Trakya Üniversitesi Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Koşusu” 15 Mayıs 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek.
Trakya Üniversitesi’nden yapılan açıklamada 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Koşusu için hazırlıkların başladığı bildirildi. Etkinlik takvimine göre, koşuya katılmak için son başvuru tarihi: 13 Mayıs 2026 Çarşamba olarak belirlendi. 15 Mayıs 2026 Cuma günü 10.00 – 11.30 saatleri arasında gerçekleştirilecek koşuya 35 yaş ve altı tüm kadın ve erkek katılımcıların başvurusuna açık olduğu belirtildi.
Başlangıç noktası Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi olan koşunun güzergahı şöyle:
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Yurtlar Bölgesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Eczacılık Fakültesi kavşağı, Meriç Kz Öğrenci Yurdu yolu, Eczacılık Fakültesi arka yolu, Bilgi İşlem Güzergahı, final Rektörlük binası.
1980 de Kenan Evren ve cunda rejimi demokrasiyi askıya almıştı. 1980 darbesi sonrası toplumun üzerine çöken kasvetli havayı dağıtmak amacıyla Roman kültürünün toplumsal yaşam farklılığını mizahi yaklaşımlar içinde anlatan Gırgıriye sinema filmleri üretildi. Bu filmler, “ne olursa olsun hayattan keyif alma” felsefesini aşılar. “Paramız yok ama neşemiz yerinde” mesajı, o dönem için bir nevi toplumsal rehabilitasyon görevi görmüştür.
1981 yılında çekilen ilk filmin adı “Gırgıriye” idi. Sulukule gibi semtlerde yaşayan Romanların ekonomik zorluklarını, neşe ve mizahla nasıl göğüslediklerini anlatır. Geçim derdi, polis baskını ve “yoksulluk içinde eğlence” teması, dönemin Türkiye’sindeki kenar mahalle kültürünün bir yansımasıdır. Aynı zamanda Türkiye sinemasında Roman kültürüne ve gecekondu yaşamına dair önemli bir sosyolojisini anlatır.
Gırgıriye serisi, Romanların müzik yeteneklerini, renkli dünyalarını ve kendilerine has argolarını popüler kültüre taşımıştır. Her ne kadar bu temsil zaman zaman karikatürize edilmiş olsa da, bu topluluğun neşesini ve hayata bakış açısını merkeze alması bakımından değerlidir.
Geçtiğimiz günlerde 46 yıl sonra Gırgıriye Müzikali tiyatro sahnesinde yerini aldı. Müzikale yoğun bir seyirci katılımı vardı. Müzikal bir anlamda yeniden toplumsal rehabilitasyon görevi görüyordu.
Osman Cemal Kaygılı 1943 yılında yayımlamış olduğu “Çingeneler” isimli kitabında önemli ve değerli bir söz kullanmıştır. “Çingenenin zurnasında peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına!”
İki gün önce sahnelenen müzikal esnasında bir seyirci sahneyi net olarak göremediğini gerekçe göstererek avazı çıktığı kadar bağırmıştır. “Çingenenin zurnasında peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına!” sözü Roman mahallesindeki muhtemel bir soruna işaret etme anlamında kullanmıştır.
Bu tarihsel söz, maalesef günümüzde farklı olarak müzikale yansıdı. Müzikal esnasında bir seyircinin sahneyi net görememesini bahane ederek bağırması, oyuncuların ve seyircilerin motivasyonunu bozmuştur. Bağıran kişinin müzikale yönelik davranışı provokasyon girişimidir.
Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle, yazılı bir açıklama yaparak tüm çocukların bayramını kutladı.
Başkan Özcan, açıklamasında 23 Nisan’ın sadece Türkiye Cumhuriyeti için değil, tüm dünya çocukları açısından da büyük bir anlam taşıdığına dikkat çekerek, bu özel günün, geleceğin teminatı olan çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayram olma özelliğini taşıdığını vurguladı.
Mehmet Özcan, açıklamasında şunlara yer verdi:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının yıl dönümü olan 23 Nisan 1920, milletimizin egemenliğini ilan ettiği, bağımsızlık ve demokrasi yolunda attığı en önemli adımlardan biridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu anlamlı günü çocuklara armağan etmesi, onlara duyduğu güvenin ve verdiği değerin en açık göstergesidir. Çocuklarımız, yarınlarımızın mimarı, ülkemizin en kıymetli hazinesidir.”
Başkan Özcan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Çocuklarımızın yüzünün güldüğü, eşit fırsatlara sahip olduğu, barış ve huzur içinde bir dünyada yaşamaları en büyük temennimizdir. Bizler de bu bilinçle hareket ederek, onların daha güzel bir geleceğe hazırlanması için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz.”
Tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak sözlerine devam eden Mehmet Özcan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda emeği geçen tüm kahramanları saygı, minnet ve rahmetle andığını belirtti.
Edirne U12 Futbol Ligi’nde geçtiğimiz Cumartesi günü 2025-2026 sezonunun ilk maçlarının oynanmasının ardından A Grubu’na Salı günü 6 karşılaşma ile devam edildi.
Lig’de A Grubu’nda Saraçhane sahasında oynanan 6 maçta fileler tam 41 kez havalandı. Karşılaşmalara 25 Nisan Cumartesi günü her iki grupta oynanacak toplam 10 maçla devam edilecek.
“Bugün 23 Nisan / Neşe doluyor insan / Çocuklara armağan / Bugün 23 Nisan…” diyorduk.
Cumhuriyetin ilk yıllarında, özellikle 1930–1950 arasında, okullarda öğretmenler çocuklardan 23 Nisan için kendi şiirlerini yazmalarını isterdi. Amaç sadece ezber yapmak değil, çocukların vatan, hak, özgürlük ve cumhuriyet sevgisini kendi sözleriyle ifade etmesiydi. Çünkü eğitimin amacı üretimdi.
Kepirtepe Öğretmen Okulu’nun son sınıfında iken çevre köy ve merkez okullarında bir süre staj görülüyordu. Bana köy olarak Eskitaşlı merkez olarak da Emrullah Efendi okulları çıktı.Emrullah Efendi İlkokulu’na gidince ilk merakım okulun adının nereden geldiği idi. Meğerse Lüleburgaz doğumlu eğitimci, felsefeci Emrullah Efendi’den almış. Daha sonra araştırdım; 1858 doğumlu Emrullah Efendi 2.Meşrutiyet döneminde 1910-1911 yıllarında o Maarif Nazırlığı yapmış.
“Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim” cümlesini söylediği koşulları incelediğimde bir isyan cümlesi olduğunu öğrendim. Çünkü Osmanlı bütçesinin 1881-1928 arasında Düyûn-ı Umûmiye’ye devredildiği, dış borçlarını ödeyemeyerek iflasını açıkladığı yıllar. Bu koşullarda eğitim için canla başla çalışan Bakan Emrullah Efendi isyan eder ve ironik olarak okulların olmadığı bir eğitim bakanlığını yönetmenin kolaylığını vurgular.
O günden bugüne geldiğimizde o günlerde bakanlar padişahların uhdesindeki programlara, yatırımlara karşı sözler söyleyebiliyormuş. Bugün bir bakan kendisine görev veren makama karşı olumsuz, isyan cümleleri kurabilir mi?
AKP ve destekçileri olan uluslararası güçler, coğrafyamızda bir kuşak laboratuvarı deneyi yapıyor. Bu deneyin amacı; bir kuşağı geçmişten koparıp umutsuz ve biat eden bir kuşak yaratmak.Feodal yaşamdan sıyrılıp aydınlanmacı bir cumhuriyet kurmayı hedefleyen cumhuriyeti sadece isimde bırakmak. Cumhuriyeti yaşam tarzına çevirenlerin, iktidarı gökten yere/ insana indirenlerin evrensel kazanımlarını reddetmek. Sonuçta eğitim ile emperyalizmin istediği dindar ve kindar ama iyi tüketici yurttaşlar yaratmak.
Bir kuşağın öncesinden koparılıp yenisini üretememesi kuşaklar arası kopuşu sağlar. Kuşak laboratuvarı deneyi; ekonomik darboğaz, kültürel baskı, dayanışma engelleri gibi toplumsal örgütlenmeyi yok etmektedir. Sonuçta toplumsal şiddet daha anne karnında başlayan psikolojik rahatsızlıklarla örülmüş olur ve çocukluk, gençlik ve yaşlılığı da olumsuzlaştırır.
AKP devrinde gelen her bakan diğer bakanlıklardan katbekat fazla olumsuzluk yaratmıştır. Her bakanın utanmazca devrim dediği icraatlar cumhuriyetin gerçek devrimlerini yok eden karşı devrimler olarak bugünleri yaratmıştır.
Okul için eğitim için her çaresizliği yenme azmi olan kuşaklardan okula gitmemeyi yeğleyen kuşaklar yaratıldı. Yaratılan sistem sonucunda iki milyonu kız olmak üzere üç milyon okul çağı çocuğumuz okula gitmiyor/gidemiyor. Bir buçuk milyon üniversite öğrencisi yoksulluk ve aşağılanma gibi nedenlerle yüksek öğreniminden vaz geçmiş durumdadır.
Okul dışı kalan/bırakılan çocuk kendisi ve toplum için tehlikedir ve sorumlusu iktidardır. Ama asıl tehlike bu durumu ortaya çıkaran sistemdir. Bu sistem ile eğitim öğretim olmaz. Bu anlayış ile her gelen gün bir öncekinden daha olumsuz olacaktır. Eğitime bakışları, hedefleri yanlıştır. Eğitim; üretim, güven, hoşgörü gibi bilimsel kuramların öğretildiği ve üretildiği alanlardır. Toplumsal alan sorunsuz hale geldiğinde zaten güvenli ortam da sağlanmış olur.
Dahası bakanın acil kararı ile okullara getirilecek güvenlik elemanlarının ücretinin velilerden toplanması acizlik değil ise adaletsizlik ve utanmazlıktır. Bakan Yusuf Tekin’e eğitim elbisesi bol gelmektedir. Bakan değil ancak mürit başı olabilir ve acilen bakanlıktan alınmalıdır. Devamında da cumhuriyet ve aydınlanma hedefine bağlı eğitimi dini ve ticari alan olarak görmeyen iktidar gelmelidir. Bizim çocuklarımız denek değildir.
Bunu başarabiliriz ve her olayda okulları kapatmak yerine; “Bugün 23 Nisan / umut dolmalı insan / Çocuklara armağan / Bugün 23 Nisan…” demeliyiz.
Edirne’de Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından düzenlenen ‘2. Edirne Damızlık Koç ve Teke Mezatı’, üreticilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.
Edirne Ticaret Borsası (ETB) Hayvan Satış Borsası’nda düzenlenen 2. Edirne Damızlık Koç ve Teke Mezatı Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programa; Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, Edirne Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Arif Hikmet Akbay, çevre illerden gelen üreticiler ve çok sayıda yetiştirici katıldı.
‘HAYVANCILIĞIN GELİŞMESİ ADINA BÜYÜK FIRSAT’
Açılış konuşmasını yapan İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, organizasyonun bölge hayvancılığı için stratejik önemine değindi. Köse, “Bölgemizin en önemli geçim kaynaklarından biri olan hayvancılıkla ilgili bu anlamlı organizasyonda sizlerle birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum. Bu tür organizasyonlar, üreticilerimizin kaliteli damızlıklara ulaşabilmesi, küçükbaş hayvancılığın gelişmesi, üretim ve verimliliğin artması adına büyük bir fırsat sunuyor. Aynı zamanda üreticiler arasında gönül bağlarının güçlenmesine katkı sağlıyor. Bakanlık ve Valilik koordinasyonunda hayata geçireceğimiz yeni projelerle üreticilerimizi desteklemeye, hayvancılığı daha sürdürülebilir hale getirmeye devam edeceğiz” dedi.
‘HEDEFİMİZ TRAKYA’NIN DAMIZLIK MERKEZİ OLMAK’
Edirne Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Arif Hikmet Akbay da mezatı sadece bir satış etkinliği olarak görmediklerini vurguladı. Akbay, “Birinci önceliğimiz burayı Trakya’nın önemli bir damızlık satış merkezi haline getirmek. Tüm Trakya’daki hayvanların burada toplanabildiği, buradan da Türkiye’nin dört bir yanına satışın yapılabildiği bir yapı için çalışıyoruz. Mezat sürecini titizlikle yürütüyoruz; hayvanların sağlık kontrollerini yapıp kayıt altına alıyor ve katalogluyoruz. Üreticilerimize hiçbir maddi yük bindirmiyoruz, tüm giderleri birlik olarak karşılıyoruz. Bugün burada 4-5 aylık kuzulardan 3 yaşındaki baba koçlara kadar 54 kaliteli damızlığımız bulunuyor” diye konuştu.
‘KOÇ, SÜRÜNÜN HER ŞEYİDİR’
Etkinliğe Eskişehir’den katılan üretici ve televizyon programcısı Emre Tınaz da kaliteli damızlık seçiminin hayati önemine dikkat çekti. Tınaz, “Koç, sürünün her şeyidir. Bir koyun yılda bir-iki kuzu verirken, iyi bir koçtan 150’ye kadar kuzu elde etmek mümkün. Bu, genetik açıdan koçun ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Bu mezatlar sayesinde hem alıcılar güvenilir hayvanlara ulaşıyor hem de satıcılar emeklerinin karşılığını alıyor. Amacımız yüksek verimli genetiği daha fazla üreticiye ulaştırmak” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından başlayan mezatta, farklı ırklardan seçilen damızlıklar açık artırma usulüyle satışa sunuldu. Üreticilerin büyük ilgi gösterdiği açık artırmalar gün boyu sürdü. Açık arttırmalarda koç ve tekeler en düşüğü 35 bin TL, en yükseğiyse 85 bin TL’den alıcı buldu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, boşaltılan Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’ni (EYBAL) yeniden TBMM gündemine taşıdı ve Millî Eğitim Bakanlığı’nı soru yağmuruna tuttu.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne’nin depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılan veya yıkılan okulların peşini bırakmıyor. Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi’nin (EYBAL) durumunu daha önce TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getiren Yazgan, bu kez Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesini TBMM Başkanlığı’na sundu. “Edirne’de peş peşe birçok okul depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılmış ancak henüz yıkılan okullar yerine yapılmış bir okul bulunmamaktadır” diyen ve EYBAL’ın durumunu anımsatan Yazgan, “Kırk beş yıllık bu okuldaki öğrenciler, yüz otuz yıllık binada bulunan 1. Murat Lisesi’nin sonradan ekleme bir katına taşınmıştır. Söz konusu okul binasında iki farklı lise eğitimi devam etmektedir” dedi. Boşaltılan lise binasının mevcut halini anımsatan Yazgan, şu soruları yöneltti:
“Edirne genelinde bugüne kadar kaç okul binasında depreme dayanıklılık testi yapılmıştır? Bu testlerin sonucunda kaç okul binasının depreme dayanıksız olduğu tespit edilmiştir?
Depreme dayanıksız olduğu tespit edilerek boşaltılan okul sayısı kaçtır?
Boşaltılan bu okullardan kaçı tamamen yıkılmıştır ve yıkılan okulların yerine yenisinin yapılması için ayrılan bütçe ve belirlenen bir takvim bulunmakta mıdır?
Depreme dayanıksız olduğu raporlanmasına rağmen halen tahliye edilmeyen ve eğitim-öğretime devam eden okul binası bulunmakta mıdır? Varsa, bu okullarda öğrencilerin can güvenliği nasıl sağlanmaktadır?
Edirne Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi (EYBAL) binasının yıkım kararı sonrası, öğrencilerin 130 yıllık bir geçmişe sahip 1. Murat Lisesi binasının sonradan ekleme yapılmış katına taşınmasının gerekçesi nedir?
İki farklı lisenin aynı binada eğitim görmesinin yaratacağı fiziksel yetersizlikler, sınıf mevcudu artışları ve eğitim kalitesindeki düşüşün önüne geçmek adına Bakanlığınızın aldığı ek bir önlem var mıdır?
Edirne’de yıkım kararı alınan okulların yeniden yapımı için Bakanlığınızın 2023 ve 2024 yıllarında ayırdığı toplam ödenek ne kadardır?
Bu ödeneğin ne kadarı Edirne’deki okul inşaatları için fiilen kullanılmıştır?
EYBAL öğrencilerinin 1 Murat Lisesi’ne taşınmasıyla birlikte, mevcut binada öğrenci başına düşen kapalı alan ve bahçe alanı kaç metrekareye düşmüştür?
Bu durum, Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’ne uygun mudur?”
Edirne’nin eğitim çınarı Edirne Lisesi’nin 169’uncu kuruluş yıldönümü kutlamaları, Atatürk Anıtı’nda gerçekleştirilen törenle başladı.
Kentin eğitim hayatında önemli yere sahip Edirne Lisesi’nin, 169’uncu kuruluş yıldönümü kutlamaları; Edirne Lisesi’nden Yetişenler Derneği (ELYD), Edirne Lisesi Eğitim Vakfı (ELEV) ve Edirne Lisesi yönetimi tarafından, Atatürk Anıtı’nda düzenlenen törenle başladı. Törende, dernek ve vakıf yöneticileri anıta çelenk sunarken, saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı okundu.
ELEV Başkanı Atıl Erman, Edirne Lisesi’nin 169’uncu yaşını kutlamanın heyecanı içerisinde olduklarını belirterek, “169 yıllık bir lisenin birçok gelenekleri olur. Bunlardan bir tanesi de Edirne Lisesi’nin pilav günü şenlikleridir. 169 yıllık bir lisenin 83 yıl devam eden bir geleneği bu. 1944’te başladı. Edirne Lisesi mezunları dünyanın ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden bu pilav günü için Edirne’ye gelirler, eski günlerini anımsarlar, gençliklerini hatırlarlar. Dostlarıyla eski günleri yad ederler. Bunun mutluluğu içindeyiz. Yarın pilavı yiyeceğiz. Dostlarımızla kucaklaşacağız, sizlerle de orada buluşmak isteriz” dedi.
Anıttaki programın ardından mezunlar ve okul yönetiminden oluşan kortej, Edirne Lisesi Bandosu eşliğinde okula yürüdü. Okulda 150’nci yıl anıtına çelenk konulup, Edirne Lisesi Marşı söylendi. Etkinlikler; görsel sanatlar sergisi açılışı ve akşam 20.00’de geleneksel Meriç Balosu programıyla devam etti.
Edirne Milletvekili Ediz Ün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik e Çocuk Bayramı’nı yayımladığı mesajla kutladı.
Milletvekili Ediz Ün, kutlama mesajında, “23 Nisan 1920, milletimizin kendi kaderine sahip çıktığı, egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğunun tüm dünyaya ilan edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte millet iradesi en üstün güç olarak kabul edilmiş, bu irade 106 yıldır yolumuzu aydınlatmaya devam etmiştir” diyerek şunları kaydetti:
“Milli egemenliği yok saymaya çalışanlar, halkın sesini kısmaya uğraşanlar ve çeşitli yollarla millet iradesini zayıflatmak isteyenler tarih boyunca olduğu gibi bugün de karşılarında milletimizin kararlılığını bulacaktır. Çünkü bu ülkenin temeli, hiçbir baskıya boyun eğmeyen, özgürlüğünden ve egemenliğinden vazgeçmeyen bir milletin iradesi üzerine kurulmuştur. Egemenliğin millete ait olduğunu anlamayanlara milletimiz her zaman hatırlatmayı bilmiştir.
23 Nisan, yalnızca bir Meclis’in açılış günü değil; aynı zamanda zorluklar, yokluklar ve ihanetler karşısında dimdik duran bir milletin yeniden doğuşunun simgesidir. İşgal donanmasını gördüğünde ‘geldikleri gibi giderler’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Kurtuluş savaşımızın başında ‘Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ ilkesi 1920’de egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğunda ısrar ederek TBMM’de hayat bulmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin varlığı, geçmişte olduğu gibi bugün de bağımsızlığımızın ve demokrasimizin en güçlü teminatıdır. Bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmesi ise geleceğe verilen değerin en açık ifadesidir. Çocuklarımızı hiçbir çürümenin, karanlığın eline bırakamayız, bırakmayacağız. Çocuklarımız; umudumuz, yarınlarımız ve en kıymetli varlığımızdır. Onlara daha adil, daha özgür ve daha güçlü bir ülke bırakmak hepimizin en büyük sorumluluğudur.
Gazi Meclisimizin tehdit altında olduğu Sakarya Savaşının en karanlık günlerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz” sözünü sadece bir savaş stratejisi olarak göremeyiz. Bu söz aynı zamanda bugün çocuklarımızı karanlığa sürükleyen, ölümlere götüren karanlığa karşı da yaşamın her alanında bir mücadele ilkesidir. Bunun için Meclis’te, sokakta, tarlada, fabrikada, okulda yani insanın olduğu her alanda karanlığa karşı ülkemizin geleceği için yorulmadan mücadele edeceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta çocuklarımız olmak üzere milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, şehit ve gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.”