

‘Kırkpınar’ı dünyaya pazarlamak zorundayız’
21.Dönem Edirne Milletvekili Şadan Şimşek, kültürel mirasımıza sahip çıkmak istiyorsak, Kırkpınar’ı birkaç günlük bir etkinlik olarak değil; 12 aya yayılan bir turizm, kültür ve spor markası olarak değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.
Eski milletvekili Şimşek, “Kırkpınar’ı sadece korumak değil, dünyaya pazarlamak zorundayız” başlıklı yazılı açıklamasında, “Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, sadece Edirne’nin değil, Türkiye’nin en güçlü kültürel markalarından biridir. Yüzyıllardır yaşayan bu eşsiz miras, dünyanın en köklü spor organizasyonları arasında yer almakta ve UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde bulunmaktadır” diyerek şunlara yer verdi:.
Ancak artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:
Dünyanın birçok ülkesi birkaç yıllık etkinliklerini küresel markaya dönüştürürken, neden Kırkpınar hâlâ hak ettiği uluslararası değere ulaşamamıştır?
Edirne Belediyemiz büyük bir özveriyle bu tarihi mirası yaşatmaya çalışmaktadır. Ancak Kırkpınar’ın geleceğini yalnızca yerel yönetimlerin omuzlarına bırakmak doğru değildir.
Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlar, Kırkpınar için özel bir uluslararası tanıtım seferberliği başlatmalıdır.
Bugün Kırkpınar’a yapılacak yatırım sadece güreşe değil; Edirne turizmine, esnafımıza, otellerimize, restoranlarımıza, genç sporcularımıza, ve Türkiye’nin uluslararası tanıtımına yapılmış yatırım olacaktır.
Kırkpınar, Türkiye’nin kültürel olimpiyatıdır.
Bu organizasyon; uluslararası spor kanallarında, dijital platformlarda, turizm fuarlarında ve kültür diplomasisi projelerinde çok daha görünür hale getirilmelidir.
Edirne’ye gelen her turist, Türkiye ekonomisine katkı demektir. Kırkpınar’ı izlemek için gelen her yabancı misafir, ülkemizin kültür elçisi demektir. Artık günü kurtaran değil, gelecek yüzyılı planlayan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Kırkpınar sadece Edirne’nin meselesi değildir; Türkiye’nin marka değeri meselesidir.
Geçmiş dönem Edirne Milletvekili olarak çağrım nettir: ‘Kırkpınar’a harcanacak her kuruş gider değil, Türkiye’nin tanıtımına yapılan stratejik yatırımdır.’
Eğer gerçekten kültürel mirasımıza sahip çıkmak istiyorsak, Kırkpınar’ı birkaç günlük bir etkinlik olarak değil; 12 aya yayılan bir turizm, kültür ve spor markası olarak değerlendirmeliyiz.
Çünkü Kırkpınar yalnızca geçmişimizin emaneti değil, Türkiye’nin dünyaya sunabileceği en güçlü kültürel değerlerinden biridir.”
Saadet’ten ‘Kamu İhaleleri’ raporu
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Sinan Tekin’in başkanı olduğu Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı tarafından hazırlanan haftalık raporda, bu kez “Kamu İhalelerinde Şeffaflık ve Rekabet” konusu ele alındı.
Kamu alımları sisteminde yaşanan yapısal değişimler, istisna uygulamalarının genişlemesi, pazarlık usulünün yaygınlaşması, rekabet düzeyindeki azalma, kamu maliyesi üzerindeki etkiler ve şeffaflık ile hesap verebilirlik açısından ortaya çıkan risklerin kapsamlı şekilde değerlendirildiği raporda, “Günümüzde kamu alımlarında rekabetin azalması, denetim mekanizmalarının zayıflaması ve bazı alımların standart ihale süreçlerinin dışında gerçekleştirilmesi önemli sorun alanları olarak öne çıkmaktadır. Özellikle istisna hükümlerinin genişletilmesi ve pazarlık usulünün olağan yöntem haline gelmesi, şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından risk oluşturmaktadır.
Bu gelişmeler yalnızca kamu yönetimi açısından değil, kamu maliyesi açısından da olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Rekabetin azalması nedeniyle kamu alımlarında tasarruf oranları düşmekte, kamu kaynaklarının etkin kullanımı zorlaşmaktadır.
Ayrıca teknik şartnamelerin belirli firmaları avantajlı hale getirmesi, tek teklifli ihalelerin artması ve aynı yüklenicilerin sürekli öne çıkması gibi uygulamalar yolsuzluk risklerini artırmaktadır.
Sonuç olarak, kamu alımları sisteminin rekabetçi, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Bu doğrultuda yapılacak reformlar yalnızca yolsuzluk risklerini azaltmayacak, aynı zamanda kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasına ve mali disiplinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır” ifadelerine yer verildi.
Söz konusu rapora ilaveten yapılan “Kamu alımlarında şeffaflık ve hesap verebilirlik yeniden tesis edilmelidir” başlıklı basın açıklamasında da şöyle denildi:
“Türkiye’de kamu alımları sistemi, yıllar içinde yapılan mevzuat değişiklikleri, genişleyen istisnalar ve artan pazarlık usulü uygulamaları nedeniyle önemli yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmıştır.
Bugün kamu alımlarında rekabetin azalması, denetimin zayıflaması ve istisnai yöntemlerin olağan uygulamalar haline gelmesi, kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını zorlaştırmaktadır. Bu durum ekonomik olduğu kadar yönetişim ve kamu ahlakı meselesidir.
Saadet Partisi olarak bizler, kamu malını milletimizin emaneti olarak görüyoruz. Devletin harcadığı her kuruşun hesabının millete verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kamu kaynaklarının belirli çevrelerin değil, 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkı olduğu anlayışıyla hareket ediyoruz.
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkeleri güçlü bir kamu yönetiminin temelidir.
Kamu alımlarında açık ihale usulü esas olmalı, istisnalar gerçekten istisna olarak kalmalı ve tüm süreçler etkin bir şekilde denetlenmelidir. Rekabetin arttığı, denetimin güçlendiği ve kamuoyunun bilgiye erişebildiği bir sistem, hem yolsuzluk risklerini azaltacak hem de kamu bütçesinde önemli tasarruflar sağlayacaktır.
Bugün ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey, kamu kaynaklarını israf eden anlayış değil; tasarrufu esas alan, adaleti gözeten ve emanete sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır. Saadet Partisi olarak kamu yönetiminde dürüstlüğü, şeffaflığı ve hesap verebilirliği yeniden hâkim kılmak için çalışmaya devam edeceğiz.
Milletimizin alın teriyle oluşan kaynakların korunması, israfın önlenmesi ve her kuruşun doğru yerde kullanılması, yalnızca ekonomik bir zorunluluk değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.
Kamu malına emanet gözüyle bakan bir anlayışla, daha adil, daha şeffaf ve daha güçlü bir Türkiye mümkündür.”
Amasya Genelgesi 106 yaşında!
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, Amasya Genelgesi’nin 107.yaşını Bir Direniş ve İsyan Manifestosu; Amasya Genelgesi!” diyerek kutladı.
ADD’den yıldönümü dolayısıyla yapılan açıklamada şunlara yer verildi:
“Atatürk ve Laik Cumhuriyet düşmanı tarih madrabazları, ‘Mustafa Kemal Paşa’yı vatanı kurtarması için Anadolu’ya Sultan Vahdettin Han gönderdi’ yalanını -masrafları için 40 bin altın lira da para verdiği (360 kg altın kaç sandıkla ve nasıl taşındıysa) ve Bandırma vapurunun boyunun 232 metre olduğu (Titanik 269 metre idi) palavraları ile de süsleyerek-yıllardır sürdüredursunlar, Paşa’nın hükümet tarafından işgalci İngilizlerin talimatı doğrultusunda, Karadeniz bölgesindeki Rum ahaliyi korumak, bölgedeki ve Anadolu’daki Türk direniş hareketlerini dağıtmak ve mütareke koşullarının uygulanmasını, asker terhisleri ile silah ve mühimmat teslimatının hızlandırılmasını sağlamak görevi ile 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a gönderildiği açık bir tarihi gerçektir.
Ancak O, Samsun’a ayak basar basmaz yurdun her yerinde kurulmaya başlamış yerel Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyetlerini birleştirip milletin azim ve kararını harekete geçirerek Kuvayı Milliyeyi örgütlemeye, Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın koşul ve olanaklarını yaratmaya girişmiştir. Bu amaçla verdiği emirlerin, vatandaşlarla konuşmalarının, İstanbul ve görev bölgesi ile yazışmalarının ve nihayet yayınladığı Havza Tamimi’nin tedirgin edip ciddi endişeye düşürdüğü işgalcilerin baskısı ile Vahdettin tarafından sadece 20 gün sonra, 8 Haziran 1919’da geri çağrılan (Samsun’a çıkışının 50. günü, 7-8 Temmuz 1919 gecesi Erzurum’da telgraf başında Padişah tarafından görevden alınması üzerine ömrünü adadığı askerlikten istifa etmek zorunda bırakılan, 11 Mayıs 1920’de de düzmece mahkeme Nemrut Mustafa Divanı’nda idama mahkum ettirilen bir komutanın bütün bunları yapan bir sultan tarafından vatanı kurtarması için gönderildiğini iddia etmek -hele iddia sahipleri tarihçi, siyasetçi ya da profesör ünvanlı kişilerse- elbette bir tarih cehaleti değil, tam bir madrabazlık, düpedüz bir alçaklıktır.) Mustafa Kemal Paşa, türlü mazeretler öne sürerek bu emre uymamış, çalışmalarını sürdürmüş, 22 Haziran 1919 sabahı da Ulusal Bağımsızlık Savaşımız’ın ilk resmî belgesi olarak tarihe geçen Amasya Genelgesi’ni yayınlamıştır. Amasya Genelgesi; Büyük Kurtarıcı’nın, emperyalist işgale, Saray’ın teslimiyetine, hükümetin işbirlikçiliğine ve milletin başsız bırakılmasına isyanının ilk resmî belgesi olmasının ötesinde, Türk Ulusu’na kurtuluşun yolunu, yöntemini gösteren tarihi bir bildiridir.
Genelgenin en önemli bölümü olan ilk üç maddede şu ifadeler yer almaktadır: Vatanın bütünlüğü, Ulusun bağımsızlığı tehlikededir.İstanbul’daki hükümet, üstlendiği sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi gösteriyor.Ulusun bağımsızlığını yine Ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.
Bu 3 madde apaçık bir direniş, bir mücadele çağrısıdır, bir isyandır; Kutsal İsyan!
Paşa’nın Anadolu’daki bütün komutan, vali ve mutasarrıflara gönderdiği bu genelge ile tarihte ilk kez, milli iradeden ve ulusal egemenlikten söz edilmiş, Kurtuluş Savaşı’nın, gerekçeleri, amaçları ve yöntemleri ortaya konmuş, hükümetin görevlerini yerine getiremediği belirtilmiş, böylelikle Padişah ve Saray yönetimi resmen yok sayılarak millet direnişe çağrılmıştır. Sözün özü, Amasya Genelgesi emperyalist işgale karşı bir direniş, teslimiyetçi Saray’a karşı bir isyan manifestosu, apaçık bir savaş ilanıdır.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak; Amasya Genelgesi’nin 107.yaşını kutluyor, Büyük Atatürk’ü, Kuvayı Milliye kahramanlarını ve Kemalist Devrimcileri minnet ve şükranla yadediyor, Kemalizm’in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asma ve yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşma azim ve kararında olduğumuzu yineliyoruz.”
Voleybol turnuvasına 3 maçla devam
İsmail DEMİRAY
Edirne’de 11 Haziran Perşembe günü başlayan Edirne Valiliği himayesinde Edirne Voleybol İl Temsilciliği’nce düzenlenen “2026 Yılı Kurum ve Kuruluşlar Voleybol Turnuvası”na bu akşam 3 karşılaşma ile devam edilecek.
Edirne Spor Salonu’nda bu akşam oynanacak 3 maçın ardından yarın 3, Perşembe günü de 3 olmak üzere haftae içerisinde 6 karşılaşma daha oynanacak. Karşılaşmalara 30 Haziran tarihinden itibaren devam edilecek.
1.SONUÇLAR
11 Haziran 2026
Çevre ve Şehircilik 2-0 Keşan DOÇEK
12-25, 19-25
Tarım İl Müdürlüğü 2–0 Özel Harekat
25-15, 25-8
Karadenizliler Derneği 2–0 DSİ (2)
25-8, 25-12
2.SONUÇLAR
16 Haziran 2026
T.Ü. Hastane 0–2 Şehir Gönüllüleri Derneği
8-25, 7-25
Öz Trakya 0–2 Yenimuhacir
12-25, 17-25
Veteranlar 2–1 Emniyet Müdürlüğü
21-25, 25-23, 16-14
3.SONUÇLAR
17 Haziran 2026
DSİ (1) 2-0 Sosyal Hizmetler
25-21, 27-25
Hasköylüler Derneği 2-1 Balkan Akademi
19-25, 25-21, 15-13
L Tipi Cezaevi 2-1 F Tipi Cezaevi
16-25, 26-24, 15-12
4.SONUÇLAR
18 Haziran 2026
Açık Cezaevi 0–2 Özel Harekat
İl Milli Eğitim Müdürlüğü 2–0 Zirai Karantina Müdürlüğü
Keşan DOÇEK 2–0 Tarım İl Müdürlüğü
5. SONUÇLAR
19 Haziran 2026
TED Koleji 0-2 Şehir Gönüllüleri Derneği
6-25, 10-25
Karadenizliler Derneği 2-0 T.Ü. Hastane (H)
T.Ü. Aile Hekimliği 0-2 Emniyet Müdürlüğü
23-25, 19-25
TURNUVADA BUGÜN
23 Haziran 2026
Öz Trakya – Veteranlar
20.00
TÜ Dekanlık Balkan Akademi
21.00
DSİ (1) – Hasköylüler Derneği
22.00
Beyendikspor’da 2.Amatör Lig hayali bitti
2025/2026 Futbol sezonu Edirne 2.Amatör Lig Enver Fırtın sezonu play-off müsabakalarının ikinci ayağında İstasyonspor rakibi Beyendikspor’u 2-0 yendi.
Edirne 2.Amatör Lig A, B ve C gruplarında 2’nci olan takımların katıldığı tek devreli lig usulüne göre oynanan play off müsabakalarında birinci olan takım 28 Haziran 2026 Pazar günü Havsasspor – İstasyonspor arasındaki son maçta belli olacak. Havsaspor ile oynadığı ilk maçta 1-1 berabere kalan Beyendikspor, İstasyonspor’a yenilmesi nedeniyle saf dışı kalmış oldu.
PLAYOFF FİKSTÜRÜ:
14 Haziran 2026 Pazar
Beyendikspor 1–1 Havsaspor
21 Haziran 2026 Pazar
İstasyonspor 2–0 Beyendikspor
28 Haziran 2026 Pazar
Havsasspor – İstasyonspor
Saraçhane 1 – 16.00
U11 Ligi’nde sona doğru
Edirne U11 Futbol Ligi’nde 2025-2026 sezonunun 9. hafta programında yer alan 9 karşılaşma bugün oynanacak.
U11 Futbol Ligi’nde hafta sonu yapılan müsabakalarda A Grubu’nda 15, B Grubu’nda 13 ve C Grubu’nda13 olmak üzere fileler tam 41 kez havalandı.
Edirne U11 Futbol Ligi’nde bugün A ve B gruplarındaki 6 karşılaşma Saraçhane sahasında oynanırken, C Grubu’ndaki 3 karşılaşma da Keşan’da yapılacak.
Edirne U11 Futbol Ligi’nde sezon 25 Haziran’da oynanacak maçların ardından sona erecek.
U11’LERDE BUGÜN
A Grubu:
Yıldırım GB- Çınar
Saraçhane 2 – 17.00
Şükrüpaşa Atletik – 25 Kasım
Saraçhane 2 – 18.15
Şükrüpaşa – Trakya Kartalları
Saraçhane 2 – 19.30
B Grubu:
Sancaktar – Edirnespor
Saraçhane 1 – 17.00
Havsa- Edirne Birlik
Saraçhane 1 – 18.15
Alsancak- Aslantepe
Saraçhane 1 – 19.30
C Grubu:
Keşan Gençlerbirliği – Keşan Gençordu
Keşan Sen. – 16.00
Keşan Zafer – Uzunköprüspor
Keşan Sen. – 17.15
Keşan Gençordu – İpsala
Keşan Sen. – 18.30
8. HAFTA TOPLU SONUÇLAR
20 Haziran 2026 Cumartesi
A Grubu:
Şükrüpaşa 4 1- Yıldırım GB
Trakya Kartalları 8-0 Şükrüpaşa Atletik
Çınar 2-3 25 Kasım
Saraçhane 1 – 19.00
B Grubu:
Sancaktar 6–4 Havsa
Edirnespor 1–2 Alsancak
Edirne Birlik 2–0 Aslantepe
C Grubu:
Keşan Gençlerbirliği 0–5 Keşan Gençordu
Uz. Veteranlar 2-1 Keşan Zafer
İpsala 2–3 Uzunköprüspor
SAROS, MAVİ BAYRAK VE FOSEPTİK
Saros Körfezi etrafında sanayi ve büyük yerleşim yerlerinin bulunmaması sayesinde Türkiye’nin en temiz ve bozulmamış denizlerinden biridir. “Kendi kendini temizleme” özelliği, zengin su altı ekosistemi ve dalış turizmi ile öne çıkan bölge, 2010 yılından bu yana ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİ statüsündedir.
Korunuyor mu?
Hayır.
Geçtiğimiz günlerde Enez gönüllüsü Ulaş Demiray Hudut Gazetesi’nde “Enez’de kanalizasyon sorunu nasıl çözülür” yazısında durumun ne kadar kötüye gittiğini ortaya serdi.
Yine Hudut Gazetesi’nde 11 Haziran tarihli bir haber de “Mavi Bayrak yerine foseptik!” haberi okuyanları hayrete düşürdü.
Biz buna Sultaniçe/Gülçavuş köyleri sahillerini de katalım ve bunun üzerine konuşalım.
Vatandaş/Devlet ortaklığı ile alt yapı ve kullanım suyu projesi gerçekleştirildi.
Bölgede yaşayan vatandaştan katkı payları toplanarak projeye başlandı ve bitirildi.
Kullanma suyuyla ilgili bir çok sorun ortaya çıkmasına karşın yapılan çalışmalarla sorunun büyük bir bölümü ortadan kaldırıldı. Artık bölgede yaşayanlar temiz ve kullanılabilir suya erişimleri sağlandı.
Gelelim arıtma konusuna.
Proje başlangıç aşamasında Enez’de bölge halkının ve Edirne Vali Yardımcısı Sayın Eyyüp Batuhan Ciğerci’nin katıldığı bir toplantıda ortak sorunlar, projenin vereceği hizmetler konuşuldu.
Maliyetler üzerinde tartışmalar yaşandı. Beni en çok ilgilendiren konu üç köye hizmet veren arıtma sisteminin kapasitesi ve yeterliliği ile ilgili sorulardı.
Masadaki yetkililere ortak bir soru sordum;
“Arıtma sistemi yeterli olacak mı? Kaç kişiye hizmet verebilecek?”
Sorumu Sayın Vali Yardımcısı Eyyüp Batuhan Ciğerci yanıtladı; “10 bin haneye hizmet verebilir”
Sistem işletmeye açıldıktan sonra ne hikmetse Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare sorumluluktan adeta kaçarcasına her kesimden itirazlar gelmesine karşın sistemin işletilme sorumluluğunu ve yetkisini Sultaniçe/Gülçavuş köy muhtarlarına verdi. Muhtarlarımız iyi niyetle işe giriştiler ama sonuç sistemin çökmesi oldu, dereye arıtmadan temiz su yerine foseptik akmaya başladı.
Ve sonuç;
Aylardır iki köyün ortasından akan dereden arıtmadan temiz su geleceğine kanalizasyon suyunun geldiği, ortalıkta kokular oluştuğu, denize çok koyu suların aktığı çevrede yaşayanlar tarafından video görüntüleriyle belgelendi.
Sultaniçe/Gülçavuş sahillerinin deniz suyu tahlillerinin “çok iyi”den, “iyi” durumuna düştüğü belirtiliyor. Bu da suyun koli basiline, mikroplara, hastalıklara davetiye çıkardığını gösteriyor.
Sayın Valimize açık sorular;
– Arıtma sistemi neden devlet eliyle, kurumlarıyla sağlıklı bir şekilde işletilemiyor? Özel firmaya verilmesi kar/zarar ekseniyle yeni ekonomik sorunlara neden olacağı açıktır. Yeterli donanımı, makineleri, uzman çalışanların olduğu Özel İdare buranın yönetimini devir alamaz mı?
-Çanakkale’de 14, Tekirdağ’da 10, Kırklareli’nde 1 Mavi Bayrak’lı sahili olan komşu illerimiz varken Saros gibi kendi kendini yenileyebilen dünya harikası sahillerimize biz neden Mavi Bayrak çekemiyoruz diye sormak bile garip geliyor, sahillerine foseptik akan bir bölgeye nasıl mavi bayrak için başvurabiliriz ki?
-Sayın Valimiz Yunus Sezer ve Edirne AKP Milletvekili Fatma Aksal’ın katıldığı İbrice’de “İbrice Limanı Dalış Okulları Merkezi ve Yapay Resif Projesi”’nin açılışını yapmışlar. Hayırlı olsun, turizm için güzel bir çalışma. (Ama) Aynı bölgenin bir parçası olan Sultaniçe/Gülçavuş deresi Saros’a foseptik boşaltırken turizm nasıl gelişecek? Mavi Bayrak talebi nasıl oluşturulacak? Sahillerine foseptik akan Saros için Mavi Bayrak başvurusu nasıl yapılacak?
-ÖZEL ÇEVRE KORUMA STATÜSÜ mevzuatını uygulamak bütün soruları çözmeye yetecektir, yasalar neden işletilmiyor?
-Sultaniçe Limanı araç trafiğine kapatıldı. Köprü ve yolun etrafında devasa taşlar büyük sorun oluşturmaya devam ediyor. Sahilde yaşayanların beklentisi o köprünün ve yolun kaldırılması, sahilin kendi kendini onararak denize ulaşımı sağlaması. Köprü ve yol ne zaman oradan kaldırılacak?
-Geçtiğimiz yıl bölgemizde binlerce dönüm orman yandı. Saros bölgesinde toplanan imzalar, verilen dilekçeler de ormanlarımıza sahip çıkmak, yanan yerlerin çam ormanları değil meşe ormanları olarak değerlendirilmesi istenmişti. Yanıt bile yok bu konuda, Saros’ta yaşayanlar açıklama bekliyor, endişeliler ormanları için.
Bölge halkı devletinin vermiş olduğu sözlerin tutulmasını; ormanlarının yaşamasını, temiz bir sahilde denize girebilmenin beklentisi içinde.
Balkan Pazarı!!!
Halk arasında Cuma Pazarı ve Sosyete Pazarı olarak da anılan Edirne Ulus Pazarı uzun süre kapalı kalıp Balkan Pazarı olarak yeniden açıldıktan sonra ilk defa ziyaret ettim geçen hafta.
Çok uzun yıllar Uzunköprü ve Edirne‘de açtığımız butiklerde, hatta Enez’de pazarlarda bile tekstil işiyle uğraşmış biri olarak bazı ürün kalitelerinde biraz düşüş var gibi geldi bana.
Oysa ki; Ulus Pazarı açıldığında Edirne’de pek çok esnaf kepenk kapatmıştı.
Bu esnaflardan biri de biz olmuştuk maalesef.
Ulus Pazarı yüzünden yıllarca sürdürdüğümüz ticari faaliyetimizi sonlandırmak zorunda kalmıştık.
Büyük zararımız olmuştu.
Takım, abiye, mont, pantolon, manto ve kabana kadar büyük bir minibüs dolusu kadın giysisini Edirne’de ve Karadeniz’in bir köyünde bilâ bedel dağıttırmıştık.
İnşallah gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmıştır.
Helali hoş olsun.
Özetle demem o ki; kimse alınmasın ama açıldığında birçok esnafın kapısına kilit vurduran bu pazarın eski hali kalmamış bence!
Elbette ekonomik koşullar nedeniyle piyasalarda var olan durgunluk büyük bir etken.
Ancak, ilk yıllarında olduğu gibi ucuz fakat kaliteli ve marka ürünlere çok fazla yer verilmemesi de önemli ve ayrı bir etken.
Bunlara dikkat eden esnaflarda var ama sayıları çok az gördüğüm kadarıyla!
Sultaniçe çiçek gibi
Edirne Valisi Yunus Sezer, eşi Canan Sezer ve Edirne Milletvekili Fatma Aksal ile birlikte, “Çiçek Gibi Bir Enez Projesi” kapsamında ilk uygulamanın gerçekleştirildiği Sultaniçe Köyü’nde incelemelerde bulundu.
Proje kapsamında köydeki 42 bina turkuaz renklere boyanırken, bahçe duvarları sanatla buluştu, köprüler ve ortak kullanım alanları yenilendi.
Çiçeklendirme ve peyzaj çalışmalarıyla sokaklar rengârenk bir görünüme kavuşurken, Sultaniçe adeta açık hava fotoğraf platosuna dönüştü.
Vali Yunus Sezer, “Çiçek Gibi Enez Projesi”nin diğer köylerde de uygulanması için çalışmaların sürdüğünü belirterek, Enez’in doğal ve kültürel güzelliklerini ön plana çıkaran projelerin artarak devam edeceğini ifade etti.
Proje kapsamında, başrollerini Hülya Koçyiğit ve Talat Bulut’un paylaştığı, yabancı televizyon kuruluşlarına satılan ilk Türk filmi olan 1985 yapımı “Kurbağalar” filminin çekildiği evin önünde oluşturulan fotoğraf çekim noktasını ziyaret eden Valimiz Yunus Sezer ve eşi Canan Sezer , hatıra fotoğrafı çektirdi.