AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, CHP’li Yücel Balkanlı’yı sert dille eleştirdi. Makak, CHP’nin hükümeti eleştirmek yerine Edirnelilerin mutsuzluğuna sebep olan yolsuzluklar, altyapı, ulaşım ve yollarla ilgili sorunları halletmesi gerektiğini söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı’nın geçtiğimiz gün Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine ilişkin yaptığı açıklamalara cevap veren AK Parti Edirne Merkez İlçe Başkanı Engin Makak, “Balkanlı’nın yaptığı açıklamaları hayretle izliyorum daha önceki dönem belediye başkanının 370 milyon TL’lik yaptığı yolsuzluk gündemden düşmemişken Türkiye’deki insanların mutsuz olduğunu bunun sebebini de AK Parti iktidarı olduğunu belirtmesi trajikomik bir olay” dedi. Edirnelilerin mutsuzluklarının sebebinin kötü, tozlu, çamurlu yollardan, ulaşımdan, altyapı, su patlakları, imar yolsuzluklarından kaynaklandığını belirten Makak, vatandaşların sorunlara karşı muhatap bulamadığını vurguladı. Makak, kent lokantasında yemeklerin 30 dakikada bittiğini, belediyedeki yöneticilerin sadece protokolde gözüktüğünü ifade etti ve şöyle devam etti: “Edirne’deki insanlar neden mi mutsuzlar bu şehirde öğrenci olup hiçbir şekilde belediyede hizmetlerinden yararlanmadıklarından dolayı mutsuzlar. Edirne’deki insanlar neden ne mutsuzlar parkı bahçesi olmayan bir şehir olduğu için mutsuzlar. Hükümeti eleştirenler gece gündüz yatacaklar kalkacaklar Edirne’ye ne hizmeti yaptılar bunu düşünecekler. Edirne’deki insanların mutsuzluklarını ilk önce kendileri giderecek sonra etraflarına bakılacaklar. Önceki dönem belediye başkanı CHP’liydi Balkanlı’nın da çok eski arkadaşı olur sadece şunu söyleyecek, çok basit yolsuzluk kim yaptıysa sonuna kadar karşısındayız. CHP’li de olsa her türlü konunun üzerine gideceğiz en yakın arkadaşım da olsa her kuruşun hesabını sorarız diyecek cesareti varsa açıklasın.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Merkez İlçe Başkanı Yücel Balkanlı, AKP iktidarının yıllardır uyguladığı politikaların Türkiye’yi refaha değil, derin bir karamsarlığa sürüklediğini, gençlerin gelecek umudunu kaybettiğini, emeklilerin geçinemediğini, işçiler ve memurların enflasyon karşısında ezildiğini söyledi.
CHP Merkez İlçe Başkanı Balkanlı, TÜİK’in yayımladığı 2024 Yaşam Memnuniyeti Araştırması ile ilgili açıklama yaptı.Balkanlı yaptığı açıklamada, ”Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı 2024 Yaşam Memnuniyeti Araştırması, Türkiye’nin hızla ‘mutsuz insanlar ülkesi’ olma yolunda ilerlediğini ortaya koyuyor. 22 yıllık AKP iktidarının yarattığı ekonomik kriz, hukuksuzluk, adaletsizlik, eğitimdeki çöküş ve sağlık sistemindeki sorunlar, halkın yaşam memnuniyetini her geçen gün daha da düşürüyor” diyerek şunları kaydetti:
HALK MUTSUZ, İKTİDAR UMURSAMIYOR
Araştırma verilerine göre, mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı son 20 yılda 10 puan azalarak yüzde 49’a geriledi. Başka bir deyişle, Türkiye nüfusunun yüzde 51’i kendisini ‘mutsuz’ ya da ‘çok mutsuz’ hissediyor. Geçim sıkıntısı, işsizlik, hayat pahalılığı, eğitimde yaşanan çöküş ve hukuksuzluk, halkın en büyük sorunları arasında yer alıyor. İktidarın halkı refaha ulaştırması gerekirken, vatandaşların temel haklarını bile karşılamaktan uzak politikalar üretmesi, mutsuzluğu daha da derinleştiriyor.
EKONOMİK KRİZ MUTSUZLUĞUN EN BÜYÜK SEBEBİ
Araştırma sonuçları, halkın en büyük mutsuzluk kaynağının ekonomik sıkıntılar olduğunu gözler önüne seriyor. Enflasyonun her geçen gün yükselmesi, alım gücünün düşmesi, gençlerin gelecek umudunu kaybetmesi, vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanması, halkı derin bir bunalıma sürüklüyor. AKP iktidarının yanlış ekonomik politikaları sonucunda milyonlarca insan borç içinde yaşam mücadelesi verirken, iktidar yandaşlarını zengin etmeye devam ediyor.
EĞİTİM VE ADALET SİSTEMİNDE ÇÖKÜŞ Halkın en büyük memnuniyetsizlik duyduğu alanlardan biri de eğitim ve adalet sistemi. Eğitimde yapılan yanlış reformlar, gençlerin kaliteli ve eşit eğitim alma hakkını ellerinden aldı. Okullarda fırsat eşitsizliği artarken, liyakatsiz kadrolar eğitim sistemini çökertti. Aynı şekilde, adalet sistemine duyulan güven de her geçen gün azalıyor. Yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetmesi, halkın hukuk sistemine olan inancını sarsıyor. Adaletin güçlüden yana işlediği, hukukun sadece iktidarın çıkarlarını korumak için kullanıldığı bir sistemde, vatandaşın huzur içinde yaşaması mümkün değildir.
SAĞLIK SİSTEMİ TİCARETE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ
AKP’nin ‘şehir hastaneleri’ adı altında rant ve ticarete dönüştürdüğü sağlık sistemi, artık vatandaşın derdine derman olamıyor. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan aksaklıklar, hastanelerde uzun bekleme süreleri, ilaç fiyatlarındaki fahiş artışlar halkın sağlık hakkına erişimini zorlaştırıyor. Parası olanın sağlık hizmeti alabildiği, yoksulun ise kaderine terk edildiği bir sistemle karşı karşıyayız. AKP’NİN YARATTIĞI TÜRKİYE: UMUTSUZ VE YORGUN BİR HALK
Bugün geldiğimiz noktada, AKP iktidarı toplumun yarısından fazlasını mutsuz etmiş durumda. Yıllardır uyguladığı politikalar, Türkiye’yi refaha değil, derin bir karamsarlığa sürükledi. Gençler gelecek umudunu kaybetti, emekliler geçinemiyor, işçiler ve memurlar enflasyon karşısında eziliyor. Halkın mutlu olduğu tek alan ise aile ve çocukları, yani iktidarın el süremediği tek alan! Ancak umutsuzluğa kapılmak yok! Bizler, halkın hakkını savunan, adalet, eşitlik ve refah için mücadele eden Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye’yi bu karanlıktan çıkarmaya kararlıyız. Halkın mutlu olduğu, adaletin sağlandığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.”
CHP Edirne İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, 30 Nisan’da hakim karşısına çıkacak olan Genel Başkan Cem Aydın’ın yanında olduklarını belirterek, “Adaletin terazisini eğip bükmek isteyenlere, hukuku siyasallaştırarak bizleri susturacaklarını sananlara asla fırsat vermeyeceğiz” dedi.
CHP İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, yaptığı yazılı açıklamada, !Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanımız Cem Aydın hakkında hazırlanan ve 5 yıl 4 aya kadar hapis cezası ile siyasi yasak talebini içeren iddianamenin kabul edilmesi, yalnızca bir hukuki süreç değil, aynı zamanda demokrasiye ve gençlik mücadelesine vurulmak istenen bir prangadır. Ancak bilinmelidir ki bizler, özgürlük ve adalet mücadelesinden asla geri adım atmayacağız!” diyerek şöyle devam etti:
“30 Nisan’da hakim karşısına çıkacak olan Genel Başkanımız Cem Aydın’ın yanındayız. Bu dava, halkın iradesini, gençlerin siyasetteki gücünü ve değişim talebini bastırma girişimidir. Ancak unuttukları bir şey var: Bizler, boyun eğen değil, direnen bir gençlik geleneğinin mirasçılarıyız! Adaletin terazisini eğip bükmek isteyenlere, hukuku siyasallaştırarak bizleri susturacaklarını sananlara asla fırsat vermeyeceğiz.
Bizleri engellemeye çalışanlara, yolumuza taş koyanlara rağmen sokaklarda, meydanlarda, köylerde ve kentlerde olmaya devam edeceğiz. Çünkü bizler haklıyız, çünkü bizler halkız, çünkü bizler Cumhuriyet Halk Partisi’nin yılmaz neferleriyiz!
Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Yılmayız, sahadayız, başaracağız!”
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, Edirne’de bu yıl 350 gram için belirlenen 30 TL Ramazan pidesi fiyatının çevre illerle karşılaştırıldığında hem daha pahalı hem de tüketiciyi zorlayan bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, Ramazan pidesi fiyatlarına ilişkin açıklamasında Ramazan ayının manevi atmosferi yaklaşırken, sofraların vazgeçilmezi olan Ramazan pidesinin fiyatı ve gramajının da gündemin önemli konularından biri haline geldiğini belirterek şunları söyledi:
“Edirne’de bu yıl 350 gram Ramazan pidesi 30 TL’den satışa sunulacaktır. Ne yazık ki, bu fiyat ve gramaj, çevre illerle karşılaştırıldığında hem daha pahalı hem de tüketiciyi zorlayan bir tablo ortaya koymaktadır. Komşu illerle kıyaslandığında yüksek gramajdaki pidelerin daha uygun fiyatlarla satışa sunulması, Edirneli vatandaşlarımızın neden daha fazla ödeme yapmak zorunda kaldığı sorusunu gündeme taşımaktadır. Bu durum, yalnızca yerel bir fiyat politikası meselesi değil; ülkemizin genel ekonomik tablosunun vatandaşlarımızın sofralarına nasıl yansıdığını da gözler önüne sermektedir.
Ekonomik Gerçekler ve Vatandaşın Alım Gücü
Son yıllarda ülkemizde artan enflasyon, temel gıda ürünlerindeki yüksek fiyat artışları ve alım gücünün günden güne düşmesi, halkımızın Ramazan gibi manevi değeri yüksek bir ayı dahi ekonomik kaygılarla karşılamasına sebep olmaktadır. Bir aile için Ramazan sofralarının en basit ihtiyacı olan pidenin dahi lüks sayılacak bir fiyatla satılması, ekonomik politikalardaki başarısızlıkların ve halktan kopuk yaklaşımların en net göstergelerindendir.
Özellikle dar gelirli aileler için Ramazan ayının dayanışma ruhu yerini “nasıl tasarruf edilir” kaygısına bırakmıştır. Ramazan pidesi gibi sembolik bir ürünün bile bu denli pahalı olması, ekonomik planlamada temel gıda güvenliğine gereken önemin verilmediğini göstermektedir.
Yetkililere Çağrımızdır:
Yerel yönetimler ve ilgili kurumlar, halkın temel gıda ürünlerine makul fiyatlarla ulaşmasını sağlayacak önlemleri ivedilikle almalıdır.
Ramazan ayında sosyal yardımlar artırılmalı, dar gelirli vatandaşların yükü hafifletilmelidir.
Fırıncı esnafının da maliyet baskısı altında ezilmediği, tüketicinin de adil fiyatlarla ürünlere ulaşabildiği dengeli bir fiyat politikası oluşturulmalıdır.
Ramazan ayı, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerini yaşadığımız özel bir dönemdir. Bu ayda, vatandaşlarımızın sofralarında bir parça pidenin eksik olmaması için tüm paydaşların sorumluluk alması elzemdir.”
Olgay GÜLER Türkiye İşçi Partisi (TİP) Edirne İl Örgütü, Milli Emlak Müdürlüğü tarafından 49 yıllığına Nur Cemaati’ne bağlı Hayrat Uluslararası Öğrenci Derneği’ne tahsis edilen Edirne’deki bin 55 metrekarelik arsanın, Belediye Meclisi’nde alınan kararla, konut alanından özel yurt alanına dönüştürülmesine tepki gösterdi. Edirne Belediye Meclisi’nin tartışmalara yol açan kararı, kamu oyunda yankısını sürdürürken, TİP Edirne İl Örgütü, dün Edirne Belediyesi AKM binası önünde toplanarak basın açıklaması ger-çekleştirdi. Parti adına basın açık-lamasını TİP İl Başkanı Caner Soydal okudu Soydal, kamu arazilerinin tarikatlara tahsis edilmesinin, sosyal devlet anlayışına ve laik eğitim sistemine açıkça aykırı olduğunu söyledi.
‘BU KARAR EDİRNE HALKINA BÜYÜK İHANETTİR’ Milli Emlak Müdürlüğü’nün 49 yıllığına tahsis ettiği arazinin, çalışma esaslarının ne olduğu, bu tahsis kararının kamu yararına uygun olup olmadığının belirsiz olduğuna dikkat çeken İl Başkanı Soydal, “Edirne halkının geleceğini etkileyen böylesi kritik bir kararın, halkın bilgisi ve katılımı olmadan, jet hızıyla alınması kabul edilemez. Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu her geçen gün büyürken, kamu kaynaklarının cemaat ve tarikatların kullanımına sunulması, bu soruna çözüm üretmek yerine daha da derinleştirmektedir. Bu oylanan imar değişikliği kararı Edirneliye yapılan büyük bir ihanettir. Gençler barınma krizine sürüklenirken, kamu arazilerinin tarikatlara tahsis edilmesi, sosyal devlet anlayışına ve laik eğitim sistemine açıkça aykırıdır. Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan, laiklik ilkesine sıkı sıkıya bağlı, iktidar baskısından biraz da olsa nefes almaya çalışan ve yerel seçimde size oy veren vatandaşa hizmetiniz, tarikat yurdu mudur?” dedi.
‘BELEDİYE TUTUMUNU YENİDEN DEĞERLENDİRMELİ’ Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın’a da konuyla ilgili soru yönelten Soydal, “49 yıllığına tahsis edilen arazinin imar değişikliği kararının meclisten geçmesini isterken, bu kararın cemaatin çıkarına olduğunu bilmiyor muydunuz? Kapalı kapılar ardında yaptığınız kulis çalışmasıyla, partinizin meclis üyelerini ikna etme sebebiniz nedir? Edirne Belediyesi bundan böyle cemaatlerin, tarikatların yararına mı hareket etmeye başlamıştır? Türkiye İsçi Partisi Edirne İl Örgütü olarak, belediye yönetiminin bu konudaki tutumunu şeffaflık ilkesiyle yeniden değerlendirmeye davet ediyoruz. Kentin geleceğini etkileyecek böylesi kritik kararlar, halkın katılımıyla, şeffaf bir şekilde alınmalıdır. Belediye yönetiminin, kamu yararını gözeten bir anlayışla hareket etmesini talep ediyor, bu konuda Edime halkını duyarlı olmaya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.
Olgay GÜLER Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından başlatılan üye kampanyası kapsamında Edirne’nin kalabalık Saraçlar Caddesi’nde bir araya gelen gençlik kolları üyeleri, vatandaşları partiye üye olmaya davet etti.
CHP Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından başlatılan üye kapmanyası kapsamında, Edirne örgütü, kentin trafiğe kapalı Saraçlar Caddesi’nde kurulan stantla, vatandaşları partiye üye olmaya davet etti. Stantta üyelerle bir araya gelen İl Gençlik Kolları Başkanı Özgür Hata, 81 ille eş zamanlı olarak gerçekleştirilen partisinin ortak basın metnini okudu.
Halkın sefalete, devletin felakete sürüklendiği günler yaşandığını söyleyen Hata, “Hukuk sistemimiz çalışmıyor, adalet terazisi tersyüz olmuş halde. Suçlular sokakta gezerken, doğruları söyleyenlerin, baskıya karşı çıkanların, adeta toplama kampına dönüşmüş Silivri Cezaevi’ne gönderildiği günleri hep birlikte yaşıyoruz. Millete hizmet etmesi gereken belediye başkanları cezaevinde. Gazeteciler, sendikacılar, siyasetçiler cezaevinde. İşçiler de işverenler de tehdit altında. Tek bir eleştiriye, farklı sese tahammülü kalmamış bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu iktidar Gençlik Kolları Genel Başkanımızı haftanın 3 günü imzaya çağırarak bizlere de gözdağı vermek istiyor. Biz bu gözdağını yemeyiz. Bu memleketin gençleri bu gözdağını yemez. Söz veriyoruz ki dünden daha çok çalışacağız” dedi.
‘CUMHURİYETİ MUHAFAZA VE MÜDAFAA VAKTİ’ Tüm yetkiyi elinde tutan iktidarın, sorumluluk almayıp daima başkalarını suçladığını dile getiren Hata, “Sürekli sorun ve kriz üreten, en ihtiyacımız olduğu anda can ve mal güvenliğimizi dâhi sağlayamayan bu düzen; halkı yoksulluğa, ülkeyi suskunluğa, gençleri karamsarlığa mahkum ediyor. Bozulmuş düzenin sonuçları, her gün gözümüzü açtığımızda karşılaştığımız yeni bir skandal ve rezalet oluyor. Şiddet, tahammülsüzlük ve tekinsizlik normalleşiyor. İşte, bu gidişat, bizlere Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı şu vasiyeti hatırlatıyor: ‘Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.’ Cumhuriyetimizi muhafaza ve müdafaa etme vaktimiz tam da şu andır” diye konuştu.
‘ARI GİBİ ÇALIŞIP, 86 MİLYON VATANDAŞIMIZLA KONUŞACAĞIZ’ Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, 2025 Türkiye’sinde ülkenin uçurumun kenarına sürüklenmesine karşı tarihin en büyük, organize ve demokratik gençlik hareketini başlattıklarını belirten Hata, “Bundan sonra kırmızı yeleklerimizi giyecek, çarşıda-pazarda yediden yetmişe herkesle buluşacağız. 81 ilde kırmızı yeleklerimizle, tüm caddeler ve sokaklarda, her köşe başında arı gibi çalışacak, 86 milyon vatandaşımızla konuşacağız. İktidarın puslu havada görünmez kıldığı umudu, azim ve kararlılıkla mücadele ederek, pırıl pırıl bir güneş gibi ortaya çıkaracağız. İktidar, nafile çabalara girişecektir. Muhalefete tuzaklar kuracak, bizi birbirimize düşürmeye çalışacaktır. Deniyorlar, görüyoruz ve gülüp geçiyoruz. Bu oyunlar, tuzaklar, tezgahlar ve kumpaslar bize sökmez. Hakikati yalana boğdurmayız. Bilinsin ki halkın umudunu örgütlediğimiz, partimizin tüm kurul ve örgütleriyle iktidar olmaya hazır olduğu, şafağın sökmesine ve aydınlık yarınlara en yakın olduğumuz dönemde bizler korkmayacağız, yılmayacağız, partimizin kuşatılmasına asla izin vermeyeceğiz. Güçlü ve erdemli bir dayanışmaya sahibiz. Halkımızın yarınları için mertçe mücadeleye hazırız. Ne yaparlarsa yapsınlar, varsın kumpaslara devam etsinler. İnadına, biz daha çok birleşeceğiz, daha çok güçleneceğiz, daha çok biriktireceğiz, daha emin adımlarla yürüyecek, ayağımızı yere daha sağlam basacağız” ifadelerini kullandı. ‘AKP ÜLKEYİ YÖNETEMEZ HALDEDİR’ AKP’nin ülkeyi yönetemez durumda olduğunu söyleyen Hata, “Çünkü, parasızlıktan okulunu bırakmak zorunda kalan genç kardeşlerimiz var. İnşaatlarda çalışmak zorunda kalıp, canından olan, hayalleri yiten dostlarımız var. Kalacak yeri, cebinde harçlığı olmayan öğrenciler var. Mülakat denen ucubelikle hakkı yenen, adalet bekleyen milyonlar var. Sokakta güvenle yürüyemeyen kadınlar var. Olanaksızlıktan evlenemeyen, aile kuramayan çiftler var. İşsizlik yüzünden karamsarlığa sürüklenmiş, evine kapanmış görünmez bir ordu var. Düşündüğünü söylemekten çekinen, Silivri’nin soğuğu ile terbiye edilmeye çalışılan koca bir gençlik var. AKP ülkeyi yönetemez haldedir. Kurdukları sistemle birlikte felç olmuştur. Mazlumların, mağdurların, dışlananların, yani memleketimizin çoğunluğunun yegane umudu iktidar değişikliği haline gelmiştir” şeklinde konuştu. ‘YOLCULUĞUMUZ, GENÇLİĞİN RÜZGARIYLA HIZLANACAK’ Gençleri, CHP çatısı altında birleşmeye çağıran Hata, “Sevgili genç arkadaşlarımız, bu şartlar altında bizlere düşen, baba ocağımızda birleşmektir. Haksızlığa, hukuksuzluğa ve zulme teslim olmayanlara diyoruz ki: Senin Yerin CHP. Partimiz, çok yakında Türkiye’nin bir sonraki Cumhurbaşkanını seçecek ve Cumhurbaşkanı adayımızla birlikte, o erken seçim sandığını en kısa sürede milletimizin önüne getireceğiz. Tam yol ileri diyerek başlayan yolculuğumuz, gençliğin rüzgarıyla hızlanacak. Biz gençler, Cumhuriyetimize ve demokrasimize sahip çıkmak, devletimizi ve ülkemizi zorba azınlığın elinden kurtarmak için mücadelemizi büyüteceğiz. Bugün dünden güçlüyüz, yarın daha da güçleneceğiz. Biz kazanacağız. Hep birlikte kazanacağız. Türkiye kazanacak” dedi.
Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, bir grup Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin kendisini ziyaretinde Edirne halkı için omuz omuza çalışmaya devam edeceklerini bildirdi. Belediye Başkanı Gencan Akın, ziyret sonrası sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği paylaşımında, “Cumhuriyet Halk Partisi üyelerini belediyemizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk. Kentimizin geleceği için verimli bir görüşme gerçekleştirdik, fikir ve deneyimlerimizi paylaştık. Nazik ziyaretleri ve değerli katkıları için kendilerine teşekkür ediyorum. Edirne halkı için omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, Genel Başkan Ümit Özdağ’ın tutukluluğunun 30. gününde paylaştığı basın açıklamasında, tüm kamuoyunu bu konuda duyarlı olmaya, hukukun üstünlüğünü hep birlikte savunmaya ve demokrasiye yönelik baskılara karşı güçlü bir duruş sergilemeye çağırdı. Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, “Hukuk’un üstünlüğünü hep bir-likte savunalım” başlıklı yazılı açıklamasında şunları kaydetti: “Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik mü-cadelesinde, fikir ve ifade özgürlüğü demokrasinin temel taşıdır. Bu çerçevede, Genel Başkanımız Sayın Ümit Özdağ’ın tutukluluğunun 30. gününde, Edirne Merkez İlçe Başkanlığı olarak kamu oyunu bilgilendirmek ve tepkimizi dile getirmek amacıyla bu basın açıklamasını yapıyoruz. Sayın Ümit Özdağ, Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü savunan, vatanımızın huzur ve güvenliğini önceleyen politikalarıyla halkımızın sesi olmuştur. Kendisine yöneltilen suçlamalar ve süregelen tutukluluk süresi, demokrasimizin temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Hukukun üstünlüğüne ve adil yargılama hakkına olan inancımız gereği, bu süreçte hukuki çerçevede gerekli hassasiyetin gösterilmesini talep ediyoruz. Ne yazık ki, mevcut hükümet ve sözde milliyetçi ittifak ortağı, kendilerinden farklı sesleri susturma ve muhalefeti sindirme politikalarıyla demokrasiyi zedelemekte, yargının bağımsızlığına gölge düşüren bu tutumları ile sadece bireylerin değil, Türk toplumunun özgürlüklerine yönelik bir tehdit oluşturmaktadır. Siyasal baskılarla Türk halkının vicdanının sesinin susturulmaya çalışılması, Türkiye’nin demokratik değerlerine ve hukuk devleti ilkesine açık bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki; demokratik toplumlarda siyasetçilerin düşünce ve görüşleri, baskı altına alınmadan özgürce ifade edilmelidir. Aksi takdirde, bu durum yalnızca bireyin değil, tüm toplumun demokratik kazanımlarına zarar verecektir. Bizler Sayın Genel Başkanımızın yanındayız. Bu sürecin hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde, adil bir şekilde sonuçlanacağına dair inancımızı korumakla beraber Türk Halkının ‘Mehmetçik Katillerine Af Yok’ dediğini bir kez daha hatırlatmakta ve bu ‘Süreci Baltalayacağız’ söylemimizi tekrarlarız. Tüm kamuoyunu bu konuda duyarlı olmaya, hukukun üstünlüğünü hep birlikte savunmaya ve demokrasimize yönelik baskılara karşı güçlü bir duruş sergilemeye davet ediyoruz.
İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de üniversitelerde liyakat sorunu, akademik atamalardaki nepotizm ve bilimsel çalışmaların ekonomik değere dönüşememesi konularına dikkat çekti. Akalın, bilimsel politikaların yanlış yönetildiğini, akademik kadrolarda liyakatin göz ardı edilmesi nedeniyle üniversitelerde üretilen bilginin sanayiye ve ekonomiye katkı sağlayamadığını vurguladı. TÜBİTAK desteklerinin de bu nedenle istenilen seviyeye ulaşamadığını belirten Akalın, Türkiye’nin yüksek teknoloji üretiminde dünya ortalamasının çok gerisinde kaldığını ifade etti. Bilimsel çalışmalarda nitelik yerine siyasi referansların esas alındığını dile getiren Akalın, “Liyakatsiz akademik kadrolarla bilim üretmek ve bunu ekonomiye kazandırmak mümkün değildir” dedi. Türkiye’de AR-GE’ye ayrılan bütçenin dünya ortalamalarının altında olduğunu, yüksek teknoloji ihracatında da benzer bir durumun yaşandığını vurgulayarak, bilgi üreten değil, tüketen bir ülke haline gelindiğini ifade etti. Trakya Üniversitesi’ndeki Kampüs 4.0 Uygulamasına Sert Eleştiri Akalın, konuşmasının devamında seçim bölgesi Edirne’de bulunan Trakya Üniversitesi’nde devreye alınan Kampüs 4.0 uygulamasına da sert eleştiriler yönelterek üniversitede ders yoklamalarının bluetooth aracılığıyla alınmasını sağlayan bu sistemin, bilimsel kriterlerden uzak, güvenlik açıklarıyla dolu ve denetimsiz bir uygulama olduğunu belirtti. Öğrenci ve akademisyenlerin cihazlarına erişim sağlayan bu sistemin veri güvenliği açısından ciddi riskler barındırdığını ifade eden Akalın, yönetimin bu konudaki sorulara tatmin edici yanıt veremediğini söyledi. Akalın, konuyla ilgili yetkililere şu soruları yöneltti: Kampüs 4.0 uygulamasının Trakya Üniversitesi’ne maliyeti nedir? Bu uygulama Türkiye’de başka hangi üniversitelerde kullanılıyor? Sistemin sahibi kimdir? Asıl amaç öğrenci devam takibi midir, yoksa akademisyenleri denetlemek mi? Bu sistemin zorunlu olması Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na (KVKK) aykırı değil midir? Bu uygulamanın verimsiz olduğunu ve akademik özgürlükleri tehdit ettiğini belirten Akalın, sistemin uygulanması sırasında öğrenciler ve akademisyenler için yoklama alma süresinin 20 dakikaları bulduğunu, bunun da ders verimliliğini düşürdüğünü söyledi. Güvenlik açıklarına yönelik sorulara ise “Yemeksepeti’nden de veri sızdırılıyor” şeklinde basit ve sorumsuz bir yanıt verildiğini belirten Akalın, “Bir bilim kurumunun veri güvenliği konusunda böyle bir yaklaşım sergilemesi kabul edilemez” dedi. Son olarak, Türkiye’de bilimsel çalışmaların ekonomik değer yaratabilmesi için akademide liyakatın sağlanması gerektiğini vurgulayan Akalın, “Bu zihniyetle hangi katma değerli bilimsel ürünler üretilecek? Bu mudur yükseköğretimde ve TÜBİTAK’ta çağ atlama vizyonunuz?” diyerek sözlerini tamamladı.
Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hububat desteklerini zamanında ödemediğini belirterek, çiftçilerin bu durum nedeniyle ciddi kayıplar yaşadığını söyledi. Hububat denildiğinde akla ilk olarak buğday, arpa, mısır ve çeltik geldiğini vurgulayan Ün, Türkiye’nin bu ürünlerin üretiminde önemli bir yere sahip olduğunu ancak üreticilerin alın terinin karşılığını zamanında alamadığını ifade etti. Ün, şu çarpıcı örneği verdi: “Çiftçilerimizin buğdayda hakkı olan 1 lira 75 kuruşluk destek, eğer Eylül ayında ödenmiş olsaydı, üreticilerimiz çok daha avantajlı bir konumda olacaktı. Örneğin, 100 ton ürün alan bir çiftçi, 175 bin lira destek alacaktı. Eylül ayında bu parayla 12 ton üre gübresi alabilirken, bugün ancak 9 ton gübre alabiliyor. Aradaki fark, çiftçinin cebinden 3 ton gübrenin uçup gitmesi demek. Peki, bu zararın hesabını kim verecek? Çiftçiye reva görülen bu kaybın sorumluluğunu Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı üstlenecek mi?”
ÇİFTÇİ KURAKLIKLA MÜCADELE EDERKEN DESTEKLER GECİKİYOR Ün, son 5 aydır yaşanan kuraklığın ardından ancak yeni yeni yağışların geldiğini belirterek, üreticinin içinde bulunduğu zor şartlara dikkat çekti: “Çiftçi, 2024 yılında büyük zorluklar yaşadı. 2025 üretim sezonuna da kuraklık tehlikesiyle girdi. Özellikle Trakya bölgesi bu süreçten en çok etkilenen yerlerden biri oldu. Çiftçinin tarlasına gübre atması, verimi artırması için destek ödemelerinin zamanında yapılması şart. Ancak AKP hükümeti, çiftçiye reva gördüğü bu gecikmelerle sadece tarıma zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda milli servetin de yok olmasına göz yumuyor. Ne zaman ki konu faiz lobisi ya da yandaş müteahhitler oluyor, ödemeler peşin yapılıyor, ekstra indirimler sağlanıyor. Çiftçinin tek bir talebi var: Hakkı olan desteğin zamanında ödenmesi. Bari bunu yapın!” AKP, ÜRETİME DEĞİL, İTHALATA DESTEK VERİYOR Son 15 yılda Türkiye’de hububat üretiminin 36 milyon ton civarında seyrettiğini hatırlatan Ün, AKP’nin üretimi artırmak yerine ithalatı tercih ettiğini belirterek, açıklamasını şöyle tamamladı:B “AKP iktidarı boyunca 155 milyon ton hububat ithalatına 43 milyar dolar ödendi. Ama üretim bir gram artmadı! Çünkü dertleri üretimi teşvik etmek değil, dışa bağımlılığı artırmak. Şimdi Sayın Bakan Yumaklı, ‘2028’de hububat üretimini %13 artıracağız’ diyor. Siz daha çiftçinin desteğini bile zamanında ödeyemiyorsunuz, çiftçi size nasıl güvenecek? Kaldı ki 2028’e kalamayacaksınız! Gittiğiniz gün bu ülkenin tarlalarında yeniden güneş açacak!”