Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak’ın sosyal medyada yaptığı asılsız ve mesnetsiz paylaşımlarla, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın’a yönelik hayvan haklarına duyarsızlık ithamlarını hayret ve üzüntüyle takip etiklerini bildirdi.
CHP Merkez İlçe Başkanı Balkanlı, Ak Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak’ın hayvan barınağı yanında çöpe atılan yavru köpekler ile ilgili olarak Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın’ı hayvan haklarına duyarsızlıkla ve ilgisiz kalmakla itham eden açıklamasına tepki gösterdi. Balkanlı yaptığı açıklamada, şunları söyledi:
’’Son günlerde AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak’ın sosyal medyada yaptığı asılsız ve mesnetsiz paylaşımlarla, Edirne Belediye Başkanımız Sayın Filiz Gencan Akın’a yönelik hayvan haklarına duyarsızlık ithamlarını hayret ve üzüntüyle takip ediyoruz.
Sayın Başkanımız Filiz Gencan Akın, hayvan hakları konusunda her zaman örnek bir hassasiyet ve kararlılıkla hareket etmiştir. Başkanımız olayı öğrendiğinde Edirne Belediyesi Kadın Voleybol takımımızın Play-Ofa kalmak için yaptığı maçça takımımıza destek olmak için maçtaydı. Çöpe atılan yavru köpeklerle ilgili olarak olay kendisine ulaşır ulaşmaz harekete geçmiş, bizzat barınağa giderek yavruların kurtarılmasını sağlamış ve tedavilerinin yapılmasını takip etmiştir. İhmali olduğu tespit edilen iki personel hakkında derhal işlem yapılarak görevlerine son verilmiştir.Hayvansever dernekleri temsilcileriyle şeffaf bir şekilde görüşerek yaşanan olayın kabul edilebilir bir yanı olmadığını ve takipçisi olduğu konusunda bilgilendirme bizzat kendisi tarafından yapılmıştır. Bu süreçte gösterilen hızlı müdahale ve çözüm odaklı yaklaşım, Sayın Başkanımızın hayvan haklarına olan duyarlılığının en somut göstergesidir.
Ancak, tüm bu gerçeklere rağmen Sayın Engin Makak, asılsız iddialarla kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadır. Kendisi, hayvan hakları savunuculuğunu yalnızca siyasi bir karalama aracı olarak kullanırken, geçmişte sokak hayvanlarının öldürülmesine yönelik yasa meclisten geçerken AK Parti örgütü bu yasayı acımasızca desteklemiştir. CHP örgütü, Sayın Belediye Başkanımız ve Edirne’deki hayvansever dernekleri ile birlikte bu yasaya karşı Saraçlar Caddesi’nde düzenlenen protestolara birlikte katılmış ve Edirne Belediyesi olarak bu tür bir yasayı uygulamayı asla hayata geçirmeyeceklerini açıklamışlardır. Edirne halkı bu tutumu iyi bilmektedir. Edirne halkı yasa çıkarken sayın Makak’ın ve partisinin, o günlerde ne bu protestolara destek verdiği ne de hayvan hakları için bir çaba gösterdiğine şahit olmuştur.Zaten beklenmiyordu da.
Ayrıca, AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı’nın yalnızca hayvan hakları konusunda değil, diğer toplumsal sorunlar karşısındaki duyarsızlığını da halkımız görmekte ve izlemektedir. DMD hastalığıyla mücadele eden Yakup ve ailesine yönelik sessizlikleri, emeklilerimizin açlıkla boğuştuğu, kadınlarımızın şiddete uğradığı, gençlerimizin işsizlikle mücadele ettiği, tarım ve hayvancılığın bitme noktasına geldiği bu süreçte AK Parti temsilcilerinin halkın gerçek sorunlarıyla ilgilenmek yerine sadece eleştiri yapmakla vakit geçirdiklerini hepimiz görüyoruz. Halkın sorunlarıyla karşı karşıya gelmemek için çarşı pazara çıkamayanların, sosyal medya üzerinden belediye başkanımızı karalamaya çalışması, içinde bulundukları çaresizliği göstermektedir.Ak parti İlçe başkanına sadece ‘Hadi bak işine,git başka kapıya ‘diyoruz.Halkımız iki yüzlülüğünüzü belki de birkaç yüzlülüğünüzü yakından görmektedir.
Edirne halkı, gerçekleri bilmekte ve takdir etmektedir. Belediye Başkanımız Sayın Filiz Gencan Akın, yalnızca hayvan hakları değil, tüm toplumsal sorunlarda halkımızla birlikte hareket etmeye, çözüm üretmeye devam edecektir. Sosyal medya üzerinden yapılan bu mesnetsiz açıklamaların Edirne halkının vicdanında hiçbir karşılığı yoktur. Bizler, Sayın Başkanımızın her zaman yanındayız ve kişilerin değil halkımızın çıkarları doğrultusunda mücadelemizi sonuna kararlılıkla sürdüreceğiz.Siz de belki belediyelerimizin hizmetlerinden biraz ders alırsınız.”
AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, barınakta yaşanan vahşetin kabul edilemez olduğunu belirterek Edirne Belediyesi ve Başkan Filiz Gencan’ı sert sözlerle eleştirdi. Makak, paylaşımında, “Her fırsatta hayvansever olduğunu dile getiren Filiz Gencan, bu olayla hayvan haklarına ne kadar duyarsız olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu vahşet, belediyenin denetim eksikliği ve ihmalkârlığının sonucudur. Sorumluluk alıp hesap vermek yerine sessiz kalmak, samimiyetsizliğin en açık göstergesidir” dedi. Makak, sorumluların ihmalleri ve barınaktaki korkunç durumun Edirne halkını derinden yaraladığını belirterek, Filiz Gencan’ın bu olayın üzerini örtemeyeceğini vurguladı. Makak, “Hayvanseverlik, sadece söylemde kalamaz. Bu vahşetin sorumluların sadece çalışanları uzaklaştırmak değil barınağın sorumlusu kim varsa derhal cezalandırılması gerekiyor beledi-yede bu konuda ciddi adımlar atılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Edirne Milletvekili Ediz Ün, 2016’da yapımına başlandığında 2020 yılında tamamlanacağı belirtilen, ancak yapımı bir türlü bitirilmeyen Edirne – Kırklareli bölünmüş yolunun ek kaynak sağlanmadığı takdirde 2028 yılında da tamamlanmasının mümkün olmayacağını belirterek, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na ortaya çıkan tabloyu “Normal bir durum mudur?” diye sordu. 2016’da yapımına başlanan 47,5 Km’lik Edirne – Kırklareli bölünmüş yolunun 2028 yılında bitirilmesinin de ayrılan para miktarına bakıldığında mümkün olmadığını söyleyen Edirne Milletvekili Ediz Ün, “Yine bir uzun yol hikayesi dinliyoruz anlaşılan. Bu bütçeyle bu yolların bitirilmesi mümkün değil. Karayolları’nın geçiş garantili yandaş müteahhitlere aktardığı paralardan artan olursa buralarda bir şey yapılır. Ortada bütçe kalmadı için de bir türlü tamamlanmayan yollarla karşı karşıyayız” dedi. Soru önergesinde “Yapımına 2016 yılında başlanan Edirne – Kırklareli bölünmüş yolunun 2017 yılı yatırım programına göre 2020 yılında tamamlanması öngörülmüşken, yolun yapımı tamamlanamamış, 2025 yılı yatırım programında ise bitim tarihi 2028 olarak belirtilmektedir. Üstelik 2025 fiyatlarıyla yolun yapımının tutarı 9 milyar 600 milyon liranın üzerindeyken şimdiye kadar harcanan miktar 4 milyarın biraz üzerindedir. 2025 yılı için (Edirne – Havsa) Ayrımı Hasköy – Kırklareli Bölünmüş Yolu’na ayrılan tutarın 380 milyonun biraz üzerinde olduğu düşünüldüğünde ek kaynak sağlanmadığı takdirde yolun 2028 yılında tamamlanması mümkün olmayacaktır” diyen Ün, Bakana şu soruları yönetti: “1.Başlangıçta 4 yıl içinde bitirileceği açıklanan bir yolun bitirilmesinin planlanandan 8 yıl sonraya uzaması Bakanlığınızın çalışmalarında rastlanan normal bir durum mudur? 2.Edirne Kırklareli yolu için 2025 yılında ayrılan para miktarına bakıldığında yolun 2028 yılında bitirileceğini söylemek mümkün müdür? 3.Yolun bu zamana kadar tamamlanamamasının bütçe imkanları dışında herhangi bir nedeni var mıdır? Örneğin; yolun yapımına başlandıktan sonra beklenmedik ve maliyet arttırıcı bir durumla karşılaşılmış mıdır? Böyle bir durum söz konusuysa bu durum nedir? 4.Yolun yapımı için başlangıçta yapılan hesaplama ile bugün yaşanan sapmanın neden veya nedenlerini Bakanlığınız neler olarak görmektedir? 5.Yapımına 2016 yılında başlanmış 47,5 km’lik bölünmüş yolu hala tamamlayamayan ve 2028 yılını tamamlama tarihi olarak belirleyen Bakanlığınızın 2025 bütçesinden yap-işlet-devret ve yap-kirala-devret yöntemiyle yapılan geçiş garantili projeler için müteahhitlere yapmayı planladığı ödeme miktarı nedir?”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Trakya’daki çiftçilerin aylardır alamadığı buğday prim destekleri nedeniyle AKP hükümetine sert eleştirilerde bulundu. İlçe Başkanı Çakır, hükümetin tarım politikalarını “stratejik bir hata” olarak nitelendirerek, geciken ödemelerin yalnızca çiftçileri değil, Türkiye’nin gıda güvenliğini de tehlikeye attığını vurguladı. “ÇİFTÇİMİZ BORÇ VE BELİRSİZLİK İÇİNDE” AKP hükümetinin çiftçiye ve tarıma duyarsız kaldığını belirten İlçe Başkanı Çakır, Trakya’nın Türkiye buğday üretimindeki kritik rolüne dikkat çekerek açıklamasına şöyle başladı: “Türkiye’nin tarımsal üretiminde kritik bir rol oynayan buğday, Trakya’da çiftçilerimizin temel geçim kaynağı. Ancak bugün AKP hükümeti, üretimi desteklemesi gerekirken, çiftçiyi borç ve belirsizlik içinde bırakmaktadır. 2024 yılı Tarım Destekleme Bütçesi’nden çiftçilerimize ayrılan desteklerin ödenmemesi, hükümetin tarımı yalnızca seçim dönemlerinde hatırladığını göstermektedir.”
ALTI AYLIK GECİKMENİN MALİYETİ Yanlış tarım politikaları ve geciken destek ödemeleri nedeniyle üreticilerin borç yükü altında ezildiğini söyleyen İlçe Başkanı Çakır, şunları söyledi: “Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024 yılı bütçesinden tarıma ayrılan destek miktarı 55 milyar TL olarak açıklanmıştır. Ancak bu miktarın zamanında ödenmemesi, tarımsal üretimi felç etmektedir. Altı aylık gecikmenin çiftçi-lerimize maliyeti şu şekildedir: Çiftçilerimiz, ödenmeyen desteklerden dolayı kredi faizleriyle karşı karşıya kalmıştır. Edirne genelindeki çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borcu 2023 sonunda 25 milyar TL’yi aşmıştır. Mazot ve gübre maliyetlerindeki artışlar çiftçinin belini bükmektedir. 2024 yılında mazot fiyatları %110, gübre fiyatları ise %70 oranında artış göstermiştir. Üretim maliyetlerindeki artışla birlikte buğdayda kâr oranı düşmüş, çiftçilerin bir kısmı tarlalarını ekmekten vazgeçmiştir.” BUĞDAY EKİM ALANLARINDA %15 DARALMA Trakya bölgesi, Türkiye buğday üretiminin yaklaşık %12’sini karşılayan önemli bir üretim merkezi olduğunu hatırlatan İlçe Başkanı Çakır, açıklamasını şu verilerle sürdürdü: “Yanlış politikalar nedeniyle Trakya’da buğday üretim alanları son beş yılda %15 oranında daralmıştır. Çiftçilerin buğday yerine daha az maliyetli ürünlere yönelmek zorunda bırakılması, ülkemizin buğdayda dışa bağımlılığını artıracaktır. 2024 yılında Türkiye’nin buğday ithalatı 6 milyon tonu aşmış, bu ithalat için yaklaşık 5,5 milyar dolar ödeme yapılmıştır. Bu durum, yerli üretimi desteklemek yerine yabancı üreticileri zenginleştiren bir politikanın sonucudur.” “ÇİFTÇİNİN İCRA DOSYALARI %40 ARTTI” Trakya’daki çiftçilerin, geciken destek ödemeleri nedeniyle finansal zorluklarla mücadele ettiğini kaydeden İlçe Başkanı Çakır, “Bir çiftçi ailesinin aylık temel girdi maliyetleri, 2024 yılında %80 oranında artmıştır. Sadece mazot ve gübre için yıllık 150 bin TL’den fazla ödeme yapmak zorunda kalan çiftçilerin çoğu, borçla üretim yapmaktadır.Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlar nedeniyle icra dosyalarının sayısı %40 artmıştır. Çiftçinin traktörü, tarlası ve ekipmanları haciz tehdidi altındadır. Elektrik ve sulama maliyetleri de çiftçiyi büyük bir yük altına sokmaktadır. Elektrik faturaları, 2024 yılında %150 oranında artış göstermiştir” dedi. “BUĞDAYDA DIŞA BAĞIMLILIK ARTIYOR” Türkiye’nin buğday ithalatına bağımlı hale geldiğini belirten İlçe Başkanı Çakır, 2024 yılında 6 milyon ton buğday ithal edildiğini ve bunun ülkeye maliyetinin 5,5 milyar dolar olduğunu açıkladı. Çakır, “Trakya’daki çiftçimiz ton başına 8.000 TL maliyetle üretim yaparken, hükümet ithal buğdaya 11.000 TL ödüyor. Bu durum, AKP hükümetinin tarımsal üretimi değil, dışa bağımlılığı tercih ettiğini açıkça göstermektedir.Yerli üretimi desteklemek yerine yabancı üreticileri zenginleştiren bu politikaları kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı. CHP’DEN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Çakır, tarımsal üretimin desteklenmesi ve çiftçilerin sorunlarının çözülmesi için CHP’nin önerilerini şöyle sıraladı: “Geciken prim destekleri, faizleriyle birlikte derhal ödenmeli. Mazot ve gübrede vergi indirimi yapılmalı, üretim maliyetleri düşürülmeli. Tarımsal ithalata dayalı politikalar terk edilmeli, yerli üretici desteklenmeli. Çiftçilerin borçları yapılandırılmalı, faizler silinmeli ve haciz işlemleri durdurulmalı. Tarım destekleme bütçesi şeffaf hale getirilmeli.” “BU ÇİLEYİ BİTİRİN, SANDIĞI GETİRİN” AKP hükümetine sert eleştiriler yönelten CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını şöyle sonlandırdı: “Edirneli ve Trakyalı çiftçilerimize buradan açıkça sesleniyorum: Yalnız değilsiniz! Cumhuriyet Halk Partisi olarak, sizin emeğinizin ve alın terinizin karşılığını almanız için her türlü mücadeleyi vermeye devam edeceğiz. Trakya’nın bereketli topraklarında üretim yapan çiftçilerimizin hak ettiği prim ödemelerini alamaması, yalnızca tarımsal bir sorun değil, aynı zamanda büyük bir adaletsizliktir. AKP hükümetine çağrımız nettir: Çiftçimizin emeğine saygı duyun. Hak ettiği desteği zamanında ödeyin. Türkiye’nin gıda güvenliğini tehlikeye atan bu ihmalkâr politikaları derhal terk edin. Çünkü çiftçinin hakkını ödemeyen bir yönetim, sadece çiftçiye değil, bu ülkenin geleceğine de ihanet etmektedir. AKP hükümetine de son sözümüz şudur: Bu milletin çiftçisine, işçisine, emekçisine, emeklisine çektirdikleriniz artık yeter! Türkiye’nin her biri karışı bereketli olan bu mübarek topraklarında bizlere varlık içinde darlık çektirmeyin. Getirin sandığı, bu çile bitsin.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, AKP’nin 21 yıllık iktidarı boyunca eğitimdeki sorunların derinleştiğini belirterek, eğitimde yaşanan bu sorunların Türkiye’nin geleceğini kararttığını bildirdi. CHP İlçe Başkanı Çakır, AKP’nin eğitim politikalarını ve Keşan’daki okulların durumu hakkındaki tartışmalara sert bir dille tepki gösterdi. AKP’nin Anafartalar İlkokulu ve Cumhuriyet Ortaokulu ile ilgili bir hafta gecikmeli yaptığı açıklamaları “ezbere ve masa başında hazırlanmış” olarak nitelendiren İlçe Başkanı Çakır, bu yaklaşımların halkı tatmin etmediğini ifade etti.AKP dönemindeki eğitim politikalarındaki sorunları verilerle ortaya koyan İlçe Başkanı Çakır,“Sorularımız açık ve net. Eğer cevap veremeyecekseniz, bu toplara hiç girmeyin” dedi.. Çakır, AKP’nin eğitime yönelik “Her türlü önlemi aldık” şeklindeki açıklamalarını eleştirerek, “AKP’nin aldığı önlemler, halkımızı korkutmaya devam ediyor. Bu önlemlerin sonucunda nelerin yaşandığını hep birlikte görüyoruz” dedi. AKP’nin 21 yıllık iktidarı boyunca eğitim sisteminde yarattığı sorunları rakamlarla ortaya koyan Çakır, halkın daha çağdaş ve eşitlikçi bir eğitim sistemi hak ettiğini vurguladı. ELEŞTİRİLER VE ÇARPICI VERİLER CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasında AKP dönemindeki eğitim politikalarındaki sorunları verilerle ortaya koydu:
Eğitim Sistemindeki İstikrarsızlık: Sürekli Değişen Politikalar AKP iktidarında eğitim sistemi 17 kez değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikler arasında müfredatlar, sınav sistemleri ve eğitim yapıları yer almaktadır. Örnekler:
2004-2024 yılları arasında LGS, OKS, SBS, TEOG ve tekrar LGS olmak üzere tam 5 farklı lise geçiş sistemi uygulanmıştır. Bu durum öğrencilerin ve velilerin sürekli stres ve belirsizlikle karşı karşıya kalmasına neden olmuştur.
2012 yılında getirilen 4+4+4 sistemi, eğitimin yapısını radikal bir şekilde değiştirerek temel eğitimde ciddi sorunlara yol açmıştır. 66 aylık çocukların okula başlama zorunluluğu, uzmanlar tarafından yoğun eleştiriler almış ve geri çekilmek zorunda kalmıştır.
Eğitim politikalarındaki bu istikrarsızlık nedeniyle Türkiye, OECD’nin Eğitim İstikrarı Endeksi’nde 2023 itibarıyla 34 ülke arasında 32. sırada yer almıştır. Sonuç: Eğitim sistemindeki bu plansız ve sık değişiklikler, milyonlarca öğrencinin geleceğini belirsizliğe sürüklemiştir.
Atanamayan Öğretmenler ve Eğitimde Kadro Açığı AKP döneminde öğretmen politikaları, kronikleşen sorunlar yaratmıştır. Veriler sorunun büyüklüğünü açıkça ortaya koymaktadır:
2024 yılı itibarıyla, Türkiye’de atanmayı bekleyen 700 bin öğretmen bulunmaktadır.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarına göre, Türkiye’de en az 150 bin öğretmen açığı vardır.
Ücretli öğretmenlik sistemi ile on binlerce öğretmen, asgari ücretin dahi altında çalıştırılmaktadır. Ücretli öğretmenler, 2024 itibarıyla aylık ortalama 6.000 TL maaş almaktadır ki bu, yoksulluk sınırının çok altındadır. Sonuç: AKP’nin öğretmen politikaları, hem atama bekleyen yüz binlerce mezunu mağdur etmekte hem de eğitim kalitesini düşürmektedir. Öğretmenlerin ekonomik ve mesleki itibarını artırmaya yönelik somut bir adım atılmamıştır.
Eğitimde Eşitsizlik: Bölgesel ve Sosyal Adaletsizlikler AKP döneminde eğitimdeki bölgesel ve sosyoekonomik eşitsizlikler derinleşmiştir:
Kırsal kesimlerdeki okullar, altyapı eksiklikleri ve öğretmen yetersizliğiyle mücadele etmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde hala birçok köyde birleştirilmiş sınıflar uygulanmaktadır.
Kız çocuklarının okullaşma oranı, özellikle kırsal bölgelerde düşüktür. Ortaöğretimde kız çocuklarının net okullaşma oranı %75’e kadar gerilemiştir (TÜİK 2023).
PISA 2022 sonuçlarına göre, Türkiye’de öğrencilerin %40’ı temel matematik ve okuma becerilerinde yetersizdir. Bu oran, dezavantajlı bölgelerde daha da yüksektir. Sonuç: AKP’nin politikaları, dezavantajlı bölgelerdeki çocukların eğitim hakkına erişimini kolaylaştırmak yerine, zengin ve yoksul arasındaki eğitim uçurumunu artırmıştır.
İmam Hatip Liseleri ve Kaynak Dağılımındaki Adaletsizlik AKP döneminde, imam hatip liseleri sistemin merkezine yerleştirilmiştir. Ancak bu durum, diğer okulların ihmal edilmesine ve kaynakların yanlış kullanılmasına neden olmuştur:
2002-2024 yılları arasında imam hatip liselerinin sayısı 450’den 2.700’e çıkarılmıştır. Ancak bu okulların doluluk oranı çoğu bölgede %50’nin altındadır.
Buna karşılık, fen liseleri ve Anadolu liseleri gibi akademik başarı odaklı okullara yeterince yatırım yapılmamıştır.
İmam hatip liselerine ayrılan bütçeler, genellikle devlet okullarının genel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılabilecek kaynakları tüketmiştir. Keşan’da yapılan imam hatip lisesine harcanan parayla kaç tane okul yapılırdı siz hesap edin. Sonuç: Bu politikalar, eğitimi ideolojik bir zemine çekmiş, bilimsel ve çağdaş eğitimin kalitesini zedelemiştir.
Üniversitelerde Nitelik Sorunu: Diplomalı İşsizler Ordusu AKP’nin üniversite politikası, daha fazla üniversite açmaya odaklanmış, ancak bu büyüme niteliksel bir gelişmeyi beraberinde getirmemiştir:
2002 yılında 76 olan üniversite sayısı, 2024 itibarıyla 209’a çıkmıştır.
Ancak bu artış, nitelikli akademik kadro, altyapı ve eğitim kalitesinde iyileşme sağlamamıştır. Yeni açılan üniversitelerin çoğu dünya sıralamalarında yer almamaktadır.
Üniversite mezunu işsizlik oranı, 2024 itibarıyla %25’e ulaşmıştır. Milyonlarca genç, diplomalarının iş piyasasında bir karşılığı olmadığını düşünmektedir. Sonuç: Niceliksel büyüme hedeflenirken, üniversiteler gençlere iş imkânı sağlayacak niteliklerden yoksun bırakılmıştır.
Eğitimin Politizasyonu ve Liyakat Sorunu AKP döneminde, Millî Eğitim Bakanlığı’nda liyakat sisteminin yerini siyasi atamalar almıştır:
2023 yılı itibarıyla MEB’deki üst düzey yöneticilerin %70’i siyasi bağlantıları nedeniyle atanmıştır.
Eğitim sendikaları ve sivil toplum kuruluşları, öğretmenlerin karar alma süreçlerinden dışlandığını ve politik baskılara maruz kaldığını sık sık gündeme getirmiştir. Sonuç: Eğitim sisteminde liyakatsizlik, eğitim kalitesini düşürmüş ve öğretmenlerin mesleki motivasyonunu ciddi şekilde zedelemiştir. AKP’NİN EĞİTİM POLİTİKALARINA YÖNELİK SORULAR İlçe Başkanı Çakır, “Eğitimde Türkiye’yi bu hale getirenlerin yüzlerine bunları vurduğumda beni ‘bir eğitimci olarak garipsediklerini’ ve yılan hikayesine dönen iki okul inşaatıyla eğitime değer verdiklerini zannedenlere şu soruları sormak istiyorum” diyerek şu soruları yöneltti: “1. Sürekli Değişen Eğitim Politikaları: AKP döneminde eğitim sistemi tam 17 kez değişti. Bu kadar sık yapılan değişikliklerin planlama eksikliğinden kaynaklandığını kabul ediyor musunuz? Eğitim politikalarınızın istikrarsızlığı, öğrencilerin psikolojisini ve akademik başarılarını nasıl etkiledi?
Atanamayan Öğretmenler: Türkiye’de atanmayı bekleyen 700 bin öğretmen varken, neden ücretli öğretmenlik sistemiyle geçici çözümler üretiyorsunuz? 21 yıldır bu sorunun çözülememesinin sorumlusu kimdir?
Eğitimde Bölgesel Eşitsizlikler: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hâlâ birleştirilmiş sınıf uygulaması devam ediyor. 2024 yılında bile bu sistemin sürüyor olması, eğitime ayrılan bütçenin yanlış ve yetersiz kullanılmadığını mı gösteriyor?
İmam Hatip Liselerine Ayrılan Kaynaklar: İmam hatip liselerine yapılan yatırımların diğer okulları ihmal etmenize neden olduğu eleştirilerini nasıl yanıtlıyorsunuz? Boş kontenjanlarla dolu imam hatip liseleri varken, kaynak israfını kabul ediyor musunuz?
Üniversite Mezunu İşsizliği: Üniversite mezunu gençlerin %25’i işsiz. AKP’nin 209 üniversite açarak yaptığı “başarı”yı nasıl savunuyorsunuz? Sayıyı artırmak yerine neden kaliteye odaklanılmadı?
PISA Değerlendirmelerindeki Başarısızlık: Türkiye, PISA sonuçlarında sürekli alt sıralarda yer alıyor. Bu tablo, AKP’nin eğitim politikalarının başarısızlığını kanıtlamıyor mu? 21 yılda bu tablo neden değiştirilemedi?
Millî Eğitim Bakanlığı’nda Liyakat Eksikliği: Millî Eğitim Bakanlığı’nda liyakat yerine siyasi bağlantılarla yapılan atamaları nasıl savunuyorsunuz? Eğitimde tarafsızlığı ve bilimsel temeli neden sağlayamadınız?
Gençlerin Umutsuzluğu: Üniversite mezunlarının %70’i yurt dışına gitmek istiyor. AKP’nin eğitim politikaları neden gençlere gelecek umudu veremiyor?
Keşan’daki Anaokulları ve İlkokullar: Keşan’ın en büyük mahallelerinden biri olan Yukarı Zaferiye Mahallesi’nde kaç tane anaokulu ve ilkokulu var? Bu mahallede yaşayan anaokulu ve ilkokulu çağında kaç öğrenci var? Bu öğrenciler hangi okullara gidiyorlar?
Anafartalar İlkokulu ve İsraf İddiaları: Anafartalar İlkokulu depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkılacaksa, neden kısa süre önce doğalgaz döşendi? Halkın vergileri neden bu şekilde çarçur ediliyor?
Yapımı Yılan Hikayesine Dönen Okullar: Geçiş garantili yollar, hasta garantili hastaneler yaptınız. Keşan’da yapımı yılan hikayesine dönen bu iki okulu da öğrenci garantili mi yapacaksınız?” SORULARIMIZ AÇIK VE NET İlçe Başkanı Çakır, AKP’nin 21 yıllık iktidarı boyunca eğitimdeki sorunların derinleştiğini belirterek, açıklamasını, “AKP’nin 21 yıllık iktidarı boyunca eğitimde yaşanan bu sorunlar, Türkiye’nin geleceğini karartmıştır. Ancak, halk için bilimsel, çağdaş ve eşitlikçi bir eğitim sistemi hâlâ mümkün. Türkiye’nin bu karanlık tablodan çıkış yolu, liyakate, bilime ve eşitliğe dayalı bir eğitim sistemi inşa etmektir. Bu mücadelede halkın sesi ve umudu, bir an önce erken seçim yapmak ve AKP’yi göndererek daha iyi bir gelecek için çalışmaktır.Sorularımız açık ve net. Eğer cevap veremeyecekseniz, bu toplara hiç girmeyin” sözleriyle sonlandırdı.
İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, ülkenin bulunduğu durumdan çıkmasının “Güçlendirilmiş Parlementer Sistem”e geçiş ile mümkün olduğuna dikkat çekerek, mevcut sistemin ivedilikle değiştirilmesinin gerekliliğini haykırmaya devam edeceklerini bildirdi. İYİ Parti Edirne İl Başkanı Şahin, yaptığı yazılı açıklamada, “Partili Cumhurbaşkanlığı sistem ile uçtuk kaçtık, uzaya çıktık derken vatandaşlarımız günden güne fakirleşti, faizler gelişmiş ülkelerde 0,5 ile 4,5 puan arasındayken bizde 47,5 puan bandında. Mevcut tek adam sistemin prensipleri ile birlikte toptan gitmesi elzem hale gelmiştir. Kurtuluş Güçlendirilmiş Parlementer Sistem ile olacaktır” diyerek şunları kaydetti:.
“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alınması, ifade, basın ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması deme. Üzülerek görüyoruz ki İYİ Parti’den başka herkes mevcut sistemi içselleştirmiş durumda. Oysa ki ülkemizin aydınlık yarınlara , refah içerisinde yaşayan topluma tekrar kavuşmasının yolu Tarafsız Cumhurbaşkanı, yetkili ve sorumlu bakanlar, etkin meclis ve güçlü yerel yönetim ile mümkündür. Denetimin, şeffaflığın, kontrolün olmadığı ve tek adam anlayışının hakim olduğu ülkemizde, milletimize telafisi zor ve kalıcı etkiler bırakan yönetimsel krizler eksik olmayacaktır. İYİ Parti olarak mevcut sistemin ivedilikle değiştirilmesi ve Güçlendirilmiş Parlementer Sisteme geçilmesi gerekliliğini haykırmaya devam edeceğiz.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın tutuklanmasına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. İlçe Başkanı Çakır, Bolu’daki yangın faciasında tüm Türkiye’nin yüreğinin yandığını iktidarın yangında görevini yapmak yerine suçlamada bulunduğunu söyledi. İlçe Başkanı Çakır, “Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ’ın tutuklanması, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik değerlerini, hukuk devleti ilkesini ve ifade özgürlüğünü bir kez daha sorgulamak zorunda kaldığımız karanlık bir dönemin en son örneğidir. AKP hükümetinin baskıcı politikaları ve yargı üzerindeki açık müdahalesi, ülkemizi hukuk devleti olmaktan hızla uzaklaştırmakta ve demokrasiye olan inancı zedelemektedir.” şeklinde konuştu.
“İKTİDAR YANGINDA GÖREVİNİ YAPMAK YERİNE ŞUÇLAMADA BULUNUYOR”
İlçe Başkanı Çakır, açıklamalarına Bolu’da kayak merkezindeki yangın faciasında yaşamını yitiren 76 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralanan 51 vatandaşa da acil şifalar dileyerek başladı. İlçe Başkanı Çakır, “76 canın içinde Keşanlı iş insanı Şaban Filiz’in kızı Burcu Filiz Güngör, damadı Kıvanç Güngör ve torunları Pelin ve Kerem Göngör’ün Bolu’daki yangın faciasında hayatını kaybettiklerini derin bir üzüntü içinde öğrendik. Hayatını kaybeden hemşerilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyoruz. İktidar yangında görevini yapmak yerine suçlamada bulunuyor.Kültür ve Turizm Bakanı kendi bakanlığındaki denetim eksiklerini gidermesi gerekirken sorumlulukları başkasına yüklemeye çalışıyor. Bolu Belediyesi hizmet ve mücavir alanı sınırları dışında olan ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca denetlenen oteldeki yangının sorumlularının bir an önce adaletin önüne çıkarılması gerekmektedir” dedi.
ÖZDAĞ’IN TUTUKLANMASI
İlçe Başkanı Çakır, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın tutuklamasının Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik değerlerine, hukuk devleti ilkesine ve ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir saldırı olarak nitelendirdi.
Başkan Çakır, Özdağ’ın tutuklanmasının yalnızca bir bireyin özgürlüğünün gasp edilmesi olmadığını, aynı zamanda muhalif sesleri susturma çabalarının bir parçası olduğunu belirterek, “Bir siyasi partinin genel başkanının yalnızca fikirlerini ifade ettiği için tutuklanması, demokrasiyi savunan herkesin vicdanına vurulmuş bir darbedir. Bu tutuklama, toplumun her kesimine ‘itaat et ya da susturulursun’ mesajı vermeyi amaçlıyor” ifadelerini kullandı.
“HERKESİN VİCDANINA VURULMUŞ BİR DARBEDİR”
AKP hükümetinin baskıcı politikalarının ve yargıya olan müdahalelerinin Türkiye’yi hukuk devleti olmaktan uzaklaştırdığını belirten İlçe Başkanı Çakır, “Bir siyasi partinin genel başkanının, yalnızca fikirlerini ifade ettiği ve muhalefet görevini yerine getirdiği için tutuklanması, sadece Ümit Özdağ’a değil, Türkiye’de demokrasiyi savunan, özgür bir toplum isteyen herkesin vicdanına vurulmuş bir darbedir. Bu tutuklama, toplumun her kesimine “itaat et ya da susturulursun” mesajı vermeyi amaçlayan otoriter bir anlayışın sonucudur. Bu anlayış, siyasi muhalefeti, sivil toplum örgütlerini ve basını hedef alarak, korku iklimini pekiştirmektedir” dedi. İlçe Başkanı Çakır, açıklamasına şöyle devam etti:
“HUKUKSUZ UYGULAMALARA KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ”
“Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler, bu tür hukuksuz uygulamalara karşı sessiz kalmayacağız. Hukukun siyasetin aracı haline getirilmesi, halkın adalete ve devlete olan güvenini kökünden sarsmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerleri, hukukun üstünlüğünü ve milletin iradesinin her türlü baskıdan bağımsız şekilde tecelli etmesini esas alır. Bugün bu değerlerin AKP hükümeti tarafından çiğnendiğine üzülerek tanıklık ediyoruz.”
“TÜRK HALKI DA BU KARANLIK DÖNEMİ AŞACAK GÜCE SAHİPTİR”
Türkiye’de muhalefet eden herkesin susturulmak istendiği kaydeden İlçe Başkanı Çakır, “Sayın Özdağ’ın tutuklanması, sadece bir şahsın özgürlüğünün gasp edilmesi değil, aynı zamanda Türkiye’de muhalefet eden herkesin susturulmak istendiğinin açık bir göstergesidir. Ancak bu baskılar, bizleri hakikatleri söylemekten, halkımızın çıkarlarını savunmaktan ve demokrasiyi yeniden inşa etmekten asla alıkoyamayacaktır. Tarih, baskıcı rejimlerin yıkılıp yerine özgürlükçü ve demokratik bir düzenin inşa edildiği örneklerle doludur. Türk halkı da bu karanlık dönemi aşacak güce sahiptir.” ifadelerini kullandı.
“MUHALEFETİ SUSTURAMAZSINIZ!”
Çakır, açıklamasında AKP hükümetine sert bir çağrıda bulunarak, “Muhalefeti susturamazsınız! İfade özgürlüğünü, halkın iradesini ve adaleti çiğneyerek kurmaya çalıştığınız düzen, er ya da geç yerle bir olacaktır. Halkın gücü, baskının önünde dimdik duracak ve bu karanlık gidişata dur diyecektir” dedi.
“KAHROLSUN İSTİBDAT, YAŞASIN HÜRRİYET!”
CHP Keşan İlçe Başkanı Anıl Çakır, açıklamasını Cumhuriyet’in değerlerine olan bağlılıklarını vurgulayarak şöyle sonlandırdı:
“Sayın Ümit Özdağ’ın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Ayrıca tüm muhalefeti hedef alan bu hukuk dışı uygulamalara karşı ortak bir mücadele zemini oluşturulması çağrısında bulunuyoruz. Demokrasiye olan inancımız tamdır ve halkımızla omuz omuza, korkmadan, yılmadan bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!”
Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün iktidarın ayırdığı bütçelerle Çömlekköy Barajı’nın zamanında bitirilemeyeceğini ve her yatırım programıyla bitim tarihinin bir yıl daha ileriye atıldığını söyledi. Ün, Edirne’de son üç yıldır kuraklıktan en çok etkilenen illerin başında geldiği dikkate alındığında sulama yatırımlarının artık yaşamsal önemde olduğunu vurguladı.
Edirne’de 56 bin 500 dekar tarım arazisini suya kavuşturacak Çömlekköy Barajı’nın tamamlanması için gerekli parasal kaynağın hızla ayrılmasını isteyen Ün, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Edirne’nin sulama yatırımları konusunda bir türlü yüzü gülmüyor. Oysa Edirne’nin tarımsal üretimde zıplama yapmasını, ikili üretime geçmesini sağlayacak olan sulama yatırımlarıdır. Çiftçimizin üretime devam etmesini,para kazanmasını istiyorsak sulama yatırımlarını bir an önce tamamlamalıyız. Açıklanan 2025 yılı yatırım prog-ramına baktığımızda Çömlekköy Barajı’nın kaderinin de Çakmak Barajı ve Sulaması gibi olacağından, tamamlanmasının sürekli gelecek yıllara bırakılacağından endişeliyiz. Çömlekköy Barajı ve Sulaması 2022 yılında ek yatırım programına alınmıştı. 2023 yatırım programında 30 milyon ayrılmış, baraj ve sulamasının bitiş tarihi 2027 yılı olarak açıklanmıştı. 2024 yatırım prog-ramında bitiş tarihi bir yıl uzadı ve 2028 oldu. Yeni açıklanan 2025 yatırım programında ise bitiş tarihi 2029 olarak belirtiliyor. İstikrarlı bir şekilde her yıl için bitiş tarihi uzuyor. 4 yıl sonrası için bitiş tarihi gösteriliyor. Diğer yandan 2025 birim fiyatlarıyla Çömlekköy Barajı ve Sulamasının tamamlanması için gerekli para 3 milyar 650 milyon lira. Bu yıl için ayrılan para ise 100 milyon. Bu parayla bu baraj bitmez. Mutlaka ek kaynaklar bulunmalı ve bir an önce tamamlanması sağlanmalıdır. Bu yıl ayrılan para geçtiğimiz yıl ayrılan paradan az.
AKP’liler barajın yapılacağı yerden fotoğraf paylaşmayı seviyor. Bizim önerimiz Çömlekköy Baraj ve Sulamasının bir an önce yapılması için gerçekçi kaynak-ların buraya ayrılmasını sağla-sınlar. Barajlar fotoğraflarla değil bütçelerle yapılır. Ortada ayrılmış ciddi bir bütçe yok. Hiçbir şey için geç değil, umarız ki sağlanacak ek kaynaklarla Çömlekköy Barajı ve Sulaması bir an evvel bitirilir. Edirne’nin uzayıp giden ikinci bir Çakmak hikayesine ihtiyacı yok.”
Gökalp TOPYAN Cumhuriyet Halk Partisi Edirne İl Danışma Kurulu Pazar günü saat 13.30’da Atatürk Kültür Merkezi Büyük Salonunda merkez ve ilçelerden gelen yönetici ve üyelerin katılımı ile gerçekleşti. Parti Programına ilişkin üyelerin taleplerinin görüşüldüğü toplantıya eski milletvekilleri ve belediye başkanlarının da katıldığı gözlendi.
AKM Büyük Salonu’nun yarısını dolduran 500’den fazla partili toplantı öncesi sıraya girerek kayıt yaptırdı ve kayıt yaptıran üyelere birer kırmızı kart verildi. Yarım saat kadar gecikmeli başlayan toplantının açış konuşmasını CHP Edirne İl Başkanı Harika Taybıllı yaptı. Taybıllı’nın siyah uzun bir elbise giymesi, CHP’li belediye başkanlarına yapılan tutuklamalara karşı bir tepki göndermesi şeklinde algılandı. CHP Edirne İl Başkanı Harika Taybıllı açış konuşmasıyla, partisinin hedefleri ve mevcut siyasi koşullara dair güçlü ve net mesajlar verdi. Hukukun üstünlüğü, demokrasi ve halk iradesinin korunmasına vurgu yapan Taybıllı, AKP’nin ekonomi politikalarını eleştirdi yargı yoluyla halkın gözü önünde hukuksuz uygulamalar yapıldığını öne sürdü. Çevrilen oyunlara kadar partisinin görüşlerini ve birçok alanda eleştirilerini dile getiren İl Başkanı konuşmasını şöyle sürdürdü:
HARİKA TAYBILLI’DAN GÜÇLÜ VE NET VURGULAR “Bugün partimizin geleceğe dair yol haritasını daha güçlü bir şekilde çizmek için, hedeflerimize daha emin adımlarla yürümek için sizlerle bir arada önemli bir toplantıyı gerçekleştireceğiz. Program yenileme çalışmalarının tüm örgütün ve Edirne’deki tüm paydaşların katılımı ile gerçekleştirilmesini çok önemsiyoruz. Parti programı yenileme çalışmaları kapsamında ilk danışma kurulu toplantımız ve ilçe danışma kurulu toplantılarımızın devamında yoğun talep üzerine bu toplantıda, değerli üyelerimizin de parti programına yönelik görüş ve önerilerini dinleyeceğiz. Görevli arkadaşlarımız tüm konuşmaları takip edecek ve notlarını tutacaklar. Tüm konuşulanlar kayıt altına alınarak rapor haline getirilecek. Bugün sizlerle, birazdan il sekreterimizin sunumuyla göreceğiniz, yapılan ilk program konulu il danışma kurulu ve ilçe danışma kurullarından sonra düzenlenen raporları değerlendirecek, siz değerli üyelerimizin sunduğu katkılarla birlikte, Edirne’mizin sorunlarına ve bu sorunların çözüm önerilerine yönelik elde ettiğimiz verilere son şeklini verip, düzenlenecek nihai raporu Genel Merkezimize sunacağız. Hepimizin bu toplantıdaki ortak hedefi, partimizin ideallerini her alanda yaşatmak ve halkımızın hak ettiği en iyi hizmeti almasını sağlamaktır. Danışma kurulu üyelerimizin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz önceki danışma kurulu toplantısında bahsetmiş olmakla, bugün aramızda olan üyelerimizle de paylaşmak isterim ki; göreve geldiğimiz günden itibaren, sürekli sahadayız .Çalışanla, emekliyle bir araya geliyoruz, çiftçimizle, işçimizle, emekçilerimizle bir araya geliyoruz. Sorunlarına kulak verip, partimizin çözüm önerilerinden bahsediyoruz. Kanaat önderlerinden muhtarlara, esnaflardan pazarlara sürekli olarak parti politikalarımızı aktarma çabasındayız. Sendikalarla, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla samimi ve sürdürülebilir ilişki içerisinde olma gayretindeyiz. Başkan yardımcılarımız kendi görev alanlarında çalışmalar gerçekleştirmeye devam ediyorlar. Önceki program konulu il danışma kurulumuzda ve ardından gerçekleşen ilçe danışma kurullarında, hep birlikte önemli görüşler ortaya koyduk. Bu görüşler, bize geleceğe dair güçlü bir vizyon kazandırmıştır. Hep birlikte attığımız her adım, güçlü bir Türkiye için önemli bir katkıdır. Bizler altı aydır olduğu gibi bundan sonra da halkımızın arasında olacağız. Vatandaşlarımızın şikayet ve taleplerini dinleyip, program yenileme sürecine Edirne halkının sesini yansıtacağız. Örgütlü bir toplum, güçlü bir demokrasinin en önemli garantisidir. İlçe örgütlerimizle, gençlik ve kadın kollarımızla, mahalle temsilcilerimizle; hiçbir kapıyı çalmadan hiçbir eli sıkmadan geçmeyeceğiz.
Son yıllarda, ülkemiz pek çok iç sorunla karşı karşıya kalmıştır. Ekonomik zorluklar, yüksek işsizlik ve halkın alım gücündeki düşüş hepimizi önemli boyutlarda etkilemektedir. AKP’nin yanlış ekonomi politikaları, en çok dar gelirli kesimi vurmuş, toplumun huzurunu sarsmıştır. Ayrıca adaletin zayıflaması, demokrasinin kısıtlanması ve ifade özgürlüğünün engellenmesi, toplumda büyük bir güvensizlik yaratmış, halkın moralini ziyadesiyle bozmuştur. Dış politikada ise son yıllarda izlenen yanlış adımlar, ülkemizi yalnızlaştırmış ve uluslararası alandaki itibarımızı zedelemiştir. Suriye’de izlenen yanlış politikalar, bölgedeki karışıklıkları derinleştirmiş ve mülteci krizi gibi büyük bir yükün altına sokmuştur. AKP’nin dış politikada izlediği belirsiz ve tek taraflı tutum, Batı dünyasıyla olan ilişkilerimizi gerginleştirmiş, ülkemizin uluslararası düzeyde yalnız kalmasına sebep olmuştur. Ancak biz, bunların çözülmez sorunlar olmadığını biliyoruz. Hep birlikte, halkımıza hak ettiği yaşam standartlarını sunabilmek için çalışmaya devam ediyoruz. Bizim için adalet, özgürlük ve halkın refahı her şeyden önce gelir. Ekonomiyi doğru yönetmek, işsizliği ortadan kaldırmak ve adaletin yeniden sağlanması için sağlam adımlar atacağız. Dış politikada ise Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini güven temelli bir şekilde yeniden inşa edeceğiz. Herkes için güvenli bir Türkiye ve adil bir dünya için çalışacağız. Atatürk’ün bizlere bıraktığı en büyük miraslardan biri, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesidir. Bizler, iç ve dış politikada barışı, huzuru ve adaleti savunarak, Türkiye’nin her alanda yeniden güçlü bir ülke haline gelmesini sağlayacağız. Hep birlikte, her bir adımımızı, bu ilkeler doğrultusunda atacak ve daha aydınlık bir geleceğe ulaşacağız.
Cumhuriyetimizin ve 101 yıllık partimizin kurucusu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir halkın özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin en büyük sembolüdür. Şanlı tarihimiz ile atamızın sözleri her birimizin yol haritasıdır. Bizler onun gösterdiği yolda, onun izinden giderek, her zaman daha iyiyi arayarak, yapılacak olan ilk genel seçimde Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı ile halkın refah içinde yaşayacağı güçlü bir geleceğe, partimizin her kademesinde görev almış her bireyle, hep birlikte yürüyeceğiz. İki gün önce Beşiktaş Belediyesi’nin önünde, Genel Başkanımız Sn. Özgür Özel”in katılımıyla gerçekleşen dayanışma mitinginde, örgütümüz ve halkımızla birlikteydik. Devamında Çağlayan Adliyesi’ne giderek dayanışmamızı büyüttük, ancak bildiğiniz üzere, hukuka ve demokrasiye aykırı bir şekilde başlatılan soruşturma neticesinde, Beşiktaş Belediye Başkanımız Sn. Rıza Akpolat hakkında dün tutuklama kararı verildi. Bu karar hem hukukun üstünlüğü ilkesine hem de demokratik değerlerimize açıkça aykırıdır. Esenyurt Belediyesi’nden başlatılan ve şimdi Beşiktaş ile devam eden, Cumhuriyet Halk Partili belediyeler üzerinden, Cumhuriyet Halk Partisi’ni itibarsızlaştırma politikası güdenlerin, yargıyı siyasallaştırmaları sebebiyle verilen bu tür kararlar, yalnızca bir bireyin haklarını ihlal etmekle kalmamakta, aynı zamanda halkın iradesine de darbe vurmaktadır. Halkın oylarıyla belediyeleri alamayanlar yargı oyunlarıyla belediyeleri ele geçirmeye çalışıyorlar. Yarışarak sandıkta, siyaset meydanında geçemediklerini haksızlıkla, hukuksuzlukla geçmeye çalışmak demokrasi ile bağdaşmaz, bu düzen halka fayda getirmediği gibi AKP iktidarına da ne fayda ne de huzur getirecektir. Genel Başkanımız Sn. Özgür Özel’ in dediği gibi Cesurlar Kazanacak, Korkakça Saldıranlar Kaybedecektir!
Hukuk devleti ilkesine olan saygıyı her daim ön planda tutmak gerekmektedir. Hukuk, herkes için eşit uygulanmalıdır; kimse görevdeki konumuna, siyasi görüşüne ya da başka bir nedene dayanarak hukukun dışında tutulamaz. Hukuka, ahlaka, vicdana, adalete, insan haklarına uygun olmayan, siyasi hedef güderek yapılan uygulamalarla hukukun etkisiz hale getirilmesi; ülke demokrasisinin sağlıklı bir şekilde işlememesi, siyasi figürler ya da kurumlar üzerinden yapılan itibarsızlaştırma zulmü, toplumun adalete olan güvenini ve toplumsal barışı zedelemektedir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve adalete olan bağlılığımız bir kez daha yineleyerek, bu kararların daima karşısında olacağımızı ve Belediye Başkanlarımızın yanında duracağımızı bir kez daha buradan kamuoyuna duyururuz. Sadece bu davada değil, tüm davalarda adaletin yerini bulması adına, adaletin ve hukukun en büyük teminatı olan yargı bağımsızlığının sağlanması için her zaman hukuk yolunda mücadelemize devam edeceğiz ve her türlü hukuksuz uygulamanın karşısında durmayı sürdüreceğiz. Bir adım geri atmayacağız! Halkın iradesini savunmaya devam edeceğiz! Geleceğimiz için var gücümüzle çalışmak hepimizin en önemli sorumluluğudur. Şunu unutmamalıyız ki, hep birlikte güçlüyüz. ‘Milletin egemenliğine, hürriyetine ve bağımsızlığına kimse gölge düşüremez’ diyerek, bu yolda attığımız adımları pekiştireceğiz. Hepinizin katkıları, bu partinin gücüdür. Her birimiz, bu değerli hareketin bir parçası olarak, daha aydınlık bir geleceğe doğru adım atıyoruz. Bugün burada bulunduğunuz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Partimiz siz değerli üyelerimizin katılımı ve çabası ile büyüyecek, güçlenecek. Birlikte bu yola çıktık, birlikte kazanacağız. Hepinizin emekleri ve özverisi bizim için çok kıymetli. Gelecekte çok güzel günlere ulaşmak için hep birlikte çalışacağımıza ve başaracağımıza olan inancım tamdır. Büyük başarılar, büyük azimle başlar. Hep birlikte kararlılıkla yürüdüğümüzde, ulaşamayacağımız hiçbir hedef yoktur. Atatürk’ün dediği gibi ‘Türk milletinin karakteri yüksektir; Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir, Türk milleti hiçbir zaman sömürülmeyecek kadar büyük bir millettir.’ Hep birlikte, daha güçlü bir Türkiye’yi inşa etmek için kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Hepimizin bir araya geldiği bu güç birliği, ülkemizin aydınlık yarınlarının en büyük teminatıdır. Gücümüzü birleştirerek, tüm zorlukları aşacağımıza inancım sonsuzdur. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!”
ÜYEYE 4 DAKİKA SÜRE YETMEDİ Başkan Taybıllı’nın konuşmasının ardından kürsüye gelen CHP’nin Çevre Politikalarından Sorumlu Parti Meclisi Üyesi Dr. Baran Bozoğlu, yaklaşık yarım saat süren konuşmasında mesleki deneyimlerini ve parti meclisine seçilme sürecini anlattı. Bu uzun konuşma nedeniyle Parti programı hakkında üyelerin konuşmasına 4 dakika ayrılması ise tepki topladı. Açış konuşmalarının ardından basın mensupları salondan ayrıldı.
Olgay GÜLER Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkan Vekili ve Ar-Ge Başkanı Prof.Dr. Doğan Aydal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, örgütü lağvetmesine yönelik yaptığı çağrıyla başlayan yeni çözüm sürecini eleştirdi. YRP Genel Başkan Vekili ve Ar-Ge Başkanı Aydal, bir dizi ziyarette bulunmak üzere geldiği Edirne’de, parti il başkanlığı binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. Türkiye’deki son 20 yılındaki yatırımlarından, ekonomiye birçok konuya değinen Prof. Dr. Aydal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan yeni çözüm sürecine de değinerek, iktidara eleştirilerde bulundu.
‘TÜRKİYE’NİN TERÖRE TESLİMİNİN İLANIDIR’ Basın toplantısında konuşan Aydal, yeni başlayan süreci hükümetin büyük bir zaafı olarak nitelendirdi. Aydal, “Biz bu süreçte, Abdullah Öcalan’ın hiçbir şekil ve biçimde meclise davet edilmesini arzu etmiyo-ruz. Türkiye’nin teröre tesliminin ilanıdır bu. Bu adama siz ‘bebek katili’ demediniz mi? Bir hükümet bebek katilinden medet umar hale gelmemelidir. Hükümetin büyük bir zaaf göstergesidir bu. Bir şey yapacaksa oturduğu yerden de yapar. Meclise gelmesi, Gazi Meclis’e yakışmaz. Biz, üniter devletten yanayız. Geçmiş politikalarda, bu ülkede yaşayan vatandaşlardan kırgınlıkları, yanlış anlamaları olanlardan olabilir. Bunları düzeltmek de bize düşer. Benim ‘Sular Kızıl Akacak’ diye bir kitabım var. Orada açıkça demişim ki; ‘Resmi rakamlar Türkleri de kandırıyor, Kürtleri de.’ Bunu da açıklıkla söyleyen kişiyim ve belli çözümleri de anlatan kişiyim. Onlar bizim kardeşlerimiz. Kendimizden ayırt etmediğimiz bir kişi, bu ülkenin tarihini beraber yazdığımız kişiler. Devlet ağadır, babadır, kardeştir ama biz aramızda çözmeliyiz bunu. Ne derdi olduğunu dinlemeliyiz, ya da söylediklerimizde yanlış anlaşılmış bir şey varsa ortadan nasıl kaldırabiliriz diye bakmalıyız. Üniter devletten yanayız, ama sayın Cumhurbaşkanı’nın 30 Mart 2013’te dediği gibi ‘Federasyon iyidir’ lafını kabul etmiyoruz. Türkiye için federasyon bölünmeye götürür. Almanya ve Amerika gibi zaten federe olarak kurulmuş devletlerde, bu etkin değildir. Ama Türkiye gibi ülkelerde, bizim için bölünmenin başlangıcıdır. Onun için üniter devlet yapısından zinhar vazgeçmemelidir” şeklinde konuştu. ‘KAYYUM ATAYAMAZSIN, BELEDİYE MECLİSİNİN İÇERİSİNDEN SEÇMELİSİN’ Son olarak İstanbul Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın ihale yolsuzluğu soruşturması kapsamında tutuklanmasıyla ilgili de konuşan Aydal, görevden alınan belediye başkanının yerine, belediye meclis üyelerinin kendi arasında yeni bir başkan belirlemesi önerisinde bulundu. Aydal; “Gerçekten terörle iltisakını net olarak ortaya koyana kadar görevden alması, halka hakarettir. Çünkü sen diyorsun ki ‘Seçim var, birini seçiniz’, birini seçiyorlar. En son Beşiktaş’ta ki olay gibi. Aynı müteahhit bütün partilere görev yapmış. İhale almış, Beşiktaş’tan almış. Bir hata, kusur varsa incelersin, onun belediye başkanıyla doğrudan bağlantısı, rüşveti vesaire ispat ediliyorsa, halk zararına bir şey varsa incelersin. Bütün bunlar araştırılmadan, buna doğudaki ilçeleri de katıyorum; sen devletsin, iltisakı tanımlarsın, açık açık söylersin, ondan sonra da ‘ben kayyum atıyorum’ diyemezsin. Halkın oyuna saygı duyuyorsan, yine meclisin içinden, suç örgütüne bulaşmamış meclis üyelerinin kendi aralarında seçeceği birini, belediye başkanı yapmak zorundasın. Onların hepsi mi terörist? Teröristse eğer, onların seçilebileceğine dair belgeyi de senin savcılığın vermedi mi? Hem bu adam seçilebilir diye belge veriyorsun hem de seçildikten sonra ‘Senin bitmemiş davan varmış, mahkum olacaksın, seni görevden alıyorum, herhangi birini seçilmiş gibi oraya oturtuyorum.’ Onun çalmayacağının garantisi mi var? Geçmişte çok örneğini görmedik mi?” diye konuştu.