Altın tutulamıyor!

Olgay GÜLER

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Grönland’ı elde etme isteğiyle birlikte, hafta başından itibaren yükselişini sürdüren altın, dün rekor üstüne rekor tazeledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Venezuella’nın devrik lideri Maduro’ya uygulanan operasyonun ardından gözünü diktiği Grönland üzerinden uygulanan politikalar, altın piyasalarında deprem etkisi yaratmaya devam ediyor. Altın piyasasında fiyatlar bir günde yüzde 2,2, pazartesiden bu yana ise yüzde 6 yükseldi. Pazartesiden bu yana altının onsu yüzde 6’nın üzerinde artış gösterirken, gram altın dün 6950 TL’ye ulaşıp, 7 bin lira seviyesini zorladı.

‘ALTIN REKOR KIRMAYA DEVAM EDECEK’

Edirneli kuyumcu Zeki Kalkan, yükselişin tamamen dünya genelinde yaşanan gelişmelerle alakalı olduğunu söyleyerek, “Bu yükseliş kendi ülkemizden kaynaklı durumlar değil. Genelde yurt dışı kaynaklı olan işler. Çünkü ons yükselmeye başladı birdenbire. Savaşlar, gerginlikler veya savaş hazırlıkları, söylemler bunların hepsini çok etkiliyor. Yani her savaş söyleminden sonra insanlar güvenli liman olarak bildikleri altın veya altın hissesine yüklendikleri için ons sürekli yükselmeye başladı. Bundan mütevellit de altın rekor üstüne rekor kırıyor. Şöyle söyleyeyim; mayıs-haziran ayına kadar da kırmaya çok rahat devam edecek” dedi.

‘SENE SONUNA KADAR 10 BİN LİRAYI GEÇER’

Altının 8 bin lira seviyesini rahat göreceğini dile getiren Kalkan, “Şu an için zaten 6 bin 950 lira civarlarına geldi. Yani 7 binleri zorluyor. 8 bin liranın üstünde olacağını zaten düşünüyorduk. Çok da az kaldı buna. Sene sonuna kadar 10 bin liranın üstüne geçeceğini zaten düşünüyoruz ama kimseyi de yanıltmak istemeyiz. Tabii ki bunlar hepsi birer tahmin” diye konuştu.

‘SEKTÖRDE GENEL OLARAK DURGUNLUK VAR’

Sektörde genel olarak durgunluk yaşandığını da belirten Kalkan, “Sektörde genel olarak bir durgunluk var. Emtianın yükselmesiyle beraber insanlar daha çok ev ve araba yatırımına başladılar. Yani elinde altınını tutabilen, elinde altını olan değerlendirmeye çalışıyor. Ev, arsa, tarla gibi şeyler alıyorlar daha çok” şeklinde konuştu.

Afetlere karşı uluslararası dayanışma

Edirne İl Özel İdaresi’nin lider ortaklığında, Interreg NEXT Karadeniz Havzasında Sınır Ötesi İşbirliği Programı 2021–2027 kapsamında yürütülen, BSB00836 referans numaralı “RISCARE: Karadeniz Bölgesi Hazırlıklı Programı” Projesi’nin Açılış Konferansı Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Arda Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

23 Ocak Cuma günü sona erecek konferansın açılışı dün saat 10.00’da yapıldı ve 16.00’ya kadar devam etti. Açılış programı, Edirne İl Özel İdaresi’nin sunumu ile başladı, ardından proje ortaklarının sunumlarıyla sürdürüldü. Açılış oturumlarında RISCARE Projesi’nin genel ve özel amaçları, kapsamı ve beklenen çıktıları ele alınmış; ortak kurumlar tarafından yürütülen çalışmalar, uygulama örnekleri ve gerçekleştirilen tatbikatlar katılımcılarla paylaşıldı.

Açılış konferansına 62 kişi katılım sağlarken, Moldova ve Ukrayna afet müdürlükleri ise toplantıya çevrim içi olarak iştirak etti.

Üç gün sürecek konferans kapsamında; afetlere hazırlık, risk azaltma ve sınır ötesi iş birliğinin güçlendirilmesi konularında proje hedefleri paylaşılırken, kurumlar arası koordinasyonun artırılmasına yönelik değerlendirmeler yapılıyor.

Konferansın ikinci gününde, Edirne Belediyesi, Trakya Üniversitesi Doğal Afet Yönetimi Araştırma ve Uygulama Merkezi, Edirne Arama ve Kurtarma Derneği ile Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği tarafından gerçekleştirilecek sunumlarla, yerel ve akademik katkıların ele alınması planlanıyor.

Üçüncü gün ise yöneticiler, koordinatörler ve uygulayıcıların katılımıyla oluşturulacak odaklanmış çalışma grupları aracılığıyla, uygulamaya yönelik iş birlikleri ve koordinasyon mekanizmalarının değerlendirileceği belirtildi.

Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’dan proje ortaklarının katılımıyla gerçekleştirilen konferans, afetlere karşı bölgesel dayanıklılığın artırılması ve Karadeniz Havzası’nda sürdürülebilir iş birliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir platform sunuyor.

Edirne Valiliği’nden yapılan konuşa ilişkin açıklamada, “Projenin ana yararlanıcısı Edirne İl Özel İdaresi olup; diğer ortaklar Edirne İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), Bölgesel Yangın Güvenliği ve Sivil Koruma Müdürlüğü – Dobriç / Bulgaristan ile Vrancea İli “AnghelSaligny” Acil Durumlar Müfettişliği / Romanya’dır. RISCARE Projesi, Avrupa Birliği tarafından eş finansmanla desteklenmektedir” ifadelerine yer verildi.

Eğitimde sorunlar Eğitim-İş’in masasında

Eğitim-İş’in 7. Dönem 4. Başkanlar Kurulu’nun Ankara’da yapılan toplantısına Eğitim-İş Edirne Şubesi’ni temsilen katılan Şube Başkanı Nedim Zobar, şube çalışma raporunu kurula sundu.

Başkanlar Kurulu sonunda yayınlanan sonuç bildirgesi ile eğitim öğretimdeki yaşanan sorunlar, görüşler, çözüm önerileri ve değerlendirmeler ortaya kondu. Eğitim İş 7. Dönem 4. Başkanlar Kurulu Sonuç Bildirgesi’nde özetle şunlara yer verildi:

“17 Ekim 2025 tarihinde 20 yaşını dolduran Eğitim İş çeyrek asra yaklaşan tarihinde,öncelikle eğitim çalışanlarının örgütü olmayı başardı. Ardından kurucusu olduğu Birleşik Kamu İş Konfederasyonuyla bütün kamu çalışanlarının birleşik örgütü oldu. Konfederasyonumuz 2025 yılı içinde gerçekleşen toplu iş sözleşmelerine taraf olarak katılarak 4 milyon memur ve 2,5 milyon memur emeklisinin haklarını savundu, toplu sözleşme masasında kendisine düşen görevi yerine getirdi.

Eğitim İş olarak biz de iş kolumuzda yaşanan sorunlara yönelik tavrımızı belirlerken sorunların kaynağının siyasal iktidarın aldığı kararların değil, kötü giden siyasal ve ekonomik düzen olduğu bilincinden hareket ederek eylemlerimizi gerçekleştirdik, açıklamalarımızı yaptık, çözümlerimizi önerdik. Bu eylemlerimizi, açıklamalarımızı yaparken, çözüm önerilerimizi geliştirirken Türkiye’nin her okulunda görev yapan üyelerimizin düşüncelerini kamuoyuna taşımaya çalıştık.

MESEM gerçeğini ülke gündemine taşıdık. Zorunlu eğitim içinde olması gereken çocuklarımızın neden okullarında olmadığının hesabını sorduk ve bunun nedenlerini kamuoyumuzla paylaştık. Benzer biçimde ÇEDES uygulamasının yanlışlığını dile getirdik. İktidar tarafından okulun kapılarının cumhuriyet karşıtı yapılara açılmasının toplumsal barışa hizmet etmediğini gösterdik. Okullarımızda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri var iken, diğer din görevlilerin yerinin okul olmadığını belirttik.

2025 yılı içinde Eğitim İş olarak ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla ortaya konan öğretim programlarının eğitim sistemimizin köklü değerlerine, laiklik ve bilimsel eğitim ilkelerine aykırı nitelikler taşıdığını sık sık dile getirdik. Bu modelin olumsuz   sonuçlarını daha şimdiden görmekteyiz. Hiçbir bilimsel dayanağı olmayan, öğretmen için angarya özelliği taşıyan, geleneksel karne kültürümüzü yok etmeyi hedefleyen gelişim raporu uygulamasında da bu gerçeği gördük.

Eğitim İş olarak geleceğimizin ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesiller yetiştirmeye bağlı olduğuna inanıyoruz. Bunun yolu da bilimsel, laik, demokratik, kamusal, parasız, çağdaş bir ulusal eğitimden geçmektedir. Eğitim İş, dogmatik ve ideolojik yaklaşımın ön planda olduğu Türkiye Yüz Yılı Maarif Model’ini bir eğitim modeli olarak da görmemektedir.

Eğitim İş, zorunlu eğitimi toplumsal yaşamın özgürlük ve eşitlik temelinde kurulması için eğitim hakkının gereği olarak kabul eder. O nedenle zorunlu eğitim dışına çıkarılmış veya bu sürecin dışında kalmış her çocuğu, iktidar tarafından özgür iradesi çalınmış çocuklar olarak görmektedir. Eğitim İş okul dışında bırakılan her çocuğun eğitim hakkını savunmaya, zorunlu eğitim kademelerinin, ilköğretim ve orta öğretimin kendi amaçlarını eksiksiz gerçekleştirmesini savunmaya devam edecek. Eğitim İş, ucuz işgücü, erken evlilik, dini tarikatların kendilerini yeniden üretmek amacıyla çocuklarımıza ulaşma taleplerini gerçekleştirmemesi için, devlet yükümlülüğü olan zorunlu eğitimin süresinin kısaltılmasına karşıdır.

Eğitim İş, sağlıklı nesiller için okullarda bir öğün ücretsiz yemek verilmesini ülkemizin geleceği için stratejik bir konu olarak görmektedir. Günümüzde okulda beslenmenin öğrenciler üzerindeki olumlu etkileri kanıtlanmıştır. Millî Eğitim Bakanlığının okullarda bir öğün ücretsiz yemek verilmesine karşı direnmesi, tarafımızca iktidarın ekonomik tercihlerinin halkın çıkarlarından uzaklaşmasına dayalı politikalarının bir gereği olarak anlaşılmaktadır.

Bütçeler ülkelerin mevcut ekonomik durumunu ve nereye doğru gideceğini gösteren en önemli belgelerdir. Önceki bütçelerde olduğu gibi 2026 Bütçesinde de eğitim yatırımlarına ayrılan paylarda azalma devam etmiştir. 2002 yılında yatırımlara ayrılan pay %17,18 iken, 2026 yılı itibariyle bu oran %8,25’e gerilemiştir.

Okullarımızın toplu yaşam alanı olduğu, bu nedenle hijyen koşullarının ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasının ihmal edilemeyecek bir görev olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.

Eğitim İş olarak Öğretmenlik Mesleği Kanunun daha  kanunlaşma aşamasında öğretmen yetiştirme ve istihdamında bizleri önemli sorunlarla karşı karşıya bırakacağını göstermeye çalıştık. Önce proje okullarında şimdi ise tüm okullarda norm kadro fazlası denilerek,öğretmenin yaşam koşulları, aile bütünlüğü yok sayılarak atamaların yapılması bizim için kabul edilemez bir durumdur. Bu uygulamaya karşı tepkimizi göstermeye devam edeceğiz. Hatırlatmak isteriz ki sendikal mücadele geleceği doğru ve gerçekçi biçimde öngörmek ve önleyici tedbirleri harekete geçirmektir.

Öğretmenlik Mesleği Kanunun kanunlaşması sürecinde bunu başarıyla yaptık. Örneğin Eğitim Fakültelerimizin asli görevi olan öğretmen yetiştirme işlevinin değersizleştirileceğini, TBMM önünde, TBMM’de düşüncelerimizi ifade etme fırsatı bulduğumuz her platformda dile getirdik.

Eğitim İş olarak ataması yapılmayan, sözde mülakatlarla elenen meslektaşlarımızın haklarını savunmaya, onlarla Eğitimde Birlik platformu içinde birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.

Öğretmenlik Mesleği Kanunun kanunlaşma sürecinin bize gösterdiği gerçeklerden biri de YÖK ve Üniversitelerin, yetiştirdikleri öğrencilerine karşı kendilerini sorumlu hissetmemesidir. Eğitim Fakültelerinin var oluş nedeni ortadan kaldırılırken Millî Eğitim Bakanlığına, “Eğitim Fakültelerinde eksik bulduğun nedir” diye soran ne bir YÖK Başkanı ne bir Rektör ne de Fakülte dekanı görebildik. Elbette Eğitim İş olarak şaşırmadık. Sadece ülkemiz adına, halkımız adına utandık!

Eğitim İş Başkanlar Kurulu olarak özel okullarda çalışan meslektaşlarımızın çalışma koşullarının yeniden ele alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Her derece ve tipteki özel öğretim kurumlarında yöneticilik ve öğretmenlik için resmi öğretim kurumlarının koşulları aranıyorken ücrette de resmi öğretim kurumlarına denklik asgari koşulu aranmaması kabul edilemez bir uygulamadır.  Özel öğretim kurumları öğretmenlerinin özlük haklarına yönelik mücadelelerini desteklemeye, zorunlu eğitimin devlet yükümlülüğü olmasından dolayı özel okulların değil devlet okullarının esas olduğu ilkesini savunmaya devam edeceğiz.

Eğitim İş olarak ülkemizin eğitim sorunlarını bilmenin ötesinde, bu sorunları yaşayan bir örgüt olarak sorumluluğumuzun gereğini yapmaya devam edeceğiz. Yukarıda sıraladığımız sorunlarla ilgili olarak da diğer sorunlarda olduğu gibi ifade ve protesto etme hakkımızı sonuna kadar kullanmaya devam edeceğiz. Demokratik ülkelerde demokrasinin daha işlevsel hale gelmesi için basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınması zorunluluktur. Başkanlar kurulu olarak X hesabımızın mahkeme kararıyla kapatılmasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını iyi biliyoruz.

Biz Deniz Gezmiş’le gurur duymaya devam edeceğiz. Bizim kamusal düzeni bozmak, tehdit etmek gibi bir anlayışımız hiçbir zaman olmadı, olmayacak. Biz kamusal düzeni, kamunun çıkarlarından uzaklaştıranlara, toplumu kutuplaştıranlara, eğitimi çağdışılığa çıkaranlara karşı, kamu çıkarı doğrultusunda ortak iyiyi esas alan bir sendika olmaya devam edeceğiz.

Biz Eğitim İş olarak Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, eğitimin sorunlarını ifşa eden ve bu sorunlara cumhuriyetin ilke ve değerleri doğrultusunda çözüm üreten, tüm eğitim çalışanlarının çıkarlarını savunan bir sendika olmaya devam edeceğiz. Biz bağımsızlık, çağdaşlık tutkusunu Atatürk’ten öğrenmeye devam ediyoruz. Biz Atatürk’ü ve onun açtığı yolda yürüyenleri daima saygıyla, minnetle anmaya devam ediyoruz. Biz Eğitim İş’iz ve bunun için varız. Yaşasın Eğitim İş”

Aramızdan ayrılanlar

SAİME KAAN VEFAT ETTİ

Muhsin Kaan, Gülden Sanaç, Mustafa Kaan, Gülsen Özkan’ın anneleri Saime Kaan 83 yaşında vefat etti. Merhumun cenazesi Kıyık Kıyak Baba Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

İBRAHİM İŞGÖREN VEFAT ETTİ

Merhume Sadiye İşgören ve merhum Recep İşgören’in oğulları Berk İşgören ve Mert İşgören’in babaları, Serpil Öznarçiçeği’nin ağabeyi İbrahim İşgören 79 yaşında vefat etti. Merhume; dün TOKİ Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Buçuktepe Mezarlığında toprağa verildi.

FATMA GÜLTEKİN VEFAT ETTİ

Tatarlar Köyü sakinlerinden merhum Selahettin Gültekin’in eşi, Sucaattin, Hüsamettin, merhum Cemalettin, Burhanettin ve Birgül’ün anneleri Fatma Gültekin 87 yaşında vefat etti. Merhume; dün Tatarlar Köy Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi.

YILDIRAY ÇAĞLAR VEFAT ETTİ

Merhume Nusret Çağlar ve Ali Çağlar’ın oğulları, Beste Çağlar ve Büşra Çağlar’ın babaları, Eray, Çiğdem ve Bahar’ın ağabeyleri Yıldıray Çağlar 56 yaşında vefat etti. Merhum dün Kıyık Kıyak Baba Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

ÖĞRETMEN VİLDAN YILMAZ VEFAT ETTİ

Emekli Öğretmen, Şükrüpaşa Mahallesi sakinlerinden Vildan Yılmaz 88 yaşında vefat etti. Merhum Muhittin Yılmaz’ın eşi, Menşure Mutlu’nun annesi, Özer Mutlu’nun kayınvalidesi Saynur, Ömer, Salih, Gülcan, Turan, Göktuğ, Kuzey’in anneanneleri olan merhume, dün Yavuz Sultan Selim Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

Yeşilay – Edirne ASKF dayanışması

Türkiye Yeşilay  Şube Edirne Şubesi ve Edirne Amatör Spor Kulübü Federasyonu, madde ve davranışsal bağımlılıkla ilgili alınabilecek önlemler ve ortak hareket geliştirme adına görüşmelerde bulundu.

Türkiye Yeşilay  Şube Edirne Cemiyeti Başkanı Müzekkâ Bayrak, Yönetim Kurulu Üyesi Cemal Seçkin, Spor Kulübü Başkanı Zekeriya Bayrak ve Edine Gençlik ve Spor Müdürlüğü İl Müdür Yardımcısı ve Yeşilay Üyesi Murat Ulaşdır ile Edirne Amatör Spor Kulübü Federasyonu’nu ziyaret etti

Türkiye Yeşilay  Şube Edirne Cemiyeti Başkanlığına seçilen Müzekkâ Bayrak  Edirne Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Muzaffer Yıldırım tarafından tebrik edildi.

ASKF Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada, ziyaret esnasında bağımlılıkla mücadelede sporun önemi vurgulanırken 2026 Bağımsızlık Yılı kapsamında yapılabilecek çalışmalar konusunda istişarelerde bulunulduğuna yer verilerek şöyle denildi: .

“Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan madde ve davranışsal bağımlılıkla ilgili alınabilecek önlemler konusunda ve ortak hareket geliştirme adına müzakereler yapıldı.

Toplantıda Edirne Morris Spor Kulüpleri Federasyonu Genel Sekreter Bülent Bacıoğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Yıldırım yüzün üstünde spor kulübü çatı kuruluşu olan Damato Spor Kulüpleri Federasyonu bağımlılıkla mücadele konusunda her türlü farkındalık etkinliği ve somut spora yönlendirme adına yapılabilecek tüm planlamalarda beraber hareket edebileceklerini belirtti.

 Ayrıca 2026 yılının iş tarafından bağımsızlık ile ilan edilmesi sebebiyle özellikle gençlerin futbol ve futbol dışındaki sporlara yönlendirmesi konusunda bağımsızlık adına önemli bir adım atılacağı konusunda hem fikir oldular. Kendilerine nazik ziyaretlerinden dolayı  teşekkür ederiz.”

Edirne’de 4 gün basketbol rüzgarı

Edirne Basketbol Kadın Veteran Takımı

İsmail DEMİRAY

Kadın ve Erkeklerde 3. Uluslararası Edirne Mastercup Basketbol Turnuvası 22-25 Ocak tarihleri arasında Edirne’de gerçekleştirilecek.

Kadınlar da 12, erkekler de 24 takımın mücadele edeceği turnuvada Edirne’yi kadınlarda bir, erkeklerde iki takım temsil edecek.

Edirne Basketbol Erkek Veteran Takımı

Basketbol Federasyonu Edirne İl Temsilciliği’nin hakem desteği vereceği bu özel turnuvada maçlar Mimar Sinan ve Yeni Salon’da yapılacak. Turnuva sabah saat 10.00’da ilk maçlar ile başlayacak, akşam 19.00’a kadar devam edecek.

Kadınlarda 35, 40, 45 yaş gruplarında, erkeklerde ise 45,50,55 yaş gruplarında takımlar bulunacak. Edirne’yi kadınlarda 45, erkeklerde ise 50 yaş grubu temsil edecek.

Organizasyon Komitesi Başkanı Cüneyt Levent, bugün başlayacak Edirne Mastercup Basketbol Turnuvası’na ilişkin olarak şunları söyledi:

“Bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz Edirne Mastercup Basketbol Turnuvası 22-25 Ocak tarihleri arasında Edirne’de yapılacak. 24 erkek takımı, 12 kadın takımı mevcut. Uluslararası bir turnuva düzenliyoruz. Bulgaristan’dan 2 takım geliyordu, bu sene 1 takıma düştü. Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen arkadaşlar var. Bu şekildeki veteran turnuvası 5-6 ayrı yerde daha yapılıyor. Biz Edirne’ye bir renk katsın, Edirne’nin bir basketbol şehri olduğunu zaten yaşayanlar; buradaki arkadaşlar da biliyor. Zamanında çok güzel günler geçirmiştik. İnşallah o günler yine gelecek. İş insanları kendi illerinden vakit bulup Edirne’ye gelip güzel bir organizasyon düzenliyoruz. Onlarla birlikte tanışma, Edirne’yi tanısınlar. Basket oynayalım. 22’sinde saat 10.00’da başlayacak Mimar Sinan’da ve Yeni Salon’da. Akşam saat 19’a kadar devam edecek. Pazar günü finaller var. Finaller 10.00 ile 14.00 arasında yapılacak. Tüm Edirnelileri bu güzel organizasyonda maç seyretmeye ve eğlenmeleri için hem Mimar Sinan Spor Salonu’na, hem Yeni Spor Salonu’na bekliyoruz.” 

KADINLAR;

40+ Grubu;

Karşıyaka, Yıldırım, Team Bam Bam, Best Ladıes.

45+ Grubu;

Hoppala, No Name, Edirne, 39 Lüleburgaz.

35+ Grubu;

Runfun, Best Ladıes, Vamos, Hangover.

Erkekler;

45+ A Grubu;

Plovdiv, Galatasaray, Ayboy, Miscar.

45+B Grubu;

Varva, FSM, BBVVın, Invest, Bovet’s.

55+B Grubu;

Marbas, Megrel, Edirne, Ataköy.

55+A Grubu;

Bulls, BBV, Mavi Ege, Westermark.

50+A Grubu;

Angora, Edirne, PBG, Monday.

50+B Grubu;

Tan Yıldızı, Bostancı Fırecats, Takozlar, Bulls.

[

U15 Ligi’nde 2 maçta 12 gol

Edirne’de 2025-2026 sezonu geçtiğimiz hafta sonu A Grubu’ndaki 2 karşılaşma ile başlayan U15 Ligi’ne Salı günü de 2 karşılaşma ile devam edildi.

2025-2026 Sezonu 9 takımın mücadele edeceği maçlar 5 takımlı A Grubu’nda geçtiğimiz Cumartesi günü başladı. A Grubu’nda Salı günü de iki maç daha yapıldı. İki maçta fileler tam 12 kez havalanırken ikinci hafta sonunda liderliğe Keşan Genç Ordu yükseldi.

başlayan U15 Ligi’ne önümüzdeki Salı günü 2 karşılaşma ile devam edilecek.

İkinci Hafta Sonuçları

Keşan Gençlerbirliği 2-3 Keşan Genç Ordu 

Uz. Veteranlar 6–1 İpsala

Uzunköprü (bay)

U15 Ligi’nde 4 takımlı B Grubu’nda ise start 31 Ocak 2026 Cumartesi günü verilecek.

B Grubu:

31 Ocak Cumartesi

Havsa -Aslantepe

Subaşı –  Sancaktar

ÇERNOBİL’İ BİZ YAŞADIK ÇOCUKLARIMIZ, TORUNLARIMIZ YAŞAMASIN

Büyük çoğunluğumuz 26 Nisan 1986 Çernobil Nükleer kazasını anımsarız. Bilim insanları zararın onlarca yıl etkili olacağını söylüyorlardı. Ülkemizde öncelik Karadeniz ve Marmara bölgelerinde etkili olan radyasyonu yok sayan zamanın bakanı ANAP’lı Cahit Aral basın önünde çay içerek zararlı olmadığını kanıtlama çalışıyordu. Oysa olması gereken o yılın ürünlerini devlet olarak alıp parasını üreticiye vermekti.

Evet, radyasyon hemen öldürmüyor atom bombası gibi ama zamana yayılarak ölümlere vesile oluyor. Öyle de oldu. O günden bugüne Çernobil kazasının etkisiyle kaç kişinin öldüğü bilinemedi. Kanser ölümlerinin artma nedenleri bilinemiyor. Kim bilir belki devlet kayıtlarında vardır.

Anında veya kısa zamanda öldürmeyen radyasyonun zararlarını arama motorundan herkes bulabilir.Çok yeri araştırmaya da gerek yok. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD web sitelerini inceleyin yeter. Bu kadar kanıtlanmış bilgi ve deneyim varken nükleeri savunanları anlamıyorum. Sanırım uluslararası lobilerin etkisindeler. Bilim gelişti nükleer zararları önlenebiliyor diyenlere sormak gerek; son üç kaza nerelerde oldu? Nükleer konusunda gelişmiş ülkelerde.Yani 1979’da ABD Three Mile Island, 1986’da SSCB (Ukrayna) Çernobil ve 2011’de Japonya Fukushima.

Nerden çıktı bu nükleer yazısı diyenlere bilgi olsun ki Kırklareli İğneada ve Kıyıköy alanına nükleer güç santrali kurulması gündemde. Trakya’nın en güzel yerlerinden olan bu bölge İstanbul’un da dibinde.  İlgili resmî kurumlara sorduğumuzda yok öyle bir planlama deniyor. Ama bakanlar uluslararası dengelere göre tesis kurmak için değişik ülkeleri söyleyip duruyorlar. Yani önce pazarlıklar yapılıyor sonra mı planlanacak. Yoksa şark kurnazlığı ile müşteri mi kızıştırıyorlar?

Bu arada geçen aylarda aynı bölgeye RES yapma başvurusu yapan bir firmaya verilen yanıtta bu bölgenin Nükleer Güç Santralı olarak ayrıldığı ilk resmi bilgi olarak maalesef “ele geçirildi!”

Lüleburgaz Hamitabat doğal gaz santralinin bile bölgede bir-bir buçuk derece havayı ısıttığı ve kuraklığa neden olduğu söylenir iken nükleerin yayacağı ısıyı düşünelim. Eh zaten iklim krizi de dünyada varsa Trakya’ya değil kar yağmur damlası bile düşmez. Sonuçta yoğunlaşarak göğe çıkan su elbet düşer yeryüzüne ama normal yağış olarak değil, tufan olur ki bu sel demektir.

Bu arada nükleere karşı olamayız. Nükleer özelikle tıpta vazgeçilmezdir. Konumuz; enerji üretim tesisleridir. Birilerinin ısrarı ise kuşkulandırıyor insanı, sanki sadece enerji üretimi için değil. Çünkü bir nükleer santralin enerji üretimi bir rüzgâr gülünün (RES) dört katıymış. Çok pahalı olacak NES yerine çok daha ucuz RES yapmak elektrik üretimi için akılcı.

Biz bölge yaşayanları olarak gelecekteki tehlikeyi görerek bir şeyler yapmalıyız. Çünkü;

Nükleer ölüm demektir. Bölgede bir milyondan fazla ağaç kesilecektir.Milyonlarca litre suyu sürekli denizden çekerek sıcak olarak denize bırakacağından deniz canlıları zarar görecek ve adeta balık yetiştirme alanı olan bu alanda balık yetişmeyecektir. Tesise giden yolların yapılma aşamasında orman ve tarım alanları yok edilecektir. İstanbul mega kent yaşayanlarının hafta sonu nefes aldığı yer yok olacaktır. Elbette turizm bitecektir. Dünyada birkaç tane kalan Longoz (Su basar ormanı) Ormanları kuruyacaktır. Nükleer Güç Santrali’nde insan istihdam edilmeyecek aksine örnek sözleşmelerde de gördüğümüz gibi alana hiçbir T.C. vatandaşı giremeyecektir. Bugün dünya üzerindeki tüm nükleer santralleri kapatsak dahi bugüne kadar oluşan kirlilik yüz bin yıl sonra yok olacak nükleer atıkların idare edilmesi gerekmektedir.

Trakya’mız da zaten zordadır. Yanlış yerlere olduğu için itirazların yapıldığı termik, rüzgâr, jeotermal veya güneş enerji santralleri mantar gibi çoğalıyor. Bunların yanında taş, kömür, maden ocakları, plansız konut ve sanayi tesisleri bölgeye zarar veriyor.

Tüm bunlar yetmez gibi bir de Nükleer Enerji Santrali bölgenin ölüm ilanıdır. Öte yandan Trakya İstanbul, İstanbul Trakya demektir. İstanbul tüm Marmara çevresidir. İstanbul dünya kentidir. Dünyanın hiçbir yerine kurulmaması gereken nükleer santralini İstanbul’un dibine, Kırklareli cennetine kurmak akla zarardır.

Trakya için olması gereken; bölgenin enerji veya sanayi alanlarına değil tarımsal üretime açılması gerekir. Trakya’nın iktidara muhalif olan yerel idareleri bu konuyu bizden önce anlayıp somut bilgilerle bizleri aydınlatmalı ve kurumsal kararlar alarak iktidarın veya dünya emperyalist işgalcilerin planlarına dur demeleridir.

Bugün biz yurttaşlar yerel yönetimlerimiz (Belediye Başkanları, Belediye ve İl Genel Meclislerimiz ile birlikte biz sessiz durursak iş işten geçmiş olur.

Türkiye’nin Sanayi Gücü: İra Mühendislik, İrlanda Pazarında Nasıl Söz Sahibi Oldu?

İzmir Torbalı merkezli İra Mühendislik, Pressure Vessel (basınçlı kap), Heat Exchanger (ısı eşanjörü), Piping Spool Systems (boru spool sistemleri) ve Balancing Tanks (dengeleme tankları) üretiminde uluslararası standartları yakalayarak İrlanda pazarına açıldı. Yaklaşık 40 yıllık sektör deneyimiyle Türkiye’den Avrupa’ya uzanan ihracat ağı kuran firma, endüstriyel mühendislik alanında Türk sanayisinin kapasitesini gözler önüne seriyor.

Torbalı’dan Dublin’e Uzanan Mühendislik Köprüsü

Türkiye’nin sanayi kentlerinden İzmir’in Torbalı ilçesinde faaliyet gösteren İra Mühendislik, petrol, gaz, petrokimya ve enerji sektörlerine yönelik proses ekipmanları üretiyor. Firma, tasarımdan üretime, montajdan devreye almaya kadar tüm süreçleri bünyesinde gerçekleştiriyor. Bu entegre yapı, projelerin zamanında ve standartlara uygun teslim edilmesini sağlıyor.

İrlanda’nın başkenti Dublin’de açtığı ofisle Avrupa pazarına doğrudan erişim kazanan firma, bölgedeki enerji ve endüstriyel tesislere hizmet sunmaya başladı. İrlanda’nın sıkı mühendislik standartları ve rekabetçi piyasa koşulları göz önüne alındığında, Türk firmasının bu pazarda yer edinmesi dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Ürün Gamı ve Uluslararası Sertifikasyonlar

İra Mühendislik’in ürün portföyü endüstriyel tesislerin temel ihtiyaçlarını karşılayacak genişlikte. Firma, Pressure Vessel (basınçlı kap) üretiminde ASME Section VIII, EN13445 ve AD 2000 standartlarına uygun çalışıyor. Bu sertifikasyonlar, ürünlerin hem Amerikan hem de Avrupa pazarlarında kabul görmesini sağlıyor.

Piping Spool Systems (boru spool sistemleri) üretiminde ise ASME B31.1, ASME B31.3 ve EN 13480 standartları uygulanıyor. Bu sistemler, endüstriyel tesislerde akışkan taşıma hatlarının kritik bileşenlerini oluşturuyor. Prefabrik olarak üretilen spool’lar, saha montaj süresini kısaltıyor ve kurulum maliyetlerini düşürüyor.

Heat Exchanger (ısı eşanjörü) üretiminde TEMA standartlarını benimseyen firma, farklı endüstriyel uygulamalar için özelleştirilmiş çözümler sunuyor. Isı transferi gerektiren proseslerde verimliliği artıran bu ekipmanlar, enerji santrallerinden kimya tesislerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip.

Balancing Tanks (dengeleme tankları) ise proses hatlarında basınç ve akış dengesini sağlayan önemli ekipmanlar arasında yer alıyor. Surge separation sistemleri kapsamında üretilen bu tanklar, ani basınç değişimlerinin ekipmanlara zarar vermesini önlüyor.

Hizmet Verilen Sektörler

Firma, petrol ve gaz endüstrisinden enerji santrallerine, madencilikten demir-çelik sektörüne kadar farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. Kimya, çimento ve kağıt endüstrileri de İra Mühendislik’in hizmet sunduğu sektörler arasında bulunuyor.

Bu çeşitlilik, firmanın farklı proses gereksinimlerine uyum sağlama kapasitesini ortaya koyuyor. Her sektörün kendine özgü teknik gereksinimleri ve güvenlik standartları bulunuyor. Firma, bu farklılıkları göz önünde bulundurarak projeye özel mühendislik çözümleri geliştiriyor.

Mühendislik ve Tasarım Kapasitesi

İra Mühendislik’in ayırt edici özelliklerinden biri, tüm mühendislik süreçlerinin şirket bünyesinde yürütülmesi. Konsept tasarımdan detaylı analizlere, teknik dokümantasyondan üretim çizimlerine kadar tüm aşamalar iç kaynaklarla gerçekleştiriliyor.

Bu yaklaşım, proje yönetiminde esneklik sağlıyor. Müşteri talepleri doğrultusunda hızlı revizyonlar yapılabiliyor ve üretim süreciyle tasarım arasındaki koordinasyon sorunsuz işliyor. Kalite kontrol ekipleri, her aşamada ürünlerin belirlenen spesifikasyonlara uygunluğunu denetliyor.

Firma ayrıca çevre dostu ürünler geliştirmeye odaklanıyor. Islak scrubber’lar, susturucular ve emisyon kontrol sistemleri, endüstriyel tesislerin çevresel düzenlemelere uyum sağlamasına yardımcı oluyor. Bu ürünler, firmanın sürdürülebilirlik anlayışını yansıtıyor.

Türk Mühendislik Sektörünün İhracat Potansiyeli

İra Mühendislik’in İrlanda pazarındaki varlığı, Türk mühendislik sektörünün uluslararası rekabet gücünü gösteren örneklerden biri. Torbalı’daki üretim tesislerinden Avrupa’ya uzanan bu ihracat hikayesi, yerli firmaların küresel standartlarda üretim yapabildiğinin kanıtı niteliğinde.

Endüstriyel ekipman üretimi, yüksek teknik bilgi ve kalite standartları gerektiren bir alan. Bu alanda uluslararası pazarlarda kabul görmek, uzun vadeli yatırım ve sürekli gelişim gerektiriyor. İra Mühendislik’in yaklaşık 40 yıllık deneyimi, bu sürecin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Endüstriyel proses ekipmanları alanında Piping Spool Systems üretimi yapan ve Pressure Vessel imalatı konusunda uluslararası sertifikalara sahip firmalar, Türkiye’nin ihracat kapasitesini güçlendiriyor. Heat Exchanger tasarımı ve imalatı ile Balancing Tanks sistemleri gibi kritik ekipmanların yurt içinde üretilmesi, dışa bağımlılığı azaltırken ihracat gelirlerini artırıyor.

İra Mühendislik’in İrlanda pazarındaki konumu, Türk mühendislik firmalarının Avrupa’da nasıl rekabet edebileceğine dair somut bir örnek sunuyor. Torbalı’dan Dublin’e uzanan bu köprü, sektördeki diğer firmalar için de referans oluşturabilecek nitelikte. Firmanın ürün ve hizmetleri hakkında detaylı bilgiye iratr.com adresinden ulaşılabiliyor.