Edirne’nin Keşan ilçesinde apartmanın bodrum katındaki iş yerinde çıkan yangın, itfaiyenin müdahalesiyle, büyümeden söndürüldü.
Yangın, dün sabah saatlerinde Yukarı Zaferiye Mahallesi Şehitlik Caddesi üzerindeki 5 katlı bir apartmanın bodrum katında meydana geldi. İddiaya göre, bodrum katta bulunan bir iş yerinde elektrik kablolarının tutuşmasından dolayı yangın çıktı.
İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Oluşan duman nedeniyle apartmanda bulunanlar tahliye edildi. Yangın sırasında apartman sakinlerinden birinin kedilerini de yanına alarak binayı terk ettiği görüldü.
Yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü. Dumanın apartmandan tahliye edilmesinin ardından sakinleri tekrar evlerine döndü. Yangınla ilgili başlatılan inceleme sürüyor
Edirne Belediyesi önceki başkanlarından merhum Burhan Işıkseren ve Aynur Işıkseren’in oğulları Mühendis Ahmet Işıkseren dün sabaha karşı 65 yaşında hayata veda etti.
Valeri Işıkseren ile evli,Timur Işıkseren’in babası olan Ahmet Işıkseren, gazetemiz köşe yazarlarından Kimya Yüksek Mühendisi Dr. Nurhan Işıkseren’in kardeşi, Özlem Işıkseren’in de ağabeyiydi. Kimya Y. Mühendisi Gül Işıkseren’in kaynı olan merhum Ahmet Işıkseren, bugün Eski Camide öğle namazını takiben kılınacak cenaze namazının ardından Buçuktepe’deki Aile Kabristanlığı’nda babası merhum Burhan Işııkseren’in yanında toprağa verilecek.
Keşan Belediye Meclisi’nin 2026 Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı, 4 Haziran 2026 Perşembe günü gerçekleştirilecek.
Belediye Meclis Salonu’nda, saat 15.00’da başlayacak toplantıya, Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan başkanlık yapacak.
Toplantının gündem maddeleri ise, şöyle:
1- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Belediyemize daha önce “Çevre Kirliliğinin Giderilmesi, Triporter (Elektrikli)” alımı amacıyla tahsis edilen 1.900.000,00 TL tutarındaki yardımın, Belediyemizin talebi doğrultusunda “Çevre Kirliliğinin Giderilmesi, Çöp Konteyneri” alımı olarak değiştirilmesine ilişkin hibenin kabul edilmesi, çöp konteynerlerinin Devlet Malzeme Ofisi (DMO) aracılığıyla temin edilmesi ve hibeye ilişkin her türlü iş ve işlemin yürütülmesi için Belediye Başkanı Opr. Dr. Mehmet Özcan’a veya görevlendireceği bir personele yetki verilmesi hususunun Belediye Meclisince görüşülmesidir.
2- 02.05.2024 tarih ve 2024-90 sayılı Belediye Meclis Kararı ile belirlenen yer üstü çöp konteynerlerine ilişkin uygulama esaslarının güncellenmesi hususunun Belediye Meclisince görüşülmesidir.
3- Bora Çınar’ın Erikli Sahili Yalı Caddesi No:237 adresinde bulunan işyerinin İçkili Yerler Bölgesine alınmasına ilişkin talebinin Belediye Meclisince görüşülmesidir.
4- Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliğinin 6. maddesi gereğince 2026 yılı meclis tatil ayının belirlenmesi hususunun Belediye Meclisince görüşülmesidir.
5- Keşan Belediye Meclisinin 02.04.2026 tarih ve 2026/61 sayılı Kararı ile Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilen; Gelirler Müdürlüğü Emlak Birimince ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edilecek rayiç bedel evrakı düzenleme hizmeti karşılığında “Basılı Evrak Ücreti” alınması hususunun Belediye Meclisince görüşülmesidir.
6- Keşan Belediye Meclisinin 07.05.2026 tarih ve 2026-84 sayılı Kararı ile Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilen; Belediyemiz ve mücavir alan sınırları içerisinde uygulanacak ilan, reklam ve tanıtım elemanlarının yönetmelik kriterlerine uygunluğunun denetlenmesi amacıyla yapılacak keşif ve kontrol hizmeti karşılığında ücret alınması hususunun Belediye Meclisince görüşülmesidir.
7- Edirne İli, Keşan İlçesi, Büyük Cami Mahallesi, 1504 ada 14 ve 15 parseller üzerinde kurulu “Keşan İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi”ne ilişkin konunun, 07.05.2026 tarih ve 202680 sayılı Belediye Meclis Kararı ile İmar ve Bayındırlık Komisyonuna havale edilmesi sonrası hazırlanan nazım ve uygulama imar planlarının 3194 sayılı İmar Kanununun 8/b maddesi gereğince Belediye Meclisince görüşülmesidir.
8- Orta Cami (İspat Cami) Mahallesi, 520 ada kapsamında Mahkeme kararı gereğince hazırlanan nazım ve uygulama imar planı değişikliklerine ilişkin konunun, 07.05.2026 tarih ve 2026-83 sayılı Belediye Meclis Kararı ile İmar ve Bayındırlık Komisyonuna havale edilmesi sonrası hazırlanan plan değişikliklerinin 3194 sayılı İmar Kanununun 8/b maddesi gereğince Belediye Meclisince görüşülmesidir.
9- Mülkiyeti Belediyemize ait Büyük Cami Mahallesi 354 ada 1 parsel numarasında kayıtlı 2.298,44 m² yüzölçümlü taşınmazın, 5393 sayılı Belediye Kanununun 18/e maddesi ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri doğrultusunda “Kat Karşılığı İnşaat Yapımı” işi ile değerlendirilmesi ve ihale işlemleri için Belediye Encümeni ve Belediye Başkanına yetki verilmesi hususunun Belediye Meclisince görüşülmesidir.
Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi Gönüllü Takımı öğrencileri, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen 8. Etnospor Kültür Festivali’nde görev alarak Trakya Üniversitesi’ni temsil etti.
Geleneksel sporların tanıtılması, kültürel mirasın yaşatılması ve genç kuşaklara aktarılması amacıyla gerçekleştirilen festivalde öğrenciler, gönüllü olarak çeşitli organizasyon çalışmalarında görev aldı. Festival süresince geleneksel sporlar ve kültürel etkinlikler kapsamında görev yapan öğrenciler, hem mesleki hem de kültürel açıdan önemli deneyimler kazandı.
Festivalde gönüllü olarak görev alan öğrenciler arasında Rekreasyon Bölümü 4. sınıf öğrencileri Reyhan Ayşenur Sarısoy, Velihan Yalman ve Yusuf Türker Genciz ile Antrenörlük Eğitimi Bölümü 1. sınıf öğrencisi Salih Aksoy yer aldı.
Festivalde görev alan öğrenciler, geleneksel sporların tanıtılmasına ve kültürel değerlerin yaşatılmasına katkı sundu.
Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi ile Havsa İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenecek olan Havsa Bilim Şenliği, 3 Haziran 2026 Çarşamba günü Melahat Kilimci Ortaokulu bahçesinde gerçekleştirilecek.
Bilimi toplumla buluşturmayı, öğrencilerde araştırma ve keşfetme kültürünü geliştirmeyi amaçlayan şenlikte, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim elemanları ve öğretmen adayları aktif olarak yer alacak. Eğitim Fakültesi bünyesinde yürütülen dersler kapsamında geliştirilen yenilikçi projeler, STEM etkinlikleri, deney uygulamaları, dijital öğrenme materyalleri ve bilimsel tasarımlar katılımcılarla buluşacak.
Okul bahçesinde 10.30’da başlayacak etkinlikte fen bilimleri, matematik, teknoloji ve mühendislik, coğrafya ile sosyal bilimler alanlarında hazırlanan uygulamalar sergilenecek. Öğretmen adayları, üniversitede edindikleri teorik bilgileri uygulamaya aktarma fırsatı bulurken; ilkokul ve ortaokul öğrencileri de bilimi deneyimleyerek öğrenme imkânı elde edecek.
Şenlik boyunca öğretmen adayları tarafından hazırlanan etkileşimli deney istasyonları, tasarım odaklı STEM uygulamaları, artırılmış gerçeklik destekli etkinlikler ve eğitsel oyunlar ziyaretçilerin ilgisine sunulacak.
Havsa İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü öncülüğünde, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim elemanlarının rehberliğinde gerçekleştirilecek şenlik, öğretmen adaylarının mesleki gelişimlerine katkı sağlarken üniversite-okul iş birliğinin güçlendirilmesine de önemli bir örnek oluşturacak.
Trakya Üniversitesi’nin konuya ilişkin paylaşımında, bilimsel merakı teşvik eden ve öğrencileri araştırmaya yönlendiren Havsa Bilim Şenliği’ne tüm öğrenciler, öğretmenler, veliler ve vatandaşların davetli oyduğu belirtildi.
Edirne’de U12 Futbol Ligi’nde 2025-2026 sezonunun tamamlanmasının ardından sahaya bu kez yarın U11 Futbol Ligi takımları çıkacak.
Edirne U11 Futbol Ligi’nde 2025-2026 sezonu yarın başlayacak. A, B ve C Grupları üzerinden oynanacak ligde 18 takım mücadele edecek. Ligde A Grubu merkezden 6, B Grubu merkezden 5, Havsa’dan 1, C grubu ise Keşan’dan 3, Uzunköprü’den 2 ve İpsala’dan 1 takımdan oluşuyor. Gruplar şöyle:
A Grubu:
25 Kasım, Trakya Kartalları, Şükrüpaşa Atletik, Yıldırım GB, Çınar,Şükrüpaşa
B Grubu:
Aslantepe, Edirnespor, Alsancak, Havsa, Edirne Birlik, Sancaktar
Doğan güneş Vaysal köyünün mezarlık sırtından kendini gösterdiğinde Bakacak tarafından gelen kararmış bulutlar yağmuru haber verir gibiydi.
Derici Sabri Ömeroba yolundan sırtında bir çuval deriyle terli, yorgun ve aç bir halde Hasan Çınar’ın kahve önünde oturanları uzaktan selamlayarak karşı mahalleye doğru çekildi.
Kırklareli’nden yayan çıkarak sınır boylarında hayvancılık yapan bütün köyleri sırayla dolaşırdı Derici Sabri ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde.
Köylüler bilirdi Sabri’nin senede iki kez geleceğini. Merada sakatlanan, kurban edilen, doğarken ölen bütün küçükbaş hayvanların derileri tulum gibi tek parça yüzüldükten sonra tuzlanır ve kurutulurdu. Tuz ne kadar itinayla atılırsa atılsın uç kısımlarda tuzdan nasibini almamış veya az tuzlanmış kısımlar bir süre sonra kurtlanır ve kokusu aylarca üzerinden çıkmazdı derilerin.
Derici Sabri Vaysal köy ağırına girerek köşeye itinayla istifledi sırtındaki derileri. Aç karnını doyurmak, dinlenmek için köy kahvesinin yolunu tuttu. Bakkal Hacı Mehmet’i selamladı, helva alarak kahveye girmek yerine ön tarafta peykeye oturdu. Kahveye girmemekteki amacı kokusundan yarısı dolu kahvedekileri rahatsız etmemek içindi. Aylarca derilerle uğraşan, derilerle yatıp kalkan Sabri’nin üstü başı da deri kokmasın da ne koksun. O yüzden kapalı mekanlarda kokusu daha da çekilmez oluyordu ve bunu en iyi Sabri biliyordu, içeri girmemek istemesi onuştandı.
Çayını getiren kahveci Paşa Hasan’a helva ve paketini işaret ederek ekmek istediğini belirtti Derici Sabri. Biraz sonra gelen yarım somun ekmeği kuşağından çıkardığı çakısıyla itinayla dilimleyerek iştahlı bir şekilde atıştırmaya başladı. “Bugün bütün köyün haberi olur, yarın akşama kadar ne kadar deri varsa toplarım” diye düşündü ağzını şapırdatırken.
Hiç evlenmemişti Derici Sabri. Ekmek kavgası onu gezgin yapmıştı. Severdi de gezmeyi köyler arasında. Önceleri yakın köylerden topladığı canlı tavuk ve horozları Kırklareli pazarında satarak başlamıştı mesleğine. Pazarda tavuk satmaya çalışırken kalaycının yanındaki derilere gözü ilişmiş, kalaycının deri ticareti yaptığını öğrenmiş ve kalaycıyla sohbeti ilerletmişti. İyi para vardı dericilikte yatmıştı kafasına ama nereye pazarlayacaktı topladığı derileri, bütün mesele oydu işte.
Onu da çözdü zaman içinde. İstanbul’dan bayram için gelen çocukluk arkadaşı İsmet İstanbul’da Kazlıçeşme’de deri işinde çalışıyordu. Oraya Türkiye’nin her yerinden deriler geliyor ve işlenerek başta ayakkabı, kürk, mont işinde kullanılıyordu. İsmet İstanbul’a gidince bir mektup gönderdi Sabri’ye. Kurutulmuş derileri İstanbul’da pazarlayabileceği adresler vardı sırasıyla.
Daha o gün bıraktı tavukçuluğu Sabri, başladı deri toplamaya yakın köylerden ve adı oldu “Derici Sabri.”
İstanbul’a birkaç gidiş gelişten sonra öğrendi mesleğinin bütün ayrıntılarını. Bir kere deri tek parça olacak, arada yırtık, bıçak izi olmayacak ve iyi kurutulmuş olacaktı. En iyi parayı da en ucuza aldığı kuzu derileri yapıyor ve onlar sayesinde güzel para kazanıyordu.
Körpe kuzulardan çıkan kuzu derisi küçük ve ince yapısı nedeniyle köylüler tarafından pek rağbet görmüyordu. Köylerde yaşayanların yere sermek için kullandıkları genelde koyun veya keçi derisiydi, büyük olması, kalın derili ve sıcak tutması yüzünden.
Oysa Sabri’nin asıl ilgisiyse işte bu körpe kuzu derileriydi. Üstelik bunlar köylerde rağbet görmediği ve küçük oldukları için köylülerce kullanılmıyor ve Sabri’de bunları çok ucuza ellerinden alıyordu.
Kuzu derisini gören Derici Sabri her zamanki gibi olumsuz ifadesini takınır, yüzünü buruşturur, gelen deriyi şöyle elinde salladıktan sonra önündeki deri yığınının iki metre kadar uzağına fırlatarak *“bağnak bu bağnak” diyerek deriyi almak istemediğini belirtirdi. Gariban köylü de en azından beş lira almayı umduğu derisinden Derici Sabri’nin verdiği bir liraya razı olurdu.
O geceyi köy kahvesinde peykenin üstünde hasırda uyuyarak geçirdi. Kahyanın akşam üstü getirdiği sini içinde kuru fasile, yuurt ve sıcak somundan kalanlarla sabah kahvaltısını yaptıktan sonra köy kahvesinin önünde kurdu tezgahını. Vaysal’da koyunculuk yapılan her evden birkaç deri geliyordu. Pazarlıklar bağıra çağıra yapılıyor, en çok da kuzu derilerinde sesi çıkıyordu Sabri’nin. Akşam üzeri topladıklarını koyun, keçi, kuzu ve oğlak derisi şeklinde ayırdıktan sonra köy ahırına itinayla taşıdı, önceden getirdiklerinin üzerine dizdi.
Yaptığı hesaba göre bütün köylerden topladıkları bir kamyonu dolduruyordu. Haftaya gelecek olan Uncu Salih de onun gibi sınır boylarındaki köyleri dolaşıyor ve çuvallarla un satıyordu. Eksilen, azalan un çuvallarının yerine köylerdeki Sabri’nin derileri konuyor, son unlar bitip de son deriler yüklendikten sonra ver elini İstanbul diyordu iki tüccar.
Mallar satıldıktan sonra sahilde meyhanede yenilecek, içilecek ve son olarak da Karaköy’ün havasını soluduktan sonra neşeyle cepler eğlencenin bedeli olarak biraz boşalmış olarak geri dönülecekti.
Gelelim günümüze;
Derici Sabri’lerin ucuz pahalı olarak köylülerden topladığı deriler yıllarca ekonomiye kazandırıldı. Deriyi üreten de, toplayıp satan da, deriyi ekonomiye kazandıran işletmeler de kazandı Cumhuriyet tarihinin ilk yüzyılında.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye Hava Kurumu Edirne İl Temsilcisi Avukat Coşkun Molla son üç yıldır topladıkları derileri almak için açtıkları ihalelere kimsenin katılmadığını fiyat verenlerin de ölü fiyat vermeleri nedeniyle maliyeti bile karşılayamadıklarını belirterek artık kurban derilerini ekonomiye kazandırmak yerine itlaf edilmek için resmi kurumlara seslendiklerini belirtti.
Nereden nereye? Derici Sabri’lerden günümüze. Üreten insanlar halen var memleketimizde, cezalandırılıyorlar adeta, ürettikleri, memlekete hizmet ettikleri için.
Şükürler olsun bir bayrama daha erdik ve geride bıraktık bu yılda.
Rabbim; kurbanlarınızı, ibadet ve dualarınızı kabul etsin.
Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış ya, ben de eski yazılarımı karıştırdım bayram sonrası bu ilk yazım için.
Yazı arşivimde eski bir yazımın konusu gözüme ilişti hemen.
Öyle tahmin ediyorum ki 2012 yılında kaleme almıştım.
Mehmet Eren DP Edirne İl Başkanı.
Yüksel Yoldaş DSP Edirne İl Başkanı.
Ülfet Günel’de CHP Edirne İl Başkanıydı bir zamanlar.
Hepsinin Meriç İlçesine bağlı Kadıdondurma köyünden olmaları ilginçti!
Ve yine ilginç olan bir başkası da o tarihteki Edirne Barosu Başkanı Ahmet Uludağ’ın da aynı köyden yani Meriç Kadıdondurma Köyü’nden olmasıydı.
Aslında yazıma vesile olan bu konu ağabeyim Semih’in hatırlatmasıydı.
Kendin yazsana dediğim halde benim yazmamı istemişti nedense.
Ben de bir başka bilgi daha ekleyerek bunları paylaşmıştım okurlarımla.
İşte o önemli bilgi de benimde bu köyle bir bağımın olmasıydı.
Çünkü, yıllar önce ben de bir süre vekil öğretmenlik yapmıştım bu köyümüzde.
Eğitim seviyesi yüksek, o tarihlerde bile kütüphanesi, düğün salonu olan bir köydü Kadıdondurma.
Okul olarak da bilgi yarışmalarında, sportif faaliyetlerde epey başarılara imza atmışlardı.
Fakat bütün bu güzel haberlerin yanı sıra, Meriç Nehri’ne yakın eski yerleşim bölgesindeki adıyla Edeköy’ün Birinci Balkan Savaşı’nda toplu katliama maruz kalmış bir köy olduğunu da hatırlatmak lazım elbette!
Belki de bugünkü başarıların arkasında, geçmişte atalarının yaşadığı o büyük acılara duyulan öfke ve hırs yatıyordur!
Bir zamanların, Kıbrıs’ ın dan bir fotoğraf: “Banyo küvetinde, korumak için iki yavrusunu kolarıyla sarmalamış, ama otomatik silahlarla taranıp kanlar içinde katledilmiş bir anne ve iki yavrusu!.. TÜRK’ TEN ASIRLARDIR, DOSTLUK VE KARDEŞLİKTEN BAŞKA NE KÖTÜLÜK GÖRDÜNÜZ, EY DÜNYA?.. O anne ve iki yavrusuna mı gücünüz yetti be İNSANLIKTAN NASİPSİZLER?..?.. EY DÜNYA, HADİ SIĞDIRIN İNSANLIĞINIZA DA GÖRELİM BU VAHŞETİ!.. Bir fotoğraf daha: Bir türk köyü, 85 kadın, çoluk, çocuk, bebak, yaşlı, kadın sivil, silahlandırılmış çetelerce, katledilip, toplu mazara gömülmüşler… Bir başkası, bir başkası, bir başkası daha… Bu masumların toplu katledilmelerinden başka, arkasından, ikincisi, üçüncüsü ve daha bir çoğu, bebek, anne, kadın, yaşlı, sivil köylüler sırf MÜSLÜMAN TÜRK oldukları için, katledilip, toplu mezarlarla güya üstleri kapatıldı!.. Hepsi bir bir ortaya çıktı, fotoğraflandı, DÜNYA İNSANLIĞININ GÖZÜNE SOKULA SOKULA FOTOĞRAFLANIP, İSPATLANDI!.. EY, DÜNYA İNSANLIĞI, NERDEYDİNİZ O GÜNLERDE?.. MÜSLÜMAN TÜRK’LERDEN NE KÖTÜLÜK GÖRDÜNÜZ?.. TARİH BOYUNCA, SİZLERİ, SÖMÜRÜLMEKTEN, KÖLE EDİLMEKTEN KORUMAK İÇİN CANLARINI FEDA ETTİLER YA!.. Türklerin koruması altında altı asır rahat, özgür yaşatıldınız ya!.. Ne kötülük gördünüz Türklerden, EY SÖMÜRGECİ ORDULARI, EY MÜSLÜMAN TÜRK DÜŞMANLARI, SÖYLESENİZ YA?.. Kıbrıs’ta sivil Türkleri katle uğramaktan, mehmetçik kurtardı, GENE TÜRKLER SUÇLU, niye?.. MASUM, SİVİL TÜRK KATLİAMINA MÜSADE ETMEDİ DİYE, YİNE TÜRKLER TANINMIYOR, ÖYLE Mİ?.. EY DÜNYA!.. O MASUM ANNE VE YAVRULARININ FOTOĞRAF PENCERESİNDEN SİZİN GERÇEK YÜZÜNÜZ APAÇI GÖRÜNÜYOR!.. EY DÜNYA!.. SANMAYIN Kİ BİR GÖREN, BİR BİLEN YOK; SIRANIZI BEKLEYİN HELE!.. NE ZAMAN MI, ÇOK YAKINDA!..
(Bu sözlerim, BİR ULUSU HEDEF ALMAZ, ULUSLARIN İÇİNDE Kİ KANDIRILMIŞLARI HEDEF ALIYOR!..)
Kuran’ı Kerim. Sure 6/Ayet 13: Gecede ve gündüzde barınan her şey O’nundur. O her şeyi işiten, bilendir. 22/48: Nice ülkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim. Sonunda onları yakaladım. Dönüş yalnız banadır. 29/54: Senden aceleyle azap isterler. Halbu ki vakti gelince cehennem o kâfirleri kuşatacak.
Edirne’de, seyir halindeyken bilinmeyen nedenle alev alan Moldova plakalı TIR, yanarak kullanılamaz hale geldi.
Olay, saat 18.00 sıralarında, Avrupa otoyolunun Kapıkule-Edirne güzergahı üzerinde meydana geldi. Bulgaristan’a açılan Kapıkule Sınır Kapısı’ndan yurda giriş yapan, Marin Paciumban’ın sürücülüğünü yaptığı nişasta kaplı malzeme yüklü, N 501 TN Moldova plakalı TIR, seyir halindeyken bilinmeyen nedenle alev aldı. Durumu fark eden sürücü, aracını yol kenarına çekerek kendisini dışarı attı.
Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiyenin müdahalesiyle yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. TIR, yangında kullanılamaz hale geldi.
Öte yandan yol, yangın sırasında çift taraflı olarak trafiğe kapatıldı. Yangının kontrol altına alınmasının ardından yol, kontrollü olarak ulaşıma açıldı.