Kategori arşivi: Siyaset

Keşan’da okul çıkmazı!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Keşan’daki okul sorununu yeniden Meclis gündemine taşıdı. “Edirne’nin Keşan ilçesinde depreme dayanıksız olduğu için bazı okulların yıkılması ya da boşaltılması ancak yerlerine yeni okulların yapılmaması nedeniyle eğitim sekteye uğratmaktadır” diyen Yazgan, okulların ne zaman yeniden yapılacağını sordu.

CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, Keşan’da depreme dayanıksız bulunduğu için boşaltılan okulları TBMM gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sunan CHP’li Yazgan, “Edirne’nin Keşan ilçesinde depreme dayanıksız olduğu için bazı okulların yıkılması ya da boşaltılması ancak yerlerine yeni okulların yapılmaması nedeniyle eğitim sekteye uğramaktadır” dedi.

Yazgan, iki yıl önce yıkılan İnönü Ortaokulu’nun yeniden inşasına yakın zamanda başlanıldığını anımsatırken, “Bir yıl önce boşaltılan Anafartalar Ortaokulu ile altı ay önce boşaltılan Cumhuriyet Ortaokulu’nun binaları ise halen yıkılmamıştır. Bu binalarda hırsızlık yaşandığı belirtilirken, iki okulun binalarında peş peşe yangın çıkması da bölge sakinlerinin huzurunu bozmaktadır” ifadelerini kullandı. Boşaltılan okullardaki öğrencilerin başka okullara nakledildiğini, bu nedenle ikili eğitim yapıldığını söyleyen Yazgan, bu durumun eğitim kalitesini etkilediğini, öğrencilerin gelişim sürecinin de olumsuz yönde ilerlemesine neden olduğunu vurguladı.

‘Ne zaman yeniden yapılacak?’

Yazgan, Tekin’e şu soruları sordu:

“İnönü Ortaokulu’nun yeniden inşa süreci hangi aşamadadır?Anafartalar Ortaokulu ile Cumhuriyet Ortaokulu binaları ne zaman yıkılacak ve yeniden yapılacaktır?Edirne ili genelindeki okulların kaçının depreme dayanıklılığı kontrol edilmiştir?Boşaltılan okullardaki demirbaşlar taşınmış mıdır?Hırsızlık iddiaları ve yangınlara ilişkin inceleme yapılmış mıdır?”

Kürsüye taşımıştı

CHP’li Yazgan, Edirne’deki okulların durumunu ve Keşan’daki okul sorununu aylar önce de TBMM Genel Kurulu’nda anlatmış ve kürsüden sorunları gündeme getirmişti. 4 Haziran 2024’te Edirne’nin sorunlarına ilişkin gerçekleştirdiği konuşmada Yazgan, konuyla ilgili şunları söylemişti:

“Edirne’nin sorunları maalesef saymakla bitmiyor. İktidar Edirne’de sınıfta kaldı. Yıllardır Edirne merkezde yeni okul açılmıyor. Yeni kurulan ve yaklaşık nüfusu 10 bin olan Cumhuriyet Mahallesi sınırları içinde ne bir ilkokul var ne de bir ortaokul. Edirne merkezde Plevne İlkokulu’nun mevcudu bine dayanmış, sınıf başına 32 öğrenci düşüyor. Bu mu Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’niz sizin? Keşan’da depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan 2 okuldan 1’i iki yıldır, diğeri ise 1 yılı aşkın süredir yeniden inşa edilmeyi bekliyor. Bu nedenle diğer okullarda ikili eğitim yapılmak zorunda kalınıyor.”

SOL Parti’den belediyeye çağrı!


SOL Parti Edirne İl Sözcüsü Nazım Türkoğlu, Edirne Belediye Meclisi’nin Şubat toplantısında aldığı Nur Cemaatinin Yazıcılar Kolu’na ve İlim Yayma Cemiyeti’ne ait arsaya yönelik özel plan değişikliği kararının Cumhuriyet değerlerine ve laikliğe aykırı olduğunu, kabul edilemeyeceğini belirterek derhal vazgeçilmesi talebinde bulundu…
Türkoğlu, Edirne Belediyesi’ne yönelik çağrısında şunlara yer verdi:
“Edirne kamuoyu günlerdir, Edirne Belediye Meclisi’nin oy birliğiyle aldığı, Nur Cemaatinin Yazıcılar Kolu’na ve İlim Yayma Cemiyeti’ne ait arsaya yönelik özel plan değişikliği kararını tartışıyor. Bu karar, Cumhuriyet değerlerine ve laikliğe aykırıdır; kabul edilemez!
Öğrenciler için yurt ihtiyacı elbette bir gerçektir ve kamusal bir sorumluluktur. Ancak cemaat ve tarikat bağlantılı yurtlarda yaşanan olumsuzluklar herkesin bilgisi dâhilindedir. Belediyenin bu yapılara destek vermesi, halkçı bir yönetim anlayışıyla bağdaşmaz. Kamu kaynakları, bireyleri belirli ideolojik yapılara mahkûm eden değil, özgürleştiren politikalar doğrultusunda kullanılmalıdır.
Edirne Belediyesi’ne çağrımız nettir:
Bu özel plan değişiklikleri derhal iptal edilmelidir.
Kamusal, laik, demokratik ve katılımcı bir anlayışla öğrencilere güvenli ve erişilebilir yurtlar sağlanmalıdır.
Belediye yönetimi, halkın tüm kesimleriyle ortak hareket ederek kente gerçekten kamucu bir yaklaşım kazandırmalıdır.
Edirne halkının beklentisi budur. Bizler, SOL Parti Edirne Örgütü olarak bu kararın karşısında durmaya devam edeceğiz!”

CHP’den ‘Medeni Kanun’ vurgusu

Olgay GÜLER
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne merkez ilçe kadın kolları tarafından, Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 99’uncu yılı nedeniyle basın açıklaması gerçekleştirildi.
Türk kadınının erkeklerle eşit haklara sahip olduğunu bildiren Türk Medeni Kanun’un kabul edilmesinin 99’uncu yıl dönümü nedeniyle, CHP Edirne merkez ilçe kadın kolları tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi. Parti il başkanlığında gerçekleştirilen açıklamayı merkez ilçe kadın kolları başkanı Burcu Birgül Çolak okudu.


‘EŞİTLİĞİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILDI’
Medeni kanunun cumhuriyet, hukuk ve kadın devrimi olduğunu söyleyen Çolak; “Medeni Kanunumuz, bir cumhuriyet, bir hukuk ve bir kadın devrimidir. 99 yıl önce bu devrim kanunuyla sağlanan ve 2002’de değişikliklerle güçlendirilen tüm kazanımlarımızın öneminin farkındayız. Örgütlü kadın gücüyle elde ettiklerimizin elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Daha çok eşitlik için, daha çok adalet için, daha çok demokrasi, daha çok hukuk için mücadeleye devam. 99 yıl önce, bugün, 17 Şubat 1926’da laik Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli hukuk ve kadın devrimlerinden biri olan Medeni Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiş, 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ülkemizin nüfusunun yarısı olan kadınların toplumdaki yerini en net şekilde tanımlayan bu kanun, kadınların birey olarak kabul edilmesi, bir kimliğe sahip olması anlamını taşıdı. Bir Cumhuriyet devrim kanunu olan medeni kanun, 99 yıl önce kadınların eğitim hayatına, sosyal, kültürel ve ekonomik hayata erkeklerle eşit olarak katılmalarının önündeki engelleri kaldırmış, dolayısıyla eşitlik, laik hukuk devleti temellerinin üzerinde kurallar çerçevesinde hayata geçirildi. Kadınların eşitlik mücadelesine yol açmış olan Cumhuriyet devrimlerinin mimarı ve Cumhuriyet Halk Partisinin ebedi lideri olan Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygıyla, minnetle anıyoruz” dedi.


‘KADINLARIN HAKLARI AÇISINDAN BİR DEVRİM NİTELİĞİNDEDİR’
Çolak, kanunda 2002 yılında toplumsal yaşamın gereklerine uygun değişikliklerin yapıldığını belirterek, “Bu mücadelede, Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana örgütlü bir güçle kadın erkek eşitliğini sağlamak için mücadele veren kadın örgütlerinin emeklerini de unutmuyoruz. Medeni Kanunu’nun 76. yılında, 2002 yılında, Kanunun çağın gerisinde kalan hükümleri değiştirildi ve toplumsal yaşamın gereklerine de uygun bir şekilde düzenlemeler yapıldı. “Aile reisliğine” dayanan aile modeli, yerini “eşitlik” ilkesine dayalı aile modeline bıraktı. Eşit mal paylaşımı ve nafaka ile ilgili adil düzenlemeler eklendi. Evlenme yaşı, kadın ve erkek için 18 yaşından gün alma koşuluna bağlandı. Evlilik dışı çocuklar, evlilik içi çocuklarla eşit haklara sahip oldular. Onur kırıcı davranışlar, eşler için boşanma nedeni sayıldı. Ayrıca “edinilmiş mallara katılma rejimi”, yasal mal rejimi haline getirildi ve evlilik birliği içerisinde edinilen mallara diğer eş ortak oldu. Ve bu haliyle medeni yasa da ilk medeni kanun gibi kadınların hakları açısından bir devrim niteliğindedir” diye konuştu.


‘MEDENİ YASAYA SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ’
Aile hukukunu mutlak eşitlik temeline oturtan ve ülkenin tüm kadınlarının emeği ve başarısı olan medeni yasaya yönelik bilinçli saldırıların olduğunu belirten Çolak, “Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları her bir üyesiyle birlikte medeni yasamıza sahip çıkıyor, yasanın kadınlara tanıdığı haklardan geri adım atılamayacağı noktasında kararlılığını ifade ediyoruz. Siyasi iktidarın her geçen gün yeni söylem ve eylemlerle hedefine aldığı ve kazanılmış haklarımızın eşitlik temelinde yaşama geçirilmesini zorunlu tutan bu yasaya sahip çıkmak da yine Cumhuriyet Halk Partisi 81 ilinde örgütlü kadın kollarının mücadelesi ve ülkemizdeki kadın örgütlerinin gücüyle mümkün olacaktır. Kadınları bu ülkenin eşit yurttaşları yapan devrimleri ortadan kaldırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetin temeli olan laik hukuk devletinin tüm devrimlerine sahip çıktığı gibi eşitliğin garantisi olan medeni yasaya da sonuna kadar sahip çıkacaktır. Cumhuriyet Halk Partisinin Kadın Kolları olarak, partimizin tüm eşitlikçi erkekleriyle birlikte, kazanılmış haklarımız için, laiklik için, demokrasi için, Narin için, kadınlara bugün uygulanan tüm ayrımcılıkların ortadan kaldırılması için mücadeleye de sonuna kadar devam edeceğimizin sözünü veriyoruz” şeklinde konuştu.

AK Parti’den kongreye davet

Olgay GÜLER

AK Parti Edirne İl Başkanvekili Aydoğan Akıncı, yurt genelinde yapılan eş zamanlı açıklamayla, tüm vatandaşları 23 Şubat’ta gerçekleştirilecek 8’inci büyük olağan kongreye davet etti.

AK Parti İl Başkanlığı tarafından, partinin 23 Şubat’ta gerçekleştirilecek 8’inci büyük olağan kongresi öncesi, 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirildi. Parti il başkanlığında gerçekleştirilen basın açıklamasını, il başkanvekili Aydoğan Akıncı okudu. Akıncı, 12 Ekim 2024’te ilçe düzeyinde başlatılan kongrelerin 7 Şubat’ta yapılan İstanbul kongresiyle bittiğini, artık 8. büyük olağan kongre için gün saydıklarını belirtti.

‘BİZDE GÜÇLÜ EKİP RUHU VE ADANMIŞLIK VARDIR’

Akıncı, geride kalan süreçte il ve ilçe kongrelerinin büyük bir coşku, heyecan ve disiplin içerisinde tamamlandığını ifade ederek, “Şükürler olsun ki, gerçekleşen kongreler vesilesiyle bir kez daha teşkilatlarımızda olağanüstü bir birlik ve beraberliğin hâkim olduğuna şahit olduk. Hizmetin önüne koyulacak her türlü engel ve zorluğa göğüs gerecek iradeye sahip olan yol arkadaşlarımızın dayanışmasını, azim ve kararlılığını gördük. Zira bizi her daim güçlü kılan ve diğer siyasi partilerden ayrıştıran en önemli farkımız da hiç kuşkusuz bu hasletlerimizdir. Memleketimizin 81 ilinde Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde  ‘halka hizmet, hakka hizmettir’ şiarıyla gece gündüz demeden fedakarca çalışan teşkilatlarımızla büyük, güçlü bir aile olmanın haklı sevincini ve gururunu yaşıyoruz. Partimiz, değişim ve yenilenme sürecini köklü tecrübesiyle harmanlayarak bugünlere gelmiştir. Her yeniliği, birikimle besleyip milletimize gönülden hizmet edecek kadrolar yetiştirmiştir. İşte bu nedenle, bizim anlayışımızda kadrolar arasında ‘eski’ ya da ‘yeni’ ayrımı yoktur; bizde sadece davamıza hizmet eden güçlü bir ekip ruhu ve adanmışlık vardır” dedi.

‘TEK HEDEFİMİZ DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE OLDU’

Kongre çalışmalarının başladığı andan itibaren ilçe başkanlıklarında yüzde 65, il başkanlıklarında ise yüzde 75 oranında bir değişim gerçekleştirildiğini söyleyen Akıncı, “Bu değişim, hiç kuşkusuz partimize yeni kan, can ve heyecan katacaktır. Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi ‘Kongremiz, yeni bir atılımın miladı olacaktır.’ Unutulmamalı ki bizler, liderimizin, ‘Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ ilkesini benimseyen, Türkiye’nin istikbali uğruna mücadele eden bir davanın neferleriyiz. İktidara geldiğimiz ilk günden bu yana tek hedefimiz; daha güçlü, daha müreffeh, daha özgürlükçü ve daha demokratik bir Türkiye inşa etmek olmuştur. Bugün, hayallerimizi büyük ölçüde gerçeğe dönüştürmenin huzurunu yaşarken, bunu bize nasip eden rabbimize hamd ediyoruz” diye konuştu.

‘TÜM MİLLETİMİZİ KONGREMİZE DAVET EDİYORUZ’

Muhalefetin hayalini dahi kuramayacağı sayısız eseri Türkiye’ye kazandırmak için gece gündüz demeden olağanüstü bir gayret göstererek çalıştıklarını da kaydeden Akıncı, “Milletimizin bağrından çıkan ve milletimizin hissiyatına tercüman olan bir dava hareketi olarak hep sahada yer aldık. Ülkemizi, uluslararası arenada ne söylediği dikkate alınan, görüşlerine başvurulan bir devlet konumuna taşıdık. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, dünya sahnesinde mazlumların gür sesi, adaletin en güçlü savunucusu ve yaralı vicdanların tercümanı oldu.

8. Büyük Olağan Kongremizde kullanacağımız sloganlarımızı Türkiye Yüzyılı’nın vizyonunu, amacını, hedefini ve ruhunu yansıttık. Türkiye Yüzyılı’nın ana hedefinden yola çıkarak, ‘Adında AK, Işığında İstikbal’ dedik.  Bu yeni sloganımız aynı zamanda olağan kongre sürecinde kullandığımız ‘Umudun, İcraatın, Geleceğin Adı AK Parti’ şiarımızın da genel çerçevesini çizmekte, açacağımız her yeni sayfada umudu, icraatı ve sağlam bir istikbali hedeflemektedir. AK Parti’mizin ışığındaki istikbal ile; geleceği inşa etmeye, kalkınmayı hızlandırmaya, huzuru ve barışı güçlendirmeye, gençliğe umut olmaya, başarıyı büyütmeye, üretimi artırmaya, şefkati ve adaleti yaymaya ve istikrarı sürdürmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle, kongremiz ülkemize ve milletimize ‘hayırlı olsun’ diyor, 23 Şubat’ta büyük bir coşku ve heyecanla gerçekleştireceğimiz 8. Olağan Kongremize tüm milletimizi davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

Zafer Partisi yeniden ‘Konak’ dedi


Zafer Partisi Edirne il teşkilatı tarafından gerçekleştirilen olağan genel kurulda, tek listeyle seçime giren il başkanı Zafer Konak, yeniden il başkanlığına seçildi.
Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın 21 Ocak’ta ‘halkı kin ve nefrete tahrik etme suçundan tutuklanan Zafer Partisi’nde, Edirne il olağan genel kurulu gerçekleştirildi. Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen genel kurula Zafer Partisi Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Uğur Tarhan ve çok sayıda partili katıldı. Tarhan’ın divan kurulu başkanlığı yaptığı genel kurul saygı duruşu ve istiklal marşıyla başlarken, gündem maddeleri görüşülüp karara bağlandı.


‘ÖZDAĞ, AÇILIM SÜRECİNE KARŞI ÇIKTIĞI İÇİN BEDEL ÖDEMEKTEDİR’
Genel kurulda konuşan Genel Başkan Yardımcısı Tarhan, 26 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, Türk milliyetçisi olduğu için bedel ödediğini söyledi. Tarhan, “Bizler, yani Atatürk çizgisinde olan Türk milliyetçisi yani Zafer partililer haksızlığın karşısında hakkın yanındayız. Zalimin karşısında mazlumun yanındayız. Çünkü bizler 26 gündür haksız, hudutsuz, adaletsiz şekilde özgürlüğünden mahrum bırakılan Sayın genel başkanımız Prof. Doktor Ümit Özdağ’ın yanındayız. Edirne’den Silivri’ye selam olsun. Selam olsun Ümit Özdağ. Tarih yine tekerrür ediyor. Saflar belli. Bir tarafta üniter, laik, milli devletten yana olanlar öte tarafta ise açılımcılar, federasyoncular ve gayri milliler yer alıyor. Bir hukukçu olarak tereddütsüz bir şekilde ifade etmek isterim ki sayın genel başkanımızın hapiste olmasının nedeni suç işlemesi değildir. Ümit Özdağ suçsuzdur. Ümit Özdağ, ‘İkinci açılım sürecini baltalayacağız’ dediği için hapistedir. Ümit Özdağ, Türk milliyetçisi olduğu için bedel ödemektedir. Ümit Özdağ’ın ikinci açılım sürecine karşı çıkmıştır. Çünkü bu sürecin ilki gibi ikincisi de anayasamızın temel dayanağı olan, bir başka değişle meşruiyet kaynağı olan Türk milletinin egemenlik hakkını engellemiştir” dedi.


Edirne İl Başkanı Serkan Konak da, milyonlarca sığınmacının Türkiye’nin dört bir yanına yayıldığını belirterek, “Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, 26 gündür haksız, hukuksuz olarak ‘Apo’ denilen bebek katili için zindanda rehin tutulmaktadır. Bunlar, bu vatanı bu milleti ve şanlı bayrağımızı, şanlı tarihimizden aldığımız ilhamla geleceğe taşıma azminde olan Türk milletini susturabileceklerini düşünmektedir. Onlara vereceğimiz cevap, ‘Daha çok beklersiniz’ olacaktır. Türk devleti, bugün büyük bir tehdit altındadır. Sınırlarımız kevgire dönmüş, milyonlarca kaçak ve sığınmacı vatanımızın dört bir yanına yayılmış, Türk milleti bu ekonomik zorluklarla boğuşurken, iktidar bunları daha da palazlandırıp, görmezden gelmektedir. Şehrimizin Kaleiçi bölgesi maalesef bizler için, artık yaşanılabilir bir mahalle olmaktan çıkmıştır” diye konuştu.
Konuşmaların ardından kongrede seçime geçildi. Tek listeyle seçime giren mevcut il başkanı Serkan Konak, yeniden seçilerek güven tazeledi. Konak’ın yönetim kurulu listesinde şu isimler yer aldı.
Yönetim Kurulu (asil): Tevfik Sakallı, Şenol Oruçoğlu, Bekir Akkan, Serhat A. Özdemir, Gülçin Konak, Giray Ulusoy, Mert Manaf, Nuran Sivrikaya, Hazal Altunhan, Erkan Kıras, Ozan Güner, Melih Olgaç Balcı, Hüseyin Bulut, Engin Yapak, Aslıhan Polat, Hamdi Yılmaz, Fatma Mustafaoğlu, Ecem Balkan
Yönetim Kurulu (yedek): Meral Ergün, Mehmet Cumhur Özcan, Günay Gümülcineli, Ali Rıza Dayıoğlu, Recep Berke Konak, Emirhan Göktürk, Oğuz Kaan Akbaş, Latif Demirtaş, Cansu Sakallı, Leyla Kaya
İl Disiplin Kurulu (asil): Mehmet Fatih Işık, İlkay Yaman, Ayşe Karadaş, Vedat Özmen, Bekir Baha Durhan, Neslin Çetin, Utku Türkmen
İl Disiplin Kurulu (yedek): Hakan Ekinci, Batuhan Ahmet Özel, Erdem Can
İl Delegeleri (asil): Serkan Konak, Türkay Gümülcineli, Şenol Oruçoğlu, Bekir Akkan
İl Delegeleri (yedek): Arda Meriç, Tevfik Sakallı

‘Türkiye sığınmacı kampı değil’


İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’nin göç politikalarını sert bir dille eleştirdi. Akalın, 2011 yılından bu yana devam eden kontrolsüz göçün ekonomik, sosyal ve demografik olarak ülkenin menfaatlerini tehdit ettiğini belirterek, bu sürecin Anadolu’nun kültürel dokusuna zarar verdiğini vurguladı.
Prof. Dr. Akalın, Türkiye’nin insani yardımlar konusunda üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını ancak bu yükün artık sürdürülemez olduğunu ifade etti. Türkiye’nin, 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Protokolü kapsamında coğrafi çekinceyle sınırlı kalmasına rağmen milyonlarca yabancıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Akalın, sığınmacı politikalarının ülkenin ekonomik dengesini bozduğunu ve Türk vatandaşlarının refah seviyesini düşürdüğünü söyledi.
Akalın konuşmasında, özellikle büyük şehirlerde kira fiyatlarının yükselmesi, işsizlik rakamlarının artması ve toplumsal huzurun bozulmasına dikkat çekti. Sığınmacıların yoğun olduğu bölgelerde suç oranlarının arttığını ve mahallelerin demografik yapısının değiştiğini belirten Akalın, “Türkiye bir sığınmacı kampı değildir, millî kimliğimizin korunması için köklü tedbirler almak artık bir zorunluluktur” dedi.
Göç sorununa yönelik çözüm önerilerini sıralayan Akalın, şu adımların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti:
Zorunlu geri gönderme programları başlatılmalı: Güvenli bölgelere dönüş süreci hızlandırılmalı ve etkin bir şekilde uygulanmalıdır.
Sınır güvenliği artırılmalı: Yasa dışı girişler kesinlikle engellenmeli, sınırlar askerî ve teknolojik tedbirlerle korunmalıdır.
Vatandaşlık dağıtımı durdurulmalı: Türk vatandaşlığının yabancılara verilmesi gözden geçirilmeli ve sıkı kurallara bağlanmalıdır.
Uluslararası baskı artırılmalı: Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar, göç krizinin çözümü için destek vermeye zorlanmalıdır.
Göç yönetimi merkezileştirilmeli: Yerel yönetimler ve merkezi hükümet koordineli bir şekilde hareket etmelidir.
Son olarak Akalın, Türk milletinin sabrının tükendiğini vurgulayarak, “Büyük Türk milleti kendi vatanında ikinci sınıf vatandaş olmamalıdır. Ülkemizin geleceği için geri dönüş süreçleri hızlandırılmalı, sınırlarımız sıkı bir şekilde korunmalı ve toplum düzenimizi tehdit eden unsurlar bertaraf edilmelidir” ifadelerini kullandı.
Konuşmasını, “Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir ve bu sorunu aşabilecek iradeye sahiptir” sözleriyle tamamlayan Akalın, yetkilileri göç yönetiminde kararlı ve cesur adımlar atmaya davet etti.

‘Bu hukuk tiyatrosu, garabettir’

Olgay GÜLER
Zafer Partisi Hukuk İşleri’nden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Uğur Tarhan, aynı zamanda avukatlığını da yaptığı, 26 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ümit Özdağ hakkındaki soruşturmanın hukuksuz olduğunu belirtti.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 21 Ocak tarihinde ‘halkı kin ve nefrete tahrik etme’ suçundan tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Konuya ilişkin, Edirne’de partisinin gerçekleştirdiği il olağan genel kurulunda basın mensuplarına konuşan Zafer Partisi Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Uğur Tarhan, aynı zamanda avukatlığını da yaptığı Özdağ’ın soruşturmasının ve tutuklanmasının hukuksuz olduğunu dile getirdi.
‘YOL KESİLEREK, ALELACELE GÖZALTINA ALINDI’
Özdağ’ın Ankara’dayken gözaltına alınarak İstanbul’a götürüldüğünü ifade eden Tarhan; “19 Ocak’ta Antalya’da il başkanları toplantısında Sayın Genel Başkanımızın bir konuşması oluyor. Bu konuşmada Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiası ile, 20 Ocak’ta herhangi bir Cumhurbaşkanı’nın avukatı tarafından ya da başka bir suç duyurusu olmadan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kendiliğinden soruşturma başlatıyor. Cumhurbaşkanı’na hakaret için soruşturma yapılabilmesi Adalet Bakanlığı’nın iznine tabi. Aynı gün Adalet Bakanlığı’na yazı yazılıyor. Adalet Bakanlığı aynı gün izin veriyor ve aynı gün ikindi vakti, mesai bitmeden Ümit Özdağ hakkında gözaltı kararı çıkartılıyor. Ümit Özdağ Ankara’da, hemen Ankara Emniyeti’ne yazı yazılıyor ve genel başkanımız Ümit Özdağ, yemek yerken yol kesilerek böyle alelacele gözaltına alınıyor. Saat gece bir sularında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’ne getiriliyor” dedi.


‘İKTİDAR GÜÇ GÖSTERİSİ YAPIYOR’
Özdağ’ın Cumhurbaşkanı’na hakaretten gözaltına alınıp serbest bırakıldığını, hemen ardından ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan gözaltına alınarak tutuklandığını belirten Tarhan; “Savcıya gittik dedik ki; bu Cumhurbaşkanı’na hakaretten soruşturma başlattınız. Neyi bekliyorsunuz? Niye çağırmıyorsunuz, getirmiyorsunuz? Bize şu söylendi; bir suç daha eklendi. Nedir o suç? Halkı kim ve düşmanlığa tahrik etmek. Gözaltına bundan almamıştınız. Altı sayfa tweetlerden oluşan uydurma rapor alelacele hazırlanmış. O da Kayseri’yle alakalı tweetleri yok. Sözüm ona bu araştırma raporu nedeniyle Ümit Özdağ, Kayseri’deki olaylarla ilgisi olduğu o olayların çıkmasında, etkisi olduğu söylendi ve bundan dolayı tutuklandı. Cumhurbaşkanı’na hakaretten gözaltına alındı, ama Cumhurbaşkanı’na hakaretten serbest bırakıldı. Bir gün sonra eklenen ‘halka kin ve düşmanlığa tahrik’ten sevk edildi ve tutuklandı. Şimdi 26 gündür Sayın Genel Başkanım tutuklu. Bu hukuk tiyatrosu, bu hukuk garabetidir. İddia ediyorum; Türkiye’de biraz hukuk fakültesini bitirmiş, biraz hukuktan anlayan herkes, bunun bu soruşturmanın, bu tutuklamanın hukuki olmadığını, bu kararın tamamen siyasi olduğunu herkes zaten biliyor. İktidar ve iktidarın bileşenleri de ‘biz böyle çok konuşan bize karşı çıkanları gözaltına aldık’ diye sözüm ona güç gösterisi yapıyorlar. Yani onlar da bu işin hükümce olmadığını aslında itiraf etmiş oluyorlar” şeklinde konuştu.
‘BİR SORUŞTURMA DAHA BAŞLATILDI’
Özdağ’a yönelik 4 Şubat tarihinde, milletvekilliği döneminde yaptığı bir konuşmadan dolayı başka bir soruşturma daha başlatıldığını belirten Tarhan; “Sayın Genel Başkanımızla haftada bir görüşme yapıyoruz. Silivri’de kendisi. Bu soruşturma çok boş olduğu için 4 Şubat tarihinde yeni bir soruşturma daha başlanmış. Yine aynı savcıya verilmiş. Ve bu da milletvekiliyken yapmış olduğu bir konuşmayı da buraya birleştirmek istiyorlar. Amaç şu, genel başkanı olabildiğince çok tutmak. Çünkü Sayın Genel Başkan’ın tutuklu olduğu suç, böyle bir suç yok ama Türk Ceza Kanunu’nda 1 yıldan 3 yıla kadar cezalandırılan bir suç. Yani normal şartlarda genel başkan bu suçtan ceza alsa bile zaten yatarı yok. Dolayısıyla hepiniz Türkiye’de hepimiz yaşıyoruz, görüyoruz. Bugün bakkala da gitseniz, bugün herhangi bir kişiye de sorsanız, Ümit Özdağ’a niye tutukladılar? Vereceği cevap bellidir; açılım sürecine karşı çıktığı için” diye konuştu.
‘ÖDEDİĞİ BEDEL BİZİM İÇİN ŞEREFTİR’
Özdağ’ın haksızlığa uğrayarak hapse girdiğini söyleyen Tarhan; “Türkiye’nin geldiği nokta şudur; Apo’ya umut hakkı, Apo’ya özgürlük, Ümit Özdağ’a hapis, Ümit Özdağ’a cezaevi. Bugün biz bu soruşturmalar da genel başkanımızın ödediği bedel de bizim için şereftir. Memleketimiz için eğer cezaevinde de yatılması gerekiyorsa, işte en başta genel başkanımız yatıyor. Bunların hepsi de ömrünün zekatı olsun. Türk milleti için bunlar az bile. Allah’a şükür hırsızlıktan, arsızlıktan, namussuzluktan girmedi. Haksızlığa uğradı. Bir kere zalim olacağına bin kere mazlum ol. Allah’a şükür biz zalim olmadık, mazlum olduk. Allah bizi zalimlerden etmesin diyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP’li başkanlardan ortak açıklama

Edirne Belediyesi’nin ev sahipliğini üstlendiği CHP İl Belediye Başkanları Sonuç Bildirgesi açıklandı.

Sonuç bildirgesinde şunlara yer verildi:
Ülkemiz, adaletten ekonomiye kadar çoklu bir siyasi krizin içine sürüklenmiştir. Millettin hizmetkanı olarak yola çıktık diyenler bugün millete efendi olmuşlardır. Ülkemizin dört bir yanındaki vatandaşlarımız ağır bir geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığı altında mücadele vermekte, siyasi iktidar ise bu soruna çözüm üretecek politikalara odaklanmak yerine bos lafla, hamasetle ve milletin vicdanını yaralayarak yol yürümektedir. Milyonlarca vatandaşımız derin yoksulluk içindeyken, iktidara yakın çevrelerin zenginleşmeye devam etmesi, gelir adaletsizliğinin derinleşmesi vatandaşlarımızı umutsuzluğa sürüklemektedir.
Diğer yandan, siyasi iktidarın tarafında olmayan, ülkenin sorunlarına karşı ses yükselten, siyasetçiler de sivil toplum temsilcileri de gazeteciler ve sanatçılar da ağır bir yargı baskısı altındadır. Muhalefetten seçilmiş belediye başkanlarına yönelik ağır yargı tacizleri, hizmetlerin engellenmesi ve partizanlık ülkemiz adına kaygı verici boyutlara ulaşmıştır.
Bu yargı baskısının odağındaki ve hedefindeki isim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’dur. Sayın İmamoğlu hakkında siyasi yasak ve hapis cezaları istenen davaların yanı sıra, yaptığı açıklamaların ardından daha kürsüden inmeden hakkında açılan soruşturmalar iktidann niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Siyasi iktidarın, ilk genel seçimlerde tecelli edecek millet iradesinden korktuğu, o iradeyi temsil eden Sayın İmamoğlu’nu ise yarışın dışında tutmayı amaçladığı artık ayan beyan ortadadır.
Bu şartlar altında, ülkemizin tüm sorunlarından kurtulması için tek çare zaman kaybetmeden milletin hakemliğine başvurulmasıdır. İktidarın saldırılarına karşı Çağlayan’da verilen birlik ve beraberlik fotoğrafının ardından Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş’ın birliktelik tablosu halkımıza umut olmuştur.
Bu kapsamda, bizler de İl Belediye Başkanları olarak, Partimizin erken seçim talebini ve Cumhurbaşkanı Adayımızın belirlenmesi için başlatılan demokratik önseçim sürecini sonuna kadar destekliyoruz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in topluma verdiği sözün gereği olarak, Cumhurbaşkanı Adayımızı önseçimle belirleme kararı siyasi tarihimiz açısından devrim niteliğindedir. Siyasi tarihimizde ilk kez tüm üyelere Cumhurbaşkanı adayı belirleme yetkisi verilerek en geniş meşruiyet zemini oluşturulmaktadır. Siyasi tarihimizin en kritik zamanlarında gerçekleştirdiği demokratik açılımların mimarı olan Cumhuriyet Halk Partisi, siyasi kültürümüze yeni bir model daha kazandırmış ve demokrasinin ağır saldırılara uğradığı bu dönemde büyük bir adım atmıştır.
Karşımızdaki ittifakın, Partimizin içinde yaratmak istediği tartışmaları geride bırakmak, vatandaşın gerçek gündemine yoğunlaşmak ve erken seçime tamamen hazır olmak adına Cumhurbaşkanı Adayımızın bir an önce belirlenmesi fikrini en güçlü biçimde destekliyoruz. Bu süreçte önseçime katılmayacağını ancak üyelerimizin kararına saygı duyacağını ifade ederek birlik ve beraberliğimize sahip çıkan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Gelinen aşamada, İstanbul’da siyasi iktidar karşısında 4 kez seçim kazanarak muhalefetin sandıkta iktidar değiştirebileceğini defalarca kanıtlayan, görev süresi boyunca verdiği hizmetlerle milletimizin gönlündeki yerini büyüten, toplumun her kesimiyle kuvvetli bağlar kuran, sandıkta yenilemeyince yargı baskısıyla yanış dışında tutulmak istenen Sayın Ekrem İmamoğlu’nu millet adına göreve davet ediyor, önseçimde aday olmaya çağınıyoruz.
Partimiz, tüm kadrolarıyla birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürüyecek, bu beraberliği bozmak isteyenler umduklarını bulamayacaklardır.
Erken Değil Derhal Seçim.
Aziz Milletimize Saygılarımızla Arz Ederiz.

Özcan: Dünyaya rezil oluyoruz


Olgay GÜLER
Türk siyasetinde sözünü sakınmaması ve kendine özel duruşuyla dikkat çeken Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Edirne’de katıldığı il belediye başkanları toplantısında, iktidarın belediyeler üzerinde sürdürdüğü ‘kayyum’ politikasını eleştirdi.
Bolu Belediye Başkanı Özcan, Edirne Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen il belediye başkanları toplantısında, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İktidarın belediyeler üzerinde sürdürdüğü ‘kayyum’ politikasını eleştiren Özcan, uygulamayı hukuki bulmadığını dile getirdi. Özcan, vali veya kaymakam atamasıyla sürdürülen kayyum uygulaması yerine, seçilmiş meclis üyelerinin vekalet etmesi gerektiğini söyledi.
‘HALKIN İRADESİNE APAÇIK SAYGISIZLIKTIR’
Görevden alınma durumlarında, başkanın yerine belediye meclis üyeliğine seçilmiş kişilerden birisinin makama vekalet etmesi gerektiğini ifade eden Özcan; “Burada halk tarafından seçilmiş insanlara, elbette herkes yargılanabilir, ama sen ne gerekçeyle görevden alıp onun yerine seçilmiş meclis üyesi varken atanmış bir kaymakamı veya valiyi kayyum olarak atıyorsun? Bunun hukukta bir yeri yok. Bu halkın iradesine apaçık bir saygısızlıktır. Belediye başkanı ile ilgili ciddi şüpheler varsa eğer siyasi sebeplerle değil de böyle soruşturmak istiyorsan alırsın görevden belediye meclisindeki seçilmiş arkadaşlardan bir tanesi ona vekalet eder. Ama kayyum atamak ne demektir? Bunu kabul etmek mümkün değil. Böyle bir şey olacaksa eğer biz bu seçimleri neden yapıyoruz? Değiştirsin anayasayı Recep Tayyip Erdoğan gücü yetiyorsa eğer. Bütün belediye başkanlarını atasın geçsin. O takdirde de kendi cumhuriyetini de ilan etmiş olur. Bütün dünya bizi şaşkınlıkla izliyor. Rezil oluyoruz dünyaya ben de ona üzülüyorum” şeklinde konuştu.

‘Kazanan Filistin olacak’


Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, Kudüs’ün Bağımsız Filistin’in başkenti olacağını, siyonist katiller ve onlarla ilişiğini kesmeyenlerin tarihin en büyük utancını yaşayacak-larını söyledi.
Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Çalışkan, partisinin 81 il teşkilatınca gerçektleştirilen ortak basın açıklamasında, Gazze’de 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana devam eden soykırımda yeni bir perde açıldığını belirterek, “Kan donduran trajedide, İsrail’in eli kanlı ortağı Amerika Birleşik Devletleri emlak vurgununa hazırlanıyor. Ahlaksız ve soysuz planlarla, Filistinlileri sürdükleri topraklara, vatan ve toprak hırsızlığıyla nam salmış Siyonist işgalcileri yerleştirecekler. Buna göz yummayacağız. Seyirci kalmayacağız. Yeniden Refah Partisi olarak; her geçen gün Türkiye sınırına doğru ilerlemekte olan Siyonist işgal planlarına karşı, hem uyanık olacağız hem de halkımızı uyandıracağız” dedi.
Azıklamasına, “Peki ya bizim Hükümetimiz ne diyor? Sayın Cumhurbaşkanı’nın dili Trump’ın adını anmaya varmıyor. Mademki Sayın Cumhurbaşkanı söyleyemiyor. Öyleyse biz söyleyelim” diyerek devam eden Çalışkan şunları kaydetti:
“Eli kanlı katilsin Trump. Siyonist rejimin kölesisin Trump. Gazze’yi sana yedirmeyeceğiz Trump. Sen de Netanyahu ile birlikte onursuz bir katil olarak yargılanacaksın Trump. Kazanan Filistin olacak. Kazanan Gazze Direnişi olacak. Kudüs, Bağımsız Filistin’in başkenti olacak. Siyonist katiller ve onlarla ilişiğini kesmeyenler, tarihin en büyük utancını yaşayacak.
Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan’ın çağrısını biz de buradan yineliyoruz. Bu saldırgan ve Siyonist plan karşısında iktidar harekete geçmelidir. Türkiye’deki tüm Amerikan üslerini ve radarları kapatın.İsrail ile petrol başta olmak üzere tüm ticareti kesin. İsrail ile tüm diplomatik ilişkileri sıfırlayın. D-8 başta olmak üzere tüm Müslüman ülkelerin yaptırım uygulaması için diplomatik girişimleri başlatın. Siyonist katillere dünyayı dar edin.
Eyyy bizi yönetenler… Türkiye’nin iktidar sahipleri…
Bugün 81 ilimizden Yeniden Refah Partisi teşkilatları olarak; 635 bin üyemizle birlikte size sesleniyoruz: Korkmayın. En radikal tedbirleri alın. Para vermezler diye endişeye kapılmayın. Siz, atılması gereken tüm adımları, arkanıza bakmadan, Siyonist İsrail ve onun kölesi Amerika’ya aldırmadan atın. Biz de millet olarak gittiği yere kadar gidelim, bu meselede sizin arkanızda duralım.
Siz, dilinizin ucuyla değil, bütün kalbinizle Gazze’ye sahip çıkın, biz de size sahip çıkalım. Siz bütün kalbinizle Kudüs’e sahip çıkın, biz de size sahip çıkalım .Tarihin bu çok kritik dönüm noktasında ya bu adımları atacaksınız ya da milletten özür dileyip, oturduğunuz makamlardan kalkacaksınız. Ya yapılması gerekeni yapacaksınız ya da bırakıp gideceksiniz. Başka yolu yok. Siz gideceksiniz, biz geleceğiz. Biz geleceğiz, biz yapacağız. Siyonist tehditlere aldırmadan hain planlarını cehennemin dibine yollayacağız”