Erikli’ye çöp ihaneti!

Bülent AYAN

Saros Körfezi’nin en çok tercih edilen tatil noktalarından Erikli Sahili, yaz sezonunun en yoğun günlerinde çevre kirliliğiyle gündeme geldi. Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarda sahilde oluşan çöp yığınları ile denize ulaşan dere yatağındaki plastik ve evsel atıklar dikkat çekti.

Kumsalda biriken yüzlerce poşet, plastik şişe ve evsel atık ile dere yatağına bırakılan çöpler, bölgenin doğal güzelliğini gölgeledi. Görüntüler kısa sürede çok sayıda yorum alırken, vatandaşlar Erikli’nin geçmiş yıllara göre hiç olmadığı kadar kirlendiğini dile getirdi.

VATANDAŞLARDAN ORTAK ÇAĞRI

Paylaşıma yapılan yorumlarda özellikle; çöp konteynerlerinin yetersiz olduğu, duş ve tuvalet ihtiyacının karşılanması gerektiği, zabıta denetimlerinin artırılması, çevreyi kirletenlere caydırıcı para cezası uygulanması, sahillerde sürekli kontrol yapılması yönünde talepler öne çıktı.

Birçok vatandaş ise “Güzelim Erikli bu görüntüleri hak etmiyor”, “Her geçen yıl daha kötü oluyor”, “Doğa cennetine kıymayın” ifadeleriyle yaşanan kirliliğe tepki gösterdi.

TURİZME GÖLGE DÜŞÜRÜYOR

Türkiye’nin en temiz denizlerinden biri olarak gösterilen Saros Körfezi’ndeki bu görüntülerin, hem çevre sağlığı hem de bölge turizmi açısından endişe verici olduğu belirtilirken, vatandaşlar yetkililerin kalıcı önlemler almasını istedi.

YORUMLAR:

Fotoğrafları Facebook’ta Saros’un Erikli Sahili isimli grubun sayfasında paylaşan Cemal Meşeli’nin  herhangi bir yorumda bulunmadığı görülüyor. Zaten “Sorumsuzluk ancak bu kadar olur” dedirten fotoğraflar her şeyi anlatıyor. Paylaşımına yapılan yorumlar şöyle:

Necmi S.: Yönetimler görmüyorlar mı? Erikli hiç bir dönemde bu yıl olduğu kadar çevreyi işgal ve çöp bakımından bu kadar taciz edilmemiştir. Günlük gelenler ve çadırla gelenler için yer göstermek ve ihtiyaçlarını gidermek için duş ve tuvalet gerekli .Ama hepsinden öte denetim ve ayakbastı bedeli şart. Yaptırım ücret mi olur? Cezai müeyyide mi olur ? Bilemem. Ama pislik ve rezillik devam ediyor. Site önlerinde donlarını değiştirenler. Pisliklerini bırakıp ardına bakmadan gelip gidenler.

Ömür Ç.: Güzelleştirme Derneği zamanındaki günlerimizi arar olduk. Bu sene gerçekten her yer berbat.

Yaşar C.: Danişmenttepe’deki ormanlık alan da bundan farklı değil. Yiyip içip çöpleri bırakıp gidiyorlar.

Mualla A:: Bir ay önce tertemizdi Erikli. Ne hale getirdiler güzelim Erikliyi.

Hediye K.: Etrafı kirletip kapısının önünü temizlemiyorsa evinde de öyledir. Boşuna uğraşmayın pis insan pistir.

İbrahim E.: Yazlık fiyatlarını sorsan 6-7 milyon derler. Al sonra da çöplükte yazlığım var de…

Birsen K.: Bu ne pislik ya güzelim Erikli’nin içine etmişler.

Müjgan.: Yazık oluyor Erikli ye, Mecidiye ye. En güzel deniz ve kumuna sahip sahiller pisliğe yenik mi düşecek?Temizlik kampanyaları düzenleyelim .Bekli biraz farkındalık yaratabiliriz.

Bahar E.: Ya nerede belediye uyuyor mu? Nedir bu pislik? Millet veba olacak. Aldıkları paralar haram olsun. Esefle kınıyorum, yazıklar olsun.

Turgut M.: Keşan Belediyesi bu yazlık yerlerde bir iki tane sivil zabıta memuru devamlı dolaşacak çöp atanı gördü mü fotoğraflayıp cezayı basacak. Sahil kenarlarına dev bilbordlarda çöpleri atana şu kadar ceza yazılı pankartlar olması zaruridir. Yoksa bu çöpleri görmeye daha çok devam ederiz.

Joyful L. 623:  Allah’tan sezon kısa, yoksa.

Ayşe G.: Çöp konteynerleri yok muymuş?

Nilgün T.: Hiç bu kadar pis olmamıştı, yazık.

Güler K.D.: Belediye çalışıyor.

Gülseren A.: Aman Allahım çöplere bak.

Nursen A.: Her geçen yıl daha berbat oluyor. Maalesef her yer çöp mikrop yuvası.

TC Mustafa Z.: Bu yerin tam karşısında bildiğim kadarıyla Mecidiye Köyü Derneği var. Ne işe yarıyor? Bilmediğimden soruyorum, bilen var mı?

Fatma G.: Doğa cennetine nasıl kıyarsınız?

Ayşe G.Ç: Başka çaresi yok zabıta beyler gezecek cezaları pis bırakana yazacak, peşin ödemeli.

Cem U.: Her sene aynı, üzmeyin canınızı.

Sınırda ‘sıla’ mesaisi!

Olgay GÜLER

Avrupa’da yaşadıkları ülkelerden, tatillerini geçirmek üzere Türkiye’ye yola çıkan gurbetçilerin, Edirne’deki sınır kapılarından yurda girişleri sürüyor.

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan gurbetçilerin, tatillerini geçirmek üzere Türkiye’ye doğru çıktıkları yolda genel olarak tercih ettikleri Edirne’deki sınır kapılarından yurda girişleri devam ediyor. Bulgaristan’a açılan Kapıkule ve Hamzabeyli ile Yunanistan’a açılan Pazarkule ve İpsala sınır kapılarında zaman zaman yoğunluk oluşuyor.

Anavatan hasretiyle Avrupa’nın farklı ülkelerinden yola çıkan gurbetçilerin en yoğun kullandığı Kapıkule Sınır Kapısı’nda 22 Haziran’dan 15 Temmuz’a kadar 12 bin 37 araçla 1 milyon 130 bin yolcu girişi oldu. Sınır kapısından günlük ortalama 47 bin 116 yolcu giriş yaptı.

‘ANAVATANA VARMAK ÇOK GÜZEL’

Hollanda’dan gelip Aksaray’a giden Sadullah Kılıç, Türkiye’ye ulaşmanın çok güzel bir duygu olduğunu söyleyerek, “Yollar çok kalabalıktı ama çok şükür sağ salim geldik. Anavatana varmak çok güzel bir duygu. Sonuçta burası bizim memleketimiz. Tatilimizi yapıp geri dönüş yapacağız. Aksaray’a gideceğiz ailemizi görmeye, sonrasında biraz deniz kenarına gideceğiz” dedi.

‘İLK KEZ BU KADAR KALABALIK OLDU’

Belçika’dan gelip Trabzon’a giden Hakan Gün, yurtdışında Türkiye’yi her zaman özlediklerini belirterek, “Yoğundu yollar, çok kalabalıktı. Her sene geliyorum, ilk kez bu kadar kalabalık oldu. 36 saatte geldiğim yolu bu yıl 48 saatte geldim. Tatil planımız bu sene yoğun. Hem Trabzon’a, hem Kocaeli’ye gideceğiz. 3 hafta kalacağız kısmetse. Memleketimizi gerçekten çok özlüyoruz. Ama yapacak bir şey yok, geçim dünyası” diye konuştu.

‘TÜRKİYE ÇOK DAHA GÜZEL’

Ailesiyle Belçika’dan gelen Ecrin Gün ise “Yolculuk çok güzeldi, 2 gün sürdü. Bu yıl Almanya çok kalabalıktı. Çok şükür Türkiye’ye ulaştık. Memlekete gideceğiz. Önce İzmit’e, ardından memleketimiz Trabzon’a gideceğiz” ifadelerini kullandı.

Ebrar Gün de (8) “Yolculuk çok güzeldi, Türkiye’yi çok özledim. Türkiye çok daha güzel. Tatilde kuzenimle oynayacağım, onu çok özledim” dedi.

Üreticinin samanı tarlada bekliyor!

Olgay GÜLER

CHP Edirne önceki dönem milletvekili Okan Gaytancıoğlu, son yıllardaki saman ve canlı hayvan ithalatı nedeniyle, üreticinin buğdaydan hasadından sonra elde ettiği samanların tarlasında kalmaya başladığını söyledi.

CHP’li Gaytancıoğlu, buğday hasadında sona gelinen Trakya’da, her yıl yapılan balya mesaisinin bu yıl azaldığını söyledi. Son yıllardaki canlı hayvan ithalatı nedeniyle, yerli hayvan varlığının azaldığına dikkat çeken Gaytancıoğlu, saman ithalatıyla üreticinin daha da mağdur olduğuna vurgu yaptı. Bölgede, birçok alanda samanların tarlada kaldığını kaydeden Gaytancıoğlu, üreticinin buradan elde edeceği gelirin de azaldığını belirtti.

‘SAMANLAR KALDI’

Bölgede, buğday hasadında sona gelindiğini söyleyen Gaytancıoğlu, “Temmuz ayının ortalarını da geçtik. Buğday hasadı bitti çoğu yerde ama samanlar kaldı. Eskiden şöyle olurdu. Yani eskiden dediğim bundan 3-4 yıl öncesine kadar tarlanın başında biçerdöver girerdi, kamyon da dışarıda beklerdi. Bir yandan balya makinası çalışırdı. Neden? Hayvanlar için bu bir saman kaynağı, yem kaynağıydı. Nasıl ki Türkiye saman ithalatı yaptı? Türkiye gibi bir tarım ülkesine çok yazık oldu bu. Sonrasında da hayvan ithalatı yapmaya başladı; Arjantin’den, Uruguay’dan, Brezilya’dan. Hayvancılığı destekleyin dedik. Özellikle süt hayvancılığını destekleyin dedik. Ama onlar yanlış anladı. Onlar anlamışlar ki; Arjantin’in hayvancılığını destekleyelim, Uruguay’ın hayvancılığını destekleyelim. Yılda bir milyar dolar onlara verelim. Macaristan’dan, Sırbistan’dan hayvan getirelim, kırmızı et getirelim” diye konuştu.

‘AYNI ŞEKİLDE BİR ÇOK TARLA VAR’

Üreticinin balyadan elde ettiği gelirin de düştüğünü dile getiren Gaytancıoğlu, “Üreticinin buğdaydan sonra elde ettiği birazcık balya geliri vardı. O da artık toplanmıyor. Birçok tarla var böyle. Etrafımızda otlar bekliyor. Neyi bekliyor? Balya makinasını. Ama buradan sesleniyorum; eskiden dediğim gibi bu balyalar hemen hasatla birlikte kamyona yüklenirdi. İzmir’e, Söke’ye, Balıkesir’e Türkiye’nin her yerine Trakya’da kullanılırdı, artık yok” şeklinde konuştu.

Damla Gönüllülük Hareketi Edirne’de devam

Gençlik ve Spor Bakanlığı Eğitim Araştırma ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü Gönüllülük Çalışmaları Daire Başkanlığı tarafından yürütülen Damla Gönüllülük Hareketi kapsamında gençler Edirne’deki programlarının üçüncü gününde de yoğun ve anlamlı anlar yaşadı.

Damla Gönüllülük Hareketi kapsamında gençler programın üçüncü gününe Fatih Sultan Mehmet Kur’an Kursu’nu ziyaret ederek başladı. Gerçekleştirilen ziyarette kursiyerlerle bir araya gelen gönüllülerimiz, samimi sohbetler eşliğinde gönül köprüleri kurarak anlamlı anlar yaşadı.

Programın devamında Edirne Huzurevi’ni ziyaret eden gönüllülerimiz, büyüklerimizle vakit geçirerek onların hayat tecrübelerini dinledi ve sıcak sohbetlerle kuşaklar arası dayanışmanın güzel bir örneğini sergiledi.

Ardından Mimar Sinan Genç Ofis’te düzenlenen çanta boyama etkinliğine katılan gönüllülerimiz, el emeğiyle hazırladıkları birbirinden renkli çalışmalarla hem üretmenin hem de birlikte vakit geçirmenin keyfini yaşadı.

Günün ilerleyen saatlerinde Millet Bahçesi’nde düzenlenen Çocuk Şenliği’ne katılan gönüllüler, çocuklarla birbirinden eğlenceli oyunlar oynayıp çeşitli etkinlikler gerçekleştirerek onların mutluluğuna ortak oldu.

Program, Edirne’nin manevi değerlerinden Hasan Sezai Hazretleri Türbesi’nin ziyaretiyle sona erdi. Gönüllüler, şehrin tarihi ve kültürel mirasını yakından tanıma fırsatı bulurken, birlik, beraberlik ve gönüllülük ruhunu güçlendiren anlamlı bir günü daha geride bıraktı.

Orman yangınlarına dikkat!

Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu, yaz aylarının gelmesi ve hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte artan orman yangını riskine karşı vatandaşları dikkatli ve duyarlı olmaya çağırdı.

Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte orman yangını riskinin de arttığına dikkat çeken Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Orman yangınlarının büyük bir bölümünün insan kaynaklı ihmallerden meydana geldiğini belirten Cankaloğlu, özellikle piknik ve mesire alanlarında dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.

Cankaloğlu, “Bir anlık dikkatsizlik, yıllar boyunca büyüyen ormanlarımızı yok edebilir. Söndürülmeden bırakılan mangallar, izmaritlerin doğaya atılması ve cam atıkların ormanlık alanlarda bırakılması büyük tehlike oluşturmaktadır” dedi.

“ORMANLARIMIZ GELECEĞİMİZİN EMANETİDİR”

Ormanların yalnızca bugünümüzün değil, gelecek nesillerin de emaneti olduğunu vurgulayan Alpaslan Cankaloğlu, vatandaşların yangın riskine karşı daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Cankaloğlu, “Yangın riskinin yüksek olduğu dönemlerde ormanlık alanlarda ateş yakılmamalı, en küçük duman veya yangın belirtisinde vakit kaybetmeden yetkililere haber verilmelidir. Unutulmamalıdır ki yangın çıktıktan sonra müdahale etmek kadar, yangının çıkmasını önlemek de büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

“YEŞİL VATANIMIZI HEP BİRLİKTE KORUMALIYIZ”

Yangınlarla mücadele eden orman teşkilatı, itfaiye ekipleri, arama kurtarma ekipleri ve gönüllülere teşekkür eden Cankaloğlu, yeşil vatanın korunmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.

Alpaslan Cankaloğlu, “Gelecek nesillere daha yeşil, daha temiz ve yaşanabilir bir Türkiye bırakmak için hep birlikte duyarlı olmalıyız. Ormanlarımızı korumak sadece kurumların değil, her bir vatandaşımızın sorumluluğudur” dedi.

Aras’a Vali Sezer’den bisiklet

Edirne Valisi Yunus Sezer, “Keşan tertemiz olana kadar her gün çöp topluyorum” diyerek çevre bilincine dikkat çeken Edirneli Aras İpsalalı ile bir araya geldi.

Aras’ın sergilediği duyarlı davranışın yalnızca çevreyi temizlemekle kalmadığını, aynı zamanda arkadaşlarına ve tüm topluma örnek olduğunu vurgulayan Vali Yunus Sezer, bu anlamlı farkındalık için Aras’a ve ailesine teşekkür etti.

Çevreye gösterdiği duyarlılığı ve örnek davranışı dolayısıyla Aras İpsalalı’na bisiklet hediye eden Vali Yunus Sezer, temiz bir çevrenin ancak herkesin ortak sorumluluk bilinciyle mümkün olacağını ifade etti.

Edirne Valiliği’nin sosyal medya hesabından gerçekleştirilen paylaşımda, “Aras’ın örnek davranışının daha temiz, daha yaşanabilir bir çevre için herkese ilham olmasını diliyoruz” ifadelerine yer verildi.

ANALİG Badminton heyecanı sona erdi

Edirne’nin ev sahipliğinde düzenlenen Anadolu Yıldızlar Ligi (ANALİG) Badminton Grup Müsabakaları, üç gün süren heyecan dolu karşılaşmaların ardından sona erdi.

Marmara Bölgesi’nden 10 ilin katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda, kızlar ve erkekler kategorilerinde mücadele eden sporcular bir üst tura yükselebilmek için kıyasıya mücadele etti. Müsabakaların tamamlanmasının ardından dereceye giren takımlar ve bir üst tura yükselen ekipler belli oldu.

Kızlar kategorisinde Tekirdağ birinci, İstanbul Anadolu ikinci, İstanbul Avrupa üçüncü ve Balıkesir dördüncü olarak bir üst tura yükselme başarısı gösterdi.

Erkekler kategorisinde ise İstanbul Anadolu birinciliği elde ederken, Bursa ikinci, İstanbul Avrupa üçüncü ve Kocaeli dördüncü sırada yer alarak bir üst tura yükselmeye hak kazandı.

Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, organizasyona ilişkin paylaşımında, “Derece elde eden takımlara ödülleri düzenlenen törenle takdim edilirken, organizasyona katılan tüm sporcuları ve antrenörlerini tebrik ediyor, bir üst tura yükselen takımlara başarılar diliyoruz” ifadelerine yer verdi..

Musibet ve nasihat… (1)

CHP’de yaşananlar, yıllardır ciddiye alınmayan, ihmal edilen yapısal sorunların büyüyerek yarattığı tsunami dalgalarıdır.

Peki, nedir temel sorun?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik/saydam/dürüst yönetilmemesidir. Oligarşik yani bir zümrenin yönetimi; genel merkezi ele geçirme, elde tutma odaklı parti içi iktidar mücadeleleridir.

Geçmişte hizipler arası çekişmelerde her şeye rağmen bir geçirgenlik vardı. Hizip başları genel merkez yönetiminde koalisyona açıktı.

Parti içi iktidar mücadelesi keskinleşip çıkmaza girildiğinde “Abi formülü” devreye girerdi. Hikmet Çetin arabuluculuk görevine çağrılır, baltalar toprağa gömülürdü ilk fırsatta tekrar çıkarılmak üzere…

CHP’nin 1980 darbe sürecinde kapatılmasının ardından devreye giren Halkçı Parti/SODEP birleşmesinden doğan SHP’nin uzun yıllar genel başkanı Erdal İnönü de çok rahatsızdı bu hizip başlarından ve siyaseti bırakmasında etken olduğu söylenir.

Hizip başları ile yemekli bir uzlaşma arayışı toplantısında Erdal İnönü, garsonun “ne yiyeceksiniz” sorusuna “birbirimizi yiyeceğiz” cevabı durumun özetini veren bir hikâyeciktir.

CHP’deki hizipçiliğin olumluymuş gibi sunulmasına da sıkça tanık olmuşsunuzdur.

Sosyal demokrat partilerde fikir kanatlarının varlığına dayalı böylesi iddiaların gerçekle bağı yok denecek kadar azdır. Esas olan genel merkezi ele geçirmek ve elde tutmaktır.

CHP’de önde giden hizip başı rahmetli Deniz Baykal’dı.

Murat Karayalçın, Ertuğrul Günay, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, rahmetli Hasan Fehmi Güneş diğer hatırı sayılır hizip başlarıydı.

CHP’nin Deniz Baykal yönetiminde 1999 yılında 8,7 oy oranıyla baraj altında kalmasının sebepleri muhtelif olmakla birlikte hizipçiliğin partiye verdiği zarar da göz ardı edilmemeli.

Nitekim CHP’deki 1999 hezimetinin baş sorumlusu Deniz Baykal’ın suların durulmasını beklemek üzere evine çekilerek merkez yönetimi Altan Öymen ve Tarhan Erdem’e emanet ettikten kısa bir süre sonra mührü Altan Öymen’den geri alarak tekrar partinin başına geçtiğinde ilk söylediği şu sözler kök sorunun açık ifadesidir: “Kavgalı eve kız verilmez…”

Sonrasında diğer hizip başları çil yavrusu gibi dağılmışlardır

Murat Karayalçın ikinci SHP’yi kurmuş, gençlik kolları yıllarında parlak çocuk muamelesi gören Ertuğrul Günay, şürekâsıyla birlikte AKP’ye geçmiştir.

CHP’nin temsil ettiği değerlere yaslanan, kendisine sol kanat etiketini de layık gören Günay hizbi, AKP çatısı altında ülkeye demokrasi getirme mücadelesine soyunduğunu söyleyecek kadar ileri gitmekte sakınca görmemiştir.

Katıldığı televizyon programlarında sunucunun konuyu fazla deşmemesi için “kırılırım” diyerek duygusallaşan Günay’a çok tanık olduk. Böylesi ‘kırıtmalar’ sayesinde AKP’deki siyasi kariyerinde hızla yükselmiş ve bakanlık koltuğuna arkasını yaslama şerefine de nail olmuştur.

Ne hazindir ki Günay’ın ülkeye demokrasi getirme mücadelesi uzun sürmemiş, AKP’de kullanılıp atılan eşkaller sokağında kendini bulmuştur.

İki dönem AKP’den milletvekili yapılan Günay’ın yol arkadaşlarından CHP Edirne örgütünün pek solcu Erdal Kalkan abisini anmadan geçmeyelim.

Geçmeyelim çünkü CHP’deki yapısal sorunların anlaşılmasında bu figürlerin tutum ve davranışları billur bir zemin sunmaktadır. Yararlanmak lazım!

Evet, geçmişten çıkaracağımız ana sonuç şudur: yıllardır görmezden gelinen, ihmal edilen  genel merkezi ele geçirme odaklı yapısal sorun, oligarşik parti yönetim tarzı -günümüz koşullarının da etkisiyle-  bugün CHP’nin ‘karpuz gibi’ ikiye bölünmesine zemin oluşturmuştur.

Yapısal sorunları elbette etraflı ele alacağız.  Bu köşenin külliyatı buna müsait.

Güncel olana girelim önce…

Kemal efendinin tekrar CHP’nin başına getirilmesinin yarattığı infial ortada.

Toplumsal muhalefetin dinamosu konumuna gelmiş CHP’yi örseleme projesinin taşıyıcısı konumundaki Kemal Bey ve saz arkadaşlarına itibar edenlerin, koltuğunu kaybetmiş eski genel merkez muktedirleri ve yerel örgütlerdeki yanaşmaları olduğu apaçık.

‘Proje Kemal’in söyledikleriyle CHP üyesinin aklıyla alay eden yönetim tarzından açıkça hakaret eden aşamaya geldiği görülüyor.

Bu da kahir ekseriyet Cumhuriyet Halk Partililer, bu iktidardan kurtulmak isteyen vatandaşlar nezdinde -sosyal medya paylaşımlarından gördüğümüz kadarıyla- Özgür Özel genel başkanlığındaki CHP’nin önünün kesilmesinde taşıyıcı aktör, inandırıcılığını çoktan yitirmiş ‘proje Kemal’i nefret objesine dönüştürmüş durumda.

Öyle böyle değil, yıllarca ‘dürüst siyasetçi’ muamelesi gören ama artık kitleleri aldatmakta mahir bir siyasi kukla muamelesine maruz kalan Kemal Bey’e sosyal medyadaki ‘iltifatlar’ dudak uçuklatan cinsten. Kantarın topuzu kaçmış vaziyette: sert eleştirilerden, alay ve ironiden,  galiz sözlerden geçilmiyor.

CHP’nin başına getirilmesiyle kendine misyon biçtiği ‘arınma mavrası’ yok mu vallahi KK’nın baş yapıtı sayılmalı. Sülün Osman bile bu kadarını akıl edemezdi.               

Bu yazı dizisi geçmişe dönük bir perspektif de sunacak. Retrospektif niteliği sorunların kaynağının doğru kavranmasında yardım edecektir kanaatimizce.

Şu görevli KK’nın temel dayanağı ‘arınma mavrası’ hakkında geçmişe bir bakalım,  13 sene önce, Nisan 2013’te yazılmış “CHP nereye-1” başlıklı yazımızdan yararlanalım…       

//… “ CHP’nin önergesiyle 4’üncü yargı paketinde “ihaleye fesat karıştırmanın” 5 yıldan 12 yıla kadar olan cezası 3 yıldan 7 yıla indirilecek. İhalede kamu zararı doğmadıysa ceza 1 yıldan 3yıla kadar olacak (Hürriyet, 29 Mart 2013).”

Haydi buyurun bakalım; AKP’yi en çok yolsuzluk konusunda eleştiren, siyasi etik değerlerin yasalaşması için kanun teklifi veren CHP, dördüncü yargı paketine böyle bir öneri sokuyor. CHP’nin sekiz tutuklu vekilin tahliyesini sağlayacak önergesi ile Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılmasına ilişkin önergeleri reddediliyor ama “ihaleye fesat karıştırmanın” cezasının düşürülmesini sağlayan önerge AKP ve CHP’li milletvekillerin oylarıyla hemen kabul ediliyor.

Dahası var. Önerge sahiplerinden CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan,  düzenlemeden AKP’den BDP’ye kadar tüm partilerin belediye başkanlarının yararlanacağını belirtmiş ama haberde AKP’li bir belediyenin dahi ismi geçmiyor. Düzenlemeden yararlanacaklar arasında MHP’den sadece Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç’ın ismi geçerken, CHP’li üç belediyeye değinilmiş.

Nasıl mı?  Şöyle: “Düzenlemeden koşulları uyması halinde soruşturma yürütülen CHP’nin İzmir Belediyesi, Edirne Belediyesi ve su dağıttığı için dava açılan İzmir Dikili Belediyesi’nde ihaleye fesat karıştırma suçlamasına muhatap olanların yararlanacağı öğrenildi (Akşam.com.tr).

Tamam, bir an için suç ve ceza dengesinde adaletin sağlanması gerektiğini düşünelim.  “İhaleye fesat karıştırmanın” cezasının yüksek olduğunu kabul edelim.

Ama bu konuda düzenleme yapılması için öne çıkmak neden CHP’ye düşer?

Hem de bir ‘son dakika’ hamlesiyle.

Ataşehir Belediyesi Yeni Hizmet Binası açılış töreninde konuşan Sayın Kılıçdaroğlu bakın nasıl bir tespitte bulunmuş: “Yolsuzluk görmek istiyorsanız gidin AKP’li belediyelere, hizmet görmek istiyorsanız gelin CHP’li belediyelere (kanalahaber.com, 30 Mart 2013) .”

Mademki AKP’li belediyelere ilişkin CHP’nin böyle bir saptaması var, önemli bir yolsuzluk olan “ihaleye fesat karıştırma” suçunda ceza indirimi için neden önerge verir?

Üstelik siyasi etik kanunu teklifini veren bir parti olarak.//

Yıllarca dürüst siyasetçi muamelesi gören  ‘Proje Kemal’in toplumu nasıl aldattığı anlaşılmış görünse de mevzu derin ve kapsamlı; çıkarılacak çok ders var.

SORGULAYIP BAKALIM

“Bilim” demek, araştırıp, sorgulayıp, ispatı bulmak demek!..
Pekiyi de, Tarihin, sorgulanıp, ipatlanması ve gerçeklerin insanlara ders olmasını “KİM” istemez?..
Tarhin, faydalı ve de zararlı örneklerinin NEDEN ve NİÇİNLERİNİ İSPATLI öğrenmeyip, gelecek nesillerin de tekrar aynı hatalara düşmesini “KİM” ister?..
Tarihi olayları ganimat savaşları ve sığ tarihsel olaylar zinciri diye tahrif ederek, SORGULANMADAN, EZBERE ÖĞRETİLMESİ, “KİMLERİN” işine gelir?..
Tarihi olayları, yer ve zaman tarihi ile ezberletilmesi, “Tarih bilimi” KANDIRMACASI OLMAZ MI?..
İnsanlığın tarih bilinci tahrif edlirse, maddi ve bilim gücü ile, çıkara, talana, dayalı tarih bilinci aşılanırsa, insanlık habire ATOM bambası yapmaya, birbirini, “BENİM ÇIKARIM” deyip, katledip, sömürgeleştirmeye çalışmaz mı?..
Şeytanla yatıp şeytanla yatanların yazdıkları tarih kitaplarından, TARİH BİLİMİ ÖĞRENİLİRSE, DÜNYANIN O TARİH KÜRSÜLERİ, ŞEYTANA HİZMET EDİP, İNSANLARI KANDIRMAK İÇİN KULLANILMAZ MI?..
Sevgili ATATÜRK’ÜMÜZ, “TÜRK DİL VE TARİH KURMUNU” BOŞUNA KURMADI!..
EY TÜRK GENÇLİĞİ NEREDESİNİZ?..

Elalemin hurafeli tarih kitabı diye yazdıklarını ezberleyip tarih bilimcisi olmak kolay. Sahaya çıkın da, gerçekleri sorgulayıp, yorumlayıp, bulup, ispatlayın da, kandırılmaktan kurtulsun şu dünya!..

Kuran’ı Kerim. Sure 43/Ayet 37:
Muhakkak ki bu şeytanlar, onları yoldan çıkarırlar. Onlar da doğru yolda olduklarını sanırlar.

Edirne FB’den dev organizasyon

Edirne Fenerbahçeliler Derneği,  tarafından düzenlenen 19 Temmuz Dünya Fenerbahçeliler Günü Festivali, 19 Temmuz 2026 Pazar günü Karaağaç’ta bulunan Yeşil Sera Kahvaltı ve Etkinlik Salonu’nda büyük bir coşku ve yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Gün boyu devam eden organizasyona 500’ün üzerinde Fenerbahçeli katılırken, festival yalnızca bir kutlama olmanın ötesine geçerek; sosyal sorumluluk, dayanışma, çevre bilinci ve Fenerbahçe ruhunun en güzel örneklerinden birine dönüştü.

Katılımcılar, organizasyon için özel olarak hazırlanan Fenerbahçe Zaman Tüneli’nden geçerek etkinlik alanına giriş yaptı. Sarı-lacivert tarihin unutulmaz anlarını yansıtan bu sıra dışı deneyim, festivalin en çok ilgi gören bölümlerinden biri oldu.

Festival boyunca Fenerium Tırı etkinlik alanında taraftarlarla buluşurken, Edirne Fenerbahçe Spor Okulları da açtıkları stant ve gerçekleştirdikleri etkinliklerle organizasyona ayrı bir değer kattı.

GÜN BOYUNCA FESTİVAL COŞKUSU YAŞANDI

Festival programı sabahın ilk saatlerinden gece geç saatlere kadar birbirinden renkli etkinliklerle devam etti.

Katılımcılar; Canlı müzik konserleri, dj performansları,  çocuk atölyeleri, yüz boyama, çanta boyama, resim atölyeleri, tavla, dart, langırt, penaltı ve masa tenisi turnuvaları, kahoot bilgi yarışması, lazer gösterisi, ateş gösterisi,          imzalı forma çekilişleri, Dünya Kupası Finali’nin dev ekranda yayınlanması ile unutulmaz bir gün yaşadı.

Sahne programında 4 Heceliler gerçekleştirdiği sahne şovuyla büyük beğeni toplarken, gece boyunca sahne alan Grup Sarı Laci, birbirinden güzel şarkılarıyla katılımcılara keyifli anlar yaşatttı, Grup Siyah Çoraplılar ve Burkay Mazlum da performanslarıyla büyük alkış aldı.

Çocuklar için hazırlanan etkinlik alanlarında gün boyunca ücretsiz patlamış mısır ve sarı-lacivert renklerde pamuk şekeri dağıtıldı.

Büyük ilgi gören “Kayıp Kanarya’yı Bul” oyununda şanslı bir çocuk canlı sarı kanarya kazanarak günün en mutlu isimlerinden biri oldu.

DÜNYA FENERBAHÇELİLER GÜNÜ SAAT 19.07’DE BÜYÜK COŞKUYLA KUTLANDI

Festivalin en anlamlı anlarından biri ise saatler 19.07’yi gösterdiğinde yaşandı. Etkinlik alanını dolduran yüzlerce Fenerbahçeli; lazer gösterileri, meşale şovu ve sarı-lacivert renklere özel hazırlanan ikramlar eşliğinde Dünya Fenerbahçeliler Günü’nü büyük bir coşku ve gururla kutladı.

Bir taraftar ömür boyu sürecek mutluluğa ilk adımı etkinlikte attı ve harika bir evlenme teklifi gerçekleşti.

Sarı-lacivert bayrakların dalgalandığı, marşların hep bir ağızdan söylendiği kutlamalarda ortaya çıkan görsel şölen, katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Dakikalarca süren alkışlar ve tezahüratlar eşliğinde Fenerbahçe sevgisi bir kez daha Edirne’de en güçlü şekilde hissedildi.

Festival kapsamında ilk kez tanıtılan Fenerbahçe’nin 120. yılına özel hazırlanan atkılar da taraftarlardan büyük ilgi gördü. Sarı-lacivert renklere gönül verenlerin yoğun ilgi gösterdiği atkılar, etkinliğin en çok beğenilen hatıra ürünlerinden biri oldu.

SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ BÜYÜK TAKDİR TOPLADI

Festival, eğlencenin yanında sosyal sorumluluk projeleriyle de örnek bir organizasyon olarak dikkat çekti.

Sokak hayvanlarına destek amacıyla etkinlik kapsamında 200 adet mama ve su kabı ücretsiz olarak dağıtıldı. Katılımcılar bu kapları şehir genelinde uygun noktalara yerleştirerek can dostlarımız için anlamlı bir farkındalık oluşturdu.

Çevre bilincini artırmak amacıyla festivale katılan misafirlere 500’ün üzerinde Yeşeren Kalem hediye edildi. Kullanım ömrünü tamamladıktan sonra toprağa ekilebilen bu özel kalemler sayesinde doğaya katkı sunulması hedeflendi.

Festival boyunca Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastalığıyla mücadele eden minik Yakup için yürütülen valilik onaylı yardım kampanyasına ilişkin bilgilendirmeler yapıldı. Katılımcılar kampanyaya yoğun ilgi göstererek dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergiledi.

BİRBİRİNDEN DEĞERLİ HEDİYELER SAHİPLERİNİ BULDU

Festival kapsamında gerçekleştirilen çekilişlerde birbirinden özel hediyeler sahiplerini buldu.

2 şanslı Fenerbahçeli, efsane futbolcuların imzaladığı formaları kazandı. 1 şanslı taraftar, adının Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nde bir yıl boyunca yer alacağı Star Fan Yıldızı ödülünü kazandı. 1 şanslı katılımcı, Fenerbahçe imzalı basketbol topunun sahibi oldu.  1 şanslı taraftar, 2026-2027 sezonunda Fenerbahçe’nin bir iç saha maçını tribünden izleme hakkı kazandı. 1 şanslı Fenerbahçeli, Ata’ya Saygı Projesi kapsamında Selanik’te Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu evin bahçesinden getirilen Ata toprağını, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nin çimlerine serpme onurunu kazandı.

YOĞUN KATILIM VE DEĞERLİ KONUKLAR

Edirne Fenerbahçeliler Derneği’nin açıklamasında, “ Festivale katılımlarıyla organizasyona değer katan; İş İnsanı Miraç Çam, İş İnsanı Oskar Gültaşlı, Gazeteci-Yazar Orhan Zeki Ak,  Gazeteci-Yazar Süleyman Arat, Fenerbahçe Spor Kulübü Kadın Basketbol Takımı Altyapı İdari Menajeri Cem Lakay, Oyuncu Mustafa Üstündağ, Yeşil Sera Kahvaltı ve Etkinlik Salonu İşletme Sahibi Tayfun Yılmaz başta olmak üzere tüm protokol üyelerine, misafirlerimize ve organizasyona katılan herkese teşekkür ederiz.

Ayrıca organizasyonun gerçekleştirilmesine katkı sağlayan tüm sponsorlarımıza, özveriyle görev yapan gönüllülerimize, desteklerini esirgemeyen Edirne Belediyesi’ne, Edirne Gençlik ve Spor İl Müdürlüğ’ne Yeşil Sera Kahvaltı ve Etkinlik Salonu Tayfun Yılmaz’a, Fenerium’a, Edirne Fenerbahçe Spor Okullarına, Allegro Murat Mobilya Murat Metin’e Elit Design Mobilya Onur Önaldı’ya ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz” ifadelerine yer verildi.

BAŞKAN NEDİM MERCAN’DAN TEŞEKKÜR MESAJI

Edirne Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Nedim Mercan, etkinliğin ardından yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada yalnızca Dünya Fenerbahçeliler Günü’nü kutlamadık; Fenerbahçe’nin birlik, beraberlik, dayanışma ve paylaşma kültürünü hep birlikte yaşadık. Yüzlerce Fenerbahçeliyi aynı çatı altında buluşturmanın gururunu yaşarken, sosyal sorumluluk projelerimizle toplumumuza dokunmanın mutluluğunu da hissettik. Sokak hayvanlarını unutmadık, doğaya katkı sunduk, çocuklarımızın yüzünü güldürdük ve Yakup kardeşimizin umut yolculuğuna destek olduk. Bugün Edirne’de yalnızca bir festival gerçekleştirmedik; Fenerbahçe ailesinin ne kadar büyük ve güçlü bir aile olduğunu bir kez daha gösterdik. Bizleri yalnız bırakmayan tüm misafirlerimize, değerli protokolümüze, sponsorlarımıza, gönüllülerimize, Edirne Belediyemize, Yeşil Sera ailesine ve organizasyonda emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bu organizasyonu geleneksel hale getirerek her yıl daha da büyütmeye devam edeceğiz.”