Kategori arşivi: Siyaset

DEM’den ‘kayyum’ tepkisi


Olgay GÜLER
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Edirne il başkanlığı tarafından, Batman, Mardin ve Halfeti Belediyeleri’ne kayyum atanmasına karşı basın açıklaması gerçekleştirildi.
Türkiye genelinde; Esenyurt, Batman, Mardin ve Halfeti Belediyeleri’ne atanan kayyumlarla birlikte, siyasette tartışmalar da kızışıyor. Belediyelerin yönetimde olduğu partilerden tepkiler de gelmeye devam ederken, DEM Parti Edirne il başkanlığı, dün parti il binası önünde açıklama gerçekleştirdi. Kayyum atamalarına tepki gösterilen açıklamaya; Türkiye İşçi Partisi (TİP) Edirne il örgütü ve bazı sivil toplum kuruluşları da destek verdi.


‘KAYYUM ATAMALARI REJİME DÖNÜŞTÜ’
DEM Parti Edirne İl Eş Başkanı Hanım Güzel, atamaların halkın iradesine yönelik gasp olduğunu söyledi. Güzel, “Daha önce gerçekleştirilen kayyumlar halk tarafından reddedilmiş, kayyum pratiği seçimlerde büyük bir yenilgiye uğramış ve halk kendi iradesini partimizden yana kullanmıştır. Her seçimde yenilgiye uğrayan kayyum gaspında ısrar etmek, siyasi tükenmişliğin göstergesidir. AKP-MHP iktidarı, seçimle kazanamadığını yargı ve kolluk marifetiyle ele geçirme alışkanlığını ve kayyım gaspını bir rejime dönüştürmüştür. Bu saldırı, aynı zamanda Kürt halkının seçme ve seçilme hakkına büyük bir saldırıdır. Halkın doğrudan katılımının olduğu yerel yönetimlerin, belediyelerin ablukaya alınması ve adeta karakola çevrilmesi, mevcut siyasi rejimin demokratik meşruiyetinin bittiğinin açık ilanıdır” dedi.
‘İKTİDARIN SAMİMİYETİ KONUSUNDA ŞÜPHE DOĞURDU’
AK Parti iktidarının son yerel seçimleri kaybetmesinin benzer nedenlerden kaynaklandığını ifade eden Güzel, “Kayyım politikası 85 milyon için demokrasi ve özgürlük sorunudur ve önü alınmazsa ne sadece Kürt illeriyle ne de şimdiye kadar gasp edilen belediyelerle sınırlı kalacaktır. Hangi partiden ve düşünceden olursa olsun, bu kayyumlar artık bütün Türkiye halklarının seçme ve seçilme hakkına, siyasi iradesine yönelmiş açık bir tehdittir. Bu vesileyle bütün demokratik kamuoyuna çağrımızdır: Bu gayrimeşru darbeci anlayışa karşı herkes en yüksek düzeyde sesini ve itirazını yükseltmelidir. Her koşulda halkın iradesini savunmak ve halkın yerel yönetimlerine sahip çıkmak partimizin varlık gerekçesidir. Bu yöntem ve saldırılar, her türlü çözüm arayışını ve yaklaşımını zehirlediği gibi, iktidarın samimiyeti konusunda da daha büyük şüpheler doğurmuştur. Biz çözüm ve barış için el uzatılmasını beklerken, halkın iradesine el uzatılmıştır. Biz sorunların diyalog ve müzakereyle çözülmesini beklerken, halkın çözüm beklentilerine tuzak kurulmuştur. Asla boyun eğmeyeceğiz, asla mücadeleden geri durmayacağız” diye konuştu.


Açıklamada konuşan TİP Edirne İl Yönetimi Üyesi Miraç Akar Deniz de, Kürt halkı ve DEM Parti’nin yanında olduklarını kaydetti. Deniz, “Bugün görüyoruz ki Hakkari’ye Kürt halkının iradesine destek olmayanlar, Esenyurt’u da koruyamazlar. Bugün Mardin’de, Batman’da, Halfeti’de, Dem Parti’den yana gövdesini koyan, halkın yanında durmayanlar Saraçhane’de rahat oturamazlar. Bizler Kürt halkı ve DEM Partisi’nin yanındayız. Türkiye İşçi Partisi olarak tüm bu hukuksuzluğa karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Hakları gasp edilen belediye başkanlarımızın yanındayız. Van’dayız, Mardin’deyiz, memleketin dört bir yanını direniş alanı haline getireceğiz” şeklinde konuştu.

Proje var, altyapı yok!


Olgay GÜLER
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Genel Meclis Üyesi Alaaddin Öztürk, Keşan’a bağlı Mecidiye Köyü’nde 2013 yılında başlatılan altyapı çalışmaları kapsamında, İl Özel İdaresi’nin 5 yıl boyunca İller Bankası payını almasına rağmen, projenin esasına dair hiçbir faaliyet yürütülmediğini iddia etti.
Edirne İl Genel Meclisi’nin dün düzenlenen toplantısında Araştırma ve İnceleme Komisyonu’nun Keşan’a bağlı Mecidiye köyünün kanalizasyon sistemi ve alt yapısı hakkındaki raporu görüşüldü. Komisyon Başkanı Ahmet Sarıgül’ün okuduğu raporun ardından söz alan CHP’li meclis üyesi Alaaddin Öztürk, şok bir iddia ortaya attı. Öztürk, 2014 yılına kadar belde statüsünde olan Mecidiye’nin, nüfusun 2000’in altına düştüğü için köy statüsüne geçmesiyle iş ve işlemlerin İl Özel İdaresi’ne devredildiğini hatırlattı. Öztürk, bu kapsamında başlatılan altyapı çalışmaları için İl Özel İdaresi’nin 5 yıl boyunca İller Bankası payını almasına rağmen, projenin esasına dair hiçbir faaliyet yürütülmediğini iddia etti.
‘PROJEDEN SONRA İLK MAHALLİ SEÇİMDE BELDEDEN KÖYE DÖNÜŞTÜ’
Öztürk, Mecidiye köyünde 840 olan nüfusun yaz mevsiminde 20-30 kat arttığını söyleyerek; “Edirne ili Keşan ilçesi Mecidiye köyümüzde durum sanıldığından çok daha vahimdir. Şöyle ki, 19.02.2013 yılında Edirne ili Keşan ilçesi Mecidiye Belediyesi ile İlbank (T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) arasında beldenin kanalizasyon ve arıtma tesisi alt yapısı için 370.560,80TL tutarında sözleşme imzalanmış işe başlama tarihi 01.03.2013, işin bitiş tarihi 30.11.2013 olarak kararlaştırılmıştır. Yapılan anlaşmaya göre, toplamda 21.800 metre olan kanalizasyon alt yapısının bir yıllık süre içerisinde 4.200 metresi tamamlanmış olup geri kalan kısımların takip eden yıl içinde yapılması hedeflenmekte iken 06.12.2012 tarihinde yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile Türkiye İstatistik Kurumu tarafından tespit edilen 2011 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayım Sonuçları’na göre nüfusu 2.000’in altında olan belediyelerin tüzel kişilikleri ilk mahalli idareler genel seçiminden geçerli olmak üzere kaldırılarak bu belediyeler köye dönüştürülmüştür” dedi.
‘ÖZEL İDARE 5 YIL BOYUNCA FAALİYET YÜRÜTMEDİ’
Beldenin köy statüsüne geçmesiyle işlemlerin İl Özel İdaresi’ne devredildiğini söyleyen Öztürk, “Bu madde ile tüzel kişilikleri kaldırılan belediyelerin personeli, her türlü taşınır ve taşınmaz malları, hak, alacak ve borçları İl Özel İdaresi’ne devredilir denmiş, Edirne İl Özel İdaresi beş yıl boyunca Mecidiye halkı adına gönderilen İller Bankası Payını almaya devam etmiş, ancak yarım kalan kanalizasyon ve arıtma tesisi ile ilgili projenin esasına yönelik herhangi bir faaliyet yürütmemiştir. Dolayısıyla Mecidiyeköy’ümüz kanalizasyon alt yapısı konusunda mahrum ve mağdurdur. Kanalizasyon alt yapısının olmayışı vatandaşlarımızın sağlıklı bir çevrede yaşamasının önünde büyük bir engel teşkil etmektedir” şeklinde konuştu.
‘ALTYAPI İŞLEMLERİ 2025 YATIRIM PROGRAMINA ALINMALI’
Mecidiye Köyü ile ilgili altyapı işlerinin 2025 yatırım programına alınması gerekliliğine dikkat çeken Öztürk, “Bu nedenle; Mecidiye Köyümüzün kanalizasyon sisteminin ve arıtma tesisinin Tarımsal Hizmetler Müdürlüğümüz tarafından 2025 yılı yatırım programına alınması büyük önem arz etmektedir. Geçtiğimiz yıllarda dünyayı etkisi altına almış büyük bir salgından yeni çıkan bir ülke olarak, çevremizi temiz tutmanın insanlarımızın sağlıklı yaşam hakkının korunmasında ne kadar önemli olduğunu buradan bir kez daha hatırlatarak Mecidiyeli vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik haklı taleplerini sizlerle paylaşmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

‘Aile Sağlığı Merkezi mi, ticarethane mi?’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, Giderlerse Gitsinler’ anlayışının olduğu bir sistemde hekimlerin sorunlarına çare üretilmesini beklemenin abesle iştigal olduğunu söyledi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Beni Türk Hekimlerine emanet ediniz’ sözünü anımsatarak başladığı yazılı açıklamasında şunları kaydetti:
“Geldiğimiz nokta da ne yazık ki Türk hekimliği diye bir şeyin varlığından söz edilmesi mümkün değildir. Türk Hekimleri uzmanlık kadro sorunlarıyla boğuşuyorken, gelen yabancı hekimlere daha fazla uzmanlık kontenjanı açıldığını ve bunların arasında ülkemize kaçak yollarla girenlerin sayısının fazlalığını her geçen gün görmekteyiz. AKP yalnızca Türk ekonomisini ve Milli Eğitim anlayışını yok etmekle kalmadığı gibi şimdi de Aile Hekimliği Yönetmeliği adı altında çıkarılan ve ne olduğu anlaşılamayan bir yönetmelikle binlerce sağlık çalışanını büyük bir belirsizliğin ortasına atmaktadır, ‘Giderlerse Gitsinler’ anlayışının olduğu bir sistemde de zaten hekimlerimizin sorunlarına çare üretilmesini bekleme abesle iştigaldir.
Bu yönetmelik hastanın neye göre olduğu belli olmayan memnuniyetini önceleyip, sağlığını önemsemeyen ve hekimler ile aile sağlığı çalışanlarının iş ve gelir güvencesini ortadan kaldıran bir yönetmelikten öteye gidememiştir. Hazırlanan yönetmeliğe göre; ‘Vatandaş 6 ay boyunca Aile Sağlık Merkezi’ne (ASM) uğramazsa doktorun ve hemşirenin maaşında kesinti yapılacaktır.’ Yani o ASM’ye kayıtlı kişi 6 ay hastalanmazsa ve ASM’ye başvurmazsa sağlık çalışanlarının parası kesilecektir. Yani vatandaşa ”illaki hasta olacaksın ve aile hekimine gideceksin” deniliyor. Ya da aile hekimine; ”maaşında kesinti yapılsın istemiyorsan ne yap ne et, sorumlu olduğun kişilerin hastalanması için çalış mı denilmek isteniyor?” Yine bu yönetmelik ile hastalar doktora puan verecek ve bu puana göre doktor ve hemşirelerden maaş kesintisi yapılacak. Yani, doktordan uygunsuz ilaç ya da rapor isteyen birinin istediği yapılmazsa “müşteri” şikâyet edecek ve düşük puan verecek ve doktorun parası kesilecek hatta belki de sözleşmesi feshedilecek.
Böylece hekimin özgürce hastasını tedavi edebilmesinin önüne geçilmiş, karmaşık hesaplamalar ile ulaşılması mümkün olmayan, ulaşılsa bile halk sağlığı için faydasız performans kriterlerinin olduğu, sağlığın artık ticarete döndüğü bir yapıya geçilecektir. Bu yönetmelik ile yapılan işin kalitesine değil sayısına değer verilmeye başlandığı aşikardır. Bu sistemde hekim doğru bir tedavi başlatamayacağı gibi yönetmeliğin çelişkili olması sözde performans kriterlerinin altında da hasta ile daha fazla polemiğe girmesi ve şiddet eğiliminin artması da olasıdır.
Bu yönetmelik Aile Sağlığı Merkezinde ebe, hemşire eksikliğini gidermemekte, çalışma koşullarını iyileştirmemektedir. Bu şartlar altında sağlık hizmeti beklemek abesle iştigaldir.”

‘Edirne’ye Serbest Bölge kurulsun’

Saadet Partisi Edirne İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Sinan Tekin; Edirne’ye serbest bölgenin kurulmasının Balkan ülkeleriyle iş birliğinin güçlendirilmesi için önemli bir adım olacağını belirtirken, AK Parti İl Başkanı Belgin İba’ya da Yüksek Teknolojili Organize Sanayi Bölgesi, Lojistik Köyü ve Serbest Bölge konusunda verdiği vaatleri anımsattı.
Edirne’ye serbest bölge yapıl-ması için ilgililerden Edirneliler adına talepte bulunan Saadet Partisi İl Başkanı Av. Sinan Tekin; “Geçtiğimiz günlerde Edirne’miz çok önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Balkanlar İş ve Yatırım Forumu. Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer’in girişimleri ve ev sahipliği ile Ticaret Bakanımız, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız, Balkan ülkelerinin ilgili bakanları, Balkan ticaretinde önemli rol üstlenenler bir araya geldiler. Balkanlar ile Avrupa arasında stratejik bir konuma sahip olan Edirne’de böyle bir etkinliğin yapılması Edirne’nin ticaret ve lojistik için önemli bir merkez olduğunu da göstermiş oldu. Bu önemli vizyonu şehrimize kazandıran kıymetli Valimiz Yunus Sezer’e teşekkürlerimizi sunarız. Edirne Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte Keşan, Uzunköprü ve İpsala’da yapılması düşünülen organize sanayi bölgeleri şehrimizin bu ticari vizyonuna uygun olarak faaliyetlerini sürdürmeleri çok önem arz etmektedir. Bununla birlikte; geçmiş yıllarda da dile getirilen Çorlu’dakine benzer bir serbest bölgenin kurulması Edirne’nin Balkan ülkeleriyle iş birliğinin güçlendirilmesi için önemli bir adım olacağını düşünüyoruz” dedi.
İBA’YA VAAT HATIRLATMASI
Yaptığı yazılı açıklamada Ak Parti İl Başkanı Belgin İba’ya da seslenen Tekin; “Geçtiğimiz Belediye seçimlerinde Ak Parti Belediye Başkan Adayı idiniz.Edirne’mizin istihdamı için çevre dostu, Yüksek Teknolojili Organize Sanayi Bölgesi, Lojistik Köyü ve Serbest Bölge projelerini hayata geçirmek olduğunu vaat etmiş, ilk etapta 15.000 vatandaşımıza istihdam kapısı açılacağını ifade etmiştiniz. Balkanların merkezi olacak Edirne’miz için, Fuar ve Kongre Merkezi’mizi hayata geçireceğinizi kamuoyuyla paylaşmıştınız.Gerçekten çok önemli ve güzel projeler. Seçmenin iradesi sizi Edirne Belediye Başkanı yapmaya yetmedi ancak halen şehrimiz için çok önemli bir görevde bulunmaktasınız. İktidar partisinin Edirne İl Başkanısınız. Vaat ettiğiniz projeleri hayata geçirmek için belediye başkanı olmaya gerek yok, iktidar partisi il başkanı olarak da ilgili bakanlıkları harekete geçirerek vaat ettiğiniz bu önemli projeyi gerçekleştirebilirsiniz” diye konuştu.

Saadet’ten iktidara ‘tarım’ salvosu!

Olgay GÜLER

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Tarım Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesinin görüşüldüğü saatlerde Saadet Partisi Edirne İl Teşkilatı; ‘Toprağa Sahip Çık, Çiftçiye Destek Ol’ temalı basın açıklamasıyla iktidarı sert dille eleştirdi.

Parti İl Başkanlığı tarafından, Saraçlar Caddesi’nde ‘Toprağına Sahip Çık, Çiftçiye Destek Ol’ temalı basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya il yönetimi ve partililer destek verdi. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı’nın da katıldığı basın açıklamasında konuşan Saadet Partisi İl Başkanı Av.Sinan Tekin, 2024 yılının Türkiye tarımı için felaket yılı olarak tarihe geçtiğini, çiftçinin hükümetin tarım politikalarının kurbanı olduğunu söyledi.

‘ÇİFTÇİLER HÜKÜMETİN TARIM POLİTİKASININ KURBANI OLDU’

İl Başkanı Tekin, 2024 yılının Türkiye tarımı için felaket yılı olarak tarihe geçtiğini söyleyerek, “2024, Türkiye tarımı için bir ‘felaket yılı’ olarak tarihe geçmiştir.  Yanlış tarım politikaları, yüksek maliyetler ve ürünlerin değersizleştirilmesi, ülke genelindeki çiftçileri krize sürüklemiştir. Üretici, yüksek maliyetler ve düşük alım fiyatları arasında sıkışmış, emeği hiçe sayılmıştır. Bu hükümet, tarım politikalarıyla yalnızca çiftçiyi değil, Türkiye’nin gıda güvenliğini de tehlikeye atmış ve tarımsal üretimi çöküşe sürüklemiştir. Bugün çiftçimizin bankalara ve kredi kuruluşlarına olan borcu 1 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Biz, faiz batağına saplanmış çiftçileri izliyoruz bu memlekette. Mazot, gübre ve tarım ilaçlarındaki fahiş fiyat artışları üreticiyi boğmuş, girdi maliyetlerini karşılayamayan çiftçi toprağından vazgeçme noktasına gelmiştir.  Türkiye’nin bereketli topraklarında alın teri döken çiftçi, göz göre göre iflasa sürüklenmiştir. Gece gündüz çalışıp maliyetin altında ürün satan çiftçiler, bu hükümetin tarım politikalarının kurbanı olmuştur” dedi.

‘YERLİ ÜRETİCİ YOK SAYILARAK TARIMA BİR DARBE DAHA VURULDU’

Hem tüketici, hem de üreticinin perişan olduğunu ifade eden Tekin, “Çiftçi perişan tüketici de perişan. Bugün tarladan bedavaya alınan bir ürün, işçilik, nakliye ve ambalaj gibi temel maliyetlerle hiçbir aracı olmadan iç piyasada daha soframıza gelmeden en az 10 TL’ye yükselmektedir. Tarladan çıkan ürün, maliyetlerle birlikte uçuk rakamlara ulaşırken, halk mutfak masraflarını karşılayamaz duruma gelmiştir. Bu millet ne yiyecek, çocuğuna ne yedirecek?

Hükümet bir yandan da,yüksek enflasyonla mücadele bahanesiyle, elini uzatabildiği sektörlere baskı yapıyor. Süt de bundan payını aldı. Ulusal Süt Konseyi aracılığıyla çiğ süt tavsiye fiyatlarını dayatan hükümet, süt üreticisini ineklerini kestirip sektörden çıkmaya zorluyor.

Bu sayede ilk aşamada kırmızı et arzını artırarak fiyatları frenlemiş, ancak uzun vadede süt ve et üretiminde büyük bir krizin kapısını açmıştır. Hayvan sayısındaki azalmanın doğal sonucu olan fiyat artışları, sektöre yeni üreticiler kazandırmak yerine hükümetin ithalat kozunu oynamasıyla sonuçlanmıştır. ‘Paramız var ki ithal ediyoruz’  diyen hükümet, yerli üreticiye destek vermek yerine yabancı çiftçiye dolar aktarmayı tercih etmiş, yerli üreticiyi yok sayarak tarım ve hayvancılığa bir darbe daha vurmuştur” diye konuştu. 

‘NEREDE SÜSLÜ DESTEK VAATLERİ?’

AK Parti’nin 2006 yılında kendi hazırladığı tarım kanununda tarımsal desteklerin Gayrisafi Milli Hasıla’nın yüzde 1’inden az olamayacağını açıkça belirttiğini hatırlatan İl Başkanı Tekin, “Bizler, Tarım Bakanlığı’nın salonlarında, süslü ve ışıklı programlarda açıklanan tüm destek paketlerinin birer şov olduğunun farkındayız. AK Parti, 2006 yılında kendi hazırladığı tarım kanununda tarımsal desteklerin Gayrisafi Milli Hasıla’nın %1’inden az olamayacağını açıkça yazdı. Bu maddeyi kendisi koydu. Fakat 22 yıldır hiçbir kanuna, kurala, nizama uymadıkları gibi bu kanuna da uymadılar.  2006’da tarıma ayrılan pay Gayrisafi Milli Hasıla’nın %0,60’ı iken, bu oran 2023’te %0,25’e, 2024 yılı için ise %0,22’ye kadar düşmüştür. 2025’te ise %0,20’lerin altına düşecek. Soruyoruz nerede bu %1? Nerede süslü destek vaatleri? Elbette yanan yine çiftçi, emeği zayi olan yine çiftçi, icralık olan yine çiftçi” şeklinde konuştu.

‘SİSTEMİNİZ ARTIK YÜRÜMÜYOR’

Türkiye Büyük Millet Meclisinde Tarım Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğünü hatırlatarak, Tarım Bakanı’na seslenen Tekin, “Çare basit, çözüm var. Saadetin sesine kulak verin. Öncelikle derhal Tarım Kanunu’nu uygulayın ve tarımsal desteği 135 milyar TL’den, 600 milyar TL’ye çıkartın. Her ürün için hasat öncesinde minimum fiyat garantisi verilsin. Çiftçi, ürününü zarar etmeden satabilsin. Çiftçilere faizsiz finansman sağlayın, mevcut borçları en az 2 yıl süreyle faizsiz olarak erteleyin. O zaman nasıl bolluk bereket olduğunu göreceksiniz. Et ve sütte dışa bağımlılığı bitirmek için önce zincirin en önemli halkası olan süt üreticisini koruyun. Küçük aile işletmelerine destek sağlayın, süt fiyatını 1 litre süte 1.5 kg süt yemi karşılığında sabitleyin. Simsarları koruyan değil, üreticiyi ve tüketiciyi koruyacak yeni bir hal yasası hayata geçirin. Topyekûn, yerli ve milli Tarım Reformu için harekete geçin. Sizin sisteminiz artık yürümüyor” ifadelerini kullandı.

‘BU HİKAYE AÇLIĞIN VE SEFALETİN HİKAYESİ’

İktidarın, yaptığı tüm uygulamalarla; üreticiyi, çiftçiyi yok saydığını, onları kendi toprağında adeta köle yaptığını sözlerine ekleyen Tekin, “Bu uygulamalar sadece çiftçi değil, bir milleti gıda krizine sürüklemiştir. Bu milletin çiftçisi, tarihin hiçbir döneminde bu kadar yalnız, bu kadar sahipsiz bırakılmamıştı.  Bu hikaye ‘Adaletin ve Kalkınmanın’ değil ‘Açlığın ve Sefaletin’ hikayesidir. Bu ülkenin çiftçisi, toprağıyla yeniden barışacak, kendi ürettiğini kendi halkına sunacak. Milli Görüş’ün tek temsilcisi olan Saadet Partisi milletimizin alın terini çalanların ellerini yakasından bırakmayacaktır. Türkiye’nin bereketli toprakları rantçıların eline teslim edilmeyecek, üretim yeniden canlanacak, bu zulüm sona erecek ve Saadet Partisi, bu hesabı mutlaka soracaktır. Son olarak, yukarıda saydığımız çözüm önerilerini eğer AK Parti yapmıyorsa, inşallah Saadet iktidarında biz hepsini yapacak, çiftçimizle ele ele müreffeh bir geleceğe yürüyeceğiz” dedi.

Ülke korku filmine dönüştü

Olgay GÜLER
Yeniden Refah Partisi (YRP) İl Başkanı Hakan Çalışkan, AK Parti iktidarında özellikle ülkenin son dönemde yaşanan olaylarla korku filmi haline dönüştüğünü, halkınsa yüzde 45’inin açlık sınırı altında yaşadığını belirtti.
YRP İl Başkan Çalışkan, düzenlenen kahvaltıda basın mensuplarıyla bir araya gelerek ülke gündemini değerlendirdi. Çalışkan toplantıda, ülkede son dönemde yaşanan çocuk ve kadın cinayetleri, adalete duyulan güven kaybı, gıda sektöründeki hileli ürünler ve vatandaşın ekonomik sıkıntılarına değindi.
‘ÜLKE KORKU FİLMİ HALİNE DÖNÜŞTÜ’
Ülkenin son dönemde korku filmi haline dönüştüğünü söyleyen İl Başkanı Çalışkan, “Maalesef ki ülkemiz bir korku filmi haline dönüşmüştür. Kimin elinin kimin cebinde olduğunun bilinmediği bu süreçte, vatandaşlarımızdaki güven duygusu da iyice zedelenmiş durumdadır. Sokak ortasında yaşanan vahşi cinayetler ve yaşanan her türlü kan donduran gelişmeler yüzünden, milletimiz caddelerde, sokaklarda kendilerinin veya evlatlarının başlarına nelerin geleceğinden endişe etmektedir.Son yaşananlar yüzünden marketten aldıkları bir gıda ürünüyle veya bir restoranda yedikleri yemekle ilgili de endişe duymaktadırlar” dedi.
‘CEZA VE İNFAZ REFORMU HAYATA GEÇİRİLMELİ’
Devletin en önemli kurumlarına, özellikle yargı kararlarına güven duyulmadığını dile getiren Çalışkan, “Mahkemelerin verdiği kararlarla adaletin tecelli ettiğine kimse inanmaktadır. İstanbul’da geçtiğimiz günlerde 27 yaşındaki gencecik bir kadın polisimizi şehit eden zanlının, 26 suç kaydının olduğu ve bugüne kadar hiç tutuklanıp cezaevine girmediğinin ortaya çıkması yargı, ceza ve infaz sisteminin yeniden sorgulanmasına yol açmıştır. 26 suç kaydı olan bir kişinin her gözaltı sonrası serbest kalması, yargı sistemimizin sağlıklı çalışmadığının çok açık bir göstergesidir. Rutin bir şekilde 2 yılda bir yapılan İnfaz Yasası değişiklikleriyle adalet, yargı ve infaz sistemi adeta ‘suçluyu kaydedip, salan’ bir mekanizmaya dönüştürüldü. Suçluyu cezalandırmayan bir hale gelen infaz sistemi, güvenlik güçlerinin görev şevkini olumsuz etkilerken, toplumumuzda da büyük bir tedirginliğe yol açıyor. Bu konuda tüm siyasi partiler bir araya gelerek bir Ceza ve İnfaz Reformunu hayata geçirmeli, milletimizin adalete güveni yeniden tesis edilmelidir” diye konuştu.
‘CEZALAR CAYDIRICI OLMALI’
İdam cezasının da TBMM gündemine alınması gerektiğini belirten Çalışkan, “Ayrıca milletimizin vicdanında derin yaralar açan Narin Güran cinayeti sonrasında bu gibi cinayet vakalarının önüne geçilebilmesi adına İdam Cezasının da TBMM gündemine alınması gereklidir. Yeniden Refah Partisi olarak, en başından beri cezaların caydırıcı olması gerektiğinin altını çiziyoruz. Bununla alakalı olarak geçtiğimiz aylarda Edirne İl Başkanlığı olarak Saraçlar Caddemizde İdam Cezası İstiyoruz diyerek imza kampanyası düzenledik ve çok sayıda vatandaşımız imza kampanyamıza destek oldular. Evet Bugün, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu en önemli tehdit güven ve ahlâk bunalımıdır.İnsanlarımızın, güven duyacakları bir iktidara, ana muhalefete, kurumlara ve yargı sistemine ihtiyacı vardır.Şeffaf, adil ve ahlaklı bir düzen her insanın ihtiyacıdır, her toplumun ihtiyacıdır. Özellikle gençlerimizi güven ve ahlak bunalımından kurtarmak için ahlaki ve manevi kalitesi yüksek nesiller yetiştirmek şarttır. İşte bu nedenle Yeniden Refah iktidarında eğitim sistemi-müfredat ıslah edilecek” ifadelerini kullandı.
‘HALKIN YÜZDE 45’İ AÇLIK SINIRININ ALTINDA’
Vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları, rakamlardan örnek vererek anlatan Çalışkan, “Asgari ücret 17 bin TL, emekli maaşı 12.500 TL. Fakat açlık sınırı 21 bin TL’ye dayanmış yoksulluk sınırı ise 70 bin TL. Halkın %45’i açlık sınırı altında, %85’i ise yoksulluk sınırı altında yaşam sürmektedir. Vatandaşın banka borcu 6,6 milyar TL’den 3,5 Trilyon TL’ye, çiftçinin borcu 2,5 milyar TL’den 750 milyar TL’ye, KOBİ’lerin borcu 3,6 trilyon TL. 2024 yılının ilk 7 ayında 14.828 şirket kapanmış ve böylece 2023 yılının ilk 7 ayına göre kapanan şirket sayısı %28,3 oranında artmış, 2024 yılının Haziran ayında karşılıksız çek adedi 10.546 adet seviyesinde iken, Temmuz ayın bu rakam %149,9 artarak 26.351 adede yükselmiş. Karşılıksız çek tutarı ise 2024 yılı Haziran ayında 6,45 milyar TL iken Temmuz ayında 15,8 milyar TL’ye çıkmış. 2024 yılının ilk 7 ayında toplam karşılıksız çek tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre %216 artarken, takipteki bireysel kredi kartı alacakları ise 2023 yılının Ocak ayında 7,4 milyar TL iken 2024 yılında 4,3 kat artarak 39,5 milyar TL’ye yükselmiştir. Bu yıl 1.25 Trilyon TL faiz ödenecek, Orta Vadeli Program’a göre 2025’te 1,85 trilyon TL faize verilen 1,25 Trilyon TL ile; 10 milyon asgari ücretlinin bir senelik maaşı ödenebiliyor. Çiftçinin tüm borcu ödeniyor, 500 milyar TL de artıyor. Bu rakamlara rağmen israfın yanı sıra 2023 Sayıştay Denetim Raporları, kamu kaynaklarının heba edildiğini, imtiyazlı holdinglere, iktidara yakın şirketlere kamu üzerinden haksız kazançlar aktarıldığını ortaya çıkarıyor” şeklinde konuştu.
‘VERGİ SİSTEMİNİ ADİL HALE GETİRECEĞİZ’
Yeniden Refah iktidarında borç, faiz, zam, vergi ekonomisi yerine, üretim, istihdam ve ihracat ekonomisini kuracaklarını belirten Çalışkan, “Kamuda israfı önleyeceğiz. İmtiyazlılara haksız kaynak aktarımını durduracağız. Milli kaynak paketlerini devreye sokacağız. 81 il için hazırladığımız refah projelerimiz ile tarımsal üretim, sanayi üretimi artırılacaktır. Örneğin, güneş enerjisi potansiyelimizin yüzde 5’ini kullanıyoruz, birleşik barajlar projesi, düşük kalorili kömürden sıvı gübre üretimi, uranyum yerine borla çalışan nükleer enerji, kenevir ekimi, perlit, madenlerimizin zenginleştirilerek satılması gibi. Bu imkanlarla denk bütçeyi gerçekleştirip faiz canavarından kurtulacağız. Elde edilecek bu imkanlar millete asgari ücretliye, emekliye, memur, çiftçiye ve KOBİ’ye aktarılacak. Vergi sistemini adil hale getireceğiz. Buradan tüm vatandaşlarımıza sesleniyoruz; kapımız ‘önce ahlak ve maneviyat’ diyen, borç-faiz-zam-vergi ekonomisini değil üretim-istihdam-ihracat ekonomisini savunan, kuvveti değil Hakk’ı üstün tutan herkese açıktır” ifadelerini kullandı.

Tokluoğlu’ndan CHP’ye sert eleştiri!

Olgay GÜLER
MHP Edirne İl Başkanı Emre Tokluoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden alınarak tutuklanması ve yerine kayyum atanması süreciyle ilgili yaptığı açıklamada, Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) eleştirdi.
MHP İl Başkanı Tokluoğlu, Edirne Belediye Meclis toplantısında CHP Grup Başkanvekili Engin Yağcılar’ın, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden alınarak tutuklanması ve yerine kayyum atanması sürecini eleştirdiği konuşmasından önce MHP’li meclis üyelerinin toplantıyı neden terk ettiğini açıkladı. Parti il binasında gerçekleştirdiği toplantıyla konuya açıklık getiren Tokluoğlu, CHP’yi de eleştirerek terörle mücadelede devlete engel olduklarını söyledi.


‘TERK ETMELERİ TALİMATINI BEN VERDİM’
MHP’li meclis üyelerine salonu terk etme talimatının kendisinin verdiğini söyleyen Tokluoğlu; “Malumunuz üzere dün belediye meclisi toplantımızda gündem dışı söz isteyerek daha bunu toplantının başında yapmak istemesi üzerine tahmin ettiğimiz ve yanılmadığımız Esenyurt Belediyesi ve Ahmet Özer ile kayyum atanan belediyeler ile alakalı olduğu için meclis üyelerimize meclis toplantısından sonra gündem dışı söz verilirse, protesto amaçlı toplantı salonunu terk etmeleri talimatını verdim. Talimatımıza uyan meclis üyelerine tekrar teşekkür ederim” dedi.
‘TERÖR ÖRGÜTÜYLE YOL YÜRÜYEN ŞAHSIN SEÇİLMESİNE GÖZ YUMDULAR’
CHP’nin, devletin teröre yönelik mücadelesine engel olduğunu belirten Tokluoğlu, “Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden alınması kimlerin aleni ya da gizli hain terör örgütü ile aynı yerde durduğunu yüce Türk Milletinin önüne çıkarmıştır. Kendilerini Ulu Önder Atatürk’ün partisi olarak gören sözüm ona gerçek demokratlar, hain terör örgütüyle yol yürüyen bu şahsın partilerinden aday gösterilmesine, hatta İstanbul da büyük bir ilçenin belediye başkanı seçilmesine sessiz kalmıştır. Ancak konu devletin terörle mücadelesine geldiğinde sessizlik, yerini devletin mücadelesinin önünde engel olmaya bırakmaktadır” diye konuştu.
‘CHP BAHÇELİ’NİN GÖSTERDİĞİ HEDEFTE MİLLETİN YANINDA SAF ALMALI’
MHP’nin her daim terörle mücadelenin yanında olduğunu da dile getiren Tokluoğlu, “Milliyetçi Hareket Partisi, dün olduğu gibi bugün de milletinin yanında ve bu vatana düşman olanların tam karşısındadır. Cumhuriyet Halk Partisi hain terör örgütleri ile bağlantısı olanları cezaevinde ziyaret edip onlara moral vermek, onları kendi partilerinde aday göstererek sözde demokrasi mitingleri ile destek vermek yerine milletin sevdalısı liderimizin gösterdiği hedefte milletinin yanında saf almalıdır. Son yaşanan olaylarla ilgili süreç bağımsız yargının sürecidir. Milliyetçi Hareket Partisi bilge liderinin önderliğinde ‘ama’sız, ‘fakat’sız terörle mücadele eden askerin polisin tüm yargı mensuplarıyla vatan evlatlarının yanındadır. Milliyetçi ülkücü hareketin lideri sayın genel başkanımızın gayesi vatanımız ve milletimizin bekasıdır” ifadelerini kullandı.

‘Vatandaş limon gibi sıkılacak!’


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, ülkenin faiz lobilerinin kıskacı altında bulunduğuna dikkat çekerek, AKP’nin 2025 yılı uygulayacağı ekonomik para politikasını değerlendirirken, “2025 yılında vatandaşımız limon gibi sıkılacak!” ifadelerini kullandı.
CHP Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, AKP’nin para politikalarını değerlendirdiği açıklamasında, 22 yıllık AKP iktidarının uyguladığı ekonomik politikalar ile vatandaşların yerine faiz lobilerini sevindirdiğini belirterek şunları kaydetti:
“Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı 2025 Finansman Programı, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin daha fazla borç alarak yüksek faizler ödeyeceğini gösteriyor. Ülkemizin bu borç politikası, her geçen gün bizi dışa daha bağımlı hale getiriyor. Bu programla, 2035’e kadar ülkenin geleceği adeta faiz lobilerine ipotek edilmiş durumda. Türkiye’nin ödeyeceği faiz miktarı o kadar büyük ki, vatandaşlarımızın cebinden çıkan vergiler, işçilerimizin, emeklilerimizin, esnafımızın kazançları hep borç faizine gidiyor!
Bakın, sadece 2025 yılında yapılacak borç geri ödemelerinin tutarı 3 trilyon 242 milyar TL! Bunun 1,9 trilyon lirası yalnızca faiz. Emeklimize, memurumuza gelince para bulunamıyor ama faiz ödemelerine milyonlarca lira akıtılıyor. İşte bu durumda, vatandaşın cebinden çıkan her kuruş, borç faizine gidiyor; ülkemizin kaynakları dışarıya akıyor.”
CHP’NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
“Bu düzene “dur” demek zorundayız” diyen Balkanlı, partisinin ülkeyi faiz sarmalından çıkaracak politikaları şöyle paylaştı:
1.Üretim Ekonomisine Geçiş:
Türkiye, üretim ekonomisine dayalı bir modeli benimsemeli. Yani tüketerek değil, üreterek büyümeliyiz. Bu sayede kendi kaynaklarımızı değerlendirip, yurtdışına bağımlı olmaktan kurtulacağız. Tarım, sanayi ve teknolojiyi öncelikli olarak destekleyerek kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi kurabiliriz.
2.Faiz Ödemelerine Sınır Getirilmeli:
Türkiye’nin gelirinin büyük bir kısmı, faiz ödemelerine gidiyor. CHP olarak, faiz ödemelerini sınırlayan, borçlanma politikasında ölçülü ve ihtiyatlı bir yaklaşımdan yanayız. Böylelikle bütçemiz daha dengeli hale gelecek.
3.Yerli Üretim ve İstihdamı Artırmak:
Ekonomik büyümeyi sağlamanın en etkili yollarından biri yerli üretimi ve istihdamı artırmaktır. İthalata dayalı bir ekonomik düzeni terk etmeliyiz. Bunun yerine, yerli üreticiyi, çiftçiyi destekleyerek Türkiye’nin kendi kendine yeten bir ülke olmasını sağlamalıyız.
4.Şeffaf ve Adil Bir Bütçe Yönetimi:
Ülkenin kaynaklarının doğru kullanılmadığı, gereksiz ve yüksek maliyetli projelere aktarıldığı bir gerçek. CHP iktidarında, bütçe yönetiminde şeffaflık ilkesini benimsiyoruz. İsrafı engelleyip, her kuruşun hesabını vererek vatandaşın güvenini kazanacağız.
5.Dış Bağımlılığı Azaltacak Adımlar Atacağız:
Özellikle enerji gibi alanlarda dışa bağımlılığı azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapacağız. Böylece enerji maliyetlerini düşürecek, kendi kaynaklarımızla kendi ihtiyacımızı karşılayacağız.
6.Bilim ve Teknolojiyi öne çıkaran Eğitim programlarını uygulamak
Beceriksiz 22 yıllık AKP iktidarının, bugüne kadar uyguladığı politikalarla geldiğimiz nokta ortada. CHP olarak biz, borç sarmalına, faiz yüküne son verecek politikalarımızla Türkiye’yi ekonomik bağımsızlığa kavuşturma kararlılığındayız.
Türkiye’nin kaynaklarını faiz lobilerine aktaran bu düzeni değiştirmek için birlik olup, CHP olarak hep birlikte çalışacağız. Çocuklarımızın geleceğini ipotek altına alan bu anlayışa son verecek; kaynaklarımızı, alın terimizi, emeğimizi yeniden milletimize kazandıracağız!Hep birlikte daha güçlü, daha bağımsız ve daha refah dolu bir Türkiye için çalışacağız.”

‘Karaoğlan’ı özlem ve minnetle anıyoruz’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, 5 Kasım 2006 tarihinde vefat eden CHP’nin 3. genel başkanı Bülent Ecevit’in ölüm yıldönümü münasebetiyle bir anma mesajı yayımladı. İlçe Başkanı Çakır, “Bülent Ecevit’i özlemle anarken, onun değerli mirasını yaşatma sorumluluğuyla mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum.” dedi.
İlçe Başkanı Çakır, anma mesajı şöyle:
“Partimizin üçüncü genel başkanı, büyük devlet adamı, Kıbrıs fatihi “Karaoğlan” lakabıyla halkın gönlünde taht kurmuş, dürüst, ilkeli ve emekçinin dostu Bülent Ecevit’i saygı, sevgi ve rahmetle anı-yoruz. Ecevit, sadece Türkiye Cumhuriyeti tarihinin değil, dünya siyasetinin de örnek aldığı bir lider olarak, halkına hizmet etmeyi her şeyin üstünde tutmuş, inançla savunduğu ilkeleriyle bizlere rehber ol-muştur.
Onun dürüstlüğü, emek ve demokrasiye olan bağlılığı, halkın refahı için ortaya koy-duğu mücadele, bizlere her zaman yol gösterici olmaya devam edecektir. CHP Keşan İlçe Başkanlığı olarak, onun izinden yürüyerek adalet, eşitlik ve demokrasi için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.
Bülent Ecevit’i özlemle anarken, onun değerli mirasını yaşatma sorumluluğuyla mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum. Ruhu şad olsun.”

‘Halk iradesine darbe’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in “Terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklanarak görevden alınması ve yerine kayyum atanmasını sert bir dille eleştirdi.
İlçe Başkanı Çakır, bu durumu “İktidarın seçimlerde kaybettiklerini yargı yoluyla geri alma planının bir parçası” olarak nitelendirerek, “Demokrasi, adalet, hukuk devletini yok sayan zihniyetin siyasi planları halkın vicdanında bozguna uğrayacaktır!”dedi.
“İKTİDAR SEÇİM KAYIPLARINI YARGI YOLUYLA GERİ ALMAK İSTİYOR”
İlçe Başkanı Çakır, özellikle son yerel seçimlerde İstanbul’da yaşanan yenilgiyi kabullenemeyen iktidarın, muhalefeti sindirmek için yargıyı araç olarak kullandığını ifade etti. Çakır, Esenyurt Belediye Başkanı’na yönelik operasyonun, siyasi muhalifleri saf dışı bırakmak adına yapılan planlı bir hamlenin parçası olduğuna dikkat çekti. İlçe Başkanı Çakır açıklamasında şu eleştirilere yer verdi:
“İktidar ittifakının yeni açılım süreci görüntüsü ile başlattığı siyasi hamlelerinin inandırıcılıktan yoksunluğu apaçık görülürken, İstanbul-Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’e yönelik yargı operasyonu gizli siyasi planları açığa çıkarttı. Önce 2019, ardından 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde özellikle İstanbul’da uğradığı ağır hezimeti hazmedemeyen iktidarın muhalefete yönelik planlarının olduğu, iktidar gücünü ve yargı üzerindeki siyasi etkisini kullanarak sandıkta kaybettiklerini geriye dönük birtakım iddialarla geri alma çabasına girişmesi geçmişte yaşanan benzer örneklerle ortada idi. Nitekim Esenyurt Belediye Başkanına yönelik sürecin başlatılması öncesinde bugüne kadar iktidarın siyasi muhaliflerini bertaraf etme planlarında siyasi misyon üstlenen bir ismi Adalet Bakan Yardımcılığından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına tayin etmesi ve hemen ardından ilk icraatın Esenyurt Belediyesi’ne başlatılması bu operasyonun iktidar talimatıyla yürütüldüğünün somut işaretidir.”


ESENYURT’TA YARGI OPERASYONU İLE GİZLİ SİYASİ PLANLAR AÇIĞA ÇIKTI
CHP’li Çakır, yedi ay önce adli sicili temiz olan, halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanının, eski telefon konuşmaları ve mesajlar nedeniyle gözaltına alınarak terör örgütü üyeliğiyle suçlanmasının kabul edilemez olduğunu belirterek eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“Halkın oyuyla seçilen bir belediye başkanı, adresi belli olduğu halde savcılığa davet yerine şafakta evine baskınla gözaltına alınırken, kamu kurumu belediyenin kapıları kırılıyor. 7 ay önce Cumhuriyet savcılığınca sabıkası- sakıncası olmadığı için temiz kâğıdı verilerek seçimde adaylığı uygun görülen bir kişi şimdi 10-15 yıl önceki telefon konuşmaları, yazıları, mesajları nedeniyle terör örgütü üyeliği iddiasıyla tutuklanıyor. Terörle Mücadele Yasası (TMY) uyarınca suç isnatlarının zaman aşımı nedeniyle düşmemesi için savcılık ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklama talep ediyor. Hukuksuzca gözaltına alınan belediye başkanının emniyet ve savcılık sorguları sürerken, mahkemeye bile çıkmamışken iktidar medyası başkanın tutuklanacağını ve yerine atanacak kayyumun ismini bile ilan ediyor. Tüm bunlar iktidarın önceden hazırladığı planın, belirli bir merkezden yargı üzerinden yönetildiğini, iktidar medyasına servis yapıldığını ortaya koyuyor. Geçmişte aynı yöntemlerle Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk vb. davalarla, gizli tanıklar, sahte deliller, cemaat mensubu hakim ve savcılar eliyle Genelkurmay Başkanını bile terör örgütü elebaşı suçlamasıyla yargılayıp yıllarca hapiste tuttu. Sonrasında hepsinin ‘kumpas’ olduğu açığa çıktı.”
SANDIKTA KAZANILAN İRADE GASP EDİLİYOR
“Halkın iradesini yok sayan, seçme ve seçilme hakkını ayaklar altına alan bu siyasi operasyonu reddediyoruz” diyen Çakır, iktidarın halkın sandıktaki iradesini gasp ederek kendi siyasi emellerini gerçekleştirmeye çalıştığını savundu. İlçe Başkanı Çakır,“Şimdi Esenyurt’ta aynı yöntemle, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, seçmenin hür iradesi yok sayılıyor. Muhalefet ve Türkiye İttifakı bu adımla parçalanmaya çalışılıyor. Avukatların dosyayı görmesine izin verilmezken yıllar öncesine ait yasa dışı dinleme tapeleri iktidar medyasına sızdırılarak kamuoyuna algı operasyonu yürütülüyor.Tüm bu hesaplar, planlar, düzmece davalarla kayyum hazırlıkları, demokrasi, özgürlük, seçmen iradesine saygı ve adalet talepleriyle halkın vicdanında bozguna uğrayacaktır. İktidarın tırmandırmaya çalıştığı kaos, kavga ve sindirme siyasetine millet boyun eğmeyecektir!”şeklinde konuştu.
VAKİT KAYBETMEDEN, ERKEN SEÇİM İSTİYORUZ
Açıklamasının sonunda erken seçim çağrısında bulunarak, iktidarın halkın iradesine saygı göstermesi gerektiğini vurgulayan CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, “Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin birinci partisidir. 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde halkın büyük desteğini kazanarak iş başına gelen Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri, demokratik yollardan yönetime gelmiş ve yetkisini yalnızca ve yalnızca milletten almıştır. Ancak bugün, halkın sandıktan çıkan iradesini yok sayan bu siyasi operasyonla halk iradesi gasp edilmekte, halkımızın seçme ve seçilme hakkı ayaklar altına alınmaktadır. Devletin verdiği temiz kağıdıyla aday gösterilen, adli sicil arşiv kaydı bile olmayan, Esenyurtluların helal oylarıyla seçilen belediye başkanımıza reva görülen ve halkın iradesini yok sayan bu kararı reddediyoruz. Siyasi iktidarın yargıyı istediği gibi kullanarak kendi çıkarlarına göre hukuk dışı süreçler işletmesini asla kabul etmiyoruz.Kendini ev sahibi, milleti kiracı zanneden, halkıyla didişen, seçmenin iradesine saygı duymayan bu iktidar artık tüm kredisini tüketmiştir. Vakit kaybetmeden, hemen bir erken seçim istiyoruz” diyerek eleştirilerini sonlandırdı.