Vaşington Tahran Arası

Her iki başkent de gündemi fazlasıyla meşgul ediyor. Daha önce defaatle ifade ettiğim gibi bir savaş yok. Savaş tanımı bambaşka bir şey… Elbette bir çatışma ve çekişme dönemi mevcut. ABD’nin temel amacı İran’da rejimi değiştiremese bile en azından kontrol edilebilir seviyede tutabilmek. Bunun en temel ölçütü ise İran’ın nükleer silaha erişebilecek kapasiteden uzak tutulması.

ABD, 1979 öncesi dönemde Suudi Arabistan ile birlikte Basra Körfezi’nin iki tarafındaki müttefiki için “ikiz sütunlar” tanımlamasını kullanıyordu. Sonrasında olanlar oldu. İran İslam Devrimi ABD istihbaratı için de büyük bir rezalet olarak değerlendirilebilir. Zira ABD Başkanı Carter, şu anda önemli bir olay gerçekleştiğini düşünmüyoruz diye beyanat verdiği saatlerde İran Şahı Tahran’dan kaçıyordu. Bu olay bile tek başına aslında ABD’nin hakimiyet alanının abartıldığı kadar geniş bir kapasiteye sahip olmadığını gösteriyor.

Daha güncel dönemi ele alalım; Trump’a da basınımız ve popüler uluslararası politika yorumcuları neredeyse bir yarı tanrı sıfatı tanımlayacak. Elbette bu tanımlamanın yanından bile geçemeyecek birisi olduğu gibi devlet kültürü ile uzak anlayışı dolayısıyla oldukça problemli halleri ortaya çıkardı. İran meselesinde de durum böyle. Zaten açık olan bir boğazı saldırılarla kapanma aşamasına getirip ardından da açtırmak için girişimde bulunmak muazzam bir dehanın sonucudur.

Bu şartlarda ABD devlet kültürü açısından temel amaç bütün bu toz bulutunun ardından şu şekilde görülüyor. Tahran’ın nükleer kapasitesinin engellenmesi, Suriye’deki rejim değişikliğinin ardından ortaya çıkan muazzam nüfuz kaybını kendi sınırlarının içine mümkün olduğunca taşıyarak İran’ın etkisini mümkün olan en düşük seviyeye indirmek.

Tabii Trump’ın mantık sınırlarını zorlayan izahatını konuşmak ve efsanevi bir hüviyet ile yorumlamak çok daha çekici ve kolay. Ancak ABD’nin 1979 sonrası İran politikasına dikkat edilecek olursa Vaşington’un ilk kez silah kullanmadığını rahatlıkla görebilirsiniz. Üstelik başarısız bir Operation Eagle Claw operasyonu var ki dillere destan. Zira ABD, İran sınırları içinde bile operasyon gerçekleştirdi.

Yani şimdi gönülsüz ve utangaç bir şekilde atılan iki üç füze üzerinden sadece şimdi biz görüyoruz, bizim gördüğümüz şey çok önemlidir ve tektir anlayışıyla değerlendirme yapmak da çok doğru değil. Tabii meraklılarda ABD’nin çoğunluğu başarısız olan İran operasyonlarını inceleyebilirler. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları…

KIYMET BİLİNMEZSE

İnsan, cebine para koyup altına MASRAFI ÇOK bir araba alınca, aslında, araçları üretenlere hizmet eden bir fatura bağımlısı olmaz mı?!..
Zavallı cehalet, dünyanın güneşi, toprağı, iklimi, denizleri , tohumları en bereketli, köyünün kıymetini bilmez, elin memeleketine çalışmaya giderse ne olur?..
Önce, ciğerinden, dişine, ayağından, gözüne kadar, aynen hayvan sağlığı kontrolünden geçirilir, içeri öyle alınırlar.
Ve de gittikleri ülke insanlarının yapmaktan yüksündüğü işlere alınırlar.
Tuvalet, lağım, yer temizliği, yerin altında tozlu, topraklı maden ocakları, sıcak, soğuk, gürültülü, sağlıksız ortam işleri işte…
Köyünde, toprağının, hayvanlarının kıralıydı, bilmedi dünyanın en bereketli nimetleri çinde doğduğunu, gitti elin ülkesine elin oğlunun klozetini pürü-pak yapmaya!..

Bereketlerin içinde yüzerken beyin devreye sokulmazsa, o bereketler ne yapsın?..

Kuran’ı Kerim. Sure 21/Ayet 10:
Andolsun, size içinde, sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hlâ akıllanmaz mısınız?
14/34: O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim çok nankördür.

15/81: Biz onlara mucizelerimizi vermiştik. Fakat onlardan yüz çevirdiler!..

Dünyanın en bereketli, güneşli, denizli, bitkili, iklimli coğrafyasında, hepsini kirletip, lağımlarını boşaltırsan, GERİ KALIP, ELİN KLOZETİNİ PARLATMAYI TERCİH ETMEK, BEYİN ZİYANLIĞI!..
Beyin omuz üstü çelışacağı yerde, omuz altı işlere kiraya verilirse, GİDERSİN…

Rize Sümela Manastırı Turu ile Tarih ve Doğayı Bir Arada Keşfedin

Rize Sümela Manastırı turu, Karadeniz’in doğal güzelliklerini tarihi mirasla bir arada görmek isteyenler için oldukça özel bir gezi rotasıdır. Rize’den başlayan yolculuk, Trabzon’un Maçka ilçesinde bulunan ve sarp kayalıkların üzerine kurulmuş Sümela Manastırı’na kadar uzanır. Doğa ile tarihin iç içe geçtiği bu rota, kısa süre içerisinde farklı deneyimler yaşamak isteyen gezginler için dikkat çekici bir seçenek oluşturur.

Rize Sümela turu sayesinde yalnızca tarihi bir yapıyı ziyaret etmekle kalmaz, Karadeniz’in etkileyici vadilerini ve dağ manzaralarını da yol boyunca keşfedebilirsiniz. Karadeniz Tours, Rize çıkışlı Sümela Manastırı ve Uzungöl rotasını günübirlik tur seçenekleri arasında sunmaktadır.

Sümela Manastırı’nın Etkileyici Konumunu Görün

Sümela Manastırı, Karadeniz’in en dikkat çekici tarihi yapılarından biri olarak bilinir. Maçka ilçesindeki Altındere Vadisi içerisinde, kayalık bir yamaca konumlanan manastır, bulunduğu doğal çevreyle birlikte etkileyici bir görüntü ortaya çıkarır.

Manastıra doğru ilerlerken ormanlarla çevrili yollar ve dağ manzaraları ziyaretçilere eşlik eder. Yapının bulunduğu noktaya ulaşıldığında ise Karadeniz’in doğal coğrafyası ile tarihi mimarinin nasıl bütünleştiği daha net şekilde görülebilir.

Tarihe ilgi duyanların yanı sıra fotoğraf çekmeyi sevenler için de Sümela Manastırı oldukça zengin bir rota sunar. Kayalıkların üzerindeki yapı, çevresindeki orman dokusu ve vadi manzarası seyahat boyunca farklı fotoğraf kareleri yakalamaya imkân verir.

Rize Sümela Turu ile Karadeniz’in Farklı Yüzünü Tanıyın

Bir Rize Sümela turu, klasik bir şehir gezisinden çok daha fazlasını sunabilir. Rize’den Trabzon yönüne doğru ilerlerken Karadeniz’in değişen coğrafyasını gözlemlemek, yol boyunca farklı doğal manzaralar görmek ve bölgenin tarihi dokusunu yakından tanımak mümkün olur.

Günübirlik olarak planlanan turlar, uzun süreli konaklama yapmadan önemli turizm noktalarını görmek isteyenler için avantaj sağlar. Özellikle tatil programı sınırlı olan kişiler, tek bir gün içerisinde hem Sümela Manastırı’nı hem de programda yer alan diğer önemli destinasyonları ziyaret ederek zamanını daha verimli değerlendirebilir.

Karadeniz Tours’un Rize çıkışlı Sümela Manastırı ve Uzungöl turu da bu anlayışla hazırlanmış günübirlik seçeneklerden biridir.

Uzungöl ile Geziyi Daha Zengin Hale Getirin

Sümela Manastırı gezisinin ardından Karadeniz’in doğal güzelliklerinden bir başka önemli noktayı görmek isteyenler için Uzungöl dikkat çekici bir duraktır. Dağların arasında konumlanan göl, çevresindeki yemyeşil yamaçlarla birlikte bölgenin en bilinen manzaralarından birini oluşturur.

Sümela Manastırı’nın tarihi atmosferi ile Uzungöl’ün doğal görünümünü aynı program içerisinde deneyimlemek, geziyi daha kapsamlı hale getirir. Bir tarafta yüzyıllar boyunca ayakta kalmış tarihi bir yapı, diğer tarafta Karadeniz’in sakin ve etkileyici doğası bulunur.

Bu nedenle Rize çıkışlı günübirlik tur arayanlar açısından Sümela ve Uzungöl’ü bir araya getiren rotalar oldukça cazip olabilir.

Karadeniz Tours ile Rize’den Yeni Bir Gezi Rotasına Çıkın

Karadeniz’de seyahat planlarken yalnızca popüler şehir merkezlerini değil, bölgenin tarihi ve doğal değerlerini de programa dahil etmek unutulmaz bir gezi deneyimi sağlayabilir. Rize’den başlayan bir turla Trabzon’un önemli tarihi noktalarından Sümela Manastırı’nı görmek, ardından Karadeniz’in doğal güzelliklerinden Uzungöl’ü ziyaret etmek kısa bir tatili dolu dolu geçirmenin yollarından biridir.

Karadeniz Tours, günübirlik turlar, yayla turları, Batum gezileri ve kültür rotaları gibi farklı seçenekleri bir araya getiriyor. Özellikle Rize Sümela Manastırı turu ve Rize Sümela turu arayanlar, güncel tur programlarını inceleyerek kendilerine uygun gezi seçeneğini değerlendirebilir.

Tur programları ve rezervasyon detayları için Karadeniz Tours internet sitesini ziyaret edebilirsiniz:

Karadeniz Tours resmi sitesi

Rize’den başlayan bu rota; tarihi keşfetmek, Karadeniz doğasının etkileyici manzaralarını görmek ve tek gün içerisinde birden fazla önemli noktayı ziyaret etmek isteyenler için keyifli bir seyahat alternatifi sunuyor.

Ot yangını evlere sıçramadan söndürüldü!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Keşan ilçesinde otluk alanda çıkan yangın, çevredeki evlere sıçramadan itfaiyenin müdahalesiyle söndürüldü.

Yangın, öğle saatlerinde Yörük Mahallesi’nde meydana geldi. Mahalledeki otluk alanda henüz bilinmeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Alevler, rüzgarında etkisiyle kısa sürede büyüdü. İhbar üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Çevredeki vatandaşlarda alevlere bahçe hortumlarıyla müdahale etti. Yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle evlere sıçramadan kontrol altına alınarak, söndürüldü.

Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için başlatılan çalışma sürüyor.

Edirne Maratonu’na el emeği ‘çinili’ madalya!

Olgay GÜLER

Edirne’de, bu yıl 11’incisi gerçekleştirilecek Uluslararası Edirne Maratonu’nda, Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ve Çini Sanatçısı Ömür Canpolat’ın tasarımıyla, Edirne’ye özgü motiflerle hazırlanan çini işlemeli madalyaların tanıtımı gerçekleştirildi.

Balkan Ülkeleri Dostluk Grubu Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (BÜDDER) tarafından bu yıl 6 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek 11. Uluslararası Edirne Maratonu öncesinde basın toplantısı düzenlendi. BÜDDER Başkanı Önder Akdağ ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ve Çini Sanatçısı Ömür Canpolat’ın katılımıyla düzenlenen toplantıda, maratona özel hazırlanan ve Edirne’ye özgü motifler barındıran el emeği çini madalyalar tanıtıldı. Çini Sanatçısı Canpolat’ın hazırladığı motiflerle süslenen madalyaların tüm sporculara ve dereceye giren atletlere takdim edileceği belirtildi.

‘EDİRNE MOTİFLERİNİ KULLANDIK’

Toplantıda konuşan BÜDDER Başkanı Akdağ, bu yıla özel madalya lansmanı yapmaktan heyecan duyduklarını söyleyerek, “Bu yıl 6 Eylül 2026 tarihinde koşulacak olan 11. Uluslararası Edirne Maratonu kapsamında bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Bu toplantıda özellikle maraton dahilinde dağıtacağımız kitler üzerine konuşacağız. Aynı zamanda bu yıla, yani 11. Uluslararası Edirne Maratonu’na özel madalyalarımızın lansmanını yapmak için buradayız. Bu yıla özel olarak, biraz sonra kendisiyle de tanışacağınız Ömür Canpolat hocamız ve ekibinin el emeğiyle Edirne Maratonu için bir sanat eseri hazırlayıp bunu sporla birleştirdik. Görmüş olduğunuz madalyalar, Ömür Canpolat hocamızın liderliğinde çini sanatçıları tarafından tamamen tek tek elle hazırlanıyor. Edirne Maratonu’na katılacak tüm sporculara ve kürsüye çıkan derece sahiplerine bu madalyaları takdim edeceğiz. Bu madalyalarda Edirne motiflerini kullandık. Bir tarafta Edirne kırmızısı, diğer tarafta lale figürleri yer alıyor. Her bir madalya, onu yapan sanatçının kendi imzasıyla tasarlanarak, gönlünden geçen renklerle bezendi. Yani tamamen kişiye özel ve sanatçının ruhunu yansıtan bir tasarımdan bahsediyoruz. Gördüğünüz gibi hepsi farklı renklere ve tasarımlara sahip; tamamen göz nuru ve el emeğiyle hazırlanmış eserler. Emekleri için tüm sanatçılarımıza yürekten teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

‘SELİMİYE, EDİRNE KIRMIZISI VE LALE MOTİFLERİ BİR ARADA’

Madalyaların tasarım sürecini, sanatsal arka planını ve yapım aşamalarını anlatan Çini Sanatçısı Canpolat da, “Çini sanatıyla ilgili bu proje. Önder Bey bize maraton madalyası tasarlamamız yönünde geldiğinde, öncelikle nasıl bir çalışma ortaya koyabileceğimiz üzerine fikir alışverişinde bulunduk. Farklı tasarımlar oluşturduk. En sonunda ise Edirne’nin temel mimari ve kültürel miras değerlerini yansıtan bir kompozisyonda karar kıldık. Selimiye Camii, Meriç Köprüsü, Adalet Kasrı ve en önemlisi de Edirne’yi simgeleyen lale motifini tasarımın içerisine yerleştirmeyi uygun gördük. Sonuçta da bugün görmüş olduğunuz bu madalya ortaya çıktı. Bu proje bize geldiğinde kursiyerlerimle birlikte gerçekten büyük bir heyecan yaşadık. Hem Edirne’mize katkı sunacak olmak hem de Edirne ile bağı ve kökleri olan bir sanatçı olarak böyle bir çalışmada yer almak benim için çok anlamlıydı” şeklinde konuştu.

‘SPOR VE ÇİNİ SANATININ BULUŞMA NOKTASI’

Tasarımda, spor ve çini sanatını buluşturduklarını aktaran Canpolat, “Edirne’yi düşündüğümüzde tasarımın en önemli çıkış noktası, bu şehrin Osmanlı’ya ve daha öncesine uzanan köklü geçmişi, uzun yıllar başkentlik yapmış olması ve Mimar Sinan’ın eserleriyle taçlanmış bir şehir olmasıydı. Çini sanatı açısından baktığımızda ise 16. yüzyılın en güzel örneklerinin yer aldığı Selimiye Camii bizim için en önemli ilham kaynağı oldu. Selimiye, Mimar Sinan’ın ustalık eseri olmasının yanında çini sanatının da en seçkin örneklerini bünyesinde barındırıyor. Bizler aynı zamanda kültürel miras taşıyıcılarıyız. Bu mirası madalyalara da yansıtmamız gerekiyordu. Bu nedenle spor ile çini sanatının buluşma noktası bu projede çok güzel ve tamamlayıcı bir anlam kazandı” ifadelerini kullandı.

Enez Limanı’na bir adım daha!

Olgay GÜLER

Edirne İl Genel Meclisi’nde, kentte uzun süredir turizm ve ekonomik açıdan tamamlanması beklenilen Enez Limanı Deniz Hudut Kapısı ile ilgili önemli adım atıldı.

İl Genel Meclisi Ağustos ayı toplantılarının dördüncüsü, İl Özel İdaresi’nin meclis binasında gerçekleştirildi. Komisyon raporlarının görüşüldüğü mecliste, Edirne Valiliği’nden Enez Limanı’yla ilgili gelen talep yazısı gündeme alındı. Enez’in Gazi Ömerbey Mahallesi Trapez mevkisinde bulunan ve uzun yıllardır tamamlanması beklenen limanla ilgili gelen talep yazısında, limanın İl Özel İdaresi tarafından 10 yıllığına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan kiralanacağı kaydedildi.

‘HEM TURİZM HEM DE EKONOMİK AÇIDAN FAYDA SAĞLAYACAK’

Toplam 5 bin 300 metrekarelik limanın, Enez Limanı Deniz Hudut Kapısı olarak kullanılması amacıyla kiralanacağını belirten Meclis Başkanı Gegeoğlu, “Bu kıymetli bir iş. Uzun zamandır söylediğimiz, konuştuğumuz, hem Enez açısından, Edirne’nin tamamına katkı sağlayacağını düşündüğümüz, hem turizm açısından hem ekonomik açıdan fayda sağlayacağını düşündüğümüz bir iş. Hatırlarsanız oradaki liman projesinin geçtiğimiz yıl inşaat faaliyetleri devam etmişti. Şimdi hala ufak tefek eksiklerle birlikte tamamlanmaya çalışılıyor. Gönül ister ki bu sezona yetiştirelim ama sanıyorum biraz daha işlemleri sürecek” dedi.

‘ENEZLİLERİN HAYALİYDİ’

CHP’nin Enez İl Genel Meclis Üyesi Şenol Kılıç da, liman projesinin yıllardır bölge halkının hayali olduğunu söyleyerek, “Enez’in en büyük sorunlarından bir tanesi yasak bölge sorunu ve diğer taraftan da baktığımızda limanımız yapıldı ama bir türlü gümrük açılamadı. Çok eskiden aslında Enez’de Gümrük Müdürlüğü vardı. Daha sonraları kapatıldı. Bu Enezlilerin hayaliydi. Aslında Edirne’nin de hayali çünkü bu kara kapılarımıza şimdi bir de sınır kapısı eklenmiş olacak. Dolayısıyla da; ‘Artık Edirne’nin bir de deniz kapısı var’ dememiz mümkün olacak. Bu tabii ki Enez’e çok farklı bir değer kazandıracaktır diye düşünüyorum. Ayrıca da o bakir sahilin korunması gerekli. Yani oranın kirlenmemesi, heba olmaması, hak ettiği değeri kazanmasına dikkat çekmeden de geçmemek lazım” diye konuştu.

‘İLK ETAPTA ÖZEL TEKNELERLE ÇIKIŞ OLACAK’

CHP’nin Enez İl Genel Meclis Üyesi Salih Akar da, limanın bölgeye değer katacağını dile getirerek, “İlk etapta özel teknelerle çıkış olacak. Daha sonra inşallah tarifeli seferler de gerçekleşecektir. Bölgenin turizmine artı değer katacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

YENİ Parti’de İl Yönetim ve Disiplin Kurulu tamam

YENİ Parti’nin Edirne İl Başkanlığı teşkilatlanma süreci kapsamında 20 isimden oluşan il yönetimi ve 7 ismin yer aldığı disiplin kurulu üyeleri açıklandı.

YENİ Parti Edirne İl Başkanı Yücel Balkanlı başkanlığında oluşturulan il yönetim kurulu, farklı meslek gruplarından ve toplumun çeşitli kesimlerinden isimleri bir araya getirerek çalışmalarına resmen başladı.

Açıklanan listeye göre YENİ Parti Edirne İl Yönetim Kurulu’nda; Kemal Uğur Özaltay, Selim Küçükuygun, Gülay Arda Ayaz, Berkay Varel, Okan Gürkaynak, Erdal Akgün, Ufuk Kanışkan, Çetin Boz, Ender Mağden, Meriç Karabınar, Hülya İriş, Uğur Batı, Göksel Akbaşak, Muzaffer Dinçer, Fatma Bayko, Vildan Yazıcı, Arif Hikmet Sevin, Serpil Kahveci, Mert Yalıbağı ve Pınar Gündoğdu yer aldı.

Partinin İl Disiplin Kurulu ise Abdullah Yeşen, Gürcan Altuğ, İlhan Tokatlı, Savaş Vardar, Secat Cengiz, Halim Kiracı ve Özgür Gür isimlerinden oluştu.

İl Başkanı Yücel Balkanlı, Edirne’de güçlü bir teşkilat yapısıyla çalışacaklarını belirterek, partinin kuruluş ilkeleri doğrultusunda birlik ve beraberlik içerisinde kente ve ülkeye hizmet etmek için yola çıktıklarını ifade etti.

TAKE projesiyle karpuz üretimi

Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nce Suakacağı Köyü’nde Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında ekimi yapılan karpuz tarlası ile Çatma Köyü’nde faaliyet gösteren yerel arıcılık faaliyetleri incelendi.

KARPUZ TARLASI

Suakacağı Köyü’nde TAKE Projesi kapsamında karpuz fidesi desteğinden yararlanan üretici Selver Duran ziyaret edildi.

Gerçekleştirilen ziyarette, destekleme kapsamında dikimi yapılan karpuzların gelişim durumu yerinde incelendi. Üreticimize Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından uygulanan bitkisel üretim desteklemeleri, TAKE Projesi, üretim planlaması ve tarımsal üretime yönelik diğer destekleme programları hakkında bilgilendirme yapıldı.

Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün paylaşımında, “Bakanlığımızın sağladığı desteklerle üretimin sürdürülebilirliğinin artırılması, tarım arazilerinin etkin kullanılması ve üreticilerimizin gelir düzeyinin yükseltilmesi hedeflenmektedir. Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak üreticilerimizin her zaman yanında olmaya, sahada teknik destek ve bilgilendirme çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

 ARI YETİŞTİRİCİSİNE ZİYARET

İl Müdürü İslam Köse, Çatma Köyü’nde faaliyet gösteren yerel arı yetiştiricisi Sadullah Bağrıaçık’ı ziyaret ederek üretim faaliyetlerini yerinde inceledi.

Gerçekleştirilen ziyarette, arıcılık faaliyetleri hakkında üreticiden bilgi alınırken, İl Müdürü İslam Köse tarafından üreticimize, Tarım ve Orman Bakanlığımızın uyguladığı tarımsal desteklemeler, arıcılık desteklemeleri, üretim planlaması ve tarımsal üretime yönelik diğer destekleme programları hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı.

İl Tarımve Orman  Müdürlüğü açıklamasında, “Edirne İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak üreticilerimizin yanında olmaya, sahada teknik destek ve bilgilendirme çalışmalarımızı aralıksız sürdürmeye devam ediyoruz.🐝 Üreten arıcılarımızın emeği, doğamızın ve tarımımızın geleceğine değer katıyor” denildi.

1500 dekar kül oldu!

Olgay GÜLER

Edirne’nin Havsa ilçesinde, elektrik tellerinden sıçrayan kıvılcımlar nedeniyle çıkan anız yangınında, 1500 dekar alan zarar gördü.

Yangın, saat 12.50 sıralarında Havsa’nın Kuzucu ve Şerbettar köyleri arasındaki biçilmiş buğday tarlasında başladı. Elektrik tellerinden sıçrayan kıvılcımların başlattığı tespit edilen yangında alevler, rüzgarın da etkisiyle büyüyerek geniş alana yayıldı.

İhbarla bölgeye Havsa Belediyesi ile Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı itfaiye ekipleri sevk edildi. Yangına, köylüler de traktör ve su tankerleriyle müdahale etti.

Yangın, 2 buçuk saatlik müdahalenin ardından kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangında, yaklaşık 1500 dekar alan zarar gördü.

Öte yandan yangına neden olduğu belirlenen elektrik direğinin yanında bir kuşun cansız bedeni bulundu.

 ‘IŞİD hâlâ tehdit oluşturuyor’

Ankara’da MİT tarafından haziran ayında gerçekleştirilen operasyonla IŞİD’in medya yapılanmasında görev aldığı belirtilen bir kişinin yakalanmasının, örgütün yalnızca silahlı unsurlarıyla değil propaganda ve örgütlenme ağlarıyla da varlığını sürdürmeye çalıştığını gösterdiğini ifade eden Akalın, IŞİD’in insanlık tarihinde derin yaralar açan bir terör örgütü olduğuna dikkat çekti.

Türkmenlerden Ezidilere kadar tüm insanlığı hedef aldı

Konuşmasında IŞİD’in 2014 yılında Irak’ta özellikle Türkmenlerin yaşadığı bölgeleri işgal ederek büyük bir insani felakete yol açtığını hatırlatan Akalın, binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, yüz binlerce insanın yerinden edildiğini söyledi.

Telafer başta olmak üzere birçok Türkmen yerleşiminin ağır yıkıma uğradığını belirten Akalın, Irak Parlamentosunun IŞİD’in Iraklı Türkmenlere yönelik sistematik saldırılarını soykırım olarak tanımladığını, Birleşmiş Milletlerin de Türkmen kadın ve kız çocuklarının maruz bırakıldığı cinsel kölelik ve ağır insan hakları ihlallerini kayıt altına aldığını ifade etti.

Akalın, IŞİD’in yalnızca Türkmenleri değil Arapları, Kürtleri, Ezidileri, Süryanileri, Hristiyanları, Müslümanları ve farklı etnik ve dini toplulukları da hedef aldığını vurgulayarak, “Terör hiçbir milleti ayırmaz; insanlığı hedef alır.” dedi.

“IŞİD bitti demek gerçekçi değildir”

Birleşmiş Milletlerin son raporunda IŞİD’in Kuzeydoğu Suriye’de tehdit oluşturmaya devam ettiğinin açıkça ortaya konulduğunu belirten Akalın, örgütün Türkiye açısından da tehdit olmaya devam ettiğini söyledi.

Yaklaşık sekiz ay önce Yalova’da düzenlenen operasyonda IŞİD mensuplarının etkisiz hâle getirildiğini ancak operasyonda üç polis memurunun şehit olduğunu hatırlatan Akalın, bu olayın “IŞİD bitti” söyleminin gerçekçi olmadığını gösterdiğini ifade etti.

“Terör örgütleri istikrarsızlık ortamından besleniyor”

Terör örgütlerinin otorite boşluklarında, çatışma alanlarında ve istikrarsızlık ortamlarında yeniden örgütlenme kabiliyeti kazandığını söyleyen Akalın, bölgede faaliyet gösteren terör örgütlerinin küresel güç mücadelelerinde araç olarak kullanılabildiğini belirtti.

Terörle mücadelenin ayrım gözetmeden, insan onurunu esas alan ortak bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini ifade eden Akalın, “Terörün hiçbir gerekçesi, hiçbir meşruiyeti olamaz. Hangi isim altında ortaya çıkarsa çıksın, hangi ideolojiyi istismar ederse etsin, insanlığı hedef alan her terör örgütüne karşı ortak ve kararlı mücadele edilmelidir.” değerlendirmesinde bulundu.