SEDAT ELMACI VEFAT ETTİ

Karaağaç semti sakinlerinden merhum Remzi Elmacı ve merhume Sakibe İsmet Elmacı’nın oğulları, Nahide Elmacı’nın eşi, Çağla Elmacı ve Sergen Elmacı’nın babaları Sedat Elmacı vefat etti. Merhum dün öğle namazını takiben Karaağaç Eski Camide kılınan cenaze namazının ardından Karaağaç Mezarlığında toprağa verildi.

Toplu taşımada zam sinyali!

Olgay GÜLER

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında yaşanan gerilimde, Hürmüz Boğazı’nın yeniden seyrüsefere açılmasıyla ilgili belirsizlikler, küresel piyasalardaki petrol fiyatlarını arttırınca, Türkiye’deki toplu taşıma sektörü yeniden zorlanmaya başladı.

Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik ve jeopolitik gerilimler, küresel bazda petrol fiyatlarının tekrar yükselmesine neden oldu. Türkiye’de, mazotun litresi 82 liraya çıkarken, daha da artması bekleniyor. Artan akaryakıt fiyatlarından en çok etkilenen sektörlerin başındaysa ulaşım geliyor. Edirne Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Aytaç Dilci, eylül ayı tahminlerine göre mazotun 95 lirayı bulmasının beklendiğini söyleyerek, şu anki taşıma ücretleriyle hizmeti sürdürmelerinin mümkün olmadığını söyledi.

‘EYLÜL AYINDA 95 LİRA’DAN BAHSEDİLİYOR’

Hürmüz Boğazı’ndaki krizle birlikte, akaryakıttaki gidişatın öngörülebilir olmadığına dikkat çeken Oda Başkanı Dilci, “En son Hürmüz Boğazı krizinden beri hiç kimse bu ülkede akaryakıtın ne olacağını, ne zaman düşeceğini, ne zaman çıkacağını kestiremiyor. Biz bu yaz döneminde zam almadan geçiririz diye düşünüyorduk. Böyle bir talebimiz de olmadı belediyeden. Ancak tekrar akaryakıtın son 15 günde yükselişe geçmesi dolayısıyla bir tedbir almamız gerekiyor. Taksiciler konusunda da zam taleplerimiz olmasına rağmen o dönemde akaryakıttaki düşüş nedeniyle talebi de geri çektik. Bunu da neden yaptık? Eğer akaryakıta zam gelmeyecekse biz de böyle idare ederiz, ne yolcumuz, ne biz herhangi bir sıkıntı yaşamadan götürürüz dedik. Ancak geldiğimiz noktada akaryakıt fiyatlarının ki eylül ayı tahminlerini aldığımızda 95 liralardan bahsediliyor. Şu anda da zaten 82 lira civarı ve bu akşam da bize akaryakıt firmasından gelen mesajı sizinle de paylaştım; zam beklentisi var ve bu zamlar da devam ediyor. Bugün için bize gelen yaklaşık 5 lira 96 kuruş bir zam beklentisi var. Bunlar da bizi tabii yoruyor. 7,95 zam var. 5 lira 96 TL’si pompa satış fiyatına yansıyacak. Bu da bizim işimizi iyice güçleştiriyor” dedi.

‘FİYATLAR BAŞ EDEBİLECEĞİMİZ SEVİYEYİ AŞTI’

Akaryakıt artışı nedeniyle tekrar Edirne Belediyesi’nden zam talebinde bulunmak zorunda kalacaklarını söyleyen Dilci, “Tekrar belediyeden zam talebinde bulunmak zorunda kalacağız. Bunu da belediyenin bize bir an önce vermesi lazım. Çünkü artık burada kar amacından çok hizmetin sürdürülebilir olmasını sağlamak zorundayız. Bu tabii hem bizim açımızdan hem belediye açısından. Çünkü biz bir anlamda belediyenin adına kamu hizmeti yapıyoruz. Yani yolcularımız bazen bizi eleştiriyor. Şundan da çok muzdaribiz; her seferinde sadece minibüs ücretlerine yapılan zamlar çok eleştiriliyor. En fazla tepki onlar oluyor. Yani doğaldır çünkü minibüsü kullanan yolcu sayısı, Edirneli sayısı çok fazla. Belki de onlar oluyor. Buna bir şey demiyorum ama anlayışla karşılamalarını da bekliyorum. Çünkü akaryakıt fiyatları bizim baş edebileceğimiz seviyeyi aştı. O yüzden anlayış bekliyoruz” diye konuştu.

‘HEM TAKSİ, HEM MİNİBÜS İÇİN ZAM TALEBİMİZ OLACAK’

Eylül ayı belediye meclisinde hem taksi, hem de minibüs esnafı için zam taleplerinin olacağını belirten Dilci, “95 liralardan bahsedilen bir akaryakıtla bizim bu hizmeti sürdürmemiz imkansız. Artı günlük 10-12 bin taşıdığımız bedava yolcu var. Bunlarda belediyemiz elinden geldiğince yardım ediyor. Ancak belediyenin de durumu ortada. Bir taraftan hizmet etmeye, asfalt yapmaya çalışıyor, bir yandan yolları yapmaya çalışıyor, bir yandan da bu hizmetleri sürdürmemiz için bize destek olmaya çalışıyor. Kendi gücünce bir şeyler yapmaya çalışıyor. Önümüzdeki ay tahminim meclise bir talebimiz olacak. Taksi ücretleri için yaptık. Minibüs ücretleri için de talebimiz olacak. Artık belediye meclisinden bu konuyla ilgili bir karar bekleyeceğiz. Halkımızdan da anlayış bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Gaytancıoğlu: Her gün zam!

CHP önceki dönem Edirne Milletvekili Prof. Dr. Okan Gaytancıoğlu, art arda gelen zamları eleştirerek, “Gün geçtikçe yoksullaşıyoruz” dedi.

Gaytancıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, son dönemde art arda gelen zamları ve vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları gündeme taşıdı.

“Zamlar ve Çöküş” başlığıyla yaptığı paylaşımına, “Her gün sabaha zam haberi ile uyanmak yormaya başladı” sözleriyle başlayan Gaytancıoğlu, akaryakıttan temel gıda ürünlerine kadar çok sayıda kalemde fiyat artışlarının yaşandığını ifade etti.

Gaytancıoğlu, paylaşımında “Benzine zam, mazota zam, peynire zam, ekmeğe zam, şekere zam, una zam, vergilere zam, harçlara zam, vs. her şeye zam üstüne zam” ifadelerini kullandı.

“AKARYAKITA ZAM, HER ŞEYE ZAM”

Akaryakıt fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Gaytancıoğlu, benzinin litresinin bir ay önce 61 TL olduğunu, şimdi ise 70 TL’ye yükseldiğini; motorin fiyatının ise 62 TL’den 80 TL’ye dayandığını belirtti.

“Benzin ve mazota zam gelince her şeye zam geliyor” diyen Gaytancıoğlu, iki aylık dönemde benzin ve motor fiyatlarında neredeyse yüzde 40 oranında artış yaşandığını savundu.

“EMEKLİ HÂLÂ 23 BİN 500 TL ALIYOR”

Temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarına da değinen Gaytancıoğlu, bir simidin 20 TL olduğunu belirtirken, yoksulluk sınırını 108 bin TL olarak ifade etti.

Emekli aylıklarına da dikkat çeken Gaytancıoğlu, “Ama emekli hâlâ 23.500 TL alıyor” ifadelerini kullandı.

Gaytancıoğlu, paylaşımının sonunda hükümete yönelik eleştirisini, “Devleti yönetenler kendi kemerlerini sıkmıyor, ama milletimizden açlıkla mücadele etmesini istiyor. Gün geçtikçe yoksullaşıyoruz” sözleriyle dile getirdi.

EDOSK komşunun zirvesinde

Edirne Doğa Sporları Spor Kulübü (EDOSK) Dağcılık ve Dağ Yürüyüşleri Ekibi üyeleri, planlı faaliyetleri kapsamında Bulgaristan’da bulunan Pirin Dağları’nda zirve tırmanışları gerçekleştirdi. Pirin Dağları Milli Parkı içerisinde düzenlenen etkinlik boyunca ekip, Balkanlar’ın en yüksek noktaları arasında yer alan zirvelere ulaşırken bölgenin doğal alanlarında çeşitli doğa aktivitelerine de katıldı.

Bansko Kayak Merkezi yakınlarında konaklayan EDOSK ekibi, dağ yürüyüşlerine Vihren Dağ Evi’nden başladı. Faaliyetin ilk gününde kayalık ve dik yamaçlardan ilerleyen sporcular, yağmurlu hava koşullarına rağmen 2.746 metre rakımlı Todorka zirvesine ulaşarak parkuru başarıyla tamamladı.

Etkinliğin ikinci gününde ise ekip, Pirin Dağları’nın en yüksek zirvesi olan Vihren’e doğru yola çıktı. Zorlu ve dik bir rota boyunca ilerleyen sporcular, 2.914 metre rakımlı Vihren zirvesine başarıyla ulaştı. Zirvede günün anısına fotoğraflar çeken ekip, ardından inişe geçerek tırmanışı sağlıklı ve kazasız bir şekilde tamamladı ve konaklama alanına döndü.

Üç gün boyunca Pirin Dağları Milli Parkı’nın eşsiz doğal güzellikleri içerisinde zirve tırmanışları, dağ yürüyüşleri ve çeşitli doğa aktiviteleri gerçekleştiren EDOSK ekibi, program kapsamında 29’uncu kez düzenlenen Bansko Caz Festivali’ne de katıldı. Böylece spor, doğa ve kültürün bir araya geldiği renkli ve dolu dolu bir faaliyet gerçekleştirildi.

EDOSK yönetimi konuya ilişkin paylaşımında, “Pirin Dağları’ndaki zorlu parkurları başarıyla tamamlayan Dağcılık ve Dağ Yürüyüşleri Ekibimizi kutluyor, sporcularımıza bundan sonraki faaliyetlerinde de sağlıklı, güvenli ve keyifli yürüyüşler diliyoruz” ifadelerine yer verdi.

TÜ’ne Edirne Dijital Kent Arşiv Merkezi

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler ve beraberindeki heyet, “Maritsa Timeless Journey (Time<)” projesi kapsamında Edirne Dijital Kent Arşiv Merkezi olarak kente kazandırılması planlanan Kaleiçi’ndeki İtalyan Kilisesi ve Ek Binaları Yerleşkesi’nde devam eden çalışmaları inceledi.

Avrupa Birliği tarafından INTERREG VI-A IPA Bulgaristan–Türkiye 2021–2027 Programı kapsamında desteklenen, BGTR0200100 numaralı ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şule Yılmaz Erten’in yürütücülüğünü üstlendiği proje ile yerleşkenin dijital arşiv ve kültürel miras merkezine dönüştürülmesi hedefleniyor.

Proje alanını gezen Rektör Hatipler ve beraberindeki heyet, renovasyon ve altyapı iyileştirme çalışmaları hakkında yüklenici firma yetkilisi Damla Kaya’dan bilgi aldı. Proje yürütücüsü Doç. Dr. Şule Yılmaz Erten de mevcut durum, merkezin kullanım alanlarıyla yapılacak uygulamalara ilişkin sunum yaptı.

Edirne Dijital Kent Arşiv Merkezi ile kentin tarihî ve kültürel mirasının dijital ortamda korunarak gelecek kuşaklara aktarılması, kültürel görünürlüğünün ve sürdürülebilir turizm potansiyelinin artırılması amaçlanıyor. İncelemelerde, projenin üniversite-kent iş birliğine ve Edirne’nin kültürel mirasının tanıtılmasına sağlayacağı katkılar üzerinde duruldu.

Heyette Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Eylem Bayır, Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semiha Kartal, Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esma Mıhlayanlar, Proje Koordinasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Sertaç Arabacıoğlu, proje ekibinden Dr. Öğr. Üyesi Banu Gökmen ve Şube Müdürü Seda Çiftçi yer aldı. Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç da heyetle birlikte incelemelerde bulundu.

TÜ yeni öğrencilerini bekliyor

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, YKS ve tercih sürecini tamamlayan üniversite adaylarına seslenerek, “Şimdi heyecanla yerleştirme sonuçlarını ve aramıza katılacak yeni öğrencilerimizi bekliyoruz” dedi. Hatipler, Trakya Üniversitesi’ni tercih eden gençlerle buluşmayı sabırsızlıkla beklediklerini söyledi.

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ardından tercih sürecinin de tamamlanmasıyla birlikte üniversite adaylarının gözü yerleştirme sonuçlarına çevrildi. Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, sonuçları bekleyen adaylara yönelik bir mesaj yayımlayarak başarı, mutluluk ve umut dolu bir eğitim hayatı diledi.

Adayların yoğun bir emeğin ardından tercih sürecini de tamamlayarak hayatlarının önemli bir aşamasını geride bıraktığını belirten Hatipler, yapılan tercihlerin adaylar ve aileleri için hayırlı olmasını temenni etti.

Üniversite hayatının yalnızca bir mesleğe hazırlanılan dönem olmadığını ifade eden Hatipler, bunun aynı zamanda gençlerin kendilerini tanıyacakları, yeni dostluklar kuracakları ve akademik, sosyal ve kültürel açıdan gelişecekleri değerli bir yolculuk olduğunu vurguladı.

“Köklü geçmişimizi anlattık”

Trakya Üniversitesi olarak tercih süreci boyunca adaylara üniversitenin köklü geçmişi, güçlü akademik yapısı, eğitim ve araştırma olanakları ile kampüs yaşamını anlatmaya gayret ettiklerini belirten Hatipler, üniversitenin geleceğe yönelik vizyonuna da dikkat çekti.

Hatipler, “Geleceğe Köprü” vizyonuyla öğrencileri düşünen, sorgulayan, üreten ve topluma değer katan bireyler olarak geleceğe hazırladıklarını ifade ederek, Edirne’nin tarih ve kültürünün yanı sıra bilimle de öne çıkan bir şehir olduğuna işaret etti.

“Tüm imkânlarımızla hazırız”

Trakya Üniversitesi’nin yeni öğrencilerine nitelikli bir eğitim ortamı sunmaya, akademik, sosyal ve kültürel gelişimlerini desteklemeye hazır olduğunu kaydeden Hatipler, gençlerin hayallerine giden yolda yanlarında olmak için üniversitenin tüm imkânlarını seferber edeceğini belirtti.

Hatipler mesajının sonunda ise yerleştirme sonuçlarının açıklanmasını heyecanla beklediklerini ifade ederek, Trakya Üniversitesi’ni tercih eden gençlerle buluşmayı sabırsızlıkla beklediklerini söyledi.

Prof. Dr. Mustafa Hatipler, tüm üniversite adaylarına “başarı, mutluluk ve umut dolu bir eğitim hayatı” dileğinde bulundu.

Saadet’ten ‘motokurye’ raporu

HABER MERKEZİSaadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Türkiye’de Motokuryelerin Karşılaştığı Sorunlar ve Çözüm Önerileri” konusu ele alındı.

Motokuryelerin karşı karşıya bulunduğu iş sağlığı ve güvenliği riskleri, güvencesiz çalışma modelleri, sosyal güvenlik sorunları, teslimat süresi baskısı, trafik altyapısından kaynaklanan problemler ve artan maliyetler kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiş; çalışma şartlarının iyileştirilmesine, sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesine ve daha güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasına yönelik çözüm önerilerine yer verilen raporda, “Motokuryeler, e-ticaretin ve dijital platform ekonomisinin büyümesiyle şehir yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ancak sektör hızla gelişirken, çalışanların hakları, sosyal güvenceleri ve çalışma koşulları aynı ölçüde iyileştirilememiştir.

Motokuryeler; yoğun trafik, olumsuz hava şartları, teslimat süresi baskısı ve güvencesiz çalışma modelleri nedeniyle her gün ciddi risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Artan yakıt, bakım ve ekipman maliyetleri de ekonomik yüklerini ağırlaştırmaktadır. Ayrıca mevcut trafik altyapısı ve mesleki eğitim sistemi, motosiklet kullanıcılarının ihtiyaçlarını yeterince karşılayamamaktadır.

Motokuryelerin daha güvenli ve insana yakışır koşullarda çalışabilmesi için sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesi, iş güvenliği standartlarının geliştirilmesi, platform şirketlerinin uygulamalarının yeniden düzenlenmesi, ileri sürüş eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve motosiklet dostu ulaşım politikalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Motokuryelerin karşılaştığı sorunların çözülmesi, yalnızca onların çalışma hayatını iyileştirmekle kalmayacak; trafik güvenliğinin artırılmasına, hizmet kalitesinin yükselmesine ve şehir yaşamının daha güvenli ve sürdürülebilir hale gelmesine de önemli katkı sağlayacaktır”  ifadelerine yer verildi.

Söz konusu rapora ilaveten yapılan “Motokuryeler yalnız değildir; emek ve can güvenliği korunmalıdır” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:

“Son yıllarda e-ticaretin ve dijital platform ekonomisinin hızla büyümesiyle birlikte motokuryeler, şehir hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Vatandaşlarımızın günlük ihtiyaçlarının karşılanmasında büyük bir özveriyle görev yapan motokuryeler, bugün ekonominin ve sosyal hayatın görünmeyen kahramanlarıdır.

Ancak ne yazık ki bu büyüme, çalışanların hakları ve çalışma şartlarıyla aynı oranda desteklenmemiştir. Her gün yoğun trafikte, olumsuz hava koşullarında ve büyük bir zaman baskısı altında görev yapan motokuryeler; can güvenliği, sosyal güvence ve ekonomik haklar bakımından ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Bir siparişin birkaç dakika erken ulaşması için hiçbir insanın hayatı riske atılamaz. İnsan hayatı, teslimat hızından da ticari kazançtan da daha değerlidir. Bugün birçok motokurye, artan yakıt ve bakım maliyetleri, yüksek ekipman giderleri ve düzensiz gelir nedeniyle ağır ekonomik şartlar altında çalışmaktadır. Bunun yanında, güvencesiz çalışma modelleri ve performans odaklı sistemler çalışanlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Bu tablo, yalnızca çalışanların değil, toplumun tamamının ortak sorunudur.

Saadet Partisi olarak inanıyoruz ki çalışma hayatının temelinde insan onuru vardır. Emeği korumayan, çalışanını güvence altına almayan ve insan hayatını ikinci plana iten hiçbir ekonomik anlayış sürdürülebilir değildir. Kalkınma; yalnızca rakamların büyümesi değil, insanın hakkının korunmasıyla anlam kazanır.

Bu anlayışla motokuryelerin çalışma şartlarının iyileştirilmesini, sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesini, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının yükseltilmesini, platform şirketlerinin çalışma uygulamalarının insan hayatını önceleyen bir anlayışla yeniden düzenlenmesini ve şehir içi ulaşım politikalarının motosiklet kullanıcılarını da dikkate alacak şekilde geliştirilmesini gerekli görüyoruz.

Ayrıca ileri sürüş eğitimlerinin yaygınlaştırılması, koruyucu ekipman kullanımının teşvik edilmesi ve trafik altyapısının motosiklet kullanıcıları açısından daha güvenli hale getirilmesi de ertelenemez ihtiyaçlar arasındadır.

Milli Görüş, emeği kutsal gören, insanı merkeze alan ve adil paylaşımı esas alan bir anlayışın adıdır. Saadet Partisi olarak, alın terinin karşılığını bulduğu, çalışanların haklarının korunduğu ve hiçbir emekçinin ekmeği ile can güvenliği arasında tercih yapmak zorunda kalmadığı bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Çünkü güçlü bir Türkiye, ancak emeğin değer gördüğü, adaletin hâkim olduğu ve insan hayatının her türlü ekonomik hesabın üzerinde tutulduğu bir düzenle mümkündür.”

Burhan Engin’den Gencan ve ekibine teşekkür

Edirne Belediyesi, Kaleiçi Bölgesi’nde Mithatpaşa ve Dilaverbey mahallelerini kapsayan içme suyu altyapı çalışmalarını tamamlayarak yeni hatları devreye alırken semt sakinleri Başkan Filiz Gencan ve ekibine teşekkür ediyor. Kaleiçi’nde 1990 yılından bu yana ikamet eden Burhan Engin isimli vatandaş, sularının sorunsuz bir şekilde akmaya başladığını kaydetti.

Kaleiçi bölgesinde ev ve iş yerlerinin yeni hatlara abone bağlantıları tamamlandı. Yeni sistemin devreye alınmasıyla birlikte bölgede uzun yıllardır yaşanan düşük su basıncı ve yetersiz su temini sorunu da çözüme kavuşturulmuş oldu. Belediye bu hizmetiyle içme suyunun daha sağlıklı ve düzenli şekilde ulaştırılmasını sağlayan yeni altyapıyla Kaleiçi’nin uzun vadeli ihtiyaçlarına cevap verecek önemli bir yatırımı gerçekleştirdi.

 BURHAN ENGİN’DEN BAŞKAN FİLİZ GENCAN’A TEŞEKKÜR

Kaleiçi’nde 1990 yılından bu yana ikamet eden Burhan Engin isimli semt sakini başta Belediye Başkanı Filiz Gencan olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür etti. İçme suyu konusunda sorunlarının kalmadığını kaydeden Burhan Engin, “İçme suyu alt yapısı inşaatı sırasında bozulan yollarımız ve kaldırımlarımız yenileniyor. Uzun yıllardır içme suyu sıkıntımız vardı. Artık bu ortadan kalktı. Kaleiçi sakini olarak emeği geçenlere teşekkür ediyoruz” dedi.

“TÜM EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR EDİYODUZ”

Burhan Engin başta Belediye Başkanı Filiz Gencan olmak üzere aşağıda emeği geçenlere semt halkı adına teşekkür etti:

“Belediye Başkan Yardımcısı Sefa Erfa, Fen İşleri Müdürü Ali Güzey, Su Kanal Müdürü Ayhan Özer, Su Kanal Müdür Yardımcısı Ahmet Çapraz, Ulaştırma Müdürü Mustafa Çelik, Su Kanal Şefi Murat Bey, Kanalizasyon kapak şefi Ziya Bey, Kanalizasyon Kapak Sorumlusu Yaşar Bey, Mühendis Cem Bey, Genel Koordinatör Ece Hanım, Sorumlu Ramazan Bey, Sorumlu Göktuğ Bey, Kepçe Operatörü Ensari Bey, Kum Tesviyecisi İmdat Bey. Kepçe operatörü Barış Bey, Taş Dizici (Küçük) Kamazan Bey, Su Baglantı Ustası Sinan Bey, Kepçe operatörü Yener Bey, Su Baglantı Ustası Hasan Bey, Parke Ustası, Seytullah Bey, Mahalle Muhtarımız Turgut Sarıbaşak ve Trafik Şube Müdürlüğüne, Komşum Ercan Mete Bey.”

Mithatpaşa’dan Gencan’a ‘altyapı’ teşekkürü

Olgay GÜLER

Edirne’de 2025 yılının son döneminde içme suyu hattı yenileme çalışmalarının başladığı Kaleiçi’ndeki Mithatpaşa Mahallesi Muhtarı Turgut Sarıbaşak, çalışmaların yüzde 90 oranında tamamlandığını belirtti.

Edirne Kaleiçi semtinde devam eden altyapı ve üstyapı çalışmaları, Mithatpaşa Mahallesi’nde bitme noktasına geldi. Çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Mithatpaşa mahalle muhtarı Turgut Sarıbaşak, altyapının tamamen bitirildiğini, asfaltlama ve kaldırım çalışmalarında da sona gelindiğini söyledi.

Hizmetlerinden dolayı Edirne Belediyesi’ne ve Başkan Filiz Gencan’a teşekkür eden Muhtar Sarıbaşak; “2025 yılı sonunda başladığımız altyapı çalışmalarımız tamamlandı. Şu an itibariyle sadece asfalt atılmamış iki sokağımız kaldı. Yüzde 90, yüzde 95 oranında mahallemizdeki çalışmalar bitti diyebilirim. Mahalle halkımız zorlandı bir süre ama bitmesinden hepimiz çok mutlu olduk. Çalışmalarda emeği geçen başta Belediye Başkanımız Filiz Gencan olmak üzere tüm belediye çalışanlarımıza çok teşekkür ederim. Yağmur yağdı, yeri geldi 2 ay çalışmalar durdu, aksadı ama bu kadar kısa sürede de yetişti. Eski şebeke hatlarında birçok sorunlar oluyordu ama yeni hatlar bağlanmasıyla bunların önüne geçildi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

MANKURT, OBLOMOV, KÖRLEŞME

Orta Asya efsanelerinde geçen, belleğini yitirmiş, öz benliğini ve kimliğini kaybetmiş, kendine verilen komutları sorgulamadan körü körüne yerine getiren bilinçsiz kölelere mankurt denir. Eski bir işkence yöntemidir. Esir alınan kişilerin saçları kazınır, kafalarına ıslak deve derisi gerilerek bağlanır ve güneş altında bırakılır. Kuruyup gerilen deri insanın kafasını mengene gibi sıkarak büyük acı verir ve kişinin hafızasını yitirmesine yol açar.

Cengiz Aytmatov’un unutulmaz eserlerinden‘Gün Olur Asra Bedel’ romanında anlatılan Nayman Ana Efsanesi’nde oğlu mankurt yapılan bir ananın hikayesi anlatılır. Ülkeyi işgal eden bir kavim esir aldığı kişileri ya satarmış ya da mankurt yaparmış. Nayman Ana’nın oğlu da esir düşmüş. Ana, oğlunu aramak için yollara düşmüş ve bulmuş da. Ona kim olduğunu anımsatmaya çalışmış günlerce. Mankurt oğlunun efendileri fark etmiş Nayman Ana’yı ve emir vermişler oğluna; öldür. Nayman Ana yine kendini anlatmak, oğlunu caydırmak için gelmişken mankurt oğlu saklandığı yerden çıkmış ve annesini kalbinden vurmuş.

Günümüzdeki anlamına gelirsek; kendi değerlerine yabancılaşma, köklerini, kültürünü ve toplumsal değerlerini unutan başka güçlerin ve ideolojilerin çıkarları doğrultusunda kendi halkına ve de ailesine bile yabancılaşan, ihanet eden kişiler için mecazi olarak kullanılır. Sürü psikolojisi, düşünme yetisini yitirmiş, otoriteye ve kitleleri yönlendiren iradeye hiçbir şeyi sorgulamadan boyun eğen insanın durumunu ifade eder.

İnsanlık tarihi derslerle doludur. Çağın yazarları, aydınları bu bilgileri bizlere anlatırlar ama ders çıkarıyor muyuz? Bugün mankurtlaştırma yoktur diyebilir miyiz? Sadece deve derisi işkencesi yoktur ama toplumu tümden mankurtlaştırma istediği hiç bitmedi.

Dünün mankurtları bugün hiçbir işkenceye maruz kalmadan Oblomov olarak karşımıza çıkmaktadır.İvan Gonçarov’un Oblomov romanı buna örnektir. Soylu bir aileden gelen Oblomov’un aşırı tembelliği, eylemsizliği ve hayatı sürekli ertelemesi mankurtlaştığının kanıtıdır. Romanın yazıldığı çağda Rus aristokrasisinin çöküşünü anlatan roman bugün tüm insanlığın çöküşünü de simgelemektedir. Dün işkence ile mankurt olan insan bugün bilim ve fennin kolaylaştırıcılığında düşünceyi körleştirmektedir.

Bugünün dünyasına baktığımızda yerelimizde, ülkemizde ve dünyada özgürleşme adına mücadele edenler vardır. Bunlar mankurt veya Oblomov olmayanlardır.

İçinde yaşadığımız dünyada egemenliği elinde tutan kapitalizm görünürde fiziki hiçbir işkence yapmadan hepimizi mankurt veya Dblomov yapma derdinde. Özgürleşmeyi, doğaya uygun yaşamayı engellemek adına her türlü çalışmayı yapmaktadır.

Yine kitaptan örneklersek; Nobel ödüllü yazar Jose Saramago’nun “Körlük” eseri uygun düşer. Trafikte beklerken aniden görme yetisini kaybeden bir adamda başlayan ve beyaz bir süt denizini andıran gizemli bir salgının tüm kente yayılmasını, bu kaos ortamında uygarlığın ve ahlaki değerlerin çöküşüdür körleşme.

Kıssadan hisseye bakınca insan denen canlı, kendi geleceğini kurgularken egemen olma kavgasını da yaşar. Bu kavgada maalesef az olan egemen; çok olan insanlığa yön verir. Çünkü yasama, yürütme, yargı ve basın-yayını elinde tutan egemen; süslü cümlelerle, demokrasi sözcükleriyle acı vermeden mankurt veya Oblomov olmamızı sağlayabilmektedir.

Çözüm; “Dörtnala gelip uzak Asya’dan, Anadolu’ya bir kısrak başı gibi uzanan ve bir halıya benzeyen bu memleket bizim…”diyen Nazım Hikmet’i anlayabilmektir.

Egemenlerin etkisinden kurtulup mankurt veya Oblomov olmadan, körleşme etkisine girmeden, yurttaş olarak sadece kendi gücümüzle örgütlenerek kapitalizmin egemenliğinden kurtulup insanlaşma adına mücadele edebilmemizdir. Nayman Ana’nın yaptığı gibi, güneş gökten alaz alaz od yağdırsa da tepede kor ateşli bir maltız gibi toprağı kızgın tandır haline getirse de insanlık mücadelesini sürdürmektir. Bu mücadeleyi geleceğe aktarabilmektir. Bu kavga insanlık kavgasıdır. Ki insan var olduğu sürece devam edecektir.