Bandırma Vapuru’nun izinde

Kepirtepe Öğretmen Okulu mezunu Diş Hekimi
Fedai Kürtül 19 Mayıs günü Samsun’a ulaşmak
amacıyla 19 Nisan’da İstanbul’dan yola çıkacak.

Gülseven OKALANER
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’ncü yılında Selanik’ten Anıtkabir’e bin kilometreyi aşan rotayı koşarak kat eden Kepirtepeli Fedai Kürtül, 19 Nisan’da bir anlamlı koşuya daha hazırlanıyor. Yaklaşık 45 yıldan bu yana çok sayıda yarı maraton, maraton ve ultra maratona katılıp çok sayıda madalyaya sahip olan 64 yaşındaki Diş Hekimi Kürtül’ün yeni hedefi 19 Mayıs Salı günü Samsun’a ulaşmak.

Kepirtepeli Fedai Kürtül


“Atamızın İzinden Dolmabahçe’den Samsun’a” Koşusunun startını 19 Nisan Pazar günü saat 10 da Karaköy İskelesinin yanındaki İlk adım noktasından verecek olan Fedai Kürtül, Bandırma Vapuru’nun rotasını Karadeniz sahil şeridinden koşarak takip edecek. Kırklareli Lüleburgaz İlçesindeki Kepirtepe (Köy Enstitüsü) Öğretmen Lisesi’nden 1978 yılında mezun olan ve Gebze’de Diş Hekimi olarak görev yapan Kürtül’ü ailesi ve arkadaşları ile vatandaşlar Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma Vapurunun kalktığı iskeleden uğurlayacak

“ATAMIZIN İZİNDEN DOLMABAHÇE’DEN
SAMSUN’A”


Edirne ile Kırklareli il sınırında bulunan Dolhan Köyünde 1961 yılında doğan ve ilkokuldan itibaren köyünden ayrılarak Kepirtepe’de eğitimini sürdüren Fedai Kürtül, Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Gebze’ye yerleşerek Diş Hekimliği mesleğini sürdürmüş. Atlet Diş Hekimi; 1982 yılında halen yaya trafiğine kapalı olan Boğaz Köprüsü’nü ‘koşarak geçeyim’ bahanesiyle koşmaya başlamış.
O günden bu güne 43 Yıldan bu yana da adeta dünyayı koşarak dolaşmış.


DÜNYADA KOŞMADIĞI MARATON YOK GİBİ
Çok sayıda İstanbul Maratonun, yarı maratonlara katılan Diş Hekimi Kürtül, Paris, Berlin, Barselona, Prag, Atina, Bansko, Olimpos ve daha ismini hatırlayamadığı maratona katılmış Ayrıca 6 gün süren 250 kilometrelik Likya Yolu, İznik, Kapadokya, Kazdağları Ultra Maratonlarında çeşitli derecelerde ipi göğüslemiş. Bireysel Ultra Maratonları arasında, “Okuluma Koşuyorum” adı altında Gebze’den Kepirtepe’ye; Kepirtepe’nin ilk açıldığı, şimdi Edirne’nin Karaağaç semtinde bulunan binadan da her yıl Lüleburgaz Kepirtepe’ye koşulan mücadelelerde yer almış. Hemşerimiz Atlet Diş Kekimi Fedai Kürtül’e yeni hedefinde başarılar diliyoruz..!

Pekdemir, Edirne Tabip Odası Başkanı

Edirne Tabip Odası’nın Seçimli Genel Kurul sonrasında Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Dr. Sibel Sevinç Pekdemir getirildi.

 Edirne Tabip Odası’nın genel kurulu 12 Nisan 2026 Pazar günü yapıldı. Seçimli Genel Kurul sonrasında Edirne Tabip Odası Yönetim Kurulu görev dağılımı yaparken, diğer organlarda görev alan üyelerde belli oldu.

Oda Yönetim Kurulu Başkanlığına Dr. Sibel Sevinç Pekdemir getirilirken, diğer görev dağılımları şu şekilde oldu:

Genel Sekreter : Dr. Temuçin Utku Okcu

Muhasip Üye : Dr. Funda Üstün

Veznedar : Dr. Gazanfer Ay

Üye : Dr. Elif Tuğba Oğuz Taylan

Onur Kurulu

Dr. Levent Öztürk, Dr. Filiz Akata, Dr. Nurettin Taştekin, Dr. Osman Şimşek, Dr. Faruk Yorulmaz

Büyük Kongre Delegeleri

Dr. Memet Akbal, Dr. Gürcan Altun, Dr. Uğur Özdağlı, Dr. Mevlüt Yaprak, Dr. Gülsüm Önal

Denetim Kurulu

Dr. Ahmet Yılmaz, Dr. Dindar Aslan,Dr. İlker Özdemir

YENİ YÖNETİMDEN AÇIKLAMA

Edirne Tabip Odası Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, yeni dönemdeki hedefler açıklanırken tüm meslek üyelere Oda’ya sahip çıkama davet edildi.

Yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

Edirne Tabip Odası olarak,

HEDEFLERİMİZ,

Çağdaş, demokratik, laik, hukukun üstünlüğüne inanan, pozitif bilimi önceleyen bir anlayışla, hekimler arası deontolojiyi ve iyi hekimlik değerlerini korumak,

Hekimlerin hak ve yararını savunmak için dayanışma ve mücadeleyi büyütmek,

Sağlıkta şiddeti sona erdirmek,

Sağlığı, sadece  hastalığın olmayışı değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik hali olarak tanımlayarak koruyucu ve kamucu sağlık politikalarını desteklemek, halkın sağlık hakkına sahip çıkmak,

İnsan, hayvan ve çevre sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğu bilinciyle, bütünlüklü bir mücadele anlayışı ortaya koymak,

Emeği, demokrasiyi, laikliği, barışı, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmak,

Meslek odamızı, meslektaşlarının sözüne kulak veren, hayatlarına temas eden, kültür-sanat etkinlikleri ile meslektaşlarımızı sosyal alanlarda daha fazla yan yana getiren bir oda haline getirmektir.

BİZLER,

Yaşam hakkını koşulsuz savunmayı,

Savaşlara, şiddete ve toplumsal eşitsizliklere karşı hekimlik sorumluluğunu sahiplenmeyi,

Nitelikli, erişilebilir ve eşit sağlık hizmeti için mücadeleyi,

Sağlıkta şiddetin son bulduğu, güvenli çalışma ortamları talebini,

Kadınlar, çocuklar, engelliler, yaşlılar için mücadeleyi,

Doğa,  hayvanlar ve temiz su için mücadele etmeyi  mesleki ve insani bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Tüm meslektaşlarımızı meslek odamıza sahip çıkmaya, gücümüze güç katmaya, çalışmalarımıza katılmaya, dayanışmayı ve örgütlü mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz.

Cindoruk’un başucunda iki hukukçu

Türk siyasetinin duayen isimlerinden, eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un vefatının ardından, yaklaşık 6 ay önce gerçekleştirilen anlamlı bir ziyaret gün yüzüne çıktı.

Hudut Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Ayan’ın kızı Av. Tutku Ayan ile Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden sınıf arkadaşı olan CHP Grup Başkanvekili, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın, 24 Eylül 2025 tarihinde Cindoruk’u evinde ziyaret ettikleri öğrenildi.

Ayan’ın sosyal medya hesabından paylaştığı ve üç ismi bir araya getiren fotoğraf, hem bir vefa örneği hem de kuşaklar arası bir hukuk ve siyaset köprüsü olarak dikkat çekti.

Paylaşımında o anlara ilişkin duygularını aktaran Ayan, şu ifadeleri kullandı:

“Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden iki arkadaş… Tarih, 24 Eylül 2025… Yaklaşık 6 ay öncesi… Türk siyasetinin önemli figürlerinden biri olarak uzun yıllar hem hukuk alanında hem de devlet yönetiminde etkili olan Hüsamettin Cindoruk’u kaybettik…

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve kızım Tutku, kendisini evinde ziyaret etmişti…

Tutku, fotoğrafın altına ‘sohbet ettik’ derken, ‘94 yaşında zihni zehir gibi’ demekten de geri kalmamıştı… Mekânı cennet olsun…”

Ziyarete ait karede, ilerleyen yaşına rağmen zihinsel berraklığıyla dikkat çeken Cindoruk’un, genç hukukçularla sohbet ettiği anlar ölümsüzleşirken; fotoğraf, aynı zamanda Türkiye’nin yakın siyasi tarihine tanıklık eden bir ismin son dönemine dair nadir görüntülerden biri olma özelliği taşıyor.

Aramızdan ayrılanlar

MEMNUNE UZUNER VEFAT ETTİ
Fahri Uzuner’in eşi, Aysu Aladağ, Emine Uzuner , Gözde Babayiğit ve merhum Hasan Uzuner’in anneleri, Yavuz Özbaş, Erkan Aladağ, Hasan Babayiğit ve Ayten Uzuner’in kayınvalidesi, Deniz İrem Özbaş, Bahtiyar, Fahrican Uzuner’in babaanneleri Memnune Uzuner 78 yaşında vefat etti.
Merhume; dün, Kıyık Kıyak Baba Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.


MURAT SOYDAN VEFAT ETTİ
Talatpaşa Mahallesi sakinlerinden merhum Hasan Pırasa Soydan ve merhume Mazlume Soy-dan’ın oğulları, Emine Soydan’ın eşi, Boray ve Orbay Soydan’ın babaları Murat Soydan 62 yaşında vefat etti. Merhum; dün, Kıyık Kıyak Baba Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Yeni Şehir Mezarlığında toprağa verildi.

Doğum izninin artırılmasına destek

Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin kanun teklifine destek vererek, düzenlemenin aile kurumunu koruyan ve güçlendiren önemli bir adım olduğunu ifade etti.

Yerli ve Milli Parti İl Başkanı Ağırbasan, mevcut 16 haftalık doğum izni süresinin annelerin doğum sonrası ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek, bu sürecin daha sağlıklı yönetilebilmesi için iznin uzatılmasının gerekliliğine dikkat çekti.

“ANNELERİMİZİN HAKKI TESLİM EDİLMELİ”

Ağırbasan, “Doğum izninin 24 haftaya çıkarılması, annelerimizin hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha sağlıklı bir süreç geçirmesine katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

Yerli ve Milli Parti İl Başkanı Ağırbasan, annelere verilen desteğin toplumun geleceğine yapılan yatırım anlamına geldiğini vurguladı.

AİLE YAPISI VE TOPLUMSAL DENGE VURGUSU

Ağırbasan, aile kurumunun korunmasının toplumsal istikrar açısından büyük önem taşıdığını belirterek, doğum izni süresinin artırılmasının aile içi bağları güçlendireceğini ifade ederek, bu düzenlemenin sosyal dengeyi destekleyen önemli bir adım olduğunu dile getirdi.

“BU DÜZENLEME GECİKTİRİLMEMELİ”

Yerli ve Milli Parti Edirne İl Başkanı Mesut Ağırbasan, açıklamasının sonunda, doğum izninin 24 haftaya çıkarılmasına yönelik düzenlemenin bir an önce yasalaşması gerektiğini belirterek, bunun sosyal devlet anlayışının bir gereği olduğunu ifade etti.

Aydıncan’dan uluslararası başarı

Edirne Serhad Şehri Spor Kulübü sporcusu Aydıncan Gümüşdağ, Antalya’da düzenlenen Uluslararası Zafer Kupası Turnuvası’nda 65 kg kategorisinde 3. oldu.

Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Edirneli sporcu Aydıncan Gümüşdağ’ın bu başarısını sosyal medya hesabından şöyle paylaştı:

“Edirneli Güreşçimizden Uluslararası Başarı

12–14 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen Uluslararası Zafer Kupası Turnuvası’nda ilimiz ve Serhad Şehri Spor Kulübü sporcumuz Aydıncan Gümüşdağ, 65 kg kategorisinde 3. olmuştur.

Sporcumuz, Mayıs ayında Samokov’da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’nda ülkemizi ve ilimizi temsil edecektir. Sporcumuzu ve antrenörlerimizi gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. “

NÜKLEER HANÇERİ

Artık iletişim kolaylığı sayesinde herkes her şeyi bilir durumda. O zaman neden bu kadar farklı düşünceler var denebilir. Fark bilgilerin bireysel ve kamusal yarar olarak değerlendirilmesi ve bilginin derinliğinden olabilir. Ülkemizin elektrik gereksinimi hakkından enerji üretim tesislerine kadar her bilgiyi anında öğrenebiliriz. Eksiğimiz; dünyaya bakışımızdır aslında. Bir kesimde doğru bilgi; duruma kamusal bakan, doğaya, ekolojik yapıya zarar vermeyen yatırımların olması konusundan yana iken bir başkası gidene yok edilene değil gelene değer verir.

En az on yıldır Trakya ve İstanbul dahil Marmara ve Karadeniz kıyılarını ilgilendiren bir nükleer santral öyküsü var. Bu tür tesisler deniz kıyısına kurulmak zorunda imiş. Çünkü denizin suyunu kullanacak. Bu nedenle Mersin Akkuyu, Sinop ve Kırklareli seçilmiş bölgeler. Akkuyu onlarca yıldır yapılma aşamasında ve Sinop’ta da bir başlangıç oldu. Şimdi Kırklareli gündemde. Geçmiş yıllarda İğneada denmişti. Şimdi İğneada ve Kıyıköy arasında Kışlacık köyü sınırları içinde. Çalışmalar başlamış deniyor ama resmi başvurulara ya yanıt verilmiyor ya da planlarımızda henüz yok gibi yanıtlar veriliyor.

2024 yılında vali ve bürokratlarının Vize ile ilgili bir toplantıda elektrik hattının tamamlandığı bilgisi veriliyor. Ama asıl resmi evraklardaki bilgiyi Kırklarelili yaşam savunucuları buluyor ki hem de yazılı.

Olay şudur; bir şirket aynı araziye RES başvurusu yapar. Yaşam savunucuları tüm ÇED dosyaları gibi bunu da inceler. Şirkete verilen yanıtta bu alanın nükleer santral için ayrıldığı bilgisine ulaşırlar. Böylece resmi kayıtlarda görülüyor nükleere santral. Oysa yıllardır gelen giden tüm bakanlar birkaç kelam ettiler ama resmiyette yok! Yahu devlet gizli iş yapar mı diyoruz ama yapıyor demek ki.

Bu bölge; Trakya Alt Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında “orman alanı”, “tarım arazisi” ve “mutlak içme suyu koruma alanı” olarak tescilli. Doğal bir eşik olan İstrancalar’ın kalbine nükleer santral kurmak deniz çayırlarını sıcak su deşarjıyla yok etmek ve Trakya’nın nefesini kesmek demek.

Santral alanı Trakya’nın Karadeniz’e dokunduğu yer.14 bin dönümlük ormanlık alan feda edilecek ki bu iki milyon civarında orman ağacının katli demek. Bölgenin ekolojik dengesinin bozulmasıdır. Bu bölge Longoz Ormanları’nın yanıdır. Bu ormanlar sıradan ormanlar değildir. Yağmur rejimiyle, yeraltı sularıyla, gölleri ve dereleriyle yaşayan bir ekosistemdir. Burası Istranca Dağları’nın kalbidir.

Bu sakin alan eşsiz doğası, tarihi kalıntıları yanında bölgenin balık ambarı olan bir balıkçı kasabasıdır. Olağanüstü bir biyoçeşitliliğe sahip alan İstanbul’un havasına, suyuna can veren doğal bir sigortadır. Aynı zamanda Ergene Havzası’nın su kaynağıdır. Koruma altındadır. Buralardan çıkan sular içme suyu kıvamındadır. Ergene’ye ulaşmak için kıvrım kıvrım akan derelerdir hepsi. Bu temiz sular Çerkezköy, Çorlu, Muratlı’ya doğru akarken yanlış politikalar sonucunda kirli sanayi alanından geçerler ve zehir taşımaya başlarlar.

Trakya’da 1970’lerden beri devam eden denetimsiz sanayi yetmemiş. Tüm bölgeye yayılan taş ve maden ocakları, yanlış yerlere dikilen rüzgâr enerji santralleri yetmemiş. Trakya’mız ve İstanbul yapılanmaya açılan tarım ve orman arazileri ile suyu, havası, toprağı ve ormanı ile tüketilmeye çalışılmıştır. İşte bu özel ve güzel bölge nükleer santral ile topluca hançerleniyor.

Yaklaşık 14 bin dönümlük ormanlık alan risk altında. Milyonlarca ağaç, sayısız canlı yok edilecek ve geri dönüşü olmayan bir yıkım, ekokırım yaşanacak. Bu alan; Trakya Alt Bölgesi çevre düzeni planında orman ve tarım alanı olarak belirlenmiş, hem de bu iktidar tarafından. Üstelik içme suyu koruma kuşağında. Anayasa’nın 169. maddesi devlete ve yurttaşa ormanları koruma görevi veriyor.

Tüm bu olumsuzlukları taşıyan nükleer santral tesisine karşı yöre halkı savunma yapacaktır haklı olarak. Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde Vize’de panel düzenleniyor. Panelde projenin bilimsel, çevresel ve toplumsal etkileri kapsamlı şekilde ele alınacak.18 Nisan 2026 tarihinde saat 13.00’te Vize Belediye Kapalı Düğün Salonu’nda gerçekleştirilecek panelde, enerji politikalarından halk sağlığına, ekosistem üzerindeki etkilerden hukuki süreçlere kadar birçok başlık masaya yatırılacak. Uzman konuşmacılar, nükleer santralin olası risklerini bilimsel veriler ışığında değerlendirecek.

Trakya ve İstanbul dahil olarak tüm bölgeyi, ülkeyi ve de Karadeniz halklarını ilgilendiriyor. Bizlerin 1986 yılında yaşadığı Çernobilleri çocuklarımız ve torunlarımızın yaşamaması için bu santrale “dur” demeliyiz.

AKTAN TRAKYA’NIN GURURU İDİ…

Sevgili büyüğümüz Sn. Feyzullah AKTAN’ı kaybettik. Aktan, sadece Keşan’da değil, Trakya’da, hatta ulusal ölçekte gazetecilere ve yerel gazeteciliğe örnek olan saygın ve duayen bir isimdi.

Onurlu meslek yaşamının yanı sıra toplumsal yaşamındaki duruşu ve kişiliği ile Trakya Bölgesi’nde “Örnek Kıdemli Vatandaş” ödülüne layık görülen birisi için daha fazla söze gerek olduğunu düşünmüyorum.

Hem kişisel duruşu ile hem de ÖNDER GAZETESİ ile yarım asırdan fazla sürdürdüğü basın yaşamı ile Keşan’ı önemsettiren, Keşan’a, değer ve saygınlık kazandıran AKTAN’ı toprağa verdik.

***

Cenazesinde göreceğimi umduğum pek çok ismi göremedim. En azından Enez’den katılan hiç kimseye rastlamadım. Belediye Başkanı, İl Genel Meclisi Üyeleri neredeydiler? Bilemedim. Edirne ve Keşan CHP örgütünün de yeterli bir katılım sağlamadığı gibi bir izlenim edindim.

Suçlamak için yazmıyorum. Demek ki gençler kendi yörelerinin değerlerini yeterince bilemiyorlar. Örgütlülük sadece birilerini bazı makamlara taşımak için değildir. Örgütlülük aynı zamanda değer bilmektir, saygıdır, vefadır.. Sevinçte ve tasada ortak olmaktır.

Örgütü yönetenler bu konularda duyarlı ve hiç yoksa il bazında bu cenazenin önemini duyurmak örgütlerini harekete geçirmek zorunda olmalıydılar…

***

1980 yılında çıkarttığım ve Önder Matbaası’nda basılan “ENEZ’DE BARIŞ” isimli gazete döneminde yakından tanıma şansına eriştiğim Sevgili Feyzullah AKTAN’ın rahle-i tedrisinden geçen gazeteciler sayesinde Keşan yerel basını ayakta duruyor.

Enez’e olan ilgisinin ve sevgisinin de yakın tanığıyım. Günbatımı Gecelerimize konuk olduğunu hatta kendisine “İbrahim Bitikli” ödülünü verdiğimizi hatırlıyorum. Keşan’da Önder Gazetesi’ndeki keyifli sohbetlerimizin ve “DOMUZ DOLABI” kitabının arka kapak sayfasını bana ayırmasının bana verdiği övünç’ün unutulması mümkün mü?

(Bazen merak ederim; “Domuz Dolabı” başlıklı o kitabı acaba kaç hakim, kaç savcı, kaç avukat okudu?)

***

Öncelikle tüm Keşan halkına ve sonrasında çocuklarına, torunlarına başsağlığı diliyorum.. Keşan’a ve aileye yaşattığı onurlu sürecin kıymetini bilmelerini ve onu unutturmamalarını bekliyorum.

Ben, O’nu tanımaktan duyduğum gururu, yaşadığım sürece taşıyacak ve onu çok özleyeceğim.