Kategori arşivi: Siyaset

‘İktidar Keşan’ı delikli kuruşa muhtaç etti’


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, geçen hafta içi yaşanan deprem riski nedeniyle boşaltılmış iki okul binasında çıkan yangınlar ile ilgili olarak sert eleştirilerde bulundu. İlçe Başkanı Çakır, iktidarın 2025 yılı Yatırım Planlarında Keşan’ı delikli kuruşa muhtaç ettiğini söyledi. İlçe Başkanı Çakır, “İçimiz acıyor. Okullarımız yanıyor. Çocuklarımızın gelecekleri çalınıyor. İktidara soruyoruz 2025 Yatırım Planlarında Anafartalar İlkokulu ve Cumhuriyet Ortaokulu’nun yeniden inşası için bir ödenek ayrıldı mı?” diye sordu.


OKULLARIN YANARAK YIKILMASINI MI BEKLİYORSUNUZ?
Geçen hafta deprem nedeniyle boşaltılan okullarda çıkan yangınların Keşan kamuoyunu üzdüğünü kaydeden İlçe Başkanı Çakır, “İçimiz acıyor. Geçen hafta iki okulumuzda yangın haberlerini aldık. 2023’ün Mart ayından beri Anafartalar İlkokulu, 2024’ün Ağustos ayından beri de Cumhuriyet Ortaokulu eğitim öğretime kapatıldı. Öğrenciler başka okullara alındı. Anafartalar okuluna 2022’nin Nisan ayında doğal gaz tesisatı döşendi. Tesisatın döşenmesinden bir yıl geçmeden okul apar topar eğitime kapatıldı. 2021 yılında Anafartalar İlkokulunun önü Keşan Belediyesi tarafından düzenlendi. Okul 2 yıl sonra eğitime kapatıldı. Bu mudur sizin öngörüleriniz. Yazık günah paralarımızı depreme dayanıksız okula yatırım yaparak heba ettiniz. Yavrularımızı okullarından çıkardınız okullarını tinercilere terk ettiniz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diye bir ucubeyi ortalığa attınız. 21. yüzyılda sizin eğitime ne kadar değer verdiğiniz görüldü. Aşağı Zaferiye mahallesi halkı son derece tedirgin durumda, yöneticilerin bu duyarsız tavırları yüzünde halkımızın can ve mal güvenliği büyük tehlike altındadır” dedi.


İKTİDARA BOŞALTILAN OKULLAR İLE İLGİLİ SORULAR
İlçe Başkanı Çakır, iktidara şu soruları yöneltti:
“Şimdi soruyoruz iktidara; yatırım planında bu okullar için bir para ayrıldı mı? Bu okulların yıkımı ne zaman olacak? Okulların yanarak yıkılmasını mı bekliyorsunuz? Bu okulların yeniden inşası için ihaleleri ne zaman yapılacak? Bu okullardaki öğrencileri düşünüyor musunuz? Bu öğrencilerin geleceklerini, umutlarını düşünüyor musunuz? Buradan ailelere sesleniyorum; biz bu işin peşini bırakmayacağız lütfen siz de çocuklarınızın geleceği için birlik olun ve siz de bu işin peşini bırakmayın.”


KAR TATİLİ KARARI BİLE ALAMAYANLARDAN BİR ŞEY BEKLEMİYORUZ
Keşan’da yağan kar sonrası okulların tatil edilmemesi ile ilgili olarak da İlçe Başkanı Çakır şunları söyledi:
“Yoğun kar yağışından dolayı Edirne Merkezde, Uzunköprü’de ve çevredeki diğer yerleşim birimlerinde okullar tatil edilmesine rağmen burada sorumluluk alıp okulları tatil etmeyenlerden öğrencilerin ve öğretmenlerin hayatını tehlikeye atanlardan bundan sonra da pek bir şey beklemiyoruz. Sorumluluk alan yani liyakat sahibi yöneticilerin artık görevlere gelmesini bekliyoruz.”
İKTİDAR YATIRIM PLANINDA KEŞAN’I DELİKLİ KURUŞA MUHTAÇ ETTİ
2025 yılı Yatırım Planlarında Keşan’ın olmadığını ifade eden İlçe Başkanı Çakır, yatırım planı üzerinden eleştirilerine şöyle devam etti:
“12 milyonluk Keşan Sulama Yenileme projesi için 1 Milyon TL, 31.285.000 TL’lik proje bedeli olan Keşan Hersekzade Ahmet Paşa Camii için bugüne kadar 23.125.000 TL harcanmış, 2025 yılında 1 milyon TL ödenek ayrılmış. 441 sayfalık yatırım planında Keşan için bizim bulduklarımız bunlar. Bu yatırım planında görüyoruz ki iktidar Keşan’ı delikli kuruşa muhtaç etmiş.Bu rakamları Keşan halkımızla paylaştık. Takdir halkımızın.”

Çakmak’ta 4 yıl daha beklenecek


Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Çakmak Barajı’nın birinci etap sulamasının en az dört yıl daha tamamlanamayacağını söyledi. Açıklanan 2025 yılı yatırım programına bakan herkesin bunu göreceğini belirten Ün “Açıkladıkları yatırım programı bir yatırım programı değil sürüncemede bırakma programıdır” dedi.
Bölgenin en önemli sulama projesi olan Çakmak Barajı ve sulamalarının yapımının yılan hikayesi gibi uzadığını ifade eden Edirne Milletvekili Ediz Ün sözlerini şöyle sürdürdü:
“2025 yılı yatırım programında Çakmak Sulamasının bitim tarihi 2028 yılı olarak görünüyor. Bu yılın cari fiyatlarıyla birinci kısım sulama işinin maliyeti 4 milyar 330 milyon. Şimdiye kadar 2 milyar 330 milyon harcama yapılmış. En az 2 milyar daha paraya ihtiyaç var. Bu yıl ayrılan miktar 600 milyon. Her yıl bu kadar para ayrılsa ortaya çıkacak ek harcamalarda dikkate alındığında en az dört yıl daha biz Çakmak’ın birinci kısım sulamasının tamamlanması beklemek zorunda kalacağız. Kaldı ki bunun bir an önce tamamlanıp ikinci kısmına başlanılıp bitirilmesi gerekiyor. Trakya’nın GAP’ı denen bir proje kaplumbağa hızında bile ilerleyemiyor.Çakmak sulamasının bu kafayla 2028 yılında bile bitirilemeyeceğini söylemek zor olmasa gerek.
2023 yılı yatırım programına baktığımızda bitiş tarihi 2026 verilmiş, geçen yıla, yani 2024 yatırım programında 2027 yılı bitiş tarihi olarak verilmiş. Ve bu yıl bitiş tarihi 2028 olarak görünüyor. Her yıl bir sonraki yıla atarak ilerleyip duruyor. İktidarın kafasına dank ederse; ek ödeme koyar, işler çok çabuk biter ama bunu yapacak, yapmak isteyen bir iktidar ortada yok. Bu kafayla, bu bütçeyle maalesef uzun yıllar aynı şeyleri konuşup duracağız.
Bu yılın yatırım programı bir yatırım programı değil. Uzun yıllardır halkımızdan toplanan paralar faiz ödemelerine, rantçılara, karadelik gibi bütçeyi çeken garantili yandaş projelerine gidiyor. Emekliye, işçiye, memura insanca yaşayacağı bir ücreti vermekten kaçınan bir iktidardan çiftçimizin dört gözle beklediği ve her yıl artan kuraklık sorunu nedeniyle daha da yaşamsal olan sulama projelerine para ayırmasını beklemek hata olacaktır. Onların derdi yandaşın cebini taşasıya doldurmak.”

‘Nerede çay simit hesabı/’

Yeniden Refah Partisi İl Başkanlığı, açıklanan asgari ücret ve aylıkların daha cebe girmeden açlık sınırının altında kaldığına dikkat çekerek, iktidarı bir an önce kör, sağır, dilsiz rolünü terk etmeye, Türkiye’nin gerçekleriyle yüzleşmeye davet etti.
Yeniden Refah Partisi’nin 81 il’de eş zamanlı gerçekleştirilen basın açıklaması partinin Edirne İl Başkanlığı’nca kamuoyu ile paylaşıldı. Yeni yılın gelmesiyle birlikte Devlet tarafından başlatılan zam yağmurunun özel sektörü de içine alarak devam etiğinin altı çizilen açıklamada, şöyle denildi:
“BU MU ADALET?”
“Pasaport ve ehliyet harçlarına yüzde 43,93 zam yapıldı. Kimlik yenileme ve noter evraklarına yüzde 43,93 zam yapıldı. Trafik cezalarına yüzde 43,93 zam yapıldı. Ağustos’ta elektriğe yüzde 40, doğalgaza yüzde 38 zam yapıldı. 2024 Ocak ayından 2025 Ocak ayına kadar bir yılda akaryakıta litre başına 15 lira zam yapıldı.
Devletin belirlediği kira artış oranı yüzde 58,51. Özel okullar için belirlenen zam oranı yüzde 58,4. İnansak da inanmasak da… TÜİK tarafından açıklanan enflasyon yüzde 44,38.
Bu arada asgari ücrete yapılan artış yüzde 30. SSK/BAĞ-KUR emeklisine yüzde 15,75. Çalışan memur ve memur emeklisine yüzde 11,54.
Bu mu adalet? Bu mu ücretlileri enflasyona ezdirmemek. Nerede çay simit hesabı? Milyonlar açlık sınırının altında. Yazık günah değil mi?”
“DOĞRUYA DOĞRU, YANLIŞA YANLIŞ DİYECEĞİZ”
Çarşıda pazarda yaşananlardan, çöpten sebze meyve toplayan vatandaşlarımızdan, geçinemeyen, faturalarını ödeyemeyen emeklilerimizden hükümet haberdar değil mi? Bizim burada görüp yaşadıklarımızı hükümet ortakları görmüyor mu? Ankara bize çok mu uzak? Seçim zamanı kapımızı aşındıranlar geçim zamanı niye yanımızda değil? Seçimden sonra halkın arasına girmeyen milletvekilleri yaşananları görmüyor. İktidar partilerinin yöneticileri de mi görmüyor? Hele köprü ve otoyol geçiş ücretlerine yapılan zamlar dudak uçuklatıyor. Yandaş müteahhitlere kazandırdıkça kazandırmak için vatandaşın sırtına vurdukça vuruyorlar…
Son bir yılda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne yüzde 453, Avrasya Tüneli’ne yüzde 325, Osmangazi Köprüsü’ne yüzde 318, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne yüzde 300, 1915 Çanakkale Köprüsü’ne yüzde 288 zam yapıldı.
Biz orada değiliz, bize ne diyemeyiz. Bütün bu zamlar günün sonunda enflasyon olarak biz ödüyoruz. Tabii ki göreceğiz, konuşacağız, itiraz edeceğiz. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyeceğiz. Bir başka konuya daha değinmek istiyorum…
EVLİLİK KREDİSİ
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Sayın Cumhurbaşkanı tarafından söz verilen faizsiz evlilik kredisi nihayet bu yıl 81 ilde uygulamaya girecek. Evlilik kredisi çok zor şartlara bağlanmış. Hiç değilse çiftlerin aylık gelirinin asgari ücretin 2,3 ( iki virgül üç) katından fazla olmaması şartı bu listeden çıkarılmalıdır. Asgari ücret ne ki 2,3 ( iki virgül üç) katı ne olsun? Kaldı ki 150 bin lira 2023 başında açıklanan bir rakamdı.
Aradan tam iki yıl geçti. Bu iki yılın enflasyonu ilave edildiğinde olması gereken rakam 150 b’n değil 350 bin lira. Paramız pula döndü, hiç değilse hayaller kuş olup uçmasın. Bir de buna bu yılın enflasyonu ilave edildiğinde 150 bin lirayla değil düğün yapmak beyaz eşya seti bile almak mümkün değil. Mademki geç de olsa bu işi yaptınız, hiç değilse bir işe yarasın. Gençlerin hevesi kursağında kalmasın. Çalışmayan, iş aramayan, okumayan umutsuz gençlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Ancak
Sayın Cumhurbaşkanı gençlerin geç evlenmesinden veya hiç evlenmemesinden yakınıyor. Gençler evlensin de nasıl evlensin? Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 15,8. İş bulunsa da bir aylık asgari ücret karşılığı kiralık daire bulmak neredeyse imkânsız. Düğün yapmak, salon kiralamak, eşyaları tamamlamak bu maaşlarla mümkün değil. Evlenip çocuk sahibi olsalar bu maaşlarla çocuk yetiştirmek de mümkün değil. Gençler hem umutsuz hem geleceksiz hem evsiz hem de çaresiz kalmıştır.
İktidarı bir an önce kör, sağır, dilsiz rolünü terk etmeye, Türkiye’nin gerçekleriyle yüzleşmeye davet ediyoruz. Dar gelirlinin, esnafın, çiftçinin, gençlerimizin yani milletin dertleriyle dertlenmeye çağırıyoruz. Doğruya doğru yanlışa yanlış diyoruz.”

‘Gençlerin umutlarına darbe’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı ,Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen atamalarında KPSS’nın kaldırılarak yerine AGS adıyla getirilen sistemin partizanlığa açık ve adaletsizliğin en çarpıcı yansımalarından biri olduğunu bildirdi.

CHP Merkez İlçe Başkanı Balkanlı. KPSS’nın kaldırılarak yerine AGS adıyla yeni bir sınav getirmesi nedeniyle açıklamalarda bulundu. İlçe Başkanı Yücel Balkanlı yaptığı açıklamada,  “Türkiye, 22 yıllık AKP iktidarının her alanda uyguladığı  yıkıcı politikalarının gölgesinde, laik ve bilimsel eğitim sisteminden de hızla uzaklaşmaktadır. Bu süreçte, ataması yapılmayan milyonlarca öğretmenin umutları tüketilirken, kamusal eğitim sisteminin temelleri iyice sarsılmaktadır. Özellikle öğretmen atamalarında liyakati ve adaleti dışlayan uygulamalar, eğitim alanındaki tahribatın en somut örneklerindendir. KPSS’nin kaldırılarak yerine AGS (Akademiye Giriş Sınavı) adıyla partizanlığa açık yeni bir sistemin getirilmesi, bu adaletsizliğin en çarpıcı yansımalarından biridir” dedi. .

Partizan sınav sisteminin gençlerin umutlarına darbe olduğunu belirten Balkanlı açıklamasında şunlara yer verdi:

“KPSS’nin kaldırılması ve yerine AGS’nin getirilmesi, iktidarın eğitim politikalarında tarafgirliği kurumsallaştırma çabasını açıkça göstermektedir. AGS ile öğretmenlik mesleğine giriş, artık bir merkezi sınav mantığından uzaklaşarak, tamamen siyasi müdahalelere açık bir yapıya bürünmüştür. Soruların, Talim ve Terbiye Kurulu tarafından belirlenmesi ve bu kurulun iktidarın ideolojik kontrolü altında olması, sınavın objektifliğini daha en başından tartışmalı hale getirmektedir.

ÖSYM’nin geçmişte yaşanan skandallarına ek olarak, AGS sorularının AKP il ve ilçe teşkilatlarına yakın adaylara önceden ulaştırılması ihtimali, sürecin güvenilirliğini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu durum, sadece atanmayı bekleyen öğretmen adaylarının değil, tüm eğitim sisteminin tarafsızlığını zedeleyecektir.

AKP’nin Eğitimde İdeolojik Yapılanma Politikası

Son yıllarda iktidar, eğitim müfredatını ideolojik doğrultusunda şekillendirme çabalarını artırmıştır. Haftalık ders saatlerinde dini eğitime verilen ağırlık, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli gibi programlarla eğitim sisteminin dinselleştirilmesi, çağdaş ve bilimsel eğitim anlayışına büyük darbe vurmuştur. AGS ile seçilecek öğretmenlerin, bu ideolojik çerçevede şekillendirilmiş müfredatı uygulayacak şekilde eğitilmeleri, partizan ve tek tip bir öğretmen kitlesi oluşturmayı hedeflemektedir.

Gençler Umutsuzluğa İtiliyor

KPSS’de yüksek puan almasına rağmen mülakatlarda elenen adayların trajik hikayeleri, iktidarın eğitim sistemindeki adaletsizliklerini gözler önüne sermektedir. Atanamayan öğretmenler arasında yaşanan intihar vakaları, iktidarın politikalarının gençler üzerinde yarattığı ağır psikolojik baskının acı bir sonucudur. Türkiye’nin geleceğini inşa edecek olan gençler, liyakatsizliğin ve partizanlığın hakim olduğu bir düzende umutlarını kaybetmektedir.

CHP’nin Çözüm Önerileri

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, iktidara geldiğimizde eğitimin partizanlaştırılmasına son verecek, liyakati esas alan politikaları hayata geçireceğiz. Eğitim sisteminde yapacağımız köklü reformlarla, çağdaş, laik ve bilimsel eğitim anlayışını yeniden tesis edeceğiz.

Sonuç: Hak ,Hukuk ve  ideolojik politikalarına Adalet İçin Birlikte Mücadele

AKP’nin eğitimde partizan ve karşı mücadele etmek, sadece öğretmenlerin değil, tüm Türkiye’nin geleceği için hayati bir önem taşımaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, laik, demokratik ve bilimsel eğitimin teminatı olmaya devam edeceğiz. Adalet ve liyakat üzerine kurulu bir eğitim sistemi için,birlikte, gençlerimizin umutlarını yeniden inşa edecek, Türkiye’nin aydınlık geleceğini hep birlikte kuracağız.”

‘Edirne yine yok sayıldı’


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, 2025 Yılı Yatırım Programı’nda Edirne’nin hak ettiği şekilde yer almadığını söyleyerek, “Edirne, bu yıl da yok sayıldı. Projelerin bitiş süreleri uzadıkça uzuyor. Yeni yatırım ise neredeyse yok. Edirne için iktidar, tam bir hayal kırıklığı” dedi.
2025 Yılı Yatırım Programı, Resmî Gazete’de yayımlandı. Programı mercek altına alan CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Edirne’nin yatırımdan hak ettiği değeri almadığını vurguladı. İmalattan enerjiye, turizmden eğitime kadar birçok alanda Edirne’nin adının dahi geçmediğini vurgulayan Yazgan, “Edirne yok sayılıyor” tepkisini gösterdi.
Yazgan, tarım sektörünün Edirne için yaşamsal olduğunu ancak konu yatırıma gelince yokmuş gibi davranıldığını söyleyerek, “Edirne, birçok tarımsal üretim kaleminde önemli rol oynuyor. Bu su götürmez bir gerçek. Ancak belli ki iktidar görmüyor. Edirne’deki tarım projesi adına yapılan tek şey beton. Şaka gibi ama gerçek. Tarım sektöründe Edirne’ye yapılacak tek yeni yatırım, Edirne Başmüdürlüğü Hizmet Binası Yapımı olarak belirtilmiş. Siz Edirnelilerle dalga mı geçiyorsunuz?” ifadelerini kullandı.
‘Yok hükmündesiniz’
Ulaştırma ve restorasyon projelerinin de yıllar önce başlanılan projeler olduğunu, bunların halen bitirilemediğini, aksine öngörülen bitiş tarihlerinin sürekli ötelendiğini kaydeden Yazgan, “İktidar, Tarihi Uzunköprü Restorasyonu’ndan İpsala Ayrımı Yenikarpuzlu – Enez Yolu Projesi’ne, Edirne -Havsa Ayrımı Hasköy – Kırklareli Yolu Projesi’nden TEM Edirne – Karaağaç Bağlantı Yolu Projesi’ne kadar hemen hemen tüm projelerin bitiş tarihlerini tutturamadı. Verdikleri tarihlerin tamamı şaştı. Bitireceğiz dedikleri projeler hala bitmedi. İşte size öngörü!” diye konuştu.
Yazgan, “İktidar açısından bu yatırım programı, aynı tas aynı hamam demektir. Aynı projelerin ekonomik kriz nedeniyle artan maliyetlerini, yatırımları artırıyoruz diye pazarlayamazsınız. Sizin için Edirne yoksa, Edirneliler için de siz yok hükmündesiniz. Var olanları bitiremiyorsunuz, yeni proje ekleyemiyorsunuz? Böyle iktidar olmaz olsun!” ifadelerini kullandı.

‘Oyuna gelmeyeceğiz’


Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi Edirne Kurucu İl Başkanı Av. Barış Ateş: “Üniter devlet yapımızı bozmaya yönelik sinsi oyunlara karşı dikkatliyiz. Oyuna gelmeyeceğiz” dedi.
Terörist başının serbest bırakılmasına yönelik iğrenç çabaları bu kapsamda değerlendiren Ateş, “Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak Tarihimizde Türk Milletinin başını öne eğdirecek hiçbir soykırım, zulüm ya da utanç vesikası bulunmamaktadır” diyerek şunları kaydetti:
“Türkiye topraklarında, bugün bir savaş da söz konusu değildir; dolayısıyla ‘barış’” kelimesi kullanılarak halkı manipüle etmeye çalışan söylemler, gerçeği çarpıtarak kamuoyunu yanıltmayı hedeflemektedir. Bu sürece karşı çıkanlar adeta savaş ve çatışma yanlısı gibi gösterilmektedir. Türk milleti bunları görmektedir. Kanlı terör örgütü ve ihaneti ödüllendirenlerle barışmayacağız.
Devlet Bahçeli’nin, bölücü terör örgütü PKK’nın lideri, terörist elebaşı Öcalan’ı meclise konuşma yapmaya davet etmesi, Türk milletinin vicdanını yaralamış, bu topraklarda binlerce şehit vermiş halkımızın, bilhassa şehit ailelerinin yüreğinde derin bir öfkeye yol açmıştır.
Bahçeli’nin bu talebi üzerine Türk Milleti adına Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi, terörü övmek ve meşru göstermeye yönelik Devlet Bahçeli hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Bu davaya halkımız da bir dilekçe vererek katılabilir, bu konuda bizden destek alabilir.
Yapılan suç duyurusu ardından Genel Başkanımız Sayın İsmail Hakkı Atal’ın fotoğrafı bir silah namlunun ucuna yerleştirilerek haber yapılmış, alenen tehdit edilip, hedef gösterilmiştir. Akit Gazetesi’nin bu haberi korku ve endişe yaymaya yönelik olsa da bilinmelidir ki bu tür tehditler, Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’ni doğru bildiği yoldan geri döndürmeyecektir.
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi ‘Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir’. Kökenlerimiz farklı ırklara dayansada tarih boyunca aynı bayrak altında yaşamış, tarihe birlikte yön vermiş büyük Türk milletinin mensuplarıyız.
Tekrar tekrar önümüze getirilen bu mesele, emperyalist güçlerin ve ona hizmet edenlerin Türkiye’yi bölmek ve üniter ulus devlet yapısını bozmaya yönelik sinsi planlarının bir parçasıdır.
Bin yıllık kardeşlik, akrabalık bağlarımız ortak tarihimiz ve kültürümüzle yoğrulmuştur. “Yeni paradigma” adı altında süslü tanımlamalar üzerinden ortak değerlerimizi sorgulatmaya çalışanlar başarılı olamayacaktır.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak Türk Milletine sesleniyoruz: Bizler aynı toprağın çocukları, aynı tarih ve kaderin ortaklarıyız. Bugün oynanmak istenen oyun, milletimizin birlik ve beraberliğini bozmayı hedeflemektedir.
Ancak, Türk milleti her zamanki ferasetiyle bu tuzağı da bozacak, kardeşlik bağlarını daha da güçlendirecektir. Atatürk’ün emanet ettiği üniter devlet yapımız, emperyalizme karşı en büyük direncimizdir. Bu direnci koruyarak, kardeşliğimizi ve cumhuriyetimizi yüceltmeye birlikte devam edeceğiz.”

‘Çiftçi Bağ-Kur’dan çıkıyor’


Edirne Milletvekili Ediz Ün, çiftçilerin kazanamadığı için Tarım Bağ-Kur primlerini yatırmakta zorlandığına dikkat çekerek, Tarım Bağ-Kur primlerini ödeyemeyen çiftçilerin sistemden çıktığını, bu durumun tarım sektörünü tehdit ettiğini belirtti.
Tarım Bağ-Kur’lu Sayısında Dramatik Azalma
Çiftçilerin Tarım Bağ-Kur sisteminden hızla çıktığını vurgulayan Ün, şu verileri paylaştı:
“AKP iktidara geldiğinde, ülkemizde 901 bin Tarım Bağ-Kur’lu çiftçi ve 149 bin tarım sigortalısı vardı. Bu sayı 2008 yılına kadar artarak 1 milyon 128 bin Tarım Bağ-Kur’lu çiftçi ve 218 bin tarım sigortalısına ulaştı. Ancak en son Ekim 2024 verilerine göre sadece 421 bin Tarım Bağ-Kur’lu ve 16 bin sigortalı tarım işçisi prim ödemektedir.
Son 17 yılda Tarım Bağ-Kur’lu sayısı %63, sigortalı tarım işçi sayısı ise %92 azalmış durumda. Bunun tek bir nedeni var: Çiftçi para kazanamıyor ve primlerini ödeyemiyor. Çiftçi, tarımda gelecek görmediği için sektörü terk ediyor. AKP, üreten çiftçimizi hem bugün hem de emeklilikte rahat etmeyecek bir noktaya itiyor.”
Çiftçi Ürün Satış Fiyatları Artışın Gerisinde Kaldı
Ün, çiftçilerin artan maliyetlerle mücadele ettiğini, ancak ürün fiyatlarının bu artışa ayak uyduramadığını ifade ederek şöyle devam etti:
“Son bir yılda Tarım Bağ-Kur primleri %27 arttı. Ancak çiftçinin 2024 yılında birçok ürünün satış fiyatı bu artışın çok altında kaldı. Buna rağmen hükümet, yıl sonu enflasyon beklentisini %21 olarak açıkladı. Çiftçinin ürünlerine enflasyonun üzerinde bir zam yapılmayacağına göre, Tarım Bağ-Kur primlerindeki %27’lik artış çiftçi için kabul edilemez bir yük. Bu artışın tek açıklaması var: Çiftçinin cebindeki son kuruşa kadar el koymak istiyorlar.”
Gençler ve Kadınlar Tarımdan Uzaklaşıyor
AKP’nin yanlış tarım politikaları nedeniyle gençlerin ve kadınların tarım sektöründen uzaklaştığını belirten Ün, tarımda yaş ortalamasının giderek yükseldiğini şu sözlerle ifade etti:
“Bugün tarım sektöründe yaş ortalaması 58. Eğer bu gidişatı değiştirmezsek 10 yıl sonra tarımsal faaliyet yapacak çiftçi bulamayacağız. TARSİM sigortasında gençlere ve kadınlara uygulanan ekstra prim indiriminin bir benzeri Tarım Bağ-Kur priminde de uygulanmalıdır. Genç çiftçilerin gelecekte iyi bir emekli maaşı almasını sağlamak için adımlar atmalıyız.
Şu anda en düşük Tarım Bağ-Kur primi 7.736,48 lira. Bu bedelin genç çiftçilerden alınmaması gerekir. Ancak ekonomiyi bozan AKP’den bunu beklemek zor. Yine de yaşa göre kademeli prim uygulamasını devreye sokabiliriz. Eskiden 15 günlük prim ödemesi, 30 gün sigortalı sayılıyordu. Bu, çiftçiler için %50 oranında bir indirim anlamına geliyordu. Çok geç olmadan benzer bir uygulamayı başlatmak zorundayız.”
Geleceğimiz İçin Çiftçiye Sahip Çıkmalıyız
Çiftçilerin önemine dikkat çeken Ün, tarım sektöründeki kaybın ülkenin gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirterek sözlerini şu çağrıyla tamamladı:
“Tarım sektöründe bağ-kurlu çiftçi sayısı giderek azalıyor, çiftçi kazanamadığı için tarlasını terk ediyor. Eğer gelecekte nesillerimizin gıda güvencesini korumak istiyorsak, çiftçimize sahip çıkmalıyız. Tarıma yönelik desteklerin artırılması, üretim yapan çiftçilerin korunması bir zorunluluktur.”

‘Emekliler daha da fakirleşti’

Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, emeklilere hak ettikleri yaşam standardını sağlamanın, sosyal devletin en temel görevi olduğunu belirterek, “Artık yeter! Türkiye’nin emeklileri, AKP’nin ekonomik enkazının altında ezilmek istemiyor!” dedi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Emekli Maaşlarının Onuru” başlığı altında gerçekleştirdiği yazılı açıklamasında gerçek enflasyon verilerinin makyajlanmış verdilerle çarpıtıldığına dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin emeklileri, yıllarca çalışarak ve üreterek bu ülkeye hizmet etmiş vatandaşlardır. Ancak ne yazık ki, mevcut hükümetin emeklilerimize reva gördüğü yaşam standardı, bir sosyal devlet anlayışından tamamen uzak, adaletsiz ve sürdürülemezdir.
Açlık sınırının altında bir maaş: İnsanlık dışı bir durum
Kasım 2024 itibariyle açıklanan açlık sınırı 20.800 TL iken, hükümetin yaptığı düzenlemelerle en düşük emekli maaşının 14.469 TL’de sabitlenmiş olması, tam anlamıyla bir aldatmacadır. Asgari ücret zammından sonra ‘İşverenin elini tutan yok, daha fazla verecekse versin’ diyen zihniyet, emekli aylıklarında hak edileni vermemekte ısrarcı davranarak ve emeklileri açlık sınırının bile altında yaşamaya mahkûm ederek, ekonomik gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. AKP hükümeti, kendi başarısız ekonomik politikalarının bedelini emeklilere ve işçilere ödetmekte ve de onları geçim sıkıntısıyla başbaşa bırakmakta herhangi bir bir beis görmemektedir. Üstelik bu da yetmezmiş gibi hükümetin yeni emekli olan vatandaşlarımızın maaşlarını eski emeklilere göre %30 daha düşük belirlemesi ise tam anlamıyla bir skandaldır. Bu durum, emekliler arasındaki maaş adaletsizliğini derinleştirmekte ve toplumda büyük bir huzursuzluğa yol açmaktadır. AKP’nin her fırsatta dile getirdiği ‘adil düzen’ söylemleri, emekli maaşlarında yaşanan bu uçurumla tamamen çürümektedir.
Gerçek enflasyon verilerinin çarpıtılması: Halkı yanıltma çabası…
Hükümet, maaş artışlarını belirlerken kullandığı enflasyon oranlarını manipüle ederek, emeklilerimize hak ettikleri zamları dahi çok görmekte ve onların yaşam koşullarını daha da ağırlaştırmaktadır. TÜİK’in açıkladığı ‘makyajlanmış’ veriler, halkın gerçek enflasyon karşısındaki alım gücünü yansıtmaktan uzaktır. Emeklilerimiz, AKP hükümetinin yanlış ekonomi politikalarının ve liyakatsiz kadrolarının faturasını ödemek zorunda değildir.
Emeklilerimiz, hayatlarının bu döneminde insanca bir yaşam sürmek istemekte ve bunu hak etmektedir. Ancak mevcut ekonomik politikalar, emeklilerimizi daha da fakirleştirmekte, sosyal refahı yok etmektedir. Artık yeter! Türkiye’nin emeklileri, AKP’nin ekonomik enkazının altında ezilmek istemiyor!
Emeklilerimize hak ettikleri yaşam standardını sağlamak, sosyal devletin en temel görevidir. Dile getirdiğimiz sorunlar, emeklilerimizin onurlu bir yaşam sürdürebilmesi için öncelikle çözüme kavuşturulmalıdır.
Bu bağlamda, hükümeti derhal harekete geçmeye davet ederken, tüm emeklilerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Artık emeklilerimizin daha fazla gözyaşı dökmelerine, daha fazla haksızlığa uğramalarına tahammülümüz yoktur.

Gelir dağılımında büyük adaletsizlik!


İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, TBMM’deki konuşmasında, Türkiye’de lüks otomobil satışlarının artarken, aynı dönemde milyonlarca vatandaşın geçim sıkıntısı çekmesinin, ülkenin gelir dağılımındaki adaletsizliği ve vergi sistemindeki sorunları gözler önüne serdiğini bildirdi.
Akalın, TBMM kürsüsünde yaptığı konuşmada, Türkiye’deki gelir dağılımı adaletsizliğine ve vergi sistemindeki çarpıklığa dikkat çekti. Konuşmasına, otomotiv sektöründeki lüks otomobil satışlarıyla ilgili bir haberle başlayan Akalın, “Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin verilerine göre, 2024’te Bentley, Ferrari ve Lamborghini gibi lüks otomobillerin satışlarında rekor kırılmış. Bu satışlar, özellikle 2018’den itibaren her yıl artış göstermiş. Ancak bu tablo, bizleri düşündürmüyor mu?” dedi.
Akalın, Türkiye’de lüks otomobil satışlarının artarken, aynı dönemde milyonlarca vatandaşın geçim sıkıntısı çekmesinin, ülkenin gelir dağılımındaki adaletsizliği ve vergi sistemindeki sorunları gözler önüne serdiğini vurgulayarak, “Bir tarafta rekor seviyelerde lüks otomobil satışları, diğer tarafta geçim sıkıntısı çeken milyonlarca insan. Bu, vergi sistemindeki çarpıklığın bir özeti değil mi?” diye sordu.
Akalın, özellikle asgari ücretle geçinmeye çalışanların artık sadece hayatta kalma mücadelesi verdiğini belirterek, “Bu insanlar geçinmeye çalışmıyor, umutsuz bir şekilde nefes almaya çalışıyorlar. Bu düzeni besleyen en önemli faktörlerden biri de adaletsiz vergi sistemidir” dedi.
Türkiye’deki vergi oranlarıyla ilgili çarpıcı veriler de paylaşan Akalın, dolaylı vergilerin Türkiye’deki toplam vergi gelirlerinin yüzde 70-80’ini oluşturduğunu, bu oranın Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde yüzde 30 civarında olduğunu söyledi. “Çiftçi, işçi ve esnaf vergisini öderken, büyük servet sahipleri ne ödüyor?” diye soran Akalın, bu durumun adaletsizliğe yol açtığını ifade etti.
Akalın, gelir dağılımındaki adaletsizliğin toplumda refah sağlamanın önündeki en büyük engel olduğunu belirterek, en zengin yüzde 20’lik kesimin milli gelirden aldığı payın yüzde 50 civarında olduğunu söyledi. Ayrıca, en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesimin, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik kesime göre neredeyse 9 kat daha fazla gelir elde ettiğini vurguladı.
Akalın, konuşmasını, “Bir tarafta gece gündüz çalışanlar, diğer tarafta lüks araba satışlarında rekorlar kıranlar var. İşte, ‘Türk tipi’ dedikleri sistemin ülkemizi getirdiği nokta budur” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

CHP’den gazetecilere kutlama

Bülent AYAN İsmail DEMİRAY
CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladığı buluşmada, gazetecilerin, özellikle gençlerin, çalışma haklarının güvence altına alınabilmesi için basında sendikalaşmanın zorunlu hale getirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Ülkemizde, gazetecilerimize özellikle son 22 yıldır AKP iktidarı tarafından uygulanan baskılar, özgür ve bağımsız gazeteciliğin önündeki en büyük engelleri oluşturuyor” dedi.
Balkanlı, Vali konağı karşısı Halk Cafe’de gerçekleştirilen kahvaltılı buluşmadaki konuşmasında gazetecilim mesleğinin yanı sıra, yaşanan ekonomik sorunlar ile birlikte partisinin son seçimlerdeki başarısına da ayrı parantez açtı. Sözlerine,“Bugün, halkın haber alma hakkını savunma mücadelesi veren ve her türlü zorluğa rağmen bu onurlu mesleği sürdüren tüm gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyorum” diye başlayan Balkanlı şunları kaydetti:
BASKILAR – HAKSIZ UYGULAMALAR
“Bugün gazeteciler, sadece mesleklerini icra etmeye çalışırken, aynı zamanda çalışma koşullarının zorluklarıyla ve çeşitli haksız uygulamalarla karşı karşıya kalmaktadır. Maalesef ki ülkemizde, gazetecilerimize özellikle son 22 yıldır AKP iktidarı tarafından uygulanan baskılar, özgür ve bağımsız gazeteciliğin önündeki en büyük engelleri oluşturuyor. Bu 22 yıllık baskıcı AKP iktidarı tarafından , basının üzerinde uygulanan ve giderek artan sansür, gazetecilere yönelik haksız tutuklamalar ve baskılar ile göz dağı verilmekte, bu durum da demokrasinin en, temel ilkelerinden biri olan halkın doğru ve özgür habere erişim hakkını yok etmeye yönelik ağır bir tehdit oluşturmaktadır. Genç gazeteciler, yüksek işsizlik oranlarının etkisiyle gazetecilik mesleğinden uzaklaşmak zorunda kalmakta, farklı iş alanlarına yönelerek hayatlarını mutsuz ve huzursuz bir şekilde yaşamakta, ya da meslek etiğine aykırı bir şekilde, düşük ücretlerle ya da kayıt dışı çalışma koşullarında faaliyet göstermek zorunda bırakılmaktadır. Genç gazetecilerin önündeki en büyük engel, bu zorlu koşullar ve maddi belirsizliktir. Maalesef, gazetecilik ‘gönül işi’ olarak lanse edilmekte ve bu alanda emek verenler, hak ettikleri değeri ve ücreti alamamaktadır..
Özellikle internet üzerinde faaliyet gösteren genç gazeteciler, sarı basın kartına sahip olamadıkları için toplumsal olaylarda kendilerini basın olarak tanıtamamaktadır. Bu da onları, gerek sosyal medya üzerinden gerekse sokaklarda, toplumsal olaylarda hedef haline getirmektedir. Çalıştıkları yerlerde ise mobbing ve diğer çalışma hakkı ihlalleriyle karşılaşmakta, güvencesiz bir şekilde çalışmak zorunda bırakılmaktadırlar.”


BASINDA SENDİKALAŞMA
Konuşmasında,Cumhuriyet Halk Partisi olarak, basının özgürlüğünü savunduklarını, gazetecilerin, işlerini özgür bir şekilde ve toplumun haber alma hakkı doğrultusunda yapabilmeleri için mücadele etmeye devam ettiklerini belirten Balkanlı şunları söyledi:
“Bu bağlamda, basın kartlarının bağımsız bir kurum tarafından verilmesi, medya organlarının sahiplerinden ve iktidarın müdahalesinden bağımsız olması gerektiğini savunuyoruz. Ayrıca, gazetecilerin, gazetecilik faaliyetinden dolayı tutuklanmamaları gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz.
Gazetecilerin, özellikle gençlerin, çalışma haklarının güvence altına alınabilmesi için basında sendikalaşmanın zorunlu hale getirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Medya çalışanlarının, iktidarın siyasi müdahalelerine ve medya sahiplerinin ekonomik baskılarına karşı korunabilmesi için sendikal haklarının savunuyoruz. Çalışma koşullarının düzeltilmesi, gazetecilerin maaşlarının artırılması, sansür ve baskıların sona erdirilmesi için etkin adımlar atılması gerektiğine inanıyoruz.
Gazetecilik, sadece bir meslek değil, aynı zamanda toplumu bilgilendirme ve kamuoyunun haber alma hakkını savunma görevidir. Çalışan gazetecilerimiz, işsizlik korkusu ve mobbing kaygılarıyla değil, merak ve araştırma motivasyonuyla çalışabilmelidirler. Evrensel kriterlere uygun, bağımsız ve özgür bir medya ortamı oluşturmak, hem gazetecilerin haklarını koruyacak hem de halkın doğru bilgiye ulaşmasını sağlayacaktır.
Bu anlamlı günde, başta genç gazeteciler olmak üzere tüm gazetecilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, meslek hayatlarında başarılar diliyorum.”
DERİN YOKSULLUK
CHP Merkez İlçe Başkanı Balkanlı, konuşmasında ülkede toplumumun tüm kesimlerinin yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı altında ezildiğini altını çizerek şöyle devam etti:
!İşçiler, açlık sınırının bile altında kalan asgari ücretle çalışmakta ve alın terlerinin karşılığını alamamakta; emeklilerimiz ay sonunu nasıl getireceğini düşünmektedir.
Öğrencilerimiz, aç karınla okula gitmekte; gençlerimiz ise işsizlik ve istihdam sorunları nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalmaktadır.
Kadınlarımız, şiddetin her türlüsüne maruz kalmakta; milyonlarca vatandaşımız derin yoksulluk içinde yaşam mücadelesi vermektedir.
Çiftçimiz üretimden uzaklaşmakta; sanayimiz ise üretim ekonomisinden kopmuş, ithalata dayalı bir yapı içinde erimektedir.
İşte bu noktada Türkiye Cumhuriyetinin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi tarihi sorumluluğunun farkındadır.. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, halkımızın refahını artırmak ve ülkemizi hak ettiği aydınlık yarınlara taşımak bizim temel hedefimizdir”
CHP’NİN OYLARI
Balkanlı konuşmasını partisinin son seçimde Edirne’de aldığı oyları değerlendirerek şöyle noktaladı:
“2023 yılı Eylül ayında yapılan seçimle CHP Merkez İlçe yönetimi olarak göreve geldik. Geride bıraktığımız yıl, örgütümüz adına gurur verici bir yıl oldu. Öncelikle 2024 yerel seçimlerinde elde ettiğimiz başarıyı hep birlikte kutlamak isterim. Edirne halkının bize duyduğu güvenle, oylarımızı artırarak bir kez daha ilk kadın belediye başkanımız ile birlikte Edirne Belediye Başkanlığı’nı kazandık ve şu anda sosyal belediyecilik anlayışıyla,halkımız ile birlikte kentimizi başarılı bir şekilde yönetmektedir. Başkanımıza kısa zamanda yapmış olduğu başarılı çalışmalardan dolayı çok teşekkür ederim.
Bu seçimlerde yalnızca Edirne Belediye Başkanlığımızı korumakla kalmadık, aynı zamanda oy oranımızı artırarak Edirne Belediye Meclisi’ndeki üye sayımızı da 16 dan 21 e çıkardık. İl Genel Meclisi’nde ise üyelik sayımızı 3’ten 4’e çıkardık. Üstelik 5. üyelik için yalnızca 150 oy gibi küçük bir fark kaldı. Bu, önümüzdeki seçimlerde daha fazla çalışarak bu başarıyı daha da ileri taşıyabileceğimizin bir göstergesidir. Bu süreçte Edirne halkının bize gösterdiği desteğin ne kadar kıymetli olduğunu hiçbir zaman unutmayacağız.
Geçtiğimiz yıl boyunca göreve gelirken verdiğimiz sözü yerine getirerek ,toplumumuzun her kesiminden insanımıza ulaşmaya çalıştık. Tüm sivil toplum örgütlerini ziyaret ettik, onların sorunlarını dinledik ve bu sorunları sizlerin de desteğiyle basın yoluyla kamuoyuna duyurduk. Emeklilerimizden çalışan emekçilerimize, kadınlarımızdan gençlerimize, öğrencilerimizden çiftçilerimize kadar toplumun her kesiminin sesi olduk.
Edirne sokaklarında bir kez daha Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkın partisi olduğunu gösterdik. Bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla çalışmalarımıza devam edeceğiz. Amacımız, Edirne’yi sosyal demokrasinin ışığında, daha yaşanabilir bir kent haline getirmek ve vatandaşlarımızın her birinin huzurlu bir yaşam sürmesini sağlamaktır.
Merkez ilçe örgütü olarak , Edirne halkına hizmet etme sorumluluğuyla hareket ederek halkımızın güvenine layık olmak için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.”