ÇEYREK DEMOKRASİ

25 yıl önce kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 24 yıldır ülkemizi yöneterek tarihe geçmiştir. Olumlu ve olumsuz yönlerini, yaptıklarını ve ülkemizin geleceğine etkisini tarihçiler yazacaktır. Ben çeyrek asır süresince yaşadıklarımı paylaşmak isterim.

3Y’yi (Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar) yok etmek amacıyla çeyrek asır önce iktidar olan AKP devri sonrasında bugün, o günlerin 3Y durumunu arar durumdayız. Bir bakalım:

Biz yaştakiler emekli olduğunda ev, araba alabiliyorduk. Emekli olarak daha rahat yaşayabiliyorduk. Bugün emekli olmak hayal ve emekliler de sürünür duruma geldik.

Çalışanların maaşları alım gücü olarak geriledi. Ölümleri arttı. Çalışma koşulları ve sendikal örgütlenmeleri geriledi.

Çalışan ölümleri gibi kadın ölümleri ve okullu olarak sanayide çalışan çocuk ölümleri de arttı.

AKP iktidara geldiğinde bir milyondan az kişiye yoksulluk yardımı yapılıyor iken bugün yirmi milyonu aştı. Acı olan yoksulluğu yok etmekle yükümlü iktidarın bundan övünç duymasıdır.

Dünyada enflasyonu en yüksek olduğu beş ülkeden biriydik bugün de aynı.

İşçi sayısı nüfus gibi elbette arttı ama bu artış nüfusa oranla düştü. İşsizlik olağanlaştı.

Basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında son yirmideydik. Yine aynı.

Sağlıkta hastane sıraları olmayacak diyerek devrim denen uygulamalar yapıldı. İnternetten randevu alamamak, doktor muayene süresinin yetersizliği gibi onlarca yeni sorunlar oluştu ve hastane koridorlarında sıralar da bitmedi, arttı. Öte yandan sağlık hızla ticarete dönüştü. İlaç katılım payı her gün artıyor. Sermayenin yaptığı şehir hastanelerine müşteri (hasta) garantisi veriliyor. Sağlıkta şiddet her gün artıyor.

Sağlık gibi eğitimde de özel eğitim teşvik ediliyor. 24 yıl önce %5’lerde olan özel eğitim bugün %20’leri aşmış durumda. Tercih edilmese de imam hatip okulları artıyor ve dahası fen, ticaret, endüstri meslek gibi alan okullarını önüne ‘imam hatip’ adı eklenerek din eğitiminin ağırlıklı olduğu bir sitem hayata geçiriliyor.

Doğamız ticari işletmelere açılıyor. Bu alanda tarım, hayvancılık ve ormancılık ile kendine yeten aileler yaşam sürüyordu. Bugün buralara yerel halk giremez iken kepçeler, kamyonlar fink atıyor.

Toplumun ezici çoğunluğu yoksulluk değil açlık sınırı altında gelirle yaşıyor.

Bir yerlere seçilenler kendisini seçenlere hesap vererek istifa etmesi gerekirken geçmişte Fırıldak Kubilay örneğini de aşan parti değişimleri utanç verir hale geldi. Dönenler ve ahlaksızlar AKP’nin koşarak gittiği barınak oldu. Siyasette seviye dipte.

İlerleme sağlanan durumlar da var.

Örneğin en büyük büyük adliye sarayları, hapishaneler, cezaevleri nüfus artışına göre kat be kat fazla arttı. Ve yargı bağımsızlığında 143 ülke arasında 118’inci sıradayız.

AKP’nin başarılı olduğu bir alanda kamuya ait gelir getiren tüm tesis ve alanları özel sektöre aktarmasıdır. Ayrıca “bedava” diyerek törenlerle açılan yol, tünel, köprü, okul, hastane gibi yapıları özel sektöre yaptırarak 30-40 yıl müşteri garantili ödeme sözü verilmesidir.

Son 24 yıl sonunda geldiğimiz noktada güvensiz geleceği gören yeni kuşaklar basın yayın organlarının dizileri, filmleri yayınlarının da etkilemesiyle küçük yaşlarda mafyacılık oyununa özenmekte. Bu özenme sonunda suça yönelen çocuklar, akran zorbalığı toplumu sarmaktadır.

Ülkemizin bu duruma düşmesi yerel yönetimleri de gelecek kuşakları da olumsuz etkilemektedir. Bu kaos ve korku sonucunda güvensiz toplum, yetersiz direniş olmakta ve şikâyet ettiğimiz tekil olaylar genelleşmektedir.

Bir asrı aşan cumhuriyetimiz, eksikleri adım adım tamamlayan bir toplum dinamizmi ile ilerler iken; AKP’nin çeyrek asırlık yönetimi sonrasında çeyrek demokrasiye düştü. Toplum olarak dikenlerini yok etmek isterken AKP zamanında coğrafyamıza rüzgâr ekildi.

25 yıl önce 3Y yok olacak diye iktidar olup bugün durum eksilme değil arttı ise hikayede olduğu gibi “biz bu b..u niye yedik?

Umarız bu rüzgârı gelecekte fırtına olarak görmeyiz. Bunun için de umudu olanların bir arada geleceği kurtarma mücadelesi vermesidir.

MUCİZELER YOLU

Fiziki sınırlarımızın olduğunu biliyoruz, ama ruhsal gücümüzün sınırları yok gibi geliyor bana!..
Ruhsal yanımız olan hayal gücünün, nelere kadir olduğunu herkes yaşar. Kendini denizde yüzer hayal et, yüz, çölde hayal et, çölde yürü, nerde istersen orada ol…
Engel var mı hayal gücüne?
Kendini kandırmak gibi gelir ama, hayal gücün ile hissedebildiğin kadar, imkânsız görüleni gerçeğe yakın yaşarsın!..
Ruhsal gücümüz, İNANÇ İLE TAÇLANIP FAYDAYA EMEK VERİRSE, insan ne müthiş, bereketlere lâyık olur, hayal bile edemeyiz. DENEYİN GÖRÜN, ÇOK KOLAY, İNSAN, HAYVAN, BİTKİLERE FAYDAYA EMEK VERİN YETER!..
Sonra yine, fayda için, dileyin, imkânsızı Allah’tan…
Ama cümlenin hayrına olmayı dilemekten bahsediyorum.
Dünya çıkarınından değil!..

Hani o kat kat otoyollar, yüksek yüksek dikine binalar, bankada biriktirilen paralar, mallar, mülklerden, betonlanmış şehirlerin bereket sanılmasından bahsetmiyorum.

Kuran’ı Kerim. Sure 17/Ayet 59:

Evvelkiler verdiğimiz mucizeleri yalan saydılar. Onlar, mucizeler vermemizi hak etmediler. Semud kavmine görünür bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik. Onlar dişi deveyi katletmekle kendilerine zulmettiler. Biz mucizeleri, korkutup, inanmaları için göndeririz.

Yukardaki nurlu ayet de, “DİŞİ DEVE” örneğini, kedi, köpek ve de Tüm yaradılanların, “Yaratan’dan Ötürü” birer MUCİZE OLDUĞUNU, ve de mucize varlık hakkını korumayı vazifemiz olarak düşünür müyüz?!..

Yeni Parti’den Makak’a ‘izin belgeli’ yanıt

Yeni Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, Ak Parti Merkez İlçe Başkanı Engin Makak’a ‘izin belgesi’ ile yanıt verdi. Akgüngör, Yeni Parti Merkez İlçe Sekreteri Mehmet Koşan’ın yıllık ücretli izinde olduğunu belirterek izin belgesini paylaştı.

Başkan Akgüngör, bugün sabah saatlerinde Yeni Parti Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak yönetim kurulu ile birlikte 1. Murat Mahallesi Kent Pazarı’nda basın mensuplarıyla bir araya geldiklerini hatırlattı. Akgüngör, Makak’a yanıt verdiği açıklamasında şunları söyledi.

Pazar yerini özellikle tercih ettik. Çünkü biz ekonominin gerçek fotoğrafının toplantı salonlarında, televizyon ekranlarında ya da istatistik tablolarında değil; vatandaşın pazar filesinde, pazarcı esnafının tezgâhında, çiftçimizin tarlasında, emeklimizin sofrasında ve gençlerimizin gelecek kaygısında görüldüğüne inanıyoruz.

Bu nedenle bugün hayat pahalılığını, çiftçimizin yaşadığı üretim sıkıntılarını, pazarcı esnafımızın ve küçük esnafımızın ekonomik sorunlarını, emeklimizin her geçen gün azalan alım gücünü ve gençlerimizin gelecek kaygısını konuştuk. Ardından da pazar esnafımızı ve vatandaşlarımızı ziyaret ederek onları dinledik.

Biz bugün Edirne’nin ve Türkiye’nin gerçek gündemini konuştuk.

Görüyoruz ki yaptığımız açıklama AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Sayın Engin Makak tarafından da yakından takip edilmiş ve kısa süre içerisinde bir açıklama yapma ihtiyacı hissedilmiştir.

Açıkçası biz bu açıklamada, sabah dile getirdiğimiz ekonomik sorunlara ilişkin bir değerlendirme görmeyi beklerdik. Ancak Sayın Makak, vatandaşın geçim derdine ilişkin sorularımıza cevap vermek yerine, yönetim kurulu üyelerimizden Sayın Mehmet Koşan’ın mesai saatleri içerisinde siyasi programa katıldığı iddiasını gündeme taşımayı tercih etmiştir.

Madem böyle bir iddia ortaya atılmıştır, biz de kamuoyunun zihninde hiçbir soru işareti kalmaması adına cevabını açık ve net biçimde verelim.

Sayın Mehmet Koşan bugün mesaisini bırakıp siyasi bir programa katılmamıştır.

Kendisi yıllık izindedir. Kamuoyuyla da paylaştığımız resmi izin belgesinde 17 Ağustos-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında yıllık ücretli izin kullandığı, görevine ise 31 Ağustos 2026 tarihinde döneceği açıkça görülmektedir.

Dolayısıyla “mesai saatlerinde görevini bırakarak parti programına katıldığı” yönündeki iddia, ortaya koyduğumuz resmi belge karşısında gerçeği yansıtmamaktadır.

Bizim için konu burada kapanmıştır.

Siyasette eleştiri de olur, soru da sorulur. Ancak eleştirinin de doğru bilgiye dayanması gerektiğine inanıyoruz. Bugün ortaya atılan iddiaya cevabımızı resmi belgeyle verdik ve bunu kamuoyunun takdirine bıraktık.

Şimdi yeniden gerçek gündeme dönelim.

Çünkü bugün pazarda bize anlatılan konu bir kişinin izin durumu değildi.

Pazarcı esnafımız artan maliyetleri anlattı.

Çiftçimiz üretmenin her geçen gün daha da zorlaştığını anlattı.

Emeklimiz ay sonunu nasıl getireceğini anlattı.

Gençlerimiz gelecek kaygısını anlattı.

İşte bizim konuşmaya devam edeceğimiz gündem budur.

Biz bugün sabah yaptığımız açıklamada da çok açık bir ilke ortaya koyduk.

Doğru yapılan işe, kim yaparsa yapsın doğru diyeceğiz.

Bu anlayışla, Edirne Belediyemizin ve Belediye Başkanımız Sayın Filiz Gencan’ın ekonomik şartların ağırlaştığı bu dönemde vatandaşın yükünü hafifletmeye yönelik sosyal belediyecilik çalışmalarını kıymetli bulduğumuzu ifade ettik.

Ancak aynı açıklamada bir gerçeğin de altını çizdik.

Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve geçim sıkıntısının temelinde merkezi ekonomi politikaları bulunmaktadır.

Yerel yönetimler vatandaşın yükünü hafifletmeye çalışabilir.

Sosyal destek sağlayabilir.

Kent Lokantası açabilir.

Halk Kasap açabilir.

Vefa Edirne gibi önemli sosyal projeleri hayata geçirebilir.

Bunların tamamı kıymetlidir.

Ancak hayat pahalılığını ortadan kaldıracak olan yerel yönetimler değil, ülkenin ekonomi politikalarıdır.

İşte bu nedenle biz hesabı doğru adrese sormaya devam edeceğiz.

Gerçek gündem, suni tartışmalarla değiştirilemez.

Biz polemik peşinde değiliz.

Ama bize yöneltilen yanlış bir iddia olduğunda belgemizi ortaya koyar, cevabımızı verir; ardından yeniden vatandaşın gündemine döneriz.

Buradan Sayın Engin Makak’a da samimi bir çağrıda bulunuyorum.

Sayın Başkan, gelin bir gün birlikte pazara çıkalım.

Yan yana yürüyelim.

Pazarcı esnafımızı birlikte dinleyelim.

Çiftçimize üretimi soralım.

Emeklimize pazar filesini soralım.

Gençlerimize gelecek umutlarını soralım.

Biz konuşalım ama en çok Edirneli konuşsun.

Son sözü siyasetçiler değil, vatandaş söylesin.

O zaman hep birlikte görelim; Edirne’nin gerçek gündemi kişisel polemikler mi, yoksa geçim derdi mi?

Biz cevabımızı belgeyle verdik.

Bundan sonra da gündemi değiştirmeye değil, vatandaşın gündemini konuşmaya devam edeceğiz.

Çünkü bizim siyaset anlayışımızın merkezinde;

Vatandaş vardır.

Esnaf vardır.

Çiftçi vardır.

Emekli vardır.

Gençler vardır.

Ve her şeyden önce Edirne vardır.

Saygılarımla.

İncir TIR’ında 45 tabanca

Bülent AYAN

Bulgaristan’ın Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda Türkiye’den giriş yapan Türk plakalı bir TIR’da 45 adet tabanca ele geçirildi. İncir yüklü TIR’ın Almanya’ya gitmek üzere yola çıktığı belirlenirken, silahların aracın 7 farklı noktasına gizlendiği ortaya çıktı.

Kapıkule Sınır Kapısı’nın karşısındaki Bulgaristan’ın Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda silah kaçakçılığı operasyonu gerçekleştirildi. Bulgaristan Gümrük İdaresi tarafından yapılan açıklamaya göre, Türkiye’den Bulgaristan’a giriş yapan Türk plakalı bir TIR’da 45 adet tabanca ele geçirildi.

Olayın 15 Ağustos gecesi saat 21.00 sıralarında meydana geldiği belirtildi. Türkiye’den Bulgaristan üzerinden Almanya’ya incir taşıdığı beyan edilen TIR, risk analizi sonucunda detaylı gümrük kontrolüne alındı.

Röntgen cihazıyla yapılan taramada araçta olağan dışı yoğunluklar tespit edilmesi üzerine fiziki arama gerçekleştirildi. Aramada, şoför kabininde, yarı römorkun ön bölümünde, yan taraftaki alet dolaplarından birinde ve akünün yanında olmak üzere toplam 7 farklı noktada gizlenmiş 45 adet tabanca bulundu.

Kaçak silahlara el konulurken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın Hasköy Bölge Savcılığı’nın denetiminde bir gümrük soruşturma müfettişi tarafından yürütüldüğü bildirildi.

Üç ayda 1.640 silah

Bulgaristan Gümrük İdaresi açıklamasında, silah kaçakçılığındaki dikkat çekici artışa ilişkin de bilgi verildi.

Buna göre Bulgar gümrük görevlileri son üç ay içerisinde 1.640 adet ateşli silah ve bunlara ait parçaya el koydu. Açıklamada, son üç ayda ele geçirilen miktarın, 2020-2025 yılları arasındaki altı yılda ele geçirilen toplam miktarın beş katına ulaştığı vurgulandı.

Kapitan Andreevo’da ele geçirilen 45 tabancanın ise Türkiye’den Bulgaristan’a giriş yapan bir TIR’da yakalanması, olayın Edirne’nin karşısındaki sınır kapısında gerçekleşmesi nedeniyle ayrıca dikkat çekti.

Makak’tan Yeni Parti Merkez İlçe Sekreteri sorusu

AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, Edirne Belediyesi çalışanı olduğu basına yansıyan ve Yeni Parti Merkez İlçe Sekreteri olarak görev yapan Mehmet Koşan’ın mesai saatlerinde parti programında yer almasına tepki gösterdi.

Yeni Parti Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı’nın “Eski yanlışları Yeni Parti’ye taşımayacağız” sözlerini hatırlatan Makak, “Söz güzel ama uygulaması nerede?” diye sordu.

AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Balkanlı, ‘Eski yanlışları Yeni Parti’ye taşımayacağız’ diyor. Ancak daha sözünün mürekkebi kurumadan, Edirne Belediyesi çalışanı olduğu bilinen Mehmet Koşan’ı mesai saatlerinde Yeni Parti’nin programında görüyoruz.

Üstelik kamuoyunda, Koşan’ın yaklaşık iki yıla yakın süredir düzenli olarak işe gitmediği yönünde ciddi iddialar konuşuluyor. Eğer bu iddia doğruysa, belediyeden maaş alan bir kişi nasıl oluyor da bu kadar uzun süre fiilen çalışmadan görevine devam edebiliyor?

Asıl sorumuz şu: Bunun gibi kaç kişi var? Kaç kişi işe gitmeden Edirnelinin vergileriyle maaş alıyor?

Daha önce kamuoyuna yansıyan haberlerde Koşan’ın eşi ve oğlunun da Edirne Belediyesi’nde işe alındığı belirtilmişti. Şimdi Edirne halkı adına soruyoruz: Kaç eş, kaç çocuk, kaç akraba belediyede istihdam edildi?

Buradan ayrıca Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’a da soruyoruz: Bu iddialardan haberdar mısınız? Belediyede yaşandığı öne sürülen bu düzenin sorumluluğunu kabul ediyor musunuz, yoksa görmezden mi geliyorsunuz?

Sayın Balkanlı’ya da soruyoruz: ‘Eski yanlışları Yeni Parti’ye taşımayacağız’ diyorsunuz. Peki geçmişte tartışılan isimleri Yeni Parti yönetimine taşımak nedir?

Tabela değişince yanlışlar doğru olmaz. Rozet değişince geçmiş silinmez. Edirnelinin hakkı ve vergisi üzerinden yürütülen her uygulamanın hesabı verilmelidir.”

Karakoç, 3’üncü dönem için aday

Olgay GÜLER

Edirne Baro Başkanı Gökhan Karakoç, baroda Ekim ayında gerçekleştirilecek 51’inci olağan genel kurulda, 3’üncü dönem için başkanlığa aday olduğunu duyurdu.

Baroda iki dönemdir başkanlık görevini yürüten Karakoç, resmi sosyal medya hesabından üçüncü dönem için aday olduğunu açıkladı. Karakoç açıklamasında, baronun köklü geçmişinden aldıkları mirası geride kalan dönemde edindikleri tecrübeler ve ilk günkü heyecanla, geleceğe taşıma kararlığında olduklarını aktardı. Karakoç, “Sizlerin de desteği ile Baromuzun kurumsal saygınlığını daha da arttırmak, hukukun üstünlüğünü tüm kişi, kurum ve kuruluşlar nezdinde hakim kılmak, çevrenin, eko sistemin, kent hukukun korunması için mücadele etmek ve daha fazlası için 2026 yılı Ekim ayında gerçekleştirilecek olan 51. Genel Kurulda Baromuz Başkanlığına aday olduğum hususunu takdir ve teveccühlerinize sunarım” dedi. 

Karakoç, avukat meslektaşlarına yönelik paylaştığı ayrıntılı mesajda şu ifadelere yer verdi:

“Saygıdeğer Meslektaşım;

Kalemini ve sözünü hiçbir makamın gölgesinde bırakmayan, hakkın, adaletin, özgürlüğün ve insanlık onurunun savunulmasını kendisine görev bilen bu onurlu mesleğin mensuplarını, Edirne Barosu Ailesinin kıymetli mensuplarını en içten sevgi ve saygılarımızla selamlıyor, Baromuzun geleceğine ilişkin yeni bir dönemin eşiğinde olduğumuz şu önemli günlerde birkaç dakikanızı rica ediyoruz.

Malumunuz Avukatlık, yalnızca geçimimizi sağladığımız bir meslek değil; insanın hakkını, özgürlüğünü ve onurunu savunma yetkisini bize veren, aynı zamanda ağır bir sorumluluk yükleyen ayrıcalıklı bir meslektir. Bizler cübbeyi taşımanın, yalnızca bir unvanın değil; hukuka, adalete, meslek etiğine ve insan onuruna bağlılığın ifadesi olduğuna inanırız.

Bu inancımız gereği Avukatın bağımsızlığının önemi bilen, bu bağımsızlığın gerektirdiği etik ve ahlaki sorumluluğun da mesleğimizin temeli olduğunu içselleştirmiş hukukçularız.

Cumhuriyetimizle yaşıt, Edirne Barosu mensupları olarak; Baromuzun geçmişten bugüne taşıdığı en önemli mirasın; Ulu Önder, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yaktığı aydınlanma devrimlerinin ışığında, Cumhuriyet’i korumak ve yüceltmek, hukukun üstünlüğüne bağlılık, bağımsız savunmaya duyulan inanç, meslek onurunun her şartta korunması ve toplumsal sorumluluk bilinci olduğunu çok iyi bilmekteyiz. Bu mirası korumak ve geleceğe taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur.

İçinden geçtiğimiz dönemde hukuk devletinin temel ilkelerinin, yargı bağımsızlığının ve savunma hakkının karşı karşıya kaldığı güçlükleri hep birlikte görüyor ve yaşıyoruz. Hukukun üstünlüğünün yerini üstünlerin hukukunun almaması, yargının her türlü etkiden uzak ve bağımsız biçimde görev yapabilmesi ve avukatın hiçbir baskı altında kalmadan savunma görevini yerine getirebilmesi için Baroların güçlü, kararlı ve bağımsız bir ses olması gerektiğine inanıyoruz. Güçlü Baro’nun ancak ve ancak bir asrı aşan mücadelede önceki yönetimlerden edinilen bilgi, deneyim ve mirasa sahip çıkılarak mümkün olabileceğini görüyoruz.

Çünkü biliyoruz ki bağımsız savunma, ancak bağımsız ve onurlu avukatlarla mümkündür. Mesleğimizin itibarını korumak, yalnızca dışarıdan gelen müdahalelere karşı durmakla değil; kendi içimizde meslek etiğine, dürüstlüğe, dayanışmaya ve meslek ahlakına sahip çıkmakla da mümkündür. Avukatlık mesleğinin ekonomik kaygıların, kişisel çıkarların veya herhangi bir makamın gölgesinde kalmasına izin vermeden, mesleğimizin özündeki bağımsızlığı ve özgürlüğü korumak zorundayız.

Ancak bizce Baro yalnızca adliyelerde ve yargı makamları karşısında değil, meslektaşının yanında da güçlü olmalıdır. Avukatlık mesleğinin ekonomik ve sosyal sorunlarını görmezden gelmeyen; genç meslektaşlarının mesleğe tutunabilmesini önemseyen; meslektaşlar arasındaki dayanışmayı güçlendiren; mesleğin saygınlığını ve etik değerlerini koruyan bir Baro anlayışını savunuyoruz.

Baromuzun sorumluluğunun bununla sınırlı olmadığına da inanıyoruz. Kadınların eşit ve özgür bir yaşam hakkı, çocukların ve dezavantajlı bireylerin hakları, insan onuru ve temel hak ve özgürlükler ile çevrenin ve gelecek kuşakların yaşam hakkı hayvanların, ağaçların kısacası bizi biz, insanı insan yapan ne varsa biz avukatların duyarsız kalamayacağı ortak değerlerdir.

Edirne Barosu’nun toplumsal meselelerde dün ve bugün olduğu gibi, önümüzdeki dönemde de hukukun ve adaletin yanında duran, gerektiğinde sözünü açıkça söyleyen ve çözüm üretmekten kaçınmayan bir kurum olarak kutlu yürüyüşüne devam etmesi gerektiğine inanıyoruz.

Bu nedenle, farklı düşüncelerin ve farklı mesleki tecrübelerin ortak bir zeminde buluştuğu; genç ve deneyimli meslektaşlarımızın aynı çatı altında birbirinden güç aldığı; kadınların, çocukların, çevrenin, insan haklarının ve adaletin savunulmasının mesleki sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçası kabul edildiği bir Edirne Barosu için sizlerin desteğine talibiz.  Saygı ve dayanışma dileklerimizle”

KARAKOÇ’UN LİSTESİ

Karakoç mesajında, yönetim kurulu aday listesine de yer verdi. Buna göre Karakoç’un listesi şu şekilde oluştu:

Başkan adayı: Gökhan Karakoç

Yönetim kurulu adayları: Ataol Aydın, Mertcan Yalçın, Utku Deniz Uludağ, Cansın Çoğal Çağlar, Tuğcan Şen, Şenay Palabıyık, Simay Hepgezer

Arı yetiştiriciliğinde uygulamalı eğitim

Olgay GÜLER

Edirne’de Tarım İl Müdürlüğü tarafından, verim ve kalitenin artırılması amacıyla başlatılan Ana Arı Yetiştiriciliği eğitimleri, uygulamalı faaliyetlerle devam ediyor.

Kentte, arıcılığın geliştirilmesi, verim ve kalitenin artırılması amacıyla yürütülen eğitim çalışmaları uygulamalı faaliyetlerle devam ediyor. Tarım İl Müdürü İslam Köse, Keşan İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen eğitim programına katılarak çalışmaları yerinde takip etti.

Programa Köse’nin yanı sıra; Keşan İlçe Tarım ve Orman Müdürü Olcay Karbuz, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Onur Yalçın Toptaş, teknik personeller ve arı yetiştiricileri katıldı.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devrim Oskay tarafından gerçekleştirilen eğitimde, arıcılara ana arı yetiştiriciliğine yönelik teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı bilgiler aktarıldı. Eğitim kapsamında, kaliteli ana arı üretiminin önemli aşamalarından biri olan larva transferi uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Arıcılar, larva seçimi ve transfer işlemlerini yerinde görerek teknik bilgi ve deneyim kazandı.

‘Pazar ekonominin can damarıdır’

Olgay GÜLER

Yeni Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Volkan Akgüngör, basın mensuplarıyla kahvaltıda  buluştuğu 1’inci Murat Mahallesi’ndeki Çarşamba Pazarı’nda Merkez İlçe Kurucu Yönetim Kurulu Üyeleri’ni tanıtırken, esnafın da sorunlarını dinledi. Ekonominin en iyi pazarda gözlemlenebileceğini belirten Akgüngör, “Pazar, ekonominin can damarıdır. Bir ekonomiyi en güzel pazardan anlayabilirsiniz, pazarda tartabilirsiniz” dedi.

Edirne Pazarcılar Manavlar ve Seyyar Satıcılar Esnaf Odası Başkanı Şeref Hasır’ın da katıldığı kahvaltının ardından Akgüngör ve beraberindeki partililer pazarı gezerek esnafın sorun ve taleplerini dinledi. Burada açıklamalarda bulunan Akgüngör, Edirne’de vatandaşlarla sürekli bir araya geleceklerini, sorunları yerinde dinleyerek çözüm odaklı siyaset yapacaklarını söyledi.

‘EDİRNE HALKIYLA HER GÜN BULUŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

Yeni Parti Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak amaçlarının kentte yaşayan herkese ulaşmak olduğunu dile getiren Akgüngör, “Bizim hedefimiz, Edirne’mizdeki her insanımıza ulaşıp dertlerini, sorunlarını dinlemek, onlara çözüm önerileri sunmak ve iktidar yolculuğumuzda bununla alakalı bir ön hazırlık yapmak. Bunun için Edirne halkıyla kent sofralarında, pazarda, çarşıda, mahallelerde, köylerde buluşmaya devam edeceğimize dair kendimize bir söz verdik” dedi.

Muhalefet anlayışlarının yalnızca eleştiri üzerine kurulmayacağını ifade eden Akgüngör, “Biz ana muhalefet partisi olarak, Edirne’de de merkez ilçe başkanlığı olarak iyi yapılan şeyleri öveceğiz, alkışlayacağız. Ama kötü olan şeyleri de tabii ki eleştireceğiz. Muhalefet yaparken sadece gözümüzü kapatıp kötülere bakmayacağız. Hükümetin iyi yaptığı şeyleri de destekleyeceğiz. Ama bu, eksiklikleri ve gerilikleri eleştirmeyeceğimiz anlamına gelmiyor” diye konuştu.

‘PAZAR EKONOMİNİN CAN DAMARIDIR’

Pazar ziyaretinin nedenine de değinen Akgüngör, ekonominin durumunun en iyi görülebileceği yerlerden birinin pazarlar olduğunu kaydetti. Akgüngör, “Pazar, ekonominin can damarıdır. Bir ekonomiyi en güzel pazardan anlayabilirsiniz, pazarda tartabilirsiniz. Bugün o yüzden buradan başlamak arzu ettik. Ekonomimiz gerçekten şu an gündemin ana konusudur. Bugün baktığınız zaman çiftçimizden emeklimize, gençlerimizden memurumuza kadar herkes emeğinin karşılığını alamamakta, huzurlu bir hayat sürememektedir” ifadelerini kullandı.

‘ÜRETİCİ, ÜRETMEKTE TEREDDÜT EDİYOR’

Çiftçi ve üreticilerin yüksek girdi maliyetleri nedeniyle zorlandığını söyleyen Akgüngör, özellikle akaryakıt maliyetlerine dikkat çekti. Üreticinin gelecek sezonu düşünerek maliyet hesabı yaptığında üretmekte dahi tereddüt ettiğini savunan Akgüngör, “Üretim maliyetleri çok yüksek. Yakıt maliyetleri çok yüksek. Hem üretirken hem de malını pazarlarken maalesef çiftçilerimiz çok zorluk çekiyorlar” dedi.

Enflasyondaki düşüşün hayat pahalılığının sona erdiği anlamına gelmediğini belirten Akgüngör, “Hükümet ‘Enflasyonumuz artık düştü’ diyor. Doğrudur, rakamlar düşüyor. Lakin daha yüksek olan rakamlardan daha aşağılara enflasyonun inmesi, pahalılığın gittiği anlamına gelmiyor. Enflasyonun düşmesi sadece zamların daha yavaş ilerlemesiyle alakalı bir durum. Bir insanımız pazara gittiği zaman geçen ay bin liralık bir sepeti doldururken bu ay bin liraya o sepeti dolduramıyorsa, rakamlarla oynamanın çok doğru bir şey olduğunu düşünmüyorum” şeklinde konuştu.

Mazotun yalnızca bireysel araç kullanımından ibaret değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Akgüngör, akaryakıt maliyetlerinin tarladan pazara kadar üretimin her aşamasını etkilediğini söyledi. Üreticilerin ürün teslim noktalarında da çeşitli sıkıntılar yaşadığını dile getiren Akgüngör, “Çiftçi tarlada başladığı sıkıntısına, derdine maalesef malını teslim ederken de aynı şekilde devam ediyor. Bunları eleştireceğiz. Bunların düzelmesi için uğraşacağız” dedi.

 ‘GENÇLER GELECEĞİNDEN ENDİŞELİ’

Gençlerin eğitim ve istihdam konusunda gelecek kaygısı yaşadığını söyleyen Akgüngör, üniversite adaylarının tercihlerini dahi ailelerinin ekonomik durumunu düşünerek yapmak zorunda kaldığını belirtti.

Akgüngör, “Gençlerimiz bugün üniversite sınavına hazırlanırken daha hazırlanma aşamasında bile, ‘Ben üniversiteyi kazandığımda annem babam beni okutabilecek mi?’ diye düşünüyor. Artık her genç yaşadığı yerdeki üniversiteleri kazanmanın derdinde. Mezun olan öğrencilerimiz de ‘Okuduğum okulun, emeğimin karşılığını bulabilecek miyim?’ diye tereddüt içerisinde. Yurt dışına çıkmayı düşünen, orada okuduğu okulun çok altında işlerde bile çalışmaya razı olan gençlerimiz var” ifadelerini kullandı.

Maaşlı çalışanların da geçim sıkıntısı yaşadığını kaydeden Akgüngör, “Bir maaşlı çalışan, asgari ücretli ya da bir memur maaşıyla çalışan insanın ayın son 10 gününü, son bir haftasını ‘Ben bu parayı nasıl yettireceğim, bir dahaki aya nasıl çıkacağım?’ dediği günleri bileceğiz, göreceğiz. Biz köyde, pazarlarda, çarşıda her insanımıza dokunarak konuşacağız. Ama konuşmaktan çok önce onları dinleyeceğiz” diye konuştu.

‘EMEKLİ İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ İŞTE ÇALIŞMAK ZORUNDA’

Emeklilerin ekonomik durumuna da değinen Akgüngör, “Dünyadaki emekliler dünya şehirlerini, ülkeleri gezerken benim emeklim ikinci ya da üçüncü işte çalışmak zorunda bırakılıyor. Bunları soracağız, bunları eleştireceğiz” dedi.

‘İYİ YAPANI ALKIŞLAYACAĞIZ’

Siyaset anlayışlarının iyi yapılan çalışmaları desteklemek, yanlış gördüklerini ise eleştirmek üzerine kurulu olduğunu ifade eden Akgüngör, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın sosyal belediyecilik çalışmalarını da değerlendirdi. Akgüngör, “Daha önce de söylemiştim; Edirne’me bir çivi çakan, Edirne’de bir tuğla üzerine bir tuğla daha ilave eden herkesi alnından öperim. Biz sadece muhalefet değil, iyi yapanı alkışlama, kötü yapanı da eleştirme konusunda bir siyaset yolu izleyeceğiz” dedi.

Belediyenin sosyal projelerini olumlu bulduğunu ifade eden Akgüngör, “Sosyal belediyecilik anlamında Belediye Başkanımız Sayın Filiz Gencan’ın Halk Ekmek, Halk Kafe, Halk Yemek gibi yapmış olduğu sosyal katkıları takdirle karşılıyorum. Yerel yönetimlerin sosyal yardımlaşmayla, sosyal imkanlarla alakalı vermiş oldukları katkıları kesinlikle övüyorum, takdirle karşılıyorum. Ama bu, AKP hükümetinin sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. İnsanlarımızın bunlara gerek kalmadan, aldıkları maaşlarla ve elde ettikleri gelirlerle rahat yaşayacak bir konumda olmalarını arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Akgüngör, bundan sonraki süreçte vatandaşlarla bir araya gelmeyi sürdüreceklerini belirterek, “İnsanlarımıza dokunacağız. Dert neyse önce onları dinleyeceğiz ve çözüm odaklı siyaset yapacağız. Amacımız önce Edirne’mize, merkez ilçesi olarak yönetim kurulu arkadaşlarımla beraber bir hizmet getirmek, iyi olanı alkışlamak, kötüyü bulmak, sonrasında da iktidar yolculuğunda en büyük hizmetleri yapmak için tüm var gücümüzle çalışmak” dedi.

YÖNETİMİ TANITTI

Öte yandan Akgüngör, Yeni Parti Edirne Merkez İlçe Başkanlığı’nda göreve gelen yönetim kurulunu da tanıttı. Buna göre yönetimde Volkan Akgüngör Kurucu Merkez İlçe Başkanı, Mehmet Koşan İlçe Sekreteri, Yağızcan Ocak İlçe Saymanı, Arif Canıdar Bilişim Sorumlusu, Mehmet Hançerler İlçe Eğitim Sekreteri, Yusuf Dobranyalı Örgütlerden Sorumlu, Batuhan Haliloğlu Gençlik ve Üniversite, Fevzi Demir Şehit ve Gazi, Aycan Gülseven Sağlık ve Spor, Gökalp Ceylan Çevre Doğa Hayvancılık, Bahar Sarıbaşak Sosyal Yardımlaşma, Ece Üregenci Hukuk ve Seçim İşleri, K. Sacide Edirne Kadın Dernekleri, Pelin Sarvandan Sosyal Medya Basın, Tamer Güven STK Esnaf Odaları sorumlusu olarak görev aldı. N. Emre Karakuş ve Elif Çanta ise ilçe yöneticisi olarak yer aldı.

TÜ’de kayıtlar 24-28 Ağustos’ta

Trakya Üniversitesi’ne yerleşmeye hak kazanan öğrencilerin Yüz Yüze Kayıtları Balkan Kongre Merkezi’nde 24-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilirken, Elektronik Kayıtlar da (e-Devlet) aynı tarihlerde yapılacak.

Trakya Üniversitesi’nden yapılan 2026 YKS Yeni Kayıt Duyurusu’nda şunlara yer verildi:

“Trakya Üniversitesi’ne yerleşmeye hak kazanan öğrencilerimizi tebrik ediyoruz!

Yüz Yüze Kayıt: 24-28 Ağustos 2026 – Balkan Kongre Merkezi

Elektronik Kayıt (e-Devlet): 24-26 Ağustos 2026

Havsa, Uzunköprü, Keşan ve İpsala ilçelerimizdeki Yüksekokul veya Meslek Yüksekokullarına yerleşen adaylarımızın, 24-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında yüz yüze kayıt işlemleri için ilgili ilçelerdeki okul binalarında oluşturulan kayıt alanlarına başvurmaları gerekmektedir.

Üniversitemize yerleşen adaylarımız, kayıt işlemlerini yüz yüze veya e-Devlet üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirebilirler. Yüz yüze kayıt yaptırmayı tercih eden adaylarımızın, belirtilen tarihlerde ilgili kayıt noktalarına başvurmaları gerekmektedir.

Trakya Üniversitesi ailesine hoş geldiniz!”

Galibiyeti Filistinli çocuklara armağan ettiler

Havsa Belediyesi tarafından bu yıl 25’incisi düzenlenen Tarım Aletleri ve Hayvancılık Festivali Futbol Turnuvası’nın açılış maçında Abalar Köyü Muhtarlığı ile Cumhuriyet Mahallesi karşı karşıya geldi.

25. Tarım Aletleri ve Hayvancık Festivali kapsamında büyük bir coşkuyla başlayan geleneksel futbol turnuvasının açılış vuruşunu Belediye Başkanı Hüseyin Özden gerçekleştirdi. Karşılaşma öncesinde sahaya “Filistin’e Özgürlük” pankartıyla çıkan Abalar Köyü Muhtarlığı futbolcuları, Filistin halkına destek mesajı verdi.

Mücadelenin başından sonuna kadar üstün bir performans sergileyen Abalar Köyü Muhtarlığı, rakibi Cumhuriyet Mahallesi’ni 6-0 gibi farklı bir skorla mağlup ederek turnuvaya galibiyetle başladı.

Karşılaşmanın ardından Abalar Köyü Muhtarlığı oyuncuları, elde ettikleri galibiyeti Filistinli çocuklara armağan ettiklerini ifade etti. Hem sahadaki başarılı oyunları hem de verdikleri dayanışma mesajıyla dikkat çeken Abalar Köyü Muhtarlığı, turnuvanın ilk haftasına farklı galibiyet ve anlamlı bir mesajla damga vurdu.

Havsa Belediyesi geçenin ikinci maçında Karayolları – Açıkgöz Et takımlarının karşı karşıya geldiği turnuvaya ilişkin paylaşımda, “Dostluğun, kardeşliğin ve kıyasıya rekabetin ön planda olacağı turnuvada ter dökecek tüm takımlarımıza başarılar diler, tüm hemşehrilerimizi bu heyecana ortak olmaya davet ederiz” ifadelerine yer verdi.