Edirne’de önceki gün başlayan 2025 2026 Eğitim Öğretim Yılı Mahalle Ligi Voleybol Minik Kız İl Birinciliği müsabakalarına dün 4 karşılaşma ile devam edildi.
Mimar Sinan Spor Salonu’nda gerçekleştirilen müsabakalara 5’erli 4 grupta 20 ilkokul takımı mücadele ediyor. Voleybol Minik Kız İl Birinciliği müsabakalarının ilk günü 3 karşılaşma oynandı. 4 Mart Çarşamba günü 4 maçla devam edildi. Müsabakalara yarın da 4 karşılaşma ile devam edilecek..
Müsabakalar 2 Nisan 2026 Perşembe günü oynanacak final karşılaşması ile tamamlanacak.
İLK TOPLU SONUÇLAR
Fevzipaşa İlkokulu 2-1 Gazi İlkokulu
Mustafa Necati İlkokulu 2-1 Mithatpaşa İlkokulu
Ticaret ve Sanayi Odası İlkokulu – İnönü İlkokulu (İnönü çıkmadı)
2025–2026 Eğitim Öğretim Yılı Okul Sporları faaliyet programı kapsamında düzenlenen Hentbol Küçük Kız ve Küçük Erkek Grup Müsabakaları, Edirne Spor Salonu’nda başladı.
KÜÇÜK KIZLAR GRUPLARI
A GRUBU:
İstanbul Fetih
Tekirdağ
İstanbul Orhan
Kocaeli
B GRUBU:
Edirne
Çanakkale
Kırklareli
İstanbul Alemdarpaşa
Müsabakalar bugün tamamlanacak ve yarın A Grubu ikincisi ile B Grubu ikincisi karşı karşıya gelecek.
KÜÇÜK ERKEKLER GRUPLARI
A GRUBU:
Kırklareli
Edirne
İstanbul Eyüboğlu
Kocaeli
B GRUBU:
Tekirdağ
İstanbul Fide
İstanbul Orhan
Küçük Erkekler müsabakaları da bugün tamamlanacak e yarın A Grubu ikincisi ile B Grubu ikincisi karşı karşıya gelecek.
Şubat ayında yaşanan taşkın olayından dolayı göle dönüşen Saraçhane semtindeki iki saha suların çekilmesi sonucu yapılan bakımla birlikte hafta sonu yeniden devreye girecek.
Saraçhane’deki iki sahada suların çekilmesinin ardından takımlar antrenmanlarına başladı. Saraçhane 1 ve 2 no’lu sentetik sahalarda hafta sonu tam 9 karşılaşma oynanacak.
Taşkın nedeniyle 1 hafta maç yapılamayan Saraçhane’de hafta sonu ilk maç 7 Mart 2026 Cumartesi günü 1 No’u sentetik sahada saat 11.00’de U16 Gelişim Ligi’nde Edirne Şükrüpaşa Spor – İstanbul Trabzonspor arasındaki karşılaşma olacak. Bu maçtan sonra saat 13.00’te iki kulübün U17 takımları aynı sahada karşı karşıya gelecek.
Cumartesi günü 2 No’lu sentetik sahadaki ilk maç saat 13.00’de U13 Ligi A Grubu’nda Şükrüpaşa Atletik Spor – Şükrüpaşa Spor takımları arasında olacak. Aynı sahada daha sonra saat 14.45’te Sancaktar Spor – Trakya Kartalları Spor, saat 16.15’te Edirne Birlik Spor – Alsancak Spor maçları yapılacak.
U15 Futbol Ligi’nin son haftasında B Grubu’ndaki Aslantepe – Sancaktar maçı da yine Cumartesi günü saat 15.30’da Saraçhane 1 no’lu sahada oynanacak.
Süper Amatör Futbol Ligi’nde Ata Genç – Aşçioğlu arasındaki karşılaşma 8 Mart Pazar günü saat 16.30’da Saraçhane 1 no’u sahada yapılırken, aynı gün saat 16.00’da 1. Amatör Küme A Grubu’nda Kirişhane – Saraçhane takımları Saraçhane 2 no’lu sahada, saat 12.00’de B Grubu’nda da Şükrüpaşa – Kazanova takımları Saraçhane 2 no’lu sahada karşı karşıya gelecek.
Çocukluğumuzda bizlere anlatılan ve okullarımıza önerilen seri masallar vardır. 1001 Gece, Dede Korkut ve Andersen Masalları gibi. 1001 Gece Masalları Arap ve Ortadoğu kültürünü, Dede Korkut Masalları Orta Asya’dan gelen Türk kültürünü ve yazanı Andersen olsa da Nasrettin Hoca’mız gibi anonimleşmiş olan Andersen Masalları ise batı kültürünü öne çıkarırdı. Bu masalların yazarı ve yazılma zamanı tam olarak bilinmez. Masallar;bir ana hikâye içinde iç içe örülmüş ve birbiri ile bağlantısı olan masallardan oluşan bir külliyattır.
Masal, çocukların hem zihinsel büyümelerini destekler hem de toplum kurallarını ve etik davranışları kazandırmada önemli görev almaktadır. Tümünden yararlanmak evrensel insan olmaya basamaktır. Ancak sadece özellikle bir kültüre ait masala bağlanmak körlük yapar.
4 Haziran 2023 tarihinde Millî Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturan Yusuf Tekin’in görevdeki 1001’inci günü bugün doldu. Bu 1001 gün, 1001 Gece Masalları gibiydi. Tek kültür etkisiyle uyutma, uyuşturma dönemi oldu. Bunun için de eğitim tarihimize yıkım dönemi olarak geçecektir. Bu döneme ait 1001 tane gece masalı yazılabilir.
Tarikat ve cemaatlerle bağlantılı dernek ve vakıflarla yapılan protokolleri savundu ve bu yapıları “Sivil Toplum Kuruluşu” olarak tanımlayarak laik eğitim açıkça meydan okudu.
ÇEDES ve benzeri projelerle okullar Diyanet başta olmak üzere, çeşitli tarikat ve cemaat bağlantılı yapıların temel faaliyet alanları haline getirildi. Manevi danışman sıfatıyla pedagojik formasyona sahip olmayan, çocuk psikolojisi ve gelişimi konusunda herhangi bir uzmanlığı bulunmayan Diyanet personeli görevlendirildi ve laik-bilimsel eğitim ilkelerine yönelik en ağır saldırıların önü açıldı.
MESEM (Mesleki Eğitim Merkezleri) projeleriyle çocukların eğitim hakkının gasp edildiği ve çocukların üzerinden devlet eliyle ucuz iş gücü haline getirildiği bir süreç açıldı. Böylece sermaye odaklı politikalarla çocuk işçiliği yasal hale getirildi.
Tamamen inanç merkezli olarak hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile evrensel eğitim kazanımlarına, nitelikli eğitim hakkına darbe vuruldu ve kazanılmış evrensel haklar yok sayıldı.
Farklı kimlikleri, inançları ve tercihleri ötekileştiren anlayışlar öne çıkarıldı ve bazen nefret söylemine varan dil ve içeriklerle kamusal, bilimsel, laik, cinsiyetçi ve anadil eğitimi gibi ilkeler yok sayıldı.
Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin gerekçelerini ortadan kaldırmak için kız okulları açılabilir diyerek tek cinsiyetli okul açıldı ve karma eğitim ilkesi yok sayıldı.
Mülakata karşı olanlara güvence olarak ‘mülakat gibi mülakat’ vaat edildi. Mülakat sistemi daha da tarafgir oldu ve liyakat sistemi tamamen çökertildi.
Öğretmenlik Mesleği Kanunu (ÖMK) ile öğretmenler hiyerarşik basamaklara ayrılarak çalışma barışı bozuldu. Eşit işe eşit ücret ilkesi yok sayıldı ve öğretmenlik mesleği daha önce hiç olmadığı kadar ciddi oranda itibarsızlaştırıldı.
Milli Eğitim Akademisi ile öğretmen yetiştirme süreci tamamen siyasi denetime hapsedildi ve öğretmenlerin hükümet memuru olarak yetiştirilmesi hedeflendi.
Eğitim emekçileri yoksullaştı, angarya çalıştırma ve fiili sürgün politikaları hayata geçirildi.
Okullar hijyen sorunlarıyla ve personel yetersizliği ile boğuşturuldu. Bu sorunun çözümü de Okul Aile Birliklerine devredildi. Okul idareleri de bu sorunu velilerden yardım toplayarak çözmeye zorlandı.
TÜİK 2024 verilerine göre 21.817.000 çocuk var iken bu çocukların iki milyonunun en temel ihtiyaçları karşılanamaz duruma geldi ve 950.000 çocuk ise çalışmak zorunda bırakıldı.
Okulda olması gereken ancak yoksulluk, açlık, ulaşım, dil, kimlik, uyuşturucu ve benzeri sebeplerle her yıl katlanarak artan devamsızlık sonucu 630.000 çocuğun bugün nerede olduğu bilinmez duruma geldi.
Yetersiz ve dengeli beslenemeyen her 6 çocuktan biri bodurluk, her 9 çocuktan biri obez oldu ve bugün üç çocuktan biri yoksulluk ve dışlanma riski altındadır. Bu yoksulluğa rağmen dünyada 108 ülkede çocuklara bir öğün yemek verilirken bizde dört çocuktan biri tüm gün okulda gününü aç geçirir duruma getirildi.
Eğitimi ticari işletme, öğrenciyi müşteri gören zihniyet sonucu özel okullar arttı, buralarda çalışan öğretmenlerin (taban maaşın kalkmasıyla) kölelik ücretiyle çalıştırıldı.
Okullarda eğitim çalışanlarına şiddet ve akran zorbalığı sürekli arttı ve önlemler yetersiz kaldı. Ve bunlar 1001’e kadar olumsuz anlamda arttırılabilir.
Bu tablo olumsuzluğa gidiyor. Eğitim ciddi iştir ve sadece iktidara veya devlete bırakılamaz. Bırakılırsa bilge Sakallı Celal’in dediği gibi; ‘bu kadar cehalet ancak eğitim ile olur’.
Sorunu üretenler sorunu çözemezler aksine sorunu bilerek yaratırlar. Bu sorunu sadece eğitim sendikaları, eğitimle ilgili demokratik kurumlar ve uzmanlar da çözemez. Çözümün anahtarı hep birlikte susmadan; okulda, iş yerinde, sokakta, evde ve her alanda birleşerek; bilgi ve akıl ile haykırmak ve direnmektir.Bunu başaramazsak AKP’nin Yusufçuk Masalları tek kapılı kültür ile faşizmi egemen kılacak nefes almamıza izin vermeyecektir.
İçimiz, dışımız; Her yanımız, sevgi ile yoğrulmuş!.. Birazcık emekle, Taşa taşa verilmiş, nimetler… Ey İNSANOĞLU!.. İKİ KURUŞLUK ALTIN İÇİN, DOĞANA, TABİATINA, İNSANLIĞINA, Ne bu, DÜŞMANLIK?.. Ne bu, NANKÖRLÜK?..
Ne bu HAİNLİK?..
Kuran’ı Kerim. Sure 16/Ayet 48: Allah’ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onların gölgeleri, küçülerek ve Allah’a secde ederek sağa sola dönerler. 16/49: Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler.
Saçlar dökülmesi, çoğu zaman yaşla birlikte gelen doğal bir süreç gibi görünse de, bazı insanlar için özgüvenlerini zedeleyen bir soruna dönüşebiliyor. Genetik yatkınlık, stres, hormonal değişiklikler ya da yaşam tarzı gibi birçok etken, saçların seyrelmesine hatta tamamen dökülmesine neden olabiliyor. Saç ekimi, bu durumla başa çıkmak isteyenlerin ilk başvurduğu yöntemlerden biri.
1. Smile Hair Clinic
İstanbul merkezli Smile Hair Clinic, saç ekimi alanında global çapta tanınırlık kazanmış öncü bir klinik. FUE, Safir FUE ve DHI gibi güncel teknikleri başarıyla uygulayan uzman kadrosu, kişiye özel planlama ile doğal ve yoğun saç görünümleri elde edilmesini sağlıyor. Klinik, sadece operasyon süreciyle değil, ekim sonrası takip ve bakım protokolleriyle de dikkat çekiyor.
2. Linea Vita Hair Center
Linea Vita Hair Center, hasta odaklı hizmet anlayışıyla ön plana çıkıyor ve kişisel planlamaya önem veriyor. Her hastanın saç analizleri yapıldıktan sonra uygun yöntem belirlenir. Operasyon sırasında kullanılan safir uçlar ve mikromotor cihazlar travmatik işlemi azaltıyor.
3. EsteCore Hair Clinic
EsteCore, İstanbul’da faaliyet gösteren butik bir saç ekimi merkezi. Hastalarına VIP düzeyde, bire bir hizmet sunmasıyla biliniyor. Ekim sürecinde yalnızca bir hastayla ilgilenilmesi, işlemin hem daha özenli hem de daha steril koşullarda yapılmasına olanak tanıyor. DHI ve Safir FUE tekniklerinde oldukça başarılı sonuçlara ulaşılmış durumda.
4. Harmonia Saç Ekimi Kliniği
Harmonia, saç ekimi işlemini yalnızca medikal bir uygulama olarak değil, estetik bir sanat olarak görüyor. Özellikle doğal saç çizgisi oluşturmadaki hassasiyetleriyle dikkat çeken klinik, saç yönlerinin doğru yerleştirilmesine büyük önem veriyor. Operasyon öncesi yapılan simülasyonlarla hastalar, elde edecekleri görünümü önceden görebiliyor.
5. Nexa Hair Solutions
Gelişmiş görüntüleme teknikleri ve detaylı analiz programları ile saç ekiminde yeni bir yaklaşım sunan Nexa Hair Solutions, saç yoğunluğu, saç açısı ve greft sayısı gibi verileri dijital olarak raporluyor. Bu sayede hem hasta hem uzman süreci daha net takip edebiliyor. Klinik, özellikle geniş alanlarda saç dökülmesi yaşayan hastalarda yüksek greft başarısı ile tanınıyor.
6. ArteNova Hair Center
ArteNova, saç ekimi dışında saç mezoterapisi, PRP ve bakım kürleri gibi destek tedaviler de sunarak bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Operasyon sonrası süreçte, saçların daha güçlü ve sağlıklı çıkmasını sağlamak için hastalara özel bakım protokolleri uygulanıyor. Geri bildirimler, doğal görünümlü sonuçlar ve konforlu bir operasyon deneyimine işaret ediyor.
7. Clarity Hair Lab
Clarity Hair Lab, medikal estetik alanında uzun yıllara dayanan tecrübesini saç ekimiyle birleştiren bir merkez. Özellikle lokal anestezi tekniklerinde hasta konforunu artırmak için yeni yöntemler geliştirmiş durumda. Klinik, saç ekiminden sonra psikolojik danışmanlık da sunarak, hastaların süreci daha rahat yönetmesini sağlıyor.
8. VitaNex Saç Kliniği
VitaNex, özellikle genç yaşta saç dökülmesi yaşayan hastalara yönelik yaklaşımlarıyla dikkat çekiyor. Genetik yatkınlığa karşı uzun vadeli çözümler geliştiren klinik, saç ekimini sadece bir operasyon olarak değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenen bir süreç olarak ele alıyor. Ayrıca, kadın hastalara yönelik özel tekniklerle çalışıyor.
9. Estevia Clinic
Estevia, teknolojiyi yakından takip eden ve cihaz parkurunu sürekli güncelleyen bir saç ekimi merkezi. Mikroskop destekli greft ayıklama ve robotik destekli kanal açma gibi uygulamalarla, hata payını minimuma indirmeyi hedefliyor. Ayrıca sterilizasyon standartlarına verdiği önemle de öne çıkıyor.
10. Pureline Saç Ekimi Merkezi
Listenin son sırasında yer alan Pureline, operasyon sonrası hasta memnuniyetini artıran bir kliniktir. Kişiye özel bakım kitleri, düzenli kontrol randevuları ve takip aramaları, sürecin yalnızca operasyondan ibaret olmadığını gösteriyor. Klinik ayrıca saç simülasyonu hizmeti sunar.
Saç ekimi kalıcı bir işlem midir?
Evet. Saç ekiminde kullanılan greftler genellikle ense bölgesinden alınır. Bu bölgedeki saç kökleri genetik olarak dökülmeye karşı dirençlidir. Bu nedenle doğru şekilde yapıldığında saç ekimi kalıcı bir çözümdür.
İşlem ne kadar sürer?
Ortalama bir saç ekimi işlemi 6 ila 8 saat arasında sürebilir. Ancak bu süre ekilecek greft sayısına ve kullanılan tekniğe göre değişebilir.
Saç ekimi sonrası iz kalır mı?
Modern tekniklerle yapılan saç ekimlerinde, özellikle FUE ve DHI gibi yöntemlerde iz kalma riski çok düşüktür. Mikro çaplı aletler kullanıldığı için işlem sonrası iyileşme süreci de oldukça hızlıdır.
Şok dökülme nedir? Herkeste olur mu?
Şok dökülme, saç ekimi sonrası 2 ila 6 hafta içinde ekilen saçların geçici olarak dökülmesidir. Bu normal ve geçici bir süreçtir. Yeni saçlar 3. aydan itibaren çıkmaya başlar.
Kadınlar da saç ekimi yaptırabilir mi?
Evet. Saç dökülmesi kadınlarda da yaygın görülen bir sorundur. Kadınlara özel planlama ve tekniklerle başarılı saç ekimi sonuçları elde edilmektedir.
Hangi teknik daha iyidir: FUE mi, DHI mi?
Bu tamamen hastanın saç yapısına ve ihtiyaçlarına bağlıdır. FUE, daha geniş alanlara yoğun ekim için idealdir. DHI ise daha yoğun ve kontrollü ekim yapılmasını sağlar. Uzman hekim, en uygun yöntemi belirleyecektir.
Saç ekimi sonrası bakım süreci nasıl ilerler?
İlk birkaç gün özel bir şampuan ve bakım losyonu kullanılır. Kabuklanma süreci ortalama 7-10 gün sürer. Ekilen saçların sağlıklı çıkabilmesi için ilk 1 ay içinde ağır egzersiz, sauna, deniz gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır.
Ne zaman sonuç alınır?
Saçların tamamen çıkması ve doğal görünüm kazanması genellikle 9 ila 12 ayı bulur. İlk sonuçlar 3. aydan itibaren gözlemlenmeye başlar.
Yurt dışından gelen hastalar için hizmet sunuluyor mu?
Evet. Listede yer alan birçok klinik, yurt dışından gelen hastalara özel olarak transfer, konaklama ve çeviri hizmetlerini kapsayan paketler sunmaktadır.
Edirne İl Genel Meclisi Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Serdar Çığla, Trakya’nın oksijen deposu ve kalbi olarak kabul edilen, Longoz Ormanları Milli Parkı’nın yanı başında, Kırklareli’nin Vize ve Demirköy ilçeleri arasında Nükleer Enerji Santrali yapılmak istenmesini sert dille eleştirdi.
CHP’li İl Genel Meclis Üyesi Çığla, Trakya’da uzun yıllardan bu yana yapılacağı konuşulan, geçtiğimiz aylardaysa yeri netlik kazanan Nükleer Enerji Santrali konusunu, meclis gündemine taşıdı. İl Genel Meclisi’nde gündem dışı söz alarak, santralin Trakya bölgesine vereceği olası zararlara dikkat çeken Çığla, projenin bölgedeki doğal yaşamı bitireceğini, içme suyundan yaşan tüm canlılara kadar olumsuz etkiler yaratacağını kaydetti.
‘ENERJİ ELDE ETMENİN DAHA KOLAY YOLLARI VAR’
Söz konusu nükleer enerji santrali için fizibilite ve altyapı çalışmalarının başladığını dile getiren Çığla, “Trakya’mızı önemli bir şekilde etkileyecek olan nükleer enerji santral kurulma meselesi var. Bunun fizibilite çalışmaları ve altyapı çalışmaları başlamış durumda. Biz sivil toplum örgütleri olarak, siyasi partiler olarak, burada Trakya’da yaşayan tüm insanlar olarak insan sağlığını, çevreyi, kullanma sularını, içme sularını, doğayı etkileyecek bu olumsuz yapılaşmaya karşı çıkmamız gerekir. Bu enerjiyi elde etmenin daha kolay yolları var. Güneş enerjisi, barajlardan kullanılan enerjiler, rüzgar enerjisi temin etmek gerekir. O açıdan bu çok önemli bir olay” dedi.
‘BÖLGEDE BİR ÇERNOBİL’E İZİN VERMEMİZ LAZIM’
Santrale karşı yürütülen mücadeleye herkesin destek vermesi gerektiğini belirten Çığla, “Bölgemizde belki gelecekte bir Çernobil yaşayacağız. Buna meydan vermememiz lazım. Buna engel olunması lazım. Tüm kuruluşlar, tüm insanlık Trakya’da doğa katliamına seyirci kalıyor. Düşünebiliyor musunuz? 13 bin dönümlük arazi, o bölge İstanbul’un, bizim su ihtiyacımızı, doğa ihtiyacımızı, iklim şartlarımızı etkileyen bir bölge. 13 bin dönüm arazi kullanılacak bu nükleer santral için ve binlerce ağaç kesilecek. Yaban hayatı risk altında olacak. Bu konuda bazı sivil toplum kuruluşları Kırklareli bölgesinde bu konuda çalışıyor. Çalışmaları devam ediyor. Şu anda protestolar çoğalacak. Yarın öbür gün hepimiz, bu olayda yapılacak olan protestolara, açılacak olan davalara sahip çıkmak zorundayız. Biz toprağımızı, doğamızı korumak zorundayız. Çünkü bu doğa bize emanet. Nasıl atalarımız bize teslim etmişse, biz de gelecek nesillere sağlıklı bir doğa bırakmak zorundayız. O açıdan bu mücadelede itiraz eden kurumlara, siyasi partilere teşekkür eder ve mücadelenin devamını dilerim” diye konuştu.
Edirne Karadenizliler Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nde, 16 Şubat’ta gerçekleştirilen genel kurulla yönetim kurulu başkanlığına seçilen Resul Ulusoy, yönetimini tanıtarak, hayata geçirmek istedikleri projeleri anlattı.
Edirne Karadenizliler Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 16 Şubat’ta düzenlenen genel kurulla yeni yönetimini belirledi. Genel kurulda, derneğin yönetim kurulu başkanlığına Resul Ulusoy ve ekibi seçildi. Ulusoy, dernekte düzenlediği basın toplantısıyla yönetimini tanıtıp, projelerini anlattı.
Ulusoy, 2020 – 2026 dönemi arasında pandemiden dolayı derneğin faaliyetlerinin en aza indirildiğine dikkat çekerek, “Şimdi yeni yönetim olarak, arkadaşlarımızla beraber, derneğimizi tekrar aktif hâle getirip sosyal, kültürel ve etkinlik bazında eski günlerine döndürmeyi hedefliyoruz. Bunun için bütün arkadaşlarımızla birlikte bu yönetime talip olduk. Amacımız, Edirne’de yaşayan Karadenizliler olarak, Karadeniz’in kültürünü Edirne’de tanıtmak; aynı zamanda yaşadığımız şehrin kültürünü ve etkinliklerini de kendi yöremizde tanıtmak. Bu hedef doğrultusunda neler yapabiliriz, neler yapamayız, bunların çalışmalarını yürütüyoruz. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden de bu konuda destek aldık” dedi
‘PANDEMİ ÖNCESİ HER TÜRLÜ ETKİNLİKLERİ DÜZENLİYORDUK’
Derneğin pandemiden önce aktif olduğunu kaydeden Ulusoy, “Derneğimiz pandemiden önce çok aktifti. Her türlü yardım organizasyonları, etkinlikler, Karadeniz geceleri ve benzeri faaliyetler düzenliyorduk. Ayrıca yaklaşık 40 – 45 öğrenciye burs veriyorduk, düzenli bir şekilde. Ancak pandemi dönemi girince, derneğimizin çalışma sistemi ve faaliyetleri tamamen durdu. Lokantamız da kapandı. Bu yüzden pandemide herhangi bir faaliyet gerçekleştiremedik. Pandemi bittikten sonra, arkadaşlarımız arasında büyük bir kopukluk oluştu; kimse bir araya gelemedi. Yeni yönetim olarak, biz bu faaliyetleri tekrar eski düzenine döndürmeyi ve yolumuza devam etmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.
ÜYE SAYISI VE HEDEFLER
Dernek üyelerini tanıtıp, hedeflerine değinen Ulusoy, “Derneğimizin yaklaşık 450 üyesi var. Fakat pandemiden sonra üyeliklerin bir kısmı askıya alındı, bir kısmı da bu etkinliklere katılamadı. İnsanlarımız ekonomik zorluklar da yaşadıkları için gelmekte güçlük çekti. Ancak inşallah bundan sonra, bu insanlara tekrar ulaşarak derneğimizi eski günlerine döndürmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
Derneğin yeni yönetimi şu isimlerden oluştu:
Başkan: Resul Ulusoy
Başkan Yardımcısı: Rıfat Çolak
Genel Sekreter: Ali Kemal Ekşi
Lokal Sorumlusu: Zihni Şengün
Muhasip Üyeler: Murat Taşdemir, Salih Yeşilkurt, Fuat Yürek
Edirne Servis Araçları İşletmecileri Esnaf Odası tarafından gerçekleştirilen olağan genel kurulda, başkanlığa seçilen Ergun Ellibir ve yönetimi, mazbatasını alarak göreve başladı.
Edirne Servis Araçları İşletmecileri Esnaf Odası Genel Kurulu, 28 Şubat’ta Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Genel kurulda mevcut başkanvekili Anıl Devran’a karşı yarışan Ergun Ellibir, 128 oy alarak odanın yeni başkanı seçildi. Devran ve ekibi, Edirne Adliyesi’ne gelerek mazbatalarını alıp resmen göreve başladı.
Mazbata aldıktan sonra açıklama yapan Oda Başkanı Ellibir, “Servisçi esnafımız için daha fazla çalışacak, hak ve taleplerini en güçlü şekilde savunacağız. Yeni dönem, inşallah bütün esnafımız için hayırlı olur. Ekonominin durumu belli; elimizden geldiğince destek olacağız. Bizi bu seçimde destekleyen tüm üyelerimize teşekkür ederiz” diye konuştu.
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, akaryakıta gelecek her zammın pazardaki sebze meyve fiyatına, nakliyeye, toplu taşımaya, elektriğe, gıdaya doğrudan zam demek olduğunu belirterek, Eşel Mobil Sistemi’nin derhal devreye alınması gerektiğini bildirdi.
Eski milletvekili Şimşek, “Bu krizin bedelini çiftçi, esnaf, emekli, asgari ücretli ödeyemez” başlıklı açıklamasında, diplomasi ile çözülmeyen, halkların istemediği, dünya ekonomisini derinden sarsacak olan; ABD – İsrail – İran hattında her geçen gün tırmanan savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının dünya enerji piyasalarını altüst ettiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Petrol, doğalgaz ve gübre fiyatlarında uluslararası piyasalarda ciddi artışlar yaşanmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak mazot ve benzin fiyatlarına da zam baskısı oluşmuştur.
Ancak buradan açıkça söylüyorum: Bu olası savaş ile ilgili başta bizim ülkemiz olmak üzere bütçelerinin hazır hale getirmeleri gerekirdi.Bu krizin bedelini çiftçi, esnaf, emekli, asgari ücretli ödeyemez! Türkiye zaten yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve üretim maliyetleri altında ezilmektedir.
Akaryakıta gelecek her zam; pazardaki sebze meyve fiyatına, nakliyeye, toplu taşımaya, elektriğe, gıdaya doğrudan zam demektir.
Mazot artarsa çiftçi ekemez. Gübre artarsa üretim düşer. Doğalgaz artarsa sanayi durur. Benzin artarsa vatandaş kontak kapatır.
Bu nedenle; Eşel Mobil Sistemi derhal devreye alınmalıdır!
Uluslararası kriz kaynaklı petrol artışları pompa fiyatlarına yansıtılmamalıdır. Devlet, ÖTV gelirinden feragat ederek bu artışı Eşel Mobil Sistemiyle karşılamalıdır.
Vatandaşa ‘sabredin’ demek çözüm değildir. Fedakârlık yine halktan beklenemez.
Bugün yapılması gereken: akaryakıtta vergi indirimi, tarımda gübre ve mazot desteği, sanayide doğalgaz sübvansiyonu, dar gelirliye doğrudan enerji desteğidir.
Unutulmamalıdır ki enerji fiyatı sadece akaryakıt değildir; enerji fiyatı hayatın kendisidir. Krizi fırsata çeviren değil, krizde vatandaşını koruyan bir anlayış gereklidir.Hükümeti; vatandaşın cebini koruyacak acil ekonomik tedbirleri açıklamaya davet ediyorum.
Savaşın diplomasi masasına dönülerek bitirilmesini temenni ediyorum. Savaşın daha büyük yıkımlara neden olmaması için tüm ülkelerin üzerine düşeni yapmaları gerekmektedir. Aksi halde bulunduğumuz durumdan daha geriye gideceğimiz kaçınılmazdır. Bunun için ülkeler Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi Yurtta Barış, Dünya Barış ı sağlanmak zorundadır.