrendiğimiz, deneyimlediğimiz, düşünebildiğimiz. Girişi bir dizi fotoğrafla yapalım.

             (Her birinden üç fotoğraf aldığımız) bu çok farklı üç okulun ortak özelliği İş Okulu olması. Çocuklar doğayla iç içe; bir yandan üretiyorlar, bir yandan üretim için, ilerideki üretken yaşamları için gerekli somut bilgileri ediniyorlar. Müzik, spor, sanat eğitimlerinin temel ögeleri. Öncelikle (üretimde, müzikte, sporda, sanatta) becerileri gelişiyor, sonra da yaşam için gerekli bilgileri öğreniyorlar. Her çocuk aynı başarıyı göstermiyor ama başarısızlık söz konusu değil. Öğretmenlerle öğrenciler dost. Herkes mutlu…

            Bize, yakın tarihimizdeki ve bugünkü eğitimimize bakarak çıkarımlarımıza ve önerilerimize gelince, bunu oldukça ayrıntılı bir biçimde bir sonraki yazımıza bırakalım.

Sağlıcakla,

FUZULİ – İSRAF

Dikkatle çevresine bakan herkes görür!..
TÜRKİYE DE EV VE ARABALAR çoğunlukla FUZULİ İSRAF olarak alınıyor!..
Ev alırken de araba alırken de, sadece hevesler, gösteriş, kompleksler, el elem ne der devrede,
AKIL+MANTIK= ŞUUR maalesef hiç devrede değil!..
Çok katlı sitelerde, büyük ve çok odalı, salonlu, mutfaklı, 150 metrekareyi bulan evler de oturmak adet olmuş!..
Bu büyük ve çok odalı evlerde genellikle, iki kişi, üç veya dört kişi, hatta yaşlı bir kişi oturuyorlar!..
Çocuklar büyüyor, okuyor, ve başka diyarlara çalışmaya gidiyorlar, kalıyor ev iki kişiye, hatta eşin biri de kaybedilince, kalıyor bir kişiye!..
Bu büyük metrajlı evlerin birçok dezavantajları var, ama hesap eden mi var?..
Bakımı, onarımı sorunlu ve masraflı, depreme dayanıksız, ısınması masraflı, temizlenmesi masraflı, eşya ile döşemek, masraflı!..
Ayrıca, israf edilen paradan da geçtik, evin hanımının odaları, eşyaları temizlemekten, zavallının YAŞAMAYA FIRSATI KALMIYOR!..
ütün evin temizliğini yapıyor, tam “Oh be bitti” derken bir de bakıyor ki, ilk temizlediği oda yine tozlanmış!..
Hadi durma yine kolları sıva!..
YAZIK DEĞİL Mİ EVİN ANNESİNE!..
Oysa, tek kişi veya iki, üç, dört kişinin barınma ihtiyacına rahatça cevap verecek, MANTIKLI MEKAN MİMARİSİ İLE, EN AZ MASRAFLA, EN AZ BAKIMLA, EN AZ TEMİZLİKLE, EN AZ ISINMA GİDERİYLE, EN AZ EŞYA DÖŞEMESİYLE, DEPREME EN DAYANIKLI, 30- 40-50 m2 yi geçmeyen evlerde, HUZURLA YAŞAYANLAR VAR DÜNYADA!..
Ama bizde arada bulasın!..
GEREKSİZ İSRAF HEVESLERİ, AKILDAN, MANTIKTAN, ŞUURDAN UZAK, KOMPLEKSLİ BİR KÜLTÜR OLMUŞ, MAALESEF!..
GEREKSİZ MADDİ VE EMEK KÜLFETİ OLAN, FUZULİ İSRAFLAR TÜRKİYEMİZİ KASIP KAVURYOR, MAALESEF!..
En acınası taraf da, bu israfları ne gören var, ne yazan var, ne de çizen YOK!..
ANCAK, İSRAFLARIN BEDELİ ÇOK AĞIR ÖDENİYOR DA, KİMSE ONUN DA FARKINDA DEĞİL!..

BU GÜN, KIRK TÜRK LİRASI, DOLAR KARŞISINDA KIRK-ELLİ KAT DÜŞÜK, NEDEN?..

Kuran’ı Kerim. Sure 10/Ayet 7—8—9:
Bize kavuşmayı ummayan, dünya hayatına razı olup, onunla rahat edenler ve bizim ayetlerimizden gaflet edenler…
Onların kazandıkları yüzünden varacakları yer ateştir.
İnanıp iyi işler yapanlara gelince, imanlarından dolayı Rab’leri onları altlarından ırmaklar akan nimet cennetlerine iletir.

Edirnespor’da durum ‘vahim’!

Olgay GÜLER
Türkiye Futbol Federasyonu’nun bahis iddialarına ilişkin 10 futbolcusu hak mahrumiyeti cezası alan Edirnespor’da, ikinci dalga operasyonda 7 futbolcuya daha hak mahrumiyeti cezası verildi.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), ülke genelinde geniş yankı uyandıran bahis iddialarına ilişkin, Edirnespor’dan PFDK’ya sevk edilen 10 futbolcu 19 Kasım’da hak mahrumiyeti cezası aldı. İlk dalga cezalardan yara alan Edirnespor’da, geçtiğimiz gün ikinci dalgada PFDK’ya sevk edilen 7 futbolcu daha hak mahrumiyeti cezası aldı. Toplam 17 futbolcusu ceza alan takımda, kadroda 12 futbolcu kalırken, teknik direktör Ümit Tütünci acil transfer gerektiğini söyleyerek, destek çağrısında bulundu.


‘DURUMUMUZ ÇOK VAHİM’
Takımın Tunca Stadı’nda gerçekleştirdiği antrenmanda, sportif direktör Ahmet Erginler ile basın açıklaması yapan Tütünci, çok zor durumda olduklarını söyleyerek, “ Çok zor bir durum. Artık teknik ekibin veya kulübün çözebileceği bir durum değil şu anki durum. Zaten büyük eksiklerimiz vardı. Geç toplanan bir takımdık. Kamp yapmamıştık, bir şeyleri tam oturtturmaya başlamıştık ki ilk federasyonumuzun açıkladığı isimler oldu. Sonrasında amatörleri şu an hiç beklemiyorduk. En azından devre arasına kadar bu şekilde toplayabildiğimiz kadar toplamayı düşünüyorduk. Ama şu an gelinen durumda artık dayanılacak gibi değil, kimse kalmadı. Bu anlamda büyük sıkıntıdayız. Görüyorsunuz 13-14 kişi antrenman yapıyoruz. Zaten 2-3 kişi cezalı olmasına rağmen antrenmana çıkarıyoruz. Durumumuz çok vahim” dedi.


‘ARTIK DESTEĞE İHTİYACIMIZ VAR’
Kulübün ekonomik açıdan sıkıntıda olduğu için ceza alan futbolcuların yerini dolduramadıklarını, bu nedenle destek beklediklerini söyleyen Tütünci, “Şu anda oyuncu sıkıntısını gidermeyi düşünemedik, bir şey de yapamadık. Bir hamlemiz de yok. Bunların hepsi bir maddi külfet. Buraya geldiğimizde inanın ne kadar samimiyetime inanırsanız, inanmazsınız bilmiyorum ama büyük fedakarlıklar yapıldı. Çok büyük fedakarlıklar yapıldı. Artık burada bazı şeyler dayanılacak gibi değil. İnanın her şeyin sonuna geldi. Bizler bugün burada varız, yarın yokuz. Bu takım, bu şehrin. Biz gelip geçiciyiz. Ama bu takıma artık birilerinin sahip çıkması gerekiyor. Her şehrin inanılmaz büyük dinamikleri var, o dinamikler herkesin arkasında. Biz daha hiçbir yerden, hiçbir şekilde bir tane destek görmedik, almadık. Burada ben dışarıdan gelen biriyim. Artık elime bir şey verilmediği sürece yapabileceğim bir durum da yok benim. Son kişi kalana kadar ne olursa olsun bu şehir için, bu arma için mücadele edeceğiz. Ama sadece burada biraz artık desteğe ihtiyacımız var. Dayanılacak gibi değil artık. Şehrimizin önde gelenleri; valimiz, sayın belediye başkanımız, kim o sistemde, o kurulda kim varsa bize sadece sahip çıkmalarını istiyoruz” diye konuştu.
Cuma günü kendi sahalarında oynayacakları Çorluspor maçında taraftarları desteğe çağıran Tütünci, “Ben U19’la da çıksam kazanmak için çıkacağım. Yapacak bir şey yok. Öyle çok ağlanacak vahlanacak adam da değilim. Ama futbolun da bazı dinamikleri var. Burada cuma günü Çorlu’yla oynayacağız. Çorlu da bu ligin en çok maddi anlamda para harcayan, çok kaliteli takımı. Burada o gün sahaya çıkan kardeşlerimiz için ne olsun artık skor, sonuna kadar onları desteklemelerini istiyoruz” şeklinde konuştu.


‘DESTEK GELMEZSE ARMA YERE DÜŞER’
Sportif direktör Ahmet Erginler de, maddi destek gelmediği sürece Edirnespor’u çok kötü günler beklediğini belirterek, “Şu anda bizde para yoksa bizi çok kötü günler bekliyor. Bu arma yere düşer. Ben geçen hafta da basın açıklamasında Edirne’den 4-5 arkadaşımızın Edirnespor’a yardımcı olduğunu söylemiştim. Edirne bu kadar küçük olmamalı demiştim. Sadece bir kurum duyarsız kalmadı ve bir de 8 yaşında bir çocuk duyarsız kalmadı. Harçlığını bize gönderdi. Ama hala bakıyorum etrafa. Maalesef duyarsız bir şehir olmuşuz. Ben de farkında değildim bu kadarının. İnanılmaz sahipsiz kaldık. Belki bu söylediklerin bazı kesimlere acı gelecek ama maalesef doğru. Biz buradan öncelikle sayın sayın valimizden, sayın belediye başkanımızdan, emniyet müdürümüzden, STK’lardan, Edirnespor severlerden bize acil maddi destek gelmesi lazım. Ya maddi destek gelmiyorsa, konuşmanın artık çok da bir anlamı yok” ifadelerini kullandı.