YÜKSEKÖĞRETİME SON VURUŞLAR MI? -2-

Prof. Dr. Osman İNCİ
Eski Trakya Üniversitesi Rektörü

(DÜNDEN DEVAM)

LİSANSÜSTÜ EĞİTİM
YÖK, 29.02.2024 tarihinde lisansüstü program açılabilmesine dair ilkeleri değiştirdi ve ACELE kodu ile üniversitelere gönderdi. Kararda: “Yüksek lisans programında görev alacak öğretim üyeleri başına düşen yayın/eser sayı ortalaması, müracaat edilen yıldan önceki takvim yılı dikkate alınarak en az1 olmalıdır” ifadelerine yer verildi.
Doktora için de aynı koşul. Yayınlar Web of Science veya Scopus kapsamındaki dergilerde yayınlanmış veya tescil edilmiş olmalıdır. 2026-2027 yılı sonuna kadar bu koşulları sağlamayan lisansüstü programlarına yeni öğrenci alınmayacak. Bu durumda üniversitelerde, lisansüstü eğitimde de (yüksek Lisans ve doktora) çok büyük sorun yaşayacaktır. Bu iki veri tabanının (WoS ve Scopus) taradığı dergilerde yayın yapmak hiç de kolay değildir. Bizde son yıllarda “çöp yayın” yaparak atanan ve yükselenler bu dergilerin kenarından dahi geçemezler. Gelenekleri ve akademik kültürleri yerleşmiş üniversiteler dışındakiler, yüksek lisans ve doktora eğitimi veremezler. Ancak, her zaman olduğu gibi bir yolunu bulurlar mı bilinmez.
ÜNİVERSİTE MEZUNLARI VE İSTİHDAM
Birçok üniversitede dışarıdan bakıldığında her şey yolunda, notlar yüksek, mezuniyet oranları da oldukça yukarılarda, öğrenciler yüksek ortalama ile mezun oluyorlar. Ama iş yaşamı nasıl? Yaşama atılınca, iş dünyasına gelindiğinde,pratikte, uygulamada, klinikte durum değişiyor.
Üniversite diploması, Avrupa’da işsiz kalma olasılığını azaltıyor. Tüm Avrupa’da işsizlik oranı, üniversite mezunları için genel nüfusa oranla düşük. Ancak tüm Avrupa’da bir istisna var; Eurostat’a göre Türkiye’de üniversite mezunlarında, genel nüfusa oranla daha yüksek işsizlik oranı var. AB ortalaması yüzde 3.8 iken, Türkiye 9.2 (Euronews.com 17.07.2025).
Üniversite mezunu sayısındaki artış, istihdam ile uyumlu mu? İş gücü piyasasında “beceri uyumsuzluğu” sorunu giderek artmakta. TÜİK 2024 raporunda, 15-34 yaş grubunda 9.2 milyon kişiden 2.5 milyonu becerilerinin altında işlerde çalışıyor. Özetle üniversite mezuniyeti, artık alanında iş garantisi değil. Birçoğu, eğitim alanı dışındaki işlerde çalışıyor. “Ev Genci” (ne okuyan, ne çalışan, ne iş arayan) oranı oldukça yüksek. Işıl Gökçegöz’e göre; AB ülkelerinde 15-29 yaş grubunda ev genci ortalaması yüzde 18 iken, Türkiye’de yüzde 35.6. Sonuç olarak, 15-29 yaş grubundaki gençlerin 1/3’ü okulda ve istihdamda değil. Üniversitelerin 3 yıla inmesiyle bu sayının giderek artması doğaldır.
Ülkemizde insan kaynakları planlaması var mı? Yaklaşık 20 yıldır böylesine bir planlama bulgusuna rastlamadım. İnsan eksikliği ve fazlalığına yol açmadan, optimum düzeyde eleman yetiştiriyor muyuz? Ayrıca çalışanlardan azami derecede istifade ediyor muyuz? Özetle insan kaynağını üstün performansta kullanıyor muyuz? Bir diğer çalışmada, örneğin 2040 yılında kaç mühendise, hukukçuya, doktora, öğretmene gereksinim olacak? Üniversitelerimizin kontenjanları, bu tür analizlere göre mi yapılıyor? ÖSYM 2024 yılı öğretmen atamaları için sınava giren öğretmen sayısı 531.260. Sınava girenler bunlar. Bir de umudunu kesip başvurmayanlar var. Atanan öğretmen sayısı 15 bin civarında. 97 adet Eğitim Fakültemiz var, her biri yılda 500 mezun verseler, yıllık 50 bin öğretmen bu rakamlara eklenecek.
YÜKSEKÖĞRETİMDE TEMEL İLKELER ÇOK ZEDELENDİ
Öncelikle akademik değerlerde yaşanan erozyon giderilmelidir. Akademik özerklik ve özgürlük, akademik etik, yönetim etiği, liyakat, akademik serbesti sağlanmadan yükseköğretimde başarı hayaldir.
Mezunlarda eleştirel düşünme, problem çözme, ekip çalışması, beceri sergilemede yetersizlikler gözlenmekte. Sorun, standardize edilmemiş yükseköğretim sistemi. Üniversiteler temel standartlardan yoksun. Bilimsel alt yapıda ciddi sorunlar var. Böylesine bir tabloda süreyi kısaltmak, sorunu daha da büyütmektir.
Esas olan eğitimin niteliğidir. Yükseköğretim programları yeniden yapılandırılmadan, pratik-teorik dengesi evrensel ölçütlerde olmadan, ders ve uygulama içerikleri çağdaş verilerle güncellenmeden, ölçme-değerlendirme ciddiye alınmadan, akademisyene akademik özgürlük sağlanmadan “süreyi kısaltmak” sorunu daha da arttırır.
Ebu Bekir Er-Razi, yaklaşık bin yıl önce “Bir dirhem ilim, bin okka edebe muhtaçtır” demiş. İbn-i Sina ise “İlim ve sanat itibar görmediği yeri terk eder” demiş. Bilim kurumlarının vazgeçilmez etik değerleri; dürüstlük, tarafsızlık, gizlilik, saydamlık, yeterlilik ve sosyal sorumluluktur. Üniversiteler yetersiz ve yeteneksiz kadrolarla doldurulmamalı. Birçok üniversite ve fakültede,nepotizm (kayırmacılık, akraba kayırmacılığı, öznel ve adil olmayan ayırımcılık) sınır tanımıyor, adrese teslim ilanlarla(yalnızca isimleri yazılı değil) akademik kadrolar dolduruldu. Hatta bir ilanda alınacak kişilerin isimleri dahi yazılı çıktı. (İlana gönderilirken isimler silinmemiş, basında olduğu gibi yayınlandı.) Üniversitelerde diploma sahteciliği artık gündelik işlerden.
Son yıllardaki YÖK kararları ve uygulamaları incelendiğinde, bu kurumun yükseköğretimi temsil edemediğini görüyoruz. Üniversitelerin ders programını cuma namazı saatlerine göre düzenlemesini isteyen bir YÖK, anayasal laiklik ilkesine aykırı davrandığı gibi üniversite özerkliğine de açıkça müdahale etmektedir. Üniversitelerde yayınlanan “adrese teslim ilanlar” konusunda gönderdiği uyarılara uymayan rektörler hangi yaptırımları uyguladı? Gerçek diploma yolsuzlukları konusunda ne yaptı? Yüksek lisans ve doktora tezi yazımı yaptığını ilanlarla duyuran firmalara ne yapıldı? Rektör ve dekan atamalarında “liyakat” yerine “biat”, “sadakat” ve “siyaset” geçmektedir. Bu örnekler çoğaltılabilir. YÖK’ün son kararlarında, Avrupa yapıyorsa biz de yaparız anlayışı esas etkendir. Bu kararlarında da bilimsellik olmadığı açıkça görülmektedir. Ülke gençlerine yazık oluyor.

‘Bakkal Amca’ya destek çağrısı

Olgay GÜLER

Edirne Bakkallar ve Tekel Bayileri Esnaf Odası’nın çiçeği burnunda başkanı Okan Mano, Ramazan ayı öncesi vatandaşlara, alışverişlerini zincir marketler yerine yerel esnaftan yapmaları konusunda çağrıda bulundu.

Edirne Bakkallar ve Tekel Bayileri Esnaf Odası Başkanı Okan Mano, 19 Şubat’ta başlayacak olan 11 ayın sultanı Ramazan ayı öncesinde açıklama yaptı. Mano, vatandaşlara alışverişlerini zincir marketler yerine yerel esnaftan yapmaları yönünde çağrıda bulunurken, Ramazan döneminde artan tüketimle birlikte yerel ekonominin korunmasının önemine dikkat çekti.

‘PARA EDİRNE’DE KALSIN’

Vatandaşların özellikle perakende alışverişlerinde yerel esnafı tercih etmeleri gerektiğini belirten Mano, “Ramazan ayı yaklaşırken, özellikle perakende alışverişlerde vatandaşlarımızın yerel esnafı tercih etmesi konusuna dikkat çekmek istiyoruz. Paranın ilimizde kalması, sermayenin burada dönmesi ve burada çoğalması için vatandaşlarımızdan beklentimiz; alışverişlerini ulusal zincir marketlerden ziyade yerel marketlerimizden, bakkallarımızdan ve küçük esnafımızdan yapmalarıdır. Fiyat açısından bakıldığında evet, yerel esnafımız çoğu zaman biraz daha pahalı gibi görünüyor. Ama bunun çok net sebepleri var. Yerel esnaf bir ürünü tedarik ederken bir koli, en fazla iki koli alabiliyor. Ulusal marketler ise birleşmelerle birlikte binlerce şubeye sahip. Bir ürünü biz bir koli alırken, onlar binlerce koli alıyor” ifadelerini kullandı.

‘ÖZEL ANLAŞMALARLA MALİYET DÜŞÜRÜYORLAR’

Zincir marketlerin büyük alımların yanı sıra özel gramaj ve ambalaj uygulamalarıyla maliyetleri daha da düşürdüğünü belirten Mano, yerel marketlerin piyasada belirlenen fiyatlar çerçevesinde satış yaptığını vurguladı. Mano, “Bir ürünün piyasada belirlenmiş bir fiyatı var ve bizim marketlerimiz bu fiyat politikası çerçevesinde satış yapıyor. Ulusal marketler ise verdikleri büyük siparişler ve yaptıkları özel anlaşmalar sayesinde maliyetleri düşürdükleri için bizden daha ucuz görünüyorlar” diye konuştu.

‘ADİL REKABET İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

Yerel esnafın bu şartlara rağmen ayakta kalmak için mücadele verdiğini dile getiren Mano, “Biz yerel esnaf olarak bunu aşmaya, bu duruma karşı rekabet etmeye çalışıyoruz. Fiyat istikrarını ve adil bir fiyat politikasını hayata geçirmek için mücadele ediyoruz. Toptancılardan ürün temin ederken, özellikle bakkal esnafımıza gelen fiyatların düşürülmesi için çaba gösteriyoruz. Bugün baktığımızda sadece bir firmanın binin üzerinde şubesi var. Onlara gelen ürün fiyatıyla bize gelen ürün fiyatının aynı olması zaten mümkün değil. Yaptıkları anlaşmalar ve uyguladıkları politikalar ortada” şeklinde konuştu.

Şimşek’ten akarsu yatağı uyarısı!

21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek,son yıllarda yaşanan iklim krizi, ani ve şiddetli yağışları artırdığını; dere ve nehir taşkınlarını ülkenin birçok bölgesi için ciddi bir risk haline getirdiğine dikkat çekerek, dere ve nehir yataklarının temizlenmesi, taşkınlara karşı acil tedbirler alınması gerektiğini bildirdi.

Eski milletvekili Şimşek yaptığı yazılı açıklamada, kış aylarına girerken, can ve mal kayıplarının önlenmesi için nehir ve dere yataklarının temizlenmesi, taşkın koruma tedbirlerinin gecikmeksizin alınmasının hayati önem taşıdığının altını çizerek şunları söyledi:

“Zamanında temizlenmeyen dere yatakları, menfez ve kanallar; yağışlarla birlikte taşkınlara, tarım alanlarının zarar görmesine, yerleşim yerlerinin su altında kalmasına ve ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Bu riskler “doğal afet” olarak geçiştirilemez; önleyici kamu politikalarıyla büyük ölçüde engellenebilir.

Bu kapsamda; dere ve nehir yataklarının acilen temizlenmesi, taşkın riski taşıyan bölgelerde ıslah ve güçlendirme çalışmalarının yapılması, menfez ve altyapı sistemlerinin bakım ve kontrollerinin tamamlanması, ilgili kurumlar arasında etkin koordinasyonun sağlanması gerekmektedir.

Unutulmamalıdır ki; afetlere karşı alınmayan her önlem, ileride çok daha ağır bedeller olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamunun asli görevi, risk ortaya çıkmadan önce yurttaşın can ve mal güvenliğini korumaktır.

Bu nedenle yetkili tüm kurumları, kış ayları gelmeden gerekli çalışmaları ivedilikle tamamlamaya ve kamuoyunu düzenli olarak bilgilendirmeye davet ediyorum. Önlem almak bir tercih değil, sorumluluktur.

Aramızdan ayrılanlar

REFİA YÜKSEL VEFAT ETTİ
Merhum Necati Yüksel’in eşi, merhum Sezai Yüksel, merhume Nagihan Çelik ve Yadigar Karaçelik’in anneleri, Gökhan ve Necati Yüksel’in babaanneleri, Arda Turgay Çelik, Celalettin Karabulut ve Hülya Kandır’ın anneanneleri Refia Yüksel vefat etti. Merhume, dün Taşlı Müsellim Köy Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi.


MEHMET ÖRS VEFAT ETTİ
Merhume Nebahat Örs’ün oğlu, Mediha Demircioğlu ve Erdal Örs’ün kardeşleri, İbrahim Elçik ve Mehtap Elçik’in dayıları, Alaaddin Demircioğlu’nun kayınçosu Mehmet Örs vefat etti. Merhum, dün Bademlik Camisinde (Hıdırlık Camii, Emir Hüseyin Mescidi ve Emir Şah Camii olarak biliniyor) ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Bademlik Mezarlığında toprağa verildi.

Kocadere’ye can suyu

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesinde tarımsal sulamada kullanılan, yaz aylarında kuraklık ve aşırı sıcaklık nedeniyle kuruma noktasına gelen Kocadere Göleti’nde su seviyesi, son yağışların ardından yükseldi.

Kocadere Göleti’nde, yaz döneminde yaşanan kuraklık ve yüksek hava sıcaklığı nedeniyle su seviyesi büyük ölçüde düştü. Bölgede etkili olan son sağanak ve kar yağışlarının ardından göletin su seviyesi önemli ölçüde arttı.

Yaklaşık 400 hektar alanda sulama yapılabilecek kapasiteye sahip göletin yeniden dolması, bölge çiftçisini sevindirdi.

Gölette son yağışların ardından gözlenen doluluk oranındaki artış dronla görüntülendi.

BAL’da yine puansız hafta

Bölgesel Amatör Lig’in 17. haftasında Uzunköprüspor deplasmanda Ezinespor’a 1-0, Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü evinde Kapaklıspor’a aynı skorla yenilince her iki takım da haftayı bir önceki hafta olduğu gibi puansız kapadı.

Bölgesel Amatör Lig’in 17. haftasına lider olarak giren İFA, haftayı maç yapmadan geçirmesi üzerine liderliğe deplasmanda Vefa Spor Kulübü’nü 1-0 yenen Bigaspor yükseldi.

18. HAFTA SONUÇLAR

Küçükçekmece İdman Yurdu Spor Kulübü 3-0 Büyükçekmece Tepecik Spor A.Ş.

Edirne 1922 Futbol Spor Kulübü 0-1 Kapaklıspor

Tekirdağspor 3-3 Levent Futbol Spor Kulübü

Ezinespor 1-0 Uzunköprüspor           

Vefa Spor Kulübü 0-1 Bigaspor        

İstanbul Beylikdüzüspor 1-1 Ergene Velimeşe Spor

Küçükçekmece Spor 3–0 Çatalcaspor

İfaspor (bay)

SAL’da 2. yarıya start!

Çarşı 0–4 Yeniimaret

Edirne Süper Amatör Ligi’nde 2025-2026 sezonunda ikinci yarı maratonu 4 karşılaşma ile başladı. 

Keşan 3–0 İpsala

Sezonun ilk yarısını Keşanspor’un 22 puanla lider olarak tamamladığı Süper Amatör Ligi’de 5 karşılaşmadan 2’si merkez, 2’si Keşan oynandı. Kırcasalihspor – Osmanlı arasındaki karşılaşma ise hakem tarafından tehir edildi.

İpsala’yı 3-0 yenen Keşanspor liderliğini sürdürdü.

YENİİMARETSPOR

10. HAFTA TOPLU SONUÇLAR

Anafartalar 2–3 Aşçıoğlu

Keşan 3–0 İpsala

Çarşı 0–4 Yeniimaret

Ata Genç 3-2 Lalapaşa

PAZAR YERİ VE 25 KASIM STADI

1975 yılında yapılan İmar durumunda pazartesi pazarının olduğu yerin etrafının yeşil alanlarla çevrili olduğunu görüyoruz.

Turizm, tarih kenti Edirne’ye yakışan türden bir imar planı çalışmasıymış 50 yıl önceki plan.

Yeni planla pazar yerinin ortadan kaldırıldığını tüm alanın büyütülmüş bir halde ticaret alanına çevrilerek betonlaşmaya açıldığını anlıyoruz.

50 yıl önceye bakıyoruz bir de 50 yıl sonraya; GÜNÜMÜZE.

Hızlı trenin makinisti bile göremeyecek turizm ve tarih kokan Edirne’yi,  o büyük binalar o alana yapılırsa.

25 Kasım Stadı faal durumdan çıkarıldıktan sonra sessiz bekleyişini sürdürüyor.

Şu anda Edirne Saraçlar Caddesi Sokak Güzelleştirme Projesi için şantiye alanı olarak geçici görevini sürdürüyor.

50 YIL ÖNCE

BUGÜN

Saraçlar Caddesi ve tarihi çarşılar, tarihi yapılar baştan sona elden geçiyor, Edirne tarihi, kültürel yapısıyla daha fazla öne çıkıyor ve turizm alanında büyük bir potansiyele doğru yürüyor.

10 Ocak’ta Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer’in gazeteciler gününde verdiği kahvaltı etkinliğinde Bülent Ayan sordu;

“25 Kasım Stadı’nın son durumu nedir?” diye.

Vali bey yaptığı açıklamada stadın Millet Bahçesi olarak yapılandırılması düşüncesinin devam ettiğini belirtti.

Millet Bahçesi demek yapılaşmadan, betondan uzak durulacağını gösteriyor ki olumlu bir düşünce. Hiçbir Edirne’linin buna itiraz edeceğini sanmıyorum. Umarız son dakikada bir gol atılmaz Edirne halkına.

Edirne turizm, tarih ve kültür şehri.

Pazar yerini betona çevirerek veya 25 Kasım Stadını Millet Bahçesi türünden yapılaşmadan çıkartılarak Edirne’ye hiçbir şey kazandırılamayacağı gibi Edirne turizmine büyük bir darbe indirilmiş olur.

Bütün Edirne’liler  gibi bizlerde pazar yerinin yeni imar durumunu endişe ile izliyor, bunun hata olduğunu ve hatadan dönülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca 25 Kasım Stadı için de umutlu bekleyişimizi sürdürüyoruz, gelişmeleri takip ediyoruz.

Edirne’nin geleceğinin betonda değil, doğal yeşil alanlarda olduğunu düşünüyoruz.

Beğeniler aldatmasın!

Sosyal medya ile yatıyor sosyal medya ile kalkıyoruz artık.

İnanın bu kadar bağımlı olacağımızı hiç düşünmemiştim.

Yaptığım haberleri, köşe yazılarımı paylaşırım derken, tam bir bağımlılığın içine girdim adeta.

Biliyorum ki; milyonlarca sosyal medya kullanıcısı da benden farklı değildir.

Hatta benden çok daha bağımlı olanlar var gördüğüm kadarıyla.

Ve tabii ki sessiz sedasız olanı biteni izleyenler de …

‘Gizli gözler’ diyorum ben bunlara.

Nedense insanların çoğu; kendi görüş ve fikirlerine ortak olunmasını, paylaşımlarının beğenilmesini, hatta müspet yönde yorumlarda bulunulmasını, özetle etkileşimde bulunulmasını bekliyor.

Oysa ki etkileşimin çok da önemi yok bence.

Asıl olan erişim ve gösterimler.

İşte bu nedenle ‘beğeniler aldatmasın’ diye bir başlık attım bugünkü yazıma.

Bir örnek vermem gerekirse; geçen hafta başında yaptığım bir paylaşım 24 saat içinde 3 beğeni almıştı.

Fakat istatistiklerine baktım gördüm ki; sadece 3 kişi etkileşimde bulunmuş ve beğeni imojisi koymuş ama 3341 kişi de görüntülemiş.

Dolayısıyla amaç hasıl oluyor ama pek çok insan bunun farkında bile değil maalesef!