1001 GECE MASALLARI

Çocukluğumuzda bizlere anlatılan ve okullarımıza önerilen seri masallar vardır. 1001 Gece, Dede Korkut ve Andersen Masalları gibi. 1001 Gece Masalları Arap ve Ortadoğu kültürünü, Dede Korkut Masalları Orta Asya’dan gelen Türk kültürünü ve yazanı Andersen olsa da Nasrettin Hoca’mız gibi anonimleşmiş olan Andersen Masalları ise batı kültürünü öne çıkarırdı. Bu masalların yazarı ve yazılma zamanı tam olarak bilinmez. Masallar;bir ana hikâye içinde iç içe örülmüş ve birbiri ile bağlantısı olan masallardan oluşan bir külliyattır.

Masal, çocukların hem zihinsel büyümelerini destekler hem de toplum kurallarını ve etik davranışları kazandırmada önemli görev almaktadır. Tümünden yararlanmak evrensel insan olmaya basamaktır. Ancak sadece özellikle bir kültüre ait masala bağlanmak körlük yapar.

4 Haziran 2023 tarihinde Millî Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturan Yusuf Tekin’in görevdeki 1001’inci günü bugün doldu.  Bu 1001 gün, 1001 Gece Masalları gibiydi. Tek kültür etkisiyle uyutma, uyuşturma dönemi oldu. Bunun için de eğitim tarihimize yıkım dönemi olarak geçecektir. Bu döneme ait 1001 tane gece masalı yazılabilir.

Tarikat ve cemaatlerle bağlantılı dernek ve vakıflarla yapılan protokolleri savundu ve bu yapıları “Sivil Toplum Kuruluşu” olarak tanımlayarak laik eğitim açıkça meydan okudu.

ÇEDES ve benzeri projelerle okullar Diyanet başta olmak üzere, çeşitli tarikat ve cemaat bağlantılı yapıların temel faaliyet alanları haline getirildi. Manevi danışman sıfatıyla pedagojik formasyona sahip olmayan, çocuk psikolojisi ve gelişimi konusunda herhangi bir uzmanlığı bulunmayan Diyanet personeli görevlendirildi ve laik-bilimsel eğitim ilkelerine yönelik en ağır saldırıların önü açıldı.

MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) projeleriyle çocukların eğitim hakkının gasp edildiği ve çocukların üzerinden devlet eliyle ucuz iş gücü haline getirildiği bir süreç açıldı. Böylece sermaye odaklı politikalarla çocuk işçiliği yasal hale getirildi.

Tamamen inanç merkezli olarak hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile evrensel eğitim kazanımlarına, nitelikli eğitim hakkına darbe vuruldu ve kazanılmış evrensel haklar yok sayıldı.

Farklı kimlikleri, inançları ve tercihleri ötekileştiren anlayışlar öne çıkarıldı ve bazen nefret söylemine varan dil ve içeriklerle kamusal, bilimsel, laik, cinsiyetçi ve anadil eğitimi gibi ilkeler yok sayıldı.

Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin gerekçelerini ortadan kaldırmak için kız okulları açılabilir diyerek tek cinsiyetli okul açıldı ve karma eğitim ilkesi yok sayıldı.

Mülakata karşı olanlara güvence olarak ‘mülakat gibi mülakat’ vaat edildi. Mülakat sistemi daha da tarafgir oldu ve liyakat sistemi tamamen çökertildi.

Öğretmenlik Mesleği Kanunu (ÖMK) ile öğretmenler hiyerarşik basamaklara ayrılarak çalışma barışı bozuldu. Eşit işe eşit ücret ilkesi yok sayıldı ve öğretmenlik mesleği daha önce hiç olmadığı kadar ciddi oranda itibarsızlaştırıldı.

Milli Eğitim Akademisi ile öğretmen yetiştirme süreci tamamen siyasi denetime hapsedildi ve öğretmenlerin hükümet memuru olarak yetiştirilmesi hedeflendi. 

Eğitim emekçileri yoksullaştı, angarya çalıştırma ve fiili sürgün politikaları hayata geçirildi.

Okullar hijyen sorunlarıyla ve personel yetersizliği ile boğuşturuldu. Bu sorunun çözümü de Okul Aile Birliklerine devredildi. Okul idareleri de bu sorunu velilerden yardım toplayarak çözmeye zorlandı.

TÜİK 2024 verilerine göre 21.817.000 çocuk var iken bu çocukların iki milyonunun en temel ihtiyaçları karşılanamaz duruma geldi ve 950.000 çocuk ise çalışmak zorunda bırakıldı.

Okulda olması gereken ancak yoksulluk, açlık, ulaşım, dil, kimlik, uyuşturucu ve benzeri sebeplerle her yıl katlanarak artan devamsızlık sonucu 630.000 çocuğun bugün nerede olduğu bilinmez duruma geldi.

Yetersiz ve dengeli beslenemeyen her 6 çocuktan biri bodurluk, her 9 çocuktan biri obez oldu ve bugün üç çocuktan biri yoksulluk ve dışlanma riski altındadır. Bu yoksulluğa rağmen dünyada 108 ülkede çocuklara bir öğün yemek verilirken bizde dört çocuktan biri tüm gün okulda gününü aç geçirir duruma getirildi.

Eğitimi ticari işletme, öğrenciyi müşteri gören zihniyet sonucu özel okullar arttı, buralarda çalışan öğretmenlerin (taban maaşın kalkmasıyla) kölelik ücretiyle çalıştırıldı.

Okullarda eğitim çalışanlarına şiddet ve akran zorbalığı sürekli arttı ve önlemler yetersiz kaldı. Ve bunlar 1001’e kadar olumsuz anlamda arttırılabilir.

Bu tablo olumsuzluğa gidiyor. Eğitim ciddi iştir ve sadece iktidara veya devlete bırakılamaz. Bırakılırsa bilge Sakallı Celal’in dediği gibi; ‘bu kadar cehalet ancak eğitim ile olur’.

Sorunu üretenler sorunu çözemezler aksine sorunu bilerek yaratırlar. Bu sorunu sadece eğitim sendikaları, eğitimle ilgili demokratik kurumlar ve uzmanlar da çözemez. Çözümün anahtarı hep birlikte susmadan; okulda, iş yerinde, sokakta, evde ve her alanda birleşerek; bilgi ve akıl ile haykırmak ve direnmektir.Bunu başaramazsak AKP’nin Yusufçuk Masalları tek kapılı kültür ile faşizmi egemen kılacak nefes almamıza izin vermeyecektir.

SEVGİYLE YOĞRULMUŞKEN

İçimiz, dışımız;
Her yanımız, sevgi ile yoğrulmuş!..
Birazcık emekle,
Taşa taşa verilmiş, nimetler…
Ey İNSANOĞLU!..
İKİ KURUŞLUK ALTIN İÇİN,
DOĞANA, TABİATINA, İNSANLIĞINA,
Ne bu, DÜŞMANLIK?..
Ne bu, NANKÖRLÜK?..

Ne bu HAİNLİK?..

Kuran’ı Kerim. Sure 16/Ayet 48:
Allah’ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onların gölgeleri, küçülerek ve Allah’a secde ederek sağa sola dönerler.
16/49: Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler.

En İyi 10 Saç Ekimi Kliniği (2026)

Saçlar dökülmesi, çoğu zaman yaşla birlikte gelen doğal bir süreç gibi görünse de, bazı insanlar için özgüvenlerini zedeleyen bir soruna dönüşebiliyor. Genetik yatkınlık, stres, hormonal değişiklikler ya da yaşam tarzı gibi birçok etken, saçların seyrelmesine hatta tamamen dökülmesine neden olabiliyor. Saç ekimi, bu durumla başa çıkmak isteyenlerin ilk başvurduğu yöntemlerden biri.

1. Smile Hair Clinic

İstanbul merkezli Smile Hair Clinic, saç ekimi alanında global çapta tanınırlık kazanmış öncü bir klinik. FUE, Safir FUE ve DHI gibi güncel teknikleri başarıyla uygulayan uzman kadrosu, kişiye özel planlama ile doğal ve yoğun saç görünümleri elde edilmesini sağlıyor. Klinik, sadece operasyon süreciyle değil, ekim sonrası takip ve bakım protokolleriyle de dikkat çekiyor.

2. Linea Vita Hair Center

Linea Vita Hair Center, hasta odaklı hizmet anlayışıyla ön plana çıkıyor ve kişisel planlamaya önem veriyor. Her hastanın saç analizleri yapıldıktan sonra uygun yöntem belirlenir. Operasyon sırasında kullanılan safir uçlar ve mikromotor cihazlar travmatik işlemi azaltıyor.

3. EsteCore Hair Clinic

EsteCore, İstanbul’da faaliyet gösteren butik bir saç ekimi merkezi. Hastalarına VIP düzeyde, bire bir hizmet sunmasıyla biliniyor. Ekim sürecinde yalnızca bir hastayla ilgilenilmesi, işlemin hem daha özenli hem de daha steril koşullarda yapılmasına olanak tanıyor. DHI ve Safir FUE tekniklerinde oldukça başarılı sonuçlara ulaşılmış durumda.

4. Harmonia Saç Ekimi Kliniği

Harmonia, saç ekimi işlemini yalnızca medikal bir uygulama olarak değil, estetik bir sanat olarak görüyor. Özellikle doğal saç çizgisi oluşturmadaki hassasiyetleriyle dikkat çeken klinik, saç yönlerinin doğru yerleştirilmesine büyük önem veriyor. Operasyon öncesi yapılan simülasyonlarla hastalar, elde edecekleri görünümü önceden görebiliyor.

5. Nexa Hair Solutions

Gelişmiş görüntüleme teknikleri ve detaylı analiz programları ile saç ekiminde yeni bir yaklaşım sunan Nexa Hair Solutions, saç yoğunluğu, saç açısı ve greft sayısı gibi verileri dijital olarak raporluyor. Bu sayede hem hasta hem uzman süreci daha net takip edebiliyor. Klinik, özellikle geniş alanlarda saç dökülmesi yaşayan hastalarda yüksek greft başarısı ile tanınıyor.

6. ArteNova Hair Center

ArteNova, saç ekimi dışında saç mezoterapisi, PRP ve bakım kürleri gibi destek tedaviler de sunarak bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Operasyon sonrası süreçte, saçların daha güçlü ve sağlıklı çıkmasını sağlamak için hastalara özel bakım protokolleri uygulanıyor. Geri bildirimler, doğal görünümlü sonuçlar ve konforlu bir operasyon deneyimine işaret ediyor.

7. Clarity Hair Lab

Clarity Hair Lab, medikal estetik alanında uzun yıllara dayanan tecrübesini saç ekimiyle birleştiren bir merkez. Özellikle lokal anestezi tekniklerinde hasta konforunu artırmak için yeni yöntemler geliştirmiş durumda. Klinik, saç ekiminden sonra psikolojik danışmanlık da sunarak, hastaların süreci daha rahat yönetmesini sağlıyor.

8. VitaNex Saç Kliniği

VitaNex, özellikle genç yaşta saç dökülmesi yaşayan hastalara yönelik yaklaşımlarıyla dikkat çekiyor. Genetik yatkınlığa karşı uzun vadeli çözümler geliştiren klinik, saç ekimini sadece bir operasyon olarak değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenen bir süreç olarak ele alıyor. Ayrıca, kadın hastalara yönelik özel tekniklerle çalışıyor.

9. Estevia Clinic

Estevia, teknolojiyi yakından takip eden ve cihaz parkurunu sürekli güncelleyen bir saç ekimi merkezi. Mikroskop destekli greft ayıklama ve robotik destekli kanal açma gibi uygulamalarla, hata payını minimuma indirmeyi hedefliyor. Ayrıca sterilizasyon standartlarına verdiği önemle de öne çıkıyor.

10. Pureline Saç Ekimi Merkezi

Listenin son sırasında yer alan Pureline, operasyon sonrası hasta memnuniyetini artıran bir kliniktir. Kişiye özel bakım kitleri, düzenli kontrol randevuları ve takip aramaları, sürecin yalnızca operasyondan ibaret olmadığını gösteriyor. Klinik ayrıca saç simülasyonu hizmeti sunar.

Saç ekimi kalıcı bir işlem midir?

Evet. Saç ekiminde kullanılan greftler genellikle ense bölgesinden alınır. Bu bölgedeki saç kökleri genetik olarak dökülmeye karşı dirençlidir. Bu nedenle doğru şekilde yapıldığında saç ekimi kalıcı bir çözümdür.

İşlem ne kadar sürer?

Ortalama bir saç ekimi işlemi 6 ila 8 saat arasında sürebilir. Ancak bu süre ekilecek greft sayısına ve kullanılan tekniğe göre değişebilir.

Saç ekimi sonrası iz kalır mı?

Modern tekniklerle yapılan saç ekimlerinde, özellikle FUE ve DHI gibi yöntemlerde iz kalma riski çok düşüktür. Mikro çaplı aletler kullanıldığı için işlem sonrası iyileşme süreci de oldukça hızlıdır.

Şok dökülme nedir? Herkeste olur mu?

Şok dökülme, saç ekimi sonrası 2 ila 6 hafta içinde ekilen saçların geçici olarak dökülmesidir. Bu normal ve geçici bir süreçtir. Yeni saçlar 3. aydan itibaren çıkmaya başlar.

Kadınlar da saç ekimi yaptırabilir mi?

Evet. Saç dökülmesi kadınlarda da yaygın görülen bir sorundur. Kadınlara özel planlama ve tekniklerle başarılı saç ekimi sonuçları elde edilmektedir.

Hangi teknik daha iyidir: FUE mi, DHI mi?

Bu tamamen hastanın saç yapısına ve ihtiyaçlarına bağlıdır. FUE, daha geniş alanlara yoğun ekim için idealdir. DHI ise daha yoğun ve kontrollü ekim yapılmasını sağlar. Uzman hekim, en uygun yöntemi belirleyecektir.

Saç ekimi sonrası bakım süreci nasıl ilerler?

İlk birkaç gün özel bir şampuan ve bakım losyonu kullanılır. Kabuklanma süreci ortalama 7-10 gün sürer. Ekilen saçların sağlıklı çıkabilmesi için ilk 1 ay içinde ağır egzersiz, sauna, deniz gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır.

Ne zaman sonuç alınır?

Saçların tamamen çıkması ve doğal görünüm kazanması genellikle 9 ila 12 ayı bulur. İlk sonuçlar 3. aydan itibaren gözlemlenmeye başlar.

Yurt dışından gelen hastalar için hizmet sunuluyor mu?

Evet. Listede yer alan birçok klinik, yurt dışından gelen hastalara özel olarak transfer, konaklama ve çeviri hizmetlerini kapsayan paketler sunmaktadır.

‘Trakya’da Çerbobil’e izin vermemeliyiz’

Olgay GÜLER

Edirne İl Genel Meclisi Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Serdar Çığla, Trakya’nın oksijen deposu ve kalbi olarak kabul edilen, Longoz Ormanları Milli Parkı’nın yanı başında, Kırklareli’nin Vize ve Demirköy ilçeleri arasında Nükleer Enerji Santrali yapılmak istenmesini sert dille eleştirdi.

CHP’li İl Genel Meclis Üyesi Çığla, Trakya’da uzun yıllardan bu yana yapılacağı konuşulan, geçtiğimiz aylardaysa yeri netlik kazanan Nükleer Enerji Santrali konusunu, meclis gündemine taşıdı. İl Genel Meclisi’nde gündem dışı söz alarak, santralin Trakya bölgesine vereceği olası zararlara dikkat çeken Çığla, projenin bölgedeki doğal yaşamı bitireceğini, içme suyundan yaşan tüm canlılara kadar olumsuz etkiler yaratacağını kaydetti.

‘ENERJİ ELDE ETMENİN DAHA KOLAY YOLLARI VAR’

Söz konusu nükleer enerji santrali için fizibilite ve altyapı çalışmalarının başladığını dile getiren Çığla, “Trakya’mızı önemli bir şekilde etkileyecek olan nükleer enerji santral kurulma meselesi var. Bunun fizibilite çalışmaları ve altyapı çalışmaları başlamış durumda. Biz sivil toplum örgütleri olarak, siyasi partiler olarak, burada Trakya’da yaşayan tüm insanlar olarak insan sağlığını, çevreyi, kullanma sularını, içme sularını, doğayı etkileyecek bu olumsuz yapılaşmaya karşı çıkmamız gerekir. Bu enerjiyi elde etmenin daha kolay yolları var. Güneş enerjisi, barajlardan kullanılan enerjiler, rüzgar enerjisi temin etmek gerekir. O açıdan bu çok önemli bir olay” dedi.

‘BÖLGEDE BİR ÇERNOBİL’E İZİN VERMEMİZ LAZIM’

Santrale karşı yürütülen mücadeleye herkesin destek vermesi gerektiğini belirten Çığla, “Bölgemizde belki gelecekte bir Çernobil yaşayacağız. Buna meydan vermememiz lazım. Buna engel olunması lazım. Tüm kuruluşlar, tüm insanlık Trakya’da doğa katliamına seyirci kalıyor. Düşünebiliyor musunuz? 13 bin dönümlük arazi, o bölge İstanbul’un, bizim su ihtiyacımızı, doğa ihtiyacımızı, iklim şartlarımızı etkileyen bir bölge. 13 bin dönüm arazi kullanılacak bu nükleer santral için ve binlerce ağaç kesilecek. Yaban hayatı risk altında olacak. Bu konuda bazı sivil toplum kuruluşları Kırklareli bölgesinde bu konuda çalışıyor. Çalışmaları devam ediyor. Şu anda protestolar çoğalacak. Yarın öbür gün hepimiz, bu olayda yapılacak olan protestolara, açılacak olan davalara sahip çıkmak zorundayız. Biz toprağımızı, doğamızı korumak zorundayız. Çünkü bu doğa bize emanet. Nasıl atalarımız bize teslim etmişse, biz de gelecek nesillere sağlıklı bir doğa bırakmak zorundayız. O açıdan bu mücadelede itiraz eden kurumlara, siyasi partilere teşekkür eder ve mücadelenin devamını dilerim” diye konuştu.

Karadenizliler Derneği’nde ‘Ulusoy’ dönemi!

Olgay GÜLER

Edirne Karadenizliler Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nde, 16 Şubat’ta gerçekleştirilen genel kurulla yönetim kurulu başkanlığına seçilen Resul Ulusoy, yönetimini tanıtarak, hayata geçirmek istedikleri projeleri anlattı.

 Edirne Karadenizliler Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 16 Şubat’ta düzenlenen genel kurulla yeni yönetimini belirledi. Genel kurulda, derneğin yönetim kurulu başkanlığına Resul Ulusoy ve ekibi seçildi. Ulusoy, dernekte düzenlediği basın toplantısıyla yönetimini tanıtıp, projelerini anlattı.

‘DERNEĞİMİZİ ESKİ GÜNLERİNE DÖNDÜRMEYİ HEDEFLİYORUZ’

Ulusoy, 2020 – 2026 dönemi arasında pandemiden dolayı derneğin faaliyetlerinin en aza indirildiğine dikkat çekerek, “Şimdi yeni yönetim olarak, arkadaşlarımızla beraber, derneğimizi tekrar aktif hâle getirip sosyal, kültürel ve etkinlik bazında eski günlerine döndürmeyi hedefliyoruz. Bunun için bütün arkadaşlarımızla birlikte bu yönetime talip olduk. Amacımız, Edirne’de yaşayan Karadenizliler olarak, Karadeniz’in kültürünü Edirne’de tanıtmak; aynı zamanda yaşadığımız şehrin kültürünü ve etkinliklerini de kendi yöremizde tanıtmak. Bu hedef doğrultusunda neler yapabiliriz, neler yapamayız, bunların çalışmalarını yürütüyoruz. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden de bu konuda destek aldık” dedi

‘PANDEMİ ÖNCESİ HER TÜRLÜ ETKİNLİKLERİ DÜZENLİYORDUK’

Derneğin pandemiden önce aktif olduğunu kaydeden Ulusoy, “Derneğimiz pandemiden önce çok aktifti. Her türlü yardım organizasyonları, etkinlikler, Karadeniz geceleri ve benzeri faaliyetler düzenliyorduk. Ayrıca yaklaşık 40 – 45 öğrenciye burs veriyorduk, düzenli bir şekilde. Ancak pandemi dönemi girince, derneğimizin çalışma sistemi ve faaliyetleri tamamen durdu. Lokantamız da kapandı. Bu yüzden pandemide herhangi bir faaliyet gerçekleştiremedik. Pandemi bittikten sonra, arkadaşlarımız arasında büyük bir kopukluk oluştu; kimse bir araya gelemedi. Yeni yönetim olarak, biz bu faaliyetleri tekrar eski düzenine döndürmeyi ve yolumuza devam etmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

ÜYE SAYISI VE HEDEFLER

Dernek üyelerini tanıtıp, hedeflerine değinen Ulusoy, “Derneğimizin yaklaşık 450 üyesi var. Fakat pandemiden sonra üyeliklerin bir kısmı askıya alındı, bir kısmı da bu etkinliklere katılamadı. İnsanlarımız ekonomik zorluklar da yaşadıkları için gelmekte güçlük çekti. Ancak inşallah bundan sonra, bu insanlara tekrar ulaşarak derneğimizi eski günlerine döndürmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

Derneğin yeni yönetimi şu isimlerden oluştu:

Başkan: Resul Ulusoy

Başkan Yardımcısı: Rıfat Çolak

Genel Sekreter: Ali Kemal Ekşi

Lokal Sorumlusu: Zihni Şengün

Muhasip Üyeler: Murat Taşdemir, Salih Yeşilkurt, Fuat Yürek

Ellibir ve ekibinde mazbata sevinci

Olgay GÜLER

Edirne Servis Araçları İşletmecileri Esnaf Odası tarafından gerçekleştirilen olağan genel kurulda, başkanlığa seçilen Ergun Ellibir ve yönetimi, mazbatasını alarak göreve başladı.

Edirne Servis Araçları İşletmecileri Esnaf Odası Genel Kurulu, 28 Şubat’ta Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Genel kurulda mevcut başkanvekili Anıl Devran’a karşı yarışan Ergun Ellibir, 128 oy alarak odanın yeni başkanı seçildi. Devran ve ekibi, Edirne Adliyesi’ne gelerek mazbatalarını alıp resmen göreve başladı.

Mazbata aldıktan sonra açıklama yapan Oda Başkanı Ellibir, “Servisçi esnafımız için daha fazla çalışacak, hak ve taleplerini en güçlü şekilde savunacağız. Yeni dönem, inşallah bütün esnafımız için hayırlı olur. Ekonominin durumu belli; elimizden geldiğince destek olacağız. Bizi bu seçimde destekleyen tüm üyelerimize teşekkür ederiz” diye konuştu.

‘Petroldeki artış pompaya yansıtılmamalı’

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, akaryakıta gelecek her zammın pazardaki sebze meyve fiyatına, nakliyeye, toplu taşımaya, elektriğe, gıdaya doğrudan zam demek olduğunu belirterek, Eşel Mobil Sistemi’nin derhal devreye alınması gerektiğini bildirdi.

Eski milletvekili Şimşek, “Bu krizin bedelini çiftçi, esnaf, emekli, asgari ücretli ödeyemez” başlıklı açıklamasında, diplomasi ile çözülmeyen, halkların istemediği, dünya ekonomisini derinden sarsacak olan; ABD – İsrail – İran hattında her geçen gün tırmanan savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının dünya enerji piyasalarını altüst ettiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Petrol, doğalgaz ve gübre fiyatlarında uluslararası piyasalarda ciddi artışlar yaşanmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak mazot ve benzin fiyatlarına da zam baskısı oluşmuştur.

Ancak buradan açıkça söylüyorum: Bu olası savaş ile ilgili başta bizim ülkemiz olmak üzere bütçelerinin hazır hale getirmeleri gerekirdi.Bu krizin bedelini çiftçi, esnaf, emekli, asgari ücretli ödeyemez! Türkiye zaten yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve üretim maliyetleri altında ezilmektedir.

Akaryakıta gelecek her zam; pazardaki sebze meyve fiyatına, nakliyeye, toplu taşımaya, elektriğe, gıdaya doğrudan zam demektir.

Mazot artarsa çiftçi ekemez. Gübre artarsa üretim düşer. Doğalgaz artarsa sanayi durur. Benzin artarsa vatandaş kontak kapatır.

Bu nedenle; Eşel Mobil Sistemi derhal devreye alınmalıdır!

Uluslararası kriz kaynaklı petrol artışları pompa fiyatlarına yansıtılmamalıdır. Devlet, ÖTV gelirinden feragat ederek bu artışı Eşel Mobil Sistemiyle karşılamalıdır.

Vatandaşa ‘sabredin’ demek çözüm değildir. Fedakârlık yine halktan beklenemez.

Bugün yapılması gereken: akaryakıtta vergi indirimi, tarımda gübre ve mazot desteği, sanayide doğalgaz sübvansiyonu, dar gelirliye doğrudan enerji desteğidir.

Unutulmamalıdır ki enerji fiyatı sadece akaryakıt değildir; enerji fiyatı hayatın kendisidir. Krizi fırsata çeviren değil, krizde vatandaşını koruyan bir anlayış gereklidir.Hükümeti; vatandaşın cebini koruyacak acil ekonomik tedbirleri açıklamaya davet ediyorum.

Savaşın diplomasi masasına dönülerek bitirilmesini temenni ediyorum. Savaşın daha büyük yıkımlara neden olmaması için tüm ülkelerin üzerine düşeni yapmaları gerekmektedir. Aksi halde bulunduğumuz durumdan daha geriye gideceğimiz kaçınılmazdır. Bunun için ülkeler Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi Yurtta Barış, Dünya Barış ı sağlanmak zorundadır.

Emekliye ‘bayram’ yok!

Olgay GÜLER

Edirne’de emekliler, bu yıl bayram ikramiyesinde değişiklik yapılmamasına tepki amaçlı alanlara çıkarak ses yükseltti.

Edirne Emekliler Derneği,  emeklilerin bayram ikramiyesinde değişiklik yapılmayarak 4 bin lirada kalmasına, düzenledikleri basın açıklamasıyla tepki gösterdi. Saraçlar Caddesi’nde gerçekleştirilen basın açıklamasını Dernek Başkanı Ahmet Ziya Yaz okurken, dernek üyesi emekliler, sivil toplum kuruluşu ile siyasi parti temsilcileri de destek verdi.

‘İKRAMİYENİN 4 BİN TL’DE KALMASI, EMEKLİYLE ALAY ETMEK DEMEKTİR’

Yaz, emekliler olarak ekonomik karşılığı olmayan, 1 gram altın bile alamayan bayram ikramiye rakamlarını kabul etmediklerini belirterek, “Markette ilk poşeti doldurmayan bayram harçlığı istemiyoruz. Huzur ile alışveriş yapabileceğimiz bayram ikramiyesi kimliğinden çıkmış olan ikramiyenin adına yakışır bir şekilde ödenmesi istememiz hakkımız. Aşağıdaki basit hesaplama acı gerçeği ortaya koyuyor. 2018 Bayram ikramiyesi 1.000 TL Asgari ücretin %62’si idi. Aynı oranda ödenirse olması gereken 17.500. 2018’de 2,7 Çeyrek altın alıyor (Çeyrek altın 376 TL), bugün buna göre olması gereken 20.250 TL bayram ikramiyesi ödenmesi gerekir. 2026 bayram ikramiyesi olarak düşünülen 5.000 TL, savaş bahane edilerek 4.000 TL kalması açıklandı. Bu emeklilerle alay etmektir. 2026’da zam yapılmayıp ödenmesi düşünülen 4.000 TL, 12 aylık maaşa etkisi 333 TL ki bu hiçbir şeydir. Bu arada savaş nedeniyle emeklinin bayram ikramiyesine zam yapamayanlar 2026 bütçesinde 3 trilyon faiz ödemesi yapacak” dedi.

‘BU SES; TÜM EMEKLİLERİN ORTAK SESİ’

Gelinen noktada, birçok emeklinin bayram sevincini yaşamak yerine, geçim sıkıntısının gölgesinde yaşam mücadelesi verdiğini söyleyen Yaz, “Gıda, kira, ulaşım ve sağlık harcamalarındaki ciddi artışlar, emeklilerimizin alım gücünü önemli ölçüde düşürmüş; bayram ikramiyeleri ise sembolik bir ödeme olmaktan öteye geçememiştir. Edirne’den yükselen bu ses, yalnızca bir şehrin değil; Türkiye’nin dört bir yanındaki emeklilerin ortak sesidir. Derneğimiz öncülüğünde Edirne’de gerçekleştirilen ‘1. Emekliler Çalıştayı’, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş emeklilerimizin yaşadığı ekonomik gerçekleri bütün açıklığı ve çıplaklığıyla ortaya koymuştur.  Çalıştay sonunda yayımlanan ‘Emekliler Manifestosu’, özellikle bayram ikramiyeleri konusunda emeklilerimizin yaşadığı büyük hayal kırıklığını ve derin mağduriyeti açık bir şekilde kayıt altına almıştır” diye konuştu.

‘BU RAKAM ONUR ZEDELEYİCİ’

Emeklilere verilen bayram ikramiyelerinin, onur zedeleyici, ihtiyaçları karşılamaktan uzak düzeyde kaldığının altını çizen Yaz, “Bugün açıkça ifade ediyoruz: emeklilere verilen bayram ikramiyeleri, günümüz ekonomik şartları karşısında yalnızca yetersiz değil, aynı zamanda emeklilerin onurunu zedeleyen, ihtiyaçlarını karşılamaktan tamamen uzak bir düzeyde kalmıştır. Edirne’de yaşayan binlerce emekli gibi, Türkiye genelindeki milyonlarca emekli de bayram öncesi sevinç değil, kaygı yaşamaktadır. Bugün verilen bayram ikramiyesi; bir emeklinin mutfak masrafına, kira giderine, temel faturalarına dahi gerçek anlamda katkı sağlamaktan uzaktır. Bayram ikramiyesi, emekliler için bir destek olmaktan çıkmış, sembolik ve etkisiz bir ödeme hâline gelmiştir. Bu durum, yıllarını bu ülkeye adamış, gençliğini, emeğini ve ömrünü Türkiye’nin kalkınmasına vermiş insanlara reva görülmemelidir.

Edirne’de yayımlanan manifestoda, emeklilerin bayram ikramiyelerinin mevcut haliyle kabul edilemez olduğu net bir şekilde ifade edilmiş; bu uygulamanın emeklilerin yaşam gerçeklerinden kopuk olduğu açıkça dile getirilmiştir” şeklinde konuştu.

‘SADAKA DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ’

Emeklilerin yaşamlarının son dönemini geçim kaygısıyla değil, huzur ve onur içinde geçirmelerinin en doğal hakları olduğunu da dile getiren Yaz, “Buradan, Edirne basını aracılığıyla, tüm yetkililere açık ve net bir çağrıda bulunuyoruz: Emeklilerin bayram ikramiyeleri, derhâl ve gerçekçi bir şekilde artırılmalıdır. Mevcut tutarlar emeklilerin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır ve bu haliyle sürdürülebilir değildir. Bizler emekli bayram ikramiyelerimizin yüzdeler ile artırılmasını değil reel olarak alım gücümüze destek olacak sevdiklerimize bizi mahcup etmeyecek ve kanunla garanti altına alınacak şekilde düzenlenmesini talep ediyoruz. Bağlama oranında bir asgari ücret olarak yılda iki defa verilmesi talep ediyoruz. Kısaca bugün asgari ücret 28.000 TL olduğu için bayram harçlıklarının bu rakam üzerinden yatırılması talep ediyoruz. Biz Emekliler sadaka istemiyoruz, biz bir müjdede beklemiyoruz, haklarımızı istiyoruz. Emeklilik bir lütuf değil, bedeli ödenmiş bir haktır. Emekliler ayrıcalık değil, insanca yaşam talep etmektedir. Ve unutulmamalıdır ki; herkes bir gün emekli olacak” ifadelerini kullandı.

Liposuction Nedir?

Liposuction, vücuttaki yağların cerrahi olarak alınması işlemidir. Bu işlem, diyet ve egzersiz yoluyla giderilemeyen yağların vücuttan alınmasını içerir. Bu işlem, karın, bel, basen, uyluk, kol ve gıdı gibi bölgelerde sıklıkla uygulanır. Kilo vermek değil, vücut şeklini değiştirmek hedeftir.

Bölgesel yağlardan kalıcı olarak kurtulma, vücut oranlarını dengeleme, daha ince, şekilli bir görünüm elde etme ve kıyafetlerin daha iyi oturması gibi estetik cerrahiyi destekleyen bir yöntem olan liposuction, estetik cerrahi operasyonları destekleyen bir yöntemdir. Ancak liposuction tek başına çok daha iyi sonuçlar verir.

 Burun Estetiği (Rinoplasti) Nedir?

Burun estetiği, estetik veya fonksiyonel nedenlerle burnun şeklini değiştirmek için uygulanan bir cerrahi işlemdir. Burun, yüz estetiğinin dengelenmesi için en önemli bileşenlerden biridir. Yüzün tam ortasında bulunur. Sonuç olarak, kişinin ifadesi küçük bir değişiklikle büyük ölçüde değişebilir.
Burun estetiği, kişinin yüz hatlarına özel olarak tasarlandığında, burun kemeri (hump), düşük ya da geniş burun ucu, asimetrik burun delikleri, nefes alma sorunları (deviasyon) ve burun büyüklüğü ya da küçüklüğü gibi sorunları düzeltebilir.

Neden Liposuction ve Burun Estetiği Birlikte Düşünülmeli?

Tek Seferde Çift Dönüşüm

Burun estetiği ve liposuction aynı seansta yapılabilir. Böylece hastalar tek bir anestezi süreci yaşar, iyileşme süresi aynı döneme denk gelir ve estetik hedeflerine daha kısa sürede ulaşabilirler.
Gıdı Liposuction ile Yüz Hatlarını Belirginleştirme: Burun estetiği yaptıran birçok kişi, gıdı bölgesinde fazlalık olduğunda yüz profili açısından estetik etkiyi göremez. Bu noktada gıdı liposuction, çene hattını belirginleştirerek burun estetiğini destekler. Bu, profilin daha keskin ve genç görünmesini sağlar.

Hangi Durumlarda Kombine Estetik Tercih Edilmeli?

Deneyimli bir estetik cerrah, kişinin yüz ve vücut bölgelerinde değişiklik yapmak, zaman ve paradan tasarruf etmek, genel görünümde tutarsızlık ve uyumsuzluk varsa veya psikolojik olarak iyileşmek istiyorsa bu kombine ameliyatları planlamalı ve değerlendirmelidir.
Burun Estetiği İyileşme Süreci: Operasyon yaklaşık bir buçuk ila iki saat sürer. Anestezi: Genel İyileşme Süreci: Morluklar yedi ila on gün içinde azalır, bir ayda şekil oturmaya başlar ve altı ila on iki ay sürer.
Özel bakım: İlk haftalarda burun darbelerini önlemek için çok fazla egzersiz yapmamalısınız.
Liposuction: Operasyon 1 ila 3 saat (uygulama alanına göre) Anestezi: Yerel veya genel İyileşme süreci: 1-2 hafta içinde günlük hayata dönüş ve 1-2 ayda vücut şeklinin oturması Özel bakım: Korse kullanımı, sıvı alımı ve hafif egzersizi destekler.
Her iki işlemin birlikte uygulanması durumunda, doktor iyileşme sürecini yakından takip eder. Bu süreç herkesin farklı olduğundan, doktorun tavsiyelerine uymak ve sabırlı olmak çok önemlidir.

Estetikte Doğallık ve Uyumun Önemi

Burun estetiğiyle yüz hatlarının daha zarif hale gelmesi ve liposuction ile vücut hatlarının daha dengeli hale getirilmesi, birlikte düşünüldüğünde çok daha doğal ve orantılı bir estetik dönüşüm sağlar. Bugün estetik cerrahinin amacı “güzelleştirmek” kadar, “doğallığı ve kişisel uyumu korumaktır.”

Bir kişinin burnu yüzüne ne kadar yakışıyorsa, bel hattı da omuzlarıyla o kadar orantılı olmalıdır. İşte bu nedenle liposuction ve burun estetiği birlikte uygulandığında ortaya çok daha dengeli ve estetik bir tablo çıkar.

Estetik Cerrahide Planlama Neden Önemli?

Her bireyin yüz ve vücut yapısı farklıdır. Bu yüzden estetik işlemler öncesinde yapılacak analizler, doğru planlama sürecinin temelidir. Burun şekli, çene hattı, vücut oranları birlikte değerlendirilmelidir. Bu planlama sayesinde hem burun estetiği hem de liposuction sonrası en doğal ve etkileyici sonuçlar elde edilebilir.

Burun estetiği ve liposuction aynı anda yapılabilir mi?

Evet, her iki işlem de aynı seansta gerçekleştirilebilir. Bu sayede tek bir anestezi altında hem yüz hem vücut dönüşümü sağlanır. Ancak kişinin sağlık durumu ve operasyon süresi göz önünde bulundurularak karar verilmelidir.

Liposuction sonrası kilo alınır mı?

Liposuction yapılan bölgelerdeki yağ hücreleri kalıcı olarak alınır. Ancak genel olarak kilo alınırsa, diğer bölgelerde yağlanma görülebilir. Sağlıklı beslenme ve egzersiz bu nedenle önemlidir.

Burun estetiği sonrası iz kalır mı?

Kapalı teknikle yapılan burun estetiğinde dışarıdan iz görülmez. Açık tekniklerde ise burun altında çok ince bir kesi olur, bu iz zamanla silikleşir.

Liposuction sonrası ne kadar sürede şekil oturur?

İlk ayda şekil belirginleşmeye başlar. 2-3 ay sonunda ödemlerin çoğu inmiş olur ve nihai görünüm ortaya çıkar.

Burun estetiği sonrası nefes alma sorunları yaşanır mı?

Doğru teknikle ve uzman cerrah tarafından yapılan işlemlerde nefes alma problemleri yaşanmaz. Aksine deviasyon varsa giderilerek nefes alma kalitesi artar.

Gıdı liposuction işlemi burun estetiğiyle birlikte yapılabilir mi?

Evet, özellikle profil görünümünü dengelemek amacıyla bu iki işlem birlikte uygulanabilir. Gıdı bölgesindeki yağ alındığında çene hattı belirginleşir ve burnun estetik etkisi daha çok ortaya çıkar.

En İyi 10 SEO Ajansı (2026): Dijital Başarı İçin Doğru Partneri Seçin

Dijitalleşmenin hayatın her alanına yayıldığı günümüzde, markaların internetteki varlığı hiç olmadığı kadar önemli hale geldi. Günümüzde müşteriler, aradıkları ürün veya hizmeti bulmak için önce arama motorlarını kullanıyor. Tam da bu noktada Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) devreye giriyor.
SEO, web sitelerinin Google gibi arama motorlarında üst sıralarda yer almasını sağlar ve bu da markalara daha fazla görünürlük sağlar. Bu da daha fazla etkileşim, daha fazla ziyaretçi ve doğal olarak daha fazla satış getirir. Bununla birlikte, arama motoru optimizasyonu, uzmanlık, deneyim ve strateji gerektiren bir süreçtir. Bu nedenle, dijital dünyada başarılı olmak için doğru SEO ajansı seçmek çok önemlidir.

1. Crabs Media – İstanbul

Crabs Media’nın öne çıkan bir diğer gücü ise profesyonel web tasarım yaklaşımı: Mobil uyumlu, yüksek hız performansına sahip, kullanıcı yolculuğu doğru kurgulanmış ve dönüşüm odaklı arayüzler tasarlayarak markaların dijital vitrininin kalitesini yükseltiyor. Modern UI/UX standartlarına uygun, SEO ile uyumlu altyapı ve temiz kod yapısıyla geliştirilen siteler sayesinde hem ziyaretçi deneyimi iyileşiyor hem de markalar sürdürülebilir büyüme için sağlam bir dijital temel kazanıyor.

2. WebMark Digital – Ankara

Başkent Ankara’da bulunan WebMark Digital, özellikle teknik SEO denetimleri ve içerik optimizasyonu ile tanınıyor. Ajans, anahtar kelime analizi yoluyla arama motoru optimizasyonunu başlatıyor ve kullanıcı davranışlarına dayalı içerik stratejileri oluşturuyor. Web sitelerinin hızlandırılması, mobil uyumluluk ve yapılandırılmış veri uygulamaları konusunda oldukça uzmanlar.

3. OptiSEO Studio – İzmir

OptiSEO Studio, kreatif içerik üretimiyle teknik SEO’yu bir araya getiren bir ajans olarak öne çıkıyor. İzmir merkezli ekip, arama motorlarıyla olduğu kadar kullanıcılarla da “konuşan” web siteleri oluşturuyor. Blog yönetimi, SEO uyumlu metin yazarlığı ve anahtar kelime kümelendirme gibi alanlarda uzmanlaşmış durumda.

4. Rankify Lab – İstanbul

SEO dünyasında hızlı yükselişiyle dikkat çeken Rankify Lab, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik çözümler üretiyor. Anahtar kelime analizi, rakip incelemeleri, site içi yapılandırma ve dönüşüm odaklı sayfa optimizasyonu gibi konularda etkili sonuçlar sunuyorlar. Uygun fiyat politikalarıyla yeni girişimciler için iyi bir alternatif oluşturuyorlar.

5. Trendroot SEO – Bursa

Bursa merkezli Trendroot SEO, yerel işletmelerin dijitalde daha görünür olması için özel çalışmalar yürütüyor. Google My Business optimizasyonu, lokal anahtar kelime analizi ve harita sıralamaları konusunda başarılı projelere imza atıyorlar. Aynı zamanda e-ticaret siteleri için kategori bazlı SEO çözümleri de sunuyorlar.

6. BlueOrbit Ajans – Antalya

Özellikle turizm sektörüyle çalışan BlueOrbit Ajans, sezonluk SEO kampanyaları ve çok dilli site optimizasyonları konusunda uzmanlaşmış durumda. Antalya gibi uluslararası bir pazarda faaliyet gösteren işletmeler için Google sıralamalarında görünür olmanın ne kadar önemli olduğunu bilen ajans, özgün ve çevik stratejiler geliştiriyor.

7. SERPStudio – Kayseri

SERPStudio, teknik SEO altyapısıyla fark yaratan bir ajans. Web sitelerinde taranabilirlik, sayfa hızı, indeksleme sorunları gibi konuları detaylı analiz ederek optimize ediyorlar. Ayrıca yapılandırılmış veri (schema markup) uygulamalarıyla sayfaların arama sonuçlarında daha dikkat çekici görünmesini sağlıyorlar.

8. Novavera Digital – Eskişehir

İçerik merkezli SEO stratejileriyle öne çıkan Novavera Digital, kullanıcı niyetine göre yapılandırılmış içerik planları oluşturuyor. Blog optimizasyonu, anahtar kelime kümelendirme ve uzun kuyruklu kelimelerle SEO başarısı yakalayan ajans, özellikle bilgi araması yapan kullanıcıları hedefleyen markalar için oldukça etkili.

9. Upway Media – İstanbul

İstanbul’da faaliyet gösteren Upway Media, dijital dönüşüm süreçlerinde SEO’yu stratejik bir kaldıraç olarak kullanan markalarla çalışıyor. Teknik analizler, landing page optimizasyonları ve funnel odaklı içerik planlaması ile dönüşüm oranlarını artırmaya odaklanıyorlar. Google algoritmalarına adaptasyon konusunda oldukça güncel bir ekipleri var.

10. MetaReach Ajans

MetaReach Ajans, özellikle yapı sektöründe faaliyet gösteren firmalara sunduğu başarılı SEO projeleriyle dikkat çekiyor. Ajansın güçlü yanı, sade ama etkili web siteleriyle, kullanıcı dostu ve Google uyumlu arayüzler oluşturması. Aynı zamanda dönüşüm hunisi tasarımı ve içerik takvimi planlaması ile uzun vadeli SEO başarısı sağlıyorlar.

SEO Ajansı Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Uzmanlık alanları: Her ajansın uzmanlık alanı farklıdır. E-ticaret, kurumsal siteler, lokal SEO gibi farklı alanlarda deneyimli ajansları tercih etmek gerekir.

Referanslar ve başarı hikâyeleri: Daha önce hangi markalarla çalıştığı ve elde ettiği başarılar önemli bir kriterdir.

Şeffaf raporlama: SEO çalışmaları ölçülebilir olmalı. Ajansın aylık olarak neyi nasıl yaptığını size net şekilde aktarması gerekir.

İletişim ve destek: Ulaşılabilir, çözüm odaklı ve güven veren bir iletişim dili, ajans seçiminizde belirleyici olmalı.

SEO Ajansı Fiyatları 2026’da Ne Kadar?

Anahtar kelime analizi Teknik SEO denetimi İçerik stratejisi ve üretimi Backlink çalışmaları Aylık performans raporlaması Bazı ajanslar proje bazlı çalışıyor, diğerleri ise sözleşmeli çalışıyor. Ajanslarla işbirliği yapmak bütçenize ve ihtiyaçlarınıza uygun olacaktır.

SEO ajansı ile çalışmak zorunlu mu?

Zorunlu değil ama oldukça faydalı. SEO, teknik ve sürekli değişen bir alan olduğu için uzman bir ekiple çalışmak daha sağlıklı sonuçlar verir.

SEO ne kadar sürede sonuç verir?

İlk etkiler genellikle 2-3 ay içinde görülmeye başlar. Ancak kalıcı ve istikrarlı sonuçlar için 6-12 aylık bir süreç gereklidir.

SEO ajansı fiyatları neden bu kadar değişken?

Hizmet kapsamı, ajansın deneyimi, hedeflenen sektörün rekabet düzeyi ve kullanılan stratejiler fiyatları doğrudan etkiler.

SEO ajansı seçiminde en kritik kriter nedir?

Referanslar ve stratejik yaklaşım. Sadece sıralama değil, dönüşüm odaklı çalışan, işinizi anlayan ve size özel çözüm sunan ajansları tercih edin.

Freelancer ile ajans arasında ne fark var?

Freelancer’lar genellikle daha uygun fiyatlıdır ancak tek kişiyle çalıştığınız için kapsam sınırlı olabilir. Ajanslar ise ekip çalışmasıyla daha geniş hizmet sunar.