Kategori arşivi: Siyaset

Talat Paşa’ya vefa!

Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, Talat Paşa’nın hem Edirne’de doğması hem Edirne mebusu olması hem de Edirneli bir Sadrazam olması sebebiyle Edirne ve Edirnelililer açısından önem arz ederken, Talat Paşa ile Edirne arasında kurulan bağın bir mahalleye ismini vermekten öte gidemediğine dikkat çekerek, “Talat Paşa Edirne için sadece bir mahalle ismi midir?” diye sordu.
Zafer Partisi İl Başkanı Serkan Konak, yaptığı yazılı açıklamada, yakın dönemde Türk Ocakları Edirne Şubesi ve partisinin Edirne İl Sekreteri’nin heykelinin ya da bir büstünün yapılması konusundaki girişimlerini anımsatarak şunları söyledi:
“İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen lideri ve Osmanlı Sadrazamı Mehmet Talat Paşa 1874 yılında Edirne Vilayeti’nin Kırcaali şehrinde doğmuştur. 1909-1911 yılları arasında Dahiliye Nazırlığı yapan Paşa Hazretleri, 1911 yılı itibarıyla görevine Edirne mebusu olarak devam etmiştir. 1912 Şubat- Temmuz aylarında Posta ve Telgraf Nazırlığı da yapan Talat Paşa, 12 Haziran 1913 tarihinde Sait Halim Paşa kabinesine tekrardan Dahiliye Nazırı olarak girmiştir. 3 Şubat 1917 tarihinde Said Halim Paşa’nın istifası üzerine vezir rütbesiyle Sadrazam olmuştur. Talat Paşa, İmparatorluk tarihinde Sadaret makamına gelen ilk mebustur.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Cemiyet’in kararı ile yurt dışına çıkan Talat Paşa, 15 Mart 1921 tarihinde Ermeni suikastçı Soğomon Tehliryan tarafından şehit edilmiştir. Talat Paşa’nın naaşı Berlin’deki Türk mezarlığından, 1943’teki Bakanlar Kurulu kararıyla alınıp Türk bayrağına sarılı bir şekilde 25 Şubat 1944’te Türkiye’ye getirilmiş ve devlet töreni ile ebedi istirahatgahı olan Abide-i Hürriyet şehitliğine, Enver, Mahmut Şevket ve Mithat Paşalar’ın yanına defnedilmiştir.
Talat Paşa hem Edirne’de doğması hem Edirne mebusu olması hem de Edirneli bir Sadrazam olması sebebiyle Edirne ve Edirnelililer açısından önem arz etmektedir. Lakin Talat Paşa ile Edirne arasında kurulan bağ bir mahalleye ismini vermekten öte gidememiştir.
2019 yılında Ermenistan’ın Şirak kentinde Talat Paşa’nın başının, katili Soğomon Tehliryan’ın ayağının altında olduğu bir heykel dikilmiştir. Bu heykel Talat Paşa’nın şeref ve haysiyetinden zerre götüremese de milli şuur sahibi herkesin kanına dokunmuş ve de dokunmaktadır.
Türk Ocakları Edirne Şubesi 18 Mart 2022 tarihinde Talat Paşa’nın doğduğu evin bulunduğu alanda toplanarak yapmış olduğu açıklamada ‘Talat Paşa’ya vefanın gösterilmesinin tam zamanı olduğunu ve heykelinin ya da bir büstünün yapılmasını gerektiğini’ ifade etmiştir.
İl Sekreterimiz 27.04.2023 tarihinde Edirne Belediyesi’ne Ermenistan’daki heykeli hatırlatarak mütekabiliyet esasına göre Talat Paşa’nın Edirne’ye bir heykelinin dikilmesi konusunu arz etmiştir. Hem Türk Ocakları’nın hem de İl sekreterimizin girişimlerinden bu yana bir faaliyette bulunulmamıştır.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş geçen hafta yapmış olduğu açıklamada ‘Talat Paşa Bulvarı üzerinde Talat Paşa’nın anısını yaşatmak amacıyla bir anıt yerleştirdiklerini bu projenin bir anıt işi olmasından ziyade bir toplumun geçmişine sahip çıkma iradesi olduğunu ifade etmiştir.
Edirne’de yapılacak olan büst, heykel vs projesine birçok kişinin bağışta bulunacağından hiç şüphem yoktur.”

Tunçyürek güven tazeledi


Memleket Partisi Edirne İl Başkanı Süheyl Tunçyürek, partisinin Edirne İl Kongresi sonucunda yeniden il başkanlığı görevine getirildi.
Memleket Partisi İl Başkanı Süheyl Tunçyürek, yaptığı açıklamada şunları söyledi
“Gerçekleştirilen Memleket Partisi Edirne İl Kongresi sonucunda, partimizin kıymetli üyelerinin teveccühüyle bir kez daha Edirne İl Başkanlığı görevine seçilmiş bulunuyorum.
Bu önemli sorumluluğu bana yeniden layık gören tüm yol arkadaşlarıma ve üyelerimize yürekten teşekkür ederim. Bu güven, sadece bir görevlendirme değil; aynı zamanda memleketimize olan inancın, kararlılığın ve değişim iradesinin bir göstergesidir.
Atatürk’ün izinde, milletimizin menfaatleri doğrultusunda, Edirne’miz ve ülkemiz için daha çok çalışacağız. Birlikte yürüdüğümüz bu yolda, cesaretimizden ve umudumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz.
Daha güçlü bir Memleket, daha aydınlık bir gelecek için hep birlikte mücadeleye devam!”

‘Üretmeyen ekonomi ayakta kalamaz’


Zafer Partisi Edirne Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, tarım ve sanayinin küçüldüğü bir ortamda büyüme verisiyle övünmenin, halkı kandırmaktan başka bir anlam taşımayacağını söyledi.
Zafer Partisi Merkez İlçe Başkanı Arda Meriç, 2025’in ilk çeyrek değerlendirmesinde bulunduğu açıklamasında, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı birinci çeyrek GSYH büyüme verilerinin, ülke ekonomisinin derin yapısal sorunlarını bir kez daha gözler önüne serdiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Yüzeysel olarak %2’lik bir büyüme kaydedilmiş olsa da bu oranın arkasındaki dağılım, ekonomideki kırılganlıkları ve verimsizlikleri açıkça göstermektedir. Tarım sektörü %2 daralırken, sanayi sektörü %1,8 küçülmüştür. Türkiye’nin üretim temelli bir ekonomik model yerine rant ve ithalat odaklı, dışa bağımlı bir yapıya sıkıştığının en net göstergesi budur.
Zafer Partisi olarak defalarca dile getirdiğimiz gibi, üretmeyen bir ekonomi ayakta kalamaz. Tarım ve sanayinin küçüldüğü bir ortamda büyüme verisiyle övünmek, halkı kandırmaktan başka bir anlam taşımaz. İnşaat sektöründeki dikkat çekici büyüme durumu ise AKP iktidarının ısrarla sürdürdüğü ‘beton ekonomisi’ anlayışının devam ettiğini göstermektedir. Oysa bu model, sürdürülebilir istihdam yaratmaz, verimlilik artışı sağlamaz, dış ticaret açığını kapatmaz. İnşaatla büyüme, yapay bir refah algısı yaratmaktan öteye gitmez.
Hizmetler sektörü alt kalemlerinde büyüme görülse de bu alanların çoğu yüksek katma değer üretmemektedir. Kamu yönetimi, eğitim ve sağlık hizmetlerindeki %0,3’lük büyüme ise devletin asli görevlerini dahi yerine getirmekte zorlandığını ortaya koymaktadır. Bu oran, kamu hizmetlerinde yaşanan nitelik kaybının ve plansız istihdamın ‘giderlerse gitsinler’ anlayışının doğrudan sonucudur.
Zafer Partisi olarak, tarımda yerli üretimin artırılmasıyla, sanayide yüksek teknolojiye dayalı üretimle, ithalata bağımlılığın azaltılmasıyla, kayıt dışılığın azaltıldığı adil bir vergi sistemiyle gerçekçi ve doğru bir büyüme sağlanılabilir.
Bugünkü büyüme rakamları, bu yapısal dönüşümün hâlâ başlamadığını göstermektedir, mevcut politikalar ışığında ekonomi hem vatandaşlarımızı yoksullaştırmakta hem de uzun vadeli kalkınma hedeflerinden uzaklaştırmaktadır.
Zafer Partisi olarak ‘Üreten Türkiye’ idealini savunuyoruz. Tarımda, sanayide, teknolojide ve eğitimde milli bir kalkınma hamlesi başlatılmadıkça, bu grafiklerde yer alan büyümeler sadece rakamdan ibaret kalacak, halka yansımayacaktır.

YRP’den ‘sefalet sınırı’ isyanı!

Olgay GÜLER
Yeniden Refah Partisi (YRP) Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, ülke genelinde ekonomik krizin her geçen gün daha da derinleştiğini belirtti.
YRP İl Başkanı Çalışkan, partide düzenlenen basın toplantısıyla iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Ülke genelinde asgari ücretli, memur ve emeklilerin ekonomik anlamda zorluk yaşadığına dikkat çeken Çalışkan, açlık sınırının artık yerini sefalet sınırına bıraktığını söyledi.
‘BU TABLO ARTIK SEFALET SINIRIDIR’
Çalışkan, her geçen gün daha da derinleşen ekonomik krizin berabe-rinde sosyal çöküşü, toplumsal huzursuzluğu ve ahlaki erozyonu getirdiğini belirterek, “Türkiye’miz adeta faiz lobilerinin, rant çetelerinin, dışa bağımlı ekonomi politikalarının ve vurdumduymaz yönetim anlayışının pençesinde can çekişiyor. 2025 yılının ortasına geldiğimiz şu günlerde, milletimizin hali perişandır. Açlık sınırı, yoksulluk sınırı gibi tanımlar bu tabloyu anlatmaya yetmiyor, bu tablo, artık bir sefalet sınırıdır. Emeklisi perişan, memuru çaresiz, çiftçisi küstürülmüş, esnafı borç batağına itilmiştir. Evladına harçlık veremeyen baba, tenceresini kaynatamayan anne, ay sonunu getiremeyen hane artık sessiz çığlıklar atmaktadır” dedi.


‘BAYRAM İKRAMİYESİ KURBAN HİSSE BEDELİYLE EŞİTLENMELİ’
Emeklilerin halinin de içler acısı olduğunu dile getiren Çalışkan, “Bakınız, Kurban Bayramı yaklaşıyor. Herkesin evine bir bayram neşesi girsin, bir sofra kurulsun istiyoruz. Ancak tablo ne yazık ki içler acısı. 2018 yılında emekli bayram ikramiyesi 1.000 liraydı. Aynı yıl Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan 850 liraya bir kurban hissesi alınabiliyordu. Gelelim bugüne. Emeklinin bayram ikramiyesi 4.000 lira, Diyanet’in açıkladığı kurban hisse bedeli 13.500 lira. Yani emeklinin eline geçen bayram ikramiyesi, bir kurban hissesinin üçte biri bile etmiyor. Bu mudur sosyal devlet? Bu mudur emekliye vefa? Emekli maaşı zaten 14.469 lira. Emekli bu maaşla ne torununa harçlık verebilir ne de gönül huzuruyla misafir ağırlayabilir. Belli ki Ramazan Bayramı’nda zekâta ve fitreye muhtaç kalan emekli, Kurban Bayramı’nda da komşusundan gelecek kurban etine muhtaçtır. Bugünden tezi yok, hükümet şartları zorlamalı ve emeklilerin bayram ikramiyesi en az Diyanet’in bir kurban hisse bedeli ile eşitlenmelidir. Bununla birlikte Temmuz ayından itibaren emeklilerimize seyyanen maaş artışı verilmelidir” diye konuştu.
‘EKONOMİ NEFESSİZ KALDI’
Çalışkan, 2025’in ilk çeyreğinde 43 şirketin iflas ettiğini belirterek, “2025’in yalnızca ilk çeyreğinde, Ocak-Şubat-Mart aylarında 43 şirket iflas etti, 583 şirket konkordato için geçici mühlet istedi. Ne demek konkordato? Şirketlerin ödeyemeyeceği borçlarını yeniden yapılandırma talebi. Yani 583 şirket daha iflas için sıraya girmiştir. Bu rakamlar bile ekonominin nefessiz kaldığının ispatıdır. Bu rakamlar, her gün binlerce insan çalıştıran birkaç şirketin kapısına kilit astığını gösteriyor. Bu rakamlar, istihdamın gerilediğini, şirketlerle birlikte ailelerin de iflas ettiğini gösteriyor. Halkın mutfağı yanıyor ama iktidar hâlâ “ekonomi büyüyor”, “yoksulluk bitti” masalları anlatıyor. Milletin bu masallara karnı tok. Artık, iktidarın bu kara rüyalardan uyanıp hayatın gerçekliğini görmesini istiyoruz. Yönetemiyorsanız bırakın. Düzeltemiyorsanız gidin” şeklinde konuştu.
‘VERGİ YAĞMURU DİNMİYOR’
Asgari ücretle geçinenlere de değinen Çalışkan, “Asgari ücretlinin durumu da içler acısı. 2024’te açlık sınırının altında kalan asgari ücret, 2025’te pula dönüştü. İktidar hâlâ “bakarız, değerlendiririz” diyor. Vergi yağmuru ise dinmiyor. Köprüden pasaporta,trafik ve vergi cezalarından muayeneye kadar her şeye zam geliyor. Bütçe açığını kapatmak için vatandaşa yüklenmek kolay ama yandaş şirketlerin milyarlık vergi borcunu tek kalemde silmek daha kolay. Artık bu düzene son verip, ‘önce millet’ demenin zamanı gelmiştir. Artık vatandaşın feryadını duymanın zamanı gelmiştir” ifadelerini kullandı.
‘SMA’LI ÇOCUKLAR DA UNUTULDU’
Ülke genelinde Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastası çocukların da unutulduğunu kaydeden Çalışkan, “Aileler kampanyalarla sokakta para toplamaya çalışıyor, feryatları yüreklerimizi yakıyor. Devlet, köprü yapıyor ama çocuğunu yaşatamayan babaya umut olamıyor. Oysa faize ayrılan bütçenin sadece %5’iyle tüm SMA’lı çocuklar tedavi edilebilir. Biz Yeniden Refah Partisi olarak diyoruz ki: Gerekirse bütçe tekniğindeki tercihleri değiştiririz ama bir tek çocuğumuzu çaresizliğe terk etmeyiz” dedi.
‘REFAHIN İKTİDARINI KURACAĞIZ’
Ülkedeki düzenin artık yürümediğini ifade eden Çalışkan, “Yeniden Refah Partisi olarak bu sömürü düzenine, bu faizci zihniyete, iktidarın bu vurdumduymazlığına “dur” demek için geliyoruz. Biz, milletin iktidarını kuracağız. Biz; adaletin, bereketin, üretimin, refahın iktidarını kuracağız. Bu sefer millet kazanacak. Bu sefer ahlak, adalet, vicdan kazanacak. Bizler; Yeniden Refah Partisi olarak 81 il teşkilatımızda binlerce teşkilat mensubumuzla birlikte kenetlenerek büyük bir heyecanla, kararlılıkla ve umutla çalışıyoruz. Milletimizin, İslam Alemi’nin ve tüm insanlığın her günü bayram günü gibi huzur ve mutluluk içerisinde yaşansın diye gayret ediyoruz. Ülkemizde ve tüm dünyada ‘Paylaşımda Adalet’ ve ‘Yönetimde Adalet’in hakim olması için mücadele ediyoruz. Milli Görüş’ün ‘Maddi Kalkınma’ ve ‘Manevi Kalkınma’ hamlelerini hayata geçirerek milletimizi maddi ve manevi sıkıntılarından kurtarmak için çalışıyoruz. Ve o günlerin çok uzakta olmadığına gönülden inanıyoruz” diye konuştu.

‘Lozan ile derdi olan karşısında bizi bulur’


Edirne’de uzun süre tepki ve hukuk mücadelesine neden olan Söğütlük İzzet Arseven Kent Ormanı’nın Millet Bahçesi olarak açılması için geri sayım sürerken, İYİ Parti Edirne İl Başkanı H.Hakan Şahin, “Lozan ile kazandığınız bu vatan toprağında davullarla zurnalarla güle oynaya ‘Millet Bahçenizi’ açabilirsiniz. Açılış konuşmalarınızda Lozan’dan ve Atatürk’ten bahsedebilir misiniz onu bilemem?” dedi.
İYİ Parti İl Başkanı H.Hakan Şahin, “Ne Milliyetçilik, ne Türkçülük, ne Atatürkçülük hiçbir siyasi partinin tekelinde değildir” diyerek başladığı yazılı açıklamasında şunlara yer verdi:
“Yüce Türk milleti ötekileştirilmekten, ayrıştırılmaktan artık yorulmuştur. Ülkemizin çekilmek istendiği iki kutuplu siyaset anlayışı telafisi olmayan hatalara imkan vermektedir. Israrla söylüyoruz ki ülkemizin bulunduğu bu durumdan kurtulmasının tek yolu güçlendirilmiş parlementer sistemdir. İYİ Parti olarak yüzünü millete dönmüş, milletin derdine çare olmak için var gücüyle çalışan, millet için siyaset yapan anlayışımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Yüksek sesle bir kere daha söylüyoruz Lozan ile derdi olan kim varsa her daim karşısında bizi bulacaktır.
Sevr Antlaşması ile Edirne’nin Yunanistan’a bırakılması öngörülmüştü. Lozan Antlaşması’nın 2. Maddesi ile Meriç Nehri sınır kabul edildi ve Edirne kesin olarak Türkiye’ye bırakıldı. Lozan’da Yunanistan’ın Batı Trakya’daki hakları tanınırken, Edirne’nin Türkiye’de kalması Türk diplomasisinin zaferi olmuştur. Edirneliler için Lozan vatan anlamı taşır. Şimdi Lozan ile kazandığınız bu vatan toprağında davullarla zurnalarla güle oynaya ‘Millet Bahçenizi’ açabilirsiniz. Açılış konuşmalarınızda Lozan’dan ve Atatürk’ten bahsedebilir misiniz onu bilemem? Bir Edirneli olarak sadece şunu söyleyebilirim Lozan bizim en önemli kırmızı çizgilerimizden biridir.”

‘Bu kirli düzene razı değiliz!’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal İşler Başkanı Av. Sinan Tekin, iktidarın her fırsatta ‘dindar nesil yetiştireceğiz’ diyerek ahlaki üstünlük iddiasında bulunduğuna dikkat çekerek, “Fakat anayasanın açık hükmüne rağmen ne kumarı engelliyor, ne de sanal bahisle mücadele ediyor. Tam tersine; devlet eliyle oynatılan şans oyunlarından milyarlar kazanıyor, ahlaki çöküşe ortak oluyor” dedi.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Tekin, yaptığı açıklamada, “Bizler bu kürsülerde laf olsun diye konuşmuyoruz. Bizler, milletin vicdanını, toplumun ahlakını savunuyoruz. Bizler, evlatlarımızı korumak için konuşuyoruz. Çünkü susmanın vebali var” diyerek şunları kaydetti:
‘DİJİTAL EKRANLAR ARTIK BİRER SANAL BATAKLIK’
“Yıllardır söylüyoruz: Önce Ahlak ve Maneviyat! Çünkü, ahlak giderse, toplum çöker. Maneviyat zayıflarsa, düzen bozulur. Milli Görüş işte tam da bunun için vardır.
Bu ülkeyi önce ahlakla, sonra üretimle ayağa kaldırmak için vardır. Bu davanın temelinde erdem, adalet ve helal kazanç vardır. Peki şimdi soruyoruz:
Bugün Türkiye nereye gidiyor? Gençler hangi örneklerle büyüyor? Hangi modelle yetişiyor? Sistemin sunduğu hayat tarzı nedir? Bugün evlatlarımızı kim eğitiyor? Okullar mı? Aileler mi? Yoksa ekranlar mı?
Dijital ekranlar artık birer sanal bataklık halini almıştır. Cep telefonları birer tuzak haline gelmiştir. Sosyal medya adeta bir uyuşturucudur. TikTok’ta bir video, Instagram’da bir ‘reklam’ gençliğin zihnini esir alıyor. Fenomenler çocuklara lüksü satıyor. Parayı, şöhreti, kolay yolu pompalıyor. Ve bu sahte hayatların peşine düşen gençler. Geceleri gizlice bahis sitelerine giriyor. Ailelerin birikimi, gençlerin umudu ekran başında tükeniyor.Borçlar birikiyor, ilişkiler yıpranıyor, yuvalar dağılıyor.
YASA DIŞI BAHİS
MASAK verileri açık: Türkiye’de her yıl yasa dışı bahis yoluyla milyarlar el değiştiriyor. 18-50 yaş arasında 5 milyon kişi bu işin içinde. 150 milyar TL’lik bir kara ekonomi! Kara para aklanıyor. Yasa dışı bahis çeteleri servet kazanıyor. Ve olan milletin evladına oluyor.
Sadece bağımlılık değil, bir suç ağı var! Peki bu paralar nereye gidiyor? Sorular ortada.Ama cevap yok!
Bu mesele bir neslin yok olma meselesidir. Bu bir ülke meselesidir. Bu bir gelecek meselesidir.
ANAYASA NE DİYOR?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 58. maddesi açıkça diyor ki: ‘Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.’
Bu madde sadece bir temenni değil, devletin anayasal yükümlülüğüdür. Yani devlet, gençliğini kumardan korumak zorundadır!
İktidar, her fırsatta ‘dindar nesil yetiştireceğiz’ diyerek ahlaki üstünlük iddiasında bulunuyor. Fakat anayasanın açık hükmüne rağmen ne kumarı engelliyor, ne de sanal bahisle mücadele ediyor. Tam tersine; devlet eliyle oynatılan şans oyunlarından milyarlar kazanıyor, ahlaki çöküşe ortak oluyor.
İŞBİRLİKLER BİR ANDA GELİŞMEDİ
Bu sabah kamuoyuna bir soruşturma haberi yansıdı. Dijital bir ödeme sistemi üzerinden yasa dışı bahis gelirlerinin aklandığı, 26 binden fazla hesabın 102 farklı yasa dışı bahis sitesinde kullanıldığı, yüz milyonlarca liralık suç gelirinin kripto cüzdanlara aktarıldığı artık resmi kayıtlarla sabittir. Ama unutmayalım: Bu organize ağ bir günde kurulmadı. Bu işbirlikler bir anda gelişmedi. Devletin denetim organları, BDDK, MASAK, ve ilgili bakanlıklar yıllarca bu tabloya göz yumdu. Ve şimdi 8 şirkete kayyum atandığı açıklanıyor.
Sormak zorundayız: Neredeydiniz bu hesaplar açılırken? Neredeydiniz çocuklar gece gizlice bahis sitelerine girerken? Neredeydiniz gençlerin kolay yoldan zengin olma hayalleriyle borç batağına sürüklendiği yıllar boyunca? Buradan iktidara soruyoruz: Neden anayasal görevinizi yerine getirmiyorsunuz?
‘BU KİRLİ DÜZENE RAZI DEĞİLİZ!’
Anayasayı hatırlatmak da, gençliği korumak da, ahlakı savunmak da bizim görevimizdir. Ve bu görevimizi sonuna kadar yerine getireceğiz! Biz Saadet Partisi olarak açıkça ilan ediyoruz: Bu kirli düzene razı değiliz!
BTK, MASAK, BDDK ortak sistem kurmalıdır. Sanal bahis şebekeleri acilen çökertilmelidir. TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulmalıdır. Sanal Kumar ve Suç Ekonomisi masaya yatırılmalıdır. Hesap sorulmalıdır! Helal kazancı teşvik eden gençlik politikaları hayata geçirilmelidir. Üretim odaklı projeler desteklenmelidir.
Bu çağrılar sadece birer talep değildir. Bunlar birer mecburiyettir. Çünkü gençlik kaybedilirse ülke kaybeder. Ahlak biterse millet çöker.”

Yeniden Refah’ta İl Divan Toplantısı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Sezgin, parti olarak 6 yılda 650 bin üyeye ulaştıklarını belirterek, ilk seçimde yüzde 3, ikincisinde yüzde 7 oy alarak Türkiye’nin 3. partisi olduklarını söyledi.
Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanlığı Mayıs İl Divan Toplantısı, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Sezgin’in ve Edirne İl Sorumlusu Fatih Akçay’ın katılımlarıyla parti binasında gerçekleştirildi.


Gündeminde aylık çalışmalar ve teşkilat çalışmalarının bulunduğu divan toplantısının açılış konuşmasını yapan Yeniden Refah Partisi Edirne İl Başkanı Hakan Çalışkan, çalışmalarını kararlılıkla ve titizlik içerisinde yürüttüklerini, çok çalıştıklarını ve çalışmalarının karşılığını almaya başladıklarını ifade ederek parti teşkilat üyelerine teşekkür etti. Çalışkan, “Yeniden Refah Partisi olarak, milletimizin huzuru, refahı ve geleceği için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.


Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Sezgin ise konuşmasında, “Yeniden Refah Partisi olarak 6 yılda 650 bin üyeye ulaştık. İlk seçimde %3 ikinci seçimde %7 oy alarak Türkiye’nin 3. partisi olduk. Birinci kırk yılda gerçekleştirilen muazzam hizmetlere, 2. kırk yılda Sayın genel başkanımızla devam edeceğiz. Trakya bölgesi bizim için önemli, Edirne’de çok güzel bir yönetim oluştu. Kısa zamanda önemli mesafe kat ettiler, özellikle teşekkür ediyoruz. Osmanlının bu kadim başkentinin önümüzdeki günlerde yeniden milli görüşün kalesi olacak inşallah. Genel merkez olarak daha fazla bölgeye vakit vereceğiz” dedi.
Sezgin, divan toplantısındaki konuşmasını Edirne il kongresine genel başkanlarının katılımıyla en iyi güzel faydalı hizmetleri yapılması dileklerinde bulanarak tamamladı.
İl Divan Toplantısı hatıra fotoğrafı ile birlik ve beraberlik mesajlarıyla sona erdi.

AK Parti’den ’27 Mayıs’ açıklaması ve sergi

Olgay GÜLER
AK Parti Edirne İl Başkanlığı tarafından, 27 Mayıs 1960 darbesinin yıldönümü dolayısıyla basın açıklaması yapılırken, ardından dönemin haberlerinden oluşan serginin açılışı gerçekleştirildi.
AK Parti Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığı tarafından, 27 Mayıs darbesinin yıldönümünde, 81 ilde eş zamanlı basın açıklaması düzenlendi. Edirne’deki açıklama parti il binasında, AK Parti İl Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Birim Başkanı Murat Nalça ve yönetim kurulu üyeleri tarafından gerçekleştirildi. Nalça açıklamada, 27 Mayıs 1960 darbesinin yıldönümünde vesayetçi ve darbeci zihniyeti kınamak için bir araya geldiklerini söyleyerek şu ifadelere yer verdi:
‘DEMOKRATİK SİYASET ÜZERİNDE BÜYÜK YARALAR BIRAKTI’
“Bu vesileyle öncelikle demokrasi şehitlerimiz Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’a Allah’tan rahmet diliyoruz. 27 Mayıs sadece tek bir darbe tarihi değildir. Maalesef ülkemizde darbeci zihniyetin doğuşunu ve vesayet mekanizmalarının kurgulanmasını temsil eder. O günden sonra birçok darbeci ve cuntacı cesaretini 27 Mayısçılardan almış ve 27 Mayısçıların kurguladığı düzenin içinde sivil ve demokratik siyaseti kontrol altında tutmak istemiştir. Milletin iradesi yerine vesayet zihniyeti geçirilmiştir. Bu bakımdan 27 Mayıs siyasi tarihimizde sürekli tekrar edecek olan bir zihniyetin tohumlarını saçmıştır. Darbeye giden yolun taşlarının döşenmesinden, darbenin yapılışına; hukuksuz Yassıada yargılamalarından millî iradeye kasteden idam kararlarına kadar her yönüyle demokratik siyasetimiz üzerinde büyük yaralar bırakmıştır.
‘DARBEYE GİDEN YOLLAR ADIM ADIM DÖŞENDİ’
Halbuki 14 Mayıs 1950’de milletin teveccühüyle iktidara gelen Adnan Menderes ve yol arkadaşları büyük bir kalkınma hamlesi başlatarak milletin gönlünde taht kurmuştu. Evvela ezan aslına döndürülmüş ve söz artık milletin olmuştu. Büyük hizmetlerle de adeta ihya olan millet, tek parti yıllarının ne denli bir zulüm dönemi olduğunu daha çok idrak etmişti. İşte tüm bu gelişmeleri hazmedemeyenler ilk günden itibaren Demokrat Parti’yi devirmenin peşinde olmuştu. Özellikle 1957’den sonra darbe tehditleri aleni bir hal almış ve darbe planları ayyuka çıkmıştır. Üniversite öğrencileri sokaklara dökülmüş, yalan haberlerle ve kışkırtma siyasetiyle darbe kazanı kaynatılmıştır. Darbeye giden yollar adım adım döşenmiş, milletin seçilmiş iradesine karşı her türlü kumpas kurulmuş ve darbecilerin yolu açılmıştır. Darbenin kışkırtıcıları maalesef cuntacıları sevinçle karşılaşmıştır.
‘ÜLKEMİZ DARBELERLE SÜREKLİ GERİLETİLDİ’
Dönemin CHP Genel Başkanı İsmet İnönü darbenin başına geçen ve hemen ertesi sabah kendisini arayıp “emrinizdeyiz Paşam” diyen Cemal Gürsel’e “büyük iş başardınız asıl ben sizin emrinizdeyim” diyerek CHP’nin darbecilikle tarihi ilişkisini açıkça dile getirmiştir. O tarihten bugüne CHP her türlü darbenin ya önünde ya arkasında ya da yanında durmuştur. Darbeciler milletin iradesini devirmekle kalmadılar. Adına mahkeme denilen Yassıada tiyatrolarını da kurarak Demokrat Partilileri haksız suçlamalarla aşağılayarak idama mahkûm ettiler. Yetmedi; bir daha millet iradesi bu ülkede muktedir olamasın diye devasa bir vesayet mekanizması inşa ettiler. Bu vesayet mekanizması her on yılda bir demokrasimize vurulan darbelerin kolaylaştırıcısı ve devletin milletten uzaklaştırılmasının kaynağı haline geldi. On yıllar boyunca milletin seçtiği hükümetler darbe ve idam tehditleri altında görev yapmak zorunda kaldı. Milletin iradesi yok sayıldı. Maalesef, takip eden yıllarda ülkemiz bu vesayet düzeninin yarattığı darbelerle sürekli geriletilmiştir.


‘VESAYETÇİ ZİHNİYET HALA YAŞIYOR’
AK Parti hükümetleri olarak göreve geldiğimiz ilk günden bu yana bu vesayetçilerle ve cunta heveslileriyle defalarca yüzleştik ve sonuna kadar mücadele verdik. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti döneminde bu vesayet mekanizmalarını milletimizin desteğiyle teker teker çökerttik. Devlet millet kucaklaşmasını inşa ederek milletin iradesini yeniden tesis ettik. Ancak unutmamak gerekir ki vesayet çökmüş olsa da bazı adreslerde vesayetçi zihniyet hâlâ yaşıyor. Vesayetçi ve cuntacı zihniyet; yine öğrencileri sokaklara dökenlerde, boykot çağrısı yapanlarda, sokakları yakıp yıkanlarda, tencere tava çalanlarda, kutsallara zarar verenlerde, “Ordu göreve” pankartı açanlarda, Cumhuriyet mitingleri düzenleyenlerde, darbe teşebbüsünü tankların önünden sıvışıp kahve içerek seyredenlerde tekrar tekrar tecessüm ederek hâlâ diri olduğunu bizlere her fırsatta gösteriyor. Ancak biz de buradayız. Demokrasi için hukuk için her türlü vesayet zihniyetine karşı dik duruşumuz sürecektir. Bu ülkenin vesayetçi ve cuntacı zihniyete feda edecek bir dakikası bile yoktur. Bizler “Durmak yok, yola devam” şiarıyla çalışmaya devam edeceğiz. 27 Mayıs darbesini ve onun getirdiği karanlığı bir kez daha kınarken, AK Parti olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde adalet, kalkınma ve demokrasi mücadelemizden bir an bile olsun geri durmayacağız.”

Sınırda çiçek hastalığı alarmı!


Edirne Milletvekili Ediz Ün, Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde baş gösteren ve hızla yayılan çiçek hastalığı nedeniyle Edirne’deki hayvan yetiştiricileri endişeli olduğuna dikkat çekerek, bu gelişme karşısında Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir soru önergesi verdi.
Milletvekili Ediz Ün, “Sınırımızda Çiçek Hastalığı Alarmı: Edirne’deki Hayvan Yetiştiricileri Endişeli” başlıklı yazılı açıklamasında, “Komşu ülkemiz Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde baş gösteren ve hızla yayılan çiçek hastalığı nedeniyle 80.000’den fazla küçükbaş hayvanın itlaf edilmesi Edirne’deki hayvan yetişicilerini tedirgin etmiştir. Özellikle sınır komşumuz Meriç (Evros) ilinde yaklaşık 30.000 hayvanın itlaf edildi” ifadelerine yer verirken, önergesinde Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı’ya şu soruları yöneltti:
“Edirne ve Trakya Bölgesi’nde çiçek hastalığı başta olmak üzere hayvan hastalıklarına karşı hangi tedbirler alınmıştır?
Yunanistan’da yaşanan bu salgın sonrası sınır bölgemizde ek önlemler uygulanmış mıdır?
Hastalığın yayılma süreciyle ilgili Yunanistan’dan tarafımıza resmi bir bildirim yapılmış mıdır? Bildirim yapıldıysa tarihi nedir?
Komşu ülke yetkilileriyle bu konuda doğrudan bir temas kurulmuş mudur? Kurulduysa elde edilen bilgiler nelerdir?
Bu salgının Türkiye’ye sıçramasını önlemek amacıyla alınan ve alınması planlanan önlemler nelerdir?”
Edirne Milletvekili Ediz Ün, hayvan yetiştiricilerinin haklı endişelerini ortadan kaldırmak, sınır bölgesinin sağlık güvenliğini sağlamak ve hayvancılık sektörünün koruma altına alınması için Bakanlığın hızlı bir biçimde önlemleri almasını ve bunu kamuoyuyla paylaşmasını istediklerini söyledi.

Gökçetepe’deki arazi iddiaları Meclis’te


Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Edirne İli Keşan İlçesi’ne bağlı Gökçetepe Köyü’nde bazı köy arazilerinin usulsüz biçimde satıldığı, bu satışlar sonucunda elde edilen gelirlerin köy tüzel kişiliği hesaplarına aktarılmadığı, bu paraların kişisel amaçlarla kullanıldığını yönündeki iddiaları İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya yönelttiği soru önergesi ile TBMM gündemine taşıdı.
İYİ Parti Milletvekili Prof. Dr. Akalın İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde şunlara yer verdi:
“Edirne İli Keşan İlçesi’ne bağlı Gökçetepe Köyü’nde iddialara göre, bazı köy arazileri usulsüz biçimde satılmış, bu satışlar sonucunda elde edilen gelirlerin köy tüzel kişiliği hesaplarına aktarılmadığı, bu paraların kişisel amaçlarla kullanıldığı iddia edilmektedir.
Köy tüzel kişiliğine ait araziler, 442 sayılı Köy Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca ancak belli usul ve denetim çerçevesinde değerlendirilebilir. Herhangi bir şahsi çıkar gözetilmesi hem Türk Ceza Kanunu hem de kamu görevlileri etik kuralları açısından ciddi bir suç teşkil etmektedir. Bu iddialar, sadece bir kişinin değil, kamu düzeni ve halkın güveni açısından da büyük önem arz etmektedir.
Bu bağlamda;

  1. Edirne Keşan Gökçetepe Köyü’nde köy tüzel kişiliğine ait arazilerin satışıyla ilgili İçişleri Bakanlığı’na veya Keşan Kaymakamlığı’na ulaşmış resmi şikayetler veya başvurular mevcut mudur? Varsa sayısı kaçtır ve hangi tarihlerde yapılmıştır?
  2. Bu şikayetlere istinaden Bakanlık veya mülki idare amirlikleri (kaymakamlık, valilik) tarafından herhangi bir idari inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa akıbeti nedir?
  3. Gökçetepe Köyü’nde satıldığı iddia edilen arazilerin toplam yüzölçümü ve tahmini değeri nedir? Bu satışlardan elde edilen gelirlerin köy bütçesine girip girmediği denetlenmiş midir?
  4. Bu iddialar doğruysa herhangi bir zimmet soruşturması açılmış mıdır? Açılmadıysa neden açılmamıştır?
  5. Bakanlığınız, köylerdeki kamu arazilerinin suistimal edilmesini önlemek için denetim mekanizmalarını güçlendirmeye yönelik herhangi bir çalışma yürütmekte midir?”