KAVRAM

Medeni eğitimi halka yaymak öyle kolay değil; uzun yıllar çok çok kişinin emeği gerekiyor!..
Bazı kavramları hakkıyla algılayıp uygulamayı, sade insanların çoğu başaramaz ve yanlış anlarlar, yanlış uygularlar!..
Birçok kavramı, bilim sahiplerinin araştırıp, pratik örneklerle, sanatkârca açıklanması (En etkili olarak, aile ve yakın çevrede, ve de, dünyada söz, davranış, okul, tiyatro, film, yazı, çizi) ile halkın eğitilmesiyle olur!..
Meselâ: Dünyada “ŞÜKÜR” kavramının çoğunlukla yanlış anlaşılıp, uygulandığını görüyoruz. “ŞÜKÜR:” Asla tembelin, kalpazanın, beyin iptallinin, cahilin, korkağın, kullandığı gibi, ACİZLERİN SIĞINDIĞI bir BAHANE değildir!..
Bir örnek verelim: ŞÜKÜR: (Bir yorumla)-Toprağı, bellersin, gübrelersin, gülü ekersin, sular, budarsın!..
Sonra, açan gülü seyrederken, koklarken, “YARATAN’DAN ÖTÜRÜ” ŞÜKREDERSİN.
Yani, AKIL, EMEK İŞLETMEK BİZDEN, NASİP ALLAH’TAN!..
Bütünsel düşünürsek, o gülü seyretmek, koklamak için, Allah, ne mucizeleri, tam zamanında, tam kararında bir araya getirdi, biz de akıl ettik, emek verdik ve o güzelliği yaşadık, ŞÜKÜR, RABBİMİZE.
Hepsi verilince olur!..
Hepsi O’ndan bize!..
Bizde sadece tercih ve emek düşüyor!..
Tabi, tercih de, emek de O’nun nasibi!..
Yani, hepsi ondan, Şükür!..
Bir başka örnek: Bazen, düşersin, zorlanırsın, yara alırsın, bir kuru ekmeğe mecbur kalırsın, ama, “Halâ hayat devam ediyor, ölmedim, ŞÜKÜR,” der, mücadeleye devam etmek için, DÜŞTÜĞÜN YERE DE, “O KURU EKMEĞE DE ŞÜKREDERSİN!..”
Hayatın zorluklarının da Allah’tan olduğunu , yargılanma, sınanma olduğunu bilir, pes etmez, yoldan çıkmazsın!..
ŞÜKÜR, ASLA, ACİZLERİN SIĞINACAKLARI BİR BAHANE DEĞİLDİR!..
“ŞÜKÜR,” Yaratan’ın bizi pişirmesi, güçlendirmesi, daha çetin zorlukların da üstesinden gelmemizin eğitimi olduğu bilincidir.
ZORLUKLAR KARŞISINDA, PES ETMEMENİN PANZEHİRİ OLDUĞU KADAR, GÜZELİKLERİ ÜRETMENİN DE İLAHİ BİLİNCİDİR!..
ŞÜKRÜN ÖZÜNDE, ALLAH’A TAM TESLİMİYET, POZİTİF AKIL, İNANÇ, DİLEMEK, BİLİM VE EMEK VARDIR!.

HAMD SADECE ALLAH’ADIR, HEPSİ O’NDAN, ŞÜKÜR.

Kuran’ı Kerim. Sure 4/ayet 82:
Halâ Kur’an hakkında gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı, onda bir çok tutarsızlık bulurlardı.

Ciğerci Niyazi ve Kurabiyeci Dede korkuttu

Olgay GÜLER

Edirne’nin tanınmış ciğerci esnaflarından ‘Ciğerci Niyazi’ olarak bilinen Niyazi Yavuz, geçirdiği kalp krizi nedeniyle yapılan anjiyo sonrası, bir damarına stent takıldı.

Edirne’nin tanınmış iş insanlarından, kamuoyunda ‘Ciğerci Niyazi’ olarak bilinen Niyazi Yavuz, Cumartesi günü göğüs ağrısı şikâyetiyle Sultan I. Murat Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne başvurdu.  Yavuz’un yapılan kontrol ve tetkiklerinde kalp damarlarından birinin tıkalı olduğu tespit edilirken, anjiyoya alındı. Anjiyoda stent takılan Yavuz’un sağlık durumunun iyi olduğu ve tedavisinin sürdüğü bildirildi.

KURABİYECİ DEDE’DEN DE SEVİNDİREN HABER

Öte yandan kentte ‘Kurabiyeci Dede’ olarak tanınan Arif Meriç, geçtiğimiz günlerde bypass ameliyatı geçirdi. Lüleburgaz’da özel bir hastanede yapılan operasyonda dört damarının değiştiği öğrenilen Meriç’in  durumunun iyi olduğu ve sağlığına kavuştuğu öğrenildi.

Edirne Ulak Gazetesi 2 yaşında


Edirne’de Ustabaşı Medya Ltd.Şti. bünyesinde 12 Ocak 2024’te yayın hayatına başlayan Edirne Ulak Gazetesi, 2’nci yaşını kutladı.
Ustabaşı Medya bünyesinde, Edirne’de 12 Ocak 2024 tarihinde okuyucularıyla buluşmaya başlayan Edirne Ulak Gazetesi, 2. yılını kutluyor. Edirne Ulak Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Gazeteci Koray Ustabaşı, yerel gazetelerin bir şehrin hafızası olduğunu belirterek, bu görevi üstlenmekten mutluluk duyduklarını söyledi.


Gazetenin ikinci kuruluş yıldönümünü kutlamanın heyecanı ve gururunu yaşadıklarını dile getiren Ustabaşı, “Bugün, Edirne’mizin sesini duyuran, tarihi ve kültürel zenginliklerimizi kayıt altına alan, şehrimizin nabzını tutan önemli bir değerimiz olan Edirne Ulak Gazetesi’nin 2. Kuruluş Yıl Dönümünü kutlamanın heyecanı ve gururunu yaşıyoruz. Yerel gazeteler, bir şehrin hafızası, vicdanı ve gelişiminin itici gücüdür. Şehir karmaşasında kaybolan yerel sorunları, başarıları ve kültürel dokuyu koruma görevini üstlenirler. İşte tam da bu noktada bizler Edirne Ulak Gazetesi olarak kıymetli şehrimiz, göz bebeğimiz Edirne için bu hayati rolü üstlenmiş bulunmaktayız” dedi.
“YEREL BİR GAZETE KURMAK, SADECE BİR YAYIN ORGANI AÇMAK DEĞİLDİR”
Ustabaşı, “Edirne Ulak Gazetesi, Ustabaşı Medya LTD. ŞTİ. bünyesinde 20 yıllık bir mesleki tecrübenin sonunda ortaya çıkmıştır. Ekonomik olarak zorlu koşullarda, Edirne’nin kültürel ve siyasi hayatına tanıklık ederek, varlığını da 2 yıldır onurlu ve şerefli bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Yerel bir gazete kurmak, sadece bir yayın organı açmak değildir; o şehrin tarihine ve geleceğine yatırım yapmaktır. Edirne Ulak Gazetesi de bu bilinçle hareket etmiş, sadece bir haber kaynağı olmanın ötesine geçmiştir. Yerel dinamikleri iyi bilmek, sorunu yerinde tespit etmek ve çözüm önerilerini ilgili mercilere iletmek, Edirne Ulak Gazetesi’nin temel misyonu olmuştur. Edirne Ulak Gazetesi, Edirne’nin dört bir yanındaki sesi ve gözü olmayı sürdürerek, şehrimizin kültürel mirasına ve geleceğine hizmet etmeye devam edecektir” ifadelerini kullandı.
“YEREL BASINA DESTEK OLMAK, ASLINDA KENDİ ŞEHRİMİZİN GELECEĞİNE DESTEK OLMAKTIR”
Ustabaşı, “Edirne Ulak Gazetesi, yerel basınımızın fedakârlıklarla ayakta duran, değer üreten ve Edirne’ye sahip çıkan bir direğidir. Yerel basının varlığı, demokrasimizin yereldeki güvencesidir. Yerel basına destek olmak, aslında kendi şehrimizin geleceğine destek olmaktır. Edirne Ulak Gazetesi’nin kurulmasında, emeği geçenlere, bugüne kadar görev yapmış tüm çalışanlarına ve en önemlisi bizleri tüm sosyal platformlarında okuyarak, takip ederek destek veren tüm Edirneli hemşerilerimize şükranlarımı sunuyorum. Var olun” diye konuştu.

Sıla’nın annesinden ‘adalet’ çığlığı!

Olgay GÜLER

Tekirdağ’da Aralık 2024’te, iki motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen kazada yaşamını yitiren Edirne’nin Keşan ilçesinden üniversite öğrencisi Sıla Pehlivanoğlu için hazırlanan bilirkişi raporunda, kızının asli kusurlu bulunmasına tepki gösteren anne Emel Pehlivanoğlu, “Gerçek tüm açıklığıyla ortaya çıkana kadar susmayacağım. Adalet, Sıla’ya olan borcumuzdur ve biz bu borcu mutlaka ödeyeceğiz” dedi.

Kaza, 28 Aralık 2024 gecesi Süleymanpaşa ilçesi Cumhuriyet Mahallesi Büşra Sokak’ta meydan geldi. Evden yemek almak üzere çıkan Namık Kemal Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3’üncü sınıf öğrencisi Sıla Pehlivanoğlu’nun kullandığı 22 ADV 295 plakalı motosiklet ile karşı yönden gelen A.Ç.’nin kullandığı 59 AHZ 560 plakalı motosikletle çarpıştı. Kazada Pehlivanoğlu ağır yaralandı. Sıla Pehlivanoğlu, çağırılan ambulansla Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Yoğun bakımda tedaviye alınan Sıla Pehlivanoğlu, 4 Ocak 2025 günü hayatını kaybetti.

AİLESİ VE ARKADAŞLARINDAN AÇIKLAMA

Olayla ilgili Tekirdağ Adliyesi’nde 8 Ocak’ta görülen ikinci duruşmanın ardından ailesi ve Sıla’nın arkadaşları açıklama yaptı. Anne Emel Pehlivanoğlu, kızının acısını ilk günkü gibi kalbinde hissettiğini belirterek, hazırlanan bilirkişi raporunda kızının asli kusurlu bulunmasına tepki gösterdi. Pehlivanoğlu şunları söyledi:

“Tam bir yıl oldu. Kalbimdeki acı ilk günkü gibi. Ama bugün buraya ağlamaya değil, susturulan gerçekleri haykırmaya geldim. Kızım Sıla bir hukuk öğrencisiydi. Ömrü, hayalini kurduğu o cübbeyi giymeye yetmedi. Ama ben bugün onun adalete olan inancıyla karşınızdayım. Bir yıldır tek bir sorunun cevabını arıyorum: Yol boştu. Görüş açıktı. Üstelik önünde bir yaya geçidi vardı. Neden durmadın? Neden bir hedefi vururcasına, o hızla, doğrudan kızıma çarptın? Biliyor musunuz; bir yıldır sanığa bu soru tek bir kez bile sorulmadı. Dosyada ilerleyen süreç ne yazık ki gerçeği değil, kâğıt üzerindeki maddi hataları esas alıyor. Bilimsel raporlar, adli bilişim uzmanlarının değerlendirmeleri, teknik hesaplamalar. Hepsi açıkça ‘Sıla suçsuz’ diyor. Ama hiçbir bilimsel veri içermeyen, dayanaksız ve çelişkili raporlar, bu gerçeklerin önüne set çekiyor. Buradan kamuoyuna sesleniyorum: Bu dava artık sadece kızımın davası değildir. Bu dava; evinden çıkan her gencin, evladını yolda bekleyen her annenin güven davasıdır. Eğer bugün burada adaleti eksik bırakırsak, yarın başka bir anne aynı acıyla yanacaktır. Kızım beni duyuyor, biliyorum. Sıla; Sana söz veriyorum: Giyemediğin o cübbeyi ben sırtımda taşıyacağım. Gerçek tüm açıklığıyla ortaya çıkana kadar susmayacağım. Adalet, Sıla’ya olan borcumuzdur ve biz bu borcu mutlaka ödeyeceğiz.”

MMO genel kurulunda geri sayım

Olgay GÜLER

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Makine Mühendisleri Odası Edirne Şubesi’nin, Birce Altay başkanlığında mevcut yönetimini oluşturan Trakya Demokrat Makine Mühendisleri, 7-8 Şubat’ta gerçekleştirilecek genel kurulda, yeni dönem için yeniden aday olduklarını açıkladı.

Odanın 15’inci döneminde yönetime seçilen Birce Altay ve ekibi, 7-8 Şubat’ta düzenlenecek genel kurul için seçim sürecini başlattıklarını duyurdu. Trakya Demokrat Makina Mühendisleri olarak yeniden yönetime aday olduklarını belirten Şube Başkanı Altay, seçimlerin her zaman demokratik bir yarış olduğunu, örgütün kendini yenilemesi, gelişmesi, yönetim yeteneğinin ve deneyiminin yeni kuşaklara aktarılması için tek yol olduğunu söyledi.

‘ÜYE İÇİN ODA İLKESİNDEN ÖDÜN VERMEDEN ÇALIŞTIK’

MMO Edirne Şube 16. Dönemine aday olan Trakya Demokrat Makina Mühendisleri adayları olarak odacılık anlayışına, ilkeleri ve çalışma programı itibariyle 14. ve 15. dönem yönetim kurullarının devamı niteliğinde baktıklarını kaydeden Altay şunları söyledi:

“Sonlandırdığımız dönem olan 15. Dönem yönetim kurulu olarak çalışma ilkelerimiz gereği açık, üyeden yana, şube çalışmalarında verimlilik ve mühendislik disiplininden sapma göstermeden kamu yararı için toplumcu, kamucu, halkımıza yönelik, insani değerlerimize saygılı ve çevre duyarlılığına sahip bir biçimde çalışmalarımızı sürdürmeye özen gösterdik. İlk yola çıktığımız “Üye İçin Oda” ilkesinden ödün vermeden çalıştık, çalışacağız. Ünvan, mevki, çıkar amacı gütmeden dürüst, açık, özverili ve üyeyi kucaklayan bir çalışma anlayışını egemen kılmaya çalışacağımızı belirtmiştik, bunu sürdüreceğiz. Bu anlayışımızdan ödün vermedik, vermeyeceğiz. Yetkin ve saygın deneyimli arkadaşlarımızı oda çalışmalarına çekerek genç meslektaşlarımızı geleceğe hazırlamaya çaba harcadık. Genel olarak üyelerimize karşı yanlış yapmamayı kırmızı çizgimiz olarak gördük. Bu konulardaki anlayışımızı, çabamızı aynı kararlılıkla sürdürdük ve sürdüreceğiz.

‘SİYASİ DURUŞUMUZ PARTİLER ÜSTÜ OLDU’

Yönetim kurulu üyeliği anlayışımız bellidir. Hiçbir zaman bir paye, bir çıkar, başka amaçlar için bir araç veya basamak olarak görmedik. Yalnızca yönetici, başkan olmak amaçlı, makam, mevki sahibi olmak, kendi tanıtımına basamak olarak kullanmak amacı ile yapılan adaylıkları üzülerek görüyoruz. Oysa yönetim Kurulu üyeliği mesleğimize, üyemize hizmet için gönüllü, özverili, karşılıksız bir görev olarak kabul ettiğimiz en değerli hizmet alanımızdır. Siyasi duruşumuz her zaman partiler üstü olmuştur. Toplumcu, kamucu, halkçı, çağdaş, bilimin ışığında sürekli ileri teknolojinin yolunda, insani değerlerimize, çevremize saygılı bir çizgide mesleki çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Asıl en önemli görevimiz olan üye hizmetlerinde “oda için üye” değil, “üye için oda” ilkemizin doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz üye çalışmalarını ayrıntılara inerek geliştireceğiz. Taramalar sonucu, ardından da her üyemize ulaşarak yaptığımız çalışmalara üyelerimizi onara edici dönemsel toplantı ve etkinlikleri ekleyeceğiz. Üyelerimizi bir araya getiren sosyal amaçlı toplantı ve etkinliklerimizi geliştireceğiz.

‘KAMUCU ÇALIŞMA BİÇİMİNİ SÜRDÜRECEĞİZ’

Meslek içi eğitimlerimiz odamızın meslektaşlarımıza sunduğu en önemli hizmetlerden birisidir. Odamız bünyesinde her gün artan, bugün için otuzdan fazla uzmanlık alanımızda meslek içi eğitimler ile uzmanlık ve yetkilendirmeler şubemizin önemli çalışma alanlarındandır. SMM hizmetleri dediğimiz, meslektaşlarımızın başta yapı üretimi olmak üzere çeşitli alanlarımızdaki proje üretimi hizmetlerinde, yönetimimiz en duyarlı biçimde davranmaya özen göstermektedir. SMM hizmetlerinde meslektaş sorunlarını, her temsilciliğimizin kendi koşulları çerçevesinde ele alarak, sık toplantı ve görüş alışverişi ile bu sorunlara karşı çözüm arayışında organizasyon boyutunda üyemize yardımcı olacağız. Şube çalışmalarında büro çalışanları ve teknik görevlilerimizin daha verimli ve üretken çalışmalar yapabilmeleri için görevde olduğumuz sürece çalışma düzeni ve huzuruna değer vererek onların yanında olmayı bir sorumluluk olarak göreceğiz. Kamu kesimine, halkımıza ve sanayi kuruluşlarımıza sunduğumuz teknik kontrol hizmetlerinde ise hiçbir şekilde ticari değil, yine anlayışımız gereği kamucu, mühendislik gereklerinden, disiplininden ödün vermeden gösterdiğimiz çalışma biçimini sürdüreceğiz. Bu anlayış kamuya ve mesleğimize karşı sorumluluğumuzu sapma göstermeden uygulama anlayışıdır.”

Şube’nin en önemli etkinliği olan Trakya’da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumu’nun 5’incisini 17 yıl aradan sonra önceki dönem gerçekleştirerek önemli bir işi başardıklarını hatırlatan Altay şöyle devam etti:

“Önümüzdeki 16. Dönemde Trakya’da Sanayileşme ve Çevre Sempozyumu’nun 6.’sını; ‘Su – Derin Deşarj – Sanayi Kirleticiliği – Ergene Kirliliği ve Çarpık Kentleşme’ temalarında Tekirdağ, Çorlu, Çerkezköy ekseninde düzenleyeceğiz. Ayrıca TMMOB Edirne İKK olarak geçekleştirdiğimiz ‘Yapı Üretiminde Mühendislik Mimarlık Hizmetleri Çalıştayı’nın Kırklareli ve Tekirdağ illerinde de yapılması için bu illerin İKK’ları tarafından gerçekleştirilmesine destek ve katkı sağlayacağız. Gerçekleştirdiğimiz çalışma ve etkinlikler ile kendi alanımızdaki toplumsal sorunların her türlü iletişim organlarında yer bulması için çalışmalarımızı yaygınlaştıracağız. Gerekli durumlarda basın duyuru ve açıklamaları yaparak toplumsal duyarlılığa katkı sağlayacağız. Oda aidiyetiyle çalışma anlayışı, hiçbir amaç, çıkar gütmeden kamu yararı için çalışmak, toplumsal yarar için çalışmak bu dönemde, çok az kalmış çok özgün, her türlü değerden üstün bir anlayıştır. Esas olan bu anlayışı anlayıp uygulayabilme kapasitesidir. Genç, gelecek nesillere aktarabileceğimiz odacılık anlayışı bu olmalıdır. Ben seçime katılan, şube organlarına aday olan tüm üyelerimize başarılar diliyorum. Seçim sonrası da sonuç ne olursa olsun 16. Dönemimizde şubemize karşı emeklerini, hizmetlerini esirgememelerini diliyorum.”

Mektebim Koleji bursluluk sınavına yoğun ilgi

Edirne Mektebim Koleji tarafından 10-11 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilen bursluluk sınavına 600’ün üzerinde öğrenci katılırken, kolejin kurucusu, iş insanı ve eğitimci Sertaç Uprak, “600’ün üzerinde öğrencimizin sınavımıza katılması, velilerimizin eğitim yaklaşımımıza duyduğu güvenin açık bir göstergesidir” dedi.

Edirne Mektebim Koleji tarafından düzenlenen bursluluk sınavı, iki gün boyunca yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sınava 600’ün üzerinde öğrenci katılırken, kolejin kurucusu, iş insanı ve eğitimci Sertaç Uprak, bursluluk sınavına gösterilen ilgiyi değerlendirdi. Uprak, sınava katılım sayısının, velilerin eğitim yaklaşımlarına duyduğu güvenin açık göstergesi olduğunu belirtti.

Eğitimde kaliteyi ve fırsat eşitliğini merkeze alan bir anlayışla hareket ettiklerini kaydeden Uprak,  “Bursluluk sınavlarımız, yalnızca akademik başarıyı ölçen bir uygulama değil; aynı zamanda potansiyeli olan öğrencilerimize doğru eğitim ortamını sunma sorumluluğumuzun bir parçasıdır. 600’ün üzerinde öğrencimizin sınavımıza katılması, velilerimizin eğitim yaklaşımımıza duyduğu güvenin açık bir göstergesidir. Bu sürecin sağlıklı ve düzenli bir şekilde yürütülmesinde emeği geçen tüm eğitim kadromuza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Eğitim, ekip işi ve biz bu bilinçle hareket ediyoruz” diye konuştu.

Edirne Mektebim Koleji’nin sadece akademik başarıya değil, öğrencilerin sosyal, kültürel ve bireysel gelişimlerine de önem verdiğini vurgulayan Uprak, önümüzdeki dönemlerde de öğrenci odaklı projelerle eğitime katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti.

Bursluluk sınavı sonuçlarının kısa süre içerisinde açıklanacağı bildirildi.

Edirne’ye beyaz örtü!

Olgay GÜLER

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarısının ardından Edirne’de Pazar günü gece saatlerinde başlayan kar yağışı, Pazartesi sabahına kadar etkili olarak kentin beyaz örtüyle kaplanmasına neden oldu.

MGM’nin uyarıda bulunduğu iller arasındaki Edirne’de, kar yağışı etkili oldu. Pazar günü gece başlayıp, Pazartesi sabah saatlerine kadar etkisini sürdüren kar yağışı nedeniyle kentin büyük bölümü beyaza büründü.

Kentin simgesi tarihi Selimiye Camisi başta olmak üzere tarihi eserler beyaz örtüyle kaplanırken, kartpostallık görüntüler oluştu. Hava sıcaklığının eksi 2 derece olduğu kentte, buzlanma sonucu kazalar meydana geldi.

Polis ekipleri, önemli noktalarda önlem alıp, sürücüleri dikkatli olmaları yönünde uyardı.

UZUNKÖPRÜ’DE OKULLAR TATİL

Öte yandan Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime ara verildi. Uzunköprü Kaymakamlığı’ndan yapılan açıklamada, “İlçemiz genelinde 12 Ocak 2026 Pazartesi günü tüm okullarımızın tüm kademelerinde eğitim ve öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir” denildi.

Edirne Valiliği de İl Özel İdaresi ekiplerinin sahadaki çalışmalarını Uzunköprü Çalıköy, Lalapaşa Kalkansöğüt, Hacılar, Küçünlü ve Hacıdanişment köylerinde aralıksız sürdürdüğünü bildirdi.

TEM’de ters yön kazası!

Olgay GÜLER

Edirne’de TEM Otoyolu’nun denetim istasyonu önünde ters yönde giden otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyere çarptı.

Kaza, TEM Otoyolu’nun Edirne gişeleri mevkisinde bulunan Karayolları Denetim İstasyonu önünde meydana geldi. A.T.C.’nin kullandığı, ters yönde ilerleyen 22 AR 654 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyere çarptı.

Çarpmanın şiddetiyle metrelerce sürüklenen otomobilin sürücüsü A.T.C. ile yanındaki A.S. yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Otomobil sürücüsünün alkollü olduğu öne sürülen kaza anı güvenlik kamerasına yansıdı. Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.

Toptan Kozmetik Alışverişinde Doğru Adresle Büyüyün

Kozmetik sektörü, sürekli yenilenen ürün çeşitliliği ve hızla değişen tüketici beklentileriyle canlılığını her zaman koruyan bir alandır. Bu dinamik yapı içerisinde yer alan perakendeciler, güzellik salonları, kuaförler ve e ticaret firmaları için en önemli konulardan biri güvenilir bir tedarik zinciri oluşturmaktır. Ürün kalitesi, fiyat istikrarı ve düzenli stok erişimi, işletmelerin rekabet gücünü doğrudan etkiler. Bu nedenle toptan kozmetik alımı yaparken doğru firmayla çalışmak, uzun vadeli başarının temel taşlarından biri haline gelir.

Makyaj ürünleri, kozmetik pazarının en geniş ve en hızlı tüketilen kategorilerinden biridir. Fondöten, kapatıcı, ruj, far, maskara ve allık gibi ürünler, tüketicilerin günlük rutinlerinin vazgeçilmez parçalarıdır. Bu ürünlere olan talebin sürekli olması, işletmelerin raflarını her zaman dolu tutmasını zorunlu kılar. İşte bu noktada Toptan Makyaj Malzemeleri temininde güvenilir bir tedarikçiyle çalışmak büyük avantaj sağlar. Doğru ürünleri doğru fiyata almak, hem satış hacmini hem de müşteri memnuniyetini artırır.

Türkiye’de toptan kozmetik ticareti denildiğinde köklü firmalar her zaman bir adım öne çıkar. Uzun yıllar boyunca sektörde varlık göstermek, hem güven hem de deneyim anlamına gelir. Aydinç Kozmetik, 1984 yılından bu yana kozmetik sektöründe faaliyet gösteren, bilgi birikimi ve istikrarlı hizmet anlayışıyla tanınan bir firmadır. İstanbul İstoç’ta bulunan mağazasıyla toptan alım yapmak isteyen işletmelere geniş ürün yelpazesi sunar. Firma, en kaliteli ve güvenilir ürünleri müşterileriyle buluşturmayı her zaman öncelik haline getirmiştir.

Toptan alım yapan işletmeler için ürün çeşitliliği kadar danışmanlık ve yönlendirme desteği de önemlidir. Sektörde deneyimli bir tedarikçi, hangi ürünlerin daha hızlı satıldığı, hangi markaların daha çok tercih edildiği ve dönemsel trendlerin nasıl şekillendiği konusunda yol gösterici olabilir. Bu noktada Toptan Kozmetikçi olarak Aydinç Kozmetik, müşterilerine yalnızca ürün satışı değil aynı zamanda güven ve bilgi de sunar. Bu yaklaşım, özellikle sektöre yeni adım atan girişimciler için büyük bir avantaj sağlar.

Aydinç Kozmetik’in müşteri memnuniyetini merkeze alan hizmet anlayışı, firmayı sektörde farklı bir konuma taşır. Küçük ölçekli işletmelerden büyük hacimli alım yapan firmalara kadar geniş bir müşteri profiline hitap eder. Minimum sipariş tutarlarının ulaşılabilir seviyede olması, toptan alışverişi daha kolay ve erişilebilir hale getirir. Bu esneklik, işletmelerin bütçelerini zorlamadan ürün çeşitliliğini artırmasına olanak tanır.

İstanbul, kozmetik ticaretinin kalbinin attığı şehirlerden biridir. Lojistik imkanları, ticari altyapısı ve tedarik ağı sayesinde pek çok işletme toptan alımlarını bu şehir üzerinden yapmayı tercih eder. Özellikle İstoç bölgesi, kozmetik toptancılarının yoğunlaştığı önemli merkezlerden biridir. İstanbul Kozmetik Toptan arayışında olan işletmeler için Aydinç Kozmetik’in bu bölgede yer alması, hızlı teslimat ve kolay erişim gibi önemli avantajlar sunar.

Toptan kozmetik alışverişinde ürün güvenliği ve orijinallik büyük önem taşır. Son kullanıcıya sunulan ürünlerin kaliteli ve belgeli olması, işletmelerin itibarını doğrudan etkiler. Aydinç Kozmetik, yalnızca orijinal ve CE belgeli ürünleri satışa sunar. Ürünler, tedarik sürecinden önce kalite kontrol testlerinden geçirilir. Bu titiz yaklaşım, işletmelerin güvenle satış yapmasını sağlarken iade ve memnuniyetsizlik oranlarını da minimum seviyeye indirir.

Firma, yalnızca yurt içi pazarda değil, aynı zamanda uluslararası alanda da toptan satış hizmeti sunar. Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere birçok ülkeye gerçekleştirilen gönderimler, Aydinç Kozmetik’in lojistik ve operasyonel gücünü ortaya koyar. Yurt dışına açılmak isteyen işletmeler için sunulan özel lojistik çözümler, ürünlerin güvenli ve zamanında teslim edilmesini sağlar. Bu da markaların uluslararası pazarda daha sağlam adımlarla ilerlemesine yardımcı olur.

Aydinç Kozmetik’in sektördeki güçlü konumunun bir diğer nedeni de bazı yerli ve ithal markaların doğrudan distribütörlüğünü yapmasıdır. Distribütörlük avantajı sayesinde ürünler daha uygun fiyatlarla temin edilir ve stok sürekliliği sağlanır. Bu durum, işletmelerin talep gören ürünleri her zaman raflarında bulundurmasına imkan tanır. Markalı ürünlerle çalışmak, tüketici nezdinde güven oluşturur ve satış performansını olumlu yönde etkiler.

Kozmetik sektöründe sürdürülebilir başarı, doğru iş ortaklarıyla çalışmaktan geçer. Güvenilir bir tedarikçi, işletmelerin operasyonel yükünü azaltır ve büyüme hedeflerine odaklanmasını sağlar. Aydinç Kozmetik, müşteri memnuniyetini esas alan yaklaşımı, geniş ürün gamı ve uzun yıllara dayanan tecrübesiyle bu ihtiyaca güçlü bir cevap verir. Sektördeki gelişmeleri yakından takip eden firma, ürün portföyünü sürekli güncelleyerek müşterilerine her zaman güncel çözümler sunar.

Akalın: Sırada Türkiye var

Mehmet ŞELECİ

İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, Irak ve Suriye’nin ardından İran’da başlayan iç karışıklığa işaret edip, emperyalist ve siyonist ülkelerin sıradaki hedefinin Türkiye olduğunu söyledi.
İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla kentteki basın mensuplarıyla bir araya geldi. Kentte bir dernek lokalinde düzenlenen toplantıda konuşan Akalın, gazetecilerin sorunlarına değindi.

Özellikle sınır bölgelerinde görev yapan gazetecilerin, yurtdışı çıkış harcından muaf tutulması gerektiğini söyleyen Akalın, “Burada sınırda görev yapıyorsunuz. Sık sık da yurt dışına çıkmanız gerekiyor ve harç ödemeniz gerekiyor. Dolayısıyla bu harçları gündeme getireceğim. Onu görev olarak aldım. Hem önerge olarak vereceğim. Hem de mecliste konuşma olarak söyleyeceğim. Özellikle bu, sınır bölgesinde çalışanlar için. Bu çok önemli bir şey. Yerel basının sorunları ulusal basından çok farklı. Ulusal basının tuzu kuru tabiri caizse. Ama yerel basının sadece Edirne değil bütün Türkiye’de sıkıntıları var. Büyük sıkıntıları var. Yani valilik oluruyla belki çıkışların sağlanması olabilir” dedi.
‘ÜLKE İÇİN SİYASET YAPMAK ÇOK ÖNEMLİ’
Türkiye’nin ve dünyanın çok önemli bir süreçten geçtiğini dile getiren Akalın, “Türkiye çok önemli bir süreçten geçiyor. Bırakın Türkiye’yi; Dünya çok önemli bir süreçten geçiyor. Bildiğimiz manada uluslararası hukuk ve uluslararası kurumlar maalesef dünyada kalmadı. Bakın şu anda Birleşmiş Milletler yok, Avrupa Konseyi yok, NATO yok. Şu anda ne var? Güçlülerin hakim olduğu bir sürece doğru dünya evriliyor. Yani bu çok önemli bir süreç. Dolayısıyla burada tabii ki dünya önemli ama benim ülkem benim için daha önemli. Onun için de çok dikkatli olmamız lazım. Siyaset için siyaset yapmak yerine, takım tutar gibi bir siyaset yapmak yerine ülke için siyaset yapmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.


‘OPERASYON SURİYE’DE YAPILDI, DEM MECLİSTE ORTALIĞI KARIŞTIRDI’
Türkiye’nin asıl muhatabının PKK veya IŞİD olmadığını belirten Akalın, “Son işte bir haftadır, on gündür yaşadığımız süreçte de ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı. Yani şunu söyledik dedik ki; ‘Türkiye’nin muhatabı şu anda ne PKK, ne IŞİD, ne meclisteki DEM parti.’ Bakın çok net söylüyorum; Türkiye’nin muhatabı şu anda maalesef emperyalizm ve siyonizm. Yani bunu çok iyi anlamamız lazım. Bunların hepsi birer maşa. Bakın son süreçte biliyorsunuz PYD ve YPG ya da beraberinde PKK’ya yapılan Halep’teki operasyonu hatırlayalım. Orasını da çok iyi bilirim; o iki mahalleyi de çok iyi bilirim. Orada Kürt yoktur. Orada yaşayanlar Hristiyan’dır çoğunluğu ve Halep’in ticari kalbi orada atar. Suriye güçleri oraya bir operasyon yaptı. Türkiye’de DEM Parti ortalığı karıştırdı. Mecliste hakikaten terbiyem müsaade etmiyor yani Kürtçe bağrışmalar çağrışmalar, Türk ordusuna hakaretler. Ya Türk ordusu yok orada. Suriye’nin milli ordusu orada bir operasyon yapıyor. Kime karşı yapıyor? Teröristlere karşı yapıyor. Geldiğimiz süreçte de maalesef bunları yaşadık. Mecliste gördük” ifadelerini kullandı.
‘SIRADA TÜRKİYE VAR’
Irak ve Suriye’nin ardından İran’da da başlayan iç karışıklık sonrası sıranın Türkiye’ye geleceğini kaydeden Akalın, “Bakın Irak’ı parçaladılar, böldüler. Suriye’yi parçaladılar. Şimdi İran’a bakın. İran’daki hadiselere bakın. Biz dedik ki bundan sonra Türkiye, bu geliyor. Emperyalizm üzerinden geliyor. Siyonizm üzerinden geliyor. Burada düşmanımızı çok iyi belirlememiz gerektiğini düşünüyorum. Çok üzülüyorum. Siyasetten bir beklentim yok. Çoluğumuz çocuğumuz, torunlarımız var. Onlar için iyi bir gelecek bırakmamız lazım. Onun için de Türkiye’de şu anda çok önemli bir süreçten geçiyoruz” dedi.
‘BU SİSTEM CUMHURBAŞKANINI DA ZEDELİYOR’
Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değiştirilip, parlamenter sisteme geri dönülmesi gerektiğinin altını çizen Akalın, “Bütün kanunlar bakanların bile haberi olmadan, saraydan geliyor, mecliste kaldır-indir geçiyor. Ya bir virgülünü değiştirmek için önerge sunuyoruz. O virgülü bile değiştiremiyoruz. Türkiye’nin asıl sorunu bu. Bakın iktidar partisini de, Sayın Cumhurbaşkanı’nı da, ana muhalefet partisini de bütün partileri de kurtaracak olan bu sistemden kopmamızdır. Bu sistem toplumu çürütüyor. Cumhurbaşkanı Çemişgezek muhtarının kim olacağına karar veriyor. Cumhurbaşkanı bir savcıya emir verebiliyor, Bu bakın hakikaten sayın Cumhurbaşkanını da zedeliyor. Bu değişti diyelim. Başka biri geldi. Bu onu da zehirleyecektir. Bu sistem öyle bir sistem ki, her şeyin hakimisiniz, çünkü güç sizde. Bu sistem değiştiğinde yani yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız çalıştığı bir ortamda bu söylediklerimizin birçoğunu konuşmayız. Evet sıkıntılar olur mu? Olur. Her sistemde sıkıntılar olur. Ama şu anda ana sorunumuz bu” diye konuştu.

‘BU VİRAJDAN KURTULMAMIZ İÇİN SİSTEMİ DEĞİŞTİRMELİYİZ’
Emperyalizm ve siyonizmin, müdahale edecekleri ülkelerde ilk olarak yönetim sistemini değiştirdiklerini söyleyen Akalın, “Bu emperyalizm ve siyonizmin gayesi sistemleri değiştiriyorlar ülkede. Ülkeye müdahale etmeden önce ülkenin sistemini değiştiriyorlar. Irak’a bakın, Suriye’ye bakın, Libya’ya bakın, Ürdün’e bakın. Hangi içini bozdukları ülkeye bakarsanız bakın ilk önce sistemini değiştirmişler, yani tek adam rejimini getirmişler. Tek adama hükmetmeleri çok kolay bu emperyalistlerin. Muhatap o tek adam oluyor. Ben tehlikeyi görüyorum. Irak bitti, üç devlet var. Suriye hallolmak üzere. Mısır’a tek adamı getirdiler. İran gidiyor. Şu anda Türkiye sırada. Bizim bu virajdan kurtulmamız için bu sistemi değiştirmemiz lazım. Bizden başka da bunu dile getiren yok” şeklinde konuştu.