Uzunköprü’de Karma Sanat Sergisi

Uzunköprü Belediyesi Kültür ve Sanat Evi’nde Karma Sanat Sergisi’nin açılışı yapıldı.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Uzunköprü Belediyesi tarafından düzenlenen Karma Sanat Sergisi, Uzunköprü Belediyesi Kültür ve Sanat Evi’nde kadınların yoğun katılımıyla açıldı.


Uzunköprü Belediye Başkanı Ediz Martin, “Sanat kurslarımıza katılan kursiyerlerimiz tarafından büyük emekle hazırlanan rölyef, boyama ve yağlı boya eserleri sanatseverlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşadık. Kadınların emeğini, üretkenliğini ve yaratıcılığını yansıtan çalışmalar sergiyi ziyaret eden hemşehrilerimiz tarafından büyük ilgi gördü” dedi.


Başkan martin şunları söyledi:
Kadınların hayatın her alanında üreten, güç veren ve ilham olan emeğini sanatla buluşturduğumuz bu anlamlı günde bizlerle olan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyoruz.
Sergimiz 15 Mart tarihine kadar Kültür ve Sanat Evi’nde mesai saatleri içerisinde ziyaret edilebilir.
Tüm emekçi kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü bir kez daha kutluyoruz.

Cumhuriyetin Özgür Kadınları Derneği’nde anlamlı iftar!

Edirne’de faaliyet gösteren Cumhuriyetin Özgür Kadınları Derneği, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde geçmiş yıllarda yaşanan kadın cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin ailelerini iftar yemeğinde biraraya getirdi.


İftar programına, Edirne’de eski erkek arkadaşı tarafından katledilen Gülden Coni, eşi tarafından oğluyla birlikte öldürülen Didem Örs, boşanma aşamasındaki eşi tarafından hayattan koparılan Petek Aksak ve arkadaşı tarafından öldürülen Duru Pakarda’nın yakınları katıldı.


Ramazan ayının manevi atmosferi çerçevesinde gerçekleştirilen buluşmada, akşam ezanının okunmasıyla oruçlar açıldı ve şiddet kurbanı kadınlar için Kur’an-ı Kerim okunarak dualar edildi.


Yitirdikleri evlatlarının ve yakınlarının acısını paylaşan aileler, iftar sofrasında birbirlerine sarılarak teselli bulmaya çalıştı. Program boyunca duygusal anların yaşandığı buluşmada, bazı aile fertlerinin gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü.


Programda bir konuşma yapan Cumhuriyetin Özgür Kadınları Derneği Başkanı Zuhal Azseven,“Cumhuriyetin Özgür Kadınları Derneği olarak 8 Mart’ı bir kutlama değil, kadın cinayetlerine karşı bir duruş günü olarak görüyoruz. Edirne’de hayatını kaybeden kadınları unutmayacak, aileleriyle dayanışma içinde olacak ve kadınların yaşam hakkı için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Bebek Maması Seçimi: Bebeğiniz İçin Doğru Beslenmenin Önemi

Bebeklerin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için doğru beslenme büyük önem taşır. Özellikle yaşamın ilk yıllarında alınan besinler, bebeğin hem fiziksel gelişimini hem de bağışıklık sistemini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle ebeveynler, bebekleri için en uygun beslenme seçeneklerini araştırırken oldukça dikkatli davranır. Anne sütü genellikle bebekler için en ideal besin kaynağı olarak kabul edilir. Ancak bazı durumlarda anne sütü yeterli olmayabilir veya farklı beslenme alternatifleri gerekebilir. Böyle durumlarda bebek maması önemli bir destekleyici besin haline gelir.

Günümüzde bebek beslenmesi alanında birçok farklı ürün bulunmaktadır. Bu çeşitlilik ebeveynler için avantaj sağlasa da bazen doğru ürünü seçmeyi zorlaştırabilir. Çünkü her ürün aynı içerik değerlerine sahip değildir. Bu nedenle en iyi bebek maması seçimi yapılırken ürünün içeriği, üretim standartları ve bebeğin ihtiyaçları dikkatlice değerlendirilmelidir. Bebek mamalarının içeriğinde genellikle protein, vitamin, mineral ve çeşitli yağ asitleri bulunur. Bu besin öğeleri bebeğin büyüme sürecinde oldukça önemli rol oynar.

Bebek maması seçerken dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan biri bebeğin yaşıdır. Yenidoğan bebeklerin sindirim sistemi oldukça hassas olduğu için onlar için özel formüller hazırlanır. Bu nedenle ilk aylarda kullanılan bebek maması ile daha büyük bebekler için hazırlanan mamalar farklı içeriklere sahiptir. Ebeveynlerin ürün seçerken yaş aralığını mutlaka kontrol etmesi gerekir. Bu sayede bebeğin ihtiyaç duyduğu besinler doğru şekilde karşılanabilir.

Mama seçiminde bir diğer önemli faktör ise ürünün içerik kalitesidir. Katkı maddesi oranı düşük, doğal ve dengeli içeriklere sahip ürünler genellikle daha çok tercih edilir. Çünkü bebeğin sindirim sistemi yetişkinlere göre daha hassastır. Bu nedenle içeriği temiz ve güvenilir olan ürünler ebeveynlerin önceliği haline gelir. Çocuk sağlığı uzmanları genellikle en iyi bebek maması ürünlerinin dengeli besin içeriğine sahip ve bilimsel araştırmalar doğrultusunda geliştirilmiş ürünler olduğunu belirtir.

Bebek beslenmesi konusunda uzmanların sıkça dile getirdiği bir söz vardır: “Bebeğin ilk yıllarında aldığı besinler, onun tüm yaşamındaki sağlık temelini oluşturur.” Bu söz aslında ebeveynlerin mama seçimine neden bu kadar önem vermesi gerektiğini açıkça ortaya koyar. Çünkü doğru beslenme yalnızca kısa vadede değil, uzun vadede de bebeğin sağlığı üzerinde etkili olabilir.

Bebek mamalarının bir diğer avantajı ise pratik bir beslenme alternatifi sunmasıdır. Özellikle çalışan ebeveynler için bu durum büyük kolaylık sağlar. Ancak mama kullanımı sırasında dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Mamalar hazırlanırken mutlaka hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Biberonların temiz olması, suyun doğru sıcaklıkta kullanılması ve mama ölçülerinin doğru ayarlanması oldukça önemlidir. Bu kurallara uyulduğunda bebek maması bebeğin sağlıklı şekilde beslenmesine yardımcı olabilir.

Bebeğin mamaya verdiği tepki de oldukça önemli bir göstergedir. Eğer bebek mamayı rahat tüketiyor, sindirim problemi yaşamıyor ve gelişimi normal şekilde ilerliyorsa kullanılan ürün genellikle uygun bir seçimdir. Ancak gaz, huzursuzluk veya sindirim problemi gibi durumlar yaşanıyorsa farklı bir mama tercih edilmesi gerekebilir. Bu noktada pediatri uzmanına danışmak en doğru yaklaşım olacaktır.

Sonuç olarak bebek maması doğru seçildiğinde bebeğin sağlıklı büyümesine katkı sağlayan önemli bir besin kaynağıdır. İçeriği dengeli, güvenilir ve bebeğin yaşına uygun olan ürünler tercih edildiğinde ebeveynler daha bilinçli bir seçim yapmış olur. Unutulmamalıdır ki en iyi bebek maması, her bebeğin ihtiyaçlarına uygun olan ve gelişimini en iyi şekilde destekleyen üründür.

https://www.minikmucize.com/bebek-mamasi

Aramızdan ayrılanlar

AYŞE KARAPINAR VEFAT ETTİ

Demirhanlı Köyü sakinlerinden; Ahmet ve Mustafa Karapınar’ın anneleri, Şehri ve Emine Karapınar’ın kayınvalideleri, Alper, Gülşah, Berk ve Mustafa Karapınar’ın babaanneleri Ayşe Karapınar 93 yaşında vefat etti. Merhume; dün Demirhanlı Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.


GÜLÇEL KÖSELERDEN VEFAT ETTİ

TOKİ sakinlerinden merhum Cemil Köselerden’in eşi, Tayfun, merhum Ceyhun ve Coşkun Köselerden’in anneleri Gülçel Köselerden 89 yaşında vefat etti. Merhume; dün Darül Hadis Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeniimaret Mezarlığında toprağa verildi.

Şantiyenin azimli kadınları!

Olgay GÜLER

Edirne’de çoğunluğu erkek 240 kişinin çalıştığı şantiyede; iş sağlığı güvenliği uzmanı, inşaat mühendisi, mimar ve mutfak personelinden oluşan 5 kadın, azim ve kararlılıklarıyla hemcinslerine örnek oluyor.

Kentte bir süredir devam eden, 240 işçinin çalıştığı inşaatta görev alan inşaat mühendisi Cansu Ünlü (30), iş sağlığı güvenliği uzmanı Gamze Akoğlu Işık (30), mimarlar Yeliz Kaya (28) ve Betül Seymen (24) ile mutfak personeli Figen Yaman (40), çalışkanlıklarıyla göz dolduruyor. İnşaatın, zorlu çalışma koşullarına rağmen mesleklerini sürdüren kadınlar, iş yerindeki erkeklere de örnek oluyor.

İnşaat mühendisi ve şantiye şefi Cansu Ünlü, zorluklarına rağmen mesleğini sevdiğini belirterek, “Mesleğin tabii ki çeşitli zorlukları var. Aslında erkek mesleği olarak görülse de biz kadınlar da aynı azim ve kararlılıkla çalışıyoruz ve her meslekte olduğu gibi aslında her alanda olduğumuz gibi bu alanda da aynı kararlılıkla, öz güvenle üretmeye devam ediyoruz. Aslında bizler sadece yapıları değil, geleceğimizi de inşa ediyoruz. Yuvayı dişi kuş yapar tabiri aslında sadece mecazi bir anlam değil. Bizler burada bunu gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Her zaman da üretmeye, çalışmaya, emek vermeye devam edeceğiz” dedi.

‘KADINLAR SADECE İNANMASI YETERLİ’

Kadınların şantiyede çalışmasının çoğu yerde dezavantaj olarak görüldüğünü kaydeden Ünlü, “Ben bunu şahsım adına biraz avantaj olarak görüyorum. Çünkü genelde erkek meslektaşlarıma işte işçiler daha laubali şekilde yaklaşım sergileyebiliyor. Ama biz kadınlara daha saygılı davranmak zorunda kalıyorlar bir yerde. Kendilerine bir çekidüzen vermek zorunda kalıyorlar. Ben bunu avantaj olarak değerlendiriyorum. Kadınlar isterse her şeyi başarabilir. Her alanda varız biz çünkü. İnşaat, tarla, tarım, sanayi her yerde varız ve daha da gelişecek. Ben buna çok inanıyorum. O yüzden bence hiçbir kadın vazgeçmemeli. Sadece inanmamız yeter çünkü bizim” diye konuştu.

‘KADINLAR İNŞAAT SEKTÖRÜNDE DE DAHA İYİSİNİ YAPABİLİR’

Muğlalı olduğunu Trakya Üniversitesi’ni bitirip Edirne’de yaşamaya devam ettiğini belirten Mimar Yeliz Kaya da sahada çalışmanın zorlukları olduğunu dile getirerek, “Kadınlar bence her işte olduğu gibi inşaat sektöründe de çok daha iyilerini yerine getirebilirler” ifadelerini kullandı.

‘KADINLARIN OKUMAKTAN BAŞKA ÇARESİ YOK’

Mimar Betül Seymen de çalışma koşullarının kendilerini yıldırmadığını söyleyerek, “Çalışma arkadaşlarımız burada bizlere saygılı bir şekilde davranıyorlar. Daha dikkatli davranıyorlar bize karşı. Yanımızda kötü konuşmuyorlar. Bu bizim için avantaj tabii ki. Şantiyede süs falan her şey yok oluyor. Şantiyede toz, toprağa insan alışıyor mecburen. Çünkü burası şantiye ortamı, toz ve toprağın içinde çalışıyoruz. Bu sektörde kadınlar zaten yeterince dikkatli davranıyorlar. Hele mimarlar zaten özellikle çizim konusunda da saha konusunda da gördükleri için bu tarz imalatları daha alışıklar. Ama kadınlara genel anlamda söyleyebileceğimiz şey okuyun. Çünkü başka çaremiz yok ve gelişmek için kesinlikle okumamız şart. Bir meslek sahibi olmamız şart. Bu şekilde devam etmemiz gerekiyor gelişmemiz için” dedi.

‘ÇALIŞAN KADIN SAYISI ARTMALI’

İnşaatın proje müdürü Erdinç Caner Eraslan ise kadınların daha fazla çalışma hayatının içerisinde yer alması gerektiğini belirterek, “Ben 30 yılı aşkındır bu sektörün içerisindeyim. 30 yıl önce işe başladığımda şantiyelerde temizlik görevlisi, bilemediğiniz sekreter haricinde kadın çalışanını görmek çok nadirdi. Ama geldiğimiz noktada kadın sayısı arttı ama bu bence yetersiz. İster şantiyelerde ister diğer sektörlerde olsun bu sayının bence eşitlenmesinin daha doğru olacağı kanısındayım. Şunu söylemek gerekir. Kadınlar ne verirseniz size fazlasıyla geri veriyor. Çiçek veriyorsunuz, bahçeye veriyor. Çimento veriyorsunuz, size inşaat veriyor” diye konuştu.

EDOSK’tan 8 Mart’lı sezon açılışı

İsmail DEMİRAY

Edirne Doğa Sporları Kulübü (EDOSK) Bisiklet Branşı sporcuları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü bisikletleriyle yollarda kutlarken, 2026 yılı geleneksel bisiklet sezonunu da kadın bisiklet sporcularının yoğun katılımıyla 30 kilometrelik turla açtı.

2026 yılı sezonunun ilk turunun 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe denk gelmesiyle birlikte 11’i kadın olmak üzere 31 sporcu yollarda birlikte pedal çevirdi. EDOSK dernek binası önünde toplanan bisiklet branşı sporcuları saat 11.00’de Olin yanından Bosnaköy’e gitti. Söğütlük’te bisiklet yolunu gözlemleyerek pedalladıktan sonra Karaağaç ‘ta Bomanti Kafe de çay molası verdi.

EDOSK Bisiklet Branşı sorumlusu Kağan Bayrak tur bitiminde yaptığı açıklamada şunları sövyledi:;

“8 Mürt 2026 tarihinde EDOSK Bisiklet Branşı faaliyet başlangıcı ve aynı gün Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde 31 kişilik bir ekip oluşarak Edirne merkezden çıkıp NATO Köprüsü, Bosnaköy,  Söğütlük Millet Bahçesi ve Karaağaç, daha sonra Pazarkule güzergahına giderek toplam 30 kilometrelik güzel bir etkinlik yapıldı. Katılım gösteren tüm arkadaşlarımıza, özellikle kadınlarımıza canı gönülden teşekkür ederiz. EDOSK ve kadınlar her zaman hep birlikte olmalı ve birlikte güze fikirler, faaliyetler ortaya çıkmalı.”  

ultrAslan Edirne geleneği bozmadı

ultrAslan Edirne, on bir ayın sultanı Ramazan ayının paylaşma ve yardımlaşma ruhuna uygun olarak, ihtiyaç sahibi aileler için hazırladığı yardım kolilerini dağıtarak gönüllere dokundu.

Galatasaray’ın büyük taraftar oluşumu ultrAslan’ın Edirne temsilciliği, iyilik geleneğini bu yıl da bozmadı. Geleneksel hale gelen bu anlamlı kampanya, taraftarların kendi aralarında topladığı desteklerle büyüyerek Edirne’deki birçok ailenin iftar sofrasına bereket taşıdı.

Sarı-kırmızılı renklere gönül verenlerin sadece bir futbol sevdalısı değil, aynı zamanda duyarlı birer vatandaş olduğunu vurgulayan ultrAslan Edirne Temsilcisi Güney Gökara, gerçekleştirilen yardım organizasyonuyla ilgili şu açıklamada bulundu.

“Bizler Galatasaray sevgisini yüreğinde taşıyanlar olarak, tribünlerdeki omuz omuza duruşumuzu sosyal hayata da yansıtmayı bir borç biliyoruz. Her yıl Ramazan ayında olduğu gibi, bu yıl da ultrAslan Edirne ailesi olarak iyilikte buluştuk. Taraftarlarımızın kocaman yüreği ve eşsiz destekleriyle, ihtiyaç sahibi ailelerimizin sofralarına bir nebze de olsa katkıda bulunabilmek, onların yüzünde bir tebessüm yaratabilmek için bir araya geldik. Emeği geçen, destek olan tüm renktaşlarımıza sonsuz teşekkür ederiz. Dayanışmamız büyüyerek devam edecek.”

ultrAslan Edirne, önümüzdeki dönemde de sosyal sorumluluk projeleriyle şehrin dinamiklerine katkı sağlamaya ve ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam edeceğinin mesajını verdi.

KIRKPINAR’DA HAVANDA SU DÖVMEK

Bazen sararmış bir gazete sayfası, yıllar sonra bugünü anlatır.

Kırkpınar için yazılmış eski bir haberi okurken tam da bunu düşündüm.

**

UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali’nin yapıldığı Er Meydanı’nın Sarayiçi’nin dışına taşınması tartışması yeniden gündemde.

Edirne Kent Konseyi tarafından 21 Şubat’ta “Er Meydanı’nın Geleceği” başlıklı bir forum düzenlendi.

Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’ndeki toplantıda, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı alanın mevcut durumu, planlama süreçleri ve Er Meydanı’nın geleceği konuşuldu.

Edirne Sarayı’ndaki ihya çalışmalarının büyümesiyle birlikte Sarayiçi de daha görünür hale geldi; daha fazla dikkat çekmeye başladı.

Aslında bu yazıyı daha önce kaleme alacaktım.

Ama taşkın olayları nedeniyle kısmet bugüneymiş…

**

Soru basit ama cevabı kolay değil:

Kırkpınar, bir asırdır “etle tırnak” olduğu Sarayiçi’nden taşınmalı mı?

Aydemir Ay kardeşim geçtiğimiz günlerde yaptığı bir paylaşımda şu değerlendirmeyi aktarmıştı:

“Sarayiçi’nde yer alan Has Bahçe, Osmanlı döneminde de padişahların halkla buluştuğu; güreşlerin, ok atışlarının ve çeşitli sosyal-kültürel etkinliklerin gerçekleştirildiği bir alan olarak kullanılmıştır. Kırkpınar’ın 1924 yılında burada başlatılarak sürdürülmesi bir tesadüf değil, tarihsel sürekliliğin doğal bir sonucudur. Kültürel mirası korumak, onu yalnızca başka bir yere taşımakla değil; hafızasını, mekânını, ruhunu, kimliğini ve ritüellerini birlikte yaşatmakla mümkündür.”

Aynen katılıyorum.

Buna bir öneri de ben ekleyeyim:

Edirne Sarayı’ndaki ihya çalışmalarına paralel olarak Er Meydanı’nın da o tarihi dokuya uygun mimari anlayışla yeniden ele alınması mümkün.

**

1990’lı yılların başında yaklaşık altı yıl boyunca Edirne Gazeteciler Derneği’nin başkanlık görevini yürüttüm.

Dernek olarak 1992 yılında Kırkpınar’a aynı adla ilk gazeteyi kazandırdık.

Kırkpınar Gazetesi ile bu büyük kültürel mirasa “kırmızı dipli mum” olmasa da her yıl biraz daha ışık tutmaya çalıştık.

Bugün bu yazıyı kaleme alırken önümde sararmış bir Kırkpınar Gazetesi sayfası duruyor.

Kırkpınar Güreşleri için basılmış.

Tarihi: 7 Temmuz 1996.

Başlığı ise oldukça manidar:

“Kırkpınar’da Havanda Su Dövmek.”

Haberde anlatılanlar ise daha da ilginç.

**

Edirne Belediyesi Meclisi, 6 Ocak 1995’te yaptığı toplantıda bir Kırkpınar Komisyonu kuruyor.

Komisyon iki ay boyunca çalışıyor, toplantılar yapıyor, görüşler alıyor ve kapsamlı bir rapor hazırlıyor.

Rapor 21 Mart 1995’te Belediye Başkanlığı’na sunuluyor.

Toplantılara kimler katılıyor dersiniz?

Üniversite temsilcileri…

Sivil toplum kuruluşları…

Demokratik kitle örgütleri…

Basın mensupları…

Yani kentin aklı diyebileceğimiz hemen herkes.

Amaç ise çok açık:

Kırkpınar’ı Edirne’ye ve tarihine yakışır bir organizasyon haline getirmek.

**

Raporun içeriğine bakınca insanın aklına şu soru geliyor:

“Bunlar gerçekten 31 yıl önce mi yazılmış?”

Çünkü önerilerin büyük bölümü bugün hâlâ konuşuluyor.

Bakın o raporda neler var:

Kırkpınar yalnızca bir güreş organizasyonu değil, aynı zamanda bir kültür ve sanat festivali olmalı.

Belediye bünyesinde Kırkpınar Müzesi ve arşivi kurulmalı.

Tanıtım profesyonelce yapılmalı; broşürler, filmler ve görseller hazırlanmalı.

Balkan ülkelerinde tanıtım toplantıları düzenlenmeli.

Şehirde kitap fuarları, konserler, tiyatrolar, sergiler ve imza günleri yapılmalı.

Kırkpınar sadece Sarayiçi’ne sıkışmamalı, tüm kente yayılmalı.

Sarayiçi çevresi düzenlenmeli; temizlik sağlanmalı, otopark sorunu çözülmeli.

Pehlivan Mezarlığı çevresi düzenlenmeli.

Tribün sistemi yeniden planlanmalı.

Satıcılar için hijyen kuralları getirilmeli.

**

Şimdi durup düşünelim.

Bu önerilerin hangisi bugün kulağa yabancı geliyor?

Hemen hiçbiri.

Çünkü bu şehirde Kırkpınar konuşulurken hâlâ aynı cümleleri kuruyoruz.

Yıllar değişiyor.

Raporlar değişiyor.

Ama öneriler pek değişmiyor.

Demek ki mesele fikir üretmek değil.

Mesele o fikirleri hayata geçirmek.

Aradan geçen 30 yıla yakın zamana rağmen hâlâ aynı başlıkları konuşuyorsak, belki de asıl sorun şudur:

Tunca Nehri’nin taşkın suları Sarayiçi’ni döverken, biz de yıllardır aynı meseleleri konuşup duruyoruz.

Tıpkı o eski gazete başlığındaki gibi…

Kırkpınar’da bazen gerçekten havanda su dövüyoruz.