Çeltiğin başkentinde ‘çeltik’ çalıştayı!

Olgay GÜLER
Türkiye’nin çeltik başkenti Edirne’de, gelişen teknolojiler ve AR-GE konularının ele alınacağı, 2 gün sürecek çeltik çalıştayı başladı.


Edirne’de, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü (TTAE) tarafından düzenlenen uluslararası katılımlı çeltik çalıştayı düzenlendi. Kentte 6-7 Mayıs tarihleri arasında, Edirne Ticaret Borsası’nda devam edecek çalıştayın açılış töreni Edirne Valisi Yunus Sezer, TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Şerafettin Çakal, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, kurum ve kuruluş temsilcileri, muhtarlar ve üreticilerin katılımıyla yapıldı.


‘AKILLI TARIM DÖNEMİNE GELDİK’
Çalıştayın açılışında konuşan TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Çakal, tarımın geleceğinin AR-GE’ye bağlı olduğu için, benzeri çalıştayların çok önemli olduğunu söyledi. Çakal, “AR-GE’ye yeterince önem vermeyen toplumların maalesef geri kaldığını görüyoruz. Tarımın tarihsel sürecine baktığımızda; bundan 10-12 bin yıl önce başlayan tarım, avcı toplayıcıdan daha sonra tarımın ticarete konu edilmesine, sanayi devrimine, sanayi devriminden yeşil devrime, yeşil devrimden şimdi geldiğimiz noktada akıllı tarım dönemine geçtik. Yeşil devrimle beraber pestisitler, terbisitler, fosil yakıtlar çok yaygın bir şekilde kullanılmaya başladı. Tabii bunları yaygın bir şekilde kullandığımızda doğanın da bize bir cevabı oldu; iklim değişikliği oldu. Öyleyse bu yeşil devrime de belki farklı bir devrim demek gerekiyor. Bununla beraber geldiğimiz noktada da akıllı tarım dönemine geldik. Akıllı tarım döneminde neler var? Biyoteknoloji var, nanoteknoloji var ve bilişim teknolojileri var. Peki bu dönemin kazananı kim olacak? İşte bu dönemin kazananı biyoteknolojiye, nanoteknolojiye, bilişim teknolojilerine önem veren toplumlar gelişecek ve buna yeteri derecede önem vermeyen toplumlar maalesef üretimde yine geri kalacaklardır. İşte bu noktada uluslar ve ülkeler ikiye ayrılıyor. Buna baktığımızda da lokal olanı, organik olanı, yavaş olanı tercih edenler, küresel olanı, konvansiyonel olanı, hızlı olanı tercih eden ülkeler diye ayırıyoruz. Ülkeler de bu anlamda bir yol ayrımında kendi kararlarını verecek. Ne kadar yerel? Ne kadar küresel? Ne kadar organik? Ne kadar konvansiyonel? olacağına bu şekilde karar vermesi gerekir diye düşünüyoruz” dedi.


‘YERLİ VE MİLLİ TOHUM ÇEŞİTLERİMİZİ GELİŞTİRMEMİZ GEREK’
Çeltiğin dünyada insan beslenmesinde en önemli besinlerin başında geldiğine dikkat çeken Çakal, “Çeltik dünyadaki üretimine baktığımızda Hindistan’ın, Çin’in öncülük ettiğini ve ikinci sırada Asya ülkelerinin geldiğini görüyoruz. Ancak ülkemiz de aslında bunlardan çok fazla geri değil. Beşinci sırada yerini almaktadır. Yine bölge açısından ve ilimiz açısından Edirne’den baktığımızda, ülkemizdeki üretilen çeltiğin yüzde 40’ı sadece bu bölgeye ait. Çanakkale’de, Balıkesir’de yine ciddi üretim var. Dört tane şehrimiz ülkemizde üretilen çeltiğin yaklaşık yüzde 80’ini üretmektedir. Tabii burada aslolan ve altını çizmemiz gereken konuların başında şu gelmektedir. Bir tarım yapabilmek için bitkisel üretim yapmak için üç tane doğal kaynağa ihtiyacımız var. Bu doğal kaynakların biri toprak, biri su, biri de tohum. Toprağımız yoksa suyunuz yoksa tohumunuz yoksa tarım yapamazsınız. Peki tohumu nasıl elde edeceğiz? İşte dünyayla rekabet edebilmek için yerli ve milli çeşitlerimizi geliştirmemiz gerekir. Bu noktada TAGEM ve TAGEM Enstitütleri vasıtasıyla ciddi manada hem bitki genetik kaynakları, hem hayvan genetik kaynakların korunması ve bunların ıslah edilmesi, yani iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gerek. Verim alarak, hastalığa, soğuğa, kurağa dayanıklı çeşitler geliştirerek. Özellikle pirinç gibi gıdalarda damak tadı da önemli. Dolayısıyla siz bu bölgede çeltik üretimi yapacaksanız yerli ve milli çeşitlere ihtiyacınız var. İşte bu anlamda da bu bölgedeki araştırma enstitümüz, Çanakkale’deki araştırma enstitümüz bu bölgeye uygun verimi yüksek, dünya rekabet edebilir, yerli ve milli çeşit geliştirmeye başladı. Başladığı günden bu kadar 85 tane çeşit geliştirdi ve ülkemizdeki çeltik tohumunun yaklaşık yüzde 40’ı bizim enstitülerin çeşitleri. Bu gerçekten bir başarıdır” diye konuştu.


‘ÜRETİMDE YOL HARİTASI OLANLAR AYAKTA KALACAK’
Edirne Valisi Yunus Sezer de, dünya genelindeki iklim krizi nedeniyle üretimde yol haritasının öngörülemediğini dile getirdi. Sezer, “Yol haritası olan ve bir şeyleri öngörebilen hangi kurum, hangi ürün varsa stratejik olarak önümüzdeki dönemde o ayakta kalacak. Eğer öngöremiyorsanız, bir planınız yoksa, bununla ilgili olarak bir stratejiniz yoksa, bu dalgalanmadan çok olumsuz etkilenecek ve bazıları saf dışı kalacak. Geçen yıl kuraklıkla ilgili olarak gerçekten çok sıkıntılı bir süreç yaşadık. Neredeyse ürünlerimizin büyük bir kısmını kaybedecektik. Yine arkadaşlardan öğrendiğim maliyeti çok fazla olduğu için bir daha yerine koyma imkanı çok olmayabilir. Dolayısıyla birçok üreticimiz iflas edebilir diye bahsettiler. Yani bir buğday gibi değil. Dolayısıyla çok maliyeti olan; hem yer maliyeti hem ekim maliyeti olan bir üründen bahsediyoruz. Dolayısıyla öngörülebilirlik çeltikte çok önemli. Bir plan ve stratejinin olması çok önemli. Bu işe giren insanların işin sonunu tahmin ederek girmesi lazım. Yani bizim o garantiyi vermemiz lazım. Bence burada çeltik konuşulacaksa muhakkak buradaki akademisyenlerin bunu planlamaları lazım ve bizim önümüze koymaları lazım” ifadelerini kullandı.


CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan da, tarımsal üretimde suyun önemine dikkat çekerek, “Geçtiğimiz sene ve ondan önceki sene çok açık bir şekilde su problemi yaşadık. Geçen sene biraz olsun akılcı çözümler üretildi ve çözüldü bu kısa vadeli oldu ama bir önceki sene çok büyük problemler oldu. Bildiğim kadarıyla mahsulü yetişemeyen çiftçilerimiz oldu. O yüzden su verimliliği, suyun nasıl kullanılacağı, bu bölgelerin doğru planlaması önemliyken bir taraftan da suyun ne kadar geleceğini bakmaksızın bunun alternatiflerini en uyguna göre üretebilmek. Bunları düşünmek ve geliştirmek önemli. Ülkemiz su yönünden zengin bir ülke değil. Uzun yıllar sanki öyleymiş gibi hissettik ve öyle davrandık ama ülkemiz maalesef ki su yönünden zengin bir ülke değil. O yüzden suyumuzu çok iyi bir şekilde, doğru bir şekilde, verimli bir şekilde kullanmalıyız” dedi.


Konuşmaların ardından verilen arada katılımcılar, çalıştay kapsamında firmaların açtıkları stantları gezerek, tohumlar hakkında bilgi aldı.

İki gün boyunca devam edecek çalıştayda, ‘Tarımda İHA Teknolojisi’, ‘Damla Sulama Optimizasyonu’, ‘Yapak Zeka Kullanarak Biyotik ve Abiyotik Stres Tespiti’ gibi konular masaya yatırılacak.

TÜ Futbol Turnuvası’nda Hekim Gücü şampiyon

Trakya Üniversitesi bünyesinde düzenlenen Birimler Arası Futbol Turnuvası, Ayşekadın Yerleşkesi Futbol Sahası’nda oynanan final ve üçüncülük karşılaşmalarıyla tamamlandı.

Turnuvanın üçüncülük maçında T.Ü. Hastanesi ile Güvenlik Gücü karşı karşıya geldi. Mücadeleyi 4-1’lik skorla kazanan T.Ü. Hastanesi, turnuvayı üçüncü sırada tamamladı.

Final karşılaşmasında ise Hekim Gücü ile Mimarlık Fakültesi takımları mücadele etti. Sahadan 3-0 galip ayrılan Hekim Gücü, turnuvanın şampiyonu oldu.

Final müsabakası, Süper Lig hakemlerinden Edirneli Özgür Yankaya tarafından yönetildi.

Final karşılaşması öncesinde gerçekleştirilen mini konser ve zeybek gösterisi, izleyicilere keyifli anlar yaşattı.

Turnuvada dereceye giren takımlara kupa ve madalyaları, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler ve üniversite yöneticileri tarafından verildi

Rektör Hatipler, sporun farklı birimlerde görev yapan mensupları aynı sahada buluşturarak birlik, beraberlik ve kurumsal aidiyet duygusunu güçlendiren önemli bir unsur olduğunu vurguladı.

Rektör Hatipler, turnuva boyunca sahada centilmence mücadele eden tüm takımları tebrik ederek, organizasyona katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür etti. Sporun birleştirici gücüne dikkat çeken Hatipler, bu tür etkinliklerin üniversite mensupları arasındaki dostluk ve dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti.

Programa; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Tan ve Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Trakya Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Alkin Çolak, Genel Sekreter Hüseyin Türkel, Genel Sekreter Yardımcıları Doç. Dr. Ali İhsan Meşe ve Nurdan Cankaya, Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurper Özbar, Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semiha Kartal ile Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Cem Taşkın katıldı.

Emeklilere dolandırmalara karşı eğitim

Edirne Kent Konseyi Emekliler Meclisi’nce toplumda dijital alanda ve sosyal medyada yapılan kandırma ve dolandırma olaylarına karşı emeklileri bilgilendirmek amacıyla eğitim gerçekleştirilecek.

EKK Emekliler Meclisi Başkanı Hilal Bilgenoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, 9 Mayıs Cumartesi günü düzenlenecek çalışmada Edirne Emniyet Müdürlüğü yetkili birimlerinin sunumda bulunacağını belirterek şunları söyledi:

“Edirne Kent Konseyi Emekliler Meclisi etkinlikleri devam ediyor.  Meclisimiz olağan toplantısını yaparak emeklilerimizin talepleri doğrultusunda bir dizi etkinlik kararı almıştır.

Öncelikle toplumda dijital alanda ve sosyal medyada yapılan kandırma ve dolandırma olayları artmaktadır. Bu konudan en çok emekliler mağdur olmaktadır. Bu nedenle emeklileri bilgilendirmek amacıyla eğitim yapılacaktır.

Edirne Kent Konseyi olarak Emekli Meclisimizin öncülüğünde yapılacak çalışmada Edirne Emniyet Müdürlüğü yetkili birimlerinin sunumu olacaktır. ‘Sosyal Medya Kullanımı ve Dijital Dolandırıcılık’ başlıklı sunum 9 Mayıs 2026 Cumartesi günü saat 14.00-16.00 arasında Belediye Atatürk Kültür Merkezi Küçük Salonu’nda yapılacaktır. Etkinliğe tüm üyelerimizi ve kentteki emeklilerimizi davet ediyoruz.

Bu toplantı ve bilgilendirme sonrasında Emekli Meclisi olarak kent tanıma gezileri yapılacaktır. Kentte yaşayıp bilmediğimiz tarihi ve doğal mekânların görüleceği ve uzmanından hikâyelerinin dinleneceği gezilerimiz önümüzdeki günlerde bildirilecektir.

Kültür gezileri yanında emekli dostlarımıza ilk yardım eğitimi verilmesi sağlanacaktır. Emekli dostlarımızın kendilerini veya bir yakınının, arkadaşının başına gelebilecek rahatsızlık durumunda ilk olarak nelerin yapılıp yapılamayacağı konusunda bilgi sahibi olmalarını amaçladığımız eğitimler önümüzdeki günlerde seri olarak yapılacaktır.

Bu çalışmaların arasında ülkemizin ilk kadın teğmeni ve tıp doktoru olan Ülkü Sema Aydın hanımefendiyi de ağırlayarak kentimizi tanıtacağız. Ülkü Sema Aydın, 1931 doğumlu olup 1957 yılında askeriyeye adım atmış ve ilk Türk kadın subay unvanının sahibi olmuştur.

Edirne Kent Konseyi Emekliler Meclisi olarak tüm etkinliklerimizi üyelerimiz ile olduğu kadar, Edirne Emeklilerin Sendikası ve Edirne Emekliler Derneği ve Edirne Emekli Öğretmenler Derneği gibi emekli örgütleri ile birlikte yapmaya çalışıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki emeklilerin kentteki ve ülkedeki sorunları ortaktır. Bu nedenle bu tür toplantılarımıza emekli örgütleri yanında halkımızı da bekliyoruz.”

Sarayiçi’nde sabaha kadar eğlence!

Baharın habercisi, kardeşliğin ve bolluğun simgesi Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri, Edirne Belediyesi’nin organizasyonuyla bu yıl da on binlerce misafiri ağırlayarak muazzam bir coşkuya sahne oldu. Dev Kakava ateşinin görkemli bir şekilde yakılmasının ardından devam eden kutlamalarda, misafirler sabaha kadar süren etkinliklerle doyasıya eğlendi.

Sarayiçi, müzik ile dansın hiç dinmeyen ritmiyle yankılanırken; Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen on binlerce turist, baharın gelişini 9/8’lik ezgiler eşliğinde karşıladı.

Edirne Belediye Bandosu ve Edirne Belediyesi Roman Dans Topluluğu’nun yanı sıra Turkish Romani by Burcu Koçyiğit ve Dans Ekibi, Kuşadası Atlas Folk Kültür Sanat Ekibi’nin gösterileri katılımcılara görsel bir şölen sundu. Göksel Demlendirici Blues Show ve Üsküdar Belediyesi Roman Orkestrası’nın ezgileriyle renklenen kutlamalarda; Çengel Kardeşler, Hayrettin Zurnacı, Mücahid ve Orkestrası ile DJ Can Sarvan’ın enerjik performansları coşkuyu diri tuttu.

Gecenin yıldızı ünlü sanatçı Tarık Mengüç, sevilen şarkılarıyla on binlerce kişiyi coştururken, sanatçıya performansının ardından Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan tarafından çiçek takdim edildi.

Sahneye çıkarak misafirlere hitap eden Belediye Başkanı Filiz Gencan, “Güzel şehrimizde bugün Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen çok kıymetli misafirlerimiz var. Hepimiz burada birlikte eğlenmek, kardeşçe bir arada durmak ve iyi niyetli dileklerimizi tutmak için buluştuk. Tutmuş olduğunuz tüm dileklerin kabul olmasını diliyorum. Önce ülkem ve şehrim, sonra bütün dünya için barış, huzur ve adalet diliyoruz. İyi ki geldiniz, seneye de sizleri yine büyük bir memnuniyetle bekliyoruz. Her daim neşeniz bol olsun; bu şehir mutlulukla dolsun taşsın. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan yürüyenler, hepinizi çok seviyorum” ifadelerini kullandı.

Şenliğin sürprizi ise gençlerin yoğun ilgi gösterdiği popüler sanatçı Şenol Evgi’nin sahne alması oldu; başarılı sanatçı sevilen şarkılarıyla alanı dolduran binlerce gence unutulmaz bir gece yaşattı.

Vatandaşlar, geleneksel Kakava ateşinden atlayarak ve dileklerini dilek ağacına asarak kadim gelenekleri yaşatmanın mutluluğunu paylaştı.

Kutlamalar kapsamında kurulan stantlar da ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, standları gezerek esnaflara hayırlı işler diledi. Özellikle Edirne Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde kurulan Emek Pazarı ve diğer stantlar, kadınların el emeği göz nuru ürünlerini misafirlerle buluşturdu. Şenlik alanını gezen vatandaşlar, Edirne’ye özgü yöresel ürünlerin, geleneksel el sanatlarının ve şehre has lezzetlerin yer aldığı bu noktalardan bol bol alışveriş yaptı.

Edirne’nin kültürel mirasının en renkli haliyle yaşatıldığı Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri’nde, 9/8’lik ritimler eşliğindeki eğlence tüm gece boyunca kesintisiz devam etti.

Kuru Meyve Alırken Nelere Dikkat Edilmeli? Doğru Ürün Seçim Rehberi

Kuru meyveler, sağlıklı atıştırmalıklar arasında en çok tercih edilen doğal gıda gruplarından biridir. Taze meyvelerin kurutulmasıyla elde edilen bu ürünler, hem uzun raf ömrü hem de yoğun besin içeriği sayesinde günlük beslenmede önemli bir yer tutar.

Kurutma işlemi sırasında meyvelerin su oranı azaldığı için besin değerleri daha konsantre hale gelir. Bu da küçük porsiyonlarda bile yüksek enerji ve besin alımını mümkün kılar. Özellikle yoğun tempoda çalışan, spor yapan veya gün içinde pratik bir atıştırmalık arayan kişiler için kuru meyveler oldukça ideal bir seçenektir.

Ancak kuru meyve seçimi, dışarıdan bakıldığında basit görünse de aslında dikkat edilmesi gereken birçok detayı içerir. Kurutma yöntemi, şeker oranı, katkı durumu ve saklama koşulları gibi faktörler ürün kalitesini doğrudan etkiler. Yanlış seçilen ürünler hem besin değerini düşürebilir hem de beklenen sağlık faydalarını azaltabilir.


Kuru Meyve Neden Bu Kadar Tercih Ediliyor?

Kuru meyveler, doğal şeker içeriği sayesinde hızlı enerji sağlar. Bu özellikleri özellikle gün içinde ani enerji düşüşü yaşayan kişiler için önemli bir avantajdır. Aynı zamanda lif açısından zengin oldukları için sindirim sistemini destekler ve uzun süre tokluk hissi oluşturur.

Pratik tüketim imkânı sunmaları da önemli bir avantajdır. Soğuk zincir gerektirmezler ve kolayca taşınabilirler. Bu nedenle hem evde hem işte hem de dışarıda ideal bir atıştırmalık olarak öne çıkarlar. Ayrıca çantada taşınabilmeleri, seyahatlerde de sıkça tercih edilmelerini sağlar.

Bunun yanında rafine şeker içeren ürünlere göre çok daha doğal bir tat sunmaları, onları sağlıklı yaşam tercih eden bireyler için daha cazip hale getirir. Tatlı ihtiyacını doğal yoldan karşılamaları da önemli bir artıdır.


Kuru Meyve Seçiminde En Önemli Noktalar

Kuru meyve satın alırken en önemli kriterlerden biri kurutma yöntemidir. Doğal yöntemlerle kurutulmuş ürünler genellikle daha yoğun aroma ve daha dengeli besin profili sunar. Güneşte kurutma gibi geleneksel yöntemler, meyvenin doğal yapısını daha iyi koruyabilir.

Bunun yanında ürünün renginin aşırı parlak olmaması, yapay katkı veya şekerleme işlemi görüp görmediğini anlamak açısından önemli bir ipucudur. Doğal kuru meyveler genellikle daha mat ve doğal tonlardadır. Aşırı parlak görünüm çoğu zaman işlem görmüş ürünlere işaret edebilir.

Ayrıca ambalajlama ve saklama koşulları da tazelik üzerinde doğrudan etkilidir. Hava almayan ambalajlar, ürünün nem dengesini koruyarak daha uzun süre taze kalmasını sağlar. Açıkta satılan ürünlerde ise bu denge daha kolay bozulabilir.

Bununla birlikte ürünün menşei ve üretim standardı da dikkate alınmalıdır. Güvenilir üreticilerden gelen ürünler genellikle daha tutarlı kalite sunar.


Kuru Meyveler Günlük Hayatta Nasıl Kullanılır?

Kuru meyveler yalnızca tek başına tüketilmez; aynı zamanda birçok farklı tarifte de kullanılır. Kahvaltılarda yoğurt ve yulaf ile birlikte, tatlılarda doğal tatlandırıcı olarak veya salatalarda lezzet artırıcı olarak tercih edilir.

Özellikle granola karışımlarında ve ev yapımı enerji barlarında kuru meyveler sıkça kullanılır. Bu tür tarifler hem besleyici hem de pratik alternatifler sunar. Ayrıca smoothie ve içeceklerde doğal aroma verici olarak da değerlendirilebilir.

Spor yapan kişiler için antrenman öncesi ve sonrası hızlı enerji kaynağı olarak da oldukça idealdir. Doğal şeker içeriği sayesinde vücudun enerji ihtiyacını kısa sürede karşılayabilir.

Bunun yanında çocuklar için de sağlıklı atıştırmalık alternatifi olabilir. Ancak porsiyon kontrolü burada da oldukça önemlidir.


Kuru Meyve Kategorisi ve Ürün Çeşitliliği

Kuru meyve kategorisi oldukça geniş bir yapıya sahiptir ve her ürün farklı bir besin değeri sunar. Kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, kuru erik ve turna yemişi gibi ürünler en çok tercih edilen çeşitler arasında yer alır.

Bu çeşitlilik, kullanıcıların ihtiyacına göre farklı alternatifler seçmesine olanak tanır. Örneğin sindirim desteği için kuru erik tercih edilirken, enerji için kuru üzüm daha uygun olabilir. Bağışıklık desteği için ise antioksidan açısından zengin ürünler öne çıkar.

Detaylı ürün çeşitlerini incelemek için kuru meyve sayfası üzerinden tüm seçeneklere ulaşmak mümkündür. Aynı zamanda farklı kategorileri görmek ve genel ürün yapısını incelemek isteyenler için Çerez Pazarı geniş bir ürün erişimi sunar. Bu sayede kullanıcılar farklı kuru meyve türlerini karşılaştırarak daha bilinçli seçim yapabilir.


Kuru Meyve Tüketirken Yapılan Yaygın Hatalar

Kuru meyve tüketiminde en sık yapılan hata, porsiyon kontrolünün ihmal edilmesidir. Doğal şeker içerdiği için fazla tüketim gereksiz kalori alımına neden olabilir. Bu durum özellikle kilo kontrolü yapan kişiler için dikkat edilmesi gereken bir noktadır.

Bir diğer hata ise ürünlerin katkı içerip içermediğine dikkat edilmemesidir. Özellikle parlak ve aşırı renkli görünen ürünler genellikle işlem görmüş olabilir. Bu tür ürünler doğal olmayan şeker veya koruyucu maddeler içerebilir.

Ayrıca kuru meyvelerin yanlış saklanması da sık yapılan hatalardan biridir. Açıkta bırakılan veya nemli ortamlarda saklanan ürünler kısa sürede tazeliğini kaybedebilir.


Kuru Meyvelerin Sağlıklı Beslenmedeki Yeri

Kuru meyveler, rafine şeker içeren atıştırmalıklara göre çok daha sağlıklı bir alternatiftir. İçerdikleri lif, vitamin ve mineraller sayesinde hem enerji verir hem de vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri doğal yoldan karşılar.

Dengeli tüketildiğinde hem kilo kontrolüne yardımcı olur hem de genel sağlık üzerinde olumlu etkiler sağlar. Ayrıca doğal yapıları sayesinde vücut tarafından daha kolay sindirilirler.

Kuru meyveler aynı zamanda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının bir parçası haline gelmiştir. Günümüzde birçok beslenme programında ara öğün olarak yer almaktadır. Bu da onların modern beslenmedeki önemini artırmaktadır.

Güldaş Oto Bosch Car Service – Adana Oto Servis Tanıtımı

Adana bölgesinde oto servis arayan araç sahipleri için Güldaş Oto Bosch Car Service, günlük kullanımda aracıyla sorunsuz ilerlemek isteyen sürücüler için ulaşılabilir ve sistemli bir servis yaklaşımı sunar. Servis tercihinde yalnızca arızanın giderilmesi değil, aracın uzun vadeli güvenliği, performansı ve kullanım konforu da dikkate alınmalıdır. Bu nedenle düzenli bakım, doğru arıza tespiti ve şeffaf bilgilendirme süreci araç sahipleri için önemli bir güven unsurudur.

Adana’da sıcak iklim ve yoğun kullanım, klima, motor soğutma, far ve fren sistemlerinin düzenli kontrolünü gerekli kılar. Güldaş Oto Bosch Car Service, yağ ve filtre değişimi, akü kontrolü, diagnostik test, göçük düzeltme, oto ekspertiz ve rot balans gibi farklı ihtiyaçlarda araç sahiplerine kapsamlı bir bakış açısı sunar. Far sisteminde görüş güvenliğini etkileyen sorunlar, kaporta tarafında günlük kullanımda oluşan küçük hasarlar veya ekspertiz sürecinde merak edilen teknik detaylar, bütüncül bir servis anlayışıyla değerlendirilebilir.

Oto ekspertiz hizmeti, ikinci el araç alım satımında motor, elektronik, yürüyen aksam, kaporta ve boya durumunun daha net anlaşılmasına yardımcı olur. Kaporta tamiri ve göçük düzeltme işlemleri ise aracın dış görünümünü korurken değer kaybını azaltmaya yönelik önemli adımlardır. Far tamiri, far ayarı ve elektrik kontrolü gibi işlemler de gece sürüşleri ve olumsuz hava koşullarında güvenliği doğrudan etkiler.

Adana ve çevresinde servis seçerken ulaşılabilirlik, işlem öncesi bilgilendirme, parça ve işçilik kalitesi ile düzenli kayıt takibi birlikte değerlendirilmelidir. Yerel ulaşım alışkanlıkları düşünüldüğünde, aracın fren, far, motor ve kaporta durumunun düzenli kontrol edilmesi önemlidir. İhtiyaçların doğru belirlenmesi, gereksiz işlem yerine araca uygun çözüm önerilerinin öne çıkmasını sağlar. Araç sahipleri bakım ihtiyacını ertelemeden planladığında, küçük problemler büyümeden çözülebilir ve araç daha verimli kullanılabilir.

Detaylı bilgi almak, hizmetleri incelemek ve iletişim kanallarına ulaşmak isteyen kullanıcılar Güldaş Oto Bosch Car Service web sitesini ziyaret edebilir. Bu sayede Adana odaklı oto servis, bakım, onarım ve kontrol ihtiyaçları için doğru adımı atmak daha kolay hale gelir. Randevu öncesinde aracın şikayetlerinin net aktarılması, Adana servis sürecinde daha hızlı değerlendirme yapılmasına destek olur.

Tunca’da ‘Hıdrellez’ geleneği!

Olgay GÜLER
Edirne’de, ‘baharın habercisi’ olarak kabul edilen Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri’nin son günü sabahı, vatandaşlar Sarayiçi’nde Tunca Nehri kıyısına akın etti.


Edirne’de 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanan baharın habercisi, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesindeki Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri, bu yıl da Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce kişinin katılımıyla kutlandı. Sarayiçi’ndeki organizasyonda, dün büyük Kakava ateşi yakıldı, Romanlar, yerli ve yabancı binlerce kişi, dans edip eğlendi.

Etkinliğin son gününde sabahın ilk ışıklarıyla eğlencelere katılanlar, dileklerini yazdıkları kağıtları Tunca Nehri’ne bıraktı. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın da katıldığı Tunca Nehri kenarındaki dilek dileme etkinliğinde, kapıya asınca bereket getirdiğine inandıkları ağaç dallarını koparan katılımcılar, geleneklerini yerine getirmenin mutluluğunu yaşadı.


‘BAHARIN COŞKUSUNU HEP BERABER YAŞADIK’
Etkinlikte konuşan Belediye Başkanı Gencan, “Evet, 6 Mayıs sabahından herkese merhabalar. Gerçekten bu yıl çok güzel bir Hıdırellez ve Kakava etkinliği yaşadık. Beklentimizin çok üzerinde, Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından misafirlerimizi ağırladık. 6 Mayıs sabahında da Tunca Nehri’nde hemşerilerimiz ve misafirlerimizle beraberiz; ritüelimizi yerine getirmek için buradayız. Ben buradan bizi izleyen ve buraya katılan tüm misafirlerimize, hemşerilerimize çok teşekkür ediyorum. Baharın coşkusunu, nefesini, bolluğunu, bereketini, kardeşlik ve dayanışma duygusunu hep birlikte yaşadık. O yüzden burada bugün tutulan tüm iyi niyetli dileklerin kabul olmasını; ülkemiz ve tüm insanlık için huzur, barış, mutluluk ve sağlık getirmesini diliyorum. Edirne çok şanslı bir şehir; Edirne’ye gelen misafirler de çok şanslı. Senede bu özel günlerde gelen misafirlerimiz ve hemşerilerimiz burada bir araya gelerek eğleniyor, birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Ben de Edirne Belediye Başkanı olarak bundan son derece mutluluk duyuyorum. Dün alanın her yerindeydim. Çok kıymetli isimlerle tanıştım; Türkiye’den ve dünyanın birçok yerinden gelen misafirlerimizle sohbet etme, hemşerilerimizle vakit geçirme fırsatımız oldu. Hoş geldin bahar diyoruz; mutlulukla, bollukla, bereketle gelsin” dedi.
‘İNŞALLAH DİLEKLERİMİZ GERÇEK OLUR’
Şenliğe İstanbul’dan katılan Duygu Görücü, şenliklere ilk defa katıldığını ifade ederek, “Vallahi çok mutluyum, inşallah dileklerimiz gerçek olur seneye bu zamana kadar. İlk defa katılıyorum, çok mutlu olduk geceden beri buradayız” diye konuştu.
‘BÖYLE MİSTİK ŞEYLER DEVAM ETSİN’
Bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştığını belirten Fatma Arık da, kaleme aldığı doktora tezinde şenliklerden faydalandığını dile getirdi. Arık, “Böyle mistik şeyler devam etsin. Roman müziği ile ilgili bir doktora tezi yazıyorum. Bundan dolayı buraya gelmem önemliydi. Roman müziğinde şiddetin temsilini araştırıyorum. Burada bulunmak, lokal müzisyenlerle, romanlarla konuşmak önemliydi” ifadelerini kullandı.
‘BABAFİNGO YİNE ÇIKMADI’
Babafingo’yu beklediğini ama göremediğini ifade eden Mert Akman, “Bu sene on numara beş yıldız geçti ama Babafingo çıkmıyor sudan. Yine bekliyoruz, burada sabahladık, dileklerimizi yazdık, suya attık ama yine gelmiyor. Öyle bir inanç var ki, adam çıkıyormuş ama artık bu topluma mı çıkmıyor ben de anlamadım. Seneye de onu bekleyeceğim gelsin artık. Ben göremezsem çocuğum görür artık” şeklinde konuştu.

ADD’den ‘Üç fidan’a anma

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, ‘Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye’ mücadelesinin 68 kuşağı devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ı 54. ölüm yıldönümlerinde bir kez daha saygıyla andı.

ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan, yıldönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada şunlara yer verdi:

“Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 1960’lı yılların son yıllarında gençlik hareketinin daha güzel bir dünya yaratmak için yola çıkan önde gelen isimleridir. Devrimciydiler. Ancak, 12 Mart darbe rejimine göre onlar sadece ‘terörist’ti. Kimsenin canına kıymamış üç fidan 6 Mayıs sabahı darbeciler tarafından idam edildi.

Deniz Gezmiş, 1968 yılındaki İstanbul Üniversitesi işgaline öncülük edenlerden birisiydi ve ABD askerlerinden oluşan 6. filonun protestolarında da en önde yer aldı. Bu olaylar Deniz Gezmiş’in tüm Türkiye’de gençlik hareketi içindeki en tanınan liderlerden birisi olmasını da beraberinde getirdi.

Gezmiş ve arkadaşları 1968 yılında Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)’ü kurdular. 1969 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin işgaline öncülük eden Gezmiş hakkında tutuklama kararı çıkartıldı, ancak Gezmiş yakalanmaktan kurtulmayı başararak Filistin’e gitti.

Deniz Gezmiş Türkiye’ye geri döndüğünde Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan’la birlikte 1970 yılında THKO’yu kurdu. Gezmiş 1971 yılında Balgat’taki Tuslog tesislerinden 4 ABD’li askerin kaçırılmasında yer aldı. Bu askerleri sonradan serbest bıraktılar.

12 Mart darbesinin gelişiyle gençlik hareketi hedef tahtasına oturtuldu. 12 Mart, gençlik hareketinin pek çok liderini tutukladı veya katletti. Nihat Erim başkanlığında bir hükümet kuruldu ve “Balyoz” adı altında işçi hareketi ve gençlik hareketine ağır bir saldırı başladı. THKO ve Mahir Çayan önderliğindeki THKP-C’nin pek çok üyesi tutuklandı veya öldürüldü. Deniz Gezmiş Gemerek’te, Yusuf Aslan Şarkışla’da, Hüseyin İnan Kayseri’de yakalandı.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, savcılığını Baki Tuğ’un üstlendiği, Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığındaki Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No.lu Askeri Mahkeme’de yargılanarak idama mahkum edildi.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam cezaları TBMM’de 24 Nisan 1972’de yapılan oylamada 48’e karşılık 273 kabul oyuyla kesinleşti. Kimsenin canına kıymayan üç genç hakkında, ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını, bir kısmını tağyir, tebdil veya ilgaya teşebbüs ettikleri’ iddiasıyla “TCK’nın 146/1 maddesi uyarınca” idam kararı verildi.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 01:00-03:00 arası, Ulucanlar Cezaevi’nde asılarak idam edildi.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1969’da öldürülen Taylan Özgür’ün yanına gömülme isteği yerine getirilmedi.

Deniz Gezmiş, idamından sonra bayraklaşarak devrim mücadelesinin çok önemli bir sembolü, devrim önderi oldu.

Deniz Gezmiş; ‘Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.’

‘Burda ölen yalnızca bedenimdir ki zaten ölümlüydü ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, düşüncem yaşayacak.’

‘Emperyalizme, ağalığa karşı nerde mücadele varsa benim devrimci olarak görevim orda olmaktır!’

‘Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk. Varlığımızı Türkiye adına armağan ettik. Bunun aksini iddia edenler vatan hainidir.’

‘Ben Amerikan emperyalizmine, Sovyet revizyonizmine, Romen soytarılığına, Bulgar dalkavukluğuna karşı bir Türk devrimcisiyim.’

‘35 milyon metrekare vatan toprakları işgal altındayken, bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür. Mustafa Kemal sağ olsaydı çok şaşırırdı. Hareketimiz tamamen anayasal bir harekettir. Anayasamızın başlangıç ilkesinde belirtilen Ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık. Bu sebeple anayasal bir davranışta bulunduk.’

‘İddianameye karşı diyeceklerim mevcuttur, iddianame kelle istemek için hazırlanmıştır. Yapılan tahliller yanlıştır, hatalıdır, değerlendirmeler keza isabetsizdir. Yalnız biz varlığımızı hiçbir karşılık beklemeden esasen Türk halkına armağan etmiş bulunuyoruz ve Türk halkı ve devletin bağımsızlığına armağan etmiş bulunmaktayız. Bu sebeple ölümden çekinmiyoruz’ diyordu.

Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, ‘Vatan, onu parsel parsel satanların değil; uğrunda darağacına gidenlerin vatanıdır!’ diyen Deniz’i, kimsenin canına kıymayan ‘Üç fidan’ı 54. ölüm yıldönümlerinde saygıyla anıyoruz.”

‘Gıda egemenliğimiz tehlikede’

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, AKP’nin tarım politikalarının bir “milli güvenlik sorunu” haline geldiğini belirterek, ülkenin tarım politikasının iflas ettiğini söyledi.

Milletvekili Ün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan “Kırmızı Et Üretim İstatistikleri”ne ilişkin değerlendirmede bulundu. Ün, kontrolsüz ithalata rağmen yerli üretimin çöktüğünü vurgulayarak, hayvancılık sektörünün bir “yok oluş” sürecine girdiğini ifade etti.

Et Üretiminde Son 5 Yılın En Düşük Seviyesi

Açıklanan verilerin bir başarı değil, bir felaket senaryosu olduğunu belirten Ediz Ün, şunları söyledi:

Üretim Kaybı Hızlanıyor

 “2025 yılı verilerine göre kırmızı et üretimi yaklaşık 1,9 milyon ton seviyesinde kaldı. Bu rakam, son 5 yılın en düşük seviyesidir. Geçen yıla oranla %10, iki yıl öncesine göre ise %21’lik bir üretim kaybı yaşıyoruz. Son iki yıldır üst üste yaşanan bu düşüş, sektörün yapısal bir krize girdiğinin kanıtıdır.”

İthalat Çare Olmadı:

“Milyonlarca canlı hayvan ithal edilmesine rağmen hayvan sayımızı artıramıyoruz. Sığır, manda, koyun ve keçi varlığımız hem bir önceki yıla hem de iki yıl öncesine göre gerilemiş durumda. Kesilen hayvan sayısı azaldıkça et üretimi de doğal olarak dibe vuruyor.”

14,3 Milyar Doları Elin Çiftçisine Verdik

Türkiye’nin kaynaklarının ithalata kurban edildiğini vurgulayan Ün, yerli ve milli söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını dile getirdi:

“Türkiye, 2010 yılından bugüne kadar 8 milyon büyükbaş, 3,2 milyon küçükbaş ve 500 bin ton et ithalatı için toplam 14,3 milyar dolar ödedi. Bugün mevcut 17 milyon büyükbaş hayvanımızın yarısından fazlası ithal kökenli. Yem dışarıdan, ilaç dışarıdan, çoban dışarıdan; hayvancılığa dair ne varsa ithal! Hal böyleyken bize ‘yerli ve milli’ edebiyatı yapanların samimiyeti, ancak timsah gözyaşlarından ibarettir.”

Süt Üretimi de Alarm Veriyor

Krizin sadece etle sınırlı kalmadığını, süt üretiminde de tarihi bir gerileme yaşandığını belirten Ün, şöyle devam etti:

“Etteki başarısızlık sütte de aynı şiddette hissediliyor. Çiğ süt üretimi bir önceki yıla göre %5 azalarak 21,4 milyon tona geriledi. 2020 yılında 23,5 milyon ton olan üretim, son 5 yılda %9 eridi. Daha vahimi, son sekiz yılın en düşük çiğ süt üretimini yaşıyoruz. Çiğ süt tavsiye fiyatları maliyetleri karşılamadığı sürece kimse üretim yapmaz. Makyajlanmış veriler bile artık bu acı gerçeği gizleyemiyor.”

“Gıda Egemenliğimiz Tehlikede”

AKP’nin tarım politikalarının bir “milli güvenlik sorunu” haline geldiğini belirten Ediz Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Üzülerek ifade ediyorum ki; bu ülkenin tarım politikası iflas etmiştir. AKP iktidarda kaldığı her gün, ülkemizin gıda egemenliğinin yabancı devletlere ve küresel şirketlere devredilmesi anlamına gelmektedir. Bu toprakların varoluş nedeninin tarım olduğunu öğrenemediler, bilseler de gereğini yapmadılar. Ancak üreticimizle el ele vererek, tarımı ve hayvancılığı bu karanlıktan çıkaracak ve ülkemizi yeniden ayağa kaldıracağız.”