MANKURT, OBLOMOV, KÖRLEŞME

Orta Asya efsanelerinde geçen, belleğini yitirmiş, öz benliğini ve kimliğini kaybetmiş, kendine verilen komutları sorgulamadan körü körüne yerine getiren bilinçsiz kölelere mankurt denir. Eski bir işkence yöntemidir. Esir alınan kişilerin saçları kazınır, kafalarına ıslak deve derisi gerilerek bağlanır ve güneş altında bırakılır. Kuruyup gerilen deri insanın kafasını mengene gibi sıkarak büyük acı verir ve kişinin hafızasını yitirmesine yol açar.

Cengiz Aytmatov’un unutulmaz eserlerinden‘Gün Olur Asra Bedel’ romanında anlatılan Nayman Ana Efsanesi’nde oğlu mankurt yapılan bir ananın hikayesi anlatılır. Ülkeyi işgal eden bir kavim esir aldığı kişileri ya satarmış ya da mankurt yaparmış. Nayman Ana’nın oğlu da esir düşmüş. Ana, oğlunu aramak için yollara düşmüş ve bulmuş da. Ona kim olduğunu anımsatmaya çalışmış günlerce. Mankurt oğlunun efendileri fark etmiş Nayman Ana’yı ve emir vermişler oğluna; öldür. Nayman Ana yine kendini anlatmak, oğlunu caydırmak için gelmişken mankurt oğlu saklandığı yerden çıkmış ve annesini kalbinden vurmuş.

Günümüzdeki anlamına gelirsek; kendi değerlerine yabancılaşma, köklerini, kültürünü ve toplumsal değerlerini unutan başka güçlerin ve ideolojilerin çıkarları doğrultusunda kendi halkına ve de ailesine bile yabancılaşan, ihanet eden kişiler için mecazi olarak kullanılır. Sürü psikolojisi, düşünme yetisini yitirmiş, otoriteye ve kitleleri yönlendiren iradeye hiçbir şeyi sorgulamadan boyun eğen insanın durumunu ifade eder.

İnsanlık tarihi derslerle doludur. Çağın yazarları, aydınları bu bilgileri bizlere anlatırlar ama ders çıkarıyor muyuz? Bugün mankurtlaştırma yoktur diyebilir miyiz? Sadece deve derisi işkencesi yoktur ama toplumu tümden mankurtlaştırma istediği hiç bitmedi.

Dünün mankurtları bugün hiçbir işkenceye maruz kalmadan Oblomov olarak karşımıza çıkmaktadır.İvan Gonçarov’un Oblomov romanı buna örnektir. Soylu bir aileden gelen Oblomov’un aşırı tembelliği, eylemsizliği ve hayatı sürekli ertelemesi mankurtlaştığının kanıtıdır. Romanın yazıldığı çağda Rus aristokrasisinin çöküşünü anlatan roman bugün tüm insanlığın çöküşünü de simgelemektedir. Dün işkence ile mankurt olan insan bugün bilim ve fennin kolaylaştırıcılığında düşünceyi körleştirmektedir.

Bugünün dünyasına baktığımızda yerelimizde, ülkemizde ve dünyada özgürleşme adına mücadele edenler vardır. Bunlar mankurt veya Oblomov olmayanlardır.

İçinde yaşadığımız dünyada egemenliği elinde tutan kapitalizm görünürde fiziki hiçbir işkence yapmadan hepimizi mankurt veya Dblomov yapma derdinde. Özgürleşmeyi, doğaya uygun yaşamayı engellemek adına her türlü çalışmayı yapmaktadır.

Yine kitaptan örneklersek; Nobel ödüllü yazar Jose Saramago’nun “Körlük” eseri uygun düşer. Trafikte beklerken aniden görme yetisini kaybeden bir adamda başlayan ve beyaz bir süt denizini andıran gizemli bir salgının tüm kente yayılmasını, bu kaos ortamında uygarlığın ve ahlaki değerlerin çöküşüdür körleşme.

Kıssadan hisseye bakınca insan denen canlı, kendi geleceğini kurgularken egemen olma kavgasını da yaşar. Bu kavgada maalesef az olan egemen; çok olan insanlığa yön verir. Çünkü yasama, yürütme, yargı ve basın-yayını elinde tutan egemen; süslü cümlelerle, demokrasi sözcükleriyle acı vermeden mankurt veya Oblomov olmamızı sağlayabilmektedir.

Çözüm; “Dörtnala gelip uzak Asya’dan, Anadolu’ya bir kısrak başı gibi uzanan ve bir halıya benzeyen bu memleket bizim…”diyen Nazım Hikmet’i anlayabilmektir.

Egemenlerin etkisinden kurtulup mankurt veya Oblomov olmadan, körleşme etkisine girmeden, yurttaş olarak sadece kendi gücümüzle örgütlenerek kapitalizmin egemenliğinden kurtulup insanlaşma adına mücadele edebilmemizdir. Nayman Ana’nın yaptığı gibi, güneş gökten alaz alaz od yağdırsa da tepede kor ateşli bir maltız gibi toprağı kızgın tandır haline getirse de insanlık mücadelesini sürdürmektir. Bu mücadeleyi geleceğe aktarabilmektir. Bu kavga insanlık kavgasıdır. Ki insan var olduğu sürece devam edecektir.

AÇIKLAMA

Yıl 2026, valilerimizin basın açıklamasını gazetelerden okuyoruz.
Sayın valilerimiz,“Macliste çıkan kanun uyarınca, sokak köpeklerinin ve kedilerinin % 60 ını topladık, çok yakında % 100, e ulaşacağız.” diyor.
Ülke çapında durum aynen böyle, Ezici meclis çoğunluğunun kararıyla yasalaşan “Sokak canlarını öldürerek ortadan kaldırma operasyonu hızla sürmekte, maalesef.
Ama biz Müslüman bir ülkeyiz ya, elimizde % 100′ ü doğru Kuran’ı Kerim de Yaratan’ımızın emirleri var ya…
Ondan referans almamız gerekimiyor mu?..
Rabbimiz, “Ölüdürme yetkisi tek bendedir” diye emretmiş. Ve de, “Bir canlıyı öldüreni, tüm canlıları öldürmüş sayarım” diye açık ayetleri var ya!
Bu nurlu emirlere göre, Milletvekillerinin, ve de valilerin,
“Biz Müslümanız, % 100 ü doğru Kuran’da ki Allah’ın emirlerine uyarız; öldürme hakkı TEK ALLAH’TADIR, kendimizde göremeyiz, başka çözümler araştırmalıyız!..”
Demeleri gerekmiyor muydu?..
Diyelim, ne milletvekilleri ne de valilerden böyle diyen çıkmadı.
Hani o sayınca 86 milyon çıkan halk nerede?..
Eğer onlarda da “TIK” yoksa demek ki HALKIN ÇOĞUNLUĞU DA, “ÖLDÜRMEYE RAZI, demek olmuyor mu bu durumda?..
Pekiyi de, “HANİ BİZ MÜSLÜMANDIK?..”

Kuran’a aykırı Müslümanlık mı olurmuş?..

Kuran’ı Kerim. Sure 5/Ayet 32:

İşte bu yüzdendir ki, İsrailoğullarına şöyle yazmıştık. Kim bir cana ve ya yeryüzünde bozgunculuk yapmaya karşılık olmaksızın bir cana kıyarsa, bütün canlıları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa, , bütün canlıları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmekteler.

(Sadece insanlar değil, tüm canlılar Allah’ın kullarıdır. Allah ayırım yapmaz.) Kuran.

Denizde hareketsiz bulundu, hastanede öldü!

Olgay GÜLER

Edirne’de Keşan ilçesine bağlı Erikli köyü sahilinde serinlenmek için girdiği denizde hareketsiz halde bulunan İlyas Oğuz (70), kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Olay, Salı günü akşam saatlerinde Erikli köyü sahilinde meydana geldi. Serinlemek için denize giren İlyas Oğuz, bir süre sonra suda hareketsiz kaldı. Durumu fark eden çevredekiler Oğuz’u kıyıya çıkarttı.

İhbar üzerine gelen ambulansla Keşan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan İlyas Oğuz, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen Oğuz’un cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Edirne Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Jandarmanın olayla ilgili incelemesi sürüyor.

 Yücel anısına lokma

Olgay GÜLER

Edirne’de 2004 yılında vefat eden vali Fahri Yücel anısına, vefatının 22’inci yıldönümünde, Edirne Belediyesi tarafından lokma dağıtıldı.

Kentte, görev yaptığı 2000-2004 yılları arasında halkın sevgisini kazanan, adı kentte bir ilkokula da verilen merhum vali Fahri Yücel, 22’inci ölüm yıldönümünde unutulmadı. Edirne Belediyesi tarafından, merhum vali Yücel anısına, Eski Camii önünde lokma dağıtıldı.

Lokma dağıtımına Edirne Belediye Başkan Yardımcıları Gökçe Onur Öktem ve Savaş Çerkez de katılırken, çok sayıda vatandaş ilgi gösterdi.

Burada konuşan Belediye Başkan Yardımcısı Öktem, merhum vali Fahri Yücel’i andıklarını söyleyerek, “2004 yılında vefat eden valimiz Fahri Yücel’i anmak için bugün buradayız. Kendisi Edirne’mize özellikle kültür ve eğitim alanında çok büyük katkıları olmuş bir valimizdi. Bugün 2000 vatandaşımıza hayır yapacağız, lokma dağıtacağız. Allah rahmet eylesin diliyorum” dedi.

Çeltikte ‘yağış’ bereketi!

Olgay GÜLER

Türkiye’nin çeltik ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ının karşılayan Edirne’de, kuraklık nedeniyle geçtiğimiz yıl toplam 460 bin dekara düşen çeltik ekimi, bu yılki yağışlarla birlikte 500 bin dekara çıktı.

Kentte, son 2 yıldır aşırı sıcaklar ve yağışsız hava nedeniyle yaşanan kuraklık, en çok çeltik üreticisini etkiledi. Çeltik sulamasında kullanılan Meriç ve Tunca nehirlerinde su kritik seviyeye düşerken, üreticiler ürünlerini dönüşümlü yöntemle suyla buluşturdu. Kentte bu yıl kış yağışlarıyla birlikte, ilkbaharda da yeterli yağış alınmasıyla nehirle ve barajların debileri artınca çeltik üreticisinin umutlandı. Mayıs ayında ekilen ürünler, çeltiğin anavatanı Edirne’de başak vermeye başladı.

‘BU YIL ÇOK GÜZEL BİR GÖRÜNTÜ VAR’

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, bu yıl bölgenin yeterli yağışlar aldığını belirterek, “Geçtiğimiz yıllara baktığımızda su mücadelesi gerçekten zorluydu. Bu yıl böyle bir mücadelemiz yok. Ekiliş döneminde aldığımız yağışlar hatta su taşkınlarından bir nebze ekilişlerimiz önceki yıllara baktığımızda biraz geç kaldı. Ama tabii bunların hepsi yapıldı. Otla mücadele yapıldı. İlacını, gübresini attı üreticilerimiz ve şu an başak çıkarma döneminde ürünlerimiz. Baktığımızda özellikle kart çeltikle mücadele için geçtiğimiz yıllarda çıkan provize çeşitlerinin ilacını attığınızda diğer çeltiklerin de otlarını öldürüyor. Bu çeşitlerden dolayı baktığımızda tarlalar tertemiz, ot yok. O yüzden bu yıl çok güzel bir görüntü var. İnşallah geçen son iki yılın zorlukların ardından güzel bir yıl gibi gözüküyor. Ürünlerin gelişimi güzel” dedi.

‘VERİMLE İLGİLİ KONUŞMAK İÇİN DAHA ERKEN’

Verim konusunda konuşmak için çok erken olduğunu belirten Arabacı, “Şu an; ‘Verim çok iyi olacak’ ya da; ‘Şu verimi alacağız’ demek için erken. Ekiliş döneminden bugüne kadar gelişimi güzel, ürünlerin görüntüsü güzel. İnşallah iyi bir sezon olacaktır. Yani çok ciddi emekler verildi, ciddi masraflar yapıldı. Biz diyoruz ki üreticilerimizin yaptığı emeğin karşılığını alabileceği güzel, bol bereketli bir yıl olur. İnşallah oluşacak fiyat politikası da üreticinin yaptığı emeğin karşılığını alacağı bir fiyat oluşur. Genel olarak baktığımızda gelişimi güzel. Allah hayırlısıyla üreticilerimizin ürününü toplamayı nasip etsin” diye konuştu.

‘BU YIL EKİLİŞ 500 BİN DEKARA ÇIKTI’

Üreticinin, kuraklık nedeniyle Edirne’de geçtiğimiz yıl ekiliş alanlarını azalttığını belirten Arabacı, “Şu an Edirne’de ekilişimiz yıllara göre 460 binle 530 bin dekar arasında değişiyor. Bu yıl da şu an 500 bin dekar civarı ekilişi var. Geçtiğimiz yıl bu 460 bin dekara kadar düşmüştü. Kuraklıktan, su yokluğundan kaynaklı bu sorun. Tabii bu kış döneminde aldığımız güzel yağışlar, hem baraj seviyelerimiz, hem nehir debilerimiz güzeldi. O yüzden üreticilerimiz de bir sıkıntı olmayacağını düşünerek ekilişini arttırdı. Yani önceki yıllarda ektiği yerleri tekrar ekti. Bu yıl da geçen yıla nazaran baktığımızda bir nebze artış var. Bu da aşağı yukarı 500 bin dekar civarı bölgemizde ekiliş var” şeklinde konuştu.

Meteoroloji’den fırtına uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü İstanbul Bölge Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi Perşembe günü beklenen Edirne’nin de dahil olduğu Marmara’nın kuzey ve doğusunda kuvvetli rüzgar ve fırtına konusunda uyarıda bulundu.

İstanbul Bölge Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi’nin yarın gece saat 24.00’e kadar sürmesi beklenen fırtına konusundaki uyarısı şöyle:

“Yapılan son değerlendirmelere göre; 13.08.2026 (Perşembe günü) Marmara’nın kuzey ve doğusunda beklenen rüzgarın, sabah saatlerinden itibaren İstanbul, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Bursa, Yalova, Kocaeli ve Sakarya çevrelerinde kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli rüzgar ve fırtına (50-70 km/saat, yer yer 80 km/saat) şeklinde esmesi beklendiğinden ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.”

Keşan’da su yüklemede yeni dönem

Keşan Belediyesi, dijital belediyecilik alanında Türkiye’ye örnek olacak önemli bir projeyi daha hayata geçirdi. Belediye hizmetlerinde teknolojiyi vatandaşın yaşamını kolaylaştıracak şekilde kullanmaya devam eden Keşan Belediyesi, mobil uygulama destekli LoRaWAN teknolojisiyle ön ödemeli su yükleme sistemini Türkiye’de ilk kez uygulamaya aldı.

Projenin hayata geçirilmesi öncesinde Keşan Belediyesi’nde, Keşan Belediye Başkanı Op. Dr. Mehmet Özcan’ın başkanlığında bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya E-City Soft yetkilileri ile Keşan Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Aytuğ Bayır da katıldı. Yapılan teknik değerlendirmelerin ardından sistem başarıyla devreye alınarak Türkiye’de ilk kez Keşan Belediyesi tarafından vatandaşların kullanımına sunuldu.

Belediyeye Gelmeden, Kart Taşımadan Su Yükleme

Yeni sistem sayesinde vatandaşlar, iPhone ve Android cihazlar için hazırlanan Keşan Belediyesi Mobil Uygulaması üzerinden su yükleme talimatlarını oluşturabilecek. Su kartına ihtiyaç duymadan, istenilen yerden ve istenilen zamanda güvenli şekilde yükleme işlemi gerçekleştirilebilecek.

Mobil uygulama üzerinden oluşturulan yükleme talimatı, kapsama alanı içerisinde bulunan sayaçlara kablosuz olarak iletilecek. Vatandaşlar, uygulamadaki “Bekleyen Talimatlar” bölümünde yer alan “Sayaca Aktar” butonunu kullanarak talimatlarını sayaçlarına gönderebilecek. Oluşturulan talimatlar en geç 24 saat içerisinde otomatik olarak su sayacına aktarılacak.

Yükleme işlemini beklemeden anında gerçekleştirmek isteyen vatandaşlar ise su sayaçlarının üzerindeki beyaz butona yaklaşık 5 saniye boyunca, uzun bip sesi duyulana kadar basılı tutarak talimatlarını anında sayaçlarına aktarabilecek.

Pilot Bölge Yeni Mahalle

Mobil uygulama destekli LoRaWAN sistemi ilk etapta Yeni Mahalle’de pilot uygulama olarak hizmet vermeye başladı. Keşan Belediyesi, kapsama alanını kısa süre içerisinde genişleterek sistemi ilçe genelinde tüm vatandaşların kullanımına sunmayı hedefliyor.

Teknolojiyi belediyecilik hizmetlerine entegre eden Keşan Belediyesi, bu yenilikçi uygulamayla vatandaşların su yükleme işlemlerini daha hızlı, daha güvenli ve daha erişilebilir hale getirirken, Türkiye’de bir ilke imza atarak akıllı belediyecilik alanında öncü olmaya devam ediyor.

Bakan Çiftçi, Bulgaristan’da

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Bulgaristan ziyaretinde İçişleri Bakanı İvan Demerdzhiev ile iki ülke arasındaki sınır güvenliği başta olmak üzere, sınır aşan suçlar, düzensiz göç, insan kaçakçılığı ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele konuları ele alındı.

Bulgaristan İçişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan açıklamaya göre görüşmede, Bulgaristan’da yolsuzluk suçlarından elde edildiği belirtilen ve Türkiye ile diğer ülkelere çıkarılan önemli miktardaki sermaye de gündeme geldi.

Demerdzhiev, Türkiye’den bu konuda destek istediklerini belirterek, söz konusu suçlarla bağlantılı varlıkların tespit edilmesi ve Bulgaristan’a geri kazandırılması konusunda Türk tarafının işbirliği yapacağı yönünde güvence aldıklarını ifade etti.

İki ülkenin profesyonel birimleri arasındaki görüşmelerin devam edeceğini belirten Demerdzhiev, sınır aşan suçlar, düzensiz göç, insan ticareti ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelenin ortak öncelikler olduğunu söyledi.

“Sınır köprü olmalı”

Görüşmelerde Türkiye-Bulgaristan sınırının Avrupa Birliği’nin en uzun kara sınırı olduğuna dikkat çeken Demerdzhiev, sınırın güvenli olması gerektiğini ancak iki halk arasında “engel değil, köprü” olması gerektiğini vurguladı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede işbirliğinin önemine dikkat çekerek, Bulgaristan İçişleri Bakanlığı’nın bu alandaki desteğine büyük önem verdiklerini belirtti.

Düzensiz göçle mücadelede de iki ülkenin işbirliğinin sonuç verdiği ifade edildi. Çiftçi, Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan arasındaki üçlü mekanizmanın başarısına dikkat çekerek, göç baskısında önemli ölçüde düşüş yaşandığını kaydetti.

Bulgaristan tarafı, Türkiye’nin düzensiz göçle mücadeledeki çabalarının Avrupa Birliği ve Avrupa Komisyonu tarafından da takdir edildiğini belirtti.

Görüşmelerde ayrıca Balkanlar ve Karadeniz bölgesinin güvenliği ele alınırken, ziyaret kapsamında Bulgaristan İçişleri Bakanlığı Akademisi ile Türkiye Ulusal Polis Akademisi arasında işbirliği memorandumu imzalandı.

Belediyeden öğrenciye destek!

Edirne Belediyesi, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde sosyal belediyecilik anlayışıyla ailelerin ve öğrencilerin yanında olmaya devam ediyor. Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’ın talimatlarıyla başlatılan proje ile geçen yıl olduğu gibi bu yılda ihtiyaç sahibi ailelere yönelik “Okul Kıyafeti ve Kırtasiye Malzemesi Nakdi Desteği” sağlanacak.
Geleceğimizin teminatı olan çocukların eğitim hayatlarına eşit bir başlangıç yapmalarını hedefleyen Edirne Belediyesi, bu nakdi yardımla ailelerin okul masraflarını hafifletmeyi amaçlayan “Okul Kıyafeti ve Kırtasiye Malzemesi Nakdi Desteği” için başvurular başlıyor.
Eğitim desteğinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, başvurularını 17 – 21 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirebilecekler. Başvurular şahsen; Edirne Belediyesi Muhtarlık İşleri Müdürlüğü Sosyal Yardımlar ve Hizmetler Birimi’ne yapılacak.
BAŞVURU İÇİN GEREKLİ BELGELER
Destekten faydalanmak isteyen ailelerin başvuru esnasında aşağıdaki belgeleri eksiksiz olarak teslim etmesi gerekmektedir:
Dilekçe
Taahhütname: Hanede yaşayan 18 yaş üstü bireylerin imzalarının bulunduğu taahhütname.
Kimlik Fotokopisi: Başvuru sahibi ebeveyne ait kimlik fotokopisi.
Öğrenci Belgesi: E-devlet ya da e-okul üzerinden temin edilen güncel öğrenci belgesi.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan’dan projeyle ilgili yaptığı açıklamada “Yarının umudu olan çocuklarımızın eğitim yolculuğunda her zaman yanlarındayız. Ailelerimizin omuzlarındaki yükü biraz olsun hafifletmek ve evlatlarımızın sıralarına eksiksiz, mutlu bir şekilde oturmalarını sağlamak amacıyla nakdi destek programımızı yeniden başlatıyoruz. Tüm öğrencilerimize şimdiden başarılı bir eğitim yılı diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Yeni Parti’den ‘Oy’ açıklaması

Yeni Parti Edirne İl Başkanlığı, TBMM’de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin oylamasında partilerinin tutumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Açıklamada, “Ne kabul oyu kullanan milletvekillerimiz yaşanan hukuksuzlukları görmezden gelmektedir ne de ret oyu kullanan milletvekillerimiz terörün sona ermesine ve toplumsal barışa karşıdır” denildi.


Ak Parti, MHP, DEM Parti, CHP, HÜDA-PAR ve bazı Yeni Yol milletvekillerinin imza verdiği teklif 467 oyla mecliste kabul edilirken, Yeni Parti oylamadaki tutumuyla en çok eleştirilen parti oldu. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, kanunu görüşmeleri sırasında takınacakları tutumu gerekçeleriyle açıklarken, özellikle sosyal medyada oylamada neden ‘hayır’ denmediği tartışılıyor.


İL BAŞKANLIĞINDAN AÇIKLAMA
Yeni Parti Edirne İl Başkanlığı da sosyal medya hesaplarından partilerinin tutumuna ilişkin açıklama paylaştı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:


TBMM’deki açık oylamanın sonucu nettir.*
Yeni Parti milletvekillerinden 54’ü ret, 35’i kabul oyu kullanmış; 2 milletvekili oylamaya katılmamıştır.
Meclis’te kullanılan toplam 87 ret oyunun 54’ü Yeni Parti milletvekillerinden gelmiştir.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, kabul oyunun siyasi sorumluluğunu ve gerekçelerini açıkça ortaya koymuş; milletvekillerimiz de temsil ettikleri toplumsal kesimlerin hassasiyetlerini Meclis iradesine yansıtmıştır.


Ne kabul oyu kullanan milletvekillerimiz yaşanan hukuksuzlukları görmezden gelmektedir ne de ret oyu kullanan milletvekillerimiz terörün sona ermesine ve toplumsal barışa karşıdır.
Türkiye’nin birliği, Cumhuriyetimizin temel değerleri, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve millet iradesi ortak çizgimizdir.
Farklı oylar, ortak ilkeler.
Duruşumuz net, çizgimiz ortaktır.