Yıldırım semti sakinlerinden , Fatma Özdemir’in eşi, Bahar, Nuri ve Emine’nin babaları, Marangoz Ahmet İnginar’ın kayınpederi Kahraman Özdemir vefat etti. Merhumun cenazesi dün Akmescit Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yıldırım Mezarlığında toprağa verildi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, Dünya İnsan Hakları Günü’nün tüm insanlığa kutlu olmasını diledi.
ADD Edirne Şubesi Başkanı Celil Özcan, Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:
“II. Dünya Savaşı’ndan sonra Dünyadaki devletler, bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması konusunda birleştiler. İnsan Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 1948’de hazırlandı ve 10 Aralık 1948’de Genel Kurulun Paris’te yapılan oturumunda kabul edildi. Birleşmiş Milletler tarafından tüm insanlar için geçerli olan “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin kabul edilmesinin ardından 10 Aralık günü “Dünya İnsan Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır.
Bu beyanname kişilerin, hak ve özgürlüklerinin bir özeti gibidir. Beyannameyi imzalayan ülkeler, hem birbirleriyle hem de kendi toplumlarıyla barış içinde yaşamayı kabul etmektedirler. Türkiye, 6 Nisan 1949’da bu antlaşmayı imzalamıştır.
İnsan Hakları Beyannamesi, 30 maddeden meydana gelmektedir. Beyannamenin önemli maddelerinden bazıları şunlardır: Bütün insanlar hür ve eşit doğarlar. Her kişinin fikir, vicdan ve din hürriyeti vardır. Herkes ırk, cins, dil ve düşünce farkı gözetmeksizin insan hak ve hürriyetlerine sahiptir. Hiç kimse kölelik ve kulluk altında yaşamaya zorlanamaz. Hiç kimseye insanlık dışı, haysiyet kırıcı cezalar uygulanamaz. Her insan eğitim hakkından yararlanabilir. Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz. Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, iyi şartlarda çalışma ve işsizlikten korunma hakkı vardır.
İnsan hakları, tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere denir. Hem tarihsel olarak hem de günümüzdeki algılanış şekli bakımdan en yaygın temellendirme biçimi olan “doğal haklar” yaklaşımıdır. Bu anlayış insan haklarını, herkesin, insan olmak itibariyle doğuştan sahip olduğu, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez haklar olarak görür.
İnsan hakları, ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta HERKES EŞİTTİR.
İnsan hakları, kişinin sadece insan olmasından dolayı sahip olduğu ve herhangi bir koşula bağlı olamayan haklarıdır.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, Dünya İnsan Hakları Gününün tüm insanlığa kutlu olmasını ve doğuştan sahip olduğu bu haklarından ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanmasını diliyoruz.”
Edirne Merkez İlçe Sorumlusu olarak göreve başlayan Emre Erduran, kalbi doğa için atan herkesi TEMA Vakfı gönüllüsü olmaya çağırdı.
Gücünü Türkiye’nin dört bir yanındaki gönüllülerinden alan TEMA Vakfı, Edirne’nin Merkez ilçesinde çalışmalarına başladı. Edirne Merkez İlçe Sorumlusu olarak göreve başlayan Emre Erduran,TEMA Vakfı’nı temsil etmekten büyük bir gurur duyduğunu belirterek; şunları söyledi:
“Bugün ülke genelinde bir milyon 250 bini aşkın gönüllüsü bulunan TEMA Vakfı’nı ilçemizde temsil etmek benim için büyük bir mutluluk. Bu büyük sorumluluk ile ilçemizin, başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıklarının korunmasına dair bilinci geliştirmek üzere gönüllü ekibimle birlikte var gücümüzle çalışacağız. İl Temsilciliği ekibimizi destekleyerek, onlarla birlikte çalışmalarımızı daha güçlü sürdüreceğiz. Bu kapsamda öncelikle, Minik TEMA, Yavru TEMA, Ortaokul TEMA, Lise TEMA, Genç TEMA ve Mezun TEMA gruplarını oluşturarak gönüllü sayımızı artırmayı ve ilçemize doğa ve çevre konusunda en üst düzeyde katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu çalışmalarımızı gerçekleştirmek için her zaman daha çok gönüllüye ihtiyacımız var. Bu sebeple kalbi doğa için atan herkesi TEMA Vakfı gönüllüsü olmaya çağırıyoruz.”
Yapılan açıklamada, “TEMA Vakfı Edirne Merkez İlçe Sorumluluğu ekibi, yaşanabilir bir gelecek için kamuoyunu bilinçlendirme çalışmaları yürütmek; verimli tarım topraklarının, su varlıklarının, mera ve orman alanlarının korunmasını sağlamak için çalışacak. Ekolojik okuryazar bireylerin yetişmesi için okullar ve gönüllü öğretmenlerle iş birliği gerçekleştirerek TEMA Vakfı’nın ücretsiz doğa eğitimlerini toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştıracak” ifadelerine yer verildi.
Edirne’nin Gelişim Ligi’nde yer alan Edirne Birlik Spor U14 ve U15 ile Şükrüpaşa Spor U16 takımları haftayı puansız kapatırken, Şükrüpaşa Spor U17 berabere kaldı, galip gelen tek takım ise Şükrüpaşa Spor U15 oldu.
U14 GELİŞİM LİGİ
Edirne Şükrüpaşa Spor, Gelişim Ligi’nin 14’üncü haftasında Büyükçekmece Belediye Spor ile Büyükçekmece Metin Oktay Stadı’nda oynadığı maçta rakibine 4-0 yenildi.
Edirne Birlik Spor da Gelişim Ligi’nin 14’üncü haftasında deplasmanda Kepezspor ile karşı karşıya geldiği maçtan 6-2 yenik ayrıldı.
Edirne Şükrüpaşa Spor U16 Gelişim Ligi’nin 12. haftasında Tekirdağspor’a Saraçhane 1 Nolu Sentetik sahadaki karşılaşmada 2-1 yenildi
U15 GELİŞİM LİGİ
Edirne Şükrüpaşa Spor, U15 Gelişim Ligi’nin 14’üncü haftasında Büyükçekmece Belediye Spor’u Metin Oktay Stadı’ndaki karşılaşmada 2-0 yenerek ligdeki 7’nci galibiyetini aldı.
Edirne Birlik Spor U15 takımı da Gelişim Ligi’nin 14’üncü haftasında Kepezspor’a deplasmanda 1-0 yenildi..
U16 GELİŞİM LİGİ
Edirne Şükrüpaşa Spor U16 Gelişim Ligi’nin 12. haftasında Tekirdağspor’a Saraçhane 1 Nolu Sentetik sahadaki karşılaşmada 2-1 yenildi.
U17 GELİŞİM LİGİ
Edirne Şükrüpaşa Spor U17 takımı ise Gelişim Ligi’nin 12. haftasında Tekirdağspor ile Saraçhane 1 Nolu Sentetik sahadaki karşılaşmada 1-1 berabere kaldı.
Bir canlı olarak hepimizin yaşamı kısaca üç evrede tamamlanır; çocukluk, gençlik ve yetişkinlik. Toplumu yönetme kurgusu olanlar buna göre kısa ve uzun erimli toplum planları yapar. Biz yurttaşlar da bunları “devletin planları” olarak saygıyla izler ve kurallara “güvenerek” uyarız. O yönetenlerin kamusal çıkarları ve iyi bir gelecek yaratacağına inanırız, bazen iman ederiz! Ya öyle mi?
Geçmişten bugüne döşenen taşlarla büyüyen sağ ideolojinin son iktidarı AKP uluslararası onay da alan plan gereği geçmişten kopuşu başardı ve uzun süredir de geleceğin yurttaşını yaratma peşinde. İnsan evrelerinden çocukluğu; ÇEDES, gençliği; MESEM ve yetişkinleri de MASALLARLA üretiyor.
ÇEDES projesi Diyanet İşleri Başkanlığı öncülüğünde ve Eğitim ile Gençlik Spor Müdürlükleri desteği ile yürütülen bir kapsamlı çalışma. Bir milyona yakın öğretmen atama beklerken öğretmenlik formasyonu olmayan din görevlileri ile bu program yürütülüyor. ÇEDES çocukların yarınlarını karartan, bilimden koparan bir uygulamadır. Korku ve soyut
Muhalif yerel yönetimlerin açtığı kreşleri “eğitim bizim işimiz” diyerek kapatan bakanlık bu uygulamada eğitimi Diyanete teslim etmektedir.Pedagoji biliminin kabul ettiği üzere erken çocukluk döneminde dini öğelerin çocuklara tanıtılması çocuğun zihninde korkuların oluşmasına yol açabilmektedir.
ÇEDES projesi, ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir’ diyen bilimsel eğitim yerine tarikatın, şeyhin, şıhın rol model ve taşıyıcı sayılmasıdır. Bunlar eğitimin ve tüm toplumun dinci dönüşüme zorlanmasıdır.
Çocukluk sonrası hayata umutla bakan ve geleceğe hazırlanan gençlik dönemi gelir. Umut eşittir gençliktir. Gençler özgürleşmeye koşan kişilerdir. Ancak MESEM ile bu kesimin köleleştirilmesi sağlanır. İşverenlere ucuz işgücü sağlamak için sanayi tesislerinde “işçisin sen işçi kal” diyen zihniyetin ticaret ve sanayi odaları ve özellikle büyük sermaye ile yürütülen bir uygulamadır MESEM. Kendi çocuklarını kolejlerde, batı ülkelerinde okutanlar başkasının çocukları için karar vermiştir:ya işçi olacaksınız ya da imam hatip mezunu olup işsiz ama inançlı ve iyi tüketici olacaksınız.
MESEM uygulamaları ile güvencesiz ortamlarda çalışan öğrencilere umut yolları tıkanmaktadır. Gençlere dayatılan işsizliğe, geleceksizliğe ve baskılara karşı ses yükseltenlerin adresini de göstermektedir iktidar; tutuklanma.
Çocuklara ÇEDES, gençlere MESEM dayatan iktidar yetişkinlere de masal sunmaktadır. Her seçimde aynı masalları abartarak sunan iktidarın her dönem kendi yarattığı yoksulluktan kurtuluş umudunu anlatır. Tekil başarıları öne çıkararak; etik ve eşit olmayan liberal ilişkilerin peşinden koşmayı örnek vermektedir. Kredi kartlarında sınırsız harcama teşvik edilmektedir. Düşmanlar yaratarak toplumu kışkırtmak.
Masal hazır; kişi başına yıllık gelirimiz 17.000 dolar! Oysa masallara inanmayıp gerçeği görebiliriz. Hesap basit; ortalama emekli maaşı 21.000 lira yani 400 dolar civarında olunca yıllık gelir 5000 doları bile bulmuyor. İşin özeti ülkemizde gelir var ve toplumun yüzde 80’i kişi başına 4-5 bin dolar ile yaşarken yüzde 20’si büyük çoğunluğun her kişisinin 12.000 dolarına el koymaktadır. Sistem bunun üzerine kurulmuştur. 70 milyon her yıl yoksullaşırken 15 milyon her yıl palazlanmaktadır.
Ve nihayetinde bu ortamı üretmek yurttaşı razı hale getirmenin yolu da cezaevi, şiddet, jop, tekme, hapis ile korku toplumu yaratılmaktadır.
Çok şey yitirdiğimizi bilerek yarınlara uzanan yolu büyütmeliyiz. Önümüzdeki yıllar yitirdiklerimizi geri kazanma yılları olacaktır. Ve biz bu nedenle ÇEDES, MESEM ve MASAL programlarının amaçlarını, hedeflerini kavrayıp yeni, yerli, evrensel programlarla geleceği kurmalıyız. Tüm bunları yasaları yazıp uygulamayan iktidara karşı yasal zeminde yapmalıyız.
Hayatın dönüm noktalarından biri olan isteme ve nişan törenleri, hem geleneksel hem de modern dokunuşlarla taçlanır. Bu nedenle çiftler, zarif detaylar sunan isteme söz nişan mekanları arasından en özel olanı seçmek ister. Samimi bir ortam, kusursuz dekorasyon ve profesyonel hizmet; bu özel günün en önemli unsurlarıdır.
Şık masa düzenleri, çiçek aranjmanları ve özel ışıklandırmalar, mekanın ambiyansını güçlendirir. “Aşk, doğru mekânda daha da güzelleşir.” sözü bu törenlerin atmosferini en iyi yansıtan ifadedir. Misafirler için hazırlanan konforlu oturma alanları ve klasik ikram seçenekleri, organizasyonu kusursuz hâle getirir. Hem geleneksel kahve seremonisi hem de modern nişan konsepti bir arada sunulabilir.
Fotoğraf alanları, çiftin özel gününü ölümsüzleştirirken profesyonel ekip desteği hazırlıkları daha rahat hâle getirir. Bu tür mekanlar, hem geniş hem de butik organizasyonlara uygun esneklik sağlar. Ailelerin de kendini rahat hissettiği bu sıcak ambiyans, törenin daha anlamlı geçmesine katkıda bulunur. Kısacası, isteme söz nişan mekanları; zarafet ve romantizmi bir arada sunarak unutulmaz anlar yaratır.
Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi (EYBAL) velileri adına açıklama yapan Aziz Avukatoğlu, geçici olarak taşındıkları 1’inci Murat Anadolu Lisesi Müdürü Yakup Öz’e cevap vererek, konunun okulun nitelikli veya niteliksiz olmasıyla alakalı olmadığını, yapının kullanım amacına yönelik büyük eksiklikler ve hatalar olduğunu söyledi.
EYBAL’ın, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle taşındığı 1’inci Murat Anadolu Lisesi binasında, mevcut koşulların eğitim için risk oluşturduğunu savunan velilerin mücadelesi sürüyor. 1’inci Murat Anadolu Lisesi Müdürü Yakup Öz’ün, konuyla ilgili önceki gün EYBAL velilerine yönelik yaptığı açıklamada sert tepki göstermesi üzerine, velilerden cevap gecikmedi. Konuyla ilgili veliler adına Aziz Avukatoğlu açıklama yaptı.
‘OKUL KULLANIM AMACINA YÖNELİK BÜYÜK EKSİKLİK VE HATALAR VAR’
Avukatoğlu, velilerin ne okul müdürüyle, ne öğrencileriyle dertlerinin olmadığını, konunun okulun nitelikli veya niteliksiz olduğuyla da alakalı olmadığını belirtti. Avukatoğlu, “Okulun kullanım amacına yönelik çok büyük eksiklikler ve hatalar vardır. Biz EYBAL velileri olarak çocuklarımızın acil durumunda yaşayabilecekleri olumsuzlukları dile getiriyoruz. Özellikle üçüncü kat koridorunun öğrenci ve öğretmenlerin sayısının çokluğu nedeniyle acil durumlarda tahliyesi neredeyse imkansız görünmektedir. Yine üçüncü kat merdivenlerinin tahliyesi için yeterli ölçülere sahip değildir. Siz pencerelere yapılan korkuluktan bahsediyorsunuz; yapılan korkuluk sorununu çözmek şöyle dursun acil çıkış şartında engel niteliktedir ve korkuluk açılmasını engellediği sınıfların havalandırılamadığı gerçeğinden bahsetmekteyiz. Konuşmanızda bazı fotoğraflar gösterdiniz. Okulun önceki hali malumunuz. Sizin de söylediğiniz gibi yapılan tadilat neticesinde tuvalet ve bunun gibi bazı yerler düzenlemeye çalışılmış, rezervuar arızası giderilmiş olması yukarıdaki hayati sorunları çözmüyor. Sizden koridor, merdiven ve yanlış tadilat ötesinde havalandırmanın yetersizliğinden bahsetmenizi istiyoruz. En önemlisi yangın ve havalandırma tesisatımızın olmadığından bahsetmenizi istiyoruz” dedi.
‘İKİ OKUL ÖĞRENCİLERİ DE RİSK ALTINDA’
EYBAL velilerinin sadece kendi öğrencilerini değil, 1. Murat öğrencilerini de korumaya çalıştığını söyleyen Avukatoğlu, “Bir eğitim kurumunu savunmak öncelikle can güvenliğini garanti altına almakla mümkündür. Bugün birinci Murat Anadolu Lisesi’nin binasında yaşanan sorunlar; yangın merdiveni bulunmaması, yangın önleyici sisteminin olmaması, dar merdiven ve koridorlar, havalandırma yetersizliği, statik açıdan risk teşkil eden yapı kusurları, bodrumdaki nem ve rutubet, duvar ufalanmaları mevzuata göre ağır güvenlik ihlalleridir. Bu nedenle şunu vurguluyoruz; bir okul binasını fazladan öğrenciyi yerleştirmek o okulun da öğrencilerini tehlikeye atmak anlamına gelir. Dolayısıyla bizim talebimiz hem Birinci Murat Anadolu Lisesi’nin öğrencileri hem de Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi öğrencileri aynı riskli binada bulunmamalıdırlar. Bir okulun gerçek anlamda savunulması öğrencileri riske atmadan mümkün olur. Bugün iki okul öğrencisi de aynı riskli binaya sıkıştırıldığı için her iki okulun öğrencileri de risk altına girmiştir. Bizim talebimiz her iki okulun da zarar görmemesi için rasyonel çözümün hayata geçirilmesidir. Birinci Murat Anadolu Lisesi de, Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi de güvenli bir eğitimi hak ediyor” diye konuştu.
‘KONUMUZ GEÇMİŞ DEĞİL ÖĞRENCİLERİN BUGÜNKÜ GÜVENLİĞİ’
Velilerin okulun bulunduğu bölge ve mahalleyle de sorunun olmadığına dikkat çeken Avukatoğlu, “1990 yılına kadar Edirne’nin en lüks mahallesi olan ve bu mahallede bulunan 1. Murat Anadolu Lisesi zengin insanların, kaliteli insanların çocuklarının mezun olduğu bir okul olmuş ve birçok meslek sahibi mezun olmuştur. Biz geçmişine ve kurumun tarihi değerlerine büyük saygı duyuyoruz. Elbette 1. Murat Anadolu Lisesi Edirne’nin eğitim tarihinde önemli bir yere sahiptir ve yıllar boyunca birçok başarılı bireyler yetiştirmiştir. Ancak bugünkü tartışmanın konusu 30-40 yıl önce mahallenin sosyoekonomik statüsü veya okulu kimlerin bitirdiği değildir. Konumuz bugün çocuklarımızın güvenliğidir. Geçmişte lüks mahalle olması ve nitelikli mezunlar vermesi şu anda binadaki eksikleri ortadan kaldırmaz. Geçmiş başarıları hepimizin gururudur ancak bugünkü riskler hepimizin sorumluluğudur. Mahallenin otuz yıl önceki durumu değil, bugün okulda oluşan güvenlik açıkları önemlidir” şeklinde konuştu.
‘İNTERNET BAĞLANTISI BİLE 1 BUÇUK AY ÖNCE KURULMUŞ’
Müdür Öz’ün, okulda son bir buçuk ayda yapılan tadilatlara yönelik ifadelerine de dikkat çeken Avukatoğlu, “Sayın müdürün bir buçuk ayda yapılan yatırımlar ifadesi aslında çok önemli bir noktayı da ortaya koymaktadır. Bu yatırımların yapılmış olması bir buçuk ay öncesine kadar okulda ciddi eksikliklerin bulunduğunun kabul edilmesi anlamına gelir. Ve bu durum sadece fiziki eksikliklerle sınırlı değildir. Bizzat okul yönetiminin açıklamalarından öğrendiğimiz üzere okulun internet bağlantısı bile son bir buçuk ay içinde kurulmuştur. Birinci Murat Anadolu öğrencisi internete ihtiyaç duymuyor mu? Eğitimde öğrenci ve öğretmenlerin tüm sistemleri internet üzerinden yürütülürken bu okulun yalnızca internetsiz kalmış olması öğrencilerin ne kadar geri planda bırakıldığının açık bir göstergesidir. Dolayısıyla bir buçuk ayda yapılanlar bir başarı göstergesi değil, yıllardır süregelen ciddi ihmalin kabulüdür. Bu gerçekler ortadayken velilerin kaygılarını farklı amaç olarak göstermek hem doğru değildir, hem de çözüm sürecine katkı sağlamamaktadır” ifadelerini kullandı.
‘AMACIMIZ GÜVENLİ VE NİTELİKLİ EĞİTİM’
Tek amaçlarının çocukların riskli bir binada eğitim görmemelerini sağlamak olduğunu vurgulayan Avukatoğlu, “Çabamız hem kendi öğrencilerimiz hem de diğer öğrencilere güvenli, nitelikli ve gelişim odaklı öğrenme ortamı sunmaktır. Bu nedenle çözüm için atılacak her adım ve iş birliği için hazırız. Bizim tek amacımız, çocuklarımızın güvenli, sağlıklı ve mevzuata uygun bir okulda eğitim görmesidir. Devletten istediğimiz şey ise bir lütuf değil, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesidir” dedi.
‘BAĞIMSIZ STK’LAR DENETLESİN’
1’inci Murat Anadolu Lisesi binasının bağımsız meslek kuruluşları tarafından da denetlenmesini talep eden Avukatoğlu, “Edirne’mizde STK’larımız var, Makine Mühendisleri Odası Edirne şubesi, Mimarlar Odası İl Temsilciliği, İnşaat Mühendisleri Odası İl Temsilciliği, Elektrik Mühendisleri Odası İl Temsilciliklerimiz var. Biz valilik makamımızın değerlendirdiği tarihte bu STK’lardan yardım talep edeceğiz. Milli Eğitim Müdürümüz ve sayın Valimiz teşrif ederse ona da seviniriz. Bu teknik bireylerle hep beraber, okul müdürümüz de dair bu okul denetleyelim. Hatta şunu da öğrendik. Sayın Valimiz Milli Eğitim Müdürümüze bir denetleme yaptırmış. Bu denetleme raporunun sonucunu talep ediyoruz. Basına açıklansın, bizler de öğrenelim. Eksik yok ve okul sapa sağlam da biz mi yanlış şeyler söylüyoruz. Bunları da yerinde tespit ederek bizlere bildirilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.
“27 ÖĞRENCİ KAYDINI ALDIRDI”
Avukatoğlu, E-okul sisteminden alınan bilgiler doğrultusunda yaşanan süreç boyunca 9. sınıf 12, 10. ve 11. sınıflarda 8, 12. sınıftan 7 olmak üzere toplam 27 öğrencinin kaydını başka okullara aldırdığını söyledi.
Edirne Pazarcılar, Manavcılar ve Seyyar Satıcılar Esnaf Odası Başkanı Şeref Hasır, belediyenin borçlarına karşılık SGK’ya devredilen Pazartesi Pazar yerinin kapatılması durumunda, bölge halkının mağdur olmayacağını, alternatif yerlerin hazır olduğunu söyledi.
Kentte, Bulgar ve Yunan turistlerin de sıklıkla alışveriş yaptığı Ulus Pazarı ile Pazartesi Pazarı’nın kurulduğu, Dilaverbey Mahallesi’ndeki Pazar yeri, Aralık ayı belediye meclisinde SGK’ya devredildi. Söz konusu alanın SGK tarafından başka amaçla değerlendirilmesi durumuyla kapatılması olasılığına gündeme gelirken, Edirne Pazarcılar, Manavcılar ve Seyyar Satıcılar Esnaf Odası Başkanı Şeref Hasır, Edirne Belediyesi ile görüşmelerinin sürdüğünü, alternatif yerlerin hazır olduğunu söyledi.
‘ALTERNATİF İKİ YER VAR’
Söz konusu alana alternatif olarak iki yer bulunduğunu kaydeden Hasır, “Bu konuyla ilgili biz belediye başkanımızla görüştük. Kendisiyle fikir alışverişinde bulunup, bir iki yer de teklif ettik. Şu anda belediye ulaşım hizmetlerinin yanında ETUS’un boş bir kullandığı yer var, pazar kalkarsa orasını veya Papazoğlu’nda olduğu bir bölge var orada da bir yerimiz var. Gerekirse cuma günleri sebze meyvenin kurulduğu bölgeyi de pazartesi günleri sebze, meyve için yapabiliriz. Bu konuyla ilgili başkanımız her türlü bize yardımcı olacağını söyledi. Edirne halkını, Edirne pazarcılarını mağdur etmeyeceğini dile getirdi bizlere. Pazarlarla ilgili kalksa da anında yeni pazar kuracağız. Hiçbir sıkıntımız yok. O bölgenin halkı da mağdur olmayacak. İlk zamanlarda biraz zahmet çeksek de ilerleyen günlerde müşterimizi tekrar toparlarız” dedi.
YENİ YERLEŞİME YENİ PAZAR YERİ
Yeni yerleşim bölgesiyle ilgili de yeni bir pazar yeri projesi olabileceğini dile getiren Hasır, “Yeni yerleşim yerinde imarda Pazar yeri olarak görülen bir alan da var. Orayla ilgili de başkanla görüşüyoruz. İlerleyen günlerde, orayla ilgili de bir müjde bekliyoruz başkandan. Güzel bir Pazar yeri olmasını istiyoruz. Olursa orayı pazar günü kuracağız, halkımız evde rahat rahat alışverişini yapsın diye” şeklinde konuştu.
CS2 oyuncuları, takım sinerjisini güçlendirmek için çeşitli stratejiler üzerinde çalışıyor. Oyunun dinamiklerini anlamak isteyen oyuncular, zaman zaman cs2 hile başlıklarını inceleyerek rakiplerin alışkanlıklarını anlamaya çalışıyor. Bu analizler, daha etkili oyun planları oluşturmayı sağlıyor.
Takım içi uyum arttıkça maçların akışı daha pozitif bir seviyeye çıkıyor. Her oyuncu, kendi rolünü etkili biçimde yerine getiriyor. “Uyum, başarının görünmez kahramanıdır” cümlesi, oyuncular arasında sıkça kullanılıyor.
Her maç, yeni bir koordinasyon antrenmanı niteliği taşıyor. Bu da CS2 topluluğunu daha güçlü, daha istekli ve daha üretken bir hâle getiriyor. Oyuncuların pozitif yaklaşımı, oyun kültürünü daha zengin bir noktaya taşıyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Edirne’ye yıldönümü etkinlikleri kapsamında “Gezici Çanakkale Müzesi” Edirne’ye geliyor. Gezici müze Atatürk Kültür Merkezi’nde 28 Aralık’a kadar gezilebilecek.
Edirne Belediyesi, her yıl büyük bir coşkuyla kutlanan Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Edirne’ye teşriflerinin 21 Aralık yıldönümü için hazırlıklarını tamamladı. Bu yılki kutlama programı, Edirne tarihinde bir ilke sahne olacak: Şehir, 15 Aralık Pazartesi gününden itibaren “Gezici Çanakkale Müzesi”ne ev sahipliği yapacak.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, tüm Edirnelileri ve öğrencileri, Çanakkale Zaferi’nin destansı ruhunu şehrin merkezine taşıyacak bu özel sergiye katılmaya davet etti. Başkan Gencan, yaptığı açıklamada, bu etkinliğin milli ve manevi değerleri yaşatma adına taşıdığı büyük öneme vurgu yaptı.
ÇANAKKALE DESTANI’NIN BİLİNMEYEN YÜZÜ EDİRNE’DE
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun temelini oluşturan en büyük mücadelelerden biri olan Çanakkale Savaşları’nda yaşananları yeni nesillere aktarmak amacıyla kurulan “Gezici Çanakkale Müzesi”, Türkiye’nin dört bir yanını dolaşarak tarihî eserleri ziyaretçilerle buluşturuyor.
Bu özel sergi, 1915 yılında cephede kullanılan orijinal silahlar, askerlerin kişisel eşyaları, mektupları ve dönemin zorlu koşullarını anlatan çeşitli materyalleri içeriyor. Müze, bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış ve kamuoyunca bilinmeyen birçok eseri sergileyerek, ziyaretçilere o dönemin kahramanlık ve fedakarlık ruhunu bizzat hissetme imkanı sunuyor.
Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Gezici Çanakkale Müzesi”nin açılışının, 21 Aralık yıldönümü etkinliklerinin sadece başlangıcı olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Edirne’ye gelişinin yıl dönümünü kutlamak bizim için onurdur. Bu yıl bu anlamlı günü çok daha geniş kapsamlı ve dolu dolu bir programla kutlayacağız. Edirne tarihinde ilk kez ev sahipliği yapacağımız ‘Gezici Çanakkale Müzesi’ ile hem Atamızın askeri dehasına giden yolu hem de bu toprakların nasıl vatan yapıldığını gençlerimize aktaracağız. Müze, 15 Aralık’ta kapılarını açacak. Bunun yanı sıra, yıldönümüne özel farklı sergilerimiz, tarih panellerimiz ve kültürel etkinliklerimizle Edirne’nin tarih ve kültür hayatına katkı sunmaya devam edeceğiz. Tüm Edirneli hemşehrilerimi, özellikle okullarımızı ve sevgili öğrencilerimizi, bu milli şuurumuzu tazeleyecek ve tarihimizle bağlarımızı güçlendirecek etkinliklerimize davet ediyorum.”
28 Aralık Pazar günü saat 18.00’e kadar hafta içi okullarda eğitim gören öğrenciler ile vatandaşlara açık olacak sergi, vatandaşlara hem Atatürk’ün Edirne’ye gelişinin yıldönümünü kutlama coşkusunu yaşatacak hem de Çanakkale Zaferi’nin dokunaklı hatıralarına tanıklık etme fırsatı verecek.