Trakya Üniversitesi Rektörlüğü, Tıp Fakültesi Acil Servisinde sürdürülmekte olan çalışmalarla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, Aralık 2024’te başlayan çalışmaların büyük ölçüde tamamlandığına yer verilirken tüm birimlerin açılış tarihi belirtilmedi.
Trakya Üniversitesi Rektörlüğü açıklamasında,”Trakya Üniversitesi olarak, bölgemize ve ülkemize nitelikli, güvenli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmak amacıyla sağlık altyapımızı güçlendiriyor, fiziki imkânlarımızı geliştiriyor ve yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” denilerek şunlara yer verildi:. Bu kapsamda, Trakya Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Servisinde yürütülen yenileme ve güçlendirme çalışmaları, Üniversitemiz Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı koordinesinde Aralık 2024’te başlatılmıştır. Çalışmaların büyük bölümü tamamlanmış olup Acil Servisimizin kısa sürede tüm birimleriyle hizmete açılması planlanmaktadır.
12 BİN M2 LİK ALANDA YENİLEME ÇALIŞMASI Çalışmalar kapsamında hastane binasının ilgili bölümünde yapısal güçlendirme gerçekleştirilmiş ve Acil Servis, Sağlık Bakanlığının güncel standartları ile Kamu Sağlık Tesisleri Ruhsatlandırma Yönetmeliği usul ve esasları doğrultusunda baştan sona yeniden tasarlanmıştır. Zemin kat ile -1 ve -2’nci katlar dâhil olmak üzere toplam 12 bin metrekarelik alanda yenileme yapılmış; daha önce etkin şekilde kullanılamayan alanlar sağlık hizmetine kazandırılarak Acil Servisimizin kapasitesi önemli ölçüde artırılmış ve yeni hizmet alanları oluşturulmuştur. Hijyenik klima, yangın güvenliği ve tüm sistemlerle entegre tam otomasyon sistemi sayesinde Acil Servis binamızın her türlü tehdide karşı güvenliği sağlanmış olacaktır. Çalışmalarımız kapsamında aynı binada bulunan Kan Merkezi ve Sterilizasyon ünitelerimizin altyapıları da yenilenmiş olacaktır.
Yapısal güçlendirme, bakım-onarım ve yenileme çalışmaları, Acil Servis hizmetlerinin sürekliliği gözetilerek etaplar hâlinde yürütülmektedir. Çalışmaların hedeflenen süreden önce tamamlanarak Acil Servisin tam kapasiteyle hizmete alınması amaçlanmaktadır. Güçlendirme ve kapasite artışıyla, olası bir Marmara depremi başta olmak üzere afet ve acil durumlarda kesintisiz sağlık hizmeti sunma kapasitesi artırılacak ve hastanemizin bölgesel stratejik rolü güçlendirilecektir. Ayrıca ihtiyaç hâlinde veya Marmara depremi gibi olası afet durumlarında Acil Servis katımızın tamamının yoğun bakım ünitesi olarak kullanılabilmesi için gerekli altyapı oluşturulmuştur. Acil Servis içerisinde hizmete alınan özel asansörle ameliyathane bölümüne doğrudan bağlantı sağlanarak acil tıp ve yoğun bakım hizmetlerinin entegre şekilde yürütülmesine imkân sağlanacaktır.
Bu yatırımla, bölgenin ve Balkanlar’ın en büyük sağlık kuruluşlarından biri olan Trakya Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Servisi daha modern, güvenli ve fonksiyonel bir yapıya kavuşacaktır. Böylece vatandaşlarımıza daha hızlı, güvenli, konforlu ve nitelikli acil sağlık hizmeti sunulacaktır. Trakya Üniversitesi olarak, güçlü akademik kadromuz, deneyimli sağlık çalışanlarımız ve yenilenen altyapımızla vatandaşlarımıza güvenli, hızlı ve nitelikli sağlık hizmeti sunmayı sürdüreceğiz.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 14 Eylül 2026 Pazartesi günü başlayacak olan yeni eğitim öğretim yılı öncesinde de “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu genelgesi, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlanarak 81 ile gönderildi. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî ve özel okul ve kurumlarda eğitim ve öğretim faaliyetlerinin Bakanlık politikaları doğrultusunda uygulama birliği içinde yürütülmesi, eğitim hizmetlerinin niteliğinin artırılması ve eğitim ortamlarının güvenli, etkin ve verimli şekilde yönetilmesi amacıyla 2023 yılından bu yana her eğitim öğretim yılı öncesi genelge hazırlanıyor. 14 Eylül 2026 Pazartesi günü başlayacak olan yeni eğitim öğretim yılı öncesinde de “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu genelge, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlanarak 81 ile gönderildi. Millî birlik ve beraberlik bilinci eğitim süreçlerinde güçlendirilecek Genelgeye göre “Türkiye Yüzyılı” vizyonu ve devletin hedefleri doğrultusunda, Gazi Meclisin ortak iradesiyle kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile ortaya konulan millî duruş, Bakanlığın tavizsiz en temel önceliklerinden biri ve eğitim ve öğretim süreçlerinin ana hedeflerinden olacak.
Bu devlet iradesine uygun hareket etmek eğitim camiasının müşterek sorumluluğu olacak. Millî Mücadele yıllarında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi tek vücut olmuş azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet, elbette büyük geleceğe layık ve aday olan bir millettir.” sözleriyle temelleri atılan Maarif Vekâletinin millî birlik ve bağımsızlık bilinciyle şekillenen eğitim anlayışından tevarüs eden tarihî sorumluluk doğrultusunda; 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun genel amaçları başta olmak üzere Türk Millî Eğitiminin temel ilkeleri çerçevesinde ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bütüncül ruhuna uygun olarak evlatların hiçbir ayrım gözetilmeksizin, anayasal vatandaşlık anlayışı ve eşitlik ilkesi temelinde, millî birlik ve beraberliğe, vatana ve kardeşlik hukukuna sahip çıkacak şuurda yetiştirilmeleri mutlak surette sağlanacak. Bu amaç doğrultusunda 2026-2027 eğitim ve öğretim yılının ilk haftası ve yıl boyunca Bakanlıkça hazırlanan uygulama kılavuzları doğrultusunda etkinlikler planlanacak ve gerçekleştirilecek.
“Güvenli Okul İklimi” kapsamında eğitim kurumlarında tedbirler eksiksiz uygulanacak Sağlıklı ve güvenli okul ikliminin tavizsiz bir şekilde korunması amacıyla “Okullarda Güvenlik Önlemlerinin Alınması” konulu Genelge, “Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin Koruyucu ve Önleyici Hizmet ve Tedbirlerin Artırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü” ve İçişleri Bakanlığının “Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirleri” konulu yazısı hükümleri eksiksiz olarak uygulanacak, denetimler rutin aralıklarla sürdürülecek.
İl ve ilçe yürütme kurulları eğitim öğretim yılı başında toplanarak görev ve sorumlulukları, okul ve çevresine yönelik olası riskleri gözden geçirecek ve planlamalar yapacak. Okul ortamlarında giriş-çıkışlar kontrollü sağlanacak, yaya ve araç trafiği ayrılacak, kör noktalar aydınlatılacak, acil durumlarda hızlı ve güvenli tahliyeyi sağlayacak bakım ve onarım çalışmaları ivedilikle tamamlanacak.
Okulun ve öğrencilerin güvenliğini tehdit edebilecek hususlara ilişkin ihbar ve şikâyetler değerlendirilerek derhal önlem alınacak. Olumsuz davranışların fiil ve suça dönüşmesini engellemek üzere ilgili kurumlarla eş güdüm hâlinde tüm koruyucu ve önleyici tedbirler hayata geçirilecek, bu hususta en ufak bir idari zafiyete veya ihmale kesinlikle müsaade edilmeyecek.
Veli görüşmeleri, ülke genelinde yalnızca “Okul Randevu Sistemi” üzerinden planlanarak yürütülecek. Velilerin randevusuz ziyaretlerine ve öğrencinin velisi veya vasisi olmayan kişilerin okula girişine izin verilmeyecek. Öğretmenlerin mesleki haklarının korunması ve güvenli eğitim ortamlarının sürdürülmesi amacıyla bu uygulama, tüm eğitim kurumlarında istisnasız uygulanacak.
Eğitim kurumu yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanları görevlerini yerine getirirken öğretmenlik mesleğinin saygınlığını, temsil sorumluluğunu ve öğrencilere örnek olma niteliğini gözetecek; kılık ve kıyafetlerinde mesleğin vakarına, kamu hizmetinin ciddiyetine ve toplumsal hassasiyetlere uygun hareket edecek ve önlük giyecek. Bu kapsamda eğitim ve öğretim yılı başında yapılacak öğretmenler kurulunda gerekli bilgilendirmeler yapılacak olup uygulama, millî eğitim müdürlüklerince takip edilecek ve mevzuata aykırı davranışlara izin verilmeyecek.
e-Okul sisteminde otomatik gerçekleşen okul kayıtlarından dolayı velilerin kayıt ücreti ödemesi söz konusu olmayacak Öğrenci kayıt işlemleri “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Adrese Dayalı Kayıt Sistemi (e-Kayıt) Usul ve Esasları” gereğince yürütülecek, öğretmen norm dağılımının olumsuz etkilenmemesi, okullardaki sınıf mevcutlarının dengeli bir şekilde dağılımının yapılabilmesi, fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi, okulların tam kapasiteyle kullanımı gibi nedenler dolayısıyla kayıt bölgesi sınırlamalarına kesinlikle uygun davranılacak ve kayıt bölgeleri dışından öğrenci kaydı yapılmayacak. Okul kayıtları, elektronik ortamda otomatik olarak e-Okul üzerinden yapılmaktadır. Bu kapsamda velilerin ayrıca okul idaresiyle kayıt konusunda iletişim kurmasına gerek kalmadığından, kayıt parası veya başka ad altında zorunlu ücret talep edilmesi mümkün olmayacak. Velilerden kayıtlara ilişkin herhangi bir ücret istendiğine dair şikâyetler gelmesi hâlinde bu başvurular özenle takip edilerek gereği yapılacaktır.
Okullarda cep telefonu kullanılmaması uygulamasına devam edilecek Öğrencilerin dijital imkânlardan doğru bir şekilde yararlanmasına yönelik rehberlik çalışmalarına ağırlık verilecek, dijital bağımlılığa neden olan etkenlere yönelik farkındalıkları artırılacak. Öğrencilerin sınıf içinde cep telefonu bulundurmamalarına ilişkin uygulamaya devam edilecek, öğretmenler de sınıf içinde cep telefonu kullanmayacak. Ödev verme ya da bilgilendirmelerde Bakanlığın belirlediği dijital platformlar/uygulamalar haricindeki araçların kullanımından kaçınılarak bu hususta öğrencilere ve velilere gerekli yönlendirmeler yapılacak.
Öğrencilerin dijital dünyada güvenli, bilinçli, sorumlu ve değer temelli bir yaklaşımla hareket eden bireyler olarak yetişmelerini desteklemek; çevrim içi haklar, dijital mahremiyet, siber güvenlik, dijital etik, duygu farkındalığı ve dijital esenlik konularındaki bilgi, beceri ve farkındalıklarını geliştirmek amacıyla “Duygu-Değer Temelli Dijital Esenlik Projesi” kapsamında hazırlanan eğitim içeriklerinden eğitim ve öğretim süreçlerinde etkin şekilde yararlanılacak.
Okul öncesi eğitim, ilkokul 1. sınıf ve ortaokul 5. sınıf öğrencilerine yönelik uyum eğitimleri, Bakanlıkça belirlenen takvim ve program çerçevesinde gerçekleştirilecek. Okul öncesi eğitim ve ilkokul 1. sınıf öğrencilerine yönelik aile etkinliklerinde ailenin sürece etkin katılımı esas alınacak. İlkokul 1. sınıf öğrencilerinin okuma bayramı etkinlikleri ise okuldaki tüm 1. sınıf öğrencilerini kapsayacak şekilde mayıs ayı içinde planlanacak.
2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılında “Maarifin Kalbinde Oyun” teması esas alınacak 2026-2027 eğitim ve öğretim yılında, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bütüncül eğitim anlayışı doğrultusunda “Maarifin Kalbinde Oyun” teması esas alınacak. Oyunun çocuğun öğrenme, gelişim, sosyalleşme, üretme ve kendini ifade etme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olduğu anlayışıyla yaş ve gelişim özelliklerine uygun, güvenli ve kapsayıcı oyun etkinliklerine ve geleneksel çocuk oyunlarına eğitim süreçlerinde yer verilecek. Bu çerçevede yapılacak planlama ve uygulamalar, “Millî Eğitim Bakanlığı Oyun Politika Belgesi” ilke ve esaslarına uygun şekilde yürütülecek.
Bakanlığın en önemli paydaşlarından olan ailelerin eğitim sürecine etkin katılımının ve çocukların gelişimlerinin ev ortamında da desteklenmesi amacıyla okul-aile iş birliği güçlendirilecek. “Ailemle Eğitim Yolculuğum” çalışmaları, Bakanlıkça hazırlanan uygulama kılavuzları ve etkinlik kitaplarında yer alan usul ve esaslar doğrultusunda etkin şekilde yürütülecek, okul öncesi aile eğitim bültenleri velilere düzenli olarak ulaştırılacak.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında Türk dünyası ve gönül coğrafyasının ortak tarih, kültür ve medeniyet birikimini yansıtan değerlerin öğrenciler tarafından benimsenmesi, birlik ve beraberlik bilincinin güçlendirilmesi amacıyla bu yıl ortaokul kademesinde “Hakan ile Bilge’nin Türk Dünyası Yolculuğu”, ortaöğretim kademesinde ise “Türk Dünyası Kültür Atlası, Bilge ve Hakan’ın Zamanı Aşan Yolculuğu” adlı materyaller, ücretsiz dağıtılan ders kitaplarıyla birlikte sıralarda yerini alacak.
Öğrencilerin öğrenmelerini gerçek yaşamla ilişkilendirmeleri, yaparak ve yaşayarak öğrenmeleri, farklı öğrenme deneyimleri edinmeleri, içinde yaşadıkları toplumu ve coğrafyayı öncelikle öğrenmelerini desteklemek amacıyla okul dışı öğrenme ortamları eğitim ve öğretim süreçlerine etkin şekilde dâhil edilecek ve “Okul Dışı Öğrenme Ortamları Dijital Platformu”nda yer alan içeriklerden yararlanılacak.
Kutlamalarda pedagojik ve etik ilkeler gözetilecek Okullarda gerçekleştirilecek tören, kutlama, anma günü, mezuniyet ve benzeri etkinliklerde kullanılacak müzik, video, broşür, pankart ve diğer materyaller Yönetmelik hükümleri doğrultusunda kurulan Eser İnceleme ve Seçme Kurulu onayıyla belirlenecek. Sosyal medya paylaşımlarında pedagojik ve etik ilkelere riayet edilecek. Mezuniyet etkinlikleri toplumsal değerler ve öğrenci kimliğiyle uyumlu olacak ve velilere ilave mali yük getirmeyecek şekilde planlanarak yürütülecek. Bakanlığın “Mezuniyet Günü Etkinlikleri” konulu Genelgesi ile belirtilen hususlara aykırı uygulamalara izin verilmeyecek.
Özel öğretim kurumlarında görev yapan eğitim personeli ve diğer personelin, ilgili mevzuat kapsamında sözleşmeyle belirlenen özlük haklarının kurumlar tarafından yerine getirilip getirilmediği denetlenecek, bu kapsamdaki şikâyetler titizlikle takip edilip sonuçlandırılacak.
Bakanlıkça ücretsiz dağıtılan kaynaklar dışındaki materyaller okul ve kurumlarda kullandırılmayacak. Öğrenci ihtiyaçlarının temininde veliler, belirli markalara ve yüksek maliyetli ithal kırtasiye setlerine mecbur bırakılmayacak, bunun yerine ülkenin üretim kapasitesini destekleyecek yerli ürünlerin kullanımına imkân sağlanacak. Velilere maddi yük oluşturacak her türlü uygulamadan kaçınılacak; okullarda yönlendirme, reklam ve tanıtım organizasyonlarına kesinlikle müsaade edilmeyecek.
Bakanlık dışında hazırlanan sınav niteliğindeki uygulamaların okullarda yapılmasına izin verilmeyecek Tüm eğitim kademelerinde Bakanlıkça belirlenen ortak sınav uygulamaları ile Bakanlık tarafından hazırlanan ölçme ve değerlendirme araçları dışında il, ilçe, okul veya sınıf genelinde öğrencileri birbirleriyle yarıştıran, sıralamaya tabi tutan ya da velilere ilave mali yük getiren deneme sınavı, hazır bulunuşluk uygulaması, tarama sınavı ve benzeri sınavların okullarda uygulanmasına veya öğrencilere satın aldırılmasına izin verilmeyecek. Özel yayınevleri veya diğer kişi ve kuruluşlar tarafından bu amaçla hazırlanan sınavlar da aynı kapsamda değerlendirilecek. Bakanlığın ölçme ve değerlendirme politikalarıyla örtüşmeyen ve öğrencilerin akademik, sosyal ve duygusal gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek, adı veya niteliği ne olursa olsun Bakanlık dışında hazırlanan ve organize edilen sınav niteliği taşıyan hiçbir uygulamanın okullarda yapılmasına izin verilmeyecek.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin beceri temelli eğitim anlayışıyla öğrencilerin günlük yaşamda ihtiyaç duyacakları temel becerileri geliştirmek amacıyla yürütülen “Yaşam Becerileri Projesi” kapsamında hazırlanan uygulama kılavuzu ve etkinlik kitapları doğrultusunda eğitim ve öğretim süreçleri planlanacak. Okullarda bulunan uygun fiziki ortamlar öğrencilerin yaşam becerilerini uygulayarak geliştirebilecekleri şekilde değerlendirilecek ve uygulamaların yaygınlaştırılmasına yönelik gerekli tedbirler alınacak.
“İşletmelerde Mesleki Eğitim ve Staj (MEB-İMES)” mobil uygulamasının kullanımı zorunlu olacak Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında atölye, laboratuvar ve işletmelerde yapılan mesleki eğitimlerde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüm tedbirler, eksiksiz uygulanacak. İşletmelerde mesleki eğitim ve staj yapılacak iş yerleri; alan/dal uygunluğu, usta öğretici/eğitici personel yeterliliği, öğrenci kapasitesi ve öğretim programına uygunluk açısından eğitim başlamadan önce titizlikle seçilecek ve uygun işletmelerle sözleşme yapılacak. Uygunluk şartlarını kaybeden veya eksiklik tespit edilen işletmelerle yapılan sözleşmeler, mevzuata uygun şekilde ivedilikle feshedilecek. Koordinatör öğretmenler, eğitim süreçlerini görevleri başında düzenli ve etkin biçimde izleyecek; süreçlerin takibi için “İşletmelerde Mesleki Eğitim ve Staj (MEB-İMES)” mobil uygulaması tüm paydaşlarca aktif ve zorunlu olarak kullanılacak.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin öğrencilerin doğru ve güvenilir bilgiye erişmeleri, içinde yaşadıkları toplum hakkında sağlıklı değerlendirmeler yapabilmeleri, ulusal ve uluslararası güncel gelişmeleri bilinçli ve eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmeleri, medya okuryazarlığı ve dijital iletişim becerilerini geliştirmeleri yönündeki hedefleri doğrultusunda öğrencilerin aktif katılımıyla hazırlanan “Haberimiz Olsun” dijital platformunda yayımlanan video, sesli ve yazılı dijital medya içeriklerinden eğitim ortamlarında yararlanılacak. Bu içerikler, ilgili derslerin konu ve öğrenme çıktılarıyla ilişkilendirilerek eğitim süreçlerine dâhil edilecek ve okullarda dezenformasyonla mücadeleyi destekleyen, güncel, şeffaf ve doğru bilgiye dayalı bir medya kültürünün geliştirilmesine yönelik gerekli planlamalar yapılacak.
12-18 Aralık tarihleri arasında kutlanan “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” etkinliklerinde yerli sanayi ve teknoloji ürünleri tanıtılarak öğrencilere millî kalkınma şuuru sadece bu haftaya mahsus olmayacak şekilde yıl içindeki diğer etkinliklerle de kazandırılacak. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında finansal okuryazarlık, tasarruf kültürü ile yerli üretim ve tüketim bilincini güçlendirecek, öğrencilerin bilim ve teknolojinin üreticisi olmalarını destekleyecek faaliyetlere yer verilecek.
Tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimlerini sürdüren, özel yetenekli öğrenciler dâhil olmak üzere özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için eğitim gördükleri okullarda “destek eğitim odaları” açılacak. Bu odalarda verilecek eğitim planlanacak, öğretmen görevlendirmeleri yapılacak ve öğrencilerin “Bireyselleştirilmiş Eğitim Programları (BEP)” dikkate alınarak eğitim süreçlerine etkin katılımları sağlanacak.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin insanı merkeze alan bütüncül eğitim anlayışı doğrultusunda millî, manevi, insani ve kültürel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasında, yetkin ve erdemli nesillerin yetiştirilmesinde ve ülkenin geleceğinin inşasında müstesna bir sorumluluk üstlenen öğretmenlerin mesleki itibarlarının korunması ve güçlendirilmesi sağlanacak.
ŞENDOĞAN NİRİTA VEFAT ETTİ Menzilahir Mahallesi sakinlerinden merhum Celalettin ve Nazmiye Nirita’nın oğulları, Şenol, Şener, Kezban, Kanber ve Şenay Nirita’nın kardeşleri Şendoğan Nirita vefat etti. Merhum dün Kıyık Merkez Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Acı Çeşme Mezarlığında toprağa verildi.
KADİR ÇAL VEFAT ETTİ Edirne Belediyesi eski çalışanlarından ve Geçkinli Köyü sakinlerinden Kadir Çal vefat etti. Fatma Çal’ın eşi, Sercan ve Sezer Çal’ın babaları olan merhum dün Geçkinli Köyü Camisinde öğle namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.
ŞERİFE YÖRÜK VEFAT ETTİ Ömeroba Köyü sakinlerinden merhum Hasan Yörük’ün eşi, Turgay, Ferdi Yörük ve Sevcan Ellibir’in anneleri Şerife Yörük vefat etti. Merhume dün Ömeroba Köyü Camisinde ikindi namazını takiben kılınan cenaze namazının ardından Köy Mezarlığında toprağa verildi.
Devlet Su İşleri (DSİ) 11’inci Bölge Müdürü Faruk Yücegök, Süloğlu’nda taşkın riskini azaltmak amacıyla yapımı süren Süloğlu Taşkın Koruma Tesisi inşaatını ziyaret ederek, çalışmalar hakkında bilgi aldı.
DSİ’nin Edirne’nin Süloğlu ilçesinde, ilçe merkezi ve köylerinde taşkın riskini azaltmak amacıyla yapımına başladığı çeşitli koruma ve dere ıslah tesisleri inşaatları devam ediyor. Süloğlu İlçe Merkezi Taşkın Koruma Tesisi şantiyesini ziyaret eden DSİ Bölge Müdürü Faruk Yücegök ve teknik heyet, devam eden çalışmaları yerinde inceledi. İncelemede, proje kapsamında yürütülen imalatlar ve çalışmaların mevcut durumu değerlendirilerek, çalışmaların planlanan program doğrultusunda ilerlemesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.
Süloğlu İlçe Merkezi Taşkın Koruma Tesisi ile ilçe merkezinin taşkın riskinin azaltılması, olası taşkın zararlarının önlenmesi ve vatandaşların can ve mal güvenliğinin korunmasına katkı sağlanması hedefleniyor.
Edirne’de Serhat Birlik midibüsünde fenalaşan genç kızı, aynı zamanda emekli polis olan şoför Ayhan Korkmaz (52), hastaneye yetişirdi.
Kentte, Yıldırım Mahallesi – Otogar seferini yapan Serhat Birlik midibüsünde, geçtiğimiz Pazar günü genç bir kız fenalaştı. Yolcuların uyarısı üzerine midibüsü durduran şoför Ayhan Korkmaz, fenalaşan kızın durumunu kontrol etti. Korkmaz, daha sonra aracı Sultan 1’inci Murat Devlet Hastanesi’ne sürdü. Genç kız, burada tedavi altına alındı. Korkmaz’ın fenalaşan hastayı götürdüğü anlar, aracın güvenlik kamerasına yansıdı.
‘ANİ BİR KARARLA HASTANEYE YETİŞTİRDİK’
Şoför Ayhan Korkmaz, verdiği ani kararla yolcuyu hastaneye götürdüğünü söyleyerek, “Yıldırım Mahallesi’nden otogara gidiyordum. Margi durağına geldiğimizde arka tarafta oturan bir kızın rahatsızlandığını söylediler. Aracımı durdurup bir baktım. Baygınlık geçiriyordu, biraz kendindeydi tam olarak bayılmamıştı daha. O anda bir karar vermek zorunda kaldım. Hani ambulans mı çağırayım? Yoksa bir an önce kendim mi götüreyim? diye. Hastaneye de yakın konumdaydım. Ani bir karar vererek hızlı bir şekilde kardeşimizi hastaneye acile yetiştirdik. Bizim başımıza sürekli böyle şeyler geliyor aslında. Bazen daha kötü durumda olanlar da oluyor. Ambulans çağırıyoruz. Daha önce de diğer arkadaşlarım da bu şekilde birçok tür hastaneye böyle rahatsızlanan şahısları götürdükleri olmuştur” dedi.
‘YİNE OLSA YİNE YAPARIZ’
Olayın ardından, genç kızın babasının da kendisini arayıp teşekkür ettiğini kaydeden Korkmaz, “Hastayı götürüp bıraktım. Daha sonra babası bana ulaşmış, telefonumu falan almış. Arayıp bana teşekkür etti. Kızının iyi durumda olduğunu söyledi. Havalar sıcak biliyorsunuz, su kaybı yaşamış ondan dolayı tansiyonu düşmüş zannedersem. Ama durumunun iyi olduğunu söyledi, arayıp teşekkür etti. Hastalık bu, herkesin başına gelebilir. Yolcular da anlayışla karşıladılar. Kimse bir şey demedi. Bu herkesin başına gelir. Herkes rahatsızlanabilir. Yine olsa yine yaparız. Diğer bütün arkadaşlarım da aynı şeyini yaparlar. Ben emekli polisim. Üç yıl önce emekli oldum. Biraz tecrübe de var bu konularda” diye konuştu.
Edirne’nin Saros Körfezi’ne kıyısı bulunan Enez ilçe sahilinde sörf tahtasıyla açığa sürüklenen 1’i çocuk 2 kişi, Sahil Güvenlik ekipleri tarafından kurtarıldı.
Olay, Pazartesi günü ilçe sahilinde meydana geldi. Kürek sörfü tahtasıyla açığa sürüklenen 1’i çocuk 2 kişiyi görenler, durumu Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine bölgeye giden Enez Sahil Güvelik Komutanlığı ekipleri, 2 tatilciyi kurtararak bota aldı.
Sağlık durumları iyi olan 2 kişi, ekipler tarafından Yayla Limanı’na getirilip, kıyıya çıkarıldı.
Edirne Birlik Spor Kulübü’nün TFF Akademi Gelişim Ligi’nde mücadele edecek takımları için sezon öncesi hazırlıkları kapsamında düzenlediği bir haftalık kamp programı Bolu’da başladı.
2012, 2013 ve 2014 yaş gruplarının katılımıyla gerçekleştirilen kamp süresince sporcular, teknik ekibin planlaması doğrultusunda günde çift antrenman yaparak fiziksel, teknik ve taktik açıdan yeni sezona hazırlanacak.
Kamp programı kapsamında ayrıca 4 hazırlık karşılaşması oynanarak sporcuların maç temposu kazanması, takım uyumunun geliştirilmesi ve sezon öncesi eksikliklerin giderilmesi hedefleniyor.
Edirne Birlik Spor Kulübü Başkanı Erhan Dinç, kamp süreciyle ilgili yaptığı açıklamada, şunları söyledi:
“Edirne Birlik Spor Kulübü olarak altyapımızın gelişimine ve genç sporcularımızın geleceğine büyük önem veriyoruz. Edirne’de bir ilki gerçekleştirerek alt yapı takımı olarak 1 haftalık sezon öncesi kampı yapıyoruz, TFF Akademi Gelişim Ligi’nde Edirne şehrimizi en iyi şekilde temsil edebilmek adına sezon öncesi hazırlıklarımızı titizlikle sürdürüyoruz. Bolu kampımızı, sporcularımızın hem fiziksel hem de mental olarak sezona hazır hale gelmeleri açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz.
2012, 2013 ve 2014 yaş gruplarımızla gerçekleştireceğimiz kamp boyunca yoğun bir çalışma programı uygulayacağız. Yapacağımız hazırlık maçlarıyla takımımızın seviyesini görme ve eksiklerimizi giderme fırsatı bulacağız.
Kulüp olarak amacımız,mücadele eden, gelişen, disiplinli ve Edirne’yi en iyi şekilde temsil eden bir altyapı yapılanması oluşturmak. Yeni sezonun kulübümüz, sporcularımız ve şehrimiz adına başarılı geçmesini diliyorum.
Edirne Birlik Spor Kulübü olarak Bolu’da gerçekleştireceğimiz sezon öncesi kampımızın tüm sporcularımıza ve teknik ekibimize hayırlı olmasını diliyor, Edirne Birlik olarak yeni sezona güçlü bir başlangıç yapmayı hedefliyoruz.”.
Geçen haftaki yazının ağırlık noktası Çerçeve Yasa hakkında Özgür Özel’in oy tercihi Yeni Partililerde kafaları karıştırdı; Özgür Özel’e umut bağlayan seçmende de hayal kırıklığı yarattı.
Haklılık payı var tabii…
İktidarın süresini uzatmak ve bunun için de seçim sisteminde oynamaya kadar varabilecek anayasa değişikliği için 400 milletvekili üzerinde oy toplama projesine Özel’in teşne olması, iktidarın dümen suyuna girmesi tepki çekti.
Özel’in pragmatist bir yaklaşımla top yuvarladığı apaçık…
Basına yansıyan sözlerinden bir demet sunalım…
“Ben ‘adam yine kazandı’ diye bakmıyorum. Bir kazanan varsa ülke kazanıyordur…”
“Barışın önünde durmayacağız…”
“Milletvekillerinin tamamının evet oyu vermesinin, süreç konusunda ‘endişesi, hassasiyeti olan kişileri üzmek’ anlamına gelecekti… “
“Partili tüm milletvekillerinin hayır oyu vermesi halinde de, başka bir yere savrulacaktık…”
“Faydacı bir yerden bakmadık ama terörün bittiği bir noktada da buna karşı çıkmakla suçlanacaktık…”
“Yani sokaktaki tepkiyi ve endişeyi de dile getirdik. Ama diğer yandan Kürt meselesinin çözümü konusunda irademiz var. Sonuçta PKK silah bırakıyor. Silah bırakana mı karşı çıkacağız? O konudaki irademizi de net olarak ortaya koyduk…”
“Yeni Parti olarak yeni nesil bir iş yaptık…”
“Barış” meselesinden başlayalım: PKK ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bir barıştan söz edilebilir mi, bunun ciddi bir çelişki yarattığını kavrayamayacak kadar DEM’in takiye siyasetine, propagandasına kendini kaptırmış olabilir mi Özel?
Elbette, hayır; Özel, özensiz bir yaklaşım sergiliyor, propagandanın aracı haline geldiğini, kullanıldığını umursamıyor çünkü siyasi hesap ağır basıyor.
“Terörün bitmesine karşı çıkmakla suçlanacaktık; PKK silah bırakıyor, silah bırakana karşı mı çıkacağız; Kürt meselesinin çözümünde irademiz var “ ifadeleri de muğlak, ‘çevir kazı yanmasın’ türündendir.
Nedeni ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’ne artık silah doğrultmayacağım diyen bir terör örgütüne, “yok karşı çıkıyorum terör eylemlerine devam et” demek akla sığar mı?
Hakeza, 1984’te Eruh baskını ile terör eylemlerini başlatan PKK’nın silah bırakması yine tek taraflı bir irade değil midir; “aman sakın silah bırakma, karşı çıkıyorum” diyen biri izan sahibi olabilir mi?
Hele şu ‘çaya çorbaya limon’, Kürt Siyasal Hareketi’nin yıllardır asıl amaç ve hedeflerini perdelemekte kullandığı Kürt meselesi kavramındaki istismarın farkında değil midir Özel?
SHP ve CHP’nin geçmiş yıllarda hazırladığı raporlardan bugüne çok şeyin değiştiği, travma anlatıları üzerinden meselenin çözüme kavuşamayacağı gözünden kaçmış olabilir mi?
Meselenin özünde Atatürk Cumhuriyeti’nin niteliklerini değiştirmek, Türk ve Kürt iki kurucu unsurlu, iki resmi dilli yeni bir ülke dizaynı, olmadı önce federasyon sonra bölünme hedefi ile hareket eden ayrılıkçı terör örgütü ve onun siyasi uzantısının hesaplarının yattığını çözümleyemeyecek kadar siyasi mülahazadan yoksun mudur Özgür Özel?
Çerçeve Yasa oylamasında Yeni Parti’de 35 kabule karşı, 54 ret oyu da gösteriyor ki Özel’in çelişkili, idare-i maslahatçı açıklamalarına yol arkadaşlarının çoğu katılmamaktadır.
Özel’e destek vererek imdadına yetişen İmamoğlu’nun Yeni Parti’deki belirleyici gücünde bir sarsılmadan bahsetmek ise acelesi bir çıkarım olur.
İmamoğlu’nun misyonu ve 2024 yerel seçim ittifakı gereği DEM’in siyasi hesaplarına, ‘oy anam oy’ muhabbetine dayalı bir taviz ve hatta diyet bağımlılığından ise söz edilebilir.
Evet, özellikle iktidarın süresini uzatma projesinin ilk ayağında Özgür Özel sendelemiştir.
Yeni Parti’nin “yeni nesil işi”, siyaseti, hayır oylarının çokluğu nedeniyle de laf-ü güzaf kalmıştır.
Özel’deki yalpalamaların içyüzüne Yeni Parti’yi etraflı ele alacağımız son bölümde gireceğiz.
Gelelim yazı dizisinin ana konusu CHP’deki yapısal sorunların doğurduğu marazaların siyasetin finansmanı kanavasından gösterdiklerine…
Siyasi partilerde ve genel olarak siyasette en çok sorgulanması gereken alan finans kaynaklarının oluşumu ve kullanımı olmalıdır. Çünkü siyasetin açık ve saydam bir yapıda olmaması toplumu haklı olarak güvensizliğe iter. Bu nedenle parti gelirlerinin önemli bir kısmını teşkil eden Hazine yardımlarının ve özel bağışların harcama dökümlerinin kamuoyuna açık hale getirilmesi, atılacak ilk adımdır.
Bilindiği gibi, siyasi partiler toplumun çeşitli katmanlarının ekonomik ve sosyal alanda taleplerini karşılayacak politikaları belirlemek ve hayata geçirmekle sorumludur. Bu genel tespit, onların ortaya çıkış nedenidir aynı zamanda.
Ancak, toplumun güçlü kesimlerinin her zaman önde olduğu, karar alma süreçlerini etkileyerek kendi çıkarlarının peşinde koştukları da yadsınamaz bir gerçektir.
Çıkar veya baskı grupları olarak da tanımlanan bu kesimin hedefinde parti kurmak ve bu yolla iktidarı ele geçirmek yoktur. Hangi parti iktidarda olursa olsun fark etmez; amaç, kendi lehlerine program yapılması ve uygulanmasıdır. Dolayısıyla, siyasi partilere bu kanaldan gelen yardımlar daha baştan bağımlı bir ilişki yolu açmaktadır. Üstelik, ülkemizde gelir dağılımı adaletsizliği dikkate alındığında, güçlülerin siyaset kurumu üzerindeki etkisinin içinden çıkılması zor bir döngü yarattığı kolayca görülür.
Batı ülkelerinde siyasi partilerin gelirlerinde üye aidatı önemli bir paya sahiptir. Ancak üye aidatlarına sadece gelir kapısı olarak bakılmaz. Parti içi demokrasi, parti işleyişinin tabana yayılması, üyenin söz sahibi olması ve aidiyet duygusu içinde görev anlayışının gelişmesi bakımından önemsenir. Örnek mi? İleri bir uygulama olarak Alman Sosyal Demokrat Partisi verilebilir. Bu partide üye aidatları üyenin kazancına göre saptanıyor. Makul seviyede olan üye aidatları için bile gelir farklılıklarını dikkate alan bir sistem kurmuş Alman sosyal demokratları.
Peki, siyasetin finanse ettiği kişi ve kuruluşları, çıkar odaklarını ne yapacağız? Ülkemizin en başlı sorunlarından biri bu değil midir? Siyaseti haksız zenginleşme aracı olarak gören zihniyetin önüne nasıl geçeceğiz?
İlk akla gelen, yasalara uyulması ve siyasette etik kurallara işlerlik kazandırılması.
Özellikle kamu ihalelerinde saydam ve hesap verebilirlik uygulamalarda kendini göstermelidir.
Çünkü devletin ülke ekonomisindeki gücü, belirleyiciliği ortadadır. İşte tam da bu noktada siyaset kurumunun ana işlevi, yani toplumsal kaynakların doğru ve dürüst kullanımı devreye girer.
Siyaset kurumunun sorumlu olduğu bu önemli alanda ülkemizde daha alınacak çok yol olduğunu biliyoruz. Her şeyden önce ciddi bir zihniyet dönüşümü gerekiyor. Mesela, sadece ihalelerdeki yolsuzlukların önüne geçmek yeterli değil. Onun ötesini de görmek lazım; plan ve projelerin, yatırımların, ihale edilen hizmetlerin de verimli olması şart.
Siyaseti kendisi için finans kaynağı olarak gören siyasiler bu ülkede cirit attığı sürece bu mümkün müdür?
Yerel yönetimlerde ortaya çıkan yolsuzluklar ise genelde imar rantları ve alınan hizmetlerde çeşitli usulsüzlükler olarak karşımıza çıkar. Evrakta sahtecilik, ihaleye fesat karıştırmak, irtikap, görevi kötüye kullanmak gibi suçları sıkça duyarız.
Yerel yönetimlerin saydam ve hesap verebilir bir şekilde yönetilmesi çok önemli.
Çünkü yerel yönetimlerdeki yolsuzluk, toplumun kılcal damarlarında yoz, kirli, karanlık ilişkilerin kanıksanmasına yol açar. Vurdumduymaz yurttaş davranışları sıkça karşımıza çıkar. Bu noktada, siyaset-mafya ilişkilerinin, çetelerin boy göstereceği zemin oluşmaya ve güçlenmeye başlıyor demektir. Dahası şudur: artık olağan karşılanan bir kent rantı söz konusudur ve giderek vazgeçilmez boyutlara ulaşmaktadır. Yasadışı bir varoluş ve her türden karanlık ilişki günlük yaşamın bir parçasıdır.
Evet, kötü bir yerel yönetim sadece toplumsal dinamikleri köreltmekle, yozlaştırmakla kalmaz. Sonuçta, feodal ilişkilerin belirleyici olduğu bir yaşam kültürü kara bir bulut gibi kentin üzerine çöker, yaşam güvencesi sorgulanır hale gelir.
Özgür Özel’in, İstanbul’u, Ankara’yı bile yönetecek kapasitede gördüğü, hatta İçişleri Bakanlığı’nı bile teslim edecek derecede güven duyduğu lakin yolsuzluk soruşturması nedeniyle tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan CHP’li Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’in kariyer hikayesi, siyasetin rant kapısı işlevine ibretlik bir örnektir.
Ülkede siyasetin yaygın şekilde kariyer, çıkar, haksız zenginleşme, köşeyi dönme amaçlı yapıldığını fark etmeyenlerin bile gözlerini fal taşı gibi açacak mahiyettedir yaşananlar…
Evet, İzmir-Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek’in görevden uzaklaştırılmasının ardından yapılan başkanvekili seçimini AKP adayının kazanması: hem Yeni Parti adayına oy vermeyen CHP meclis üyelerinden ötürü KK’nın görevini yerine getirdiğini hem de çıkan arbedenin ülke siyasetinde yozluğu, çıkar ve rant ilişkisini yeterince göze sokmuyor mu?
Siyaset kurumunun vesayet altından kurtarılması, asli işlevinin geri kazandırılması, ülkenin bugünü ve geleceği açısından önemi, hatta bir beka sorunu teşkil ettiği yadsınabilir mi, değerli okur?