ultrAslan Edirne, on bir ayın sultanı Ramazan ayının paylaşma ve yardımlaşma ruhuna uygun olarak, ihtiyaç sahibi aileler için hazırladığı yardım kolilerini dağıtarak gönüllere dokundu.
Galatasaray’ın büyük taraftar oluşumu ultrAslan’ın Edirne temsilciliği, iyilik geleneğini bu yıl da bozmadı. Geleneksel hale gelen bu anlamlı kampanya, taraftarların kendi aralarında topladığı desteklerle büyüyerek Edirne’deki birçok ailenin iftar sofrasına bereket taşıdı.
Sarı-kırmızılı renklere gönül verenlerin sadece bir futbol sevdalısı değil, aynı zamanda duyarlı birer vatandaş olduğunu vurgulayan ultrAslan Edirne Temsilcisi Güney Gökara, gerçekleştirilen yardım organizasyonuyla ilgili şu açıklamada bulundu.
“Bizler Galatasaray sevgisini yüreğinde taşıyanlar olarak, tribünlerdeki omuz omuza duruşumuzu sosyal hayata da yansıtmayı bir borç biliyoruz. Her yıl Ramazan ayında olduğu gibi, bu yıl da ultrAslan Edirne ailesi olarak iyilikte buluştuk. Taraftarlarımızın kocaman yüreği ve eşsiz destekleriyle, ihtiyaç sahibi ailelerimizin sofralarına bir nebze de olsa katkıda bulunabilmek, onların yüzünde bir tebessüm yaratabilmek için bir araya geldik. Emeği geçen, destek olan tüm renktaşlarımıza sonsuz teşekkür ederiz. Dayanışmamız büyüyerek devam edecek.”
ultrAslan Edirne, önümüzdeki dönemde de sosyal sorumluluk projeleriyle şehrin dinamiklerine katkı sağlamaya ve ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam edeceğinin mesajını verdi.
Bazen sararmış bir gazete sayfası, yıllar sonra bugünü anlatır.
Kırkpınar için yazılmış eski bir haberi okurken tam da bunu düşündüm.
**
UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nin yapıldığı Er Meydanı’nın Sarayiçi’nin dışına taşınması tartışması yeniden gündemde.
Edirne Kent Konseyi tarafından 21 Şubat’ta “Er Meydanı’nın Geleceği” başlıklı bir forum düzenlendi.
Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’ndeki toplantıda, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı alanın mevcut durumu, planlama süreçleri ve Er Meydanı’nın geleceği konuşuldu.
Edirne Sarayı’ndaki ihya çalışmalarının büyümesiyle birlikte Sarayiçi de daha görünür hale geldi; daha fazla dikkat çekmeye başladı.
Aslında bu yazıyı daha önce kaleme alacaktım.
Ama taşkın olayları nedeniyle kısmet bugüneymiş…
**
Soru basit ama cevabı kolay değil:
Kırkpınar, bir asırdır “etle tırnak” olduğu Sarayiçi’nden taşınmalı mı?
Aydemir Ay kardeşim geçtiğimiz günlerde yaptığı bir paylaşımda şu değerlendirmeyi aktarmıştı:
“Sarayiçi’nde yer alan Has Bahçe, Osmanlı döneminde de padişahların halkla buluştuğu; güreşlerin, ok atışlarının ve çeşitli sosyal-kültürel etkinliklerin gerçekleştirildiği bir alan olarak kullanılmıştır. Kırkpınar’ın 1924 yılında burada başlatılarak sürdürülmesi bir tesadüf değil, tarihsel sürekliliğin doğal bir sonucudur. Kültürel mirası korumak, onu yalnızca başka bir yere taşımakla değil; hafızasını, mekânını, ruhunu, kimliğini ve ritüellerini birlikte yaşatmakla mümkündür.”
Aynen katılıyorum.
Buna bir öneri de ben ekleyeyim:
Edirne Sarayı’ndaki ihya çalışmalarına paralel olarak Er Meydanı’nın da o tarihi dokuya uygun mimari anlayışla yeniden ele alınması mümkün.
**
1990’lı yılların başında yaklaşık altı yıl boyunca Edirne Gazeteciler Derneği’nin başkanlık görevini yürüttüm.
Dernek olarak 1992 yılında Kırkpınar’a aynı adla ilk gazeteyi kazandırdık.
Kırkpınar Gazetesi ile bu büyük kültürel mirasa “kırmızı dipli mum” olmasa da her yıl biraz daha ışık tutmaya çalıştık.
Bugün bu yazıyı kaleme alırken önümde sararmış bir Kırkpınar Gazetesi sayfası duruyor.
Kırkpınar Güreşleri için basılmış.
Tarihi: 7 Temmuz 1996.
Başlığı ise oldukça manidar:
“Kırkpınar’da Havanda Su Dövmek.”
Haberde anlatılanlar ise daha da ilginç.
**
Edirne Belediyesi Meclisi, 6 Ocak 1995’te yaptığı toplantıda bir Kırkpınar Komisyonu kuruyor.
Komisyon iki ay boyunca çalışıyor, toplantılar yapıyor, görüşler alıyor ve kapsamlı bir rapor hazırlıyor.
Rapor 21 Mart 1995’te Belediye Başkanlığı’na sunuluyor.
Toplantılara kimler katılıyor dersiniz?
Üniversite temsilcileri…
Sivil toplum kuruluşları…
Demokratik kitle örgütleri…
Basın mensupları…
Yani kentin aklı diyebileceğimiz hemen herkes.
Amaç ise çok açık:
Kırkpınar’ı Edirne’ye ve tarihine yakışır bir organizasyon haline getirmek.
**
Raporun içeriğine bakınca insanın aklına şu soru geliyor:
“Bunlar gerçekten 31 yıl önce mi yazılmış?”
Çünkü önerilerin büyük bölümü bugün hâlâ konuşuluyor.
Bakın o raporda neler var:
Kırkpınar yalnızca bir güreş organizasyonu değil, aynı zamanda bir kültür ve sanat festivali olmalı.
Belediye bünyesinde Kırkpınar Müzesi ve arşivi kurulmalı.
Tanıtım profesyonelce yapılmalı; broşürler, filmler ve görseller hazırlanmalı.
Balkan ülkelerinde tanıtım toplantıları düzenlenmeli.
Şehirde kitap fuarları, konserler, tiyatrolar, sergiler ve imza günleri yapılmalı.
Kırkpınar sadece Sarayiçi’ne sıkışmamalı, tüm kente yayılmalı.
Sarayiçi çevresi düzenlenmeli; temizlik sağlanmalı, otopark sorunu çözülmeli.
Pehlivan Mezarlığı çevresi düzenlenmeli.
Tribün sistemi yeniden planlanmalı.
Satıcılar için hijyen kuralları getirilmeli.
**
Şimdi durup düşünelim.
Bu önerilerin hangisi bugün kulağa yabancı geliyor?
Hemen hiçbiri.
Çünkü bu şehirde Kırkpınar konuşulurken hâlâ aynı cümleleri kuruyoruz.
Yıllar değişiyor.
Raporlar değişiyor.
Ama öneriler pek değişmiyor.
Demek ki mesele fikir üretmek değil.
Mesele o fikirleri hayata geçirmek.
Aradan geçen 30 yıla yakın zamana rağmen hâlâ aynı başlıkları konuşuyorsak, belki de asıl sorun şudur:
Tunca Nehri’nin taşkın suları Sarayiçi’ni döverken, biz de yıllardır aynı meseleleri konuşup duruyoruz.
Tıpkı o eski gazete başlığındaki gibi…
Kırkpınar’da bazen gerçekten havanda su dövüyoruz.
Sanki yakın gelecekten hayırlı haberler veriyor gibi!..
Bir ülkedir uzakta; Yaralıdır tuzakta; Uzağında kalsak da; Gönlümüzde orası var!.. Ele surat asacak; Zalime kan kusturacak; Sanma böyle susacak; Fırtınası, borası var!.. Sanma böyle susacak,
Her şeyin bir sırası var!..
YUKARDA ALLAH VAR!.. Ve de Hak yolunun KORUNAN KORLARI VARDIR. Zamanla üzerlerine kirler, hainler, KÜLLER birikse de, bir gün gelir, hak yeli öyle bir eser ki, o hain külleri savurur, temizler!..
Ve de, O KORLAR ALEV ALEV COŞARDA, HAK YOLUNDA YENİ BİR ÇAĞ AÇAR, İNŞALLAH!..
Kuran’ı Kerim. Sure 11/Ayet 115: Sabırlı ol, çünkü Allah güzel iş yapanların mükâfatını zayi etmez. 11/116: Sizden önceki asırlarda yeryüzünü, bozgunculuktan alıkoyacak faziletli kimseler bulunsaydı ya! Fakat onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır. Zulmedenler ise kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkâr idiler. 11/117: Halkı iyi olduğu halde Rabbin, haksızlıkla memleketleri helâk etmez.
Edirne Sultan 1 Murat Devlet Hastanesi Trijenerasyon Santrali 2 Nolu Doğalgaz Motoru Bakım Hizmeti Alımı hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası (İKN)
:
2026/350843
1- İdarenin
1.1. Adı
:
İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI BAKAN YARDIMCILIKLARI
1.2. Adresi
:
Sarıcapaşa Mah. Sarıcapaşa Camii Sok. No:17 EDİRNE MERKEZ/EDİRNE
1.3. Telefon numarası
:
02842268245
1.4. İhale dokümanının görülebileceği ve indirilebileceği internet sayfası
:
https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2- İhalenin
2.1. Tarih ve Saati
:
31.03.2026 – 14:30
2.2. Yapılacağı (e-tekliflerin açılacağı) adres
:
Edirne İl Sağlık Müdürlüğü Toplantı Salonu (Sarıcapaşa Mah.Sarıcapaşa Camii Sok. No:17 Merkez/EDİRNE)
3- İhale konusu hizmet alımının
3.1 Adı
:
Edirne Sultan 1 Murat Devlet Hastanesi Trijenerasyon Santrali 2 Nolu Doğalgaz Motoru Bakım Hizmeti Alımı
3.2. Niteliği, türü ve miktarı
:
Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Trijenerasyon Santrali 2 Nolu Doğalgaz Motoru Bakım Hizmeti 1 -Adet Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
3.3. Yapılacağı/teslim edileceği yer
:
Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi
3.4. Süresi/teslim tarihi
:
İşe başlama tarihinden itibaren 120(YüzYirmi) gündür
3.5. İşe başlama tarihi
:
Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 10 gün içinde işe başlanacaktır.
4- Katılım ve yeterlik kriterleri: 4.1. Katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin istekliler tarafından e-teklif kapsamında sunulması gereken bilgi ve belgeler ile fiyat dışı unsurlara ilişkin bilgi ve belgelere aşağıda yer verilmiştir: 4.1.1. Teklif mektubu. 4.1.2. Teklif vermeye yetkili olunduğunu gösteren bilgi ve belgeler: 4.1.2.1. Tüzel kişilerde; isteklilerin yönetimindeki görevliler ile ilgisine göre, ortaklar ve ortaklık oranlarına (halka arz edilen hisseler hariç)/üyelerine/kurucularına ilişkin bilgi ve belgeler. 4.1.2.2. Vekâleten ihaleye katılma halinde vekile ilişkin bilgi ve belgeler. 4.1.3. Geçici teminat. 4.1.4 İsteklinin iş ortaklığı olması halinde iş ortaklığı beyannamesi.
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin bilgi ve belgeler ile bunların taşıması gereken kriterler:
Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin bilgi, belge veya kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin bilgi ve belgeler ile bunların taşıması gereken kriterler:
4.3.1. Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif edilen bedelin % 50 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi. 4.3.1.1. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere kullanılan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip ve 4734 sayılı Kanuna göre yapılacak ihalelere ilişkin sözleşmelerin yürütülmesi konusunda temsile ve yönetime yetkili olan ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan ticaret sicili müdürlükleri veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu şartların korunduğunu gösteren, e-forma uygun belgenin kullanılması zorunludur. 4.3.1.2. 4734 sayılı Kanun kapsamındaki idarelere taahhüt edilenler dışında yurt dışında gerçekleştirilen işlerden elde edilen iş deneyiminin 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 195 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince pay çoğunluğuna dayanarak kurulan şirketler topluluğu ilişkisi içinde kullanılması halinde bu hukuki ilişkiyi ve bu ilişkinin süresini tevsik eden belgelerin sunulması zorunludur.
4.3.2. İhale konusu işin ya da malın satış faaliyetinin yerine getirilebilmesi için ilgili mevzuat gereğince sicil, izin, ruhsat, faaliyet belgesi vb. belgeler:
Alternatör üreticisi firmaların en az birisi tarafından servis vermeye yetkilidir belgesi olmalıdır. Firma bakım onarım hizmetlerinde çalıştıracağı personel için; Firma içten yanmalı motor/jeneratör setleri bakım onarımına ilişkin TSE Hizmet yeterlilik belgesi sunacaklardır. Gaz Motor Üreticisi firmaların en az biri tarafından servis vermeye yetkilidir belgesi olmalıdır.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1.Kamu veya Özel Sektörde yapılan Trijenerasyon Santral Bakım Onarım Hizmeti İşleri benzer iş kabul edilecektir
5- Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6- İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7- İhaleye teklif verecek olanların, EKAP hesabına giriş yaparak ihale dokümanını indirmeleri zorunludur.
8-Teklifler, EKAP üzerinden teklif mektubu ile ihaleye katılım belgesi ve diğer ekler kullanılarak hazırlanacak ve e-imza ile imzalanarak ihale tarih ve saatine kadar EKAP üzerinden gönderilecektir.
9- İstekliler tekliflerini, anahtar teslimi götürü bedel üzerinden vereceklerdir. İhale sonucunda, üzerine ihale yapılan istekliyle anahtar teslimi götürü bedel sözleşme imzalanacaktır.
10- Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
11- İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.
12- Bu ihalede elektronik eksiltme yapılmayacaktır.
13- Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 120 (YüzYirmi) takvim günüdür.
14- Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
15- Diğer hususlar:
İhalede Uygulanacak Sınır Değer Katsayısı (R) : Diğer Hizmetler/0,78 Teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istenecektir.
Olgay GÜLER TFF Nesine 3’üncü Lig’de deplasmanda Silivrispor’la karşılaşan Edirnespor, sahadan 5-1’lik mağlubiyetle ayrıldı. Edirnespor, ligin 24’üncü haftasında deplasmanda Silivrispor’un konuğu oldu. Silivri Müjdat Gürsu Stadı’nda Pazar günü oynanan maçta Edirnespor sahadan farklı mağlubiyetle ayrıldı. Karşılaşmanın dördüncü dakikasında Barış Korkmaz’la öne geçen ev sahibi takım, 28’de Batuhan Kurt’la durumu 2-0’a getirdi. İlk yarısı bu skorla tamamlanan maçın ikinci yarısında da Silivrispor üstün oynayan taraf oldu. 47’de İsmail Düzgün’le üçüncü golü bulan Silivrispor, 50’de Emre Eser’le skoru 4-0 yaptı. Silivrispor 62’nci dakikada Yasin Kargı ile farkı 5’e çıkarırken, Edirnespor 85’inci dakikada Enes Alp ile ilk golünü buldu. Kalan dakikalardan gol sesi çıkmayınca maç 5-1, Silivrispor lehine sonuçlandı. TFF’nin Ankara bölgesi hakemlerinden Furkan Sarıoğlan’ın yönettiği maçta yardımcılıklarını; Trabzon bölgesi hakemlerinden Hasan Ata, Kilis bölgesinden Furkan Ogün Demir ve Yozgat bölgesinden Muhammet Kürşat Şenyüz yaptı. Takımlar sahaya şu kadrolarla çıktı: Silivrispor: 34. Ege Baran Sahillioğlu, 4. Ramazan Kallıoğlu, 8. Barış Korkmaz, 10. Emre Eser, 17. Emre Demir, 18. Yasin Kargı, 30. Fatih Ergen, 33. Kerem Kılıç, 55. Adnan Emir Koldere, 91. İsmail Düzgün, 99. Batuhan Kurt Yedekler: 16. Talha Yakın, 2. Burak Selver Yıldız, 11. Emir Hakan Patan, 14. Orkun Ahmet Dedeoğlu, 24. Hakan Esa, 29. Ramazan Çeri, 53. Efe Yılmaz, 61. Efe Baran Kara, 88. Mehmet Ali Kablan, 97. Dursun Batuhan Kuru Edirnespor: 39. Erkam Mecit Erginsoy, 74. Buğra Uçar, 3. Berke Can Özsoy, 53. Onur Köse, 32. Ensar Çapar, 44. Ahmet Efe Şimşek, 17. Yusuf Talha Yılmaz, 19. Efe Yüceer, 88. Hakan Berkant Yılmaz, 5. Ayberk Çoban, 9. Enes Alp Yedekler: 91. Bayram Kılıç, 95. Melih Sağlam, 4. Efe Utku Özgan, 22. Furkan Kara, 65. Ferdi Güzelsu, 12. Baran Boyraz, 58. Mehmet Mustafa Çolak, 10. Volkan Keskin, 16. Ahmet Ege Evsan, 77. Yusuf Kurt
Genellikle 40 yaş ve üzeri kadınlarda yılda bir kez mamografi önerilir. Bunun temel sebebi, bu yaş grubunda meme kanseri riskinin artması ve meme dokusunun daha az yoğunlaşarak mamografiyle daha net görüntülenebilir hale gelmesidir. Ayrıca mamografi, kadınların kendi kendine muayene ile hissedemeyeceği kadar küçük anormallikleri bile ortaya çıkarabilir.
Ultrason Nedir ve Ne Zaman Kullanılır?
Vücut içindeki dokuları görüntülemek için ses dalgaları kullanılır. Meme ultrasonu, özellikle kırk yaş altındaki kadınlarda tercih edilir çünkü meme dokusunun kapsamlı bir incelemesini sağlar. Bunun nedeni, genç kadınlarda meme dokusunun daha yoğun olması ve bu nedenle mamografi ile net bir görüntü almak daha zordur. Ayrıca ultrason, mamografide görülen bir kitleyi veya kireçlenmeyi gösterir. Örneğin, sıvı bir kitle veya kist tipik olarak güzeldir. Katı bir kitle, daha kapsamlı bir incelemeye ihtiyaç duyabilir. Ultrason, bu ayrımı güvenilir bir şekilde yapma kapasitesine sahip olduğu için tanı sürecinde oldukça değerlidir. Gebelik ve emzirme dönemindeki kadınlarda meme sağlığını değerlendirmek için ultrason da en iyi seçimdir. Sonuç olarak, bu günlerde mamografi, içerdiği düşük doz X ışını nedeniyle tercih edilmez.
Mamografi ve Ultrason Neden Birlikte Kullanılmalı?
Doku yapılarını değerlendirmek için bu iki görüntüleme yöntemi birbirini tamamlar. Ancak ultrason, kitlelerin iç yapısını değerlendirmek için daha iyidir çünkü mamografi, mikrokalsifikasyon olarak bilinen çok küçük kireçlenmeleri üstünken bulma yeteneğine sahiptir. Özellikle yoğun meme dokusu olan kadınlarda, ultrasonla mamografide görünmeyen bazı oluşumlar kolayca görülebilir. Sonuç olarak, 40 yaş üstü kadınlarda mamografi tipik bir tarama aracı olarak kullanılırken, yoğun meme dokusu varsa ultrason da dahil edilmelidir. Benzer şekilde, mamografide şüpheli bir gölge veya leke görüldüğünde, yapısının anlaşılması için ultrason yapılır. Böylece hem erken teşhis olasılığı hem de gereksiz biyopsi prosedürlerinin olmaması azaltılır. Özellikle risk altındaki kadınlar için kombine ultrason ve mamografi, çok daha kapsamlı ve doğru bir tarama sağlar. Bu yöntemler kombine edildiğinde, meme kanserinin erken teşhis edilme olasılığı önemli ölçüde artacaktır.
Hangi Yaşta Hangi Test Uygulanmalı?
Genel kural olarak, 20’li yaşlardan itibaren kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmaya başlaması önerilir. 30 yaşından sonra ise yılda bir kez uzman doktor kontrolü ve gerekli görülürse ultrason ile görüntüleme yapılmalıdır. 40 yaşından itibaren ise yılda bir kez mamografi çektirmek meme sağlığı açısından altın standarttır.
Yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografi ile birlikte ultrason yapılması önemlidir. Çünkü bu kişilerde mamografi tek başına yeterli olmayabilir. Ayrıca ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan kadınlar, genetik risk taşıyanlar ve daha önce meme hastalığı geçirmiş olanlar, düzenli ve daha erken dönemde tarama programlarına alınmalıdır.
Mamografi ve Ultrasona Hazırlık
Her iki işlem için de özel bir hazırlık süreci bulunmaz. Ancak bazı küçük detaylara dikkat edilmesi, görüntü kalitesini artırabilir. Mamografi için en uygun zaman, adet döneminin bitiminden sonraki ilk haftadır. Bu dönemde meme dokusu daha az hassas olur ve baskı hissi daha az rahatsızlık verir.
Ayrıca mamografi gününde koltuk altına deodorant, pudra veya losyon sürülmemesi önerilir. Bu maddeler mamografi cihazında leke gibi algılanabilir ve yanlış görüntü oluşturabilir. Daha önce çekilmiş mamografi veya ultrason kayıtlarınız varsa, karşılaştırma yapılabilmesi açısından yanınızda getirmeniz faydalı olacaktır.
Ultrason için ise herhangi bir özel hazırlık gerekmez. Emziren ya da hamile kadınlar gönül rahatlığıyla bu işlemi yaptırabilirler, çünkü radyasyon içermez.
Radyasyon Konusunda Endişelenmeli miyiz?
Mamografi sırasında kullanılan X ışınları çok düşük dozda olup sağlık açısından güvenlidir. Yılda bir kez çekilen mamografi ile alınan radyasyon dozu, çevresel maruziyete kıyasla oldukça düşüktür. Bu küçük miktardaki maruziyet, erken teşhisin sağlayacağı faydayla kıyaslandığında ihmal edilebilir düzeydedir.
Ultrason ise tamamen radyasyonsuz bir yöntem olduğundan, tekrar tekrar uygulanmasında hiçbir sakınca bulunmaz. Bu özelliği sayesinde çocuklarda, gençlerde ve gebelerde güvenle tercih edilir.
Meme Sağlığında Erken Teşhis Hayat Kurtarır
Meme kanseri, erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak bunun için düzenli kontroller ve doğru görüntüleme yöntemleri şarttır. Mamografi ve ultrason, bu süreçte en etkili tarama yöntemleridir. Bu iki yöntemin birlikte kullanılması, meme dokusunun en doğru şekilde değerlendirilmesini sağlar.
Kadınların her yıl mamografi ve/veya ultrason kontrollerini yaptırmaları, yalnızca sağlıklarını değil; sevdikleriyle geçirecekleri sağlıklı yılları da koruma altına alır. Kendi bedeninizi tanıyın, değişimleri takip edin ve kontrolü ihmal etmeyin. Çünkü erken teşhis, yaşam süresini uzatır ve tedavi şansını artırır.
Mamografi kaç yaşından itibaren yaptırılmalı?
Genellikle 40 yaşından itibaren her yıl mamografi yapılması önerilir. Ancak risk grubundaki kadınlarda bu yaş daha erkene çekilebilir.
Ultrason mu mamografi mi daha güvenilir?
Her iki yöntem farklı özellikteki dokuları gösterdiği için birlikte kullanıldığında daha güvenilir sonuç verir.
Mamografi ağrılı bir işlem midir?
Kısa süreli bir baskı hissi olabilir ancak çoğu kadın için tolere edilebilir düzeydedir.
Ultrason hamile kadınlar için güvenli midir?
Evet. Ultrason radyasyon içermediği için gebelerde de güvenle kullanılabilir.
Mamografi ve ultrason aynı gün yapılabilir mi?
Evet. İki işlem aynı gün içinde yapılabilir ve böylece daha kapsamlı bir değerlendirme sağlanır.
Her yıl mamografi yaptırmak zararlı mı?
Hayır. Modern cihazlarla alınan düşük radyasyon dozu, sağlığa zarar vermez.
Ultrason meme kanserini tam olarak gösterebilir mi?
Ultrason, kitlelerin yapısını gösterebilir ancak bazı erken evre kanserler sadece mamografi ile saptanabilir.
Yoğun meme dokusu ne demek?
Yoğun meme dokusu, yağ oranı düşük, fibroglandüler doku oranı yüksek memelerdir. Bu durum mamografiyle görüntülemeyi zorlaştırabilir.
Sadece elle muayene yeterli olur mu?
Hayır. Elle muayene önemlidir ama yeterli değildir. Görüntüleme yöntemleri ile desteklenmelidir.
Yapay titanyum vida sistemleri, çene kemiğine yerleştirildikten sonra eksik dişin görevlerini yerine getirir. En etkili kalıcı diş kaybı tedavi yöntemlerinden biridir. Bu, tek bir diş veya tamamen diş eksikliği olan kişiler için uygundur. İmplant, diğer dişlere zarar vermeden eksik dişi tamamlar. Doğal diş yapısı için idealdir. çiğneme ve konuşma yeteneğini geri kazandırır. Sağlam ve uzun ömürlüdür. Yüzdeki çizgileri azaltır ve daha yaşlı görünmeye yardımcı olur.
İmplant tedavisi yalnızca fonksiyonel bir çözüm değil, aynı zamanda estetik bir adımdır. Çünkü eksik dişin yarattığı boşluk, hem gülümsemeyi hem de yüz ifadesini olumsuz etkiler. Bu nedenle implant uygulaması, gülüş tasarımı sürecinin de önemli bir parçasıdır.
Gülüş Tasarımı Nedir? Yüzünüzle Uyumlu Gülüşler
Gülüş tasarımı, yüz hatları, dudak yapısı, diş eti seviyesi, diş rengi ve şekli gibi değişkenleri göz önünde bulundurarak kişiye özel bir diş hekimliği uygulamasıdır. Hedef, güzel ve doğal bir gülüş elde etmek.
Gülüş Tasarımı Aşamaları: Muayene ve Analiz: Yüz formu, diş yapısı ve gülüş çizgisi incelenir.
Dijital ölçüm ve fotoğraf: Gülüş modellerinin oluşturulması.
Tedavi planlaması: İmplant, zirkonyum ve diş estetiği dahil olmak üzere çeşitli işlemler seçilir.
Planlanan eylemler sırayla gerçekleştirilir.
Son kontroller ve rötuşlar: Gülüş uyumu yeniden gözden geçirildi.
İmplant tedavisiyle eksik dişler tamamlandıktan sonra, yeni dişlerin rengi, şekli ve konumu gülüş tasarımına dahil edilir. Bu noktada zirkonyum kaplamalar en iyi seçeneklerden biridir.
Zirkonyum Kaplama Nedir?
Estetik ve Dayanıklılığın Bir Buluşması: Zirkonyum diş kaplama, metal içermediği ve ışık geçirgenliği yüksek olduğu için doğal diş görünümüne en yakın bir görünüm sağlar. Ön ve arka dişlerde kullanılabilir. Gülüş tasarımlarında, özellikle ön yüzeyde zirkonyum kaplama, estetik sonucun en önemli bileşenlerinden biridir. Zirkonyum kaplamalar, estetik bir görünüm sağlar, diş eti ile uyumludur ve biyolojik olarak güvenlidir. Metal alerjisi yaşamaz, renklenmeye karşı dirençlidir ve ışık geçirgenliği sayesinde doğal bir diş görünümü sağlar. Bu kaplamalar, implantlara veya doğal dişlere uygulanabilir. Bu, zirkonyumun gülüş tasarımına ve implantlara mükemmel bir şekilde entegre edilebileceğini gösteriyor.
Üç İşlemin Entegre Edilmesi: Fonksiyonel ve Estetik Çözüm
Gülüş tasarımı, zirkonyum ve implant, estetik diş hekimliğinde birbirini tamamlayan üç önemli bileşendir. Bu işlemlerin kombinasyonu hastaya hem güzel bir gülümseme hem de sağlıklı, dayanıklı ve işlevsel bir ağız yapısı sağlar. Örneğin, hasta ön dişini kaybetmiştir. Diğer dişlerde de çapraşıklık, şekil bozukluğu ve renk değişiklikleri vardır. Gülüş tasarımı genel planı oluşturur. implant, eksik dişin yerine yerleştirilir. Zirkonyum kaplama hem implantlara hem de diğer dişlere uygulanır. Tüm dişler fonksiyonel ve estetik olarak yeniden tasarlanır. Hasta, eksik dişlerinden kurtulmakla kalmaz, aynı zamanda güzel bir gülümsemeye ve sağlıklı bir ağız yapısına kavuşur.
Hangi Durumlarda Bu Üçlü Kombinasyon Önerilir?
Birden fazla diş eksikliği olan kişiler
Gülüşünden memnun olmayan, yüz estetiğini iyileştirmek isteyen bireyler
Renklenmiş, kırık veya şekil bozukluğu olan dişlere sahip hastalar
Diş eti çizgisi ve gülüş hattında asimetri bulunan kişiler
Hem fonksiyonel hem estetik bir çözüm isteyenler
Bu üç uygulama, kişinin ihtiyacına göre birlikte ya da kademeli olarak planlanabilir. Önemli olan uzman bir diş hekimi tarafından yüz, diş ve çene yapısının bütüncül bir şekilde değerlendirilmesidir.
Dijital Diş Hekimliği ile Planlama Kolaylığı
Dijital teknolojilerin diş hekimliğine entegrasyonu sayesinde artık implant, gülüş tasarımı ve zirkonyum işlemleri çok daha hızlı ve doğru şekilde planlanabiliyor. 3D taramalar, dijital gülüş tasarımı yazılımları ve CAD-CAM teknolojileri ile hastaya özel çözümler üretiliyor.
Bu sayede:
Zaman kaybı önleniyor
Hasta, sonuçları önceden görebiliyor
Tedavi süreci daha konforlu geçiyor
Mükemmel uyum ve doğal görünüm sağlanıyor
Gülüşünüzü Baştan Tasarlayın
Estetik bir gülümseme, sadece dış görünüşü değil; kişinin psikolojisini, sosyal hayatını ve özgüvenini doğrudan etkiler. İmplant, gülüş tasarımı ve zirkonyum kaplamalar, diş estetiğinde modern çağın sunduğu en etkili yöntemlerdir. Bu işlemler doğru planlandığında, hem sağlıklı hem de etkileyici bir gülüş elde etmek mümkündür.
Eğer diş eksiklikleriniz varsa, mevcut dişlerinizin şeklinden ya da renginden memnun değilseniz veya daha genç ve dinamik bir yüz ifadesi arıyorsanız, bu üçlü tedavi kombinasyonu tam size göre olabilir. Uzman bir hekime başvurarak detaylı analiz yaptırmanız, sizin için en ideal tedavi planının oluşturulmasına yardımcı olacaktır.
Zirkonyum kaplama ile implant birlikte kullanılabilir mi?
Evet. Zirkonyum kaplamalar, implant üzerine yerleştirilen dayanak yapılar (abutment) üzerine de başarıyla uygulanabilir.
Gülüş tasarımı sadece ön dişler için mi yapılır?
Hayır. Gülüş tasarımı, tüm dişlerin, dudak yapısının ve yüz estetiğinin uyum içinde değerlendirilmesiyle yapılır.
İmplant işlemi ağrılı mıdır?
Hayır. Lokal anestezi altında yapılır ve işlem sonrası hafif bir ağrı olabilir, bu da birkaç gün içinde geçer.
Zirkonyum kaplama ne kadar dayanıklıdır?
Zirkonyum, uzun ömürlü ve dayanıklı bir malzemedir. Doğru bakım ile yıllarca kullanılabilir.
Gülüş tasarımı ne kadar sürede tamamlanır?
Tedavi planına göre değişir. Sadece estetik uygulamalarda 1-2 haftada tamamlanabilirken, implant süreci de dahilse 2-4 ay sürebilir.
Diş eksikliğim yoksa da gülüş tasarımı yaptırabilir miyim?
Evet. Diş formu, rengi veya diziliminden memnun değilseniz, gülüş tasarımı sizin için uygundur.
Zirkonyum dişler doğal görünür mü?
Evet. Işık geçirgenliği yüksek olduğu için doğal dişe en yakın estetik sonucu sunar.
İmplant sonrası zirkonyum yerine başka kaplama kullanılabilir mi?
Evet, porselen veya metal destekli kaplamalar da kullanılabilir; ancak estetik açıdan zirkonyum daha avantajlıdır.
Bu işlemler bir arada yapılabilir mi?
Planlamaya göre evet. Gülüş tasarımı kapsamında implant ve zirkonyum uygulamaları birlikte ele alınabilir.
Olgay GÜLER Edirne Belediyesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Yeniimaret Mahallesi’nde Yeniimaret Kadın Merkezi hizmete açıldı.
Kadınların sosyal, kültürel ve mesleki gelişimlerine katkı sağlayacak birçok hizmeti bir arada sunan Yeniimaret Kadın Merkezi’nin açılış törenine Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, CHP Edirne İl Kadın Kolları ve İl Genel Meclis Başkanı Çiğdem Gegeoğlu, belediye meclis üyeleri, mahalle muhtarları, mahalle sakinleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
‘ELEŞTİRİLERİN EN GÜZEL CEVABI’ Açılışta konuşan Yeniimaret Mahallesi Muhtarı Neslihan Dönmez Dürüktaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak merkezin mahalle için önemli bir kazanım olduğunu ifade etti. Dürüktaş, “Bugün vesilesiyle Edirne’de tarlada çalışan, emek veren, bilime ışık tutan tüm kadınların ve tüm emekçilerin gününü kutluyorum. Edirne’den Ardahan’a, Türkiye’deki ve dünyadaki bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Başkanımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bazı arkadaşlarımız sosyal medyada, yorumlarda ‘kenar mahallelere dokunulmuyor’ şeklinde eleştiriler yapıyor. Ancak bu merkez, kenar mahallelere de dokunulduğunun en güzel örneklerinden biridir; bunun açık bir ispatıdır. Sayın Başkanımıza bu güzel hizmeti mahallemize kazandırdığı için bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun Sayın Başkanım” dedi.
‘KİMSEYİ AYIRMADAN HER MAHALLEYE DOKUNACAĞIZ’ Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da kadınların hayatın her alanında daha güçlü ve aktif yer alabilmesi için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “Biz bu yola çıkarken bir söz vermiştik. Önceliklerimiz olacağını söylemiştik. Şehre hizmet ederken kimseyi ayırmadan, her mahalleye, her sokağa dokunacağımızı ifade etmiştik. Az önce muhtarımız da çok güzel bir şey söyledi. Kendisine özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bir kadın muhtar olarak mahallesinde ne kadar sevildiğini ve sayıldığını da biliyorum. Bu mahallelerde evlere giriyoruz, vatandaşlarımızla bir araya geliyoruz. Kadınlarımız muhtarlarından büyük bir sevgiyle bahsediyorlar. Bu da bizler için büyük bir gurur kaynağı. Kadın muhtarlarımızın her biriyle ayrı ayrı gurur duyuyorum. Bu yola çıkarken şunu söylemiştim: Ben her zaman en büyük gücü kadınlardan ve gençlerden aldım. Siz kadınlar benim en kıymetli yol arkadaşlarımsınız. Kendimi en zor hissettiğim zamanlarda geri dönüp baktığımda varlığını hissettiğim, ‘Bir şey olsa benim elimden tutar’ dediğim siz kıymetli kadınlarsınız. Bu nedenle dedik ki; bu şehrin her mahallesinde olacağız, her sokağında olacağız. Hiç kimseyi ayırmayacağız. Edirne Belediyesi herkese aynı şefkatle dokunacak. Nitekim bunu yapmaya da gayret ediyoruz. Evet, imkanlarımız belki kısıtlıydı. Belki gönlümüzden geçen çok daha fazlasını yapmak istiyorduk güzel kadınlarımız için. Ama inanıyorum ki göreve geldiğimiz günden itibaren kadınlar, gençler ve çocuklar bizim en büyük önceliklerimizden biri oldu. Öncelikle mevcut kadın merkezlerimizi daha aktif hale getirmeyi hedefledik. Daha fazla kadına ulaşabilmek, onların zorunlu ihtiyaçlarına destek olabilmek, psikolojik ve hukuki destek sunabilmek için çalışmalar yaptık” şeklinde konuştu.
‘KONAK EDİRNE KADINLARIN BULUŞMA NOKTASI OLDU’ Başkan Gencan, kadınlara yönelik sosyal alanların artırılması için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “Diğer yandan kadınlarımızın çocuklarını güvenle bize emanet edebilecekleri ortamlar oluşturmayı, çeşitli eğitimlerle buluşmalarını sağlamayı amaçladık. Bazen keyifli vakit geçirecekleri, bazen de eğitim alabilecekleri alanlar oluşturmak istedik. İşte Konak Edirne de tam da böyle bir yere dönüştü. Şehrin her noktasından, her mahallesinden kadınlar geldi. Kimi zaman oturdular, sohbet ettiler, dertleştiler. Kimi zaman okuma yazma öğrendiler. Kimi zaman eğitimlere katıldılar. Çocuklarını bize emanet ettiler. Birçok etkinlikte hep birlikte olduk. Bugün Yeniimaret Mahallemizde açılışını yaptığımız bu kadın merkezinde de benzer bir hikâye yazılacak. Burada birçok kadınımız, birçok mahallelimiz kuaför hizmetinden aydalanacak, çeşitli eğitimlere katılacak. Tıpkı Konak Edirne’de olduğu gibi burada da kadınlarımız ne istiyorsa, Edirne Belediyesi’ni ne zaman yanlarında görmek istiyorlarsa burada buluşacaklar. Bazen sıcacık bir ortamda bir arada olmak için, bazen de Edirne Belediyesi’nin şefkatli elini hissetmek için bu merkezde bir araya gelecekler” ifadelerini kullandı.
‘MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ’ Kadınlar, gençler ve çocukları için yaptıkları çalışmaların her geçen gün artarak devam edeceğini dile getiren Gencan, “Aslında her 8 Mart’ta sadece bir kutlama yapmıyoruz. Evet, bir araya gelmek bizi güçlendiriyor ama aynı zamanda geçen yılın da bir muhasebesini yapıyoruz. Ne yazık ki ülkemizde şüpheli kadın ölümleri, eşleri tarafından öldürülen kadınlar ve kadın cinayetleri her geçen gün artarak devam ediyor. Ama bizler hiçbir zaman umutsuz olmayacağız. Mücadele etmeye devam edeceğiz. Edirne Belediyesi olarak, çok kıymetli kadın meclis üyelerimizle, muhtarlarımızla, sivil toplum örgütlerimizle ve siyasi partilerin kadın kollarıyla birlikte bu karanlık düzenin sona ermesi için mücadele etmeye kararlıyız. En azından şehrimizde kadınlarımızı korumak için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Belediye Başkanı Gencan ve protokol üyeleri tarafından kurdele kesilerek Yeniimaret Kadın Merkezi’nin resmi açılışı gerçekleştirildi. Açılışın ardından merkez gezilerek kadınlara sunulacak hizmetler hakkında bilgi verildi.
Edirne’de Emniyet Müdürlüğü tarafından; 16 ekip ve 62 polisle yasa dışı bahis ve kumar denetimi gerçekleştirildi.
Edirne İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından kent genelinde yasa bahis ve kumar faaliyetlerinin önlenmesine yönelik geniş çaplı denetim gerçekleştirildi. Umuma açık alanlarda yapılan denetimlere toplam 16 ekip ve 62 personel katıldı. Ekipler tarafından kahvehane, kafe, kıraathane ve benzeri işletmeler başta olmak üzere birçok noktada kontroller yapıldı.
Denetimler kapsamında vatandaşlara Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgusu uygulanırken, işletmelerde de yasa dışı kumar ve bahis faaliyetlerine karşı incelemelerde bulunuldu.
Edirne Kadın Platformu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildi.
Platform tarafından düzenlenen etkinlik, grubun Eski Cami önünde toplanmasıyla başladı. Eski Cami’den Saraçlar Caddesi’ne yürüyen platform gönüllüsü kadınlar, sloganlar attı. Saraçlar Caddesi’nde sona eren yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı.
Basın açıklamasını platform adına Eğitim Sen Edirne Şube Sekreteri Ayla Haykır yaptı.
‘AYRIMCILIĞA KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ’
Haykır, 8 Mart’ın kadınların sömürülmesine, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa, her türden baskı ve şiddete karşı direnişin tarihsel simgesi olduğunu belirterek, “169 yıl önce New York’ta tekstil işçisi kadınlar, günde yirmi saati bulan insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücretlere karşı örgütlü ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Polis saldırdı ve işçiler fabrikaya kilitlendi. Çikan yangında, kurulan barikatlar nedeniyle kaçamayan 129 kadın yaşamını yitirdi. Bugün o kadınların mücadelesini selamlıyoruz. Emek, eşitlik ve özgürlük uğruna hayatını kaybeden tüm kadınların anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Onlardan aldığımız güçle; ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskıya, savaşa ve otoriterliğe karşı sesimizi yükseltiyoruz” dedi.
‘GENİŞ TANIMLI KADIN İŞSİZLİĞİ YÜZDE 40’I AŞMIŞ DURUMDA’
Kadınların işgücüne katılımının erkeklerin çok gerisinde olduğunu söyleyen Haykır, “Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 40’ları aşmış durumda. Çalışan kadınların yaklaşık yüzde 69’u asgari ücret ve altında gelirle yaşam mücadelesi veriyor. Kayıt dışı ve güvencesiz çalışma kadınlar açısından daha yaygın. Kadınlar ev içi bakım ve ev işlerine erkeklerden 4-5 kat fazla zaman ayırıyor. Ücretsiz bakım emeği görünmez kılındıkça kadınların çalışma yaşamına katılımı zorlaşıyor. Piyasanın insafina bırakılan kreş ve bakım hizmetleri yüksek maliyetleri nedeniyle erişilemez hale geliyor. Yarı zamanlı ve esnek çalışma modelleri “müjde” gibi sunulsa da kadınların hak kaybına, daha düşük ücret ve daha az sosyal güvenceye yol açıyor. Bir kez daha söylüyoruz: Kreş açmak devletin sorumluluğudur. Çözüm güvencesiz çalışma değil; ücretsiz ve kamusal kreşlerdir” diye konuştu.
‘LAİK, BİLİMSEL VE DEMOKRATİK EĞİTİM HAKKI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ’
Kadın işsizliği artarken yoksulluk nedeniyle kız çocuklarının da eğitimden koptuğuna dikkat çeken Haykır, “Genç kadınlarda, eğitimde ve iş hayatında yer almayanların oranı oldukça yüksek. Üniversiteler, kampüsler kadınların özgürce bilime ulaşabileceği alanlar olmak yerine bilimsellikten uzak müfredatlarla, topluluklarla, tacizci akademisyenlerle kuşatılmıştır. Üniversiteli kadınların yaşam tarzlarına, kimliklerine karşı nefret politikaları devam ederken kampüslerde, yurtlarda failler cirit atıyor. Kayyum rektörler tarikatlarla ve cemaatlerle bağlantılı vakıflarla, topluluklarla anlaşma yaparak üniversitelerde gerici değerleri pekiştiriyor. Eğitim sistemindeki değişikliklerle laik, eşitlikçi ve bilimsel anlayış zayıflatılıyor, cinsiyetçi roller yeniden üretiliyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz. Yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı eşit ve insanca çalışma koşulları, bilimsellikten uzak, tekçi eğitim anlayışına karşı laik, bilimsel ve demokratik eğitim hakkı için mücadele ediyoruz” şeklinde konuştu.
‘İŞ CİNAYETLERİNDE 13 KIZ ÇOCUĞU YAŞAMINI YİTİRDİ’
MESEM projeleri kapsamında 77 bin 715 kız çocuğunun, “mesleki eğitim” adı altında çocuk işçi olarak ucuz işgücü piyasasına sürüldüğünü dile getiren Haykır, “Eğitim hakları gasp edilen bu çocuklar ağır, güvencesiz ve istismara açık koşullara mahkum ediliyor; sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillenen bir sistemin parçası haline getiriliyor. Bu düzenin sonuçlarını gördük. TBMM’ de stajyer öğrencileri istismar edenlerin cezasız bırakılması, çocukların korunmadığını açıkça gösterdi. İSİG verilerine göre iş cinayetlerinde 13 kız çocuğu yaşamını yitirdi. Çocuk işçilik bu ülkede yalnızca sömürü değil, ölüm demektir. Dilovası’nda Ravive Kozmetik’te çıkan yangında üçü çocuk yedi işçi gerekli önlemler alınmadığı için hayatını kaybetti. Unutmadık, unutturmayacağız” ifadelerini kullandı.
‘BU KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ’
Kadınların kazanılmış haklarına yönelen her geri adım girişimine karşı susmayacaklarını, korkmayacaklarını ve itaat etmeyeceklerini ilan eden Haykır, “Haklarımızdan vazgeçmeyecek, ne pahasına olursa olsun mücadele etmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki kadın mücadelesine yönelen baskı ve şiddet politikaları geçici değil; bilinçli, sistematik ve stratejiktir. Karşımızdaki karanlık tabloya, baskının ve dogmatizmin kurumsallaşma çabalarına rağmen; kadınların yaşamın her alanında eşit, özgür ve onurlu biçimde yer aldığı; gerçek demokrasinin, kalıcı barışın ve laik bir yönetim anlayışının hayat bulduğu bir toplumu kurmanın mümkün olduğunu biliyoruz. Sınırları aşan kadın dayanışması, farklı coğrafyalarda yükselen direnişlerin ortak sesinde buluşuyor. Kadınların sözü, eylemi ve iradesi büyüdükçe karanlık geriliyor. Biz bu karanlığa teslim olmayacağız. Bu 8 Mart’ta da tüm kadınları yoksulluğa, şiddete, güvencesizliğe karşı barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyütüyoruz şiarıyla; eşitlik, özgürlük, emek, hak, adalet, barış ve laiklik için yıllardır omuz omuza verdiğimiz mücadeleyi daha da büyütmek için; birlikte yürümeye, birlikte üretmeye, birlikte direnmeye çağırıyoruz” dedi.