Edirnespor, veda ettiği Nesine 3. Lig’deki son 5 maçından ilkinde bugün deplasmanda Polatlı 1926 Spor Kulübü ile karşı karşıya gelecek.
Nesine 3. Lig 1. Grup’ta 26. hafta programında yer alan 8 karşılaşmadan Polatlı 1926 Spor Kulübü – Edirnespor dahil 4’ü bugün, 4’ü ise yarın oynanacak. Polatlı 1926 Spor Kulübü – Edirnespor karşılaşması Polatlı İlçe Stadı’nda saat 16.00’da başlayacak.
Edirnespor ligin ilk yarısında rakibini Tunca sahasında 1-0 yenmişti.
NESİNE 3. LİG 1. GRUP 265. HAFTA PROGRAMI
24 Mart 2026 Salı
Polatlı 1926 Spor Kulübü – Edirnespor
Polatlı İlçe – 16.00
Bursa Nilüfer Futbol A.Ş. – Yalova Fk 77 Spor Kulübü
İbrahim Yazıcı Nilüfer Stadı – 16.00
Silivrispor – Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş.
Silivri Müjdat Gürsu – 16.00
Kestel Çilek Spor Kulübü – Bulvarspor
Minareli Çavuş Spor Tesisleri – 16.00
25 Mart 2026 Çarşamba
Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. – Galata Spor Kulübü
Alemdağ Stadyumu – 14.00
İnkılap Futbol Spor Kulübü – İnegöl Kafkas Spor Kulübü
Ömerli Stadı – 16.00
Çorlu Spor 1947 – Bursa Yıldırım Spor Kulübü
General Basri Saran – 16.00
Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü – Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü
Etimesgut Belediyesi Atatürk Stadı – 16.00
NESİNE 3. LİG 1. GRUP 25. HAFTA TOPLU SONUÇLAR
Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş . 0-0/Kestel Çilek Spor Kulübü
Edirnespor 0-0 Bursa Nilüfer Futbol A.Ş.
Bursa Yıldırım Spor Kulübü 1-1 Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü
İnegöl Kafkas Spor Kulübü 3-2 Çorlu Spor 1947
Galata Spor Kulübü 0-1 İnkılap Futbol Spor Kulübü
Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. 3-0 Bulvarspor
Yalova Fk 77 Spor Kulübü 0-0 Silivrispor
Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü 0-0 Polatlı 1926 Spor Kulübü
Istranca’ların eteklerine uzanan bir günlük bisiklet gezisi yaptık geçtiğimiz günlerde kardeşim Recep ile birlikte.
Sabah 10.00 çıktığımız gezide Büyükdöllük üzerinden Çömlekakpınar, Hanlıyenice, Küçünlü, Hacılar, Kalkansöğüt, Vaysal, Süleymandanışment, Sarıdanışment, Taşlımüsellim, Kavaklı, Ortakçı ve Karayusuf köyleri üzerinden gerçekleştirdiğimiz gezimizi akşam hava kararırken evlerimize dönerek sonlandırdık.
Açık, hafif rüzgarlı olsa da ilerleyen saatlere doğru ısınan havanın keyfiyle asıldık pedallara. Rampalarda hafif elektrikli desteği ile güç kattık kaslarımıza. Manzaraların güzellikleri, canlanan doğanın görüntüleri ve kokusunu duyumsadık 9 saatlik yolculuğumuz boyunca. Doğayı katledenleri de gözlemleyerek.
Doğa yağan yağmurlarla birlikte canlanmış. Göletler dolu, tarlalar halen yaş, buğday ve kanola tarlalarında verimli görüntü umut veriyor. Ovadaki ağaçlar çiçek açmaya, Istranca eteklerindekiler tomurcuklanmaya başlamış. Hele Vaysal göletinde verdiğimiz molada yerde açan çiçeklerin arasında yaptığımız meyveli, cevizli pikniğe doyamadık.
Kahveler kapalı bir çok köyde. Açık olanlarda ise tek tük yaşlı köylüler. Kahveciler ve bakkallar da yaşlı, bazı köylerde kahvecilik yapacak köylü kalmayınca dışarıdan ithal kahveci getirenler bile var.
Köylerde yaşlanan nüfus, üretim çeşitliliğinin azalması, evlerin bahçelerinin boş kalması azalan ve yaşlanan nüfusa bağlıyor köylerde yaşayan yaşlılar.
Yollar bisiklet için genelde fena değil. Sadece Kalkansöğüt’ten sonra taş ocakları bölgesinde ağır tonajlı kamyonlar nedeniyle her yıl defalarca bozulan, yapılan yollara serilen vahşi mıcır ve yol malzemeleri nedeniyle değil bisikletliler, normal motorlu araçlar için bile işkence haline dönmüş oradaki yollar. Alabildiğine süratli geçen, kaldırdığı toz nedeniyle çevresindeki tarlaları, meraları, ormanları bile zehirleyen taş ocakları Istranca’ların baş belası olmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz cumartesi günü 21 Mart Ormancılık Haftası etkinliği başladı. Yetkililerimiz şimdi çıkacaklar Türkiye’nin muhtemelen ormancılık alanında nasıl ilerlediğini, ağaç dikimi konusunda en ileride olanın ülkemiz olduğunu belirteceklerdir. Önerim Istranca’lara çevirmeleri yönlerini. Gelsinler yapılan tahribatları görsünler. Ormanların nasıl katledildiğini, vahşi madenciliğin Istanca’ları ne hale getirdiğini görsünler ve ondan sonra ormanlar, ormancılık alanında konuşsunlar.
Yakışmıyor o taş ocakları Istranca’lara. Bulgaristan bizden daha küçük olan Istranca’ları koruma altına alıp, gözü gibi bakarken bizim çok daha büyük bir bölgeye yayılmış Istranca’larımızı sadece taş, maden ve RES’ler için adeta talan etmemiz de bize yakışmıyor.
Bir günlük gezi Istranca’ların eteklerine yayılan. Bir tarafı cennet, diğer tarafta cenneti cehenneme çevirmeye kararlı memleketimin aciz yöneticileri ve doymak bilmeyen maden sahipleri.
Ramazan da, bayram da geldi geçti. Arabistan kökenli olsa da ülkemizin de kültürü olarak benimsediğimiz, kurallarını yerine getirmesek de itiraz etmediğimiz, kabullendiğimiz, saygı gösterdiğimiz bir süreç hakkında yazı yazmak bugüne kadar hiç aklıma gelmemişti. Ama bu yıl yaşanan ramazan ve bayramda, şatafat ve uygulamalarla “Artık bitti” sandığımız eski ayrıştırıcı dil yeniden gündeme getirilince sessiz kalamadım.
***
Bir Eğitim Bakanı olmaktan çok bir “Diyanet Görevlisi” modunda tebliğler göndererek okullardan başlayarak topluma yön vereceğini sanan Bakan ve ona uyumlu olarak devreye giren diğer kamu kuruluşları, siyasi partiler ve diğerleri, bu ramazan ayında “Lale Devri” zihniyetini 300 yıl sonra tekrar ülkemize taşımayı başardılar…
Okullar süslendi, öğrencilere iftar sofraları kuruldu, Karagöz Hacivatlı, orta oyunlu, semazenli, kimin ya da hangi devlet veya kamu bütçelerinden ödendiği henüz açıklanmayan şaşaalı iftar sofralarıyla İslam’ın ne kadar büyük, Müslümanların ne kadar zengin olduğu bu iftar sofraları ile kanıtlanmaya çalışıldı…
Gerçi bir ay oyunca amirler iftar sofralarına, memurlar da amirlerinin peşinde bu sofralarda boy göstermek için koşmaktan devlet işleri ve siyaset beklemeye alındı ama şükür ki itibarımız dimdik ayakta kaldı.
Emekliler bu bayramda torunlarına bir harçlık verememenin utancını yaşıyorlardı ama “İtibardan tasarruf olmaz” diyen anlayış “Müslümanlık” dendiğinde şatafatı, israfı, gösterişi, şekilciliği “İslam’ın itibarı” olarak öne çıkarıyordu..
***
300 yıl önce Lale Devri’nde sadece payitahtta, halktan kopmuş çok küçük bir zümre muhtemelen ramazanları böyle kutluyor olabilir.
Ama İslam coğrafyasında ve ülkemizde, Anadolu’da ramazanlarda ne Hacivat ne orta oyunu, ne semazenler yoktu. Ramazan davulu, pide, ailecek yapılan iftarlar sahurlar, geleneksel sosyal yardımlaşmalardan oluşan ramazanlar vardı… Büyüklerden alınan harçlıklar ile gidilen atlıkarıncalar çocuklar için bayramdı. Küsler barışırdı. Hasretler giderilirdi. Ayrıştırıcı değil, Hristiyanlarla, Musevilerle, Ermenilerle birlikte yaşanan bütünleştirici bir süreçti Ramazan ve bayramlar…
***
Milli Eğitim Bakanı bu çıkışlarının elbette İslam’a hiç bir yararının olmayacağını biliyor. Amacı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha başkan olabilmesi için ellerindeki “Biz daha Müslüman’ız” argümanını devlet eliyle kullanarak laiklik ve karşıtlık tartışmasını başlatmak… “Çocuklarımızın Kuranı öğrenmesi sizi niye rahatsız ediyor?” diyen Recep Tayyip Erdoğan ve bu zihniyettekilere kısaca söylemek gerekirse çocuklara Kur’anı ezberletmek öğretmek değildir. Hele bu iş Milli Eğitimin işi hiç değildir. Diyanetin gerekenden çok fazla Kur’an kursları varken bırakın mekteplerde çocuklar çağdaş ve bilimsel konularda eğitilsinler…
Örneğin Enez’de lise aşamasında okuma yazma bilmeyen çocuklar var.. Edirne Müzesi’ni Beyazıd Külliyesi’ni görmeyen öğretmenler öğrenciler var. Ülkede öğretmen ve öğrenciler ölçeğinde kitap okuma yüzdesi % 10’u geçmez. Okullarda kitap okuma grupları, okuma toplulukları kurun… Çocuklara okumayı, araştırmayı öğretin. Sonuçta okumayı öğrenen Kur’anı da okur.
***
Bu yazdıklarımdan CHP de umarım yararlanır. İftar sofrası yarıştırarak değil yoksulun sofrasını zenginleştirmenin yollarını bularak, yeni modeller üreterek ramazana, bayrama doğru ve güzel anlamlar kazandırın. Çoğu oruç tutmadığı halde bu gösterişli, abartılı sofralara katılanlarla düzenlenen bu sofralarla Müslüman kitlelere mesaj verdiğinizi düşünmeyin. Sonuçta verdiğiniz mesajda, adalet yok, tevazu yok, samimiyet yok..
***
Girin halkın arasına.. Sorun bakalım bu iftar sofraları bu şatafat, bu israf için, bu gösteriş için ne düşünüyorlar? Ağızlarını bozmamaya gayret ederek neler söylüyorlar?
Arkadaş diyor ki: “Ben Allah’a inanıyorum, ama dinlere inanmıyorum” Hoppala!.. Arkadaş neden böyle diyor acaba diye düşündüm. Bir zamanlar ben de Kuran’ı okuyup öğrenmeden önce, “Biz dindarız” diyenlerin akıldan, bilimden uzak, gerici, yobaz hallerine bakıp ben de “Eğer dindarlık, AKLINI DEVRE DIŞI BIRAKIP, anlamadan Kuran okumaksa, anlamadan dua etmekse, anlamadan ezan dinlemekse, insanlık, hayvan, bitki alemine fayda üretmek için çabe içinde olmuyorsa; camiden eve, evden camiye, bir cüppe, bir sakal, yerlerde kirlere sürünen örtünmelerle, sıkma başlarla olanları görünce, ben bunların inandığı gibi bir dine inanmıyorum” dediğimi hatırladım. Kuran’ın Türkçe’sini okuduktan sonra, tezimde haklı olduğumu anladım. Çünkü Allah, daha ilk emrinde, “OKU!..” diye emrediyordu!.. “YANİ AKLINI KULLAN, BİLİM YAP!..” DEMEKTİ BU AÇIKÇA. Sonra, onlarca ayet de “AKLINI KULLAN, İNSANLARA, HAYVANLARA, BİTKİLERE, DOĞAYA FAYDALI OLMA YOLUNDA BİLİM VE SANATLA GELİŞMEK İÇİN ÇABALA. HAYIR YOLUNDA, ÇABANA VERECEK OLAN BENİM” diye bildiriyordu!.. Şükür ben, Yaratan’ın hak dinini araştırıp dosdoğrusunu Rabbimin nurlu kitabından öğrendim, ALLAH’A DA, NURLU DİNİNE DE İNANCIM TAM OLDU!..
Arkadaş da Kuran’ı okuyup, hak DİNE inanır ve UYGULAR inşallah.
Kuran’ı Kerim. Sure 5/Ayet 3: Ölü, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan; boğularak veya vurularak veya yukarıdan yuvarlanarak veya başka bir hayvan tarafından süsülerek veya parçalanarak, daha canı üzerindeyken, boğazlanmadan evvel ölen hayvan ile; dikli taşlar üzerine boğazlananlar ve fal okları ile kısmetinizi aramak haram kılınmıştır. Bu hususlar, iteat dairesinden çıkmak demektir. Bu gün kâfir olanlar dininizden ümitlerini kestiler; artık onlardan korkmayın, benden korkun. Ben bugün, dininizi ikmal ettim, üzerinize rahmetimi tamamladım. Sizin için en uygun din olarak islâmı verdim. Her kim ölmemek için günaha meyletmeksizin bunları yiyebilir. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. 3/Ayet 191: Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken, Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler. Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın, seni huşu ile sıkça anarız; bizi cehennem azabından koru!
Edirne’de, Yüksel Yeşil İlkokulu’nda, okula adını veren hayırseverler Yüksel Yeşil ve eşi Şehabettin Yeşil için oluşturulan anma köşesinin açılışı gerçekleştirildi.
Kentte, 1986 yılından bu yana eğitime devam eden Yüksel Yeşil İlkokulu’nda, okul yönetimi ve öğrenciler tarafından anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Okula adını veren hayırseverler Yüksel Yeşil ve eşi Şehabettin Yeşil anısına, okulda anma köşesi yaptırıldı. Yüksel Yeşil’in ölüm yıldönümünde düzenlenen anma köşesinin açılışı, törenle yapıldı. Törene Yüksel Yeşil’in kız kardeşi Nezihe Denizci, yeğenleri ve gelinleri katıldı.
İki hayırseverin de anıldığı programda şair Metin Koca tarafından yazılan ve Yüksel Yeşil İlkokulu’na hediye edilen şiir okundu.
Edirne Valisi Yunus Sezer, eski yerinden taşınarak Sarayiçi futbol sahasının karşısındaki yeni alana kurulacak yeni Kırkpınar Er Meydanı için kamulaştırma sürecinin sürdüğünü belirtti.
Tarihi Sarayiçi yarımadası ve yanı başında, Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı tarafından sürdürülen Edirne Sarayı ihya çalışmaları kapsamında, Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Er Meydanı’nın taşınması kararlaştırıldı. Yeni stadın bölgeye yakın, Sarayiçi futbol sahasının karşısındaki alanda yapılacağı daha önce kamuoyuna açıklanırken, Edirne Valisi Yunus Sezer son gelişmeler hakkında bilgi verdi.
Vali Sezer, yeni stat çalışmaları kapsamında, kamulaştırma sürecinin devam ettiğini belirterek, “Kırkpınar er meydanıyla ilgili olarak bir kamulaştırma süreci devam ediyor şu anda. Hemen oradaki futbol sahasının karşı tarafında. Yani seddenin gerisinde, taşkın sahasının dışında. Orayla ilgili olarak kamulaştırma süreçleri devam ediyor. Bir taraftan da projeye hazırlık çalışmaları devam ediliyor. Bunu da Milli Saraylar Başkanlığımız, Gençlik Spor Bakanlığı’mızla ve belediyeyle görüşerek, çok taraflı, çok yönlü bir şekilde ilimize uygun, 12 ay etkinliklerin olduğu, orada yağlı güreşlerle ilgili ve diğer salon sporlarıyla ilgili 12 ay boyunca etkinliklerin düzenleneceği bir müzesiyle beraber bir yer düşünüyoruz. Bunu Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, Gençlik Spor Bakanlığımız, bizler, Milli Saraylar Başkanlığımız herkes bir çalışma içerisinde. Sarayiçi’nden de uzaklaşmayacak. Çünkü orada da Milli Saraylar Başkanlığı’mızın çalışmaları var. Az önce bahsettiğim Balkan Savaşlarında esir alınan askerlerimizin tutulduğu ve karşı tarafta kazı çalışmaları yapıldı, orada şehitlerimiz bulundu. Büyük ihtimalle çok fazla şehidimizin olacağı bir yer. Dolayısıyla buranın tam ruhuna uygun, bütünlük oluşturacak şekilde orayı tamamlamayı düşünüyoruz” diye konuştu.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TMMOB) Edirne İl Koordinasyon Kurulu’nca su kaynaklarının mevcut durumu, yönetimi ve geleceğine ışık tutmak amacıyla 25 Mart 2026 Çarşamba günü “Edirne’nin Su Kaynakları ve Yönetimi” başlıklı panel gerçekleştirilecek.
Panel, Edirne Barosu Av. Hayrettin Belli Konferans Salonu’nda saat 13.30’da başlayacak. Etkinlikte alanında uzman isimler, Edirne’nin su kültüründen yeraltı su kaynaklarına, su ve sağlık ilişkisinden hukuki boyutlara kadar pek çok başlıkta değerlendirmelerde bulunacak.
Program kapsamında ilk oturum, Osman Candeğer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilecek. Bu bölümde Hüseyin Erkin “Edirne su kültürü: geçmişi ve geleceği”, Bilhan Dalkılıç “Edirne ili su yönetimi”, Can Yılmaz ise “Edirne yeraltı su kaynakları” başlıklarında sunum yapacak.
Saat 15.15’te başlayacak ikinci oturumun moderatörlüğünü Bahattin Yılmaz üstlenecek. Bu oturumda Prof. Dr. Faruk Yorulmaz “su ve sağlık”, Avukat Coşkun Molla ise “su ve hukuk” konularını ele alacak.
Panel, forum bölümü ve kapanış ile sona erecek.
Etkinlik, Edirne Valiliği, Edirne Belediyesi ve ilgili meslek odalarının katkılarıyla gerçekleştirilecek.
Su kaynaklarının giderek daha kritik hale geldiği günümüzde, panelin Edirne özelinde önemli bir farkındalık yaratması bekleniyor.
Edirne Valisi Yunus Sezer, 26 Mart Balkan Şehitleri’ni Anma Günü etkinlikleri kapsamında, Türkiye savunma sanayisinden araçların sergileneceği ‘Trakya Milli ve Yerli Sistemlerle Edirne’de Buluşuyor’ etkinliği düzenleneceğini açıkladı.
Vali Sezer, Edirne’de 26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü etkinlikleri kapsamında kentte düzenlenecek etkinliklere yönelik açıklama yaptı. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Selimiye Camisi meydanında basın mensuplarına konuşan Vali Sezer, bu yıl etkinliklerin, önceki yıllardan daha farklı olacağını belirtti.
SELİMİYE MEYDANI’NDA SAVUNMA SİSTEMLERİ SERGİSİ
Anma etkinliği kapsamında Selimiye Camisi meydanında, Türkiye savunma sanayisinden araçların sergileneceği ‘Trakya Milli ve Yerli Sistemlerle Edirne’de Buluşuyor’ etkinliği düzenleneceğini dile getiren Sezer, “Bu sene birinci Ordu Komutanlığı’mızın ve Milli Savunma Bakanlığımızın destekleriyle Trakya bölgesinde daha önce yapıldı mı bilmiyorum ama Edirne’mizde mini bir savunma fuarını yapacağız. Burada özellikle 50 adet milli ve yerli sistemi sergileyeceğiz. Milli Savunma Üniversitemizin, Makine Kimya’nın, ASFAT’ın, BAYKAR, TUSAŞ, ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN gibi milli savunma şirketlerimizin yapmış oldukları, hepimizin göğsünü kabartan, savunma sanayine ait bütün ürünler burada sergilenecek, silahlar sergilenecek. Bayraktar Akıncı’nın insansız hava aracı gibi araçları da hem gençlerimize, hem Edirne’mize tanıtma imkanımız olacak” dedi.
’57. ALAY YÜRÜYÜŞÜ, ATAK HELİKOPTERLERİ VE F-16 GÖSTERİSİ OLACAK’
Törende, Çanakkale Savaşları’nda destan yazan ve bu yıl yeniden kurulan 57’nci Alay’ın da yürüyüş yapacağını kaydeden Sezer, “Bu sene Çanakkale Savaşı’nda bir destan yazan ve yeniden kurulan 57’nci Alay, Çanakkale Savaşı’nda olduğu gibi o dönemki giysileriyle beraber bir gösteri yürüyüşü de gerçekleştirecekler. Yine Atak helikopterlerimizin burada bir saygı uçuşu olacak ve F-16’larımızın da yine burada Balkan şehitlerimizin adına, onların manevi ruhaniyetleri adına burada bir saygı uçuşları gerçekleştirilecek. Yine Milli Savunma Bakanlığımızın mehteran takımının ki çok büyük bir mehteran takımı; onların da yine burada bir gösterisi olacak. Beşinci kolordu komutanlığımızın bando konseri olacak. Komando yeminimizle beraber bu seneki anma etkinliğimizi atalarımızdan, Balkan şehitlerimizden aldığımız emaneti orada bırakmadık, daha iyi noktalara taşıdık. Onların da torunlarıyla gurur duyabilecekleri, askerlerimizle, Şükrü Paşa’nın izini takip eden paşalarımızla gurur duyacakları bir etkinliği Milli Savunma Bakanlığımız, Birinci Ordu Komutanlığımız ve Garnizon Komutanlığımızla beraber koordine halinde gerçekleştireceğiz” diye konuştu.
Tüm Edirnelileri, Perşembe günü Selimiye meydanına davet eden Vali Yunus Sezer, “Buradan bütün hemşerilerimizi Perşembe günü yapılacak olan etkinliğe davet ediyoruz. Okullarımız da burada Milli Eğitim’le beraber gezi düzenleyecekler. Yine üniversitemiz aynı şekilde. Gün boyunca burada etkinliklerimiz devam edecek. Ramazan etkinliğinde olduğu gibi hemşerilerimizin de Edirne’miz açısından önemli olan bugün de bu alanda olmalarını canı gönülden istiyorum” şeklinde konuştu.
İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, Nevruz’un Türk milletinin köklü tarihinden gelen, birlik, diriliş ve baharın simgesi olan kadim bir bayram olduğunu belirtirken, ancak bu anlamlı günün; ayrıştırıcı söylemlerin, bölücü propagandaların ya da terör unsurlarının gölgesinde anılmasının asla kabul edilemeyeceğini söyledi.
İYİ Parti İl Başkanı Şahin, Nevruz kutlamaları dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada şunlara yer verdi:
“Nevruz kutlamaları adı altında ortaya çıkan bazı görüntüler, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve milletimizin birliğine yönelik ciddi bir meydan okuma niteliği taşımaktadır. Bu tablo karşısında sessiz kalanların varlığı ise ayrıca düşündürücüdür.
Unutulmamalıdır ki; bu tür taşkınlıklar ve provokasyonlar gelip geçici olabilir, ancak geride bıraktığı izler kalıcıdır. Gün geldiğinde herkesin nerede durduğu, hangi değerlere sahip çıktığı açıkça ortaya çıkacaktır. O gün geldiğinde, kim milletin yanında durmuş, kim farklı hesapların peşine düşmüş, net bir şekilde görülecektir.
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, Türk Bayrağı’nın olmadığı bir ortamda paçavraların ve bebek katili teröristlerin öne çıkarılması kabul edilemez bir durumdur. Bu ülkenin ortak değeri, ortak paydası bellidir. Bu değerler etrafında birleşmek yerine ayrıştırıcı tutum sergileyen anlayışlar, toplumsal barışa zarar vermektedir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu devlet, büyük bedeller ödenerek inşa edilmiştir. Bu vatan fedakarlık, mücadele ve birlik ruhu ile kazanılmıştır. Bu nedenle, hiçbir kişi ya da yapı, milletimizin ortak değerlerini hedef alacak şekilde hareket edemez, etmemelidir.
Nevruz, Türk milletinin köklü tarihinden gelen, birlik, diriliş ve baharın simgesi olan kadim bir bayramdır. Ancak bu anlamlı günün; ayrıştırıcı söylemlerin, bölücü propagandaların ya da terör unsurlarının gölgesinde anılması asla kabul edilemez. Kültürel değerler, toplumu bir araya getirmek için vardır; ayrıştırmak için değil.
Türkiye Cumhuriyeti, farklılıklarıyla güçlü olan bir devlettir. Ancak bu güç, ortak değerler etrafında birleşmekle mümkündür. Hiç kimse, bu birliği zedeleyecek, toplumu ayrıştıracak, devlete meydan okuma anlamı taşıyacak eylemleri meşrulaştıramaz.
Bizler, bu ülkenin her sokağının, her caddesinin bu milletin ortak değeri olduğuna inanıyoruz. Bu bilinçle; devletimizin bütünlüğüne, milletimizin birliğine ve Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Bu günler elbette geçecektir. Ancak yaşananlar unutulmayacak, milletimizin hafızasında yerini koruyacaktır. Önemli olan, bu süreçte kimin hangi tarafta durduğudur.”
Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu ve beraberinde Kadın Kolları Başkanı Emine Katırcı, Sosyal Faaliyetler ve Halkla İlişkiler Birimi Başkanı Zuhal Demir, Engelliler Birimi Başkanı Kadir Varol ile Yesevi Arama Kurtarma (YAK) üyeleri Recep Katırcı ve Atilla Savcı, şehit ve gazi ailelerini ziyaret etti.
Heyet, ilk olarak 2016 yılında Mardin Midyat’ta şehit düşen Polis Memuru Nefise Çetin Özsoy’un annesi Hafize Çetin ve babası Süleyman Çetin’i evlerinde ziyaret etti. Ziyarette Çetin ailesinin bayramı kutlanırken, şehidin aziz hatırası bir kez daha yad edildi.
Cankaloğlu ve beraberindeki heyetin bir sonraki durağı ise Kıbrıs Gazisi ve Edirne Muharip Gaziler Derneği Başkanı Ahmet İsmailoğlu oldu. İsmailoğlu’nun evinde gerçekleşen ziyarette duygusal anlar yaşanırken, gazinin hatıraları dinlendi ve kendisine sağlıklı, huzurlu bir ömür temennisinde bulunuldu.
Ziyaretler sırasında konuşan Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu, şehit ve gazi ailelerinin milletin en kıymetli emanetleri olduğunu vurgulayarak, “Şehitlerimizin bizlere emaneti olan aileleri ve kahraman gazilerimiz her zaman başımızın tacıdır. Onların yanında olmak, gönüllerine dokunmak bizim en önemli sorumluluklarımızdan biridir.” dedi.
Yesevi Hareketi Derneği’nin bu tür ziyaretlerle toplumsal dayanışmayı güçlendirmeye devam edeceği belirtildi.