Edirne Mimar Sinan Spor Salonu’nda gerçekleştirilen Okul Sporları Basketbol Minik A Erkekler ve Minik A Kızlar İl Birinciliği müsabakaları sona erdi.
MİNİK ERKEKLER
Okul Sporları Basketbol Minik A Erkekler İl Birinciliği’nde sıralama şöyle oluştu:
Özel Edirne TED İlkokulu
Yüksel Yeşil İlkokulu
Özel Edirne Filiz İlkokulu
Özel Edirne Bahçeşehir İlkokulu
MİNİK KIZLAR
Okul Sporları Basketbol Minik A Kızlar İl Birinciliği’nde de sıralama şöyle oluştu:
Yüksel Yeşil İlkokulu
Özel Edirne Filiz İlkokulu
Plevne İlkokulu
Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü konuya ilişkin paylaşımda, “Dereceye giren okullarımızı ve müsabakalara katılan tüm sporcularımızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” ifadelerine yer verdi..
Ekonomiyle ilgili bazı genel bilgiler oluşturmak ve bunu paylaşmak istiyoruz. Son yazımızda yazılı kaynaklardan aktarmalar yaptık ve gördük ki bunlar bizim amacımıza uygun değil. Kapitalist ekonomiyi analizde en çok emek harcamış Marks’dan bile çok yararlanamıyoruz. Marks, kapitalist ekonomiyi çözümlemiş yani içinde yaşadığımız bugünkü ekonomik olayların kökenini belirlemiş. Biz ise nedenleri değil karşılaştığımız sonuçları anlamaya ve bu sonuçların olumsuz etkilerinden kendimizi nasıl koruyacağımızı bulmaya çalışıyoruz. Öyleyse ne yapalım?
İki yol düşünebildik: (1) İlkelerden yani Marks’tan başlayalım ama içinde yaşadığımız bugünün ekonomisine hızla gelelim. (İlkeleri atlayıp) doğrudan bugün en çok konuşulan, en çok tartışılan, ekonomik kavramları tek tek ele alalım. Her bir kavramla ilgili gerçekleri bulmaya çalışalım. Biz ikinci yolu seçtik.
İlk kavramımız, Enflasyon olsun.
Enflasyon, belirli bir zaman aralığında satın almamız gereken eşyaların fiyat artışları için genel bir ölçü. Tabii herkes için farklı. İşçinin, emekçinin, emeklinin, esnafın, tüccarın, fabrikatörün, bankerin enflasyondan etkilenişi hep farklı. Sabit geliriyle yaşamını sürdüren bir aileyi, örneğin bir işçi veya emekli ailesini seçersek, bu aile yayınlanan şu veya bu enflasyonu esas almamalı; kendi enflasyonunu kendi hesaplamalı. Diyelim ki bir işçi bir yıllık enflasyonunu yani bir yıl için geçiminin ne kadar zorlaştığını (bu on yıllarda geçimimizde kolaylaşma yaşamadığımız için böyle dedik.) bilmek istiyor. Bu enflasyon hesabı çok karmaşıklaştırılabilir. Ama buna gerek yok, çünkü bulacağımız sonuç her durumda temsili bir bilgi olacak. Bu nedenle örnek aldığımız işçi önündeki yılda nelerden ne kadar alacağını, ne masraflar yapacağını belirler ve bunların fiyatlarını not ederse ve yıl boyunca aldıklarıyla ve yaptığı masraflarla bu notlarını düzeltirse yılsonunda yapacağı enflasyon hesabı şu: Aldıklarının ve (başta elektrik, su, kira gibi) masraflarının miktarlarıyla önce yılsonu fiyatlarıyla çarparak bulduğu tutarları toplarsa ‘yılsonu toplamı’nı; aynı işlemleri yılbaşı fiyatlarıyla yaparsa ‘yılbaşı toplamı’nı; ikisinin farkını yılbaşı toplamına bölerek de enflasyon oranını; bunun 100 katını alarak da enflasyon oranını yüzde alarak bulur.
Bu hesaplama da zor iş diyorsanız dertlenmeyin. Çünkü enflasyon yalnızca, bizim yaşamımızın ne denli zorlaştığının bir göstergesi. Aslında gelirimiz de aynı oranda artarsa enflasyon sorun değil. Sorun, enflasyon yüksek, ücret veya gelir artışı düşük olunca. Bu da hep böyle mi oluyor? Yani enflasyon hesaplamamıza veya bildirilen enflasyonların hangisi doğru diye düşünmemize gerek yok. Geçinmemiz zorlaşıyorsa bilin ki yönetimimiz desteğinde birileri mutlu.
Enflasyonla ilgili asıl soru, “Serbest piyasa ekonomisi diye adlandırılan ama aslında olmayan bir şeyin sonucu mu enflasyon oluşuyor?” Yanıtımız, “Bu da bir yalan.” Dolar enflasyonuyla ABD, tüm dünya vatandaşlarından vergi alıyor. Örneğin, bizim enflasyonumuzdan kaçınmak için 100 dolar alırsanız, her yıl ABD dolar enflasyonuyla 2-3 dolarını sizden alıyor. Bizim enflasyonumu ise bizim yönetimimiz vergisi ama bu daha karmaşık, bankalar da, hatta esnaf veya tüccar da bundan pay almaya çalışıyor. İşte serbest piyasa ekonomisi denilen şey bu pay alma savaşı.
Çok mu karıştırdık? Öyleyse özetleyelim: Üretenler üretiyor, destekleyenler destekliyor. Savaş paylaşımda. Yönetimimiz üretenin hizmetinde değilse üretenlerin geçimi geçtikçe zorlaşıyor. Enflasyon da, üretenlerin geçimini zorlaştıran ama bazılarını zenginleştiren bir araç…
Enez ülkemizin en talihsiz kasabası.. Çok önemli zenginlikleri güzellikleri ve imkanları olmasına ve herkesin bunu bilmesine rağmen 40 yıl geriden ve hala yerinde sayarak ayakta durmaya çalışan bu kasabanın kurtuluşu yok mu? Yani hep birlikte “Asiye nasıl Kurtulur” yerine “Enez nasıl Kurtulur ?” diyerek çareler arasak bir yararı olur mu?
***
Enez’de elbette başarılı olmayan bir belediye yönetimi var. Çok başarılı bir Belediye Yönetimi bile olsa arıtmanın kapasitesini en az 50 bin kişiye hizmet verecek şekilde belediye bütçesi ile yenilemek mümkün mü?
Bu arıtmaya Belediyenin 1000 m uzunluğunda bir derin Deşarj kanalı ekleyerek denizin kirliliğini, yayılan dışkı kokusunu önleyebileceğini hayal edebilir miyiz?
Bu kanalın maliyetinin ne olduğu hakkında bir fikriniz var mı?
Mevcut arızalı yollar için Belediyeyi beceriksizlikle suçlasak bile özellikle Trapez’deki tüm yolların yapılmasının, sahil yolunun genişletilmesinin, asfaltlanmasının, işaretlenmesinin Enez Belediye imkanları içerisinde çözülebileceğini düşünecek kadar bilgisiz ya da saf mıyız?
İpsala ile hatta Yunanistan ile müşterek çalışmalar yapmadan sivrisinek mücadelesini Belediyenin havaya mazot üflediğini sandığım kamyonet ve ekipmanla önlediğimizi düşünmek hangi akla hizmettir?
***
Çok mu çaresiziz? Hayır… Çare Edirne Valiliği’nin ve merkezi hükümetin Enez’i daha yakından görüp anlaması ile ilgilidir. Enez’in Edirne’ye katacağı değerin farkında olmak, ipe un sermeden çözüm aramak gerekmektedir.
Örneğin Edirne büyük şehir statüsünde olsa yukarıda saydığım sorunlar en geç 2-3 yılda çözülür. Bizim ilgililerden talebimiz Tekirdağ BŞB’ne bağlı Malkara ile, Şarköy ile aynı haklara, imkanlara sahip olmaktan başka bir şey değildir. Edirne büyük şehir olamayacaksa Edirne Valiliği’nin ve Edirne Belediyesi’nin bir büyük şehir belediyesi gibi çalışması ve devletin Malkara’ya Şarköy’e tanıdığı hakları Enez’e de taşımasını üstlenmeleri şarttır.. Bunu gerçekleştirecek olanlar da Edirne milletvekilleri ile Vali ve Vali Bey’in yanında poz vererek ve “Köylere yol yaptık, çeşme yaptık, köylere tanker aldık” diye sıradan işler yerine bir büyük şehir gibi çalışmanın yollarını araması gereken İl Genel Meclisi’nin Başkanı ve üyeleridir.
Örneğin Keşan ve Enez’i Tekirdağ Belediyesi’ne bağlayın… Çok mu zor..? Tekirdağ her iki ilçeye de Edirne’den daha yakın..
***
Edirne büyük şehir belediyesi olsa elbette Edirne sakinleri, bando, ciğer, pilav, acı biber gibi göz kamaştırıcı (!) bazı festivallerden mahrum kalabilecekler ama bu statü farklılığı ile Enez ve Saros kısa zamanda Balkanlar’ın MALDİV’i gibi aranan, tercih edilen, YABANCI TURİST için de önemli bir çekim merkezi olacaktır. İşsizlik makul seviyelere düşecektir. Bunu hayal edemeyen etse de önemsemeyen, önemsese de başaramayacağını düşünen bürokratlar, siyasi partiler, milletvekilleri Enez’in talihsizliğinin mimarlarıdır.
***
Elbette Belediye’nin beş kuruş harcamadan, ya da Enez’de oteller, iş yerleri,villalar yaparak zenginleşenlerin de Enez’de yapılabilecek çok şeyler vardır.. Bunları da konuşacağız.
Örneğin Enez’de onlarca villa yaparak “Enez Kaymağı”nın en ballısından pay alanlar niye bir, hatta iki DRON alıp da belediyeye bağışlamazlar? Niye hem sivrisinek sorunun çözümüne katkı verip hem de tüm Enezlilerin takdir ve teşekkürlerini almayı düşünmezler. Topu topu 1 milyon 500 bin TL…
Ama belki bu yazıdan sonra düşünme fırsatları olur..
***
Enezlilere düşen bu sahipsizliğimizi bilerek daha sıkı örgütlenmelerle sesimizi daha yukarılara duyurmak ve hangi partiden olursa olsun Enez’in, Saros’un önemini, kıymetini bilen ve bu uğurda mücadele edecek siyasileri desteklemektir. Enez’de sahil toplantıları bu amaçla yapılmaktadır.. Laf ve gevezelikler yerine çare aramak, yani biraz da elimizi cebimize atmak gerekir.
“Enez’den hiçbir şey olmaz” kolaycılığı ile baştan PES edip yenilgiyi kabullenmek kendi bindiğiniz dalı kesmektir.
Sokakta hasta, bir deri bir kemik, izdırap içinde bir köpek gördüm. İçimden, ya kimse bu köpeği görmüyor mu, tedavi ettirip, doyurmayı akıl etmiyor mu, yürekleri, vicdanları kurumuş mu, bu insanların” diye geçti içimden. Sonra, kimse görmüyorsa, sen görüyorsun ya” demek geldi aklıma!.. Hemen, o ızdırap içinde ki köpek’i kucakladım, arabaya koyup, veterinere götürüp, aşılarını yaptırıp, ilaçlarını alıp, evde küvet de güzelce parazit şampuanıyla yıkayıp, tarayıp, bir mindere oturttum. Artık o evin bir avladı olmuştu!.. Böyle böyle, evdeki, evlat sayısı üçe çıkmıştı. Üç sevimli köpeğimi sabah akşam, yakın korulukta dolaştıyordum. Aslında onlar beni dolaştırıyorlardı da… Bu arada işime giderken, her gün, benden ekmek, kuru mama bekleyen can dostlarım vardı. Ben gidemesem, vermesem, o gün aç, susuz kalacaklardı. Nasıl uğramam, duramam ki. Onlar açken ben nasıl yerim, onlar açken ben nasıl uyurum, onlar açken ben nasıl dururum?..
HALÂ DA DURAMIYORUM, SON NEFESE KADAR DA DURMAYACAĞIM DA İNŞALLAH. ONLAR AÇKEN, BİR İNSAN EVLADINDAN BİR LOKMA BEKLERKEN, NASIL DURAYIM?…
Kuran’ı Kerim. Sure 47/ayet 38: İşte sizler Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. İçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse, ancak kendisine cimrilik etmiş olur. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirirseniz, yerinize sizden başka bir toplum getirir, artık onlar sizler gibi olmazlar.
Memduh KOÇAK tarafından Türkiye’ye getirilen 56SVRT plakalı aracın süresinde yurtdışına çıkarılmaması nedeniyle tatbik edilen 24220200ET000559 sayılı ek tahakkuk kararı muhteviyatı amme alacağı (1.058.782,40-TL) tahsil edilmeden şahsın vefat etmesi nedeniyle, şahsın mirasçısı Murat KOÇAK (T.C.20*******82) tarafından aracın en yakın Gümrük Müdürlüğüne terk edilmesi veya yurtdışı edilmesi halinde tahakkuk iptal edilecektir. Aksi takdirde, Türk Medeni Kanunu 606., 609. madde uyarınca miras ret edilmiş ise ilgili belgelerin Müdürlüğümüze ibraz edilmesi, edilmemesi halinde Vergi Usul Kanunu 12. madde ile Türk Medeni Kanunu 599., 641., 681. madde uyarınca borcun ödenmesi, borcun bu tebligattan itibaren 15 gün içinde ödenmemesi halinde mirasçılarından cebren takip ve tahsil edileceği Tebligat Kanunu’nun 28., 29., 30., 31. maddesi uyarınca ilanen tebliğ olunur.
Edirne Belediyesi, yaz aylarında artış gösteren sivrisinek ve diğer uçkunlara karşı yürüttüğü mücadele kapsamında haftalık ilaçlama programını yayınladı. Veteriner İşleri Müdürlüğü Halk Sağlığı Birimi tarafından, Sağlık Bakanlığı Biyosidal Ürün Uygulama Yönetmeliği kapsamında hazırlanan program doğrultusunda kent genelinde gece uçkun mücadelesinin devam ettiği bildirildi.
Belirlenen araç güzergâhlarında yer alan mahallelerde gerçekleştirilecek çalışmalar kapsamında ekipler, haftanın farklı günlerinde programlı şekilde ilaçlama faaliyetlerini sürdürecek.
Program kapsamında 24 Haziran Çarşamba günü Şükrüpaşa, Koca Sinan, Fatih, 1. Murat, Talatpaşa, Abdurrahman, İstasyon, Sabuni, Yıldırım Beyazıt, Hacısarraf, Yeniimaret, Çavuşbey, Mithatpaşa, Dilaverbey ve Menzilahır mahallelerinde ilaçlama çalışmaları gerçekleştirilecek.
25 Haziran Perşembe günü ise Atatürk, Cumhuriyet, 100. Yıl, Sarıcapaşa, Medresealibey, Nişancıpaşa, Yancıkçı Şahin, Barutluk, Meydan, Kurtuluş, Babademirtaş, Karaağaç ve Umurbey mahallelerinde uçkun mücadelesi yapılacak.
26 Haziran Cuma günü Şükrüpaşa, Koca Sinan, Fatih, 1. Murat, Talatpaşa, Abdurrahman, İstasyon, Sabuni, Yıldırım Beyazıt, Hacısarraf, Yeniimaret, Çavuşbey, Mithatpaşa, Dilaverbey ve Menzilahır mahallelerinde çalışmalar devam edecek.
27 Haziran Cumartesi günü Atatürk, Cumhuriyet, 100. Yıl, Sarıcapaşa, Medresealibey, Nişancıpaşa, Yancıkçı Şahin, Barutluk, Meydan, Kurtuluş, Babademirtaş, Karaağaç ve Umurbey mahallelerinde ilaçlama gerçekleştirilecek.
Haftalık programın son günü olan 28 Haziran Pazar günü ise Şükrüpaşa, Koca Sinan, Fatih, 1. Murat, Talatpaşa, Abdurrahman, İstasyon, Sabuni, Yıldırım Beyazıt, Hacısarraf, Yeniimaret, Çavuşbey, Mithatpaşa, Dilaverbey ve Menzilahır mahallelerinde uçkun mücadelesi sürdürülecek.
Edirne Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, sivrisineklerle mücadelenin yalnızca ilaçlama çalışmalarıyla sınırlı olmadığına dikkat çekildi. Kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan küçük bir kapta, kullanılmayan araç lastiklerinde veya su biriken herhangi bir alanda sivrisineklerin kolaylıkla üreyebildiği belirtilirken, küçük bir su birikintisinde gelişen sivrisinek larvalarının zamanla bir mahallenin tamamını rahatsız edecek sayıda sivrisineğin ortaya çıkmasına neden olabildiği ifade edildi.
Vatandaşların mücadele çalışmalarına destek olabilmesi için boş kap, kova, bidon ve benzeri malzemelerin açıkta bırakılmaması, kullanılmayan araç lastiklerinin çevreye atılmaması, havuzlar, hayvan sulukları, bahçelerde bulunan su depoları, bidonlar ve saksı altlıklarında biriken suların düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca su biriktirme ihtimali bulunan kaplardaki suların haftada en az bir kez değiştirilmesi veya boşaltılması, apartman ve inşaat alanlarının bodrum katlarının kuru tutulması ile foseptik çukurları ve rögar kapaklarının kapalı olmasına özen gösterilmesinin önem taşıdığı belirtildi.
Edirne Belediyesi ayrıca ilaçlama programlarının haftalık olarak güncellenerek kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu. Açıklamada, vatandaşların çevrelerinde tespit ettikleri kontrolsüz su birikintilerini ve sivrisinek üreme alanlarını Alo 153 hattı üzerinden belediye ekiplerine bildirebilecekleri kaydedildi.
Edirne’nin Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Enez ilçesine bağlı Karaincirli köyü sahilinde serinlemek için denize giren Yücel Aydemir, yüzdüğü sırada patlamamış top mermisi buldu.
Karaincirli köyü sahilinde serinlemek için denize giren Yücel Aydemir, yaklaşık 10 metre açıkta 50 santimetre uzunluğunda top mermisi buldu. Top mermisini kıyıya çıkartan Aydemir, durumu yetkililere bildirdi. İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sahil güvenlik ekipleri sevk edildi.
Patlamadığı değerlendirilen top mermisi, incelemenin ardından imha edilmek üzere götürüldü
665’nci kez yapılacak olan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile ilgili olarak Edirne Vali Yunus Sezer’in başkanlığında toplantı yapıldı. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın yanısıra ilgili daire yöneticileri ve belediye temsilcilerinin katıldığı toplantıda Kırkpınar haftası için alınan önlemler bir kez daha gözden geçirilerek yeni önlemler için kararlar alındı.
Asırlık geleneğin büyük coşkusu, 29 Haziran Pazartesi günü saat 10.00’da Edirne Belediyesi Kırkpınar Davul-Zurna Ekibi’nin, Tarihi Belediye Binası önünde Belediye Başkanı Filiz Gencan’ı karşılamasıyla başlayacak. 3 Temmuz Cuma günü sabah saatlerinde ise Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ile Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş, 664 ve 665. Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü’yü Selimiye Meydanı’nda karşılayacak. Ardından Sarayiçi’nde açılış töreni yapılacak.
Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Aday Adayı. Uzunköprülü iş insanı Namık Kemal Oğuz, kamuoyunda tartışılan “mutlak butlan” süreci ve parti içinde yaşanan son gelişmelere ilişkin sert ve net bir açıklama yaptı.
Son günlerde İzmir örgütünde yaşanan görevden almalara ve parti içi tasfiye girişimlerine tepki gösteren Oğuz, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“İl Başkanlarımızı Görevden Alıp CHP’yi Parçalıyorlar!”
“Son günlerde partimizin kalesi olan İzmir başta olmak üzere, il başkanlarımızın görevden alınması ve örgütlerimizin dizayn edilmeye çalışılması kabul edilemez bir noktaya gelmiştir. Açıkça ifade ediyorum: İl başkanlarımızı görevden alarak, bu partiyi köklerinden koparmaya ve CHP’yi parçalamaya çalışıyorlar. Örgütün iradesini hiçe sayan bu hamleler, partimize ve iktidar yürüyüşümüze sadece zarar vermektedir.”
“Kemal Bey’i Anlamakta Zorlanıyorum”
“Eski Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu süreçte takındığı tutumu, hukuki zorlamaları ve örgütü bölen hamlelerin arkasında durmasını anlamakta ciddi şekilde zorlanıyorum. Parti tabanımız ve halkımız yaşanan bu gelişmeleri, bu koltuk hırsını derin bir kırgınlıkla takip ediyor. Siyaset iddia işidir ancak bu iddia partiyi imha etme noktasına varmamalıdır.
“Sonuna Kadar Özgür Özel’in Yanındayız”
Bu kaos ve parçalama operasyonunun karşısında, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in izlediği demokratik ve birleştirici siyasi çizgiyi sonuna kadar destekliyorum. Özgür Özel’in CHP’nin başında kalarak, partiyi bu yıpratma operasyonlarına karşı savunmasını ve mücadeleyi sürdürme politikasını çok doğru buluyorum. Biz buradayız ve sonuna kadar Genel Başkanımızın yanındayız.”
“Gerekirse Yeni Bir Yol Açılır; Son Sözü Millet Söyler”
Yaşanan bu süreç yalnızca hukuki bir tartışma değil, CHP’nin geleceğini karartma hamlesidir. Demokratik mücadele genel merkez koridorlarında ya da mahkeme salonlarında değil, halkın içinde sürdürülmelidir. Biz sadece kendi seçmenimizden değil, bu ülkede demokrasi ve hukuk isteyen tüm kesimlerden destek alıyoruz.
Şunu kimse unutmasın: Siyasi gelişmeler eğer mevcut yapıyı içinden çıkılmaz ve sürdürülemez bir hale getirirse, gerekirse yeni bir yol açılır, yeni seçenekler değerlendirilir. Önemli olan parti tabelaları değil, milletin asil iradesidir. Halkın desteği hangi yapının arkasında toplanırsa, siyaset orada şekillenir. Son sözü her zaman millet söyler. Parti tabanımızı ve tüm örgütümüzü bu süreçte uyanık olmaya, olası tüm gelişmelere karşı dimdik hazırlıklı olmaya davet ediyorum.”
Genel Sağlık-İş Edirne Şube Başkanı Abdülkadir Çınar, sağlık sistemini ayakta tutan sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin her geçen gün yeni bir hak kaybı, belirsizlik ve adaletsizlikle karşı karşıya bırakıldığını söyledi.
Genel Sağlık-İş Sendikası tarafından, Sultan 1’inci Murat Devlet Hastanesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada, çalışanların yaşadıkları hak kayıplarına dikkat çekilirken, en ağır sorun yaşayan alanlardan birinin de 112 Acil Sağlık Hizmetleri olduğu belirtildi. Açıklamayı, sendikanın Edirne Şube Başkanı Abdülkadir Çınar okudu.
‘KAMU YÖNETİMİ EŞİTLİK İLKESİYLE YÜRÜTÜLMELİ’
Çınar, sağlık sistemini ayakta tutan sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin her geçen gün yeni bir hak kaybıyla, belirsizlikle ve adaletsizlikle karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Çınar, “Sorunları çözmekle yükümlü olan siyasi iktidarın liyakatsiz yöneticileri, emekçilerin alın terini korumak yerine haklarını budayan uygulamalar üretmekte, sağlık hizmetini sürdürenleri adeta cezalandırmaktadır. Bugün yaşanan tablo, plansızlığın, iş bilmezliğin ve sağlık hizmetini maliyet kalemi olarak gören politikaların kaçınılmaz sonucudur. Bayram döneminde uygulanan idari izin hesaplamaları bunun en açık örneklerinden biridir. Her zaman olduğu gibi bu bayramda da aynı kurumda çalışan sağlık emekçileri arasında farklı çalışma süreleri esas alınarak yapılan hesaplamalar nöbet usulü çalışanları 13 saatlik ücret kaybına uğratmıştır. Aynı idari izin uygulamasında mesaili çalışanlar için farklı, nöbet usulü çalışanlar için farklı aylık mesai hesabı yapılmasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Kamu yönetimi keyfiyetle, ben yaptım oldu ile değil eşitlik ilkesiyle yürütülmelidir” dedi.
‘GECE ÇALIŞMA ÜCRETİ, GÜNDÜZDEN EN AZ İKİ KAT ÖDENMELİ’
Dünyada gece çalışmasının karşılığı olarak, gündüz mesai ücretinin en az iki katı ödendiğini dile getiren Çınar, “Genel sağlık-İş olarak yıllardır talebimiz de gece çalışma saatlik ücreti gündüz mesai saatlik ücretinin iki katı olarak ödenmesidir. 8. Dönem toplu sözleşmede kazanım olarak yetkili konfederasyonun kabul ettiği fazla mesaiye denk gelen gece çalışması için fazla mesai ücreti üzerinden yüzde 10 fazla ödeme yapılmasının emeğin karşılığı olarak bir anlamı yoktur ki bu bile bazı illerde ödenip bazılarında ödenmemektedir. Aynı Bakanlığa bağlı kurumlarda dahi farklı uygulamaların ortaya çıkması, çalışma barışını zedelediği gibi hukuki güvenlik ilkesini de ortadan kaldırmaktadır. Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri yoruma açık uygulamalarla değil, açık ve eşit kurallarla görevini yapmak istemektedir. Hakları genişletmesi gereken toplu sözleşme hükümlerinin daraltıcı yorumlarla etkisiz hale getirilmesi sağlık çalışanlarının emeğini sömürmek demektir” diye konuştu.
‘SAHADAN YÜKSELEN TALEPLERE KULAK TIKANIYOR’
En ağır sorun yaşanan alanlardan birinin de 112 Acil Sağlık Hizmetleri olduğunu söyleyen Çınar, “Hayat kurtarmak için saniyelerle yarışan sağlık emekçileri; personel yetersizliğiyle, sağlıksız çalışma koşullarıyla, keyfi görevlendirmelerle ve ücret adaletsizliğiyle de mücadele etmektedir. Fiziki koşulları yetersiz istasyonlar, kilometresi çok eski ve bozuk ambulanslar, artan iş yükü, eksik ekip sayıları ve yanlış planlamalar hem çalışanların tükenmesine, hem de vatandaşın sağlık hizmetine geç ulaşmasına neden olmaktadır. Buna rağmen yıllardır sahadan yükselen taleplere kulak tıkanmaktadır. Aynı riski taşıyan, aynı özveriyle çalışan 112 emekçilerinin ek ödeme sisteminde ikinci basamak sağlık emekçilerine göre katbekat düşük ücretlerle karşı karşıya bırakılmasıdır. Eşit işe eşit ücret ilkesini hiçe sayan bu anlayış, sağlık emekçileri arasında ayrımcılık yaratmakta ve çalışma motivasyonunu zedelemektedir. Sağlık sisteminin yükünü omuzlayanları görmezden gelen bir yönetim anlayışı, kamucu sağlık hizmetinin geleceğini de riske atmaktadır” şeklinde konuştu.
‘SORUNLAR GÖRMEZDEN GELİNDİKÇE KRİZ DAHA DA DERİNLEŞECEK’
Genel Sağlık-İş olarak taleplerini sıralayan Çınar, “Bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Bayram mesai hesaplamalarındaki ücret kayıpları derhal giderilmeli, gece çalışma ücretlerindeki uygulama farklılıkları sonlandırılmalı, toplu sözleşme hükümleri sağlık emekçileri lehine eksiksiz uygulanmalıdır. 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde ekip ve ambulans sayıları gerçek ihtiyaçlara göre artırılmalı, keyfi görevlendirmeler sona ermeli, istasyonların fiziki koşulları iyileştirilmeli ve ücret adaletsizliği ortadan kaldırılmalıdır. Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin hakkını teslim etmek devletin en temel yükümlülüğüdür. Emekçilerin haklarını yok sayan, sorunları görmezden gelen anlayış değişmedikçe sağlık sistemindeki kriz derinleşmeye devam edecektir. Genel Sağlık-İş, sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin emeğini, onurunu ve kazanılmış haklarını savunmaya; hukukun, eşitliğin ve kamusal sağlık hizmetinin sesi olmaya kararlılıkla devam edecektir” ifadelerini kullandı.