Alfa Savunma’dan 3 madalya!

Olgay GÜLER

Edirne Alfa Savunma Sanatları Spor Kulübü sporcuları İzel Erim, Yunus Emre Çirpan ve Kaan Kayan, Amasra Şehir Festivali kapsamında düzenlenen Altın Kemer Turnuvası’nda iki altın, bir gümüş madalya kazandı.

Amasra’da düzenlenen 5. Uluslararası Amasra Şehir Festivali kapsamında 15 Ağustos’ta Altın Kemer Turnuvası gerçekleştirildi. Turnuvaya Edirne’den katılan Alfa Savunma Sanatları Spor Kulübü sporcuları önemli başarılara imza atarak, isimlerinden söz ettirdi. Turnuvada, kulüp sporcularından İzel Erim 57 kilo Contact Ju Jitsu dalında altın kemer birincisi, Yunus Emre Çirpan 62 kiloda HIF Contact Ju Jitsu birincisi, Kaan Kayan da +85 kiloda HIF Contact Ju Jitsu ikincisi oldu.

Kulüpten yapılan açıklamada, sporcular tebrik edilirken, “Sporcularımızı göstermiş oldukları mücadele, disiplin ve azimden dolayı tebrik ediyoruz.  Bu başarıda emeği geçen sporcularımıza, ailelerimize ve organizyonu düzenleyen Ju Jitsu As başkanımız Sayın Hulisi Elmas’a organizasyonda görev alan yönetici, hakem ve  destek olan herkese teşekkür ediyoruz” denildi.

Yesevi Hareketi’nden devâ-i miskli ney dinletisi

Edirne Yesevi Hareketi Derneği, dernek binasında düzenlediği Ney Dinletisi ve Devâ-i Misk Helvası İkramı programı ile gönülleri buluşturdu. Manevi atmosferin hâkim olduğu programa çok sayıda davetli katıldı.

Programa Saadet Partisi Edirne İl Başkanı  ezcan Karakütük, Yesevi Hareketi Derneği YAK Arama Kurtarma Lideri ve ekip üyeleri, Kadın Kolları Başkanı, Yardım, Spor ve Engelli Birim Başkanları ile çok sayıda gönüllü ve vatandaş katılım sağladı.

Programda konuşan Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu, bu tür etkinliklerin birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının güçlenmesine vesile olduğunu belirterek, “Yesevi Hareketi olarak amacımız sadece bir araya gelmek değil; gönüllere dokunmak, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek, kültürümüzü ve manevi değerlerimizi yaşatmaktır. Bu akşam bizlerle birlikte olan tüm kıymetli misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum” dedi.

NEYİN SESİ GÖNÜLLERE HUZUR VERDİ

Programın en özel bölümünde Selimiye Camii Eski Başmüezzini Yusuf Çengelci Karabıyık tarafından gerçekleştirilen ney dinletisi, katılımcılara huzur dolu anlar yaşattı.

Cankaloğlu, ney dinletisiyle gönül dünyalarını aydınlatan Yusuf Çengelci Karabıyık’a teşekkür ederek, “Kendisine bizlere yaşattığı bu güzel ve anlamlı akşam için şükranlarımızı sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Program kapsamında misafirlere Devâ-i Misk helvası ikramında da bulunuldu.

ARSLANZADE’YE TEŞEKKÜR

Etkinliğe katkılarından dolayı Edirne Gönüllü Turizm Elçisi, Arslanzade Firması sahibi, nam-ı diğer Kurabiyeci Dede Arif Meriç’e de teşekkür eden Cankaloğlu, “Kıymetli katkılarıyla her zaman yanımızda olan Sayın Arif Meriç’e destekleri için şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.

Cankaloğlu ayrıca programa katılarak kendilerini onurlandıran Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Tezcan Karakütük’e, YAK Arama Kurtarma ekibine, Kadın Kolları Başkanına, Yardım, Spor ve Engelli Birim Başkanlarına, YAK ekip üyelerine ve programa uzaktan yakından katılan tüm vatandaşlara teşekkür etti.

“GÖNÜLLERE GİRMEKTİR DÜŞÜMÜZ”

Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu, dernek olarak sosyal, kültürel ve manevi çalışmalarına devam edeceklerini belirterek, “Bizleri yalnız bırakmayan tüm misafirlerimizden Allah razı olsun. İnşallah bundan sonra da Edirne’mizde gönüllere dokunan, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren güzel çalışmalara imza atmaya devam edeceğiz. Gönüllere girmektir düşümüz” şeklinde konuştu.

Program, katılımcıların sohbetleri ve Devâ-i Misk ikramının ardından sona erdi.

SABAHA GELİRİM

Yataktan kalkmakta zorlanan annesini tuvalete götürüp soyarak duşun altına soktu. Oturduğu taburede sıcak suyun altında gözleri kapalı annesini şöyle bir seyrederek sabunu başından vücuduna doğru kaydırdı. İki yıl önce  arkadaşlarının yanındayken felç gelmiş, anında müdahale ile önemli bir hasar görmeden kurtulmuştu annesi. Ancak ev içinde zorunlu ihtiyaçları için kalkıyordu yatağından veya koltuğundan.

“Bende yaşlanıyorum, annem gibi olmam kaçınılmaz” diye içi sıkılarak duruladığı annesini kurulamaya başladı.

Önceden hazırladığı kahvaltısını yemesi için yardım etti annesine. Yavaş, az ama sağlıklı bir kahvaltıydı bu. Televizyonda belgeseli açtı, seviyordu annesi belgeselde doğayı, doğanın içinde yaşananları. Öğlene kadar kımıldamadan seyredecekti televizyonu nasılsa.

Hızlıca kahvaltı masasını toplayıp önceden giydiği bisiklet kıyafetleriyle kapıya yöneldi, elinde kaskı ve eldivenleriyle birlikte.

Apartmanın giriş kapısından çıkardığı bisikletin üzerine atladığı gibi saldı kendisini Edirne’nin yeni yerleşim bölgelerine doğru. Ardından tül perde arkasından merakla onu gözleyen komşusunun varlığını hissederek.

Öğretmendi annesi, ama ne öğretmen. Dominant mı dersin, dediği dedik mi ne dersen de. Çocukluğunu, ergenliğini zehir etmişti annesi. “Bir de eğitimli kadın olacak anam” diye söylendi içten içe.

İlk anılarını düşününce hüzünleniyordu hep. Babası trafik kazasında ölünce eve gelen komşuları, yakınları teselli etmeye çalışıyordu annelerini. Ondan sonraki yıllar üniversiteye kadar hep annesiyle birlikte geçti. Babasının eksikliğini her gün hissederek. Annesiyle her gün kavga gürültü eksik olmadı aralarında.

İlk öğrenimi boyunca annesinin baskısını hep hissetti. Erkek arkadaşı olmasına asla izin vermedi. Lise bitip de iyi puanla gitmek istediği üniversiteye de izin vermeyince dayısı girdi devreye. Bütün okul masraflarını üstlenerek, evlerinin bir odasını ona vererek, ablasıyla yıllarca konuşmamayı göze alarak  yeğenine sahip çıktı dayısı.

Üniversiteyi bitirdiği gibi iş buldu, kalacağı bir evde. İş yerindeki bir arkadaşıyla aynı evi paylaşmaya başladılar.

Çalıştıkça işinde uzmanlaştı, kurumun başında en üst seviyelere kadar yükseldi. İyi kazanıyordu, kendi evini aldı, arabasını da.

Yıllar geçiyor ama bir türlü erkek arkadaşı olmuyordu. Bütün tanışmaları, yakınmalaşmaları bir süre sonra anlamsızlaşıyor, uzaklaşıyordu partnerinden. Bütün bu yaşananlar çevresinde “soğuk kadın” ibaresinin üzerinde kalmasına neden oldu.

Orta yaşlara geldiğinde hareketsiz büro yaşamının vücudunda bıraktığı izleri, kiloları her iki yılda bir beden yükselterek yenilediği gardırobu şahitlik ediyordu. Artık buna bir son vermeli diye düşündüğü dönemlerde sıkışan trafikte solundan sessize ilerleyen bisikletliyi gördüğünde bu’mudur diye sordu kendi kendine.

O gün karar verdi, madem spor yapacaktı öyleyse bisikletle başlayacaktı. İlk bisikletiyle akşamları sitenin önünde turlamaya başladı. İlk günler dakikalarda başlayan denemeler birkaç ay sonra saate, saatlere uzamaya başlayınca önce bisikletini değiştirdi, sonra bisiklet kıyafetleri edindi kendisine.

İşine de bisikletle gidip gelmeye başladı sonraları. Her gün iki saate yakın pedallamanın getirdiği güzellikleri de yaşamaya başladı. Önce vücudu düzene girdi, fazla kilolarından kurtuldu ve makus talihi de bir bisikletli tarafından değişti.

Trafikte tanıştılar. Tedbirsizce çıktığı bir sabah aniden bastıran yağmur nedeniyle “geriye mi dönsem” diye düşünürken yanında biten bisikletlinin arka bagajından çıkardığı yağmurlukla her şey değişti hayatında.

Arkadaş oldular önceleri. Kısa bir süre sonra da sevgili. Yaşamı boyunca ilk defa bir erkeğe bu kadar ilgi duyduğunu hissetti. Tanışmalarından bir ay sonra artık aynı evi paylaşıyorlardı bisikletli müzisyenlik yapan sevdiği adamla birlikte.

En büyük ortak tutkuları bisikletti. Kurdukları hayaller bile bisiklet üzerineydi. Turlara çıktılar. Her yaz Türkiye’nin değişik bölgelerine. Çadırda, pansiyonlarda gecelediler, yorulduklarında sırt sırta verip dinlendiler. Rampalarda yanından bir an bile ayrılmayan arkadaşının elini omzunda, selesinde hissetmek ayrı bir mutluluk veriyordu.

Tek anlaşamadıkları nokta ikisinin de işkolik olmasıydı. İkisi de asla işlerinden, işlerinin verdiği sorumluluk anlarının paylaşılamayacağı duygusundan kurtulamadılar. Dönem dönem ayrı da yaşadılar. Uzun sürmeyen ayrılıklar oldu bunlar hep. Her ayrılığın sonunda mutlaka birisi diğerinin kapısını çaldı. Barıştılar, yine ayrıldılar, yine barıştılar.

Yıllarca sürdü bu düzensiz yaşamları. Düzenli olan tutkuyla bağlandıkları işlerinden başlarını kaldırdıkları anda yine birlikte oldular, tatillere, gezmelere bisikletleriyle çıktılar.

Mevsimler sonbaharı gösterdiğinde beyazlaşan saçları yalanlamıyordu takvimlere düşen 50’lerin sonlarındaki yaşları. Sağlıklıydılar yine, daha seyrek görüşüyorlar ama aralarındaki saygı eksik olmuyordu. Sadece kendisi gibi tek çocuk olan arkadaşı artık felç olan babasını bakmak için bir şehir daha uzakta yaşıyordu.

Bir süre sonra kendi annesine de felç gelip de “aynı kaderi mi paylaşacağız yoksa” diyerek apar topar Edirne’nin yolunu tutmasının üzerinden iki yıl geçmişti bile.

Aralarındaki mesafe daha da çok artmıştı. Telefonda, sosyal medyada görüşüyorlar, sohbet ediyorlardı artık. Ama yetmiyordu işte. Yakınında olmak, onunla daha çok zaman geçirmek, kokusunu hissetmek istiyordu onun. O da aynı duyguları sık sık ifade ediyordu kendisine.

Beklediği o mesaj bir gece önce gelmişti. “Geçici olarak bir akrabamızı bırakacağım babamın yanına, iki gün sonra sabaha geliyorum sana” Sevinmişti, aylardır görüşmüyorlardı.

Yeni yerleşim bölgesinden Bosna köyü üzerinden geçip Karaağaç’a doğru keyifle pedallarken onu ve mesajını düşündü yeniden. “Karaağaç’ın içinde şöyle bir turlayayım, sonra dönerim annemin yanına” diye düşünürken birden karşısına çıkan evin duvarındaki yazıyı görünce gülümsedi. Telefonu çıkararak fotoğrafı whtasaptan atıverdi sevdiği adama. Yanıt anında geldi; “Geleyim ben de her şey olur, merak etme sen…”

Mesajı okuduğunda gülümsemesinin kıkırdamaya vardığını hissedince yeniden asıldı pedallara Edirne’ye doğru.

Enez tatil yeri mi?

İtiraf etmeliyim ki; hata yapmamak adına biraz da yapay zekadan yararlandım bu yazımı hazırlarken.

Bir çoğumuz tatil yeri ile eğlence yerini karıştırıyoruz.

Yapay zeka; günlük hayatın stresinden kaçıp dinlenmek, doğayla buluşmak veya konaklamak amacıyla gidilen genel bölgeleri veya tesisleri kapsayan yerleri tatil yeri olarak,  müzik, dans, oyun ve sosyal etkinlikler yoluyla vakit geçirmek ve neşelenmek için kurulan yerleri de eğlence yeri olarak tanımlamış, özelliklerini de şöyle sıralamış:

Tatil Yeri Özellikleri;

-Dinlenme ve yenilenme odaklıdır.

-Otel, tatil köyü, kamp alanı veya sahil kasabası gibi alanları içerir.

-Uzun süreli konaklama ve sakinlik sağlar.

-Doğa, deniz veya kültür gezileriyle ilgilidir.

Eğlence Yeri Özellikleri;

-Aktivite, müzik ve sosyal hareketlilik odaklıdır.

-Disko, bar, lunapark, gece kulübü veya konser alanı gibi noktalardır.

-Kısa süreli ve anlık keyif sağlar.

-Günün her saatinden ziyade genellikle akşam ve gece saatlerinde aktiftir.

**

Bütün bu değerlendirmeler ışığında baktığımda; ben Enez’i hem tatil yeri, hem de eğlence yeri olarak görüyorum şahsen.

Hatta eğlence sektörünün günbegün arttığını da gözlemliyorum.

Bu da genç nüfus adına sevindirici elbette.

Ama ya daha fazla sakinliğe ve dinlenmeye ihtiyacı olanlar için?

Onu da varın siz değerlendirin gayrı!

ŞÜKRÜN SORUMLULUĞU

Tamam, iyi gününe şükür denir de, kötü güne ne denir?..
“İyi” gün de, “Kötü” gün de Allah’tan değil mi?..
“Allah rahmetten başkasını yaratmadım” diye bildirmiş ya!..
O zaman verilen iyi günümüze de şükür, kötü günümüze de “Şükür, sebebi, dersi var, nerde hata yapıyoruz?” demek gerekmez mi?..
Rabbimiz, en değerli olarak yarattığı eseri insanın kötülüğünü ister mi?..
Demek ki, kötülükler de sol duyumuzu geliştirip, bizi, belâlara karşı uyarıyor!..
Ama dersini alana tabi ki.
Kafatasının içinde beyni olana!..
Dersi almayana geçmiş olsun!..

Anlamak zor gibi, ama çok basit aslında.

Kuran’ı Kerim. Sure 21/ayet 35:
Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtahan olarak, kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hapiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.
7/130: And olsun ki, biz Firavuna uyanları, düşünüp, ibret alsınlar diye tuttuk, senelerce mahsul kıtlığı ve kuraklıkla kıvrandırdık.

Araç muayene randevusu dolandırıcılığı

Edirne merkezde aracına muayene randevusu almak için Google üzerinde Tuv Türk muayene istasyonuna ait olduğunu düşündüğü GSM hattı ile iletişime geçen bir kişi yaklaşık 9 bin lira dolandırıldı.

Edinilen bilgilere göre, S.A. isimli kişi polis merkezine başvurarak aracına muayene randevusu almak için Google üzerinde Tuv Türk muayene istasyonuna ait olduğunu düşündüğü 850 … 33 41 numaralı GSM hattı ile iletişime geçtiği kişinin kendisini müşteri temsilcisi olarak belirttiğini, kendisine Whatsapp üzerinden ulaşacağını söylediğini, akabinde 0534 … 42 25 numaralı GSM hattı ile Whatsapp üzerinden görüşmeleri esnasında aracına ait plaka bilgisi ve arıcına ait ruhsat seri numarasını söyledikten sonra aracına ait 11.500 TL trafik cezası çıktığını bildirdiğini, indirimli 8.724 TL olduğunu söylemesi üzerine IBAN üzerinden S.K isimli şahsın hesabına 16.08.2026 tarihinde 8.724 TL gönderdiğini söyledi.

S.A. başvurusunda akabinde cezayı ödediğini düşünerek randevunun sisteme düşmemesi üzerine 534 … 42 25 numaralı GSM hattı ile tekrar iletişime geçtiğinde cezayı 8.740 TL olarak ödediğini, ceza tutarı olan 8.724 TL’yi tekrar göndermesini istediklerinde dolandırıldığını anladığını belirterek şikayetçi olduğunu bildirdi. Soruşturma sürüyor.

Süloğlu’nda Yeni Parti üye kayıt heyecanı

Yeni Parti Edirne İl Başkanlığı, Süloğlu ilçesinde üye kayıt kampanyasını başlattı.

Yeni Parti İl Başkanlığı’ndan yapılan, “Süloğlu’nda Yeni Parti’ye güçlü katılım” başlıklı haberde şunlara yer verildi:

“Kurucu İl Başkanımız Yücel Balkanlı, Yeni Parti Süloğlu İlçe Başkanımız Lütfü Serbest ve değerli yönetim kurulu üyelerimizle birlikte üye kayıt kampanyamızı büyük bir heyecanla başlattık.

Süloğlu’nda hemşehrilerimizin gösterdiği ilgi, güven ve güçlü destek, bizlere iktidar yolunda daha büyük bir motivasyon veriyor.

Demokrasiye, değişime, adalete ve daha güçlü bir Türkiye’ye inanan tüm vatandaşlarımızı Yeni Parti çatısı altında buluşmaya davet ediyoruz.

İnanıyoruz, çalışıyoruz, büyüyoruz. Hep birlikte Yeni Parti’yi iktidara taşıyacağız! Birlikte daha güçlüyüz, birlikte başaracağız!”

TIR’da 810 kilo esrar!

Olgay GÜLER

Edirne’den Bulgaristan’a açılan Kapıkule Sınır Kapısı’nda, yurtdışına çıkış yapmak üzere gelen TIR’da 810 kilo esrar ele geçirildi.

Türkiye’den çıkış yapmak üzere Kapıkule Gümrük Kapısı’na gelen TIR, Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen risk analizi ve hedefleme çalışmaları sonucunda, X-Ray taramasına sevk edildi.

Taramanın ardından yapılan detaylı aramada, aracın yasal yükünün içerisine gizlenmiş vaziyette 810 kilogram esrar ele geçirildi. Operasyon kapsamında, uyuşturucu maddenin taşınmasında kullanılan TIR cinsi araca da el konuldu.

Olayla ilgili soruşturmanın Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürüldüğü belirtildi.

‘Marmara Depremi’ni unutmadık, unutmayacağız!’

Yeni Parti Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı, parti olarak; güvenli kentler, sağlam yapılar, etkin yapı denetimi, bilimsel şehircilik anlayışı ve afetlere hazırlıklı bir Türkiye için mücadele edeceklerini söyledi.

Balkanı,  Marmara depreminin 27.yıldönümü nedeniyle açıklama yaptı. Balkanlı yaptığı açıklamada şunlara yer verdi:

“17 Ağustos 1999… Türkiye’nin hafızasında derin acılar bırakan, binlerce vatandaşımızı kaybettiğimiz Gölcük merkezli Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti.

Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle, yakınlarını ve tüm depremzedelerimizi saygı ve şükranla anıyorum.

17 Ağustos bize bir kez daha gösterdi ki deprem değil, plansızlık, denetimsizlik ve ihmaller can alır. Aradan geçen 27 yıla rağmen deprem gerçeğiyle yüzleşmek ve kentlerimizi depreme dirençli hale getirmek konusunda hâlâ ciddi eksikliklerimiz bulunmaktadır.

6 Şubat depremlerinde yaşadığımız büyük acılar, bu konunun siyasi tartışmaların ötesinde, devlet politikası ve toplumsal bir seferberlik olarak ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Yeni Parti olarak; güvenli kentler, sağlam yapılar, etkin yapı denetimi, bilimsel şehircilik anlayışı ve afetlere hazırlıklı bir Türkiye için mücadele edeceğiz.

Depremi unutmamak, kaybettiklerimizi anmak kadar; aynı acıların yeniden yaşanmaması için sorumluluk almak da hepimizin görevidir.

Bu vesileyle 17 Ağustos Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.”

‘Deprem bilinci yaygınlaştırılmalı’

Yeni Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, “Bugün yapmamız gereken yalnızca depremlerin yıl dönümlerinde acılarımızı hatırlamak değil; aynı acıların yeniden yaşanmaması için gerekli tedbirleri kararlılıkla hayata geçirmektir” dedi.

Akgüngör, yaptığı yazılı açıklamada, 17 Ağustos 1999’da meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, o gece yaşanan acı ve kayıpların hafızalardaki yerini koruduğunu belirterek şunları söyledi:

“Saat 03.02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren deprem; Kocaeli, Sakarya, Yalova, İstanbul, Düzce ve çevre illerde büyük yıkıma ve ağır can kayıplarına neden oldu. Resmî kayıtlarda binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği, on binlerce vatandaşımızın yaralandığı ve yüz binlerce konut ile iş yerinin hasar gördüğü belirtilmektedir.

Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos’un bize hatırlattığı en önemli gerçek şudur: Deprem bir doğa olayıdır; can kayıplarını büyüten ise hazırlıksızlık, dayanıksız yapılar ve ihmallerdir.

Bugün yapmamız gereken yalnızca depremlerin yıl dönümlerinde acılarımızı hatırlamak değil; aynı acıların yeniden yaşanmaması için gerekli tedbirleri kararlılıkla hayata geçirmektir.

Depreme dayanıklı kentler inşa etmek, riskli yapı stokunu hızla tespit etmek ve dönüştürmek, bilim insanlarının ve uzmanların uyarılarını dikkate almak, afet öncesi hazırlıkları güçlendirmek ve toplumda deprem bilincini yaygınlaştırmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

17 Ağustos, bizlere ‘unutma, hazırlıklı ol ve önlem al’ demektedir.

Bu vesileyle 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; ailelerine, yakınlarına ve milletimize bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Unutmayacağız. Unutturmayacağız. Aynı acıların yeniden yaşanmaması için mücadele etmeye devam edeceğiz.”