Kapıkule’nin karşısında altın kaçağı

Kapıkule’nin karşısındaki Bulgaristan’ın Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda gerçekleştirilen iki ayrı operasyonda Türkiye’den çıkış yapan 1 otomobil ve 1 otobüste toplam değeri 161 bin euroyu aşan kaçak altın ele geçirdi.

Türkiye’den Bulgaristan üzerinden Hollanda’ya gitmekte olan yabancı plakalı bir otomobil, risk analizi sonucu detaylı aramaya alındı. Araçta bulunan Hollanda vatandaşı 33 yaşındaki kadının çantasında yapılan kontrolde 6 adet 24 ayar altın külçe ile 16 adet bilezik bulundu. Yapılan incelemede külçelerin 400 gram ağırlığında ve yaklaşık 51 bin 860 euro değerinde, bileziklerin ise 320 gram ağırlığında ve 48 bin 60 euro değerinde olduğu belirlendi. Kaçak altınlara el konulurken, şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı ve 3 bin euro teminatla serbest bırakıldı.

İkinci olay ise Türkiye’den Romanya’ya giden yabancı plakalı bir otobüste meydana geldi. Yolculardan biri kadın diğeri erkek iki Romanya vatandaşının üzerlerinde yapılan aramada, çeşitli altın takılar ele geçirildi. Kadının cebinde 25 adet bilezik (256 gram, yaklaşık 30 bin 360 euro), erkeğin üzerinde ise yüzük, kolye ve küpelerden oluşan 261 gram ağırlığında takılar (yaklaşık 31 bin 130 euro) bulundu.

Her iki olayda da kaçak altınlara el konulurken, şüpheliler hakkında gümrük mevzuatı kapsamında işlem yapıldı.

‘Elektrik zammı yanlış politikaların bedeli’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, elektriğe yapılan zammın yalnızca dış gelişmelerin değil; yıllardır sürdürülen yanlış ekonomi politikalarının, öngörüsüzlüğün ve yönetim zafiyetinin doğrudan sonucu olduğunu söyledi.

Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Enerji Bağımlılığın Neticesi” başlığı altında gerçekleştirdiği paylaşımda, 27 Mart 2026 tarihinde ‘Bekleyen Tehlike: Gıda ve Enerji’ başlığıyla yaptıkları basın açıklamasını anımsatarak, “Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin, özellikle enerji ve gıda fiyatları üzerinden Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyecek yeni bir dalganın habercisi olduğunu açıkça ifade etmiştik. İran–İsrail hattında yaşanabilecek bir genişlemenin, enerji ve tedarik şokları yaratacağını; bunun da zaten kırılgan olan ekonomik yapımızı daha da zorlayacağını vurgulamıştık” ifadelerini kullandı..

Bugün gelinen noktada, elektrik ve doğalgaza yapılan %25 oranındaki zammın, bu öngörülerinin ne denli haklı olduğunu ortaya koyduğunu belirten Arda Meriç şöyle devam etti:

ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIK

“Elektrik Mühendisleri Odası’nın açıklamasına göre, söz konusu zam artışın ardından dört kişilik bir ailenin asgari elektrik faturası 744,7 TL’ye yükseleceği belirtilmiştir. Bu tablo, enerji maliyetlerinin artık vatandaşın temel yaşam giderleri üzerinde ağır bir yük haline geldiğini açıkça göstermektedir.

Yaşanan bu gelişmeler, yalnızca küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmaların bir sonucu değildir. Aksine, Türkiye’nin yıllardır çözülmeyen yapısal enerji bağımlılığının ve yanlış ekonomi politikalarının doğrudan bir sonucudur. Enerjide dışa bağımlı bir ekonomik model sürdürülebilir değildir ve her küresel kriz, milletimizin sırtına yeni zamlar ve ağır faturalar olarak yansımaktadır.

Bugün iktidarın yapması gereken; günü kurtaran geçici önlemlerle süreci yönetmeye çalışmak değil, enerjide planlı, sürdürülebilir bir strateji ortaya koymaktır. Türkiye, sahip olduğu coğrafi avantajları doğru değerlendirerek özellikle güneş ve rüzgâr enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir kaynaklara dayalı bir enerji politikası geliştirmek zorundadır. Yerli üretimi artıran, dışa bağımlılığı azaltan ve maliyetleri düşüren bu yaklaşım artık bir tercih değil, açık bir zorunluluktur.

GÜNEŞ PANELLERİ VE RÜZGÂR TÜRBİNLERİ

Zafer Partisi’nin ekonomi programında da açıkça ifade edildiği üzere, kısa vadede hızla hayata geçirilecek yatırımlarla güneş panelleri ve rüzgâr türbinlerinin yerli üretimi önceliklendirilecektir. Zafer Ekonomisi Stratejisi kapsamında öngörülen sanayi ve teknoloji hamleleri, ülkemizin elektrik talebini ciddi ölçüde artıracaktır. Bu artan talebin vatandaşın sırtına yük olmaması ve bugünkü gibi fosil yakıtlar üzerinden karşılanması; petrol, doğalgaz ve ithal kömür için ödenen döviz yükünü büyütecek, aynı zamanda yüksek maliyetli enerji nedeniyle sanayi ve teknoloji yatırımlarını sekteye uğratacaktır.

Bu nedenle Türkiye, enerji planlamasını köklü bir şekilde değiştirerek toplam elektrik üretiminin en az yüzde 50’sini yerli ve doğal kaynaklar olan güneş ve rüzgâr enerjisinden sağlamayı hedeflemelidir. Enerji üretiminde ikinci önemli başlık ise nükleer enerji olacaktır. Mevcut yatırımlar tamamlanacak, ardından dünyadaki teknolojik gelişmeler dikkatle takip edilerek bu alandaki strateji şekillendirilecektir.

ELEKTRİK ZAMMI YANLIŞ POLİTİKALARIN BEDELİ

Öte yandan elektrik dağıtımında yaşanan kaçak ve kayıpların önüne geçmek amacıyla kapsamlı bir durum tespiti yapılacak; özel şirketlerin kontrolünde bulunan dağıtım sistemi kamulaştırılarak, altyapı modernizasyonu ve yenileme yatırımları hızla gerçekleştirilecektir.

Zafer Partisi olarak bizler, Türk milletinin alın terinin küresel krizlerin bahanesi haline getirilerek heba edilmesini asla kabul etmiyoruz. Bugün yapılan bu zam, yalnızca dış gelişmelerin değil; yıllardır sürdürülen yanlış ekonomi politikalarının, öngörüsüzlüğün ve yönetim zafiyetinin doğrudan sonucudur. AKP iktidarı, enerjide dışa bağımlı yapıyı azaltmak yerine derinleştirmiş; plansızlık ve günübirlik kararlarla Türkiye’yi her küresel dalgalanmada yeni zamlarla yüzleşen kırılgan bir ekonomiye mahkûm etmiştir.

Açıkça görülmektedir ki, bu zam milletin değil, yanlış politikaların bedelidir. Üretim ekonomisinden uzaklaşan, enerji arz güvenliğini sağlayamayan ve maliyetleri kontrol edemeyen bir yönetim anlayışı, faturayı doğrudan vatandaşa kesmektedir. Bu durum, yalnızca bir fiyat artışı değil; aynı zamanda ekonomi yönetiminin iflasının somut bir göstergesidir.

Bir kez daha uyarıyoruz: Enerji krizi artık teorik bir risk değil, fiilen başlamış bir süreçtir. Mevcut anlayışla devam edilmesi halinde bu kriz derinleşecek; yüksek enflasyon, artan cari açık ve daralan sanayi üretimi ile Türkiye ekonomisini çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıya bırakacaktır.”

Haftanın programı açıklandı

Edirnespor’un 2025-2026 sezonunda evindeki son maçı olan İnkılap Futbol Spor Kulübü dahil Nesine 3. Lig 1. Grup’ta 29.  hafta programında yer alan tüm karşılaşmalar 12 Nisan Pazar günü oynanacak. Gruptaki karşılaşmaların tamamı saat 16.00’da başlayacak.

Türkiye Futbol Federasyonu haftanın programını açıkladı. Buna göre, Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu 27. hafta erteleme müsabakaları 8 ve 9 Nisan’da, Trendyol Süper Lig Mehmet Ali Yılmaz Sezonu 29. hafta müsabakaları 10, 11 ve 12 Nisan’da, Trendyol 1. Lig 34. hafta müsabakaları 7, 8 ve 9 Nisan’da, Trendyol 1. Lig 35. hafta müsabakaları 11, 12 ve 13 Nisan’da, Nesine 2. Lig Kırmızı Grup 32. hafta müsabakaları 12 Nisan’da, Nesine 2. Lig Beyaz Grup 35. hafta müsabakaları 8 Nisan’da, Nesine 2. Lig Beyaz Grup 36. hafta müsabakaları 12 Nisan’da, Nesine 3. Lig 29. hafta müsabakaları 12 Nisan’da oynanacak.

Bölgesel Amatör Lig’e haftalar önce düşen Edirnespor, sezonun ve profesyonel ligdeki son maçını ise 18Nisan Cumartesi günü deplasmanda Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş.  takımına karşı oynayacak.

3. LİG 1. GRUP 29. HAFTA PROGRAMI

Silivrispor – Bursa Nilüfer Futbol A.Ş. 

Silivri Müjdat Gürsu – 16.00

Bulvarspor – Polatlı 1926 Spor Kulübü 

Alemdağ Stadyumu – 16.009

Küçükçekmece Sinop Spor A.Ş. – Karalar İnşaat Etimesgut Spor Kulübü 

İBB 100.Yıl Stadı – 16.00

Yalova Fk 77 Spor Kulübü – Çorlu Spor 1947 

Yalova Atatürk – 16.00

Edirnespor – İnkılap Futbol Spor Kulübü 

Edirne Şehir Stadı – 16.00

Astor Enerji Çankaya Spor Kulübü – Beykoz İshaklı Spor Faaliyetleri A.Ş. 

Osmanlı Stadı – 16.00

Bursa Yıldırım Spor Kulübü – Galata Spor Kulübü 

Minareli Çavuş Spor Tesisleri  – 16.00

Kestel Çilek Spor Kulübü – İnegöl Kafkas Spor Kulübü 

Kestel İlçe Stadı – 16.00

Subaşıspor’dan büyük öfke!

Edirne 1. Amatör Futbol Ligi A Grubu’nda 2025-2026 sezonunu son sırada bitirerek 2. Amatör Küme’ye düşen Subaşıspor Kulübü, geçen Pazar günü Saraçhane sahasında oynadıkları son maçta üç kulübün kendilerini küme düşürmek için birlik olduklarını belirterek tepki gösterdi.

Subaşıspor Kulübü’nce sosyal medyadan gerçekleştirilen paylaşımda şunlara yer verildi:

“1992 yılında kurulan Subaşı Spor Kulübümüz etik değerlerine ve fair play ruhuna uygun hareket etmeyi, sporun eğlence ve sosyalleşme aracı olduğu ilkesini benimsemiş, bölgemizdeki genç oyunculara sporu sevdirmek yetenekli gençleri mental ve fiziksel olarak geliştirerek daha üst seviyelerde futbol oynamalarını sağlamıştır  Bunun dışında A takımımızda Edirne 1. Amatör Ligi A Grubu’nda Edirne takımlarına karşı mücadele vermiştir..

Kulübümüz  rakipleri ile mücadele ederken kazanmaktan çok centilmence ve fair play ruhuna uygun hareket etmeye maksimum hassasiyeti göstermiştir..Misafirimiz olan tüm rakiplerimizi en iyi şekilde ağırlamış ve hiçbir maçımızda en ufak olumsuz bir olayın olmasına izin vermemiştir. Ancak son maçta Edirne Stadı’nda Aysekadinspor, Havsa Yenimahallespor, Kirishanespor bir olup Subaşı sporumuzu yenmek için birlik olmuştur. Demek ki ne kadar büyük bir takım olduğumuzu bir kez daha kanıtlamış bulunmaktayız. Bizi üzen yenilgi ve düşme değildir.”

Subaşıspor Kulübü’nün paylaşımında kendilerini asıl üzenin bir grubun kendilerine yönelik yakışıksız tavırları olduğuna dikkat ekilerek, “Hasetlere hodri meydan. Görelim bakalım, el mi yaman bey mi yaman? Zor günde sırtımızdan iteni de, elimizden tutanı da, yanımızda olanı da unutmayacağız” ifadelerine yer verildi.

Subaşıspor, sezon boyunca oynadığı 14 karşılaşmada 1 galibiyet, 3 beraberlik ve 10 yenilgi alırken, 10 gol sevinci yaşadı, kalesinde ise 39 gol gördü. 14 maçta 6 puan toplayabilen Subaşıspor, sezonu 8. sırada tamamlayarak 2. Amatör Küme’ye düştü.

Kunduracılar Sokağı’nda sona doğru

Edirne Valisi Yunus Sezer, dünkü mesaisinde 1. Murat Mahallesi’nde yapımı devam eden 24 derslikli ilkokul inşaatı, ihya çalışmaları devam eden Kıyık Mahallesi’ndeki Çokalca Camisi, Muradiye Mevlevihanesi ve Evliya Kasım Paşa Camiisi ile Kunduracılar Sokağı’na geniş yer ayırdı.

Edirne Valiliği’nin sosyal medya hesabından gerçekleştirilen paylaşımlarda Sezer’in söz konusu ziyaretlerine ilişkin şunlara yer verildi:

İLKOKUL İNŞAATI

“Valimiz Yunus Sezer, 1. Murat Mahallemizde yapımı devam eden 24 derslikli ilkokulumuzu ziyaret ederek yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Okulumuzu en kısa sürede tamamlayarak öğrencilerimizin kullanımına sunacağız.

Desteklerinden dolayı ilimiz adına Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’e ve Bakanlık yetkililerimize şükranlarımızı sunuyoruz.

ÇOKALCA CAMİSİ

Valimiz Yunus Sezer, tarihi Kıyık mahallemizde bulunan, 1500’lü yıllarda yapılan ve günümüze yıkık halde ulaşan ve ihya çalışması devam eden Çokalca Camisinde, çalışmaları yerinde inceledi.

Çokalca Camii ihya çalışmaları ve çevre düzenlemesi ile birlikte kısa sürede tamamlanacak.

MURADİYE MEVLEVİHANESİ

Valimiz Yunus Sezer, II. Murat Han’ın rüyasında görerek inşa ettirdiği ve 500 yıl boyunca Edirne’ye ve Balkanlara hizmet eden ve ihya çalışmaları büyük bir hızla devam eden Muradiye Mevlevihanesi’nde, Çevre Koruma Vakfımız tarafından yürütülen ihya çalışmalarını yerinde inceledi.

EVLİYA KASIM PAŞA CAMİİSİ

Her Şey Biter Edirne Bitmez.. Toprağın altında muhteşem yolları, rıhtımı, haziresi ile Ender ‘Yalı Camilerinden’ biri olan Evliya Kasım Paşa Camisi gün yüzüne çıkarak tarihteki ihtişamına yeniden kavuşuyor.

Valimiz Yunus Sezer, Edirne’mizin önemli camileri arasında yer alan Evliya Kasım Paşa Camiisi rıhtımı, eski yürüyüş yolu, hazire alanı, kitapkafeyi kapsayacak şekilde restore edilecek camideki, çalışmaları yerinde inceleyerek bilgi aldı.

KUNDURACILAR SOKAĞI

Kunduracılar Sokağı’nda sona geliniyor.  Valimiz Yunus Sezer, Saraçlar Caddemize paralel uzanan Terziler (Kunduracılar) Sokağını ziyaret ederek büyük ölçüde tamamlanan ve zeminde devam eden ihya çalışmaları inceledi.

Desteklerinden dolayı ilimiz adına Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan ’a, Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın @murat_kurum ‘a, Kültür ve Turizm Bakanı Sayın @MehmetNuriErsoy ’a ve Bakanlık yetkililerimize şükranlarımızı sunuyoruz.”

TÜ’ne 5 yıllık yol haritası

Trakya Üniversitesi 2028-2032 Stratejik Planı hazırlık çalışmaları kapsamında, iç paydaşların görüş ve katkılarını almak amacıyla yürütülen birim ziyaretlerinin ikinci etabı gerçekleştirildi.

Üniversite genelinde 34 akademik birimi kapsayacak şekilde planlanan görüşmelerin ikinci haftasında; Diş Hekimliği Fakültesi, Tıp Fakültesi, Yabancı Diller Yüksekokulu ve enstitüler ziyaret edildi.

Ziyaretler, üniversitenin uzun vadeli hedeflerini belirlemek ve kurumsal gelişimine katkı sağlamak amacıyla, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir başkanlığında; Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı ile Kalite Koordinatörlüğü koordinasyonunda gerçekleştiriliyor.

Katılımcı bir anlayışla yürütülen görüşmelerde; eğitim-öğretim kalitesi, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, toplumsal katkı ve sağlık hizmetleri başlıklarında değerlendirmeler yapıldı. Bu kapsamda elde edilen görüş ve önerilerin, stratejik amaç ve hedeflerin belirlenmesine katkı sunması bekleniyor.

Sürecin ilerleyen haftalarında farklı paydaşlarla yapılacak görüşmelerle stratejik planlama çalışmalarının kapsamının daha da genişletilmesi hedefleniyor

U-12 Kızlar Basketbol’da DSİ (A) birinci

·

Edirne 2025–2026 Sezonu U-12 Kızlar Basketbol müsabakalarında DSİ (A) Spor Kulübü birinci oldu.

Mimar Sinan Spor Salonu’nda gerçekleştirilen U-12 Kızlar Basketbol müsabakaları son oynanan maçlarla tamamlandı. Sıralama şöyle oluştu:

DSİ (A) Spor Kulübü

Edirne Atletik Spor Kulübü

FSM O.O Spor Kulübü

DSİ (B) Spor Kulübü

Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, konuya ilişkin paylaşımında, “Dereceye giren tüm takımlarımızı tebrik eder, başarılarının devamını dileriz” diyerek minik oyuncuları kutladı.

.

U13’te Çarşamba mesaisi

Edirne bölgesi U13 Futbol Ligi A Grubu’nda 6. hafta programındaki maçlara bugün 4 karşılaşma ile devam edilecek.

Ligde A Grubu’nda Edirne Birlik Spor, 5’te 5 yaparak yoluna namağlup devam ediyor.

8 NİSAN ÇARŞAMBA PROGRAMI

A Grubu

Çınar Spor – Şükrüpaşa Spor

Saraçhane 2 – 17.00

Şükrüpaşa Atletik Spor – Edirne Birlik Spor

Saraçhane 2 – 18.30

Sancaktar Spor – Alsancak Spor

Saraçhane 1 – 17.30

Yıldırım GB Spor – Trakya Kartalları Spor

Yıldırım İ. Acar – 1730

GEÇEN HAFTANIN SONUÇLARI

A Grubu

Sancaktar Spor 4-2 Şükrüpaşa Atletik Spor

Trakya Kartalları Spor 4-1 Çınar Spor

Alsancak Spor 1-1 Şükrüpaşa Spor

Edirne Birlik Spor 19-0 Yıldırım GB Spor

B Grubu

Keşan Gençlerbirliği 3-1 Keşan Genç Orduspor

Keşan İdmanyurdu Spor 1–2 Uzunköprüspor

Uz. Veteranları Spor 6–0 Keşanspor

Seks-i siyaset (2)

Önceki bölümün hülasası: siyasetin finansmanı ve buna koşut siyasetçinin finansmanı (siyasilerin yolsuzluk kaynaklı para, mal mülk edinimi) meselesini kök sorun görmemiz ve bundan kaynaklı sosyal hadiseleri dikkate alırken kök sorunun gölgelenmemesine vurgudur.

Güncel bir örnek olarak da, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın 21 yaşında bir kadınla ilişkisini, bir otelde teşhir ve CHP’yi itibarsızlaştırma amaçlı ortaya dökülmesini, magazinleştirilmesini, tutuklama sebebi yolsuzluk iddialarını geri plana ittiğini göstermiştik.      

Oysa sorunun özü: Yalım’ın sevgilisinin kendisinden 21 yaş küçük olması, belediye çalışanı sıfatı, nüfuz kullanarak ilişki gibi gerekçeler, magazinleştirilmiş siyaset değil, Uşak Belediyesi’ne yönelik ‘rüşvet’, ‘irtikap’ ve ‘ihaleye fesat karıştırma’ iddialarıyla başlatılan soruşturmanın varlığıdır.

Yanı sıra, nepotizmin ne denli sıradanlaştığına da dikkat çektik ki bu konuyu sermaye sistemi kanavasında etraflı ele almak gerekiyor. Başka bir yazının başlığı olsun.

Siyasette cinsellik çerçevesinde İtalya siyasetinin başarılı şovmenlerinden, dokuz yıl başbakanlık yapmış Berlusconi’nin gönül maceralarını konu ettik.

Meselenin yaygınlığına Fransa hikâyeleriyle devam edelim…

İtalya gibi Fransız siyasetinde de seksin sıradanlaştığını, kamuoyunda kanıksandığını söylemek mümkün.

Siyasetiyle Fransa’da iz bırakmış François Mitterand’ın aynı anda iki ayrı ailesi vardı.  

Jacques Chirac “ Mösyö 30 saniye” olarak tanınır; hızlı seksle anılan Speedy Gonzales ile özdeşleştirilirdi. 

Nicolas Sarkozy’nin ikinci karısı Cecilia ile evliyken şarkıcı ve manken Carla Bruni ile ilişkisi vardı.  Fakat yaşadığı adli süreç bununla ilgili değildi.

2007-2012 yıllarında Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, 2007’deki seçim kampanyasında kullanmak üzere Muammer Kaddafi’den yasa dışı maddi destek aldığı iddiasına dayalı kamuoyunda “Libya davası” diye bilinen yargı süreci 2013’te başladı.

Paris Ceza Mahkemesi “kamu fonlarının zimmete geçirilmesini gizleme, pasif yolsuzluk, yasa dışı kampanya finansmanı ve suç işlemek amacıyla suç örgütü kurma” suçlarından Sarkozy hakkında 5 yıl hapis kararı verdi. Onur nişanı da geri alındı.

Sarkozy hakkındaki hapis cezasında “yargıyı itibarsızlaştırdığı” yönündeki şikâyetlerin etkisi ne kadardır bilemeyiz fakat yargı bağımsızlığı açısından sorun olmadığını anlıyoruz.

Sarkozy avukatları karara itiraz etti, 5 yıl hapis cezası alan Sarkozy üç hafta tecrit hücresinde kaldıktan sonra temyiz mahkemesine kadar sıkı bir denetime bağlı serbest bırakıldı. Ülkesini terk edemeyecek.

François Hollande, kendinden bir önceki sosyalist parti cumhurbaşkanı adayı Ségolène Royal’in 4 çocuğunun babasıydı ancak hiç evlenmemişlerdi. Hollande cumhurbaşkanlığı kampanyası sırasında sevgilisi gazeteci Valérie Trierweiler’i hiç saklamadı.

Gazeteci Valerie’nin, Hollande ile ilişkisi sonlandıktan sonra yazdığı bir kitapta Elysée sarayından akşamları motosikletiyle kaçıp yeni sevgili Julie Gayet’ye gitmesi Fransız basınında manşetten verildi. 

Macron’un henüz bir seks skandalı açığa çıkmadı, Karısı Brigitte’in kendisinden 24 yaş büyük ve eski ortaokul öğretmeni olması, Fransız kamuoyunu eğlendirdi sadece.

Siyasette cinsellik açısından Fransa dikkate çeken bir ülke hakikaten…

Engellileri temsil eden Macron hükümeti bakanlarından Damian Abad’ın hikâyesi de ilginç.

Artrogripozis isimli az görünen bir hastalık yüzünden engelli Abad’ın, bakanlığının açıklanmasından bir gün sonra 2010 ve 2011’de iki kadın tarafından tecavüzle suçlandığı basına yansıdı. İki şikâyet de mahkeme tarafından takipsizlik kararı ile sonuçlanmasına rağmen Abad etraflı bir açıklamayla, hayatında hiçbir kadına tecavüz etmediğini söyledi, engelli yaşamının ayrıntılarını verdi. Cinsel ilişkiye girebilmek için seviştiği kadınların “yardımına ve sabrına” ihtiyacı olduğunu, dolayısıyla tecavüzün “fiziksel açıdan imkânsız” yanına dikkat çekti. Abad hâlâ bakan.

Görüldüğü gibi Fransız siyasetinde aşk/cinsel ilişkiler pek sorun yaratmıyor. Kaset skandalı,  cinsel desenli şantaj pek tutmuyor. Fakat akçeli işlerdeki sorunlar, yolsuzluklar siyasetçilerin peşini bırakmıyor. Görev süresi dolduktan sonra bile yolsuzluk davaları gündeme gelebiliyor. Misal: Sarkozy.

ABD’den örneklerde üçüncü başkan Thomas Jefferson’ın hizmetçi kölesinden altı çocuğu, ilk sırayı hak ediyor. 

Bill Clinton’ın Oval Ofis’te Monica Lewinsky ile yaşadığı aşk hem mekân hem de tarz-ı ilişki açısından çok konuşuldu.

Ülkemize odaklandığımızda da çeşit oldukça fazla…

Deniz Baykal’ın partisinden milletvekili yaptığı bir hanımefendi ile gizli kamera görüntüleri, 10 Mayıs 2010’da genel başkanlıktan istifa ile sonuçlandı.  

Bir hiciv ustası Kamer Genç, oğlunun Ankara Oran Sitesi’ndeki evinden bir dansöz ile çıkarken paparazzilere yakalanmıştı. Genç’in, “Çocuğumun evinde çiçekleri sulamaya geldim” açıklaması, siyasi mizah tarihinde özgün yerini almıştır.   

Başbakan Menderes’in (50) Ayhan Aydan (25) ile yaşadığı aşk, Yassıada’da ifşa edildi.

Ünlü ilahiyatçı, Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün danışmanı Şahane Sultan Müftüoğlu ile yaşadığı aşk, karısı Canan Öztürk’ün onları bastığı açıklamasıyla doğrulandı. HYP Genel Başkan vekili Yaşar Okuyan, Yaşar Nuri Öztürk’ün aşk dedikoduları nedeniyle partisinden istifa etti.

1990’lı yılların başlarında İSKİ’nin Genel Müdürü Ergun Göknel’in, kurumun ihalelerini paravan şirketlere verdiğini,  yolsuzluk yaptığını, karısı Nurdan Erbuğ ortaya çıkardı. Göknel’in sekreteri Feray Işık ile aşk ilişkisi, dolaylı yoldan hapisle sonuçlandı.

Hasan Fehmi Güneş, 1979 yılında şarkıcı Aynur Aydan’ın Beşiktaş’taki evine girerken görüntülendi. Evli olan Hasan Fehmi Güneş, ilişkinin ortaya çıkmasıyla bakanlık görevinden istifa etti.

Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Şükrü Sina Gürel, adının bir aşk ilişkisine karıştığı söylentilerini dik durarak cevapladı. Şöyle dedi: “Adı bir aşk ilişkisine karışan bakan benim. Evliliğim uzun süredir bitme aşamasında ve aylardan beri ayrı yaşıyorum. Bu benim özel hayatımdır. Kimseyi ilgilendirmez.” Daha sonra karısından boşandı ve kendisinden 20 yaş küçük, Fransız Büyükelçiliği’nde görevli Zeliha Sapmaz ile evlendi.

Açık kaynaklardan derlediklerimizin çapını genişletmek gereksiz zira maksadı veriyor.

Konuya değerler temelinde yaklaşmak, ahlaki boyutunu öne çıkarmak mümkün kuşkusuz.

Siyasiler de bu toplumdan çıkıyor, toplumun aynasıdır da diyebiliriz.

Toplumsal ahlak -ki zamana dayalı değişkenlik gösterdiği bilinen bir kavramdır- zeminindeki irdelemelerin izafi bir alana yol verdiğini de gözden kaçırmamak gerekir.  

Örneğin Türkiye’deki ensest sorunu…

Çok sayıda çarpıcı araştırma var bu konuda lakin magazinleştirmiş haliyle Müge Anlı                           ve Esra Erol programları ağır basıyor.

Toplumun bir kesitinin ilgiyle izlediği bu programlarda ensest ilişkiler adeta normal karşılanarak izlenmiyor mu, bir kanıksama hali yok mu?

Programa katılanlar ve izleyiciler -farklı nedenler de vardır tabii-   boy aynasında kendilerini görerek ahlaki açıdan sorguladıkları ilişkileri normalleştirme/olağanlaştırma yoluna gidiyor olabilirler mi?

Basına yansıyan araştırmalar kadınların yüze 25’ini ensest mağduru gösteriyor.

KAMER Başkanı Akkoç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da dört evden birinde kızların cinsel istismara maruz kaldığını iddia ediyor.

Örgün bir sorundur ensest ve kabaca belirtirsek çözümü: insani ilerleme, toplumsal dinamikler kapsamındadır, zaman gerektirir. 

Siyasette gönül ilişkileri, cinsellik ensest ile aynı potada değerlendirilemez elbet; yadırganması da doğaldır fakat farklı yaşam anlayışları da madalyonun öbür yüzüdür.

Ancak…

Siyasetin demokratikleşme meselesi, saydam ve hesap verebilir bir siyaset kurumunun varlığı hepimizi ilgilendirir. Seçimden seçime sandığa giderek oy vermenin ötesinde bir hassasiyet; günümüz sorunlarının çözümünde, geleceğimizin şekillenmesine giden yolda inisiyatif sahibi, sorumlu ve etkin yurttaşlık gerektirir.

Özkan Yalım hadisesinde odak nokta da işte bu alandır. Yalım ve onun gibilerin ülkeye/topluma ve dolayısıyla hepimizin yaşam kalitesine yansımalarını ve bu suretleri yaratan yapının doğru anlaşılması için emek vermek icap etmektedir.

Emek olmadan yemek olmaz!