Her yıl olduğu gibi bu yılda bir Kırkpınar daha atlattık. Değişen ne oldu; Pehlivanlar, Ağalar, Hakemler ve Seyirciler. Bunların dışında değişen bir şey yok. Aynı anane, aynı töre. Daha önceki yıllardaki gibi devam etti, öyle de olması lazım. Altı asırdan beri böyle devam etmiş.
Kırkpınar Türklerin Rumeli’ye girip zafer şenlikleri yaparken tutuştukları hırslı bir güreşte yenişemeyip fenalaşarak ölmesi ile gömüldükleri yerlerde kırk pınar oluşmuş, işte Kırkpınar ismini buradan alıyor.
Kırkpınar Dünyada Olimpiyatlardan sonra gelen en eski spor organizasyonudur. Bir çok eksiklikleri ile birlikte 665 yıldır devam etmektedir, inşallah sonsuza kadar devam eder. Devam eder ama bazı noksanlıkların giderilmesi gerekir. Bu noksanlıkla başta Sarayiçi’nin panayır havasından kurtulması gerekir. Bunun içinde Türk geleneğine sadık kalınarak bir proje yarışması açılmalıdır. Sarayiçi Edirne’nin eğlence yeri olmalıdır. Tabi sel konusunu da göz önüne alarak.
İkinci önemli konuda güreş sahasındaki seyirci sayısı. Bugünkü miktar 22000, bence bu miktar az, daha fazla seyirci olmalı. Bir duyum aldık; bu bir müjdedir Kırkpınar için 35000 kişilik bir stat yapılacakmış. Eğer böyle bir stat yapılırsa seyirci sayısı artar, çok güreş seyreden olur ve Edirne Belediyesi de kazanç sağlar. Bunun yeri de Sarayiçi olmalı, çünkü Edirne’de Kırkpınar Sarayiçi’nden doğmuştur. Hatta bu gün kullanılan güreş stadı kuzey ve batı cihetinden uzatılarak 35000 kişilik hale getirilirse masraf az olur. Evet bekliyoruz. Bir konu daha, Kırkpınar artık kabına sığmaz oldu, artık Kırkpınar dışa açılmalıdır. Türk’ten başka yabancı pehivanlar da kurallar öğretilmek şartıyla Kırkpınar’da güreşebilmelidir. Yani Kırkpınar beynelmilel olmalıdır, Olimpiyatlar gibi. Bunu bekliyoruz.
Bir başka konuda Sarayiçi yılda bir Kırkpınar’da, birde Kakava şenliklerinde kullanılmaktadır. Bu kadar masraf sadece iki konu için mi? Niye okçuluk, pinpon müsabakaları, Karakucak güreşleri Sarayiçi’nde yapılmıyor. Hatta yeni stat yapılırsa bu günkü statta tadil edilerek açık hava yüzme havuzu olarak kullanılmasın?
Kırkpınar bu konularla yeterli olmuyor, birde fuar meselesi var. Bu konuda ele alınıp işlenmeye başlanmalıdır. Fuar nereye yapılmalıdır? Fuar E 5 yol güzergahında olmalıdır, Sarayiçi’ne yakın taraflarda olursa iyi olur. Bugüne kadar Sarayiçi’ne Kanuni köprüsüne varmadan yapılan basit bir sergi yeriydi, fuar sergi stantlarının, peyzaj uygulamalarının, eğlence düzenlemelerinin, çay bahçelerinin, söyleşi toplantılarının, çiçek üretim yerinin olduğu en azından 300 — 400 dönümlük sahası olan bir yer olmalıdır, böyle bir fuarı bekliyoruz.
Peki ama onu istiyoruz, bunu bekliyoruz, nasıl olacak bu! Bu konuların takipçisi, eleştiricisi olmak için bir kuruluş olmalı. Sy Vali Nusret Miroğlu zamanında böyle bir kuruluş vardı, bir yıllık faaliyetinden sonra lavedildi. Şimdi Belediye nezdinde böyle bir kuruluş gerekli bunu bekliyoruz.
Bu yıl Kırkpınar’ın 665. yılını kutladık, NİCE KIRKPINARLARA…
“Dünya çıkarı” dediğim, en az tüketerek, en sağlıklı ve huzurlu yaşamak ve artanı da MUHTAÇ CANLARA HARCAMAYA EMEK VERMEK yerine; “DÜNYA ÇIKARI”dediğim servet, mal, mülk biriktirmek, lüks ve israfa dayalı, yalancı, dolancı, torpilli, TALANCI tüketimdir. Ve de, Cenneti kazanma aşkıyla yapılan gösterişlerdir. “Ahret çıkarı” olmaz, çünkü dünyada “ÇIKAR,” ahret yolunu tıkar. “AHRET KAZANCI” ise, en az tüketerek, en az şeye ihtiyaç duyarak, sade, sakin, israfsız, en sağlıklı, hakkaniyeti korumak için savaşarak, mazlumun yardımcısı, zalimin korkusu olup, Allah’ın vazifelisi bilinciyle, CAN FEDA yaşamak!.. Dünya çıkarını dünyada mı istersin?.. AHRETTE ÇIKAR YOKKİ, ahrette de yapasın!.. Bu dünyada çıkarını istersen, belki alırsın, ama o çıkar da DÜNYADA KALIR; AHRETTE ELİN BOŞ MU KALSIN?.. Varlıkta veya azlıkta, muhtaç, insan, hayvan, bitki, ağaç, canlara yaptığın faydanın karşılığını, bu dünyada bekleme ki, ahrette nasibin olsun. Yaratan bu dünyada geçim elini boş bırakmaz. Yeterki sen RUHTAN YAPASIN; ÇIKAR BEKLEMEDEN YAPASIN. Yani KARŞILIK BEKLEMEDEN yapasın. MUHTACIN DERDİNİ GÖRÜP, İÇİNİN CIZZ ETMESİ; ÇARE OLUP, SEVİNDİRİP, SEVİNMEK; “OH” O RAHAT, BEN RAHAT DEMEK İÇİN YAPABİLMEK… İLÂHİ KURAN’IN, İLÂHİ DİNLERİN, DÜNYAYA GELİŞİMİZİN, İLÂHİ DÜNYA SINAVININ, İLÂHİ SEVGİNİN SIRRI BU İŞTE!..
(Kuran’da ve de Tevrat’ın, İncil’in asıl kısımlarında da, Zebur’da da bunlar yazılıdır.)
Kuran’ı Kerim. Sure 2/Ayet 261: Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu; her başağında yüz dane olmak üzere, yedi başak veren bir danenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah geniştir, bilendir. 2/262: Onlar ki mallarını Allah yolunda harcarlar, sonra harcadıklarını başa kakmazlar, eziyet vermezler. Onların Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar. 67/2: Hanginizin daha güzel amelde bulunacağını sınamak için, ölümü ve hayatı yaratan, O’dur. Ve O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.
T.C. EDİRNE İCRA DAİRESİ 2026/300 TLMT. TAŞINIRIN GAZETE VEYA İNTERNET HABER SİTESİ İLANI
Bir borçtan dolayı aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/300 TLMT. sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.
Muhammen Kıymeti
Adedi
Cinsi
Mahiyeti ve Önemli Vasıfları
2.900.000,00
1
Taşıt
34GNS625 Plakalı, 2023 Model, IVECO Marka, ÇEKİCİ/BA3C Tipli, F3HGE611HP5690130986 Motor No’lu, ZCFM62AV60C517428 Şasi No’lu, Yakıt Tipi Dizel, Vites Tipi Otomatik, Rengi Yeşil(Metalik), Ticari Adı AS440ST/P aracın satışına gidilmiştir. Ayrıntılı bilgiye esatisuyap.gov.tr adresinden 2026/300 Tal. Müdürlüğümüz dosyasından ulaşılabilir.
Artırma Bilgileri
1.Artırma
Başlangıç Tarih ve Saati : 04/08/2026 – 11:55 ——————————————————————————————————— Bitiş Tarih ve Saati : 11/08/2026 – 11:55
2.Artırma
Başlangıç Tarih ve Saati : 02/09/2026 – 11:55 ——————————————————————————————————— Bitiş Tarih ve Saati : 09/09/2026 – 11:55
Edirne’de gerçekleştirilen 665’inci Tarihi Kırkpınar Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde başpehlivan olan Antalya Büyükşehir Belediyesi güreşçisi Erkan Taş, Antalya’da düzenlenen törenle, coşkuyla karşılandı.
Kırkpınar’da, rakibi Feyzullah Aktürk’ü yenerek altın kemere uzanan başpehlivan Erkan Taş için Antalya’da tören düzenlendi. Aslen Sinoplu olan ve 2018 yılından bu yana Antalya Büyükşehir Belediyesi adına güreşen Taş, ilk olarak otobüsle ustaları ve güreşçi arkadaşlarının da katılımıyla şehir turu attı. Şehir turunun ardından, Antalya Büyükşehir Belediyesi önünde tören düzenlendi. Taş’ı burada Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Büşra Özdemir karşıladı. Belediye önünde kurulan platformda konuşmalar gerçekleştirildi.
‘BU YÖRÜK KIZINA İLK KIRKPINAR’DA ALTIN KEMER NASİP OLDU’
Burada konuşan Başkanvekili Özdemir, büyükşehir belediyesi olarak 14 ayrı branşta sporu ve sporcuyu desteklediklerini söyleyerek, “500’ü aşkın güreşçimiz, 16 başpehlivanımızla da ata sporuna katkı sağlıyoruz. Çok şükür bu emeğimizin karşılığını alıyoruz. Bugün büyük bir gururla karşınızda olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Altın kemeri kuşanmak bir kişiye nasip oldu, o da Erkan Taş oldu. Hiç kolay bir yıl geçirmedik, çok zor bir yıldı. Giderken o altın kemeri Antalya’ya verme sözünü birbirimize verdik ve çok şükür o altın kemeri alarak döndük. Çok şükür ki bu Yörük kızına gittiği ilk Kırkpınar’dan altın kemerle dönmek nasip oldu. Bu gururu bana yaşatan herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.
‘ANTALYA’MIZA HAYIRLI OLSUN’
Erkan Taş’ın çok disiplinli bir sporcu olduğunu söyleyen Özdemir, “Erkan çok disiplinli, terbiyeli, ahlaklı, mücadeleci bir pehlivanımız. Bu geleneğin hakkını veren bir pehlivanımız. Biliyorsunuz Erkan Taş ve Mustafa Taş Sinoplu aslen ama bu yiğitleri Antalya yetiştirmiştir ve bu iki başpehlivan da Antalya’nın gururu ve evlatlarıdır. Altın kemer Antalya’mıza hayırlı olsun” diye konuştu.
‘EBEDİ SAHİBİ OLMAK İSTİYORUM’
Başpehlivan Erkan Taş da, altın kemer kazanmanın çok güzel bir duygu olduğunu söyleyerek, “Altın kemer kazanmak çok güzel bir duygu. İnşallah tekrar kazanmak nasip olur. Ben abimle birlikte final yapmak istiyorum, inşallah nasip olur. Bu kemeri Muhittin başkanımıza, Antalya halkımıza getirdik, hayırlı olsun. İnşallah altın kemerin ebedi sahibi olmak istiyorum. Hem Büşra başkanımıza hem Muhittin başkanımıza kemer sözü vermiştik. Şükürler olsun kazanmak nasip oldu. Bu kemeri Muhittin başkanımıza ve bütün Antalya’ya armağan ediyorum” şeklinde konuştu.
‘BURUK BİR SEVİNÇ YAŞIYORUZ’
Kırkpınar’da 2022 yılı başpehlivanı, 665’inci Kırkpınar üçüncüsü Mustafa Taş da, “Erkan yanımıza 2018’de katıldı. O zaman bir yola çıktık ve şu anda sonucunu aldık. Aslında şu anda buruk bir sevinç yaşıyoruz. Şu anda Muhittin başkanımızın yanında olmasını isterdik. 2018’de ektiğimiz tohumlar şu anda yeşermeye başladı. Buradan Muhittin başkana selamlarımızı iletiyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından 665’inci Tarihi Kırkpınar’da dereceye giren ve ABB adına güreşen tüm pehlivanlar sahneye davet edilerek, ödülleri verildi. Sahnede Kırkpınar başpehlivanları İsmail Balaban, Turan Balaban, Osman Aynur, Başaltı Pehlivanı Sinan Kaya, 665’inci Kırkpınar’da Tozkoporan birincisi Emirhan Yüksel, Deste Büyük Boy birincisi Oğulcan Yurdakul, Küçük Orta Küçük ikincisi Üzeyir Büyükbıçak ve Küçük Orta Büyük Boy birincisi Caner Aslan yer aldı.
Yalova Çınarcık Belediye Başkanı Avni Kurt ve önceki dönem Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman, Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran’ı makamında ziyaret etti.
Belediyelerin çalışmaları ve projelerin karşılıklı görüş alışverişinde bulunulduğu ziyaretle ilgili açıklama yapan Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran; “Bugün Bizleri Yalova Çınarcık Belediye Başkanımız Avni Kurt ve önceki dönem Yalova Belediye Başkanımız Vefa Salman ziyaret ettiler. Belediyelerimizin çalışmaları ve yapacağımız projeleri konuştuğumuz ziyarette kendilerine çok teşekkür ediyorum. Birlik, beraberlik ve dayanışma içinde çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.
Çınarcık Belediye Başkanı Avni Kürt; ” Başkanımız abim Mehmet Ormankıran’ın misafirperverliği için çok teşekkür ederiz. Bizler dayanışma içinde çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı..
Yesevi Hareketi Derneği Edirne İl Başkanı Alpaslan Cankaloğlu, Srebrenitsa Soykırımı’nın yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, bu acı olayın insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade etti.
Cankaloğlu açıklamasında, 11 Temmuz 1995’te Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde, Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilmesine rağmen 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuğun sistematik olarak katledildiğini hatırlatarak, bu acı olayın insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade etti.
Alpaslan Cankaloğlu, “Srebrenitsa’da yaşananlar yalnızca Bosna-Hersek’in değil, bütün insanlığın ortak vicdan yarasıdır. Aradan geçen yıllara rağmen acılar ilk günkü tazeliğini korumaktadır. İnsanlığa karşı işlenen bu büyük suçun unutulmaması ve gelecek nesillere doğru şekilde aktarılması hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
Dünyanın neresinde olursa olsun masum insanların hedef alındığı savaşların, katliamların ve insan hakları ihlallerinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Cankaloğlu, uluslararası toplumun benzer trajedilerin yaşanmaması için daha kararlı adımlar atması gerektiğini belirtti.
Cankaloğlu açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“11 Temmuz Srebrenitsa Soykırımı’nda hayatını kaybeden tüm Boşnak kardeşlerimizi rahmetle anıyor, ailelerine ve Bosna-Hersek halkına bir kez daha başsağlığı diliyorum. Srebrenitsa’yı unutmadık, unutturmayacağız. İnsanlık vicdanında derin izler bırakan bu acının bir daha hiçbir coğrafyada yaşanmamasını temenni ediyoruz.”
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerince yürütülen risk analizi ve kontrol faaliyetleri kapsamında, Kapıkule Gümrük Kapısı’nda gerçekleştirilen iki ayrı operasyonda, piyasa değeri yaklaşık 1 milyar 37 milyon Türk lirası olan toplam 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi.
İlk operasyonda, Türkiye’ye giriş yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası’na gelen bir TIR, risk kriterleri doğrultusunda X-Ray tarama sistemine sevk edildi.
X-Ray taraması sırasında araçta şüpheli yoğunluklar tespit edilmesi üzerine Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerince gerçekleştirilen detaylı arama ve kontroller neticesinde, 450 paket içerisinde toplam daralı ağırlığı 526 kilogram 327 gram olan ve esrar olduğu değerlendirilen uyuşturucu madde ele geçirildi.
Diğer operasyonda ise, Türkiye’ye giriş yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası’na gelen bir başka TIR, şüpheli bulunarak detaylı aramaya alındı. Yapılan arama ve kontrollerde 530 paket içerisinde toplam daralı ağırlığı 626 kilogram 944 gram uyuşturucu madde ele geçirildi.
İki operasyonda ele geçirilen uyuşturucu maddelerin piyasa değerinin yaklaşık 1 milyar 37 milyon Türk lirası olduğu değerlendirilirken, olaylarda kullanılan ve el konulan TIR’ların toplam piyasa değerinin 6,5 milyon Türk lirası olduğu tespit edildi.
Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan konuya ilişkin açıklamada, “Olaylarla ilgili tahkikatlar, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam etmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak; toplum sağlığını, gençlerimizi ve ülkemizin güvenliğini tehdit eden her türlü kaçakçılık faaliyetiyle mücadelemiz, gelişmiş teknolojik altyapımız, güçlü risk analiz sistemlerimiz ve Gümrükler Muhafaza ekiplerimizin kararlı çalışmalarıyla aralıksız devam etmektedir” ifadelerine yer verildi..
Eğitim İş, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan 2026 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sonuçlarının yalnızca öğrencilerin aldığı puanları değil, eğitim sisteminin yıllardır derinleşen sorunlarını da bir kez daha gözler önüne serdiğini bildirdi.
Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar’ın paylaştığı, sendikanın “LGS’de değişen sayılar, değişmeyen eşitsizlikler” başlıklı açıklamasında, bu yıl 452 öğrencinin 500 tam puan aldığını, geçen yıl bu sayının 719′ olduğu belirtilerek, “Ancak tam puan alan öğrenci sayısının artması ya da azalması, eğitim sisteminin niteliğini tek başına göstermez. Asıl mesele, milyonlarca çocuğun geleceğinin tek bir sınava bağlanmış olmasıdır” denildi.
Bugün çocuklar daha ortaokul yıllarında ağır bir rekabetin içine sürüklendiği; oyun oynayacak, dinlenecek, sanatla ve sporla buluşacak yaşlarda test kitapları ve deneme sınavları arasında büyüdükleri belirtilerek şunlara yer verildi:
“Eğitim ise çocukların çok yönlü gelişimini destekleyen kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırılarak eleme ve sıralama mekanizmasına dönüştürülüyor. LGS yalnızca bir yerleştirme sınavı değil, aynı zamanda eğitimdeki eşitsizliklerin yeniden üretildiği bir sistemdir.
Sınav sonuçları; öğrencilerin yalnızca bilgi birikimini değil, ailelerinin ekonomik durumunu, yaşadığı mahallenin olanaklarını, okulunun fiziki koşullarını, öğretmen sayısını ve nitelikli eğitime erişim düzeyini de yansıtmaktadır.
Parası olan özel ders alabilmekte, kursa gidebilmekte, özel okul olanaklarından yararlanabilmektedir. Milyonlarca çocuk ise yalnızca devlet okulunun sunduğu sınırlı imkânlarla aynı yarışta mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu nedenle bu sınav, çocukları değil, toplumsal eşitsizlikleri ölçmektedir.
Yıllardır sürdürülen eğitim politikaları kamusal eğitimi güçlendirmek yerine piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirmiş; özel okulların ve özel kurs sektörünün büyümesini teşvik etmiş, devlet okulları arasındaki eşitsizlikleri ise giderek artırmıştır.
Bir yandan çocuklar LGS ve YKS maratonuna mahkûm edilirken, diğer yandan MESEM uygulamalarıyla binlerce çocuk eğitim hakkından koparılarak erken yaşta ucuz iş gücü haline getirilmektedir. Eğitimin temel amacı çocukların özgürleşmesi, bilimsel düşünceyi geliştirmesi ve çok yönlü gelişimi olması gerekirken; mevcut anlayış çocukları ya sınavlara ya da iş gücü piyasasına hazırlayan dar bir çerçeveye sıkıştırmaktadır.
Son yıllarda müfredatta yapılan ideolojik düzenlemeler, bilimsel ve laik eğitim anlayışından uzaklaşılması, öğretmenlerin mesleki güvencelerinin zayıflatılması ve kamusal eğitime ayrılan kaynakların yetersizliği de bu tablonun önemli parçalarıdır. Oysa eğitim, rekabeti değil dayanışmayı, elemeyi değil gelişimi, ayrıcalığı değil eşitliği esas almalıdır.
Hiçbir çocuk tek bir sınavın sonucuyla tanımlanamaz. Hiçbir okul sınav başarısına göre değerli ya da değersiz ilan edilemez. Hiçbir öğretmen öğrencilerinin test sonuçları üzerinden yargılanamaz.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA SORULAR
Milli Eğitim Bakanlığı’na soruyoruz: Çocuklarımızın geleceğini tek bir sınava mahkûm eden bu sistem daha ne kadar sürdürülecek? Devlet okulları arasındaki derin eşitsizlikleri gidermek için hangi somut adımlar atılacaktır? Her çocuğun eşit, nitelikli, parasız, bilimsel ve laik eğitim hakkını güvence altına alacak politikalar neden hayata geçirilmemektedir? Çocukları küçük yaşlardan itibaren sınav baskısı ile karşı karşıya bırakan anlayıştan ne zaman vazgeçilecektir?
Bir kez daha altını çiziyoruz; çocukların geleceğini birkaç saatlik bir sınava sığdıran eğitim anlayışı sürdürülebilir değildir. Eğitim politikalarının merkezinde rekabet değil eşitlik; eleme değil gelişim; piyasa değil kamusal sorumluluk yer almalıdır.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI
Bu nedenle çağrımız açıktır: LGS başta olmak üzere merkezi sınavlara dayalı seçme ve eleme sistemi kaldırılmalı; öğrencilerin akademik, sanatsal, kültürel ve sosyal gelişimlerini birlikte değerlendiren, okul temelli bir yerleştirme modeli oluşturulmalıdır. Her çocuğun eşit, parasız, bilimsel, laik ve nitelikli eğitim hakkı güvence altına alınmalı; kamusal eğitime ayrılan kaynaklar artırılmalı, eğitimin ticarileştirilmesine son verilmelidir. Okullar arasındaki fiziki, akademik ve sosyal imkân farklılıkları giderilmeli; hiçbir öğrencinin yaşadığı bölge, ailesinin ekonomik koşulları ya da okulunun olanakları nedeniyle dezavantaj yaşamasına izin verilmemelidir. Çocukların eğitim hakkını zedeleyen, onları erken yaşta çalışma yaşamına yönlendiren uygulamalar terk edilmeli; eğitim çocukların çok yönlü gelişimini esas alan bir hak olarak yeniden ele alınmalıdır. Müfredat; bilimsel düşünceyi, eleştirel aklı, laikliği, sanatı, kültürü, doğa bilincini ve demokratik yaşam kültürünü güçlendirecek biçimde yeniden düzenlenmelidir. * Öğretmenlerin mesleki güvencesini zayıflatan uygulamalara son verilmeli; eğitim politikalarının belirlenmesi ve uygulanması süreçlerinde eğitim emekçilerinin, öğrencilerin, velilerin ve onların örgütlerinin söz ve karar hakkı güvence altına alınmalıdır.
Bir eğitim sistemi, başarısını yalnızca tam puan alan öğrenci sayısıyla ölçemez. Asıl başarı; her çocuğun nitelikli eğitime erişebildiği, hiçbir öğrencinin ekonomik nedenlerle geride kalmadığı, okullar arasındaki farklılıkların en aza indirildiği ve çocukların mutlu, özgür bireyler olarak yetişebildiği bir düzen kurabilmektir.
MESEM
Bugün çocuklar bir yandan merkezi sınavların baskısıyla karşı karşıya bırakılırken, diğer yandan kamusal eğitim giderek daha fazla piyasanın kurallarına teslim edilmekte; özel okul ve özel ders sistemi büyürken devlet okulları kaynak yetersizliğiyle baş başa bırakılmaktadır. Aynı dönemde MESEM uygulamalarıyla binlerce çocuk eğitimden koparılarak ucuz iş gücü haline getirilmektedir. Bu tablo, çocukların üstün yararını değil, siyasi ve ekonomik tercihleri önceleyen eğitim anlayışının sonucudur.
Biz, çocukların yarışmak zorunda kalmadığı; öğretmenlerin güvenceli çalıştığı; velilerin ekonomik yük altında ezilmediği; bilimsel, laik, parasız ve kamusal eğitimin tüm çocuklar için eşit biçimde sağlandığı bir eğitim sisteminin mümkün olduğunu biliyoruz.
Eğitim-İş olarak mücadelemiz yalnızca sınav sistemine değil, eğitimde eşitsizliği üreten bütün politikalara karşıdır.
Çocuklarımızın geleceği rekabetin değil dayanışmanın, piyasanın değil kamusal sorumluluğun, ayrıcalığın değil eşitliğin üzerine kurulmalıdır. Bunun için eğitim hakkını savunmaya, kamusal eğitimi güçlendirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
Olgay GÜLER Edirne merkezli 3 ilde düzenlenen operasyonda, üniversite öğrencilerini fuhşa teşvik ettiği belirlenen 6 şüpheli, gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri, Edirne’de özellikle üniversite öğrencilerini fuhşa teşvik eden şüphelilere yönelik çalışma başlattı.
Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yaklaşık 3 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından şüphelilerin yakalanması için Edirne, İstanbul ve Tekirdağ’da operasyon düzenlendi. Operasyonda S.T., G.K., A.Ö., A.S., B.B. ve M.A. gözaltına alındı.
Gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. (TREDAŞ) ve Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 1. Bölge Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen “Trakya’nın Kuşlarını Halkalıyoruz” projesi kapsamında, 4 şah kartala GPS vericisi takıldı. Bu sayede kuşların doğal yaşamlarındaki hareketleri bilimsel yöntemlerle takip edilecek.
TREDAŞ, DKMP 1. Bölge Müdürlüğü ile yürüttüğü “Trakya’nın Kuşlarını Halkalıyoruz” projesinin ikinci yılında önemli bir aşamayı geride bıraktı. Gerçekleştirilen saha çalışmalarında 22 leylek ve 18 şah kartal halkalanırken, halkalanan şah kartallardan 4’üne GPS vericisi takıldı. GPS vericilerinden elde edilecek veriler sayesinde şah kartalların göç rotaları, yaşam alanları, beslenme davranışları ve karşılaştıkları riskler uzun dönemli olarak bilimsel yöntemlerle takip edilebilecek. Elde edilecek verilerin, nesli tehlike altındaki şah kartalların korunmasına yönelik çalışmaların yanı sıra Türkiye’deki yaban hayatı araştırmalarına önemli katkı sağlaması hedefleniyor.
Doğa ile uyumlu enerji altyapılarının geliştirilmesini ve biyoçeşitliliğin korunmasını odağına alan proje kapsamında iki yılın sonunda toplam 69 leylek ve 31 şah kartal halkalandı. Elektrik hatlarından kaynaklanan olumsuz etkilerin azaltılmasına katkı sunan proje, beş yılın sonunda toplam 500 leylek ve 100 şah kartalın halkalanması hedefleniyor.
Necati Ergin: “Sürdürülebilir enerji geleceği, doğayla uyumlu altyapılarla mümkün”
TREDAŞ Genel Müdürü Necati Ergin, projenin ikinci yılında hayata geçirilen GPS takip çalışmalarının doğa koruma açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sürdürülebilir bir enerji geleceğinin, ancak doğayla uyumlu altyapılar geliştirerek mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla enerji altyapısını geliştirirken doğayı korumayı da aynı sorumluluğun bir parçası olarak görüyoruz.DKMP 1. Bölge Müdürlüğü ile yürüttüğümüz ‘Trakya’nın Kuşlarını Halkalıyoruz’ projesiyle, yalnızca kuşların korunmasına değil, doğaya ilişkin bilimsel bilgi birikiminin geliştirilmesine de katkı sunuyoruz. Bu yıl GPS vericileriyle elde edeceğimiz veriler sayesinde şah kartalların göç rotalarını, yaşam alanlarını, beslenme davranışlarını ve karşılaştıkları riskleri daha yakından takip edebileceğiz. Bu verilerin hem türün korunmasına hem de gelecekte yürütülecek yaban hayatı araştırmalarına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.”
Ergin, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalarını kamu kurumları ve ilgili paydaşlarla iş birliği içinde kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.